 |
Ahiret gününe iman İslamiyet’te olduğu gibi, İslam’dan önceki hak dinlerde de yer alır. Yahudilik ve Hıristiyanlığın bazı inanışları zaman içinde tahribata uğrayıp bozulmuştur. Ancak bununla birlikte, Allah’a iman, peygamberlere iman, meleklere iman gibi inanç esasları ve Allah’ın emrettiği ahlakın gereği olan pek çok erdem korunmuştur. Ehl-i Kitabın –bazı değişikliklere uğramış olmakla birlikte - korunmuş olan inançlarından biri de ahiret gününe imandır.
Allah dünya hayatını geçici bir mekan olarak yaratmış ve tüm insanların öldükten sonra, dünyada yaptıklarının hesabını vermek üzere yeniden diriltileceklerini bildirmiştir. Ahiretin varlığı Allah’ın sonsuz adaletinin tecellilerinden biridir. Her insan yeryüzündeki tavır ve davranışlarının karşılığını ahirette alacak, ya cennette sonsuz nimetlerle ödüllendirilecek ya da cehennemde sonsuz azapla karşılık görecektir. Bu gerçek bir Kuran ayetinde şu şekilde haber verilmiştir:
Sizin tümünüzün dönüşü O’nadır. Allah’ın vaadi bir gerçektir. İman edip salih amellerde bulunanlara, adaletle karşılık vermek için yaratmayı başlatan, sonra onu iade edecek olan O’dur. İnkar edenler ise, küfürleri dolayısıyla, onlar için kaynar sudan bir içki ve acı bir azap vardır. (Yunus Suresi, 4)
Bir başka ayette ise, yeniden dirilişin ve hesap gününün muhakkak gerçekleşeceği şöyle bildirilmektedir:
İşte, göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, şüphesiz, o (size vaad edilen) sizin (aranızda) konuştuklarınız kadar, elbette kesin bir gerçektir. (Zariyat Suresi, 23)
Kuran-ı Kerim’in diğer pek çok ayetinde de, kıyamet günü, insanların yeniden dirilişi, hesap anı, cennet ve cehennemin özellikleri detaylı olarak bildirilmiştir. Ahiret gününe iman İslamiyet’te olduğu gibi, İslam’dan önceki hak dinlerde de yer alır. Yahudilik ve Hıristiyanlığın bazı inanışları zaman içinde tahribata uğrayıp bozulmuştur. Kuran’da Ehl-i Kitabın dejenere olmuş inanç, hüküm ve uygulamaları haber verilmiştir. Ancak bununla birlikte, Allah’a iman, peygamberlere iman, meleklere iman gibi inanç esasları ve Allah’ın emrettiği ahlakın gereği olan sabır, sadakat, iyilikseverlik, yardımseverlik, barışseverlik gibi pek çok erdem korunmuştur. Ehl-i Kitabın –bazı değişikliklere uğramış olmakla birlikte- korunmuş olan inançlarından biri de ahiret gününe imandır.
Yahudi Kutsal Metinlerinde Ahiret Günü
Yahudilerin en kutsal kabul ettikleri metin, Hz. Musa’ya vahyedilen kitabın ilk 5 ana bölümünden ve daha sonra gelen peygamberlerin kıssalarından oluşan Eski Ahit’tir. Genellikle Eski Ahit’in tamamı Tevrat olarak adlandırılır. Bu metinlerde, ölümden sonra hayatın varlığını ifade eden, cennet ve cehennemin varlığını haber veren pek çok açıklama yer almaktadır. Bu pasajlar dikkatlice incelendiğinde, buralarda haber verilen bilgilerin önemli bir kısmının Kuran-ı Kerim’de yer alan cennet ve cehennem tasvirleriyle uyum içinde olduğu görülecektir. Bunun yanı sıra Talmud ve Mişna gibi Yahudiler tarafından kutsal kabul edilen diğer metinlerde de, ahiret inancı açık ve net olarak bulunmaktadır.
Bu metinlerde ahireti ifade eden belirli birkaç kavram kullanılmaktadır. Olam Ha Ba (gelecek alem), Şeol (ölüler diyarı), Gan Eden (Cennet), Gehinnom (Cehennem) bu kavramlardan bazılarıdır. Tüm bu kavramlar bütün olarak ele alınıp, bu kavramlarla tasvir edilen konumlar incelendiğinde Yahudilikteki ahiret inancı da daha net anlaşılacaktır.
