 |
"İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk Onundur. Ondan başka İlah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?" (Zümer Suresi, 6)
"Allah'tan başka İlah yoktur, o tektir, şeriksizdir. Arz ve semanın mülkü Ona aittir. Bütün hamdler O' nadır, O herşeye kadirdir de. Taşlanmış şeytandan Allaha sığın." (Hz. Muhammed SAV)
Işık Ve Sesin Olmadığı Kapkaranlık Bir Beyinde Görüntü Nasıl Oluşur?
Dış dünyadaki tüm bilgiler sadece duyu organlarımız aracılığıyla bize ulaşmaktadır. Biz hiçbir varlığın aslını asla göremeyiz ve bu varlıkların asıllarına asla dokunamayız. Hayatımızın birer parçası olan tüm olaylar, tuttuğumuz bu derginin sayfaları, hayatımız boyunca gördüğümüz, dokunduğumuz, kokladığımız, tattığımız, dinlediğimiz her şey, gerçekte beynimizde oluşan görüntü ve hislerdir.
Kısacası bizim, madde sandığımız her şey aslında bir hayal olarak beynimizde meydana gelen görüntülerden oluşmaktadır. Bu gerçek hakkında, bugün bilim adamına "Biz dünyayı nasıl, nerede görüyoruz?" diye sorulsa, verdikleri tek cevap vardır: Tüm dünyayı beynimizdeki görme merkezinde görür ve hissederiz.
Ancak burada önemli bir konuya açıklık getirmek gerekmektedir. Allahın yarattığı her varlık, biz görsek de görmesek de vardır. Çünkü zaten bu varlık yaratılmıştır. Yani madde hayaldir demek, madde yoktur demek değildir. Aksine biz görsek de görmesek de maddesel bir dünya vardır. Ancak biz bu dünyayı beynimizin içinde bir kopya diğer bir deyişle algılarımızın yorumu olarak görürüz. Dolayısıyla madde, bizim için hayaldir. Sonuç olarak, maddenin beynimizde oluşan bir hayal olması onu yok hale getirmez. Kaldı ki dışarıda maddenin varlığını, bizden başka gören varlıklar da vardır. Allahın melekleri, yazıcı olarak tayin ettiği elçileri de bu dünyaya şahitlik etmektedirler:
"Onun sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken. O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır." (Kaf Suresi, 17–18)
Yüce Allah' ın Bedi Sıfatı
Her insan yeryüzüne beş duyu ile gelmiştir ve bu duyuların dışında altıncı bir duyuyu düşünmesi bile mümkün değildir. Örneğin belirli bir renk tayfını görebilmekte, belirli frekanslardaki sesleri duyabilmektedir. Ve ürettiği şeyler de sınırlıdır. Oysa Yüce Allahın ilmi sınırsızdır. Allah her şeyi örneksiz olarak yaratmıştır. Canlı ve cansız hiçbir varlığın olmadığı bir zamanda, Allah dilemiş ve Onun OL demesiyle, atomlardan, canlılardan, gezegenlerden, galaksilerden oluşan kusursuz bir sistem yaratılmıştır. Ayrıca Rabbimiz uzayı ve uzaydaki tüm gezegenleri, yeryüzündeki tüm canlı ve cansız varlıkları, canlıların vücudundaki hücreleri, yerin altında bizim bilmediğimiz ve görmediğimiz nice varlığı örneksiz olarak yaratmıştır. İnsanların binlerce sene sonra keşfedebildikleri mikro dünyadan, ancak 20. yüzyılda haberdar olunan gök cisimlerine kadar herşeyi Allah kusursuzca yaratmıştır. Tüm alemlerin Rabbi olan Allah üstün güç sahibi, her şeyi bilendir.
Bunları Biliyor musunuz?
- Güney Kutup Bölgesinde yaşayan penguenlerin, derilerinin altındaki kalın yağ tabakası sayesinde vücut sıcaklıkları (40oC) ve yaşadıkları ortam sıcaklığı (-40oC) arasındaki 80oC' lik ısı farkına dayanabildiklerini.
