Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7187 tanesi Türkçe, toplam 8414 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
11 Eylül 2001 tarihinde ABD'ye kar düzenlenen saldırı, dünyadaki pek çok dengeyi değiştirecek yeni bir stratejik düzenlemeyi de beraberinde getirdi. Ancak bazı ülkeler, bu durumu istismar ederek, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya niyetlendiler. Bunların başında Çin geliyordu...
11 Eylül'ün ardından, ABD'nin saldırıya verdiği tepkiden destek alan ve bu durumu Müslümanların aleyhine kullanmak isteyen Çin, Ekim 2001'de bir mesaj yayınladı. Mesajda, özetle, "Çin'in de Doğu Türkistan'daki İslamcı teröristlere karşı Batı dünyası ile işbirliği yapmak istediği" söyleniyordu.
Oysa Çin'in bu açıklaması apaçık bir çarpıtmadan ibarettir. Çünkü Doğu Türkistan halk sadece manevi değerlerine sahip çıkmanın, kültürünü ve örfünü yaşatabilmenin, özgürce dinini yaşayıp dilini kullanabilmenin haklı mücadelesini vermektedir. Ve bu mücadele uzun yıllardır Doğu Türkistanlı liderlerin sahip olduğu sağduyu sayesinde son derece demokrat bir platformda yürütülmektedir. Bununla birlikte her toplumda olabileceği gibi Doğu Türkistan halk arasında da şiddete eğilimli kişiler veya provokasyon amaçlı gruplar bulunabilir. Ancak bu durum, Doğu Türkistan'ın haklı bir mücadele yürüttüğü gerçeğini ortadan kaldırmaz. Bölgedeki gerçek terörist güç Doğu Türkistan'daki mazlum Müslümanlara kar uzun vadeli bir soykırım yürüten Çin yönetimidir.
Çin'in Politikalarına Her Ülkeden Karşı Çıkanlar
Bu gerçek Batılı yorumcular tarafından da teşhis edilmiştir. Çin'in söz konusu propaganda girişiminin ardından The Washington Times gazetesinde (14 Ekim 2001) bir makalesi yayınlanan Amerikalı eski senatör Jesse Helms bu tehisi yapanlardan biriydi. Cumhuriyetçi Parti'den uzun yıllar Kuzey Carolina senatörlüğü ve Senato Dış İlişkiler Komitesi üyeliği yapan Helms, söz konusu makalesinde Çin'in ABD'yi ve Batı'yı yanına alma girişiminin ne kadar aldatıcı olduğunu anlatıyordu. Helms, Çin'in hem İslam'a hem de Amerika'ya düşman olduğunu öyle belirtiyordu:
"... Çin ve Amerika'nın terörizme karşı savaşmakta ortak bir çıkara sahip olduklarına dair bir varsayım var. Ne kadar safça ve tehlikeli bir fantazi... Gerçekte, komünist Çin Hükümeti tüm teröristlerle ve terörü destekleyen ülkelerle çok yakın ilişkiler içinde..."
Amerika'nın terörizm ile mücadelesinde Çin ile ortak çıkarlar paylaştığını düşünenler, büyük olasılıkla bu varsayımlarını, Çin'in Sincan bölgesindeki hayali Uygur terörizmi ile olan mücadelesine dayandırıyorlar. Böyle düşünmek ahlaki bir felaket olacaktır, çünkü Uygurlar bize düşman olan zararlı fanatiklerle bir tutmanın hiçbir haklı yanı yoktur. Uygurlar, Pekin'in acımasız yönetimine kar haklı bir özgürlük mücadelesi içindedirler ve bunu da büyük ölçüde barışçıl yollardan yürütmektedirler. Bu yüzden, büyük bir baskıya maruz kalmaktadırlar, Çin Hükümeti siyasi nedenlerle insanlar tutuklamakta ve işkenceden geçirmekte, camileri yıkmakta ve barışçıl gösteriler yapan insanların üzerine ateş açmaktadır."
Görüldüğü gibi, Kızıl Çin topraklarında yaşanan bu gerçeklerin farkında olan Amerikalılar da, Çin'in Doğu Türkistan'daki Müslüman Uygur Türkleri' ne büyük bir zulüm uyguladığını ve bu nedenle "terörizmin çözüm orta" değil, "terörizmin bir parçası" olduğunu görmektedirler.