Tevrat’ta Yer Alan Ahiret İnancı
Tevrat, Rabbimiz’in Hz. Musa’ya vahyetmiş olduğu kitaptır. Kuran-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
Gerçek şu ki, Biz Tevrat’ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah’ın Kitabı’nı korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, Ben’den korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır. (Maide Suresi, 44)
Ancak –daha önce de belirttiğimiz gibi- Hz. Musa’nın ardından Tevrat birtakım tahrifatlara uğramış, içinde hak hükümlerin bazıları muhafaza edilmiş, bazılarıysa bozulmuştur. Hangi inanışların bozulmuş hangilerinin ise hak dine ait olduğunu anlamakta rehberlik edecek tek kaynak ise Kuran ve sünnettir. Bu kaynaklar ışığında, Tevrat’ta yer alan ahiret inancı ise şöyledir:
Tevrat’ta ahiret inancının varlığını gösteren metinlerde Allah’ın sıfatları bildirilirken, Allah’tan başka İlah olmadığı ve O’nun öldürdüğü ve dirilttiği haber verilmektedir:
Şimdi görün ki Ben, Ben O’yum. Ve nezdimde İlah yoktur. Ben öldürürüm, ve ben diriltirim. (Tesniye, 32/22)
Bu metinden de açık olarak görüldüğü gibi, Yahudilikte ölümden sonra dirilişin olacağı inancı vardır. Tevrat’ta cennetin haber verildiği ilk açıklamalar ise, birinci bölüm olan Tekvin’de yer alan açıklamalardır:
Ve Rab Allah şarka doğru Aden’de bir bahçe dikti. (2 Tekvin, 2/8)
Ve bahçeyi sulamak için Aden’den bir ırmak çıktı. (Tekvin, 2/10)
Ve Rab Allah adamı aldı, baksın ve onu korusun diye Aden bahçesine koydu. (Tekvin, 2/15)
Bu açıklamalarda yer alan Aden Bahçesi, diğer Yahudi kaynaklarında da ifade edildiği gibi, dünyada güzel davranışta bulunanların ve iyilerin ödüllendirileceği sonsuz olan cennettir. Tevrat’ın ilerleyen sayfalarında yer alan ve insanların ölümden sonra yok olmadıklarını ifade eden bir başka açıklama da, Hz. İbrahim’in vefatından bahsedilirken “öldü ve kavmine katıldı” cümlesinin kullanılmasıdır.
Ve İbrahim ... son soluğu verip öldü ve kavmine katıldı. (Tekvin, 25/8)
Bu ifadeden de anlaşıldığı gibi, ölen kişinin yok olmadığına açık bir işaret vardır. İyilikte bulunanların gideceği Aden Bahçesi’nin yanı sıra, kötülerin karşılaşacağı ateş azabı da Tevrat’ta haber verilmektedir:
Çünkü öfkemde bir ateş alevlendi.Ve Ölüler diyarının dibine kadar yanıyor. (Tesniye, 32/39)
Eski Ahit’in diğer kitaplarında da, ahiretin varlığı anlatılmaktadır. Örneğin Hoşea kitabının 6. Bapında ölümden sonra diriliş şu şekilde tarif edilmektedir:
Gelin ve Rabbe dönelim... İki gün sonra bizi diriltecek, üçüncü günde bizi ayağa kaldıracak ve O’nun önünde yaşayacağız. Bilelim, Rab bilgisi ardına düşelim, onun çıkması tan gibi gerçektir; ve bize yağmur gibi, yeri sulayan son yağmur gibi gelecektir. (Hoşea, 6/1-3)
Eyup kitabında ise cehennem azabının detayları aktarılmaktadır. Buna göre cehennem, içinde sürekli azap bulunan, karanlık, kapıları olan, insanların acı ve sıkıntı çektiği bir yerdir:
Koyu karanlığa benzeyen karaltı diyarına; ölüm gölgesi ve düzensizlik diyarına; o yere ki, orada ışık koyu karanlık gibidir. (Eyub, 10/22)
Canını çukurdan ve hayatını kılıçla helak olmaktan kurtarır. (Eyub, 17/4)
Aynı bölümde cehennemin azabından kurtulan kimselerin durumu ise şu şekilde anlatılmaktadır:
İnsan için doğru olan nedir ona bildirsin diye, Onun yanında bir melek, bir şefaatçi, binden biri bulunursa eğer, o zaman Allah ona lütfeder ve der; onu çukura inmekten kurtar... Eti çocuğunkinden körpe olur, gençlik günlerine döner, Allah’a dua eder ve O da ondan razı olur, Ve sevinçle O’nun yüzünü görür... (Eyub 33/23-26)
Daniel kitabında ise, ahiret inancı bildirilirken, ahiretin sonsuz olduğu da vurgulanmıştır. Buna göre, herkes ölümünden sonra sonsuz hayat için dirilecek, bazıları ebedi olarak kurtuluşu hak ederken bazıları da sonsuz azaba gönderileceklerdir:
... Kitapta yazılı bulunan herkes kurtulacak. Ve yerin toprağından uyuyanlardan birçoğu, bunlar ebedi hayata; şunlar da utanca ve ebedi nefrete uyanacaklar. Ve anlayışlı olanlar gök kubbesinin parıltısı gibi, birçoğunu salaha döndürenler de yıldızlar gibi ebediyen ve daima parlayacaklardır. (Daniel, 12/1-3)
Talmud’da Ahiret İnancı
Yahudilikte, Eski Ahit’ten sonra en kutsal kabul edilen metin Talmud’dur. Yahudi şeriatının hahamlar tarafından yorumlanması olan Talmud, Mişna ve Gemera olmak üzere iki bölümden oluşur. Gemera bölümü farklı ve oldukça tarihi dönemlerde oluşmuş bir eser olduğundan, Filistin (Kudüs) Gemerası ve Babil Gemerası olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Mişna’nın Pirke Abot bölümünde, Yahudiliğin ahiret inancı şu şekilde ifade edilmektedir:
Doğan herkes ölür ve ölenler tekrar diriltilecektir. O’nun Tanrı olduğunu, suret veren olduğunu, Yaratıcı olduğunu, gelecekte vuku bulacak şeyleri önceden bilen olduğunu, hüküm sahibi (Hakim) olduğunu, hem şahit hem de taraf olduğunu ve hakkı teslim etmek için hüküm veren olduğunu öğretmek, bildirmek ve bunun bilincine vardırmak için yaşayanlar mahkemeye giderler. Kuddüs olan O’nun önünde ne bozulma, ne unutma, ne taraf tutma vardır ve şunu bil ki, her şey hesaplanır. Sakın, mezarının senin ikametgahın olacağı yönünde nefsin seni kandırmasın. Zira unutma ki sen, sana rağmen var edildin, sana rağmen doğdun, sana rağmen yaşıyorsun, sana rağmen ölüyorsun ve yine sana rağmen mahkemeye çıkarılacak ve Kuddüs ve Aziz olan Kralların Kralı önünde hesap vereceksin. (Pirke Abot, 4/22)
Mişna’nın Sanhedrin bölümünde ise, ahiret inancıyla ilgili şu ifadelere yer verilmektedir:
Şu ifadelere göre, İsrailliler’in tamamının ahirette (gelecek alemde – olam ha ba) nasibi vardır:
“Ve senin kavmin, hepsi salih adamlar olacak, onlar ki, izzet bulayım diye diktiği fidan, ellerimin işidirler, diyarı ebediyen mülk edinecekler” (İşaya, 60/21).
Ahirette nasibi olmayanlar ise şunlardır: öldükten sonra dirilişin Tevrat’ta olmadığını söyleyenler, Tevrat’ın gökten inmediğini söyleyenler... (Sanhedrin, 10/2)
Sonuç
Tüm bu bilgiler açıkça göstermektedir ki, diğer hak dinlerde olduğu gibi Yahudilikte de ahiret inancı bulunmaktadır. Yahudilerin gerek Kutsal kitapları, gerek dini kaynakları, gerek gelenekleri, gerekse büyük din adamlarının yorumları bu gerçeği ortaya koymaktadır.
Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 07. sayı (Ocak 2005) 34. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 9.161 kez incelendi.
|
 |
|