 |
"Kötülüğü en Güzel Olanla Uzaklaştır…" (Müminun Suresi, 96)
Kibirlenen birine tevazu göstermek, onu onore etmek, haksızca öfkelenen birini sakinleştirmek ve alttan almak, tartışmak isteyen birine güzel söz söylemek...
Kötülüğe iyilikle karşılık vermek, iman etmeyen insanların anlayışına son derece aykırı olan bir tutumdur. İslam ahlakında ise barış, hoşgörü ve tevazunun önemini ve müminlerin yüksek ahlakını gözler önüne seren önemli ahlak özelliklerinden biridir.
Her toplumda yaygın olan, ancak içerisinde bazı eksiklikler ve yanlışlıklar bulunan bir iyilik anlayışı vardır. Örneğin Kuran ahlakını yaşamayan kimseler iyiliği, zaman zaman küçük bir yardımda bulunmak olarak algılar ve bunu da çoğunlukla karşı tarafa bir lütuf olarak yaparlar. Gerçek iyiliğin ne olduğu ise ancak Kuran ayetlerinden öğrenilebilir. Kuran'da bildirilen iyilik, müminin tüm hayatını kapsar ve tüm yaşamı boyunca uyguladığı bir ibadettir. Müminlerin iyilik anlayışını yaygın olan iyilik anlayışından farklı kılan en önemli özellik ise, müminlerin kötü bir ahlak ya da sözle karşılaştıklarında dahi buna iyilikle karşılık vermeleridir. Hiçbir karşılık beklemeden gösterilen bu güzel tavrın mükafatı da şüphesiz Allah Katındadır.
Güzel Ahlak ve Güzel Söz Vicdanı Etki Eder
Kötülüğe iyilikle karşılık vermek, Kuran'da bildirilen bir hikmeti içermektedir. Bu hikmet, iyilikle karşılık verilen kişinin, düşman dahi olsa yumuşayarak sıcak bir dost haline gelmesidir. Yüce Allah bu durumu Kuran'da şöyle bildirmektedir:
"İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir." (Fussilet Suresi, 34)
Ayette bildirildiği üzere Kuran ahlakında, daima en güzel davranış hedeflenir. Örneğin konuşurken de, Allah'ın "Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle…" (İsra Suresi, 53) ayeti gereği sözün en güzeli kullanılır. Yüce Allah, kötülüğe iyilikle karşılık vermeyi, güzelliğe ise daha güzeliyle karşılık vermeyi güzel ahlak özelliği olarak bildirmiştir. Kuran'da bir selama öncelikle daha güzeliyle ya da aynısıyla karşılık verilmesi gerektiği ise şöyle bildirilmiştir:
"Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin..." (Nisa Suresi, 86)
Tüm bu Kuran ayetlerinde bildirildiği üzere, müminler karşılarındaki kişiyi her zaman güzel ahlakla ve güzel sözle doğru yola davet ederler. Hoşgörülü ve adaletli davranır, sert üsluptan kaçınırlar. Çünkü sadece Allah rızası için yaşamlarını sürdüren müminler, güzel ahlakın Allah'ın izniyle karşılarındaki kişinin vicdanına etki edeceğini bilirler.
Sert ve Aksi Bir Üslubun Kuran Ahlakında Yeri Yoktur
Sert bir üslup, Allah'ın müminlere emrettiği üslupla hiçbir şekilde uyuşmaz. Rabbimiz, Kuran'da mümin ahlakını; yumuşak sözlü, kavga ve çatışmadan kaçınan, en aleyhte görünen insanlara karşı dahi ılımlı ve dostça yaklaşan, tevazulu, sabırlı, merhametli, sevecen bir karakter olarak bildirmektedir. Kuran ayetleri incelendiğinde, ılımlı, yumuşak, hoşgörülü bir üslubun tüm peygamberlerin ortak özelliği olduğu görülmektedir. Yüce Allah, Hz. İbrahim'in üstün ahlakını "... Doğrusu İbrahim, çok içli, yumuşak huyluydu." (Tevbe Suresi, 114) ayetiyle bildirmektedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in ahlakını bildiren bir ayet ise şöyledir:
"Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi..." (Al-i İmran Suresi, 159)
Müslümanlar, sadece din ahlakını yaşamak ve anlatmakla sorumlu olan, insanların üzerinde hiçbir şekilde zorba ve zorlayıcı olmayan, en zalim insanlara bile onları bu durumlarından vazgeçirip adaleti sağlamak için "yumuşak söz" söylemekle sorumlu tutulan kimselerdir. Bu üstün ahlaka sahip olan müminlerin uzlaşmacı olmayan, sert ve olayları tırmandıran bir politika izlemeleri kesinlikle mümkün değildir.
