Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7614 tanesi Türkçe, toplam 8949 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Fatih ve Erdem çok iyi anlaşan iki arkadaştı. Hayvanların yaşamlarıyla ilgili yeni bir kitap okumuşlar ve çok etkilenmişlerdi. Bu hayvanları yakından tanımak kimbilir ne kadar da heyecanlı olurdu. Akşam aileleriyle konuştular ve haftasonu ormana geziye gitmek için onları ikna ettiler.
Yol boyunca birbirlerine orada görebilecekleri canlılar hakkında sorular sordular. Arabadan iner inmez ağaçların arasında koşmaya başladılar. Aileleri banklara oturmuş sohbet ediyorlardı. Fatih ve Erdem etrafı dolaşmak için izin istediler. Birkaç hayvan görebilmek için sabırsızlanıyorlardı.
Biraz yürüdükten sonra dalların arasında bir kıpırtı hissettiler.
Fatih: Erdem, bak işte orada bir sincap var.
Erdem: Gel biraz daha yakından bakalım.
Fatih: Ne kadar uzun kuyruğu var.
Sincap: İkiniz de çok meraklı çocuklara benziyorsunuz. Öğrenmek istediklerinizi size anlatabilirim.
Fatih: Evet çok isteriz.
Sincap: Az önce kuyruğumun neden uzun olduğunu merak etmiştiniz. Ağaçların üzerinde çok çeşitli hareketler yapabilirim. Mesela sivri tırnaklarım sayesinde rahatlıkla ağaçlara tırmanabilirim. Ayrıca bir dalın üzerinde koşabilirim, baş aşağı sallanabilirim, hatta bu şekilde ilerleyebilirim. Özellikle "gri sincaplar" olarak bilinen akrabalarımız bir ağacın en ucundaki dalından 4 metre uzaktaki başka bir ağacın dalına rahatlıkla atlayabilirler. Havada adeta uçar gibi sıçrarken, kollarını ve bacaklarını açarak bir planör gibi hareket ederler. Bu sırada yassılaşan kuyrukları ise hem dengelerini sağlar, hem de yönlerini ayarlayan bir dümen görevi görür.
Erdem: Bir kitapta bazı sincapların uçabildiklerin okumuştum. Peki uçan sincapların sadece kuyruklarının uzun olması yeterli mi?
Sincap: Evet, Avusturalya’da yaşayan ve boyları 45 cm ile 90 cm arasında değişen bazı sincap türleri uçabilirler. Aslında yaptıkları tam olarak uçmak değildir. Bir ağaçtan diğerine uzun atlayışlar yaparak hareket ederler. Ağaçlar arasında bir planör gibi hareket eden bu canlıların kanatları yoktur ama uçma zarları vardır. Mesela "şeker uçan sincapları"nın uçma zarı, ön bacaklardan arka bacaklara doğru uzanır. Uçan sincap, bir ağacın gövdesinden fırlar ve gerilmiş derinin planöre benzeyen etkisiyle bir seferde ortalama 30 metrelik bir uzaklık aşabilir. Hatta bazen arka arkaya 6 kaymayla 530 metrelik bir mesafe alabildikleri gözlenmiştir.
Fatih: Bu kadar uzun mesafeleri atlarken ağaçlar arasındaki mesafeleri nasıl hesaplıyorlar. Doğru yere konabilmeleri için kendilerini çok iyi ayarlamaları gerekir diye düşünüyorum.
Erdem: Hakikaten, küçük bir hata düşmenize sebep olabilir.
Sincap: Çok doğru. Atlarken incecik dalları hedefleyip, tam üstüne tutunabilmek için çok dikkatli hareket etmeliyiz. Bunun için arka ayaklarımızı, mesafeleri çok iyi ayarlayan keskin gözlerimizi, güçlü pençelerimizi ve denge kurmamıza yarayan kuyruğumuzu kullanırız. Bize bu özellikleri veren de, onları nasıl kullanacağımızı öğreten de Yüce Rabbimiz’dir. Yoksa bizim, ailece ellerimize cetvelleri alıp, ağaçların boylarını, dalların arasındaki mesafeleri ölçmemiz mümkün değildir.
Erdem: Kuyruğunuzun başka faydaları da var mı?
Fatih: Ben belgesel bir filmde izlemiştim. Boyut olarak küçük olan hayvanlar hareket etmedikleri zaman ısı kaybederlermiş. Soğuk havalarda donma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlarmış. Özellikle uykuda oldukları vakitlerde bu tehlike daha da artarmış. Fakat Allah her canlı türüne verdiği gibi sincaplara da olumsuz dış şartlardan etkilenmemeleri için korunma yöntemleri yaratmıştır. Kalın kürke benzeyen kuyruklarını vücutlarının etrafına sarmalayıp, bir top gibi kıvrılarak uyuyorlarmış. Bir palto gibi kalın olan kuyrukları böylece soğuk havalarda uyuduklarında onları donmaktan kurtarıyormuş.
