Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7614 tanesi Türkçe, toplam 8949 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  Hz. İbrahim'den Müminlere Güzel Örnek: Mülayim Olmak
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (267)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (178)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (129)
Makaleler (6471)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 251 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 132 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 114 download
İlmi Mercek Sayı 51 - Dergi - 92 download
İlmi Araştırma Sayı 51 - Dergi - 72 download
Makale : Hz. İbrahim'den Müminlere Güzel Örnek: Mülayim Olmak - TÜRKÇE
Ekim 2007
Hz. İbrahim'den Müminlere Güzel Örnek: Mülayim OlmakHz. İbrahim’den Müminlere Güzel Örnek: Mülayim Olmak

Bir mümin vasfı olan mülayimliğin belirgin özellikleri nelerdir?

Çoğu zaman pasiflik ve eziklikle karıştırılan mülayimlik, bu iki olumsuz karakter özelliğinden hangi yönleriyle farklıdır?


Mülayim kelimesi çoğu kez "sessiz olma, hakkını aramaktan aciz olma" şeklinde oldukça yanlış bir biçimde algılanır. Bu nedenle bazı kişiler tarafından mülayim bir kimsenin pasif, çekingen, ezik karakterli biri olduğu zannedilebilir. Ancak bu çok yanlış bir kanaattir. Çünkü değerli peygamberlerimizin ve müminlerin sahip oldukları mülayimlik, iman edenlere ve mazlumlara karşı gösterilen şefkatli, merhametli ve ince düşünceli ahlakın da kaynağıdır.

Müminleri Mülayim Yapan Özellikleri

Mülayim olmak, Kuran'da bir mümin özelliği olarak bildirilmekte ve “...Doğrusu İbrahim, çok duygulu, yumuşak huyluydu.” (Tevbe Suresi, 114) ayetinde Hz. İbrahim örnek gösterilerek bu üstün ahlak övülmektedir. Kuran'da hayatlarından güzel örnekler verilen tüm peygamberler tartışmacı üsluptan uzak durmaları, müminleri seven, onlara merhamet ve şefkat gösteren yaklaşımları, mümin kardeşlerini kendi nefislerine tercih etmeleri ve müminlere karşı alçak gönüllü olmaları ile tüm iman edenlere örnek olan bir ahlak üstünlüğü göstermişlerdir.

Peki, iman edenlerin mülayimliklerinin temelinde hangi özellikleri bulunmaktadır?

Yüce Allah'ın Yarattığı Kadere Karşı Tevekküllüdürler

Müminleri mülayim yapan en önemli özelliklerden biri, “başlarına ne gelirse gelsin Allah'tan razı olmalarıdır” Çünkü müminler her ne olursa olsun olayları kontrol edenin Yüce Allah olduğunu, Yüce Allah'ın her zaman kendileri için bir hayır ve güzellik isteyeceğini bilirler. Bu nedenle Allah'ın yarattığı her olay için “Allah ne yaratmışsa güzel yaratmıştır” diyerek razı olurlar. O'nun her an kendileriyle beraber olduğunu, tüm yapıp ettiklerini gördüğünü, kendilerini desteklediğini bilmeleri, Yüce Allah'a coşkulu bir sevgi duymalarını, O'nunla candan, samimi bir bağlantı içinde olmalarını sağlar. Müminlerin Allah'la kurmuş oldukları bu güçlü ve yakın bağlantının bir sonucu olarak da karşılaştıkları olay her ne olursa olsun mülayimlikten taviz vermez, Allah'ın izniyle öfkeye kapılmadan her zaman en olgun tavrı gösterirler.

