 |
 |
 |
Gerçek şu ki, biz onlara melekler indirseydik, onlarla ölüler konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık, -Allah'ın dilediği dışında- yine onlar inanmayacaklardı. Ancak onların çoğu cahillik ediyorlar. (En'am Suresi, 111)
- Darwinistler bir dinozorun sineği yakalamaya çalışırken kanatlandığını iddia ederken, sineğin zaten mükemmel bir kanat ve uçuş sistemine sahip olarak saniyede 1000 kere kanat çırpıyor olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler yeryüzündeki tüm canlılığı meydana getirdiğini iddia ettikleri atomların şuursuz varlıklar olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, fosfor, karbon gibi atomların tesadüfler sonucunda biraraya gelerek, yıldırımlar, volkanlar, ultraviyole ışınları, radyasyon gibi doğal olaylar sonucunda kendilerini kusursuzca organize ederek proteinleri, hücreleri, balıkları, kedileri, tavşanları, aslanları, kuşları, insanları ve tüm canlılığı meydana getirdiklerini iddia ederken bunların bilinçsiz, akılsız, yeteneksiz, bilgisiz ve cansız olduklarını düşünmezler.
- Darwinistler canlılığın mutasyonlar sonucunda evrimleştiğini iddia ederken mutasyonların %99'unun canlılara zarar verdiğini düşünmezler.
- Darwinistler evrim teorisinin 1800lü yılların teknolojik durumu içerisinde ortaya atılmış kör bir teori olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler türlerin birbirinden evrimleştiğini iddia ederken fosil katmanlarında bunu destekleyecek tek bir delil elde edilemediğini düşünmezler.
- Darwinistler canlı türlerinin birbirlerinden uzun zamanlar içinde evrimleşerek çoğaldıklarını iddia ederken bugün bilinen temel canlı kategorilerinin tamamına yakınının, 530-520 milyon yıl önce, "Kambriyen Devri" adı verilen jeolojik devirde aynı anda ve aniden ortaya çıktıklarını düşünmezler.
- Darwinistler, fosil kayıtlarının canlıların milyonlarca yıldır hiçbir değişime uğramadıklarını ispat ettiğini düşünmezler.
- Darwinistler 19. yüzyılın ilkel bilim anlayışıyla hayali bir varsayım olarak öne sürülen evrim teorisinin bugüne kadar hiçbir bilimsel bulgu veya deney tarafından doğrulanmamış olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler Archaeopteryx'in sürüngenler ile kuşlar arasındaki "kayıp halka" olduğunu iddia ederken Archaeopteryx'in tam bir uçucu kuş olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler Archaeopteryx'in tam gelişmemiş bir kuş olduğunu öne sürerken Archaeopteryx ile aynı dönemde hatta ondan daha erken dönemlerde kuşların yaşadığını düşünmezler.
- Darwinistler canlılığın kör tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia ederken ortalama büyüklükteki bir protein molekülünün tesadüfen oluşma ihtimalinin 10300'de bir ihtimal olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler işlev gören bir proteinin tesadüfen oluşması için ise 10950'de bir ihtimal gerektiğini hiç düşünmezler.
- Darwinistler bu ihtimalleri değerlendirirken, matematikte 1050'de 1'den küçük ihtimallerin pratikte "sıfır ihtimal" kabul edildiğini düşünmezler.
- Darwinistler 19. yy teknolojisi ile su dolu bir balon olarak gördükleri tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri hücrenin bilim adamlarının benzetmesiyle, New York şehri kadar kompleks bir yapıya sahip olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler milimetrenin 100'de biri büyüklüğünde olan hücrelerimizin içindeki "mitokondri" isimli enerji santralinin, bir petrol rafinerisinden ya da bir hidroelektrik santralinden daha kompleks olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler şuursuz tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia ettikleri insanın 100 trilyon hücresinin her birinde mevcut olan DNA moleküllerinden tek bir tanesinde bir milyon ansiklopedi sayfasını dolduracak bilgi bulunduğunu düşünmezler.
- Darwinistler gözün tesadüfen meydana geldiğini öne sürerken indirgenemez komplekslikte bir organ olduğunu ve 40 temel parçasının hepsinin bir arada var olmadan ve uyum içinde çalışmadan işlevini yerine getiremediğini bunun da evrim teorisinin iddialarını ortadan kaldırdığını düşünmezler.
- Darwinistler insan gözünün en gelişmiş kameradan çok daha gelişmiş bir görüntü ve netlik sağladığını düşünmezler.
- Darwinistler insan beynindeki her bir nöronda 10 bin sinaps bulunduğunu, bunun bir nöronun aynı anda 10 bin farklı nöronla iletişim kurabildiği anlamına geldiğini ve insan beyninin içindeki sinapsların sayısının 1 katrilyon olduğunu ve bunun da yaklaşık 1.000.000.000. 000.000 haberleşme demek olduğunu, bunun tesadüfen oluşmasının imkansız olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, dünyanın en hızlı işlem yapan insan yapımı olan bilgisayarlarının ortalama olarak saniyede 109 işlem yaparken tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri beynin hızının ise aynı işlem için 1015 olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, tesadüflerin, hayranlık uyandıracak bir iletişim ağı kuracak şekilde sinir hücrelerini organize etmelerinin kesinlikle imkansız olduğunu düşünmezler.
- Savunma sistemi hücrelerinin antijen adı verilen bazı mikroplar ve yabancı maddelere karşı "antikor" adı verilen maddeler üreterek onları yok etmeye ya da çoğalmalarını önlemeye çalıştıklarını, bu antikorların sahip oldukları en önemli özelliğin doğada var olan yüz binlerce birbirinden farklı mikrobu tanıyıp, kendilerini onları yok etmeye yönelik olarak hazırlayabilmeleri olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler laboratuvarda oluşturularak insan vücuduna yerleştirilen yapay antijenleri bile tanıyan antikorlarn bulunduğunu düşünmezler.
- Darwinistler antikorların yabancıya karşı kullanılacak etkili silahları da anında tespit edip üretebildiklerini düşünmezler.
- Darwinistler birkaç cm lik beyni basit sinir düğümlerinden oluşan kraliçe arının kendi iradesi ve aklıyla, petek hücrelerinin ne için inşa edildiğini kavraması ve bunları hiç birbirine karıştırmadan, en uygun yumurtlamayı yapmasının nasıl mümkün olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler insanın sahip olduğu böbreklerin, yaklaşık 10 cm büyüklüğünde, 100 gram ağırlığında olup, bedenimizin yaklaşık 1 milyondan fazla mikro arıtma tesisini bu 10 cm içinde barındırdığını ve bize hayat veren her şeyi taşıyan kanın, bu mikro arıtma tesislerinde sürekli olarak temizlendiğini, insanların dev makinelerle böbreklerin taklidini bile yapamadıklarını düşünmezler.
- Darwinistler, insan vücudunda, ne zaman hücre üretilmesi gerektiği, ne zaman hücrenin yok edilmesi gerektiğinin insanın iradesi ve bilgisi dışında kusursuz bir zamanlama ve düzen içinde işlediğini düşünmezler.
- Darwinistler, sinirler arası sıvıda yüzerek elektron taşıyan enzimlerin, şuurlu varlıklar olmadığı halde kusursuzca sürdürdükleri iletim sisteminde günün birinde mesajı götürmeleri gereken yerlere götürmek yerine, rastgele dağıtmaya karar verseler, beyindeki bu karmaşanın tüm algı sistemini altüst edeceğini dış dünya ile olan bağlantıyı felce uğratacağını düşünmezler.
- Darwinistler, kemikte yer alan osteoklast isimli hücrelerin, kemiğin biçimini ve boyunu değiştirmesi, kemik yüzeyindeki çıkıntıları küçültmesi, osteoklast kemikte yıkımlara yol açarken osteoblast hücrelerinin de iskeleti oluşturmak üzere kemik üretmeye başlamaları gibi kusursuz bir düzenin her insan kemik hücresi için geçerli olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, şuursuz tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia ettikleri kemik hücrelerinin vücuttaki her kemik parçasının sertliğini, uzunluğunu, şeklini, girinti ve çıkıntılarını, birbirleriyle kesişeceği yerleri inşa eden hücreler olduğunu ve hiçbir zaman hata yapmadıkları gerçeğini düşünmezler.
