Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7187 tanesi Türkçe, toplam 8414 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Bediüzzaman Said Nursi: İlmi Araştırma Sayı 38 - TÜRKÇE
Ağustos 2007
Bediüzzaman Said Nursi Kimdir?-3
Nur Risalelerini önlerindeki en büyük engel olarak gören çevreler tarafından 1934 yılında Isparta’ya getirilen Bediüzzaman, eserlerinde suç unsuru bir şeye rastlanmayınca serbest bırakılmış ancak birkaç yeni tutuklamayla birlikte 1935 yılında, 120 Nur talebesi ile askeri araçlarla Eskişehir Hapishanesine gönderilmiştir. Bediüzzaman, vatana ihanet iddiasıyla yargılandığı dava süresince tutuklu kalmıştır. Daha sonra ise Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararla, Said Nursi'ye 11 ay hapisle birlikte Kastamonu'da mecburi ikamet; on beş talebesine de altışar ay hapis cezası verilmiştir.
Polis gözetimi altında mecburi ikamet için Kastamonu'ya getirilen Said Nursi, 1943'te Isparta savcısından gelen talimat üzerine yeniden tutuklanmıştır. Ağır hasta olmasına rağmen Ankara'ya oradan da trenle Isparta'ya getirilmiştir. Risale-i Nur ile ilgili davaların Denizli'deki davayla birleştirilmesi üzerine ise Denizli'ye sevk edilmiştir. Denizli hapsi yine tecrit altında başlamış, çok zor şartlar altında geçen yeni hapishane dönemi ve yargılama safhalarında da Bediüzzaman, Risale-i Nur'un yazımına devam etmiştir. Sonrasında ise 1944'te verilen beraat ve tahliye kararına rağmen, dönemin hükümeti Said Nursi'nin Afyon'un Emirdağ ilçesinde zorunlu iskana tabi tutulmasını emretmiştir. Bediüzzaman burada hükümet binasının karşısında bir odaya yerleştirilerek gözetim altına alınmıştır. Camiye gitmesine bile müsaade edilmediği, devamlı takip ve gözleme tabi tutulduğu Emirdağ sürgünü, Denizli Hapishanesindekinden bile çok daha ağır ve zor şartlar altında geçmiştir. Bu dönemde, hukuki yollarla Bediüzzaman'ı etkisiz hale getiremeyen muhalifleri onu zehirleyerek öldürme yoluna gitmişlerdir. Hayatı boyunca yirmi üç defa denenecek bu teşebbüslerin üçü Emirdağ sürgününde gerçekleşmiştir.
Bu zulüm yaşanırken Bediüzzaman'ın talebeleri tarafından Risale-i Nurlar çoğaltılmış ve böylece Kuran ahlakının tebliğinin geniş kitlelere yayılması sağlanmıştır. Özellikle de teksir makinelerinin kullanımıyla birlikte bu çalışmalar daha da hızlanmıştır.
Dünya Bir Misafirhanedir
Bediüzzaman dünya hayatı ile ilgili bir örneğinde dünyanın bir misafirhane hükmünde olduğuna dikkat çekmiştir. Bu misafirhanede olduğunu unutan ve kendisini misafirhanenin sahibi zanneden insanlar, ölümün yakın olduğunu hissettikleri anlarda şiddetli bir panik yaşar ve umutsuzluğa kapılırlar. Halbuki ölüm bir son değil, insanın sonsuz hayatının başlangıcıdır. Dolayısıyla asıl korkulacak olan ölüm değil, dünyada yolcu olduğunu unutup gaflet içinde yaşamak ve ahirette cehennem azabıyla karşılaşmak olmalıdır. Bu bakımdan Allah'ın rızasını kazanmak için samimi bir çaba içerisinde olan müminler, dünya hayatını Allah'a yakınlaşmak için bir yol olarak görürler. Her kim ahiret günü, dünyanın aldatıcı hırslarına kapılmanın pişmanlığını yaşamak istemiyorsa, dünyadaki sınırlı vaktini Allah yolunda kullanarak geçirmelidir.
"Dünya bir misafirhanedir. İnsan onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde hayat-ı ebediyeye lazım olan levazımatı (gerekli her şeyi) tedarik etmekle mükelleftir. En ehem (önemli) ve elzem (gerekli) işler, takdim edilecektir." (Sözler, Yirminci Söz, 241)
İnsanın dünya hayatındaki kısa ömrünü "geçici bir misafirlik" olarak tanımlayan Said Nursi bir başka örneğinde "İnsana varlığı, hayvan gibi dünya hayatını kazanmak için verilmemiştir." der ve şu şekilde devam eder:
"Ey nefsim ve ey arkadaşım! Aklınızı başınıza toplayınız. Ömür sermayenizi ve hayat kabiliyetinizi hayvan gibi, hatta hayvandan daha aşağı bir derecede şu geçici hayata ve maddi lezzetlere harcamayın. Yoksa sermayece en üstün hayvandan elli derece yüksek olduğunuz halde, en aşağıda olanından elli derece aşağı düşersiniz." (Sözler, On Birinci Söz, 117)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi38. sayı (Ağustos 2007) 24. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 504 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;