 |
Dua
"İman, duayı bir vesile-i kat'iyye (kesin vesile) olarak iktiza ettiği (ihtiyaç duyduğu) ve fıtrat-i insaniyye (insan fıtratında), onu şiddetle istediği gibi; Cenab-ı hak dahi "Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz (ne öneminiz) var?" mealinde (açıklamasında) ferman ediyor (duyuruyor)" (Risale-i Nur Külliyatı, 23.söz)
Bediüzzaman Said Nursi dua ile insanın Allah'a karşı acizliğini, fakirliğini hissedeceğini, herşeyde Rabbimiz'in sonsuz rahmet ve kudretinin olduğunu ve kainattaki tüm yaratışın O'na ait ve O'nun izniyle hareket ettiğini bildirmiştir. Bir yaprağın düşmesinden, Güneş'in Dünya'yı ısıtmasına, yıldızların gökyüzünde durmasından, Ay'ın bir lamba hükmünde geceyi aydınlatmasına kadar herşeyin Allah'ın izniyle gerçekleştiğini ve her insanın hiçliğini anlayarak dua ile yakarışta bulunarak isteklerini Allah'a sunup sadece O'ndan yardım talep etmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bediüzzaman'ın hikmetli sözleri şöyledir:
"İnsan, kainatın ekser envaına (kainatın bütün türlerine) muhtaç ve alakadardır. İhtiyacatı (ihtiyacı) alemin her tarafına dağılmış, arzuları ebede (sonsuzluğa) kadar uzanmış...Bir çiçeği istediği gibi, koca bir baharı da ister. Bir bahçeyi arzu ettiği gibi, ebedi (sonsuz) Cennet'i de arzu eder. Bir dostunu görmeye müştak (aşık-hasret) olduğu gibi, Cemil-i Zülcelal'i de (sonsuz güzellik sahibi Allah'ı da) görmeye müştaktır (hasrettir-aşıktır). Başka bir menzilde (başka bir konaklama yerinde ) duran bir sevdiğini ziyaret etmek için o menzilin (konaklama yerinin) kapısını açmaya muhtaç olduğu gibi; berzaha (ahirete) göçmüş yüzde doksandokuz ahbabını (akraba ve dostunu) ziyaret etmek ve firak-ı ebediden (sonsuz ayrılıktan) kurtulmak için koca dünyanın kapısını kapıyacak ve bir mahşer-i acaip (acayip diriliş) olan ahiret kapısını açacak, dünyayı kaldırıp ahireti yerine kuracak ve koyacak Kadir-i Mutlak'ın (Gerçek Kudret sahibi Allah (c.c)'nın) dergahına ilticaya (sığınmaya) muhtaçtır." (Risale-i Nur Külliyatı, 23. Sözün 2.mebhas)
Yaratılışın Delillerini Görmek
Allah'ın tüm kainatı insanların emrine sunduğuna dair Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri bir sözünde şöyle demektedir:
"Mesela, bahar mevsiminde cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüs-misal (güzel örnek) libaslar (kıyafetler) ile giydirip, çiçek ve meyvelerin murassaatiyle (süsleriyle) süslendirip hizmetkar ederek onların latif elleri olan dallarıyla, çeşit çeşit en tatlı, en musanna (sanatlı), meyveleri bize taktim etmek; hem, zehirli bir sineğin (arının) eliyle şifalı en tatlı balı bize yedirmek; hem, en güzel yumuşak bir libası (kıyafeti) elsiz bir böceğin (ipek böceğin) eliyle bize giydirmek; hem, rahmetin büyük bir hazinesini küçük bir çekirdek içinde bizim için saklamak ne kadar cemil (güzel) bir kerem, ne kadar latif (lutfeden) bir rahmet eseri olduğu bedaheten (açıkça) anlaşılır." (Risale-i Nur Külliyatı, 10. Söz)
Risale-i Nur’dan Hikmetler
Bediüzzaman Said Nursi, Allah'ın insanlara sunduğu nimetlerin israf edilmeden, nimetlerin geliş gayesi bilinerek tüketildiğinde bir çok güzel neticenin ortaya çıkacağını, böylelikle bereketin, şükrün, lezzetin artacağını, bu nimetler vesilesiyle insanın sağlıklı kılınabileceğini şöyle ifade etmiştir:
“Evet iktisat (tasarruf) hem bir şükr-ü manevi (manevi bir şükür), hem nimetlerdeki rahmet-i ilahiyeye (İlahi Rahmete) karşı bir hürmet, hem kat-i bir sürette (kesin bir suretle) sebeb-i bereket (bereket sebebi), hem bedene perhiz gibi bir medar-ı sıhhat (sağlık sebebi), hem manevi dilencilik zilletinden (aşşağılıktan) kurtaracak bir sebeb-i izzet (izzet sebebi), hem ni'met içindeki lezzeti hissetmesine ve zahiren (göründüğü gibi) lezzetsiz görünen ni'metlerdeki lezzeti tatmasına kuvvetli bir sebeptir. İsraf ise, mezkur (zikredilen) hikmetlere muhalif (karşı-ters) olduğundan, vahim neticeleri (sonuçları) vardır." (Risale-i Nur Külliyatı, 19. Lema)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 28. sayı (Ekim 2006) 30. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 784 kez incelendi.
|
 |
|