 |
Kınayanın Kınamasından Korkmamak
"Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği, mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda cehd eden (çaba harcayan) ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir." (Maide Suresi, 54)
Müminler her devirde, Allah'a kulluk etmeleri, O'nun emirlerini yerine getirmeleri, insanların değil yalnızca Allah'ın rızasını gözetmeleri nedeniyle içerisinde yaşadıkları topluluklarda iman etmeyen kişiler tarafından yadırganmışlardır. Peygamber Efendimiz (sav)’in döneminde de örnekleri görüldüğü üzere inkarcı toplumlarda kavmin önde gelenleriyle idarecileri, müminlere daha çok fiziksel saldırı ve eziyet şeklinde tepki gösterirken, müminlerin yakın çevreleri ise bu tepkilerini tavır alma, manevi baskı ve kınama şeklinde gerçekleştirirler. Ancak, Allah'a karşı tam bir güvene ve sarsılmaz bir imana sahip olan müminler, bu baskı ve kınamalar karşısında din ahlakını yaşamak konusunda en ufak bir taviz vermez, kendilerini kınayanlardan asla çekinip korkmazlar. Çünkü kınayanın kınamasından korkmak, Yüce Allah'a karşı şirk koşmak demektir (Allah'ı tenzih ederiz). Rabbimiz ayetlerinde 'yalnızca Kendisi'nden korkulması gerektiğini' bildirmiştir. (Bakara Suresi, 40) Bundan dolayı müminler yalnızca Yüce Allah'tan korkar, O’nun yardım ve desteğini kazanarak inkarcılara karşı daima zafer elde ederler.
Beğenilmeyen Bir Şeyi İnfak Etmemek
"Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki, şüphesiz Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır." (Bakara Suresi, 267)
Müminler hoşlanmadıkları, zaten ihtiyaçlarının olmadığı şeyleri ihtiyaç içinde olanlara vermeye kalkışmaktan ayette bildirildiği gibi menedilmişlerdir. Görünürde infak etmiş ve dolayısıyla gösteriş yapmış olmak maksadıyla böyle bir davranışta bulunmak kişiye Allah Katında bir ecir kazandırmayabilir. Bu, Kuran ahlakına uygun olmayan bir davranış olur.
Tüm ibadetlerde olduğu gibi, infak ederken de, bu ibadetin hikmetinin akılda tutulması çok önemlidir. İnfak müminler için manevi bir arınma ve temizlenme vesilesidir. İnsan sevdiği, değer verdiği şeyleri yalnızca Allah dilediği için, O'nun hoşnutluğunu kazanmak için seve seve veriyorsa ancak o zaman yaptığı infak İslam ahlakına uygun olur. Mümin bu şekilde Allah'ın rahmet ve hoşnutluğunu dünyadaki hiçbir şeye değişmeyeceğini, bu uğurda her şeyi feda edebileceğini kanıtlamış olur. Bu şekilde davranır çünkü: Allah'ın rızasını ve rahmetini kazanmaya muhtaçtır. Allah tüm eksikliklerden münezzeh ve Yücedir.
Selam Verildiğinde Aynısıyla veya Daha Fazlasıyla Karşılık Vermek
“Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Allah herşeyin hesabını tam olarak yapandır.” (Nisa Suresi, 86)
Selam vermek, müminlerin birbirlerine en güzel dilek ve temennilerini sunma şekillerinden biridir. Kuran’da bildirildiği üzere cennete girerken müminler selamla karşılanır (Araf Suresi, 46), cennette de birbirleriyle selamlaşırlar (Yunus Suresi, 10). Bu iki durum da İslam ahlakında selam vermenin önemini gösteren örneklerdir.
Selam verilen bir kişinin o selama daha güzeliyle veya en azından aynısıyla karşılık vermesi de farzdır. İman etmeyenlerin kötü ahlak modelinde ise, verilen bir selamı almamak, duymazdan gelmek gibi tavırlar karşı tarafa bir üstünlük gösterisi olarak yapılır. Sosyal statü olarak kendilerinden daha küçük gördükleri kimseleri ezmek, haddini bildirmek gibi çirkin niyetlerle bu tarz davranışlara sık sık başvurulur. İslam ahlakında ise müminler arasında bu tarz bir üstünlük anlayışı, değerlendirme modeli kesinlikle yoktur. Konumu ne olursa olsun, kendisine verilen bir selamı almak her mümin için Kuran'da bildirilen bir emirdir.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 37. sayı (Temmuz 2007) 44. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 595 kez incelendi.
|
 |
|