- Evrenin yoğunluğu, genişleme hızı, yıldız sistemlerinin, galaksilerin özellikleri, çekim güçleri, yörüngeleri, hareket biçimleri, hızları, içerdikleri madde miktarı, hepsi son derece ince hesaplar ve hassas dengeler üzerine kuruludur. Aynı şekilde Dünyamız, çevresini saran atmosfer, insanın yaşamına en uygun yapıdaki yeryüzü, bunların tümü olağanüstü bir yaratılış örneğidir. Ancak Darwinistler bu hesaplardaki ve dengelerdeki çok ufak bir oynamanın tüm evrenin düzenini altüst edeceğini düşünmezler.
- Darwinistler karaciğerin tek bir hücresinde birbirinden karmaşık 500 farklı işlemin gerçekleştirildiğini, milisaniyeler içinde kusursuz aşamalarla gerçekleşen bu işlemlerin büyük bir bölümünün laboratuvar koşullarında dahi taklit edilemezken tesadüflerle gerçekleşmesinin imkansız olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler canlı vücudundaki gereksiz, hatalı veya hastalıklı hücrelerin kendi kendilerini öldürdüklerini, bazı ölen hücrelerin diğer hücreler tarafından hala işe yaradıkları için özellikle temizlenmediklerini, şuursuz hücrelerin akıllı birer varlık gibi hangi ölü hücreleri yok ederek hangilerini bırakacaklarına ne şekilde karar verdiklerini düşünmezler.
- Darwinistler Big Bang'in ardından gerçekleşen genişleme hızının, eğer milyar kere milyarda bir oranda (1/1018) bile farklı olsaydı, evrenin ortaya çıkamayacağını düşünmezler.
- Galaksimizdeki yıldızların birbirlerine ortalama uzaklıkları 30 milyon mildir. Darwinistler, eğer bu mesafe biraz daha az olsaydı gezengenlerin yörüngelerinin istikrarsız hale geleceğini, eğer biraz daha fazla olsa gezegenlerin etrafa dağılacaklarını, evrende kusursuz bir yaratılış olduğu gerçeğini düşünmezler.
- Darwinistler yerçekimi sabitinin şimdikinden biraz daha büyük olsaydı, evrendeki büyük yıldızların hepsinin birer kara deliğe dönüşmüş olacağını düşünmezler.
- Darwinistler, hipofiz bezi adı verilen bir nohut büyüklüğündeki, küçük, pembe renkli bir et parçasının vücudumuzdaki tüm hormonları ve hormonal sistemini kontrol ettiğini düşünmezler.
- Darwinistler hipofiz bezinden salgılanan büyüme hormonunun, trilyonlarca hücrenin bir düzen içinde bölünmelerini ve büyümelerini kontrol ettiğini, bedenin ve tüm organların hangi aşamaya geldiğinde durması gerektiğine yine bu küçük et parçasının karar verdiğini düşünmezler.
- Darwinistler anne sütünün yeni doğmuş bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşıladığını, bebek maması üreten şirketlerin anne sütünün bir benzerini hala üretemediklerini düşünmezler.
- Darwinistler hipotalamusta bulunan algılayıcı hücrelerin yirmi dört saat boyunca vücuttaki su miktarını kontrol ettiklerini, eğer bir düşüş tespit ederlerse hemen buna önlem aldıklarını düşünmezler.
- Darwinistler evrenin sonsuz olmadığını, sıfır hacime sahip tek bir noktanın patlamasıyla yoktan var olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, evrenin oluşumuna sebep olan Büyük Patlama'nın tüm evreni kapsayan ve müthiş bir hassasiyete sahip bir düzen meydana getirdiğini düşünmezler.
- Darwinistler, canlılığın şuursuz tesadüfler sonucunda oluştuğunu iddia ederken, ışıktan maksimum verim elde eden ve neredeyse hiç enerji kaybetmeyen ateş böceklerinin ürettikleri kadar verimli bir ışığın, bilim adamlarının yıllardır sürdürdükleri araştırmalara rağmen labaratuar ortamında dahi üretilemediğini düşünmezler.
- Darwinistler termodinamiğin ikinci kanununun bir gereği olarak, evrende doğal şartlara bırakılan tüm sistemlerin zamanla bozulmaya uğradığını ve dolayısıyla evren ve içindekilerin gitgide bir sona doğru ilerlemekte olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler içgüdü olarak adlandırdıkları canlılardaki akılcı davranışların ve fedakarlık özelliklerinin tesadüfen ortaya çıktığını iddia ederlerken, bu içgüdü kavramının canlılarda ilk olarak nasıl meydana geldiği, nasıl yönlendirildiği ve nesiller boyunca nasıl devam ettiği konularında açıklamasız kaldıklarını düşünmezler.
- Darwinistler yeryüzündeki tüm canlıların özelliklerini, "tabiat ana" adını verdikleri hayali bir güç tarafından edindiklerini iddia ederken, aslında ilahlaştırdıkları "tabiat ana"nın taş, toprak, çimen, ağaç, çiçeklerden oluştuğunu ve akıl ve bilinçten yoksun olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, doğadaki canlıların kendi kendilerini tedavi etmesinin tesadüfen gelişmiş bir özellik olduğunu iddia ederken, bezuar keçisinin yılan ısırdığında tüm otları yiyerek deneme yanılma metodunu kullanmadan, yılan zehirine karşı sütleğen bitkisinin etkili olacağını nasıl bildiğini düşünmezler.
- Darwinistler, canlı türlerindeki farklı organların aşama aşama ortaya çıktığını iddia ederken, örneğin bir sürüngenin ayaklarının aşama aşama kanatlara dönüştüğünü savunurlar, ancak yarı ayak yarı kanat halindeki bir organın işe yaramayacağını ve böyle sakat bir canlının hayatta kalamayacağını dolayısıyla daha böyle bir tür gelişmeden yok olacağını düşünmezler.
- Kendisi de et olan midenin, etleri sindiren asitler salgılarken kendi kendisini sindirmemesinin nasıl mümkün olduğunu ve tesadüf iddiası ile nasıl bağdaşmadığını düşünmezler.
- Darwinistler atomun yalnızca 0.0000001'lik hacminin içinde olağanüstü kompleks atomaltı yapılar olduğunu ve bunların olağanüstü bir hassasiyet ve düzen içinde hareket etmekte olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, gözün ağ tabakasına ters olarak düşen ışığın, beyinde üç boyutlu ve düz bir görüntü haline getirilmesinin olağanüstü bir komplekslik ve mükemmel tasarım sergilemekte olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, tüm hayatları boyunca beyinlerinin içinde oraya ulaşan elektrik akımlarının oluşturduğu görüntülerle muhatap olduklarını ve dışarıdaki görüntünün aslına hiçbir zaman ulaşamayacaklarını düşünmezler.
- Darwinistler, duydukları seslerin, gördükleri insanların, duydukları kokuların yalnızca beyinlerinde oluşan bir algılar bütünü olduğunu, bunların maddesel varlığını hiçbir zaman ispat edemeyeceklerini düşünmezler.
- Darwinistler, dış dünyayı "algılayan kim" sorusuna cevapsız olduklarını düşünmezler.
- Darwinistler, beynin içinde oluşan üstün kalitedeki sesin yalnızca elektrik sinyallerinden oluşmuş olduğunu ve bunun tesadüflerle kesin olarak açıklanamayacağını düşünmezler.
- Darwinistler, materyalizmin, insanın zihnindeki algılayan varlığı açıklayamadığını, insana ait üstün "bilince" bir izah getiremediğini düşünmezler.
- Darwinistler, şuursuz atomların tesadüfen oluşturduklarına inandıkları dünyanın en kompleks yapılarının başında gelen insan beyninin, insan için mükemmel netlikte ve canlılıkta bir dünya oluşturduğunu ve bu üstün mekanizmanın hiçbir şekilde taklit edilemediğini düşünmezler.
- Darwinistler, tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri beynin en hızlı bilgisayarlardan yüzlerce kat daha hızlı ve daha kompleks şekilde işlediğini ve beynin işlev sisteminin elektronikte gerçekleştirilebilmesinin mümkün olmadığını düşünmezler.
- Darwinistler, insanı insan yapan vasıfların, insana ait duygu, düşünce, his, sevgi, inanç gibi kavramların beynin içindeki nöronların aktivitesi olmadığını, tüm bunların maddesel hiçbir açıklamasının bulunmadığını düşünmezler.
- Darwinistler, sevinen, şaşıran, düşünen, yorum yapan, tahlil eden, duyduğu sesleri tanıyan, hatırlayan, bir çiçeğin görüntüsünden, kokusundan zevk alan varlığın insanın ruhu olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, tüm delilleriyle var olan insan ruhu karşısında materyalizmin yok olup gittiğini ve Darwinizmin insan ruhuna hiçbir şekilde açıklama getiremediğini düşünmezler.
