 |
Ahir zamanda gelecek olan şahıslar ve bu dönemde yaşanacak olaylar insanlığın yüzyıllardır büyük merakla beklediği önemli konulardandır. Tüm dünyaya barış ve adalet getirecek bu dönemin önemli şahıslarının çıkacakları yerin Medine, Horasan, Kudüs, Şam veya İstanbul olduğuna dair pek çok değişik rivayet bulunmaktadır. Ancak özellikle Peygamber Efendimiz (sav)in hadislerinde ve İslam alimlerinin açıklamalarında, Hz. Mehdi’nin, Hz. İsa'nın ve Deccal'in çıkacağı yer konusunda üzerinde daha çok durulan üç ayrı şehir bulunmaktadır: Şam, Kudüs ve İstanbul
Ahir zaman, kıyamete yakın bir vakitte Kuran ahlakının tüm dünya üzerinde yaygın olarak yaşanacağı bir dönemdir. Geçmiş dönemlerde yaşanan adaletsizlikler, ahlaksızlıklar, baskılar, zulümler ve dejenerasyon bu kutlu dönemde ortadan kalkacak, her türlü sıkıntının yerini bereket, bolluk, zenginlik, barış ve huzur alacaktır. Teknolojide çok büyük gelişmeler yaşanacak ve bunlar tüm insanların hayrı ve rahatlığı için kullanılacaktır.
Hayatım elinde olan Allah’a yemin ederim ki Meryem oğlu (İsa Aleyhisselam)ın adil bir hakim olarak sizin içinize inmesi muhakkak yakındır. (Sahihi Müslim, 6/532)
Peygamber Efendimiz (sav)den nakledilen hadislerde ahir zamanın pek çok özelliği tarif edilmektedir. Bu dönemde, Allah, Hadi (hidayet veren) sıfatını taşıyan bir şahsı (Mehdi) vesile edecek, dinsiz felsefe ve ideolojileri ortadan kaldıracak ve dünyanın dört bir yanında devam eden zulüm ve kargaşayı sona erdirecektir. Mehdi’nin en önemli görevleri, din ahlakının Peygamberimiz (sav) dönemindeki şekliyle yaşanmasını sağlamak ve Kuran ahlakını insanlar arasında hakim kılmaktır.
Onun (Hz İsa’nın) zamanında yeryüzünde emniyet ve bereket olacaktır. (Meriy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi Feraidu Fevaidil Fikr Fil İmam El-Mehdi El-Muntazar)
Bununla birlikte, Kuranda ve Peygamberimiz (sav)in hadislerinde bildirildiği üzere, bundan iki bin yıl önce Allah’ın Kendisine yükselttiğini (Nisa Suresi, 158) bildirdiği Hz. İsa ahir zamanda yeryüzüne tekrar gelecek, Hz. Mehdi ile birlikte yeryüzünde barışın ve huzurun sağlanmasına Allah’ın izniyle vesile olacaktır.
Ahir zaman şahısları ve bu dönemde yaşanacak olaylar, yüzyıllardır insanlığın çok büyük bir merakla beklediği bir konudur. Ahir zaman Mehdisinin nereden çıkacağı, yaşanacak gelişmelerin merkezinin neresi olacağı konusunda pek çok hadis bulunmaktadır. İşte bu müjdeli zaman için Peygamberimiz (sav)in hadislerinde dikkat çekilen üç tarihi şehir vardır: Kudüs, Şam ve İstanbul.
