 |
Dünya Hayatına Aldanmamak-2
Geçtiğimiz ay yayınladığımız yazımızda, dünyada sonsuza kadar yaşayamayacaklarının farkında olsalar da nefsani hırslarının peşine düşerek Allah’a karşı olan sorumluluklarını yerine getirmeyen bazı kişilerin içinde bulundukları yanılgıları ele almıştık. Ölümün uzak olduğunu zanneden, kalıcı eserler bırakarak en azından isimlerini yaşatacakları yanılgısına kapılan ve apaçık ölüm gerçeğini görmezden gelen bu insanların diğer yanılgıları nelerdir?
Mal, Mülk ve Çocuk Sahibi Olmak: Mal, mülk, çocuk sahibi olmak ve bunları kendilerinin edindiğini sanmak, bazı insanları dünyaya hırsla bağlayan konulardandır. Kuşkusuz tüm bunlar meşrü istek ve nimetlerdir. Ancak bu noktada kastedilen bazı insanların mal, mülk ve çocuk sahibi olmayı tutku ve hırs konusu yaparak, bunları kendilerine Allah’ın verdiğini unutmaları ve kibirlenmeleridir. Kuran’da mal ve çocuklarla ilgili olarak şöyle bildirilmiştir:
“Mal ve çocuklar, dünya hayatının çekici-süsüdür; sürekli olan ‘salih davranışlar’ ise Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umud etmek bakımından da daha hayırlıdır.” (Kehf Suresi, 46)
Bu insanların burada içine düştüğü yanılgı şudur; sahip oldukları konutlar ayakta durdukça, araziler, ürün veren ekili alanlar varlığını sürdürdükçe, ziynet eşyaları kasalarında var olmaya devam ettikçe, banka hesaplarındaki nakit para arttıkça, soyadları ve nesilleri çocuklarıyla devam ettikçe sanki dünyada ebedi kılınacağını sanırlar. Bu aldanış, Kuran’da şöyle haber verilir:
“Ki o, mal yığıp biriktiren ve onu saydıkça sayandır. Gerçekten malının kendisini ebedi kılacağını sanıyor.” (Hümeze Suresi, 2-3)
Şeytanın Uzun Emellere Kaptırması: “Gelecek” gerçekte gelip gelmeyeceği bizim için kesin olmayan, sürekli planlanan ve ileriye dönük olarak insanları dünyaya bağlayan hayali bir zaman dilimidir. Kendisiyle birlikte tüm insanları sonsuz azaba sürüklemeye yemin etmiş olan şeytan, insanların nefsindeki bu eğilimi kullanır. Böylece gelip gelmeyeceği belli olmayan bir zaman diliminin planlanmasıyla ömrünü geçiren insanlar, kesin bir gerçek olan ölümü unutur, ölümden sonraki yaşamları için çaba göstermeyerek çok büyük bir yanılgıya düşerler. Sadece dünya hayatı ile ilgili konuları düşünen ve hayatın en büyük gerçeği olan ölümü düşünmekten kaçan bu insanlar Kuran’da, şeytanın "kışkırttığı ve uzun emellere kaptırdığı" kimseler olarak haber verilmiştir. (Muhammed Suresi, 25) Bu kişilerin dünya hayatının hiç bitmemesini istemelerinin altında yatan neden de işte bu uzun emelleri, gelecekten beklentileri ve uzun yıllara yaydıkları hedefleridir.
Nefsin Doyumsuzluğu: Ölümle birlikte herşeyin yok olacağını sanan insanlarda, dünya hayatıyla sınırlı yaşamlarını “olabilecek en iyi şekilde geçirmeliyim, en yüksek derecede dünya nimetlerinden yararlanmalıyım” yanılgısı hakim olur. İnsanın nefsindeki istekler asıl yurt olan sonsuz cennete ayarlı olarak yaratıldığı için dünyada bir türlü tatmin bulamaz. Her güzel şey dünyada eksikliklerle donatılmıştır ve her şeyin güzelliği her gün azalır. Kendi halinde bırakılan her şey zamanla eskir, bozulur, güzelliğini ve tazeliğini yitirerek beğenilmeyecek bir hale gelir. Bu nedenle Allah’ın zikrinden uzak bir yaşam süren kimseler dünyada aradıkları huzuru, refahı ve kusursuzluğu bulamaz, bu doyumsuzluk içinde sürekli daha iyisini, daha güzelini arayarak geçirdikleri ömürlerinin hiç bitmeyeceği yanılgısına düşerler. Bu kişilerle ilgili Kuran’da şöyle bildirilmiştir:
“Andolsun, onları hayata karşı insanlardan ve şirk koşanlardan (bile) daha ihtiraslı bulursun. (Onlardan) Her biri, bin yıl yaşatılsın ister; oysa bunca yaşaması onu azaptan kurtarmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını görendir.” (Bakara Suresi, 96)
Peygamber Efendimiz (sav) Ölüm Gerçeğini Hatırlatmıştır
Rabbimiz’in kendisine verdiği büyük sorumluluğu en güzel şekilde yerine getirerek, insanları Allah'ın yoluna davet eden ve tüm inananların yol göstericisi olan değerli Peygamberimiz (sav), tüm müminleri ölümle her an karşılaşabilecekleri konusunda şöyle uyarmıştır:
Sahabilerden Ebû Sait el-Hudrî (r.a.) buyurur ki;
«Bir gün Peygamberimiz (sav)’i şöyle derken işittim. “Varlığımı kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, ben her gözlerimin açıldığında göz kapaklarım bir daha kapanmadan Allah'ın canımı alacağını düşünürüm. Gözlerimi bir yere her çevirişte bakışlarımı indirmeye fırsat bulamadan öleceğim sanırım. Ağzıma her lokma alışta onu yutamayacağımı ve öldükten sonra gırtlağımda kalacağını aklıma getiririm. Ey insanlar! Eğer aklınız başınızda ise kendinizi ölüler arasında sayınız. Çünkü nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, size bildirilen akibet, göz açıp kapayasıya kadar başınıza gelecek ve bunu önlemeye gücünüz yetmeyecektir.”»
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 36. sayı (Haziran 2007) 20. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 793 kez incelendi.
|
 |
|