- Darwinistler, sevgi, vefa, dostluk, dürüstlük gibi kavramların, hiçbir materyalist kavram ile açıklanamayacağını, hayali evrimsel mekanizmaların tüm bunlara hiçbir şekilde açıklama getiremediğini düşünmezler.
- Darwinistler tesadüflerin şuuru olmadığını, sanat ve estetik meydana getiremeyeceğini, duyan, gören, koklayan, hisseden akıllı ve şuurlu, güzellikten, sanattan, bilimden, anlayan insanları oluşturamayacağını düşünmezler.
- İnsanın bir yeri kesildiğinde kanının pıhtılaşabilmesi ve kan kaybından ölmemesi için gerekli olan 20 farklı enzimin aynı anda var olması gerektiğini ve bunun evrim mekanizmasına uygun olmadığını düşünmezler.
- Darwinistler, pıhtılaşmayı sağlayan 20 çeşit enzimin görev alma sırasını belirleyen yöneticinin kim olduğunu, şuursuz atomların bu hayati sıralamayı kendi başlarına yapamayacaklarını ve bu soruların cevabını Darwinist açıklamalarda asla bulamayacaklarını düşünmezler.
- Darwinistler, kandaki taşıyıcı proteinlerin vücutta kendisinden farklı yüzlerce çeşit hücrenin ihtiyacı olan maddeleri, paketler halinde neden taşıdığını ve bunun, hayali evrimin, bir varlığın yalnızca kendi yararına olan işlemleri yapabileceği, başka varlıklarla yardım ve işbirliği içerisinde olamayacağı ilkesine aykırı olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, kan hücrelerinin, vücuda giren oksijen moleküllerini tanıyarak özel olarak ayırt edip seçtiklerini, bunu bütün vücudun tüm hücrelerine taşıdıklarını, ihtiyaca göre hücrelere dağıttıklarını ve böyle seçici ve bilinçli bir sistemin asla bilinçsiz tesadüflerle oluşamayacağını düşünmezler.
- Darwinistler, bir taşıyıcı kan hücresinin kemik iliğinde doğmasına rağmen insan vücudunu nasıl bu kadar iyi tanıdığını, böbreklerin ihtiyaç duyduklarını maddeleri, nasıl hiçbir zaman beyne götürmediklerini ve nasıl adeta üstün bir akılla hareket etmekte olduklarını açıklayamadıklarını düşünmezler.
- Darwinistler, tesadüflerle meydana geldiğini iddia ettikleri insan bedenindeki yüz trilyon hücrenin her gün eksiksiz biçimde kontrol edilmekte olduğunu, hücrelerdeki hataların giderildiğini, ihtiyaçların karşılandığını, atıkların taşındığını ve bu sistemin şuursuz gerçekleşecek hiçbir şeye mahal vermeyecek şekilde son derece kontrollü gerçekleşmekte olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, "en ilkel canlı yapı" olarak tanımladıkları bir virüs ya da bakterinin, hiç tanımadıkları bir yapı olan insan vücudunu etkisiz hale getirebilmek için, milyarlarca hücrenin içerisinden antikor ve lökosit adı verilen savunma sistemi elemanlarını son derece sistemli ve akılcı bir şekilde etkisiz hale getirmeyi nasıl öğrenmiş olabildiklerini düşünmezler.
- Darwinistler, şuursuz evrimsel süreçlerle geliştiğini iddia ettikleri insan bedeninde, tek bir kasın çalışması sonucunda oluşan ısının kasa zarar vermemesi için vücutta bir sistem olduğunu, kanın, ısı dağıtım mekanizması ile bu ısıyı vücuda dağıttığını ve böyle bir sistemin asla tesadüfen meydana gelemeyeceğini düşünmezler.
- Darwinistler, tesadüfen oluştuklarını iddia ettikleri kandaki farklı hücrelerin görevlerini nereden bildiklerini, nasıl yaptıkları hiçbir işlemde hata yapmadıklarını ve nasıl görevlerini bir ömür boyu aksatmadan devam ettirdiklerini düşünmezler.
- Darwinistler, şuursuz tesadüflerle oluştuğunu iddia ettikleri kan içinde, her saniye 2.5 milyon alyuvar üretiminin yapılması gerektiğini, aksi takdirde kanın akışkanlığının azalması sonucunda damarların tıkanıp, kalbin çalışmasının zorlaşacağını ve bu hayati dengenin asla tesadüfi süreçler ve olaylar sonucunda gerçekleşemeyeceğini düşünmezler.
- Darwinistler, insan gözünün retinadaki görüntüyü, saniyenin onda biri kadarlık kısa bir sürede oluşturduğunu, görüntünün yalnızca 1 milimetrekare genişliğinde bir alanı kapladığını ve insan gözünün son teknolojiye sahip 64 adet bilgisayardan çok daha hızlı ve kullanışlı bir mekanizmaya sahip olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, doğadaki yaratılış üstünlüğünü, var olan mükemmel sistemleri, aklı, ilmi ve benzersiz sanatı tesadüfler ile hiçbir zaman açıklayamayacaklarını düşünmezler.
- Darwinistler, gelincik çiçeklerinin polenlerini, polen taşıyıcı böceklerin en fazla olduğu saatlerde yaymalarını, biyolojik saatleri ile kendi çiçeklenmelerinin gelişimini sağladıklarını tesadüflerle açıklayamayacaklarını düşünmezler.
- Darwinistler, mısır ve fasulye bitkilerinin düşmanlarından korunmak için yapraklarında özel bir salgı salgıladıklarını, bu salgı ile parazit yaşayan eşek arılarını bulundukları yere toplayarak adeta paralı asker gibi kullandıklarını, bu savunma stratejisinin herhangi bir şuura sahip olmayan bitki tarafından gerçekleştirilmiş olmasının mümkün olamayacağını düşünmezler.
- Darwinistler, Evrim Teorisini desteklemek için yaptıkları her araştırmada hüsrana uğradıklarını, elde ettikleri her bulguda evrimi reddeden kanıtların ortaya çıktığını, fosil kayıtları ile canlılığın yüz milyonlarca yıl önceden beri aynı olduklarını, bilimin gösterdiği gerçekler ile evreni ve canlıları Allah'ın yarattığını düşünemezler.
- Darwinistler, fillerin ve gergedanların derilerindeki parazitlerden kurtulmak için çamurda banyo yaptıklarını, antiseptik yapıdaki killi toprak ile yaralarını tedavi ettiklerini, toprakta bulunan bir maddenin antiseptik özelliğinin olduğunu hayvanların kendi başlarına bilmelerinin imkanı olmadığını, doğadaki tüm canlıların Allah'ın ilhamı ile hareket ettiğini düşünmezler.
- Darwinistler, fillerin en önemli özelliği olan birbirlerine bağlılıkları, fedakârlık ve yardımlaşmalarını, sürüde yeni doğmuş bir filin bütün filler tarafından sevgi ve şefkatle karşılanmasını ve tüm canlılardaki fedakar ve işbirlikçi davranışların, "doğanın yalnızca bir savaş yeri" olduğu iddialarını açıkça ve kesinlikle geçersiz kılındığını düşünmezler.
- Darwinistler, iskelet sistemindeki kemiklerin birbirlerine tam olarak uyumlu ve belirli uçlardan birbirlerine tutturulmuş kemiklerden oluştuğunu, her biri farklı fonksiyonlara sahip olan kemiklerin sayesinde hareket etmenin, koşmanın, yürümenin mümkün olduğunu, iskelet sistemi ile bir kere daha Allah'ın yaratma sanatının yüceliğini gözler önüne serdiğini düşünmezler.
- Darwinistler insanda ve diğer canlılarda işlevsiz, "körelmiş" organlar olduğunu iddia ederler ve bu organların o dönemin ilkel bilim düzeyinden güç bulan bir hurafe olduğunu, Darwin'in ve onu izleyenlerin "körelmiş" saydıkları bu organların gerçekte önemli fonksiyonlara sahip olduklarını düşünmezler.
- Darwinistler DNA'nın bile büyük kısmının işlevsiz, "Hurda DNA" olduğunu zannederler ve bu iddialarının, bilimsel cehaletten kaynaklandığını zaman geçtikçe ve bilim ilerledikçe hem organların hem de genlerin tümünün işlevsel olduğu gerçeğinin ortaya çıktığını düşünmezler.