Kudüs
Bu şehirlerden birincisi, üç semavi dinin özelliklerini taşıyan Kudüs’tür. Kudüs, Süleyman Tapınağı ile Yahudiler, Doğuş Kilisesi ile Hıristiyanlar, Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra ile de Müslümanlar açısından önem taşıyan kutsal bir şehirdir. Bazı İslam alimlerinin Peygamberimiz (sav)in hadisleri doğrultusunda aktardıkları bilgilere göre Kudüs, ahir zamanda pek çok önemli olayın meydana geleceği önemli bir şehirdir. Bu konuda aktarılan bilgiler şu şekildedir:
Mehdi’ye Biat Etmek İçin Pek Çok Kişinin Kudüs’e Gitmesi
Bunun üzerine halife, hazinelerini de yanına alarak Mehdi’ye biat için Beytül Makdise (Kudüs’e) gelir. (Ali Bin Muttaki, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri)
Hz. İsa’nın Kudüs’te Ortaya Çıkıp Hz. Mehdi ile Buluşması
Ebu Amr, Dani Süneninde Cabir b. Abdullah’tan tahric ettiler, dedi ki, Resulullah (sav) buyurdu: Tâ ki, İsa İbni Meryem, fecrin tuluu (gün doğumu)sırasında, Beytül Makdis'te Mehdi üzerine nüzul edene kadar, benim ümmetimden bir taife Hak üzere mücadele edecektir. O «İmam Mehdi der; ey Allah’ın Peygamberi geç öne bize namazı kıldır 0 (Hz. İsa) ise, Bu ümmetin biri diğerlerine emirdir der. (Ali Bin Muttaki, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri)
Tabut-u Sekinenin Hz. Mehdi Tarafından Bulunup Kudüs’e Götürülmesi
Rumiyye (Roma)nın ve Kati beldesinin fethi 8,1 Huzeyfe h. Yumun; Mehdi kıssası ve Rumiyyenin fethi hakkında Resulullah (sav)- den rivayet etti, O şöyle buyurdu: Ve hazineleri de Beyt-ül Makdise götürülmek için alınır.
Ayrıca içinde sekine ve Beni İsrail’in sofrası, gerçek Tevrat levhaları, Hz. Musa’nın asası ve Hz. Süleyman’ın minberi ile Allah'ın Beni İsrail’e gönderdiği süt gibi beyaz renkli man (kudret helvası)dır iki ölçek bulunan tabutu da Beyt-ül Makdise getirirler. (Ali bin Muttaki, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri)
Kudüs’teki Korkulu Günlerin Ardından Hz. Mehdi Lider Olacaktır
İbn-i Mace ve Ebu Nuaymın, Ebu Umameden rivayetine göre;
Resulullah (sav) Deccal'den bahsederken, Ümmü Şurayk, ahir zamanda Arapların nerede olacaklarını sordu. Bunun üzerine Resulullah (sav) de o gün Arapların az olacaklarını, Kudüs’ün korkulu olaylara sahne olacağını ve o günlerde Mehdi’nin ortaya çıkıp onlara lider olacağını bildirdi ve şöyle buyurdu:
Mehdi salih bir insandır. Sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği bir sırada Meryem oğlu İsa Aleyhisselam (yeryüzüne) inecektir. Bunun üzerine imam (Mehdi), namazı onun kıldırması için geri geri çekilecek, fakat Hz. İsa Aleyhisselam, iki elini onun omuzları arasına koyacak ve şöyle diyecek: Sen öne geç ve namaz kıldır. Çünkü o senin için ikame olundu. Bu sözlerden sonra imamları (Mehdi) onlara namaz kıldıracaktır. (Meriy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi Feraidu Fevaidil Fikr Fil İmam El-Mehdi El-Muntazar)
Müslümanlar Hz. Mehdi’nin Önderliğinde Kudüs’te Toplanacaklardır
Ebu Ûmâmeden bir rlvâyetle de, Beytül-Makdiste Hz. İsa’ya namaz kıldıracak şahıs, İmam lafzıyla (sözüyle)şöyle anlatılmaktadır:
Rasulû Ekrem (sav) bize hitabede bulundular. Hitabelerinde şöyle buyurdular: Medine, körüğün demir tortularını temizleyip attığı gibi, pislikleri atar. Bugün kurtuluş günüdür diye, ilan edilir. Ümmü Şüreyk Ey Allah’ın Resulü! O gün Arablar nerede olacak? Rasulullah (sav): O gün, onların erkekleri Beytül-Makdisdedir. İmamları salih bir kimsedir. Onlara sabah namazı kıldırmaya geçtiğinde, Meryem oğlu İsa, ellerini imamın omuzlarının arasına koyar ve şöyle der: Namaz sana farz kılındı, buyur sen kıldır. İmamları onlara namaz kıldırır. (İbn Mace, fiten. B. 33. H. 4077)
Hz. Mehdi’nin Risalet ve Nübüvvet Elbiseleri Olması
Resulullah Efendimiz (sav)in;
...7 yıl hükümdarlık yapacak sözü ise İsa (a.s.) inmeden öncedir. Çünkü indikten sonra, hükümdarlık İsa (a.s.)ya geçer. Hiç şüphesiz Hz. İsa (a.s.) indikten sonra risalet elbisesini feshetse de nübüvvet elbisesini feshetmeyecek. (Kitap getiren peygamber olarak değil, Kurana tabi olan ve açıklayan bir elçi olarak gelecektir.)Onun tebliğ işaretleri ve makamının sancakları Mekke ve Medine harem-i şeriflerinde yükselecek daha sonra Peygamberimiz (sav)in yolculuk ancak, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksaya yapılır hadis-i şerifi mucibince (gereğince) Kudüs’e gidecek... (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi)
Tabut-u Sekinenin Hz. Mehdi Tarafından Bulunması Sonucunda Yahudilerin Müslüman Olmaları
Hafız Ebu Abdullah Nuaym b. Hammad El-Fiten adlı kitabında Süleyman b. İsa’dan şöyle rivayet etmiştir: Tabutu sekine denilen kutsal sandık, Mehdi’nin eliyle Taberiye gölünden çıkarılacak ve Beyt-i Makdisin (Kudüs’teki Harem-i Şerifin) kapısı üzerine konulacaktır. Yahudiler bunu görünce, çok az müstesna olmak üzere Müslüman olacaklar. (Ukayli En-Necmus-sakıb fi Beyanı Ennel Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Alet-Temam vel kamal)
Şam
Bazı İslam alimlerinin yorumlarına göre ise Hz. Mehdi Şamdan çıkacaktır. Ancak bilindiği gibi Şam bölgesi, sadece Suriye’nin başkenti olan Şam şehri ile sınırlı değildir. Şam, Arapçada kelime manası olarak sol anlamına gelir ve eskiden beri Hicaz bölgesinin (Mekke ve Medine şehirlerinin bulunduğu bölge) sol tarafında kalan ülkeleri ifade eder.
Bu konuda hadislerde geçen bilgiler şu şekildedir:
Şam’ın Peygamberler Diyarı Olması
İbnu Amr İbnil-As radıyAllahu anhüma anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Bir hicretten sonra bir hicret daha olacak. Arz (dünya)ehlinin hayırlılarına Hz. İbrahim’in hicret ettiği yer (Şam) gereklidir. Arzda, (dünya)ahalisinin (halkının)şerirleri (kötüleri)kalır. (Ebu Davud, Cihad 3, 2482)
Müslümanların Emin Bir Belde Olan Şam'a Sığınmaları
Ebud-Derdâ radıyAllahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Mûtadaki savaş sırasında Müslümanların sığınağı, Şam şehirlerinin en hayırlısı olan Dımeşk denen şehrin yakınındadır. (Ebu Dâvud, Melâhim 6, (4298), Sünnet 9, 4639)
Acem Diyarından Gelen Bir Kralın Şam Hariç Her Yerde Hakimiyet Kurması
Abdurrahman İbnu Süleyman anlatıyor: Acem krallarından bir kral gelecek, Dımeşk hariç bütün şehirler üzerinde hakimiyet kuracak. (Ebu Davud, Sünnet 9, 4639)
