 |
"De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka kimse bilmez…" (Neml Suresi, 65)
- Gayba iman etmek, müminler için neden önemlidir?
- Gayb haberleri, yalnızca gelecekle mi ilgilidir?
- Cinler vesilesiyle kehanette bulunduğu iddia eden kişilere inanmak, neden büyük bir yanılgıdır?
Gayb haberleri (insanın duyuları aracılığı ile algılayamadığı, görünmeyen, bilinmeyen, şahit olunmayan bilgiler, geleceğe ve geçmişe dair olaylara dair haberler), kullarına bilgisinin dilediği kadarını açan Allah'ın sonsuz ilminin önemli örneklerinden biridir. Tüm yaşamını Allah'ın rızasını kazanmak için geçiren müminlerin en önemli özelliklerinden biri, Rabbimiz'in Kuran'da bildirdiği ve Peygamber Efendimiz (sav)'e vahyettiği bu gayb haberlerine olan samimi imanlarıdır. Sonsuz ilim sahibi Yüce Allah, Kuran'ın birçok ayetinde gaybı bilenin, yalnızca Kendisi olduğunu bildirmektedir. Bu ayetlerden biri şöyledir:
"(Allah:) "Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver" dedi. O, bunları onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: "Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten Ben bilirim, gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da Ben bilirim." (Bakara Suresi, 33)
Gayba Iman Etmek Neden Önemlidir?
Yüce Allah'ın kullarına bir hidayet rehberi ve öğüt olarak indirdiği Kur'an-ı Kerim'de müminlerin en belirgin özellikleri şöyle bildirilmiştir:
"Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. Ve onlar sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler, ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. Işte bunlar Rablerinden olan bir hidayet üzeredirler. Işte kurtuluşa erenler bunlardır." (Bakara Suresi, 3-5)
Ayetlerde, kurtuluşa erecek olanların ancak bu sayılan özelliklere sahip olan müminler olacağı bildirilmektedir. Bu özelliklerin en başında ise gayba iman bildirilmektedir. Allah'ın kontrolünde olduklarını bilen müminler, kainatta insanın tam olarak kavrayamadığı başka hakikatlerin de olduğunun bilincindedirler. Her insan ancak belli şeyleri görebilir, belli şeyleri duyabilir, aklının alabildiği, Yüce Allah'ın izin verdiği kadarını anlayabilir. Bu acizliklerinin farkında olan ve Allah'a gönülden iman eden müminler bu nedenle, Allah'ın Kuran'da kendileri için gayb olduğunu bildirdiği hakikatlere de gönülden iman ederler. Gayba iman etmek, onların Rabbimiz'e samimi teslimiyetlerinin en açık delillerinden biridir.
Rabbimiz Dilediği Kullarına Özel Ilim Verir
Allah'ın kendilerine özel ilim verdiği kişiler, bu ilim sayesinde Allah'ın izniyle geçmişten ve gelecekten haber verebilmekte, yaşanan olayların iç yüzünü görmekte, bunlardan farklı sonuçlar çıkarabilmektedirler. Örneğin Kuran'da bildirilen ve Hz. Musa'nın kendisine ilminden öğretmesi için tabi olduğu ilim sahibi kişi, bunlardan biridir. Hz. Hızır olduğu kabul edilen bu kişi, Allah'ın kendisine bildirdiği kadarıyla olayların iç yüzünü, nasıl gelişeceğini bilebilecek bir ilme sahiptir. Bu nedenle, gelişecek olaylara göre önceden tedbir alabilmektedir. Yüce Allah'ın kaderde belirlediği bu tedbirler, dışarıdan bakan ve bu ilmin bilincinde olmayan birisine şaşırtıcı gelebilmektedir.
Kuran'da bildirildiği üzere; Hz. Muhammed (sav) de Allah'ın izniyle gaybtan, geleceğe dair birçok haber vermiş, Hz. Yusuf da, yaşanacak olayları önceden bilmiş ve rüyaları yorumlayarak (Yusuf Suresi, 21) meydana gelecek olayları söylemiştir.