- Darwinistler bir canlı türünün kendi içinde yaşadığı "varyasyonu" (çeşitliliği) -örneğin Galapagos Adaları'ndaki ispinozların farklı gaga yapılarını- çok güçlü bir evrim kanıtı zannederken, gaga yapılarındaki farklılıklar gibi "mikro" düzeydeki değişimlerin yeni biyolojik bilgi, yani yeni organlar üretemeyeceğini; dolayısıyla evrime delil olmayacağını düşünmezler.
- Darwinistler meyve sinekleri üzerinde yapılan deneylerde gerçekleştirilen mutasyonlarla sadece sakat ve kısır bireylerin üretildiğini, hiçbir yararlı mutasyon gözlemlenmediğini, uzman bilim adamları kontrolündeki mutasyonlarda dahi yeni türler üretilememesinin, evrimin değil, evrimin olmadığının delili olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler atın atası olarak gösterdikleri bazı canlıların gerçekte atlardan çok daha yaşlı olduklarını yani aralarında evrimcilerin iddia ettikleri gibi bir geçiş olamayacağını, at serileri iddialarının tam bir bilimsel fiyasko olduğu gerçeğini düşünmezler.
- Darwinistler insanla diğer canlıların embriyolarının anne rahminde (veya yumurtada) sözde aynı "evrim süreci"ni geçirdiklerini, hatta insan embriyosunun sonradan kaybolan solungaçlarının olduğunu iddia eden Haeckel adlı evrimci bilim adamının embriyo çizimlerinde sahtekarlıklar yaptığını, embriyoları değiştirerek, birbirine benzer göstermeye çalıştığını ve bu iddianın bilim dışı bir sahtekarlık olduğunu düşünmezler.
- İnsanın maymunlarla ortak bir atadan geldiğini ve "sözde maymun adamlara" dair fosil kalıntılarının ve izlerin olduğunu iddia eden Darwinistler, insanın sözde atası olduğu iddia edilen fosillerin tümünün ya soyu tükenmiş bir maymun türüne veya farklı bir insan ırkına ait olduğu gerçeğini düşünmezler.
- İngiltere'nin ünlü "Sanayi Devrimi Kelebeklerinin", doğal seleksiyonla evrimin yaşanmış bir kanıtı olduğunu zanneden Darwinistler, bu hikayenin de tam bir bilim sahtekarlığı olduğunun anlaşılmasından sonra evrimcilerin sözde delillerinden birinin daha geçerliliğini yitirdiği gerçeğini düşünmezler.
- Darwinistler, bir aylık yolculuk sırasında yere hiç inmeden 15.000 km uçan albatrosların, göçleri sırasında dünyanın çevresini dolaşan kırlangıçların, 3.000 km'lik bir mesafeyi kat edebilen çekirgelerin, doğumlarından kısa bir süre sonra 6.000 kilometrelik yolculuğa çıkan yılan balıklarının, tümünün bu yöntemleri kendi kendilerine bulamayacaklarını düşünmezler.
- Darwinistler, akla ve şuura sahip olmayan karıncaların Güneş'in yönünü kullanarak yollarını nasıl bulduklarını düşünmezler.
- Darwinistler, ünlü fosil Archaeopteryx'in, uçucu, gerçek bir kuş olduğunun anlaşıldığını ve onun atası olarak gösterilecek hiçbir sürüngenin de bulunamadığını, bu gerçeklerin ortaya çıkmasıyla, kuşların sürüngenlerden evrimleştiği şeklindeki iddialarını destekleyebildikleri tek bir delillerinin dahi kalmadığını düşünmezler.
- Darwinistler bir insan beyninde ortalama 100 milyar nöron olduğunu, eğer bu 100 milyar nöronu her saniye birer tane olmak üzere saymak isteseydik, o zaman bütün bu sayım işleminin 3.171 yıl süreceğini, eğer bu 10 mikronluk 100 milyar nöronu tek bir çizgi haline getirebilseydik, bu uzunluğun da tam 1000 kilometre olacağını düşünmezler.
- Darwinistler, balarılarının peteklerini inşa ederken tam olarak 109 derece 28 dakika ve 70 derece 32 dakikalık iki açı kullandıklarını, bu hesapta en ufak bir sapma olmadığını, peteklerin uçlarının ise 13'er derece yükseltilerek inşa edildiğini, bu eğim sayesinde balın, petekten dışarıya akmadığını, dünya üzerindeki bütün arıların bu hesaplamayı bildiklerini ve eksiksizce uyguladıklarını düşünmezler.
- Darwinistler, bir yaprağın sadece 1 milimetre karesinde 500 bin adet klorofil bulunduğunu, bir başka deyişle, fotosentez için gerekli olan ve insanların hiçbir şekilde laboratuvarlarda elde edemedikleri bu muhteşem molekülün, bir yaprağın içinde milyonlarca tanesinin bulunduğunu düşünmezler.
- Darwinistler bir sineğin, başının sağ ve sol taraflarında 4000'er ayrı bölme bulunan, toplam 8000 bölmeli petek gözlere sahip olduğunu, bu 8000 bölmenin her birinde, görüntüyü farklı açılardan gören birer mercek olduğunu ve bunun tesadüflerle gerçekleşmesinin imkansız olduğunu düşünmezler.
- Su, katrandan 10 milyar kat, gliserolden bin kat, zeytin yağından yüz kat ve sülfürik asitten de 25 kat daha akışkandır. Darwinistler suyun bu akışkanlığının dolaşım sisteminin verimli çalışabilmesi açısından çok önemli olduğunu, eğer suyun akışkanlığının katranınkine benzer bir değerde olsa, hiçbir kalbin bunu pompalayamayacağını düşünmezler.
- Darwinistler, suyun bilinen tüm sıvıların aksine, + 4°C soğukluktan sonra beklenmedik bir biçimde genleşmeye başladığını ve böylece buzun yüzmesini sağladığını, bunun yaşam için özel olarak var edilmiş olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, hücre zarından ağaç kabuğuna, göz merceğinden bir geyiğin boynuzlarına, yumurta beyazından yılan zehirine kadar son derece farklı organik yapıların hepsinin karbon temelli bileşiklerden oluştuğunu, karbonun hidrojen, oksijen ve azot atomlarıyla çok farklı geometrik şekil ve sıralamalarda birleşerek, son derece farklı maddeler meydana getirdiğini düşünmezler.
- Darwinistler, oksijenin yakıcı bir element olduğunu ve normalde bizim bedenimizi de yakması gerektiğini, bunu engellemek için, oksijenin atmosferdeki formu olan O2'nin dikkat çekici bir biçimde "asal" kılındığını yani kolay kolay reaksiyona girmediğini düşünmezler.
- Darwinistler, Güneş'te meydana gelen tek bir patlamanın açığa çıkardığı enerjinin oldukça büyük olduğunu, tek bir patlamanın Hiroşima'ya atılanın benzeri olan 100 milyar ton atom bombasının gücüne eşit olduğunu, bu yakıcı etkinin de atmosfer aracılığıyla Dünya'ya en ideal şekliyle ulaştığını düşünmezler.
- Darwinistler, toprağın altında filizlenmekte olan tohumların yüzeye çıkış kapatılsa da önlerine çıkan her engelin etrafından dolaşacak kadar uzun filizler çıkartarak ya da büyüdükleri yerde baskı yaratarak her halükarda gün ışığına ulaşmayı başardıklarını düşünmezler.
- Darwinistler toprağın genel olarak çürütücü, parçalayıcı özelliğinin olduğunu ancak toprağın içindeki tohum ve milimetrenin yarısı inceliğindeki köklerin, toprakta hiçbir zarar görmediklerini aksine toprağı kullanarak sürekli gelişip büyüdüklerini, narin köklerin kendilerini nasıl olup da koruduklarını düşünmezler.
- Şartlar uygun olmadığı için on yıllarca hatta yüzyıllarca uyku durumunda kalan ve sonra filizlenebilen tohumlar vardır. Darwinistler, yer değiştirme gibi bir alternatifleri olmayan bitkilerin zor koşullarda yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlayan böyle bir mekanizmanın varlığını nereden bildiğini düşünmezler.
- Darwinistler kuru sopaya benzeyen asma dallarından tatlı ve su dolu kesecikler halinde üzümlerin nasıl çıktığını, üzüm kabuklarını fındık kabuklarından farklı kılanın, bu iki meyvenin renklerini, tatlarını, kokularını, içindeki vitaminleri, birinin sulu birinin kuru yapılarda olmasını sağlayanın tohumların genlerindeki bilgiler olduğunu, her zaman fındık tohumlarından fındıkların, üzüm tohumlarından ise üzümlerin çıktığını düşünmezler.