Allah’tan Korkarlar

İçli ve derin bir Allah sevgisine sahip olan müminler, bu sevgiyi besleyen en önemli duygunun yine içli, derin ve saygı dolu bir korku olduğunun bilincindedirler. Dolayısıyla Allah sevgisinin tarifsiz manevi hazzını tadan müminler, “... Rablerinden içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar.” (Rad Suresi, 21) ayetinde bildirildiği üzere Allah'a karşı bir hata ya da kusur işleyerek O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu, dostluğunu kaybetmekten çok korkarlar. Ancak bu korku diğer korkular gibi insana sıkıntı ve azap veren bir korku türü değildir. Tam tersine, insana kulluğunu ve aczini hatırlatan, onun aklını ve şuurunu açıp geliştiren, insanı çok üstün bir ahlak seviyesine ulaştıran bir korkudur. Allah'a olan derin sevgilerinin ve içli korkularının vesile olduğu bu üstün ahlakları nedeniyle de müminler her durumda alttan alan, Allah'ın hikmetli yaratışını hatırlayan ve hatırlatan dolayısıyla da dengeli davranışlar sergileyerek bulundukları ortamı daima daha nezih, daha huzurlu kılan ve imanın neşesiyle dolduran kişilerdir.

Yüce Allah'ın Adaletine Güvenirler

Yüce Allah adalet yapanların en hayırlısıdır. O'nun mizanı tüm kainatı kuşatmıştır. O, adaletini dünyada ve ahirette kullarına gösterir. Her şeyi hakkıyla gören, her şeyin içini dışını bilen, her şeyden haberdar olan Yüce Allah'ın tüm işleri hikmetli ve adaletlidir. Bu nedenle müminler karşılarına çıkan olaylarda haksızlığa uğrasalar bile Yüce Allah'ın adaletinden asla kuşkuya düşmezler. Haksız yere suçlansalar, kendilerine çeşitli iftiralar atılsa dahi sonuçta muhakkak Allah'ın adaletinin gerçekleşeceğini bilmenin huzurunu yaşarlar. Bu nedenle de müminler iman etmeyen kişilerin uğradıkları bir haksızlık sonucunda sergiledikleri isyankar, öfkeli tavırdan tamamen farklı olarak böyle bir durumda Allah'tan razı olmuş, öfkeden tamamen arınmış bir tavır üstünlüğü içerisindedirler.

Ancak müminlerin mülayim oluşları kendilerine iftira atanlara ya da haksızlık edenlere karşı sessiz kalmaları demek değildir. Bu, sadece Yüce Allah'a olan samimi teslimiyetlerinden ve O'na olan güvenlerinden kaynaklanan kadere tevekkül ediştir. Fakat kendilerine ve diğer müminlere karşı zahiren haksızlık yapan ya da mücadele edenlere karşı tüm meşru yolları kullanarak kararlı bir fikri mücadele sürdürürler ve Yüce Allah'ın adaletinin gerçekleşmesini sabırla beklerler. Çünkü Yüce Allah'ın bir Kuran ayetinde bildirdiği “Kim Allah'ı, Resûlü'nü ve iman edenleri veli edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.” (Maide Suresi, 56) vaadinin muhakkak gerçekleşeceğini bilirler.

Tartışmacı Üsluptan Uzaktırlar

Yüce Allah'ın müminleri uyardığı, “Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.” (İsra Suresi, 53) ayetinin hükmü gereği müminler birbirlerine karşı hiçbir zaman tartışmacı bir üslup kullanmazlar. Çünkü aksi tarzda bir davranışın Yüce Allah'ın beğenmediği, razı olmadığı bir tavır olduğunu bilirler. Bu nedenle mümin kardeşlerine karşı daima mülayim bir tavır gösterirler. Bir anlık gafletle oluşabilecek bir tartışma ortamına bile fırsat vermeden daima alttan alarak, Müslümanlara en yakışacak olgun tavrı gösterirler ve birbirlerine daima örnek olurlar.