Öfkeli Bir Üslup ve Hoşgörüsüzlük Toplum için Büyük Tehlikedir
Günümüzde hangi gruba veya inanca ait olursa olsun radikal eğilimler, dünya barışını ve güvenliğini tehdit eden unsurların başında gelmektedir. Radikaller sert, sivri, hatta kimi zaman saldırgan bir üslup kullanan kimseler olarak bilinmektedir. Toplum için büyük bir tehlike olan radikalizmin en belirgin özelliği "öfkeli üslup"tur. Radikal kimselerin konuşmalarında, yazılarında ve gösterilerinde belirgin biçimde ortaya çıkan bu üslup, İslam ahlakında hiçbir yeri olmayan "öfkeli soy koruyuculuğu"nun (Fetih Suresi, 26) bir ifadesidir. Kuran'da Müslümanlar öfkelendikleri zaman bunu yenen, akılcı, itidalli ve ılımlı insanlar olarak bildirilmektedir. Her zaman uzlaşmayı, çatışmaları karşılıklı hoşgörü çerçevesinde çözüme kavuşturmayı ve olayların olumlu yönlerini görmeyi tercih ederler. Karşılaştıkları her olayda, barışçıl ve sakinleştirici bir tavır gösterirler. Bir ayette Müslümanların bu özellikleri şöyle bildirilir:
"Onlar bollukta da darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlardan bağışlama ile geçenlerdir. Allah iyilik yapanları sever." (Al-i İmran Suresi, 134)
Öfkeli bir üslupla düşüncelerini kabul ettirmeyen çalışan kişilerin aksine Müslümanlar kendileriyle aynı düşünce ve inanca sahip olmayan kişilerle konuşurken ve onlara İslam ahlakını anlatırken son derece nezaketli ve saygılı bir üslup kullanırlar. Amaçları hiçbir zaman karşılarındaki insanı zorlamak değildir. Bir Kuran ayetinde bildirildiği gibi, "dinde zorlama (ve baskı) yoktur." (Bakara Suresi, 256) Müslümanların sorumluluğu, Allah'ın Kuran'da bildirdiği ahlakı en güzel şekliyle insanlara anlatmak ve seçimi karşılarındaki insanın vicdanına bırakmaktır. Yüce Allah, bir Müslümanın diğer insanlara karşı kullanacağı üslubun nasıl olması gerektiğini bir ayette açıkça bildirmektedir:
"Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir." (Nahl Suresi, 125)
Kuran’da Bir Örnek…
Kötülüğe iyilikle karşılık vermek konusunda müminlere yol gösteren örneklerden biri Kuran'da bildirilen Hz. Musa kıssasıdır. Hüküm ve hikmet sahibi Allah, Hz. Musa'ya ve Hz. Harun'a Firavun'a gitmelerini ve ona "yumuşak söz" söylemelerini ayetlerde şöyle bildirmiştir:
"İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar." (Taha Suresi, 43-44)
Firavun kendi devrinin zulüm ve Allah'ın varlığını kabul etmek istememe konusunda en ileri gitmiş kişilerinden biridir. Kendini putlaştırarak (Yüce Allah'ı tenzih ederiz), iman edenlere (devrin İsrailoğulları'na) korkunç zulümler ve katliamlar uygulamış zorba bir kişidir. Buna rağmen, Firavun'a giderken dahi Allah, peygamberlerine "ona yumuşak söz söyleyin" şeklinde buyurmaktadır. Dikkat edilirse Yüce Allah'ın bildirdiği yöntem, ılımlı bir üslupla diyalog kurmaktır. İğneleyici sözler, öfkeli sloganlar, heyecanlı protesto gösterileri ile çatışmak, Allah'ın bildirdiği ahlaka ve tebliğ üslubuna uygun değildir.
Müminler Hiçbir Koşulda İyilikten Taviz Vermezler
Hz. Musa kıssası örneğinde de görüldüğü gibi iman edenler, hayatları boyunca birbirinden farklı birçok insanla karşılaşabilirler. Ama karşılarındaki insanların tavırlarına göre, onlar da ahlak anlayışlarını değiştirmezler. Çünkü karşı tarafın kötü bir ahlak göstermesi kişinin kendisinin de kötü ahlak göstermesine bir gerekçe değildir. Her insan Allah'a karşı yaptıklarından tek başına sorumludur. Dahası kötü bir tavra karşı şefkat, merhamet ve güzel ahlak gösterebilmek, Kuran ahlakına göre üstün bir kişiliğin göstergesidir. Çünkü müminin bu tutumu, onun sadece Allah'ın razı olması için sabırla hareket ettiğini ve Yüce Allah'a olan bağlılığının gücünü gösterir. Dolayısıyla tüm Müslümanların, Kuran ahlakının ruhuna ve özüne aykırı olan her türlü sert, öfkeli, çatışmacı üsluptan tamamen uzak durmaları, bunun yerine sonsuz rahmet sahibi Allah'ın Kuran'da bildirdiği ılımlı, hoşgörülü, sakin ve akılcı üslubu benimsemeleri gerekir. Müslümanlar; olgunlukları, hoşgörüleri, insancıllıkları, itidal, tevazu ve sükunetleri ile tüm dünyaya örnek olmalı ve Kuran ahlakının yayılmasına vesile olmalıdırlar. Yüce Allah bu güzel ahlakı gösteren kullarını şöyle müjdelemektedir:
"İşte onlar; sabretmeleri dolayısıyla ecirleri iki defa verilir ve onlar kötülüğü iyilikle uzaklaştırıp kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler." (Kasas Suresi, 54)
"...Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlara bir öğüttür. Ve sabret. Gerçekten Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez. " (Hud Suresi, 114-115)
"...Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır."(A'raf Suresi, 56)
Tüm insanları güzel ahlaka çağırarak, din ahlakını anlatan, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran müminler, çevrelerindeki insanlara karşı kesinlikle dışlayıcı davranışlar sergilemezler. Hiçbir durumda hoşgörü ve tevazularından ödün vermezler. Bu, onların Allah korkuları ve güzel ahlaklarının önemli bir göstergesidir.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 46. sayı (Nisan 2008) 60. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 332 kez incelendi.
|
 |
|