- Darwinistler, güllere renklerini veren, yapraklarındaki kıvrımları belirleyen, çiçeğinin yapraklarının kadifemsi yumuşaklığını, dünyanın neresine giderseniz gidin aynı muhteşem gül kokusunu belirleyen bilgilerin nasıl olup da gülün genlerine yerleştiğini, bunun bütün bitki türleri için geçerli olduğu gerçeğini düşünmezler.
- Darwinistler, çoğu küçük tahta parçalarına benzeyen tohumlardan nasıl olup belli bir süre sonra 4-5 metre uzunluğunda ve yüzlerce kilo ağırlığında dev ağaçlar oluştuğunu düşünmezler.
- Darwinistler, çamurlu bir suda kendiliğinden bir proteinin oluşamayacağını, bunun hemen arkasından diğerlerinin oluşmasının, daha sonra bunların biraraya gelip hücreyi oluşturup canlanmalarının imkansız olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, protein üretiminin yapılabilmesi için DNA'dan alınan bilginin doğru olarak kopyalanması ve bunun için de öncelikle DNA molekülünün merdiven gibi birbirine dolanmış kollarının ayrılmaları gerektiğini, bu ayırma işleminde görevli olan moleküllerin bunu nereden bildiğini düşünmezler.
- Darwinistler, proteinlerin canlılık için son derece önemli olan şekillerinin temel belirleyicisinin proteinleri oluşturan amino asitlerin sıralaması olduğunu, tek bir amino asitin bir sonraki amino asite uygun bir sıralamada birleşmezse proteinin tüm işlevini yitireceğini, proteinleri oluşturan amino asitlerin nasıl olup da her seferinde bulunmaları gereken yerlere ulaştıklarını düşünmezler.
- Darwinistler, doğada 200'ün üzerinde aminoasit bulunduğunu ancak canlıları oluşturan yararlı proteinlerin her zaman için bu amino asitlerin sadece 20 tanesinden oluştuğunu, böyle bir seçimin tesadüfen oluşamayacağını düşünmezler.
- Çekirdekteki 46 kromozomun her biri, bir insan ile ilgili tüm bilgileri taşıyan genlere sahiptir. Darwinistler, insan vücudunda bulunan bütün organların, hücrelerde yer alan genlerin tarif ettiği bir plan çerçevesinde inşa edildiklerini, örneğin, vücutta derinin 2.559, beynin 29.930, gözün 1.794, tükürük bezinin 186, kalbin 6.216, göğsün 4.001, akciğerin 11.581 gen tarafından kontrol edildiğini düşünmezler.
- Darwinistler DNA'nın, canlılardaki bütün detayları içeren bir bilgi olduğunu, bu dev molekülün, "nükleik asit" adı verilen dört farklı molekülün art arda dizilmeleriyle oluştuğunu, bu dört molekülün, dört harfli bir alfabe gibi, vücutta üretilecek tüm organik moleküllerin bilgisini sakladığını yani bu moleküllerin rastgele değil, belirli bir bilgiye göre dizildiğini, bu bilginin de kendi içinde cümlelere, paragraflara -genlere- ayrıldığını, her genin, vücuddaki farklı detayları -örneğin şeker yendiğinde bunu hücrelerin içine alacak olan insülin hormonunun formülünü veya gözdeki şeffaf kornea hücrelerinin yapısını- tarif ettiğini, DNA'da yer alan bu muazzam bilginin Darwinizm'in tesadüf iddialarını çürüttüğünü düşünmezler.
- Darwinistler, Kambriyen kayalıklarında bulunan salyangoz, trilobit, sünger, solucan, denizanası, deniz yıldızı, yüzücü kabuklu, deniz zambakları gibi kompleks omurgasız türlerine ait fosillerin, kendi iddialarının aksine canlıların bir anda ve hiçbir ataları olmaksızın ortaya çıktığını kanıtladığını, bunun da Darwin'in "evrim ağacı" efsanesini yıktığını düşünmezler.
- Darwinistler, canlılığın oluşması için yüzlerce farklı proteinin, DNA kodlarının, bunları yorumlayan enzimlerin, seçici geçirgen bir hücre zarının vs., yani çok kompleks bir mekanizmalar bütününün oluşması gerektiğini, onların iddia ettikleri gibi bir "kimyasal evrim"in mümkün olmadığını, buna inanmanın tek kelimeyle imkansıza inanmak olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, yaşamın kökenini açıklayan önemli bir bulgu gibi gösterdikleri Miller deneyini yapan Stanley Miller'in kendi oluşturduğu ve erken dünya atmosferi ile ilgisi olmayan suni koşullarda deneyini gerçekleştirdiğini, ayrıca bu deneyde sadece aminoasit sentezlendiğini ve herhangi bir şekilde aminoasit oluşmasının, kesinlikle canlılık oluşması anlamına gelmediğini düşünmezler.
- Darwinistler bugün astrofizik, fizik, biyoloji gibi farklı bilim dallarının, evrende ve doğada rastlantılarla açıklanması imkansız bir düzen olduğunu açıkça gösterdiğini ve bunun da "Yaratılış Gerçeği"ni kanıtladığını düşünmezler.
- Canlı fosillerinin, dünya üzerinde bir evrim süreci yaşandığını kanıtladığını zanneden Darwinistler, gerçekte bütün fosillerin Darwin'in teorisiyle tamamen zıt bir "doğa tarihi" ortaya çıkardığını; canlı türlerinin evrim sürecinde kademe kademe ortaya çıkmadıklarını, bir anda kusursuz halleriyle yaratıldıklarını kanıtladığını düşünmezler.
- Darwinistler, "bilim adamlarının yaptıkları deneyler, yaşamın kimyasal reaksiyonlarla kendi kendine başlayabileceğini göstermiştir" diye iddia ederler ancak bunu gösteren tek bir deneyin bile olmadığını üstelik bilimin, bunun teorik düzeyde bile mümkün olmadığını ispatladığını düşünmezler.
- Darwinistler, insan burnunda 1000 civarında değişik koku reseptörü olduğunu, insanın bu 1000 değişik reseptörün kombinasyonlarıyla 10.000'den fazla farklı kokuyu aygılayabildiğini, bunun da burundaki muhteşem yapıdaki koku alma sistemiyle gerçekleştiğini düşünmezler.
- Darwinistler, insan derisindeki alıcıların belirli bir süre sonra beyne, cilde temas eden madde ile ilgili sinyalleri göndermeyi durdurması ile insan cildinin kendisiyle temas halinde olan maddeye karşı alışkanlık kazandığını ve onunla ilgili his sinyallerini zamanla iletmemeye başladığını, bunun da insan için ne kadar önemli bir nimet olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, bakterilerin, havadan nitrojeni (azot) alıp onu yapı taşlarımız olan nükleotidlere ve aminoasitlere dönüştürdüklerini ve bunun yeryüzünde, insan da dahil başka hiçbir canlının gerçekleştiremeyeceği gerçek anlamda hayranlık uyandırıcı bir işlem olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler tek bir cümleyi okumanın sadece birkaç saniye sürdüğünü oysa insan vücudundaki enzimlerden sadece bir tanesini görevini yapmasa, bu cümleyi okumanın 1500 yıl süreceğini düşünmezler.
- Enzimler, hücreleri hareketlendirip reaksiyonları başlatmak ve hızlandırmakla görevlidirler ve bir enzim bir reaksiyonu 1010 defa yani 10 milyar kere hızlandırabilir. Darwinistler eğer enzimlerin kendi görevlerini yerine getirmeseler, siz bu cümleyi okuyana kadar sizi yaşatan pek çok reaksiyonun da devreye girmeyi bekleyeceğini ve birbirinden habersiz ve hareketsiz hücrelerin teker teker ölmeye başlayacağını düşünmezler.
- Darwinistler sinir uyarılarının saniyede yaklaşık 9 kilometre gibi bir hızla vücudumuzda ilerlediğini ve böylelikle birçok tehlikeden korunmuş olduğumuzu düşünmezler.
- Darwinistler, 1 litre kanda 1 gramın milyonda birinden daha az sayıda hormon bulunduğunu ve bu kadar az miktarda bulunmalarına rağmen hormonların vücudumuzda hayati fonksiyonlara sahip olduklarını düşünmezler.
- Darwinistler, kalbimizin her gün vücudumuzda 19.308 km boyunca 36 milyar litre kan pompaladığını düşünmezler.
