 |
İtalya toprakları üzerinde, 1870 yılına dek, birden fazla devlet vardı. Feodalizm döneminin kalıntıları sayılabilecek olan bu küçük devletlerin en önemlilerinden biri ise kuşkusuz merkezi Roma'da bulunan ve Orta İtalya'nın büyük bölümünü kontrol altında tutan Papa Devleti idi. 1870 yılında kurulan İtalyan Birliği ise, Katolik Kilisesini bugünkü Vatikan'ın sınırlarına sıkıştırdı. Ve o tarihten sonra İtalya, seküler ulus-devletlerden biri olarak tarih sahnesinde yerini aldı. (Harun Yahya, Global Masonluk)
Bu ulus-devletin kurulması ise ancak Papa'ya karşı girişilen uzun bir mücadeleden sonra gerçekleşebildi. Mücadelenin önderleri masonlardı. The Roman Catholic Church and the Craft (Roma Katolik Kilisesi ve Masonluk) adlı kitabın yazarı, üstad mason Alec Mellor, "19. yüzyılın ortasından sonra İtalyan siyasetinin bir numaralı faaliyeti olan Papa'yla mücadele, doğrudan localar tarafından yönetilmiştir." diyor. Mellor'un dikkat çektiği bu gerçeği, İtalyan ulus-devletini kuran ve Papa Devletini yıkan üç önemli liderin kimliklerine baktığımızda açıkça görebiliyoruz.
Bu üç önemli liderin birincisi ve de en önemlisi Mazzini'ydi. Papa'ya karşı otuz yılı aşan bir süre boyunca mücadele veren, İtalyan ulus-devletinin fikir babası ve ulusçuluk ideolojisinin de bir numaralı kuramcısıydı. İkinci önemli kişi, etkin bir asker olan ve emrindeki ordularla birlikte Mazzini'ye destek veren Garibaldi idi. Üçüncüsü ise, ulus-devletin kuruluşunu politik manevralarla destekleyen devlet adamı Cavour'du. Bu üçlü, hemen hemen bütün masonik kaynaklarda bildirildiği gibi masondular. Özellikle Garibaldi ve Mazzini çok üst dereceli ve önemli masonlardır: 10.000 Famous Freemasons (10.000 Ünlü Mason) adlı loca yayınında bildirildiğine göre, Garibaldi, 33. dereceye 1863'te İtalya Süprem Konseyi'nde ulaşmış, 1864'de ise İtalya Büyük Üstadı seçilmiştir. Amerika'da da bu büyük üstadın anısına, New York "vadi"sine 542. numarayla bağlı "Garibaldi" adlı bir loca vardır. Mazzini ise uzun yıllar süren masonik yükselişinin ardından, 1867'de İtalyan Grand Orient Büyük Üstadı seçilmiştir. 1949'da Roma'ya dikilen Mazzini heykelinin açılışında 3.000 mason yer almıştır.
İşte bu biraderler, tam da masonların yüzyıllardır süren Kiliseyi yıpratma stratejisine uygun olarak, Papa'yı Vatikan'a sıkıştırdılar. Bu uzun mücadeleleri sırasında Kiliseye olan nefretlerini ise gizlemeye gerek de görmüyorlardı. Garibaldi, Papa Devleti başbakanının bir suikaste kurban gitmesini "gerekli ve adaletli" bir gelişme olarak yorumlamıştı.
Ve bu üç birader masonlarla Yahudi önde gelenleri arasındaki İttifak'ın en önemli hedefi olan dini otoriteyi ortadan kaldırma operasyonunu gerçekleştirirken, İttifak'ın diğer kanadı da onların arkasındaydı. "Yahudi Ansiklopedisi" Encyclopaedia Judaica, Mazzini ve diğer devrimcilerin Yahudilerle kurduğu yakın ilişkileri anlatıyor. Mazzini ve devrimci yandaşları, gizli toplantı ve buluşmaları için uzun süre Roma'da yaşayan İtalyan Yahudisi Rosselli ve Nathan ailelerinin evini kullanmışlardı.
Bu yardımlarından ötürü, Mazzini bu iki zengin Yahudi aileye "minnettar" kaldığını yazmıştı. Mazzini'nin 1849'da kurduğu, fakat altı aydan fazla yaşamayan Roma Cumhuriyeti'nde de, üç önde gelen Yahudi, Mazzini'nin desteğiyle kurucu meclise seçilmişti. Judaica, Mazzini ve diğer devrimcilerin, Yahudi teolojisinden ve dünya görüşünden büyük ölçüde etkilendiklerini de yazıyor. Bir başka ilginç bilgi ise, sonradan Siyonist hareketin önde gelen liderlerinden biri olan Joseph Marcou Baruch'un da Garibaldi'nin ordusuna katılmış olması. (Encyclopedia Judeice, vol. 14,9,4, s. 314, 251, 1106, 275)
İttifak'ın Katolik dini otoritesine karşı yaptığı bu iş birliğine bakınca, akla ister istemez Osmanlı'daki durumla ne kadar büyük bir benzerlik gösterdiği geliyor. Mason ve ulusçu Mazzini'yle yanındaki devrimcilerin zengin Yahudilerce korunup kollanması, İslam halifesi Abdülhamid'e karşı Selanik'te yapılan iş birliği ile aynı: Ulusçu ve mason Jön Türkler, zengin Yahudilerin evlerini üs olarak kullanıyorlardı. Mazzini'nin Papa'ya karşı kurduğu "Young Italy [Genç İtalya] örgütü ile Jön Türkler [Genç Türkler] arasındaki isim benzerliği bile oldukça anlamlı gözüküyor...
Mazzini'nin önemi yalnızca Papa Devletini yıkmasından gelmiyordu. İtalyan devrimcisinin belki bundan da önemli olan rolü, ulusçuluk ideolojisine yaptığı katkıydı. Mazzini, insanları bir arada tutan geleneksel güç olan dini otoriteye darbe vururken, ulus-devlet modelini öne sürmüştü. Ortaya attığı ünlü "her ulusa bir devlet" sloganı, 19. ve 20. yüzyılda dini otoriteye karşı girişilen mücadelelerin bayrağı oldu. Kendisini ulus-devlet modeline göre düzenleyen Batı, aynı modeli İslam dünyasına ve üçüncü dünya ülkelerine de uygulamaya çalıştı. Bu ideolojinin körüklenmesiyle o dönemde ulusal ve etnik çatışmalar başladı. Özellikle de Ulus değil de, kabile temeline göre ayrılmış ülkelerin insanına, sınırları cetvelle çizilmiş "ulus-devlet"ler dayatıldı. Bu düşünce dünyanın pek çok bölgesinde halen süren etnik ve ulusal çatışmalara slogan yapılmak istense de, son yıllarda tüm dünyada İslam ve Kuran ahlakına gösterilen yoğun ilgi ve Kuran'ın birleştirici yapısı bu bölücü düşüncenin devam etmesini engellemiştir.
Bu makale, Araştırma Dergisi 15. sayı (Ocak 2003) 8. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 373 kez incelendi.
|
 |
|