Mesih Deccal’in Şam Civarında Helak Olması
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Mesih Deccal, doğu tarafından gelir. Kasdı Medine’dir. Uhud'un arka tarafına iner. Derken (Medine’yi bekleyen) melekler, onun yüzünü Şam tarafına çevirirler ve orada helak olur. (Müslim, Hacc 485, 486, 1379, 1380)
Süfyani'nin Şam Civarından Çıkması
Hadis-i şeriflerde Mehdi’nin düşmanları olarak birkaç isim zikredilmektedir. Süfyani ve Deccal bunlardandır. Süfyani’nin en önemli özelliği, Mehdiyi engellemeye çalışmasıdır. Peygamberimiz (sav)in bir hadisinde ise Süfyani’nin Şam civarından çıkacağı şu şekilde haber verilmiştir:
Hz. Ali (ra)dan rivayete göre;
Süfyani, Halid b. Yezid b. Ebu Süfyan'ın neslinden bir adamdır. İri cüsselidir. Yüzünde çiçek hastalığı izi vardır. Gözünde beyaz bir leke vardır. Şam tarafından çıkacaktır. Kendisine tabi olanların çoğu Ben-i Kelb kabilesinden olacaktır. Çocukları ve hatta kadınların karınlarındaki bebekleri bile öldürür. -El-Hakim Müstedrek de tahric etmiştir. (Meriy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi Feraidu Fevaidil Fikr Fil İmam El-Mehdi El-Muntazar)
Deccal’in Şam ile Irak Arasından Çıkması
Nevasi b. Semandan rivayete göre, Resulullah şöyle buyurmuştur;
Şüphesiz ki, o (Deccal), kıvırcık saçlı ve donuk gözlü bir gençtir. Sanki ben onu Abdül-Uzzaya benzetiyorum. Sizden kim onun zamanına yetişirse, ona karşı Kehf Suresinin baş tarafını okusun. O, Şam ile Irak arasında bir yerden zuhur edecektir. (Ukayli En-Necmus-sakıb fi Beyanı Ennel Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Alet-Temam vel kamal)
Hz. Mehdi’nin Yardımcılarının Şam-Yemen-Küfe Civarından Olması
Ve yine Kabın rivayetine göre Katade şöyle demiştir;
"Mehdi insanların en hayırlısıdır. Onun yardımcıları ve ona biat edenler Küfe, Yemen ve Şam diyarının ileri gelenleridir. Onu sunan Cebrail, sevkeden Mikail’dir. (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi)
Hz. İsa’nın Şam’daki Beyaz Camiye İnip Orada Hz. Mehdi ile Buluşması
Nafi İbni Keysan (R.A), babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir. Peygamber (sav)in şöyle buyurduğunu işittim: Meryem’in oğlu İsa Dimeşk (Şam-ı şerif)de beyaz minarenin yanına inecektir. (Müslim, Fiten:20, No:293-110, 4/2253, Ebu Davud, Melahim:14r No:4321, 2/520, Taberani, Mucem-i Kebir:440,19/196,590, 1/217, Buhari, Tarih-i Kebir. 1002,7/233)
İnsanlar sabah namazında iken, Hz. İsa Şama inecek; İmam Mehdi, Hz. İsa’yı görünce geri çekilecek. Hz. İsa ise, onu öne geçirip arkasında namaz kılacaktır. (Buhari. Enbiya. B. 49, Saati. H 232. C, 24 s, 89)
Hz. Huzeyfe’nin anlattığına göre, Resulullah Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
... (Mehdi) Şama gidecek ve dalları, Taberiye Gölüne doğru uzayan bir ağacın altında Süfyani’yi yok edecektir. (Ukayli En-Necmus-sakıb fi Beyanı Ennel Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Alet- Temam vel kamal)
İstanbul
Hadislerde dikkat çekilen bir başka önemli şehir ise, o dönemde Konstantiniyye ismine sahip olan İstanbul’dur.