- Darwinistler, kanın, günde yaklaşık olarak 300 kere böbreklerden geçtiğini düşünmezler.
- Darwinistler, okuduğumuz her saniyede, retinamızın tıpkı bir bilgisayar gibi 10.000.000.000 (10 milyar) hesaplama gerçekleştirdiğini düşünmezler.
- Darwinistler vücudumuzun yaklaşık 5.6 litre kana sahip olduğunu, bu 5.6 litre kanın her dakika tam 3 kere vücudumuz boyunca dolaştığını bir günde yaklaşık 19.000 km yol aldığını düşünmezler.
- Darwinistler göz kırpmayı sağlayan kasın vücuttaki en hızlı kas olduğunu, bu kasın saniyede gözümüzü 5 kere kırpmamızı sağladığını bu sayede günde yaklaşık 15.000 kere göz kırptığımızı düşünmezler.
- Darwinistler ortalama ağırlıktaki bir vücudun her yanını kaplayan damarların içinde mutlaka 5 litre kanın dolaşması gerektiğini, bu miktarın bir kısmı, örneğin bir litrelik bölümü eksilirse geri kalan kanı hareket ettirmenin zorlaşacağını, eğer kan, damarları dolduramazsa bu durumda ince damarlar birbirlerine yapışıp, kan dolaşımı durup ve hücrelerin hızla ölmeye başlayacağını, hücrelerin oksijensizliğe dayanma sürelerinin ise sadece bir-iki dakika kadar olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, DNA'da herhangi bir basamaktaki, örneğin 1 milyar 719 milyon 348 bin 632'nci basamaktaki bir harfin yanlış kodlanması gibi bir hatanın bile, hücre için, dolayısıyla insan için korkunç sonuçlara yol açabileceğini dolayısıyla bu kodlamanın tesadüflerle açıklanmasının imkânsız olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, ortamda bütün gerekli nükleotidlerin bulunduğunu, bunların aralarında bağlanması için gereken bütün kompleks moleküllerin ve bağlayıcı enzimlerin hepsinin hazır olduğunu farz etsek bile bu nükleotidlerin istenen sırada dizilmesi ihtimalinin 4 üzeri 1000'de 1, diğer bir ifadeyle, 10 üzeri 600'de 1 ihtimal olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, son derece kompleks bir işlem olan fotosentez işleminin rastlantılar sonucu gelişemeyeceğini, bir hücre tarafından sonradan öğrenilemeyeceğini, yeryüzünde yaşayan ilk bitki hücrelerinin fotosentez yapmak için özel olarak tasarlanmış olduklarını, yani bitkileri, fotosentez yeteneğiyle birlikte Yüce Allah'ın yaratmış olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, değil milyonlarca basamaktan oluşan DNA molekülünün, DNA'yı oluşturan 200.000 genden tek bir tanesinin bile tesadüfen oluşabilme ihtimalinin imkânsız olduğunu ve bilimin bunu ispat ettiğini düşünmezler.
- Darwinistler, hücrenin içinde; enerjiyi üreten santraller; yaşam için zorunlu olan enzim ve hormonları üreten fabrikalar; üretilecek bütün ürünlerle ilgili bilgilerin kayıtlı bulunduğu bir bilgi bankası; bir bölgeden diğerine hammaddeleri ve ürünleri nakleden kompleks taşıma sistemleri, boru hatları; dışarıdan gelen hammaddeleri işe yarayacak parçalara ayrıştıran gelişmiş laboratuar ve rafinerilerle örneklendirecek olursak, hücrenin tesadüflere yer vermeyecek mükemmellikte bir yaratılış harikası olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, bütün ömrünü su içinde geçirmesine rağmen sudaki havayı kullanamayan su örümceğinin, suda yaşayabilmek için su yüzüne çıkıp sonra tekrar ani suya dalışlarında ayaklarına ve vücudunun çeşitli yerlerine asılı kalan irili ufaklı hava kabarcıklarını kullandığını düşünmezler.
- Darwinistler, Tüm kurbağaların büyük gözlere ve göz kapaklarına sahip olduklarını ve birçoğunun da gözlerini yağlayacak ve temizleyecek özel bir zara sahip olduklarını ve ayrıca karadayken suyu kolay bulmalarını sağlayacak, mavi ışığa duyarlı göz yapıları olduğunu , bunun ise tesadüflerle gerçekleşmesinin imkansız olduğunu hiç düşünmezler.
- Darwinistler, Olta Balığının avlanmak için kullandığı, kafasından çıkan uzantıyı kendi kendine var edecek bir yeteneğe sahip olmadığını ve böyle bir olayın tesadüfen meydana gelemeyeceğini ve balığın hayatını devam ettirebilmesi için bu oltanın var olması gerektiğini düşünmezler.
- Darwinistler, her yeri buzlarla kaplı bir ortam olan kutuplarda yaşayan penguenlerin -40 dereceye düşen soğuk ve hızı 100 km.'yi bulan kutup fırtınaları içinde 4 ay boyunca hiçbir şey yemeden kuluçkaya yatmalarındaki olağanüstü fedakarlığı düşünmezler.
- Darwinistler, evrendeki çok sayıda irili ufaklı gezegenin her birinin uzaydaki konumlarının ve hareketlerinin sayısız detaylarıyla özel olarak ayarlanmış olduğunu, sadece gezegenlerin konumlarındaki milimetrik bir değişimin bile evrendeki iç içe geçmiş bütün dengeleri altüst edebileceğini düşünmezler.
- Darwinistler, Ay ile Dünya arasındaki mesafenin, Dünya'daki hayatın devamı ve birçok yaşamsal dengenin sağlanması açısından son derece önemli olduğunu ve bu mesafedeki en küçük bir farklılığın bile hayati olumsuzluklara sebebiyet vereceğini düşünmezler.
- Darwinistler, işçi arıların kendi can güvenliklerini düşünmeden hayatları pahasına içinde yaşadıkları topluluktaki diğer arıların güvenliğini sağlamak için iğnelerini düşmanlarına batırmak suretiyle ölümü göze almalarını tesadüflerle açıklamanın imkânsızlığını düşünmezler.
- Darwinistler, sivri ve keskin dişleriyle avlarını yakaladıklarında parçalayan timsahların nasıl olup ta yavrularına en ufak bir zarar vermeden ağızlarındaki koruyucu kesede taşıdıklarını düşünmezler.
- Darwinistler, milimetrenin 1/3000'i kalınlığındaki yusufçuk böceğinin kanatlarının bu denli ince olmasına rağmen nasıl olup da uçarken yırtılmadığı ve mükemmel bir siteme sahip olduğu üzerinde düşünmezler.
- Darwinistler, şuursuz atomlar ve tesadüflerin oluşturduğunu iddia ettikleri ateşböceklerinin yüzde yüzlük bir verimle nasıl ışık ürettiklerini düşünmezler.
- Darwinistler, vücudunda üstün bir kimya uzmanı gibi düşmanları için 100 derecelik kimyasal bir silah oluşturan bombardıman böceğinin bu yakıcı madde ile nasıl olup ta kendi vücuduna zarar vermediğini düşünmezler.
- Darwinistler, parmak ucunda kalkma hareketi yapılırken dokulara, damarlara ve kaslara hiçbir zarar vermeden hidrolik bir kriko görevi gören ayakların tesadüfen oluşamayacağını düşünmezler.
- Güçlü olan hayatta kalır iddiasında bulunan Darwinistler, düşmanlarına karşı son derece yırtıcı olabilen aslanların yavrularına karşı neden son derece şefkatli olduklarını düşünmezler.
- Darwinistler, her yıl yağan yağmurun yeryüzündeki hayatın devamı için belli bir ölçüde olmasının, şeklinin ve hız limitinin evrim teorisiyle açıklanamayacağını düşünmezler.
- Darwinistler, internet teknolojisinin veya en basit bir telefon santralinin dahi tesadüfen oluşamayacağını, bunun mühendislik, tasarım, bilgi, bilinç, akıl ve teknoloji gerektirdiğini bildikleri halde, beyindeki çok daha kompleks sistemin oluşmasının tesadüflerle açıklanamayacağını düşünmezler.
- Tesadüflerin birbiri üzerine eklenerek bir organizma var ettiğini öne süren Darwinistler, ancak tüm organları birden var olduğunda çalışabilen insan vücudunun kusursuz işleyişi üzerinde düşünmezler.