Müminler tartışmadan uzak mülayim tavırlarını iman etmeyenlerle karşılaştıklarında da sürdürürler. Onlara din ahlakını tebliğ edip, onları Kuran ahlakını yaşamaya davet ettikten sonra bu kişilerin tartışmacı ve kavgacı üsluplarına yine Yüce Allah'ın, “O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman “Selam" derler.” (Furkan Suresi, 63) ayetinde emrettiği gibi en güzel davranış biçimiyle karşılık verir ve yalnızca uyarıp korkutmakla emrolunduklarını, tartışmanın şeytandan olduğunu hatırlatırlar. Bu tavırları karşılarındaki kişi nasıl bir ahlakta olursa olsun müminlerin daima şefkatli, hoş görülü ve sevgi dolu olduklarının, şeytanın tavrından her olay ve durum karşısında uzak durduklarının en güzel örneğidir. Müminlerin bu tutumu aynı Hz. Musa'nın Firavun'a tebliğindeki tutumu gibidir. Hz. Musa da, Allah'ın “Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.” (Taha Suresi, 44) emri gereği Firavun'a tebliğ yaparken ılımlı bir üslup kullanmıştır.

Mümin Kardeşlerine Karşı Merhametlidirler

Yüce Allah Kuran'da inananların “…inkarcılara karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametli…” (Fetih Suresi, 29) olduklarını bildirmiştir. Ayetin bu hükmünden anlaşıldığı gibi, müminler birbirlerine karşı merhametli bir tavır gösterirler. Her şeyden önce bu şekilde Yüce Allah'ın bir emrini yerine getirmiş olurlar. Allah'a olan sevgileri, güvenleri ve O'nun rızasını kazanmak için gösterdikleri bu ahlak, doğal bir sevgi, şefkat ve merhamet olarak müminlere de yansır. Bu dostluk ve kardeşlik anlayışı içerisinde birbirlerine sıkıntı verecek her türlü etkiyi ortadan kaldırmaya, ferahlık, rahatlık ve huzur sağlayıcı ortamlar oluşturmaya çalışırlar. Diğer mümin kardeşlerinin de kendileri gibi aciz kullar olduklarını, bu nedenle de her zaman için hata yapmaya, yanılmaya, unutmaya açık olduklarını bilirler. Bundan dolayı da eğer gerekli bir durum olursa hiçbir zaman bir kızgınlığa ya da merhametsizliğe kapılmadan birbirlerine şefkatli bir üslup kullanarak doğruya davet ederler. Müminlerin birbirlerine olan düşkünlükleri ve mülayimliklerini ünlü İslam alimlerinden İmam Buhari de şu hikmetli örnekle özetler:

“Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” (Buharî, Edeb 27; Müslim)

Mülayim Olmak İnkarcılara Karşı Güçlü ve Onurlu Olmaya Engel Değildir

“Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri dönerse, Allah Kendisi'nin onları sevdiği, onların da Kendisi'ni sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda çaba harcayan ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah geniş olandır, bilendir.” (Maide Suresi, 54) ayetiyle haber verildiği gibi Yüce Allah müminlerin kendi aralarında alçakgönüllü ve mülayim, inkar edenlere karşı ise "zorlu" bir tavır göstermelerini emretmiştir. Çünkü onlar Yüce Allah'ın bildirdiği din ahlakına karşı mücadele eden ve hatta din ahlakının yaşanmasını engellemeye çalışan kimselerdir. Bu durumda bu kişilere karşı mülayim bir ahlak göstermek bir anlamda din ahlakına ve bu üstün ahlakın yayılmasına gelecek zarara göz yummak anlamına gelir ki, bu da müminlerin asla izin vermeyecekleri ve hayatlarının sonuna kadar mücadele edecekleri bir durumdur. Bu nedenle de mülayimlikleri, sadece, Yüce Allah'tan korkan ve var gücüyle O'nun rızasını kazanmak için çaba harcayan müminlere ve İslam ahlakına davet edilen kişilere yöneliktir. Buna karşılık Yüce Allah'a ve din ahlakına karşı tutum takınan, inananlara eziyet eden zalim kişiler çok güçlü konumda olsalar dahi onlara karşı asla sessiz kalmazlar. Tam aksine bu zalimlere karşı çok güçlü ve zorlu olur, onlar karşısında daima Hak'tan yana doğruyu söyler ve İslam ahlakını temel alan fikri mücadelelerini sürdürürler. Nitekim kaynaklarda Nemrut olduğu belirtilen hükümdarı verdiği hikmetli örneklerle mağlubiyete uğratan Hz. İbrahim, kavimlerinin kendilerine karşı olmasına rağmen onlara Hak din ahlakını tebliğ eden Hz. Şuayb, Hz. Lut, Mekkeli müşriklerle savaşan Peygamber Efendimiz (sav), diğer peygamberlerimiz ve beraberlerindeki müminler asla kafirlere karşı sessiz kalmamışlardır. Yüce Allah “Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi.” (Nahl Suresi, 120) ayetiyle peygamberlerin kalabalık insan toplulukları karşısında tek başlarına olsalar bile Allah'ın bildirdiği din ahlakını hakim kılmak için yaptıkları fikri mücadelelerde çok kararlı ve cesaretli olduklarını haber vermiştir.

