 |
Vatan gazetesinin geçtiğimiz Pazar günkü ilavesinde Andrew Berry ile yapılan bir ropörtaj yayınlandı (Vatan, “Bizler 5 bin yıl önceki atalarımızdan daha zeki değiliz!..”, 13 Ağustos 2006). Harvard Üniversitesi genetikçisi olan Berry, Pınar Ersor’a verdiği ropörtajında insanların fiziki sınırı, kadın ve erkek arasındaki farklılıklar hakkında evrimci yorumlar yapıyor, dogmatik olarak benimsediği evrimci iddiaları ard arda sıralıyordu. Berry’nin söz konusu ropörtajda yer verdiği evrimci yanılgılar aşağıda cevaplanmaktadır.
Berry’nin Çelişkisi
Berry, Ersor’un “kadın ve erkek davranışlarının evrimsel olarak farklı olduğunu söyleyebilir miyiz?” sorusuna, "bu tip konularda deney yapmak çok zor" cevabını vermektedir:
Görüldüğü gibi Berry, kadın ve erkek arasındaki davranış farklılıklarıyla ilgili evrimci yorumların herhangi deneysel kanıta dayanmadığını açıkça ifade etmektedir.
Oysa aynı Berry, aynı ropörtajda bir önceki soruya cevabında şunları söylemektedir:
“Aslında erkek ve kadınlar arasındaki davranış farklılıkları evrimsel”.
Görüldüğü gibi Berry, kendi iddiasının deneysel kanıta dayanmadığını kendisi itiraf etmekte, ama yine de bu iddiasında körü körüne ısrar etmektedir.
Açıktır ki, kadın ve erkek davranışlarının, insanın var olduğu dönem boyunca nasıl bir seyir izlediğini bilmek mümkün değildir. Kuşkusuz, davranışlar kemikler gibi fosilleşerek izlerini bırakmazlar. Dolayısıyla Berry, davranış farklılıklarının kökenini evrimsel kabul ederken herhangi bilimsel bir gözleme değil, insanın evrimle ortaya çıktığına olan körü körüne inancına dayanmaktadır. (Genel olarak insanın evrimi senaryosunun geçersizliği hakkında bkz. İnsanın Kökeni)
Ancak asıl önemli olan, Kuran'a göre, evrimcilerin iddia ettikleri ve hayali kökenini araştırıp durdukları kadın erkek ayırımı diye bir şeyin söz konusu olmadığıdır. Erkekler de kadınlar da, Kuran'a göre, Allah'a karşı aynı sorumlulukları yerine getirmekle yükümlü tutulmuşlardır. Ve ahirette hiçbir ayırım söz konusu olmaksızın yaptıklarından ve yükümlülüklerinden hesaba çekilecekler, yaptıklarının karşılığını eksiksiz olarak göreceklerdir. Allah ayetlerinde şöyle bildirir:
Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah’tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (Tevbe Suresi, 71-72)
Erkek olsun, kadın olsun, bir mü’min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)
Evrimin Hücresel Seviyede Devam Ettiği İddiası Gerçekdışıdır
Berry, evrimin hücresel seviyede devam ettiğini iddia etmektedir. Oysa bu iddia, hücrenin sergilediği komplekslik karşısında gülünç kalan bir yanılgıdan ibarettir. Örneğin bir ökaryot hücre, içerdiği zar, mitokondri, çekirdek, ribozom gibi organeller ve bu organellere bağlı işbirliğiyle bir fabrika gibi çalışan, olağanüstü kompleks bir yapıdır. Protein komplekslerinden meydana gelen moleküler makineler, hücre içinde çok çeşitli faaliyetleri yerine getirirler. Bu moleküler makineler, indirgenemez komplekslik sergilemeleri dolayısıyla evrimin kademeli gelişim iddiasını yalanlamaktadırlar. Bu, evrimci yayınlarda da itiraf edilen bir gerçektir. Örneğin "Bilim ve Teknik" dergisinin Ağustos 2000 tarihli sayısında yayınlanmış, Selçuk Alsan'ın çevirisini yaptığı "Biyomoleküller ve Nanoteknoloji" isimli makalede bu konuda şunlar yazılmıştır:
"Bir hücre yaşayabilecek bir kuşak oluşturamazsa, o zamana kadar elde etmiş olduğu tüm kalıtsal kazanımları kaybolup gider..." "... Canlı hücrelerinse böyle bir yap-boz özgürlüğü bulunmuyor. Hücre kumar oynar ve içindeki hayati makinelerden birisini değiştirirse, bu değişme derhal olumlu bir sonuç vermelidir; aksi halde sonuç bir felaket olabilir." (sf.61)
Bu ifadelerden de anlaşılacağı gibi hücrede her şeyin daha ilk anda yerli yerinde, eksiksiz ve en mükemmel şekliyle bulunması zorunludur. En küçük bir eksiklik ya da değişiklik hücrenin felaketi anlamına gelecektir. Evrimin mekanizması olan rastlantıların, bilinçsiz doğa olaylarının böyle bir yapıya ancak yıkım getireceği açıktır. Nitekim evrimciler, bir hücrede meydana gelen rastlantısal değişimler sonucu tek bir yeni proteinin dahi ortaya çıktığına şahit olmuş değillerdir. Dolayısıyla Berry’nin iddiası da bilimsel bulgulara rağmen, önyargılı şekilde benimsenmiş bir yanılgıdan ibarettir.