- Darwinistler, sürekli kanın içinde dolaşmasına rağmen, sadece damarlardan birinde kanama olduğunda pıhtılaşmayı sağlayan trombin proteininin rastgele değişimler sonucu meydana geldiğini iddia etmenin akıl dışı olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, tıraş bıçağını dahi sindirebilecek kadar güçlü olan mide asitlerinin, midenin kendisine nasıl olup da zarar vermediğini düşünmezler.
- Darwinistler, bir kelebeğin hayatta kalabilmek için kendini daha iyi kamufle edebileceği kuru bir yaprak görünümüne sahip olmasını kendi kendine düşünüp, bunu vücudunda bir değişikliğe dönüştürmesinin imkansızlığını düşünmezler.
- Darwinistler, mutasyonların canlıları geliştirdiğini, onlara yeni organlar ve özellikler kattığını iddia etmenin, depremlerin bir şehri modernleştirdiğini iddia etmek kadar akıl dışı olduğunu, genetik bilgiyi arttıran yararlı mutasyonların asla gerçekleşemeyeceğini düşünmezler.
- Darwinistler Dünya'ya ulaşan Güneş enerjisinde %10'luk bir azalma olsa yeryüzünün metrelerce kalınlıkta bir buzul tabakası ile örtüleceğini düşünmezler.
- Darwinistler Dünya'nın ekseninde 23º27´lık bir eğim olmasa, kutuplarla ekvator arasında atmosferin oluşumunu engelleyecek derecede aşırı sıcaklık olacağını ve yaşamın imkansızlaşacağını düşünmezler.
- Darwinistler atmosfer basıncı şu anki değerinden bir kat daha fazla olsa, atmosferdeki su buharı oranının azalacağını ve Dünya üzerindeki karaların tamamının çölleşeceğini, bunun sonucunda da yaşamın imkansızlaşacağını düşünmezler.
- Darwinistler anne karnında ortak bir ana hücreden çoğalarak meydana gelen hücrelerin, bölünme süreci içinde zamanla farklılaşıp ayrı ayrı dokuları, organları oluşturduğunu; temelinde aynı hücreden insanın burnunun, elinin, böbreğinin oluştuğunu ve bu hücrelerin gerektiği kadar çoğalıp, tam bir el oluştuğunda veya düzgün bir burun oluştuğunda çoğalmayı durdurduklarını düşünmezler.
- Darwinistler anne karnındaki gelişme sırasında milyarlarca hücrenin her birinin kendisine ait olan yere yerleştiklerini, örneğin beyin hücrelerinin aralarındaki gerekli bilgi iletişimini sağlayacak şekilde yaklaşık 120 trilyon elektrik bağlantısı kurduklarını, bu mükemmel elektronik donanımda tek bir hata yapmadıklarını düşünmezler.
- Darwinistler yaklaşık 15 milyar yıl önce tek bir noktada meydana gelen büyük bir patlama ile içinde yaşadığımız evrenin ortaya çıktığını; ancak büyük bir patlamanın aslında büyük bir karmaşaya neden olması gerektiğini, maddenin atom veya atom altı parçacıklar olarak uzay boşluğunda "rastgele" dağılmaları gerektiğini, ama böyle olmadığını, bunun yerine son derece sistemli ve düzenli bir evrenin ortaya çıktığını düşünmezler.
- Darwinistler insan bedenindeki ortalama 5 milyar kılcal damarın toplam uzunluğunun 950 km.yi bulduğunu, bu damarların en incelerinden 10.000 tanesi yanyana getirildiğinde ancak bir kurşun kalemin kurşun kısmı kadar olduğunu ve bu daracık kanallardan bir ömür boyu kan akmasını bilinçsiz tesadüflerin asla gerçekleştiremeyeceğini, bunun Allah'ın yüceliğinin apaçık bir delili olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler bu cümleyi okurlarken gözlerinin yaklaşık 100 milyar işlem yaptığını ve dünyanın en mükemmel sistemlerinden birine Allah'ın dilemesi ve rahmeti ile sahip olduklarını düşünmezler.
- Darwinistler gözyaşlarında bulunan "lizozim" enziminin birçok bakteri türünü parçalayabilme ve mikropları öldürme özelliği sayesinde türlü hastalıklardan korunduklarını, lizozim maddesinin binaların temizliğinde kullanılan dezenfektan maddelerden bile daha etkili olduğunu ama buna rağmen bu maddenin kendi gözlerine zarar vermediğini, bunun Allah'ın tüm insanlar için yarattığı bir nimet olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, Taş Devri diye tanımladıkları ve hayali "ilkel insanların" yaşadıklarını iddia ettikleri bir dönemde, insanların günümüzdekinden farksız bir medeniyete sahip olduklarını, o dönemdeki insanların da çatal kaşık kullanan, misafirlerini ağırlayan, düzenli bir yaşama sahip olan bir hayat sürdüklerini ispat eden deliller olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler MÖ 10 binli yıllarda kullanılmış olan kemikten yapılmış düğmelerin dönemin insanlarının kıyafet kültürüne sahip olduklarının ispatı olduğunu, düğmeyi kullanan toplumun dikişi, kumaşı, dokumacılığı da bilmesi gerektiğini düşünmezler.
- Darwinistler 95 bin yıllık flütün, bundan on binlerce yıl önce yaşayan insanların da gelişmiş müzik kültürü olduğunun ispatı olduğunu, "ilkel insan" diye bir kavramın olmadığını düşünmezler.
- Darwinistler, M.Ö. 10 binli yıllarda insanların bakır tığ kullanmakta olduklarını, bakırdan tığ yapan bir toplumun bakır cevherini tanıması, bu cevheri kayanın içinden çıkarmayı başarması ve işleyebilecek teknik imkanlara sahip olması gerektiğini düşünmezler.
- Darwinistler, "ilkel bir dönem" olarak kabul ettikleri ve ismini "cilalı taş devri" olarak koydukları dönemden kalma taşların yüzeyindeki parlaklığın, ciladan kaynaklanmadığını, çünkü cilanın binlerce yıl boyunca muhafaza edilmesinin mümkün olmadığını, bunun, çelikten yapılmış keski ve işçilik malzemeleri kullanılarak büyük bir ustalıkla gerçekleştirilmiş olması gerektiğini düşünmezler.
- Darwinistler canlılığın cansız maddelerden tesadüfen oluştuğunu iddia ederlerken 19. yüzyılda Louis Pasteur'ün "Hayat ancak hayattan gelir" tezini ispatladığını, cansız maddelerin hayat oluşturabildikleri iddiasını bilimsel olarak çürüttüğünü düşünmezler.
- Darwinistler insan vücudunda birkaç kesme şeker büyüklüğü kadar yer kaplayan hipotalamusun, insanın oluşumu için üreme bezlerinin gelişmesi gerektiğini hesaplayıp, buna bir zaman verip ve tam o dönemde o hormonu salgılaması gerektiğini, gözü kulağı, dili hatta beyni bile olmayan bu et kütlesinin zamandan haberdar olarak aradan geçen seneleri hesaplayarak ayarlamalar yapmasının kör tesadüflerle açıklanamayacağını düşünmezler.
- Darwinistler küçücük bir çizikten dolayı insan parmağından sızan bir damla kanın içinde yaklaşık 250 milyon alyuvar, 400 bin akyuvar ve milyonlarca trombosit olduğunu, kanın özelliklerine sahip molekülleri üretmenin ve onları birarada işlevsel kılmanın büyük bir mucize olduğunu, kanı en ince detayına kadar Allah'ın kusursuzca yarattığını düşünmezler.
- Darwinistler insan vücudundaki fonksiyonların tam gerektiği hızda ve tam gerektiği sürede yerine getirilmesinin enzimlerin katkısıyla olduğunu, bu görevleri şuursuz atomlardan oluşan enzimlerin kendi başlarına öğrenemeyeceklerini düşünmezler.
- Darwinistler, canlıların koku alma ve koku hafızasına sahip olma sisteminin evrenin her alanında görülen üstün tasarım, mükemmel düzenlemenin sınırsız örneklerinden biri olduğunu, kusursuz sistemlerin ise asla şansla ve tesadüflerle açıklayamayacaklarını düşünmezler.
- Darwinistler, milyarlarca harften oluşan bir metnin insan tarafından hata yapmadan kopyalanmasının mümkün olamayacağını, oysaki enzimlerin DNA'yı kopyalarken milyonlarca harfi hatasız olarak bir araya getirmelerindeki akıl ve kusursuz organizasyonlarının Allah'ın varlığının açık delili olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, örümceğin ağ yapabilmesi için mimari bilgi, hesap yeteneği, yakalayacağı avın hızı ve ağırlığı gibi pek çok detayı bilmesi gerektiğini ve bunu aklı olmayan bir varlığın tesadüfler sonucunda kazanacağını iddia etmenin mantık dışı olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, milyonlarca yıllık fosillerin yaşayan örnekleri ile günümüzde karşılaşmanın, evrim teorisinin geçersizliğini bir kez daha gözler önüne serdiğini düşünmezler.