Konstantiniyye: İslam dünyasında İstanbul şehri için kullanılmış isimlerden biridir. (Büyük Lugat, Türdav)
Peygamberimiz (sav)in pek çok hadisinde, Hz. Mehdi’nin Konstantiniyye'yi manevi anlamda fethedeceği bildirilmektedir. Bu konudaki hadislerden bazıları şöyledir:
Hz. Mehdi’nin İstanbul’u Manen Fethetmesi
Naim b. Hammad, Cafer’den tahric etti:
Allah Teala onun (Mehdi’nin) elindeki Konstantiniyye'nin manen fethini müyesser (kolay)kılar. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 56)
Naim b. Hammad, Ebu Said el-Hudriden tahric etti; Peygamberimiz (sav) buyurdu ki:
(Mehdi’nin) zamanında uykuda olan uyandırılmaz ve bir damla kan bile akıtılmaz. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 11)
Hz. İbni Amrdan (r.a.) rivayet edilmiştir: Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: Ey Ümmet! Altı şey vardır ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz (altıncısı) medinenin (şehrin)fethi.
-Denildi ki: Hangi medine? (Hangi şehir?)
-Buyurdu ki: Konstantiniyye.
Bu Konstantiniyye’nin Mehdi tarafından yapılacak fethidir. (Kıyamet Alametleri, 204 Ramuz-el Ehadis, 296)
Ikdid-dürer isimli eserde şöyle geçer:
Konstantiniyye’nin yedi suru vardır. O Rum denizine dökülen Haliç üzerinde kurulmuştur. Denizi Rum illerine ve Endülüs’e doğru uzanır gider. (Kıyamet Alametleri, 181)
Hz. Mehdi’nin Beraberinde Kutsal Emanetlerle Çıkması
Abdullah b. Surefeden rivayet edildi ki:
Mehdi’nin beraberinde süslenmiş bir halde Peygamberimiz (sav) in bayrağı olacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 65)
Peygamber (sav)in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup dikişsizdir ve rengi de siyahtır. Onda bir hicr (hale) bulunur. O, Resulullah (sav)in vefatından beri açılmamış olup Mehdi çıkınca açılacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 23)
Hz. Mehdi’nin Konstantiniyye’yi İmar Etmesi
Mehdi Konstantiniyye ve diğer beldelerin imarına çalışır. (El-Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 42)
Bediüzzaman Said Nursi'nin Bu Konudaki Görüşleri
Ahir zaman hakkındaki rivayetlerin merkez noktasını Mehdi’yet teşkil etmektedir. Dolayısıyla ahir zamandaki önemli olayların çoğu Mehdi’yet etrafında gelişir. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi, bu olayların yerleri hakkında farklı farklı rivayetler mevcuttur.
Bediüzzaman Said Nursi, bu konuya şu şekilde açıklık getirmiştir:
Şimdi, Hz. Mehdi gibi eşhasın (kişilerin)hakkındaki rivayetin ihtilafatı (haberlerin farklılığı) ve sırrı şudur ki: Ehadisi (hadisleri) tefsir edenler (açıklayanlar), metn-i ehadisi tefsirlerine (hadis metinleri hakkındaki açıklamalarına)ve istinbatlarına tatbik etmişler (kendi anlayışlarına göre açıklamışlardır). (Şimdi Hz. Mehdi gibi zatlar hakkında farklı haberlerin olmasının sebebi şudur; Hadisleri tefsir edenler hadis metinlerini kendi anlayışlarına ve ufuklarının genişliğine bağlı olarak yorumlamışlardır). Mesela: Merkez-i saltanat o vakit Şam'da veya Medine'de olduğundan, vukuat-ı Hz. Mehdi'ye veya Süfyaniyye'yi merkez-i saltanat civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler." (Mesela Yönetim merkezi o zaman Şam kentinde veya Medine kentinde olduğundan Hz. Mehdi veya süfyanla ilgili olayların yönetim merkezi (veya başşehir) civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde zannederek öyle yorumlamışlar) (Sözler, 359)
