 |
1- Parmaklarımız Nasıl Oluşur
Vücudumuzun her parçasını tek tek inşa eden hücreler, altıncı haftadan sonra ellerimizi de inşa etmeye başlarlar. El ilk olarak oluştuğunda parmaklar yoktur, tek parçadan oluşan bir yelpaze gibidir. Ancak, bu aşamada mucizevi bir olay gerçekleşir. Eli oluşturan hücrelerden bazıları teker teker intihar etmeye başlar ve bu bölgelerde boşluklar oluşur. Bu boşluklar ise parmaklar arası boşluklardır. Böylece parmaklar şekillenir. Burada dikkat edilmesi gereken, parmakları oluşturacak hücrelerin hiçbir zaman intihar etmemeleridir. İntihar edenler, boşluklar için yer açması gereken hücrelerdir. Ve bu kararı Yüce Allah'ın üstün yaratışıyla aynı anda ve tam zamanında alırlar.
2- Yapraklar Sonbaharda Neden Dökülür?
Sonbahar yaklaşıp günler kısalmaya başladığında, yaprak hücreleri sonbaharın gelmek üzere olduğunu adeta anlarmışçasına hareket ederler. İlk olarak yaprağın büyüme hormonu, üreme oranını düşürmeye başlar. Bu işlemin ardından, yaprak sapının dala bağlandığı noktada yeni hücreler ürer. Bu hücreler, bu bağlantı noktasının üzerinde mantardan bir yatak oluştururlar. Bu noktaya "Apsis noktası" denir. Bu mantardan yatak, yaprağın dala olan bağlantısını oldukça zayıflatır.
Tam bu sırada, yaprak hücreleri bu sefer "etilen" olarak bilinen yeni bir hormon üretmeye başlarlar. Bu gaz biçimindeki hormon, yaprağın dala bağlantısının zayıflatılması işlemini daha da hızlandırır. Bağlantının zayıflamasıyla, yaprak en ufak bir esintide dahi daldan düşecek duruma gelir.
Hücrelerin görevi, yaprağın düşmesi ile tamamlanmaz. Bu defa hücreler, apsis noktasında, yaprağın kopmasından meydana gelen yaranın üzerini hemen bir mantar tabakası ile kaplar ve böylece yarayı tedavi ederler.
3- Köpek Balıkları Avlarını Nasıl Tespit Ederler?
Bütün canlılar, ısı yaymalarının yanı sıra elektrik de yayarlar. Karada yaşayan bir canlının bu akımları hissetmesi zordur. Çünkü hava bir yalıtkan görevi görür. Ancak suyun içerisinde durum farklıdır. Elektrik, doğal bir iletken olan suyun içerisine akar. Dolayısıyla bu elektriği hissedebilen bir canlı, son derece etkili bir duyuya da sahip olmuş olur.
Köpek balıklarının vücutlarında, içi jöle dolu çok sayıda oluk mevcuttur. Bu oluklar, yoğun olarak köpek balığının kafasında yerleştirilmiş olmasına karşın, balığın tüm vücudu boyunca da dağılmıştır. "Lorenzini ampülleri" olarak adlandırılan bu özel organlar, mükemmel birer elektrik algılayıcısıdır. Köpek balıkları ve vatozlar, bu algılayıcılarını kullanarak avlarını bulurlar. Bu organlar, başın ve hayvanın yüzündeki sivri kısmın üstünde bulunan gözeneklere bağlıdırlar ve elektrik algılayıcısı (elektroreseptör) olarak son derece hassastırlar. Öyle ki köpek balıkları, bir voltun 20 milyarda biri büyüklüğündeki akımları bile hissedebilirler. Bu muazzam bir güçtür. Günlük hayatta kullanılan kalem pilleri buna örnek olarak verebiliriz. 1.5 voltluk bu pillerden iki tanesini birbirinden 3000 kilometre uzağa koyduğumuzda, köpek balıkları bu pillerin yaydığı akımı hissedeceklerdir.
4- Suyun Termal Kapasitesi, Canlı Yaşam için Neden Son Derece Önemlidir?
Suyun "termal kapasitesi", yani suyun ısısını bir derece artırmak için gereken ısı miktarı, bilinen diğer sıvıların çok büyük bölümünden daha yüksektir. Suyun gizli ısısının ve termal kapasitesinin diğer sıvılara göre çok yüksek olması da denizlerin karalara göre daha geç ısınıp daha geç soğumalarını sağlar. Bu nedenle Dünya'da kara üzerindeki ısı farklılıkları en sıcak yer ile en soğuk yer arasında 140oC'ye kadar çıkarken, denizlerin ısı farklılığı en fazla 15-20oC arasında değişir. Aynı durum gece-gündüz arasındaki ısı farkında da yaşanır. Karada gece ile gündüz arasındaki fark, kurak ortamlarda 20-30oC'ye kadar çıkarken, denizlerde en fazla birkaç derecelik bir ısı farkı olur. Suyun bu kendine özgü termal özellikleri sayesinde, kış ile yaz ya da gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı daima insanların ve diğer canlıların dayanabileceği bir sınırda kalmaktadır.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 47. sayı (Mayıs 2008) 46. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 299 kez incelendi.
|
 |
|