- Güvercinlerin bulutlu bir havada bile yüzlerce kilometre ötedeki güvercinliğin yolunu bulduklarını.
- Dünyanın en hızlı kara hayvanı olan çitaların, saniyeler içinde hızlarını 72 km.' ye kadar çıkarabildiklerini, hatta bazı çitaların 600 m' den daha uzun bir mesafeyi saatte 113 km. gibi olağanüstü bir hızla aşabildiklerini.
- Yabani muhabbet kuşlarının su ihtiyaçlarını yedikleri tohumlardan aldıkları için hava son derece kurak da olsa bir ay boyunca hiç su içmeden rahatlıkla yaşayabildiklerini.
- Yılan balığı ve vatos gibi balıkların bazı türlerinin düşmanlarından korunmak veya avlarını etkisiz hale getirmek için vücutlarında ürettikleri elektriği kullandıklarını ve bu elektrik akımının 500–600 volta kadar çıkabildiğini.
Şeytanın İman Edenler Üzerinde Bir Gücü Olmadığını Sakın Unutmayın!
Şeytan tüm insanlık tarihi boyunca yaşayan herkese farklı yönlerden yaklaşmıştır. Örneğin, din ahlakından uzak yaşayan bir kimsenin, daha da uzaklaşmasını sağlayacak yöntemler kullanarak, onu tamamen dünya hayatına yöneltir, Allaha karşı hesap vereceği günü unutturur ve böylece ömür boyu din ahlakından uzak tutar. Bu arada müminlere karşı da faaliyetlerini sürdürmeye devam eder. Müminlerin kararlılıkla ibadet etmesini engellemek için doğru bilerek, samimiyetle yaptıkları her işe mutlaka engel olmaya çabalar. Kibir, bencillik, unutkanlık, dikkatsizlik, kendini yeterli görme, öfke ve gurur gibi nefsin yatkın olduğu konuları çeşitli kılıflara sokarak mümine uygulatmaya çabalar.
Kuran ahlakını yaşayan sabah akşam Onu zikreden, yeryüzündeki her olayın Allahın kontrolünde olduğunu bilen ve ihlasla Rabbimize yönelen müminlere karşı şeytanın etkisi yoktur. Bu yüzden, Allaha kesin bir imanla bağlananlar şeytanın etkisinden hiçbir zaman çekinmezler. Elbette onun etkilerine karşı her zaman uyanık olmak gerekir ama Allah samimi kullarına "Benim kullarım; senin onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücün (hakimiyetin) yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter." (İsra Suresi, 65) ayetiyle çok önemli bir sırrı da müjdelemiştir.
Yapraklardaki Kusursuz Tasarım: Gözenekler
Dıştan bakıldığında kimi zaman sadece yeşil bir cisim olarak düşünülen yaprakların her milimetrekaresinde kusursuz bir tasarım vardır. Örneğin yaprakların üzerinde bulunan mikroskobik delikler (gözenekler) ısı ve su transferi sağlamak ve fotosentez için gerekli olan karbondioksiti atmosferden temin etmekle görevlidir. Gözenekler aynı zamanda gerektiğinde açılıp kapanabilecek bir yapıya sahiptirler.
Gözeneklerin ilgi çekici yönlerinden biri ise, yaprakların çoğunlukla alt kısımlarında yer almalarıdır. Bitkideki suyu dışarı atan gözenekler, eğer yaprakların üst kısımlarında yoğun olarak bulunsalardı, çok uzun süre güneş ışığına maruz kalmış olacaklardı. Bu durumda da bitkinin sıcaktan ölmemesi için gözenekler bünyelerindeki suyu sürekli olarak dışarı atacaklardı, böyle olunca da bitki aşırı su kaybından kuruyarak ölecekti. Her şeyi kusursuz ve eksiksiz yaratan Allah, bitkilerde de özel tasarıma sahip gözenekler var etmiş, su kaybından zarar görmelerini böylece engellemiştir.
Bu makale, Mercek Dergisi 34. sayı (Nisan 2004) 2. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 370 kez incelendi.
|
 |
|