Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7828 tanesi Türkçe, toplam 9229 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Gözardı Edilen Kuran Hükümleri: İlmi Araştırma Sayı 43 - TÜRKÇE
Ocak 2008
İşte bu (Kur’an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O’nun yalnızca bir tek İlah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurmadır. (İbrahim Suresi, 52)
Cimrilik Yapmamak, Malı Yığıp Biriktirmemek
Kuran ahlakını gereği gibi kavrayamamış bazı kişiler sahip oldukları yanlış infak anlayışına göre vicdanlarını rahatlatmak için mallarından az bir miktar verir, büyük bir dini vecibeyi yerine getirmenin huzuru içinde mallarının geri kalan bölümünü ellerinde tutarlar.
Allah'ın Kuran'da bildirdiği infak ise tamamen farklıdır. Kuran'a göre infak etmedeki ölçü şöyledir:
"... Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "İhtiyaçtan artakalanı." Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz." (Bakara Suresi, 219)
Kendisinden isterler korkusuyla Allah'ın verdiği malı ve nimetleri gizleyen ve biriktiren kimselerin ahiretteki acı akıbetleri Kuran ayetlerinde şöyle haber verilmiştir:
"...Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele. Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı tadın" (denilecek)." (Tevbe Suresi, 34–35)
Kuşkusuz bir müminin kendine ait malının ya da maddi imkanlarının olması meşru bir durumdur. Ancak burada kastedilen ihtiyaç içerisinde olan insanlar varken kişinin ihtiyacı olmadığı halde malının fazlasını elinde tutup bu ihtiyaç içerisindeki kişilere yardım etmemesidir. Bu, Kuran ahlakına uygun olmayan bir davranıştır. Bir kişi malının büyük bir kısmını infak edip ihtiyacından çok daha fazla olan kısmını kendine ayırıyor ya da ilerisi için saklıyorsa yukarıdaki ayetlerde bildirilen yanlış zihniyete meyletmiş olur. Çünkü cimrilik ve malı yığıp biriktirmenin ardında yatan temel sebepler, gelecek endişesi, fakirlik korkusu ve dünyayı ahiretten ön planda tutma yanılgısıdır. Bunların sebebi de Allah'a karşı duyulan güvendeki eksiklik (Yüce Allah’ı tenzih ederiz.) ve imani zayıflıktan kaynaklanan önemli bir sorun olan tevekkülsüzlüktür. Bu nedenle halis bir müminin küçük çıkarlara tamah etmekten ve dolayısıyla dünyada ve ahirette büyük bir kayba uğramaktan çekinip korkması ve Allah'ın bu hükmünü titizlikle yerine getirmesi gerekmektedir.
Başkalarını Uyarıp Kendini Unutmamak
Kuran ayetlerini iyi bilen, zeki ve tecrübeli bir kişi başkalarının dini konulardaki hatalarını ve eksikliklerini en ince ayrıntılarıyla teşhis edebilir. Onları bu konularda uyarabilir. Bu makbul bir özelliktir, ancak bunu yapmak kişinin aynı hata ve günahları kendisinin işlemesini meşru hale getirmez. Tam tersine başkalarına yaptığı uyarıdan kendisinin de öğüt alması ve aynı hataları yapmaktan önemle kaçınması gerekir.
Bir hatayı, başkasını uyaracak kadar iyi teşhis edebilen bir kişinin, aynı hatayı kendi nefsinde teşhis edememesi gibi bir durum mümkün değildir. Başkalarını uyardığı halde kendisinin uyardığı konulara dikkat etmemesi onun çok büyük bir samimiyetsizlik ve gaflet içinde olduğunu gösterir. Örneğin yalancı birinin insanları doğruluğa; riyakar birinin insanları samimiyete, namaz kılmayan birinin insanları namaza davet etmesi büyük bir samimiyetsizlik ve ikiyüzlülük örneğidir. Rabbimiz kullarının bu yanılgıya düşmemeleri için Kuran’da şöyle buyurmuştur:
"Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız?" (Bakara Suresi, 44)
Yaratılış Amacını Unutmamak
Müminin dikkat etmesi gereken konulardan biri de, gündelik yaşamın karmaşası içinde kendini dünyevi olayların akışına kaptırarak gerçek amacını unutmamasıdır. Müminin gerçek amacı, Allah'ın kulu olduğunun bilincinde olmak, Kuran'da bildirilen emirleri harfiyen yerine getirmektir. Ulaştığı samimiyeti tazelemek ve imani olgunluğu sürekli geliştirmek yönünde gayret göstermediği takdirde insanın maneviyatı hızla eksilmeye, imani duyarlılığı ve aklı azalmaya başlar. Allah yolunda, birçok güçlüğü aşmış, zorlu imtihanları atlatmış bir kimse bile, tefekkürünü, imandan kaynaklanan şevkini, heyecanını canlı tutmalı, gerçek amacını hatırından çıkarmamalıdır. Aksi takdirde kişinin kalbi katılaşır, vicdanı duyarsız hale gelir, dolayısıyla içinde bulunduğu felaketin şuuruna varamaz. Öğüt alamaz bir duruma geldiği için de gerçek yaratılış amacını tamamen unutarak geçici ve eksik olan dünya hayatına razı olur:
"… Ahiretten (cayıp) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır." (Tevbe Suresi, 38)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi43. sayı (Ocak 2008) 46. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 467 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;