 |
Dünya Hayatına Aldanmamak -1
Her insan dünyada sonsuza kadar yaşayamayacağının farkındadır. Ancak büyük bir yanılgı içinde olan bazı insanlar, ölümle birlikte bitecek olan yaşamlarını dünya hayatının nimetlerinden daha çok istifade edebilme hırsıyla geçirir. Ya da Allah’a karşı sorumluluklarını unutarak dünyevi bir tür koşturmaca içerisinde boş işlerle vakit geçirerek oyalanırlar. Peki bu insanlara ölümün apaçık varlığını unutturan, insanları aldatıp yanıltan nedir?
De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir." (Cuma Suresi, 8)
Her canlı varlık gibi insan da bir gün ölmek üzere doğar. Kimileri çok küçük yaşta hayata veda ederken, kimileri genç, kimileri orta, kimileri de ileri yaşlarda bu dünyayı terk ederler. Kimsenin sahip olduğu malı-mülkü, serveti, makamı, mevkisi, şöhreti, itibarı, kuvveti ve güzelliği, ölümü kendisinden uzaklaştıramaz. Herkes istisnasız ölüme boyun eğmiştir ve bundan sonra da eğmeye devam edecektir.
Zamanın ilerlemesine rağmen kendini yaşlanmaya ve ölüme karşı koruyabilmiş tek bir insan yoktur. Çünkü insan kendi bedeninin ve hayatının sahibi değildir. Yaşamaya karar verip hayatını kendisinin başlatmamış oluşu, bunun önemli bir göstergesidir. Bir diğer göstergesi ise, hayatını sona erdiren ölüme müdahale edemeyişidir. Hayatın sahibi, onu verendir ve O, dilediği zaman da o hayatı geri alır. Hayatın sahibi olan Allah, Peygamberimiz (sav)'e vahyettiği "Senden önce hiçbir beşere ölümsüzlüğü vermedik; şimdi sen ölürsen onlar ölümsüz mü kalacaklar?" (Enbiya Suresi, 34) ayetiyle, bunu haber vermiştir. Ancak bu apaçık gerçeğe rağmen imani bilinçten, din ahlakından uzak toplumlarda ölümü unutma, unutturma ve dünya hayatına bitmeyecekmiş gibi sıkı sıkıya bir bağlanma söz konusudur. Bu yanılgıya sahip olan çoğu kişi ise, ne denli büyük bir hata yaptığının şuurunda değildir.
Apaçık Ölüm Gerçeğini Görmezden Gelen İnsanları Yanıltan Nedir?
- Sıralı ölüm: İman etmeyen insanları dünya hayatının geçiciliği konusunda yanıltan konulardan biri insanların sıralı öldüklerini sanmalarıdır. Yaşlı veya ölümcül bir hastalığı olan kimselerin ölümleri “beklenir”. Sağlıklı veya genç insanların ise ölümü düşünmeleri söz konusu olmaz. Bu nedenle insanlar hayatlarının büyük bir kısmını sanki hiç ölmeyecek gibi gaflet içinde yaşarlar.
- Doğumların olması: Bazı insanları yanıltan diğer bir konu ise ölen insanların yanı sıra yeni doğan insanların da olmasıdır. Bu döngü olmasa, yani doğumlar olmadan insanlar ölmeye başlasalar dünya nüfusundaki hızlı azalma ve yeni bir neslin yerlerine gelmemesi kuşkusuz insanların dünya hayatındaki yaşamlarının sona ereceğini sürekli düşünmelerine ve yaşamlarını sorgulamalarına neden olurdu.
- Kalıcı eserler: İnsanların medeniyetler inşa etmeleri, sanat eserleri meydana getirmeleri onları sanki bu eserlerle birlikte yüzyıllarca yaşayacakları yanılgısına düşürür. Belki o eserler ayakta kalır ancak ne o eserleri meydana getirenler ne de onlardan yararlanıp, beğeni duyan insanlar hayattadır. Allah insanların nefsindeki kalıcı eser bırakma tutkusunu Kuran’da şöyle haber vermiştir:
"Siz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz? Ölümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz?" (Şuara Suresi, 128-129)
- Toplumsal telkin: Kuşkusuz kimi insanları yanıltan en büyük faktör, içinde yaşadıkları imani bilinçten uzak insanların oluşturduğu toplumun verdiği telkindir. Bu telkin, geleceğe sürekli yatırım yapmak gerektiği, ölümün üzücü ve şaşırtıcı hatta belli başlı sebeplere bağlı hazin bir olay olduğu, çok fazla düşünmemek gerektiği yönündedir. Hayatın kısa ve geçici olduğunu kabul etseler bile bunu, “Madem hayat kısa gününü gün etmek gerek” şeklinde yorumlarlar. Bu yanlış telkin, yaşamları son bulup Yüce Allah’ın huzurunda hesap verdikleri ana kadar insanları tüm yaşamları boyunca oyalar. Oyalanma içerisinde olan bu insanların korkarak ve ölümü yok sayarak ölümden kaçamayacakları bir ayette şöyle bildirilmiştir:
“Ya da karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekle yüklü, 'gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle'; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır.” (Bakara Suresi, 19)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 35. sayı (Mayıs 2007) 24. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 537 kez incelendi.
|
 |
|