Bu düşünce artık pek çok Batılı tarafından paylaşılmaktadır. Bu durumdan faydalanmak isteyen baz ülkelerin girişimlerine kar dikkatli olmak gerektiği de farklı kişiler tarafından dile getirilmektedir. Örneğin The Asian Wall Street Journal gazetesi editörlerinden Thomas Beal 5 Kasım 2001 tarihli yazısında şu gerçeklerin altını çizmektedir:
"Amerika'ya kar gerçekleştirilen saldırılar karşısında Çin'in sergilediği sahte kızgınlık, bölgenin 18 milyonluk nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan Sincan'daki Müslüman Türklerin milli ve dini değerlerine yönelik on yıldır devam eden baskıyı haklı çıkarmak için dünya çapında gösterilen tepkiyi nasıl kötüye kullandığını göstermektedir."
Yazısının devamında komünist Çin yönetiminin Doğu Türkistan halkına yaptığı büyük zulme yer ayran Beal, bu baskının hala devam ettiğini söylüyor. Beal yazısını şu sözlerle bitiriyor:
"... Amerika Pekin'in Uygurlara karşı işlediği suçlara ortak olmamalı. Çünkü Uygurlar Amerika'nın neden terörizme kar mücadele ettiğini en iyi anlayan halklardan biri..."
Türkiye'ye Düşen Tarihi Sorumluluk
Doğu Türkistanlı Müslümanlara yardım eli uzatması gereken ilk ülke Türkiye'dir. Çünkü Doğu Türkistanlı Uygur Müslümanlar Türk'tür. Konuştukları dil Türkçedir. Bizim hem din hem de soy kardeşlerimizdirler. Bu durum Türkiye'ye Doğu Türkistan'ın hukukunu savunmak için uluslararası bir avantaj salar. Türkiye'nin Makedonya'daki Türklerin veya Kuzey Irak'taki Türkmenlerin hukukunu savunması nasıl uluslararası toplumda makul karlanmakta ise, Doğu Türkistan'daki Uygurların hukukunu savunması da makul karşılanacaktır. (Harun Yahya, Komünist Çin'in Zulüm Politikası ve Doğu Türkistan)
Dahası, Doğu Türkistanlı Müslümanların hukukuna sahip çıkmak ve onu savunmak, Türkiye için aynı zamanda stratejik bir gerekliliktir. Bilindiği gibi Orta Asya'daki Türki Cumhuriyetler, Türkiye, Rusya ve İran gibi farklı ülkelerin nüfuz mücadelesine sahne olmaktadırlar. Türkiye'nin bölgede diğerlerinden daha fazla etkin olmasının bir yolu, ekonomik güç ve girişiminin yanı sıra, bölge halklarının sevgi ve güvenini daha fazla kazanmasını sağlayacak siyasi girişimlerden geçmektedir. Türkiye'nin Doğu Türkistan davasına sahip çıkması, Türkistan'ın genelinde, yani Orta Asya'daki tüm Türki Cumhuriyetler' de Türkiye'nin güç ve iradesine olan inanç pekiştirecektir.
Uygur Türkleri kendilerine bir yardım eli uzatılmasını büyük bir özlemle ve ivedilikle beklemektedirler. Müslüman olduklar için zulüm, işkence ve katliama maruz bırakılan Doğu Türkistan'da yaşayan Uygurların bu durumu, aşağıdaki ayetteki zulme uğratılarak zayıf bırakılmış insanların durumuna benzemektedir. Bu gerçeğin bir an önce görülüp barışçıl yollardan etkin bir diplomasi mücadelesi verilmelidir. Allah bir ayette öyle buyurmaktadır:
"Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halk zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına mücadele etmiyorsunuz?" (Nisa Suresi, 75)
Ancak burada unutulmaması gereken önemli bir nokta vardır. Doğu Türkistan konusunda gelişmeler ne yönde olursa olsun burada yaşayan Müslüman halk için sonuç güzel ve müjdeli olacaktır. Sonsuz rahmet sahibi Allah Kuran'da u şekilde bildirmiştir:
"Bugün Ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir." (Müminun Suresi, 111)
Bu makale, Araştırma Dergisi17. sayı (Mart 2003) 37. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 441 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;