- Darwinistler, vücut sıcaklığı 40oC olan penguenlerin, dışarıdaki -40oC 'lik sıcaklığa uyum sağlayabilmeleri için derilerinin altında bulunan yağ tabakasından yararlandıklarını ve tesadüflerle asla oluşamayacak bu özel donanım sayesinde 80oC 'lik sıcaklık farkından olumsuz etkilenmediklerini düşünmezler.
- Darwinistler Kambriyen devrinin, evrim teorisinin temel iddiası olan "uzun zaman içinde tesadüfler yoluyla kademe kademe gelişim" kavramını kesin olarak yıkmış olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, Allah'ın varlığını ve yaratışını inkar ettikleri için yeryüzünün bir anda, son derece farklı vücut yapılarına ve karmaşık organlara sahip birçok canlı ile dolmasının elbetteki bu canlıların yaratılmış olduklarının delili olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler kanatların kusursuz yapısının nasıl olup da birbirini izleyen tesadüfi mutasyonlar sonucunda meydana geldiği sorusunu hiçbir zaman cevaplayamadıklarını, kısacası bir sürüngenin ön ayaklarının, genlerinde meydana gelen bir bozulma (mutasyon) sonucunda asla kusursuz bir kanada dönüşemeyeceğini düşünmezler.
- Darwinistler 360 milyon yıl öncesinin Karbonifer döneminin fosil kayıtlarında aniden beliren, her biri çok mükemmel sistemlere sahip bitki türleri çeşitliliğinin evrimcileri tekrar nasıl bir çıkmaza soktuğunu, bu döneme ait bulunan çok fazla çeşitte bitki fosilinin bugün yaşayan bitki türlerinden hiçbir farkı olmadığını düşünmezler.
- Darwinistler tarafından "körelmiş organ" olduğu söylenen bazı organların, örneğin apandisitin, insanın atası olduğu iddia edilen canlılarda, örneğin evrimciler tarafından insanın sözde atası olduğu söylenen bazı maymunlarda bulunmamasının çok önemli bir mantık hatası içerdiğini, bilimsel olarak da yanlış olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, göze renk veren melaninin, ayrıca retinanın dokusuna uygun olmayan, ona zarar verecek farklı renkleri de filtre ederek ekstra bir koruma sağladığını, melaninin bunu nasıl yapmaya karar verdiğini düşünmezler.
- Darwinistler, hücrelerin, göz, saç, kemik, deri, mide veya başka bir alanda özelleşmelerini DNA'yı oluşturan şuursuz atomların nasıl belirlediğini düşünmezler.
- Darwinistler suyun şu andaki fiziksel ve kimyasal özellikleri veya Dünya'nın atmosfer yapısı veya ısısının çok az daha farklı olması durumunda "bulut" diye bir şey olamayacağını ve bulut olmadığı durumda da yeryüzünde tatlı su kaynaklarının olamayacağını düşünmezler.
- Darwinistler, ayrıca, bize sadece denizlerin tuzlu suyu kalmış olsaydı, dünyada insanlık ya hiç yaşam sürdüremeyecek veya çok zor koşullar altında, daimi bir su krizi içinde yaşanacağını, tatlı su olmadığı için tarım da yapılamayacağını, tüm dünyanın çölleşeceğini ve dolayısıyla kıtlık baş göstereceğini düşünmezler.
- Darwinistler, kuşların daha az enerji harcamak için "V" şeklinde uçmalarının, kör tefadüslerle açıklanamayacağını düşünmezler.
- Darwinistler, gün boyunca saniyede 500 ile 1.200 kez kalbi çarpan sinek kuşunun nasıl yanıp kül olmadığını, gece ise kış uykusuna yatmış gibi, nabzı durmuş ve hatta kuş nefes almıyormuş gibi olmasını açıklayamazlar, bu şekilde kuşun, her yıl 365 kez kış uykusuna yatmasının nedenini düşünmezler.
- Darwinistler, Kutuplar'daki buzlu sularda yaşayan balıkların, derilerindeki buz kristallerinin sıcaklığını -20oC'ye düşüren bir proteini üreten gene sahip olduklarını ve bu protein sayesinde buz kristallerindeki oksijen moleküllerini kullanabildiğini ve donmaktan kurtulduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, suda yüzen kuşların tüylerinin su geçirmezliğini sağlamak için, kuyruğun bedene bağlandığı yerde gagalarıyla kolaylıkla tüm tüylerine sürebilecekleri bir yağ bezi bulunduğunu düşünmezler.
- Darwinistler bitkisel maddelerle beslenen hayvanların midelerinde sindirim özsularının varlığının bu besinleri sindirebilmek için yeterli olmadığını ve bu nedenle bitki ile beslenen hayvanların midelerinde besinleri parçalayacak özel bakteriler bulunduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, bir bukalemunun bulunduğu ortama göre rengini nasıl değiştirdiğini, dıştan kendisini göremeyen bir bukalemunun aynı rengi nasıl oluşturabildiğini, tesadüflerin şuursuz bir hayvana, korunma amaçlı renk değiştirme yeteneği veremeyeceğini düşünmezler.
- Darwinistler, dünya üzerinde yaşamın oluşumunu sağlayan temel öğelerden biri olan azot döngüsünün ancak mikroskoplarla görebildiğimiz küçücük bakteriler tarafından sağlandığını düşünmezler.
- Darwinistler, tek bir bakterinin DNA'sının her biri 100.000 kelimelik 20 romana denk bir bilgi içerdiğini düşünmezler.
- Darwinistler, kirpi balığının bağırsaklarında yaşayan bakterilerin ürettiği, balığın kaslarına kadar yayılan zehirin, balığın kendisine nasıl zarar vermediğini, sadece düşmanlarından koruduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, yeryüzünde yeşil bitkilerin dışında fotosentez yapabilen alglerin, %30 oranında karbondioksit gazını içine çekerek, gezegenin %70'lik oksijen ihtiyacını nasıl karşıladığını düşünmezler.
- Darwinistler, tesadüfen oluştuklarını iddia ettikleri doğadaki pek çok canlının kendilerini düşmanlarından korumak için nasıl taklit yaptıklarını (kamuflaj) ve Allah'ın onlara verdiği bu özellikleriyle soylarının günümüzde de hala var olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, beynin içinin karanlık olmasına rağmen oraya ulaşan elektrik sinyalleri ile oluşan görüntünün renkli olmasındaki mucizenin tesadüfle açıklanamayacağını düşünmezler.
- Darwinistler, tüm canlılardaki annelerin yavrularına gösterdiklerii şevkat ve koruma gibi özelliklerin Darwinist mantıkla açıklanamayacağını düşünmezler.
- Darwinistler, beynin yapısını göz önüne alarak hafıza gibi bir fonksiyonunun nasıl ve nerede bekletildiğini ve gerektiğinde nasıl devreye girdiğini düşünmezler.
- Darwinistler, insanın gelişiminin bir ölçü ile olmasını, boyun uzaması el ve ayakların belli oranda büyümesi ve gerekli ölçüye ulaştığında ise nasıl durmaya karar verdiklerini düşünmezler.
- Darwinistler aynı özelliğe sahip toprağa ekilmiş ve aynı güneşten ışık alan, aynı su ile sulanan tüm bitkilerin kendi özelliklerine göre renklerinin, kokularının ve şekillerinin farklı olmasının Allah'ın yaratma sanatına bir delil olduğunu düşünmezler.
- Darwinistler, gözle görülemeyen moleküllerin insanı yaşatmak için durmaksızın çalıştıklarını düşünemezler.
- Darwinistler, moleküllerin şuurlu bir varlık gibi kararlar aldıklarını, iş bölümü yaptıklarını, yaptıkları işlerde tasarruflu davrandıklarını düşünemezler.
- Darwinistler, canlıların asla tesadüflerle ortaya çıkamayacak kadar kusursuz ve son derece karmaşık bir yapıya sahip olduklarını düşünmezler.
- Darwinistler, yusufçuk böceğinin gövdesinin üzerindeki çapraz iki çift kanat sayesinde böcekler için şaşırtıcı sayılabilecek bir hıza, saatte 40 km.ye ulaştığını düşünmezler.
Bu eser 3.093 kez incelendi.
|
 |
|