 |
Bediüzzaman’ın Hayatından Kesitler
Doğu’ya Üniversite Açtırma Çabası
Üstad'ın İstanbul'a geliş sebebi Doğu’da bir üniversite açılması meselesini zamanın yönetimine iletmekti. Nitekim Abdülhamit'e bir dilekçe vererek, bu isteğini yazılı olarak dile getirmiştir. Ancak halkın düşündüklerini ve arzularını rahat rahat dile getiremediği böyle bir dönemde, Üstad'ın fikirlerini cesur bir şekilde dile getirmesi oldukça dikkat çekmiş ve bu durum onun 1908 yılında Yıldız Askeri Mahkemesine çıkmasına sebep olmuştur. Bediüzzaman buradan çeşitli bahanelerle Topbaşı Tımarhanesine gönderilmiş ve kendisini kontrol eden doktorlar Üstad için şunları söylemiştir: "Eğer Bediüzzaman'da zerre kadar mecnunluk eseri varsa, dünyada akıllı adam yoktur." Nitekim, doktorları Üstad'a kendisine yapılan bu haksızlıktan dolayı itidal tavsiye etmiş ve özür dileyerek, üzüntülerini dile getirmişlerdir.
Bu olaydan sonra, bu kez de 1909 yılında Üstad, ortada hiçbir sebep yokken 31 Mart isyancılarıyla birlikte İstanbul Üniversitesi'nin arkasındaki Bekir Ağa bölüğü hapishanesine, idamlıklar koğuşuna kapatıldı. Bu olayla ilgili olarak İstanbul Divan-ı Harb-i Örfisine çıkartıldı. Mahkeme başkanı Hurşit Paşa'nın kendisine idam cezasını hatırlatarak tehditkar konuşması üzerine, "Mazlumiyetle ölmek, zalimiyetle yaşamaktan hayırlıdır" sözleriyle noktaladığı hayranlık veren savunması üzerine serbest bırakıldı.
Bediüzzaman’dan Hatırlatmalar
Müminlerin Tesanüdü
Tesanüd konusunda bizler için en güzel örneği Bediüzzaman'ın bizzat kendisi oluşturur. Üstad'ın, Müslüman kardeşlerine olan düşkünlüğü, şefkat ve merhameti, her zaman onların sıkıntıya düşmesini engelleyici tavrı üstün bir ahlakın göstergesidir. Bediüzzaman, kendinden daha fazla düşündüğü Müslümanların dünyada ve ahirette sevinç ve huzur içinde olmaları için, tüm sıkıntılara sabretmelerini ve tesanüdü zedeleyecek tavırlardan kaçınmalarını birçok kez tavsiye etmiş ve hatırlatmıştır. Arkadaşlarına herşeye daima güzel gözle bakmalarını, birbirlerinin eksiklerini tamamlamalarını öğütlemiştir. İşte Üstad'ın bu hikmetli sözlerinden biri şöyledir:
"Biliniz: En esaslı kuvvetimiz ve nokta-i istinadımız, tesanüddür. Sakın sakın bu musibetlerin verdiği asabilik cihetiyle birbirinizin kusuruna bakmayınız. Kısmet ve kadere itiraz hükmünde olan şekvalar(hoşnutsuzluk) ve "Böyle olmasaydı şöyle olmazdı" diye birbirinizden gücenmeyiniz… Biz sabır ve şükür ve kazaya rıza ve kadere teslim ile mukabele ederek tâ inayet-i İlahiye imdadımıza gelinceye kadar, az zamanda ve az amelde pek çok sevab ve hayrat(hayır) kazanmağa çalışmalıyız."
Üstad bir başka sözünde ise Risale-i Nur'u takip edenlere zorlukların ve sıkıntıların arttığı zamanlarda sabretmeleri ve tesanüdü zedeleyecek şeylerden kaçınmaları öğüdünde bulunmuştur:
"Aziz kardeşlerim! Evvel âhir tavsiyemiz: Tesanüdünüzü muhafaza; enaniyet, benlik, rekabetten tahaffuz(sakınma) ve itidal-i dem (soğukkanlılık) ve ihtiyattır." (Şualar, s. 312)
"Bu Cuma gününde mühim bir hizb okurken siz hatıra geldiniz. "Bu musibetten kurtulmak için ne yapacağız?" lisan-ı hâl ile dediniz. Benim kalbime bu geldi: Sıkı bir tesanüdle, el ele, omuz omuza veriniz. Çünki; birbirinden ve Risale-i Nur'dan ve benden çekinmek ve inkâr etmek ve bizi ezmek istiyen gizli kuvvete dalkavukluk etmek gibi tedbirleri yapanların zarardan başka hiçbir menfaatleri yoktur… Hem mesleğimiz hıllet (samimi dostluk) ve uhuvvet (kardeşlik) olduğundan, şahsiyet ve enaniyet cihetinden bir rekabet olmaz. Benim gibi çok kusurlu ve çok zaif bir bîçarenin noksaniyetlerine değil, belki Risale-i Nurun kemalâtına (iyiliklerine) bakmalı." (Şualar, s. 310)
"Uhuvvetkarane (kardeşcesine) tesanüd etmek ve kardeşleri tenkit etmemek hayat, vahdet (birlik) ve ittihadın neticesidir." (Hizmet Rehberi, Altıncı Bölüm, 181)
"Sıkı bir tesanüdle, el ele, omuz omuza veriniz." (Tarihçe-i Hayat, Beşinci Kısım: Denizli Hayatı, 376)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 43. sayı (Ocak 2008) 48. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 356 kez incelendi.
|
 |
|