 |
İşte bu (Kur’an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O’nun yalnızca bir tek İlah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurmadır. (İbrahim Suresi, 52)
Allah’ı Anmada Gevşeklik Göstermemek
“Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir.” (Haşr Suresi, 19)
İnsanın kimi zaman gafletle Allah'ı aklından çıkarması, onun çeşitli hata ve günahları işlemesine sebep olabilir. Çünkü Allah'ın varlığından ve her an her şeye şahit olduğundan gafil olarak geçirilen süre, insanın olayları doğru algılayıp değerlendirmesinde, iyiyi kötüden ayırt etmesinde, davranış ve konuşmalarında Kuran hükümlerinin sınırlarını gözetecek bir bilinci korumasında önemli aksaklıklar meydana getirir.
Oysa, Allah'ı her an akılda tutmak ve O'nun ayetlerini tefekkür etmek, insanın aklının ve şuurunun sürekli açık olmasını sağlar. Böyle olunca da kişi, Kuran'ın hükümlerine uymak konusunda büyük titizlik gösterir. Allah'ı sürekli zikreden bir insan kendi aczini daha iyi idrak eder, hiçbir konuda kendine ait bir güce ve iradeye sahip olmadığını daha iyi fark eder. Bu nedenle bir mümin için Allah'ı anmak ve Allah ile olan manevi bağlantısını bir an bile koparmamak önemli bir ibadettir.
Zanda Bulunmamak, Gıybet Etmemek, Tecessüs Etmemek
“Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.” (Hucurat Suresi, 12)
Ayette, müminin sakınması gereken üç önemli tavırdan söz edilmektedir; zanda bulunmamak, gıybet etmemek (dedikodu yapmamak), tecessüs etmemek (gizli yönleri araştırmamak)... Her üçünün de ortak noktası, müminleri inciten, müminler arasındaki tesanüd ve dayanışmayı zedeleyen, sevgi, şefkat ve merhameti azaltan davranışlar olmasıdır. Yüce Allah Kuran'da müminleri bu davranışlardan kesin olarak men etmiştir. Müminin aklından geçirdikleri ve hissettikleri de, yapıp ettiklerinde olduğu gibi Allah'ın sınırlarını aşmamalıdır. Kuran hükümlerinin rehberliğinde duygu ve düşüncelerini terbiye eden mümin, şüphesiz Allah’ın izniyle mümin kardeşlerine daima en güzel ahlakla yaklaşır.
Boş Konuşmamak
“İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah'ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün 'boş ve amaçsız olanını' satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.” (Lokman Suresi, 6)
Boş konuşma, içinde Allah'ın anılmadığı, Allah'ın rızasının gözetilmediği, insanın ahiretine bir fayda sağlamayan konuşmalara denir. Hiçbir faydası olmadığı ve ruha da sıkıntı verdiği halde, Kuran ahlakından uzak yaşayan insanlar vakitlerinin büyük bir kısmını boş konuşmalar ile geçirirler.
İnsanları biraraya geldiklerinde boş konuşmalarla oyalamak, şeytanın en büyük hilelerinden biridir. Bu yöntemle şeytan, insanları Allah'ı anmaktan alıkoymak, Allah'ın Kendi varlığının delilleri olarak yarattığı ayet ve mucizeleri görmelerini, yaratılış amaçlarını düşünmelerini engellemek ve ahiret için kullanmaları gereken değerli zamanlarını boşa harcatmak ister. Bu yüzden mümin her zaman dikkatli olmalı, bu gibi bir durumla karşılaştığında bu ortama uymadığı gibi, mümkünse derhal müdahale ederek Allah'ın anılmasını sağlamalı ya da oradan uzaklaşmalıdır.
Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin. (Bakara Suresi, 152)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 32. sayı (Şubat 2007) 42. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 2.161 kez incelendi.
|
 |
|