Bir başka yerde de Bediüzzaman konuyu şöyle açıklamıştır:
"Merkez-i Hilafet eski zamanda Irak'da, Şam'da ve Medine'de bulunduğundan raviler kendi içtihatlarıyla daimi öyle kalacak gibi mana verip, (Hilafetin merkezi (yönetim veya idari merkez) eskiden Irakta, Şam’da ve Medine’de bulunduğundan haberleri (hadisleri) aktaranlar kendi yorumlamalarıyla sanki hep öyle kalacakmış gibi anlamlandırıp) "Merkez-i Hilafet-i İslamiye" yakınlarında tasvir etmişler, Halep ve Şam demişler. Hadisin mücmel haberlerini kendi içtihatlarıyla tavsil etmişler." (Yönetim merkezi yakınlarında olarak kurgulamışlar, Halep ve Şam demişler Hadisteki kısaltılmış öz anlatımı bu şekilde kendi anlayışlarına göre açıklamış, izah etmişler.) (Şualar, 492)
Rivayetlerde farklı şehirler geçse de, ahir zaman olaylarının vuku bulduğu yerle ilgili rivayetlerin ortak noktası, bu olayların Peygamberimiz (sav)in iki sancağı, kılıcı ve gömleği ile diğer mukaddes emanetlerinin de bulunduğu Hilafet Merkezi'nde gerçekleştiğidir. Bediüzzaman'ın üstteki ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, ahir zaman hadislerini aktaran alimler, ahir zaman olaylarını kendi dönemlerindeki hilafet merkezlerini esas alarak aktarmışlardır. Aynı zamanda Mehdi’nin çıkacağı yer hakkında, her alim kendi zamanının Hilafet Merkezi olan Irak, Şam, Kufe, Medine gibi şehirleri belirtmiştir. Mehdi’nin çıkış yeri hakkında rivayetlerin farklı olmasının sebebi de budur. Çünkü bu ravilerin içtihatları (bilgileri, (hadis) aktaranların görüşleri) zamanla çeşitli rivayetlere katılarak (aktarıcılarınınkiyle karışarak) günümüze dek ulaşmıştır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav)den günümüze kadar Halifelik Merkezinin bulunduğu yer, Şam, Halep, Küfe, Mekke ve en son İstanbul olmak üzere pek çok kez değişmiştir.
Günümüz Yazarlarının Bu Konudaki Görüşleri
Ahmet Muhsin Meriç
Günümüz yazarlarından Ahmet Muhsin Meriç, değerli İslam alimi Akşemseddin'den alıntı yapmakta, Risalet-ül Nuriyede Hz. Mehdi’nin İstanbul’u ikinci defa fethedeceğini söyleyerek bu düşünceye katılmaktadır:
Akşemseddin der ki İstanbul’u önce Mehmed fethedecek, daha sonra da Mehdi İstanbul’u tekrar fethedecek. (Risaletün- Nuriye, Akşemseddin, A. İhsan Yurd, İstanbul, 1972)
Mustafa Kaplan
demek Risale-i Nurun asıl sahipleri olan Hz. Mehdi ve talebeleri gelince Bediüzzaman Hazretlerinin 1911 senesinde müjde verdiği Osmanlı ülkesinden çıkacak büyük bir parlak nur haberi inşaAllah madde aleminde de gerçekleşecektir. Zaten aşağıda, Emirdağ Lahikasından aldığım pasajın (Emirdağ Lahikası, c.2, s.108) son cümlesine bakan, bunu anlamakta tereddüt etmez.