Sincap: Evet, gerçekten soğuk havalarda kuyruğumuz bizi ısıtır. Ama tüm bunların dışında kuyruğumuzun bir faydası daha var. Pek çok canlı da olduğu gibi biz sincaplar arasında da çeşitli haberleşme yöntemleri vardır. Örneğin "kırmızı sincaplar" düşman görüncede kuyruklarını sallar ve heyecanlı sesler çıkarırlar.
Fatih: Bıyıklarınızın da bir görevi var mı?
Sincap: Bıyıklarımız da aynı kuyruklarımız gibi dengemizi sağlamamızda önemlidir. Ayrıca geceleri çevredeki nesneleri hissetmek için de bıyıklarımızı kullanırız.
Erdem: Acıktınız galiba, ne kadar çok ceviz toplamışsınız.
Sincap: Kışın yemek bulmakta zorluk çektiğimiz için yaz aylarında yiyecek biriktirip, kışa hazırlık yaparız. Yiyeceklerimizi depo ederken çok dikkat etmemiz gerekir. Meyveler, etler kısa zamanda bozulacağı için onları depolamayız. Kışın aç kalmamak için yalnızca ceviz, fındık, kozalak gibi dayanıklı yemişleri toplamamız gerekir. İşte bu cevizleri de kışın yemek için saklayacağım.
Erdem: Allah bütün canlılara yiyeceklerini nasıl bulacaklarını, saklayacaklarını, yiyeceklerini öğretmiş. Rabbimiz yarattığı her canlının rızkını da verir. Allah’ın sıfatlarından biri de "rızık veren" yani "yarattığı her canlıya yiyecek veren"dir. Allah yarattığı canlılara karşı ne kadar lütuf sahibi ve merhametli olduğunu Kuran’da bizlere bir ayetinde şöyle bildiriyor:
"Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır. O, işitendir, bilendir." (Ankebut Suresi, 60)
Sincap: Allah yarattığı her canlıya yaşadığı ortama uygun özellikler vermiştir. Yiyecekleri bulup depolamamız yetmez, kış gelince onları sakladığımız yeri bulmamız da gerekir. Bunu da Rabbimiz’in bize verdiği mükemmel koku duyusunu kullanarak buluruz. Öyle ki, 30 cm’lik karın altında gizlenmiş fındıkların bile kokusunu alabiliriz.
Topladığımız yiyecekleri birden fazla yerde depolarız. Fakat çoğunun yerini de sonradan unuturuz. Bunun da Allah katında belirlenmiş bir sebebi var. Çünkü bizim yer altında bıraktığımız yemişler zamanla ormanın içinde filizlenip gelişecek ve tekrar yeni ağaçlar oluşturacaklardır.
Fatih: Ceviz, fındık, kestane bunlar kabuğu çok sert olan yiyecekler. Biz bunları yemek için demirden yapılmış kıracak aletler kullanıyoruz. Siz bir aletiniz olmadan bunları nasıl kırabiliyorsunuz?
Sincap: Bizim bir insanın asla sahip olamayacağı keskinlikte ve sağlamlıkta dişlerimiz vardır. Ağzımızın ön tarafında, sert maddelerin kırılmasını sağlayan kesici dişler, arka uzun boşlukta ise azı dişlerimiz bulunur. Ağzımızdaki bu keskin dişler ne kadar sert olursa olsun istediğimiz yemişin kabuğunu parçalayabiliriz.
Erdem: Dişleriniz zarar görmüyor mu?
Sincap: Herşeyi bir uyum içinde yaratan Rabbimiz'in üstün sanatını burada da görebilirsiniz. Bizim dişlerimiz kırılıp, aşınsa bile yerine hemen yenisi çıkar. Aşınan dişlerimiz sürekli uzayarak alttan yenilenir. Allah bu özelliği bizim gibi yiyeceklerini kemirmek zorunda olan bütün canlılara vermiştir.
Fatih: Allah bir ayetinde yarattığı canlılardaki güzellik ve kusursuz yapılara dikkatimizi şu ayetle çekiyor:
"Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır" (Casiye Suresi, 4)
Erdem: Allah’ın herşeyi her an kontrolü altında tuttuğunu unutmamalıyız. Bize verdiği her nimet için O'na şükretmeli, sevdiği kullarından olmak için dua edip, O'ndan bağışlanma dilemeliyiz.
Fatih: Evet doğru söylüyorsun. Çok geç olmuş artık geri dönelim Erdem. Bize anlattıkların için teşekkür ederim sevgili sincap.
Sincap: Güle güle küçük dostlarım.
Bu makale, Düşünen Çocuk Dergisi05. sayı (Ağustos 2002) 2. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 421 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.