Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7968 tanesi Türkçe, toplam 9385 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
The New York Times gazetesinin 22 Kasım 2005 tarihli sayısında “In Give and take of Evolution, A surprising Contribution From Islands (Evrim işbirliğinde adalardan şaşırtıcı bir katkı)” başlıklı bir yazı yayınlandı. Bilim yazarı Carl Zimmer tarafından hazırlanan makalenin konusunu, Amerikan Doğa Tarihi Müzesi biyologlarınca yapılan bir genetik sekanslama analizi oluşturuyordu.
Christopher E. Filardi ve Robert Moyle isimli bilim adamları, Dicruridae ailesinden olan ve Pasifik adalarında yaşamakta olan kuşların (monarch flycatcher) DNA örneklerini incelemişler, elde ettikleri verileri bu kuşların hayali evrimsel tarihini kurgulamada kullanmışlardı. Bilim adamları bu kuşların 5.6 milyon ila 2 milyon yıl önce Avustralya’da veya Yeni Gine’de yaşamış bir ortak atadan evrimleşmiş olduğunu, Pasifikteki adaların ise bu evrimsel süreçte yeni türlerin oluşumunu hızlandıran bir etmen olarak görev yaptığını iddia ediyorlardı.
Zimmer çalışmanın sonuçlarına göre “Kuşların yeni türlerin ortaya çıkışında bir patlama yaratacak, hatta ana karayı tekrar işgal edecek şekilde dahi adadan adaya yayılabildiğini” yazıyor, adalarda devam eden hayali evrimde sadece ana karadan adalara değil, adalardan adaya ve hatta adalardan ana karaya olan hareketlerin de önemli rol oynamış olabileceğini iddia ediyordu.
Ancak söz konusu çalışma, Dicruridae kuşlarının evrimle ortaya çıktığına dair hiçbir bilimsel sonuç ortaya koymamakta, evrimciler sadece elde ettikleri bilgileri kendi önyargılarına göre yorumlamaktadırlar. Benzerlikleri evrim sonucu kabul eden bu bakış açısına göre kuşların ne zaman ve nerede evrimleşmiş olabileceğine dair senaryolar hayali bir şekilde geliştirmektedirler. (Bu gibi genetik analizlerin evrim teorisine neden destek oluşturmadığını buradan okuyabilirsiniz. )
Ayrıca adalardaki “türleşme” iddiası da yine evrimci önyargılar üzerine oturtulmuş bir tanımlamadır. Evrimciler kuş türü içindeki çeşitlenmeleri kendi önyargılarına göre abartmakta, varyasyonların ayrı birer tür olduğunu öne sürmektedirler. Bu konuda yanıldıklarını gösteren ve 30 yıllık gözlemlere dayanan çalışma ise ünlü Galapagos ispinozları hakkında olanıdır. Bu çalışmalar, evrimcilerce “türleşme kanıtı” olarak yorumlanan varyasyonların gerçekte sınırsız bir değişim göstermediğini, gagalarda gözlemlenen değişimin tekrar eski tipe dönecek şekilde gerilediğini ortaya koymuştur. Bu konuda daha fazla bilgi için bkz. Harun Yahya, Bir Zamanlar Darwinizm
Bunların ötesinde, genel olarak kuşların kökeni konusu da evrim teorisi için büyük bir problemdir. Zimmer’ın yazısında varsayılan türleşme örnekleri bu probleme dair hiçbir çözüm sağlamamaktadır. Dilerseniz, kuşların özgün yapısı ve bunların evrim teorisine açmazları hakkında bu linkten bilgi edinebilirsiniz.