Diyor ki belki inşaAllah, o görüş, yüz sene sonra nurların ektiği tohumların sümbüllenmesi ile aynen o geniş daire nur dairesi olacak, onun yanlış tabirini sahih gösterecek. (Emirdağ Lahikası, c.2, s.108)
Üstadın yanlış tabir ettiğini söylediği konuşmanın üzerinden yüz sene geçmesi için şurada ne kaldı Mana gözü açık olanlar, söylenenlerin tahakkuku için fazla bir zaman kalmadığını görmekte gecikmezler. (07-02-2000, Akit Gazetesi)
Şaban Döğen
Mehdi ve Deccal kitabından;
Başka bir hadis-i şeriften ise şunu öğreniyoruz: Doğudan birtakım insanlar çıkacak ve Mehdi’ye zemin hazırlayacaklar. Yani Hz. Mehdi onlar arasında hükümran olacaktır. (İbni Mace, Kitab-ül Fiten: 35 4088)
Seyyid Ahmed Hüsameddin (r.a.) İstihraçnamesinde Mehdi'nin doğuş yeriyle ilgili şöyle bir not düşmüştür:
Müslümanlardan bir zat gelecek, bu zatın şerefi Kafkasya’nın en uludağından etrafa güneşin şuaı (ışıkları) gibi şulenisar olacaktır. (ışıltılar saçacaktır.) (Osman Yüksel Serdengeçti, Mabedsiz Şehir, Serdengeçti Neşriyatı: VI, s.107)
Bütün bunlar, Hz. Mehdi’nin yoğun faaliyetini Türkler içerisinde yürüteceğini göstermektedir. (Osman Yüksel Serdengeçti, Mabedsiz Şehir, Serdengeçti Neşriyatı: VI, s. 172)
Hüseyin Hatemi
Hüseyin Hatemi, yazmış olduğu İnsanlık ve Sevgi Dini: İslam kitabının bir bölümünde; Hazreti Musa’nın; Allah tarafından bildirilerek kendisinden bir bilgi boyutu açısından daha yüksek derecede olmasına rağmen halka resul elçi olarak gönderilmeyip gizli kalmış bulunan bir nebiyi, halk arasında anılan adı ile Hızırı görmek için çıktığı yolculukta Mecmail-bahreyn (iki denizin birleştiği yer), hem iki denizin kavuştuğu bir yer olmalı, hem de bu terim ile Musa ile Hızırın buluşmasına işaret edilmiş olmalıdır. Bu olaylar da büyük bir ihtimalle İstanbul civarında ve İstanbul’da geçmiştir. İstanbul kelimesi, sonradan yapılan tahrifler bir yana bırakılırsa, Beykoz’da bugünkü Yuşa Tepesi civarında şehri kuran Fenikelilerden beri şehrin Sami dillerinde karşılığı olan Mecmaul Bahreynin Yunanca karşılığıdır. Isthyme-pole; iki deniz arası şehri demektir. İlerideki mirasçılık haklarının korunmasında da herhalde Mesih ve annesi bu şehirde doğacak olan Mehdi’ye işaret vardır. (Hüseyin Hatemi, İnsanlık ve Sevgi Dini: İslam, s.107, Birleşik Yayıncılık, 1998)
Sonuç
Yazı boyunca incelediğimiz gibi, Peygamberimiz (sav)in hadislerinde, ahir zaman şahısları ve onların etrafında gerçekleşecek olayların merkeziyle ilgili olarak çoğunlukla bu üç şehir üzerinde durulmaktadır.
Ancak bu şehir her neresi olursa olsun, Hz. Mehdi’nin zuhuru ve Hz. İsa’nın yeryüzüne tekrar gelişi çok yakındır. Bu kutlu şahısların vesile olmasıyla, Allah’ın izniyle, yeryüzündeki tüm kötülükler ortadan kalkacak ve Peygamberimiz (sav)in cennet benzeri özelliklerle tasvir ettiği Altınçağ başlayacaktır. Bu dönemde Kuran ahlakı tüm incelikleriyle yaşanacak ve Yüce Allah’ın Kuranda güzellik yapan insanlara vaat ettiği barış yurduna kavuşulacaktır.
Böylesine önemli bir dönemin eşiğinde Müslümanlara düşen en önemli sorumluluk ise, tüm inananları bu konuda müjdelemek ve bu kutlu şahıslar gelmeden önce en güzel hazırlığı yapabilmek için çaba sarf etmektir.
Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 08. sayı (Şubat 2005) 4. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 2.237 kez incelendi.
|
 |
|