Hz. Süleyman'a ise bazı canlıların konuşma dili öğretilmiş, kuşlar, şeytanlar ve rüzgarlar emrine verilmiştir. (Sad Suresi, 36-38) Rabbimiz, kendilerine özel ilim verilen elçileriyle ilgili olarak ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
"O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.) Ancak elçileri (peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka. Çünkü O, bunun önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici)ler dizer." (Cin Suresi, 26-27)
Cinler Gaybı Bilemez
Bazı insanlar cinlerin gaybı bildiği yönünde yanlış bir inanışa sahiptir. Ancak gayb konusunda cinler de tıpkı insanlar gibi, Allah'ın bildirdiği dışında herhangi bir bilgiye sahip değillerdir. Gayba dair söyledikleri ise birer zan ve tahminden ibarettir. Nitekim emrindeki cinlerin, yere yığılıp düşene kadar Hz. Süleyman'ın öldüğünü dahi anlayamamaları bu konudaki en açık delillerden biridir. Kuran'da bu durum şöyle bildirilmektedir:
"Böylece onun (Süleyman'ın) ölümüne karar verdiğimiz zaman, ölümünü, onlara, asasını yemekte olan bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi. Artık o, yere yıkılıp-düşünce, açıkça ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılanıcı bir azap içinde kalıp-yaşamazlardı." (Sebe Suresi, 14)
Kehanette Bulunmak Kuran Ahlakına Aykırıdır
Günümüzde sık sık karşılaştığımız, gelecekten veya geçmişten haber verdiğini iddia eden kahinler ve falcıların da gaybı bilmeleri mümkün değildir. Iman etmeyen cinlerle işbirliği halinde olan bu kişiler, zan ve tahminle yalan söylemektedirler. Kehanet adı verilen bu uydurmalar, Allah inancı zayıf bazı insanlar üzerinde etkili olabilmektedir. Allah'ın belirlediği kader dışında hiçbir şeyin gerçekleşemeyeceğini bilmeyen bu insanlar, korku ve endişeye kapılmakta, kendilerince tedbir almak amacıyla akıl ve mantık dışı yöntemlere başvurarak komik duruma düşmekte, böylece şeytanın oyununa gelmektedirler.
Daha önce de belirttiğimiz gibi gaybı yalnızca Yüce Allah ve O'nun dilemesiyle ilim verdiği kişiler bilebilirler. Falcılık ile geleceğe ve geçmişe dair bilgiler edinip bunlara göre hareket etmenin sapkın ve kötü ahlak özelliklerinden olduğu bir ayette şöyle bildirilmektedir:
"Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz." (Maide Suresi, 90)
Kadere Iman, Gayba Imandır
Sonsuz ilim sahibi olan Yüce Rabbimiz, kainattaki tüm varlıkları bir kader ile yaratmıştır. Allah'ın yarattığı kader kusursuzdur. Müminler de, kendileri için bir gayb olan kadere inanırlar ve Allah'ın onu en mükemmel şekilde yarattığını, sonuçta kendileri için en güzel ve hayırlı olanın gerçekleşeceğini bilirler. Nitekim Allah, iman eden kullarına vaatte bulunmuş, onları en güzel sonuç olan cennetle müjdelemiştir. Kuran ayetlerinde şu şekilde bildirilmektedir:
"Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şeyle zulme uğratılmayacaklar. Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) Kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir." (Meryem Suresi, 60-61)
Gayb Yalnızca Geleceğe Değil, Geçmişe Ait Bilgileri de Kapsar
Gayba ait bilgilerin, genellikle sadece geleceğe ait, bilinmeyen bilgiler olduğu düşünülmektedir. Oysa gayb, hem geçmiş hem de geleceğe dair haberleri içermektedir. Geçmişte yaşananlar da gelecekte yaşanacak olanlar da, Allah Katında saklı bulunan bilgilerdir. Ancak Allah, Kendi Katında bulunan gayb bilgilerinden bazılarını, elçileri vasıtasıyla insanlara bildirerek bunları bilinir, müşahede edilir hale getirmektedir. Örneğin Yüce Allah bazı Kuran ayetlerinde geçmişe yönelik bilgiler vererek, Peygamberimiz (sav)'e bunların gayb haberleri olduğunu şu şekilde bildirmiştir:
"Bunlar: Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin bundan önce bilmiyordun. Şu halde sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç takva sahiplerinindir." (Hud Suresi, 49)
Gayb Hakkında Kesin Konuşmamak
Allah insanların gayb hakkında bir tahminde ya da bir iddiada bulunurken kesin konuşmamalarını emretmiştir. Çünkü insan ne iddiada bulunursa bulunsun, sonuçta Allah'ın dilediğinin dışında hiçbir şey gerçekleşmeyecektir. Bu nedenle Müslümanlar, gayb içinde yalnızca Allah'ın dilediklerinin gerçekleşeceğine iman ettikleri için, bir dakika sonrası için bile olsa hiçbir şekilde kesin bir dille konuşmaz ve sözlerini "Allah'ın dilemesiyle" anlamına gelen "InşaAllah" diyerek bitirirler. Müminlerin titizlik göstermeleri gereken bu davranış, Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
Gayb Hakkında Kesin Konuşmamak
"Hiçbir şey hakkında: "Ben bunu yarın mutlaka yapacağım" deme. Ancak: "Allah dilerse" (inşaAllah yapacağım de)..." (Kehf Suresi, 23-24)
Yüce Allah’ın "…Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok…" (Bakara Suresi, 32) ayetinde bildirdiği üzere, her konuda tek bilgi sahibi olan Yüce Rabbimiz’dir.
