Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7594 tanesi Türkçe, toplam 8913 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Gerektiği zaman göz yuvasının üstünü tamamen ve sıkıca örtebilen göz kapağının derisi, vücudun diğer kısımlarına göre çok daha incedir. Göz kapağı derisinin alt tabakası yağsız ve çok gevşektir, kan bu bölgede kolay toplanır. Eğer göz kapağının derisi kalın ve yağlı bir yapıya sahip olsaydı, gözlerin açılıp kapanması oldukça zor bir işlem olurdu.
2- Suyun Kimya Kurallarını Altüst Eden Özelliği Nedir?
Hepimizin de bildiği gibi su 100 oC sıcaklıkta kaynar ve 0oC sıcaklıkta donar. Ancak, normal şartlarda suyun 1000oC değil, -800oC kaynaması gerekirdi. Çünkü periyodik tabloda oksijenin bulunduğu grupta yer alan ve hidrid olarak adlandırılan diğer elementler ile aynı molekül yapısına sahiptir. Bu bileşiklerin kaynama noktaları ise kükürtten başlayıp daha ağır olanlara doğru düzenli bir şekilde değişir; ancak umulmadık bir şekilde suyun kaynama noktası bu dizinin dışına çıkar. Su (oksijen hidrid) olması gerekenden 1800oC daha yüksekte kaynar. Bir diğer şaşırtıcı durum da suyun donma noktası ile ilgilidir: Yine periyodik sistemdeki düzene göre, suyun -1000oC'de katılaşması gerekir. Ancak su bu kuralı bozar ve olması gerekenden 100 oC yukarıda, yani 0oC'de buz haline gelir. Eğer su, periyodik sistemdeki düzene göre hareket etseydi, yeryüzünde sadece buhar olarak bulunurdu. Bu noktada; niçin hidritler arasındaki başka bir element değil de, sadece suyun (oksijen hidrit) periyodik sistem kurallarına uymadığı sorusuna verilecek tek cevap ise suyun, kusursuzca var eden Yüce Allah'ın kullarına bahşettiği bir nimet olmasıdır.
3-Yan Yana Gelen Her Atom Hemen Reaksiyona Girseydi Ne Olurdu?
Tüm evren 109 elementin atomlarının birbirleriyle reaksiyona girmeleri sonucu oluşmuştur. Ancak tepkimenin oluşabilmesi için Yüce Allah'ın belirlediği önemli koşulların gerçekleşmesi gerekir. Bu sayede örneğin oksijenle hidrojen, her bir araya geldiğinde su oluşmaz. Ya da demir havayla temas eder-etmez hemen paslanmaz. Eğer öyle olsaydı, katı ve parlak bir metal olan demir, birkaç dakika içinde yumuşak bir toz olan demir okside dönüşürdü. Durum böyle olmasaydı yeryüzünde metal diye bir madde de kalmazdı. Çok tuhaf bir dünyada yaşardık. Yan yana gelen iki maddenin atomları hemen tepkimeye girerdi. Böyle bir durumda ise, koltuğa bile oturmamız mümkün olamazdı. Çünkü koltuğu oluşturan atomlarla vücudumuzu oluşturan atomlar hemen tepkimeye girer ve koltuk ve insan atomları birbirine karışırdı.
4- Kemiklerdeki Esneklik Hareket Kabiliyetini Nasıl Kolaylaştırır?
İskeletin hareket kabiliyeti kemiklerin esnekliği sayesinde kolaylaşır. Her adım atışımızda omurgamızı oluşturan omurlar birbiri üstünde hareket ederler. Bu sürekli hareket ve sürtünme, omurların aşınmasına sebebiyet verecekken bu tehlikeyi önlemek için her bir omur arasına disk denen dayanıklı kıkırdaklar yerleştirilmiştir. Bu diskler amortisör görevi yaparlar. Dahası her adım atışta, vücut ağırlığından kaynaklanan bir tepki kuvveti yerden vücuda gelir. Bu kuvvet, omurganın sahip olduğu amortisörler ve "kuvvet dağıtıcı" işlevi gören kıvrımlı şekli sayesinde, vücuda zarar vermez. Eğer tepkiyi azaltan esneklik ve özel yapı olmasa, ortaya çıkan kuvvet direkt olarak kafatasına iletilirdi ve omurganın üst ucu, kafatası kemiklerini parçalayarak beynin zarar görmesine neden olurdu.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi37. sayı (Temmuz 2007) 20. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 729 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;