 |
Yalnızca Allah'a Dayanıp Güvenmek
Ey insan! Eğer yalnız O’na abd (kul) olsan, bütün mahlukat üstünde bir mevki kazanırsın. Eğer ubudiyetten (kulluktan) istinkaf etsen (çekimser davransan), aciz mahlukata zelil (hayvanlardan daha da aşağılık) bir abd (kul) olursun.
İnsan Hayırla ve Şerle İmtihan Edilmektedir
Dünya hayatı Müslümanlar için Allah yolunda, O'nun rızasını kazanmak için cehd edilmesi yani çaba harcanması, hizmet edilmesi gereken bir mekandır. Bediüzzaman Said Nursi de dünya hayatının sadece bir hizmet yeri olduğunu, insanın zorluk ve güzelliklerle denemeden geçirileceğini ve musibetlere, sıkıntılara sabretmenin mükafatının da çok büyük olacağını şu şekilde bildirir:
“Şu dünya hayatı, imtihan meydanıdır ve hizmet yurdudur; lezzet, ücret ve mükafat yeri değildir. Madem hizmet yurdudur ve kulluk mahallidir; hastalıklar ve musibetler dini olmamak ve sabretmek şartıyla, o hizmete ve kulluğa çok başarı ve kuvvet verir. Ve her bir saati, bir gün ibadet hükmüne getirdiğinden şikayet etmek değil, şükretmek gerekir. Evet ibadet iki kısımdır: Birinci kısım olumlu diğeri ise olumsuz. Olumlu kısmı malumdur. Olumsuz kısmı ise, hastalık ve musibetlerde, musibetzede, za'fını ve aczini hissedip, Rahman olan Rabbin'e yönelip, O'nu düşünüp, O'na yalvarıp halis bir kulluk yapar. Bu kulluğa riya giremez, halistir. Eğer sabretse, musibetin mükafatını düşünse, şükretse, o vakit her bir saati bir gün hükmüne geçer. Kısacık ömrü uzun bir ömür olur. Hatta bir kısmı var ki bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçer." (Risale-i Nur Külliyatı, Lemalar, s. 10)
Kardeşinin Nefsini Kendi Nefsine Tercih Etmek
"Kardeşlerinizin nefislerini nefsinize; şerefte, makamda, sevgide, hattâ maddi menfaat gibi nefsin hoşuna giden şeylerde tercih ediniz. Hattâ en latif ve güzel bir iman hakikatini muhtaç bir mü'mine bildirmek ki; en masumane, zararsız bir menfaattir. Mümkün ise, nefsinize bir hodgâmlık (kendini düşünen, bencillik) gelmemek için, istemeyen bir arkadaş ile yaptırması hoşunuza gitsin. Eğer "Ben sevab kazanayım, bu güzel mes'eleyi ben söyleyeyim" arzunuz varsa, gerçi onda bir günah ve zarar yoktur. Fakat mabeyninizdeki (aranızdaki) sırr-ı ihlasa zarar gelebilir." (Risale-i Nur Külilyatı, 20. Lema, s.662)
Risale-i Nur’dan Hikmetler
Hastalığın Hikmetleri
"Ey hastalıktan şekva eden (şikayet eden) biçare (çaresiz) adam! Hastalık bazılara ehemmiyetli (önemli) bir definedir, gayet kıymetdar (değerli) bir hediye-i ilahiyedir (ilahi bir hediyedir). Her hasta, kendi hastalığını o neviden tasavvur edebilir. Madem ecel vakti muayyen (belli) değil; Cenab-ı Hak, insanı yeis-i mutlak (umutsuzluktan doğan karamsarlık) ve gaflet-i mutlaktan kurtarmak için, havf u reca ortasında (korku ile ümit arasında) ve hem dünya ve hem ahireti muhafaza etmek noktasında tutmak için, hikmetiyle eceli gizlemiş. Madem her vakit ecel gelebilir; eğer insanı gaflet içinde yakalasa, ebedi hayatına çok zarar verebilir. Hastalık gafleti dağıtır, ahireti düşündürür, ölümü tahattur ettirir (hatırlatır), öylece hazırlanır. Bazı öyle bir kazancı olur ki; yirmi senede kazanamadığı bir mertebeyi yirmi günde kazanıyor." (Risale-i Nur Külliyatı, Yirmi beşinci Lem’a, s:26)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 31. sayı (Ocak 2007) 38. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 736 kez incelendi.
|
 |
|