Bizim geçmiş ve gelecek olarak isimlendirdiğimiz olay ve bilgilerin tamamı, Allah Katında saklı duran gayb haberleridir. İlim bakımından herşeyi kuşatan Allah, dilediği zaman dilediği kişiye bu haberlerden bazılarını vererek, gaybın bir kısmını insanlar için bilinir hale getirmektedir.
Peygamberimiz (sav)'in Mucizesi: Gayb Bilgisi
Allah'ın kutlu peygamberi Hz. Muhammed (sav), hem Kuran ayetleriyle hem de özel olarak kendisine gelen vahiy sonucu, geçmişle, yaşadığı zamanla ve gelecekle ilgili bilgiler almıştır. Allah'ın dilemesiyle, birçok konuda kimsenin bilemeyeceği gayb bilgisine sahip olmuştur. Bu ilim vesilesiyle zorluk zamanlarında Müslümanları fetihle müjdelemiş, daha pek çok müjde vererek onların şevklerini artırmıştır. Peygamberimiz (sav)'in Müslümanlara önceden müjdesini verdiği bu olaylar, birer mucize olarak ardı ardına gerçekleşmiştir.
Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği ve içinde bulunduğumuz dönem içinde gerçekleşmiş bulunan pek çok olay da vardır. Hz. Muhammed (sav) kendi yaşadığı dönemden 1400 yıl sonrasında meydana gelecek olayları, sanki o dönemi izlemiş gibi detaylı olarak anlatmıştır. Kuyruklu yıldızın doğması, Iran-Irak Savaşı, Kabe baskını, Güneş'ten bir alametin belirmesi, sahte mesihlerin ortaya çıkması, fitnelerin çoğalması ve ahlaki çöküş gibi alametler, Hz. Mehdi'nin zuhuru ve Hz. Isa'nın nüzulu öncesinde ahir zamanda yaşanacak olan alametlerin yalnızca birkaçıdır. Kütüb-i Sitte muhaddisleri Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, Ibn-i Mace ve daha pek çok muhaddis (hadis alimi), Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen hadislerdeki bu gayb haberlerinin doğruluğu hakkında ittifak halindedirler. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav)'in haber verdiği gaybi bilgilerin tümü gerçekleşmiş ve gerçekleşmeye de devam etmekte, insanlar bu mucizelere şahit olmaktadırlar.
Kuran’da peygamberlere ve diğer bazı salih müminlere de gaybe ait bilgiler verildiği bildirilmektedir. Örneğin Hz. Muhammed (sav)’e Mekke’nin fethi (Fetih Suresi, 27) ve Rum’un putperestlere karşı galibiyeti (Rum Suresi, 3-4), Hz. Yusuf’a kardeşlerinin tuzaklarının boşa çıkacağı haber verilmiş (Yusuf Suresi, 15), Hz. Musa’nın annesine, suya bıraktığı çocuğunun yaşayacağı ve peygamber olacağı bildirilmiştir. (Kasas Suresi, 7)
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in gayb haberi olarak gerek Hz. Isa, Hz. Mehdi ve ahir zaman alametleri, gerekse geçmişte yaşanmış olaylar hakkında bildirdiği mucizeler tüm Müslümanlar için büyük bir müjde, Allah'tan bir yardım ve lütuftur. Bu mucizeler, Allah'ın izniyle iman edenlerin imanlarını daha da güçlendirecek ve Allah'ın Peygamberimiz (sav)'e indirdiği Yüce kitabı Kuran-ı Kerim'e daha büyük bir şevkle bağlanmalarına vesile olacak birer delildir.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 47. sayı (Mayıs 2008) 14. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 320 kez incelendi.
|
 |
|