Sonuç: Mülayim Olmak, Ezik, Pasif ve Sessiz Olmaktan Farklıdır

Müminler son derece ince düşünceli, nezaketli, sabırlı, birbirlerine hoşgörü ile yaklaşan, içli ve çok mülayim insanlardır. Hata yapan müminlerin tavırlarını düzeltmeleri için onlara her zaman güzellikle doğru yolu gösterir, onların gönüllerini alır ve birbirlerinin yaptıkları yanlışlıkların düzelmesi için Yüce Allah'a dua ederler. Bu, müminlerin birbirlerine karşı gösterdikleri mülayimliğin bir sonucudur. Ancak birbirlerine karşı gösterdikleri bu hoşgörü, anlayış ve tartışmadan uzak tutumları inkar edenlere karşı pasif ve sessiz kalmaları anlamına gelmez. Çünkü müminler şahit oldukları, duydukları, hatta dolaylı yoldan haberdar oldukları zulme yönelik hiçbir harekete karşı duyarsız kalamazlar. Kuran ahlakından kaynaklanan merhametleri onları her türlü zulme karşı çözüm getiren bir tavır almaya, tüm mazlumların hakkını korumaya, onlar için fikri bir mücadele sürdürmeye yöneltir. Karşılarındaki her kim olursa olsun yapılan zulmü engelleme konusunda kararlı davranırlar. Bu durumun Yüce Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak ve Kuran ahlakını uygulamak için değerli bir fırsat olduğunu düşünürler. Yapılan eziyetlere ve haksızlıklara sessiz kalmanın Yüce Allah'ın emirlerine karşı gelmek olduğunu bilirler. Çünkü Yüce Allah'ın bu konudaki emri kesindir. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:

“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına mücadele etmiyorsunuz?” (Nisa Suresi, 75)

Müminler tartışmadan kaçınan, merhametli, şefkatli, alçakgönüllü, sakin tavırları ve mülayimlikleri ile üstün ahlak özelliklerine sahiptirler. Ancak bu ahlakta zulmü görmezlikten gelme, sessiz kalma ya da aldırış etmeme gibi tavırlar asla söz konusu değildir. Aksine zalimler ve inkar edenler karşısında daima ezilenden yana onurlu ve güçlü bir fikri mücadele sürdürürler.

Mülayim ve merhametli olmak Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde çok sık üzerinde durulan ahlak özelliklerindendir. Bu hadislerden biri şu şekildedir:

“Rıfk (mülayimlik) bir şeye girdi mi, onu mutlaka tezyin eder (güzelleştirir), bir şeyden de çıkarıldı mı, onu mutlaka kusurlu kılar.” Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. İbrahim Canan, cilt 7, s. 292

Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 40. sayı (Ekim 2007) 48. sayfada yayınlanmıştır.

Bu eser 348 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Hazreti İbrahim ve Hazreti Lut - Kitap
Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler - Makale
İslam, İnsanlara Mülayim Karakterli Olmalarını Emreder - Makale
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
Geçmişten Günümüze İslam Alimleri ve Hz. Mehdi
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3028 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2295 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1905 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1601 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1358 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.