 |
Allah’a Gönülden Bağlanmanın Neden Önemli Olduğunu…
Allah'a gönülden bağlanmak, her ne şart altında olursa olsun, Rabbimiz'i, O'na olan iman, bağlılık ve sadakatten vazgeçemeyecek kadar çok sevmek ve O'na karşı haşyet dolu bir korku duymaktır. Allah'a, O'nun razı olmayacağı bir tavır göstermekten içi titreyerek korkacak ve bundan şiddetle kaçınacak kadar büyük bir saygı ile inanmaktır. Allah'a bu şekilde gönülden bağlanan insan, ihlası da kazanmış olur. Allah'a karşı böyle güçlü bir inanç ve bağlılığı olan kişi, hem ibadetlerinde hem de Allah'ın rızasını gözeterek yaptığı diğer tüm işlerinde ihlas ve samimiyetle hareket eder. Bu samimiyetleri dolayısıyla Kuran'da müminlerin “Rablerine kalpleri tatmin bulmuş olarak bağlanan ” (Hud Suresi, 23) oldukları bildirilmiş ve müminler cennetle müjdelenmişlerdir.
Allah müminlere, Kuran'daki emir ve ibadetleri Allah'a karşı gönülden bir boyun eğicilikle yerine getirmelerini bildirmiştir. “Gönülden katıksız bağlılar' olarak, O'na yönelin ve O'ndan korkup-sakının, dosdoğru namazı kılın ve müşriklerden olmayın.” (Rum Suresi, 31) ayetiyle Allah, iman edenleri bütün ibadetlerinde ihlasa ve teslimiyete çağırmıştır.
Müminler 'Allah'a derin bir saygı göstererek' iman ederler. Allah'ın yüceliğini ve gücünü kavramış olmaktan dolayı O'na karşı derin bir sevgi, içli bir saygı ve korku duyarlar. Rabbimiz'e böyle derin bir saygı ve korku ile bağlanan kimseler, Allah'ın rızasını kazanmayı hiçbir dünyevi çıkar ya da menfaate değişmezler. Çünkü ihlas sahibi kişi, dünya üzerindeki küçük büyük hiçbir menfaatin, Rabbimiz'in rızasını kazanmaktan ve O'nun emirlerini yerine getirmekten daha önemli olmadığını bilir. Kuran'da “... Onlar Allah'ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar...” (Al-i İmran Suresi, 199) ayetiyle salih müminlerin bu özelliği hatırlatılmıştır.
Canlıların Yaşamı İçin Uykunun Önemini…
Uyku, böceklerden memeli hayvanlara kadar tüm canlılar için doğal bir besindir. Canlılardan bazısı buz üzerinde üç dakika, bazısı bir dala tutunup aralıksız 20 dakika uyuyarak bu besini alır. Aralarında, tek ayak üzerinde, tek gözü açık ve hatta yüzerken uyuyanları bile vardır. Ancak, canlıların birçoğunun kendilerini koruyan bir uykuları var ki, bu uyku haftalarca hatta aylarca sürebilir. Bu, kış uykusudur.
Hücre Zarının Hücrenin Güvenlik Şeridi Gibi Davrandığını…
Hücre zarını, binanın çevresini saran ve en sıkı güvenlik önlemleriyle koruyan bir duvar gibi düşünebiliriz. Tüm kapılarda binanın içindekileri tanıyan ve dışarıdan gelenleri ayırt edebilen özel koruma görevlileri bulunur. Giren çıkan herşey burada kontrolden geçer. Sadece binaya girmesi gerekenler içeri alınır ve çıkması gerekenlerin çıkışına izin verilir. Kapılarda kimlik kartı denetimi, hassas dedektörlerle tarama gibi işlemler yapılır. Bir binanın korunması için özel olarak tasarlanan bir güvenlik sisteminin, onlarca kişinin çabası ve bilgisayar programları yardımıyla yapıldığı düşünülürse, söz konusu seçim ve eleme işlemini yapan hücre zarının önemi daha iyi anlaşılacaktır. Hücre zarındaki eleme sabit ve mekanik bir seçme değildir, aksine şartlara göre değişen son derece kompleks bir seçimdir.
Şuursuz hücrelerin kendi kendilerine böyle bir sorumluluk hissetmesi, vücut için neyin faydalı neyin zararlı olduğuna karar vermesi ve bu görevi kusursuzca yerine getirmesi kuşkusuz mümkün değildir. Açık bir şuurla değerlendiren herkes, evrenin her noktasında olduğu gibi hücrenin zarında da Allah'ın sonsuz ilmini ve hakimiyetini görecektir.
500 Milyon Yaşındaki Tek Bir Deniz Anasının Bile Evrimcilerin İddialarını Yalanladığını…
Avusturalya'da, Ediacara tepeleri Prekambriyen devrine ait kayalar barındırmaktadır. Resimde görülen deniz anası fosilleri de Ediacara'da bulunmuştur ve 570-543 milyon yıl öncesine aittir. Yüz milyonlarca yıllık bu fosil kayıtları, "evrimsel süreç" iddiasını yalanlamaktadır.
Nitekim evrimcilerin bu iddiaları fosil kayıtları tarafından hiçbir zaman doğrulanmamıştır. Fosillerin gösterdiği gerçek, canlı türlerinin kendilerine özgün yapılarıyla birbirlerinden farklı ve ayırt edilebilir özelliklere sahip olduğu, bu özelliklerin zaman içinde aşamalı olarak kazanılmadığı, canlı grupları arasında izlenebilir bir evrimsel bağ olmadığıdır. Bu da, tüm canlıları sahip oldukları karakteristik özelliklerle, kusursuz şekilde Allah'ın yarattığını gösteren önemli delillerden biridir.
Evrimcilerin bilim dışı iddiaları doğru olsaydı, fosil kayıtları bizlere,
- Çok sayıda ara form sunmalı;
- Bu kayıtlardaki değişim yavaş ve kademeli olmalı, basitten komplekse doğru gelişim görünmeli;
- Hayali ilk hücre geliştikçe yeni türler ortaya çıkmalı. bu türlerin izleri de fosillerde görülmeliydi.
- Ancak bunların hiçbiri gerçekleşmemiştir. Canlıların tümünü Allah mükemmel olarak yaratmıştır.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 35. sayı (Mayıs 2007) 2. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 315 kez incelendi.
|
 |
|