Orak Hücre Anemisi ve AIDS Direnci Yanılgıları
Berry, evrimin hücre seviyesinde devam ettiği iddiası kapsamında orak hücre özelliğini de anmakta ve bu konuda şunları söylemektedir:
Mesela Afrikalılar'ın birçoğunda "orak hücre özelliği" diye bir şey çıkti. Normalda yuvarlak olan ve oksijen taşımakla görevli alyuvarlar, orak şeklini aldığı için sıtma virüsü yerleşemiyor, dolayısıyla Afrikalılar sıtmadan etkilenmiyor.
Berry bu konuda her ne kadar “orak hücre özelliği” nitelemesine başvurmakla bunu faydalı bir özellik gibi göstermeye çalışsa da, aslında burada bir “hastalık” söz konusudur. Bu hastalığa, kanda oksijen taşımayla görevli hemoglobin molekülünün yapısını tahribata uğratan bir mutasyon yol açar. Bu mutasyon sonucunda hemoglobin molekülünün oksijen taşıma kapasitesi ciddi şekilde zarar görür. Orak hücre anemisine yakalanan insanlar, bu nedenle giderek artan bir solunum zorluğu çekerler. Üstelik orak hücre anemisine yol açan genler, hem anneden hem babadan aktarıldığı taktirde ölümcül olabilmektedir.
Görüldüğü gibi orak hücre anemisi, insan sağlığını ciddi şekilde tahrip eden bir hastalıktır. Bu durumda orak hücre anemisine yakalananların sıtmaya karşı bağışıklık kazanması, durumlarını iyileştirmemektedir. Örneğin, mutasyon sonucu kolsuz doğan bir bebek, ellerinin yaralanma riskine karşı bağışıklık kazanmış denebilir. Ancak kollardan mahrum kalmasını göz ardı ederek bunu bebek adına faydalı bir durum gibi göstermek elbette saçma olacaktır. İşte Berry’nin orak hücre anemisini faydalı bir durum gibi göstermesi de aynı derecede saçmadır.
Berry’nin AIDS direnciyle ilgili iddiası da aynı şekilde yanlıştır. Berry, Afrika’lıların AIDS hastalığına karşı daha dirençli hale geldiklerini, bu ırkın AIDS’e daha zor yakalandığını ve çocuklarının daha sağlıklı doğduğnu söylemektedir. Oysa bu gibi dirençlerin ortaya çıkmasının sebebinin evrimsel olmadığı bilinmektedir. Söz konusu direnç mekanizmaları, sonradan ortaya çıkan evrimsel yeniliklere değil, önceden var olan genetik varyasyonlara dayanmaktadır. Bu, hem bakterilerin antibiyotiklere karşı olan direncinden, hem de böceklerin DDT isimli böcek ilacına karşı gösterdikleri dirençten bilinen bir gerçektir. (Bu konuda geniş bilgiyi buradan ve buradan edinebilirsiniz)
Yaratılış Hakkındaki Çarpıtmaya Cevap
Berry, ropörtajının bir bölümünde yaratılış gerçeği aleyhinde birtakım çarpıtmalara başvurmakta ve evrimin bilim, yaratılışın ise din derslerinde okutulması gerektiğini iddia etmektedir. Oysa yaratılışı bilim alanının dışına itmek, başlı başına tutarsız bir girişimdir, çünkü modern bilimin temelleri zaten yaratılış üzerine kuruludur. Evrenin bir plan dahilinde yaratılmış olduğu ve bir Yaratıcı’nın belirlediği sistematik ilkelere göre hareket ettiği düşüncesi insanları evreni araştırmaya yöneltmiş, bilimsel araştırmayı mümkün kılmıştır.
Evrimci düşünür Loren Eiseley, modern bilimin temellerinin evrenin yaratılmış olduğu inancına dayandığını şöyle açıklar:
"Deneysel bilimin felsefesi, keşiflerine... bir Yaratıcı tarafından kontrol edilen, akıl ürünü bir evreni araştırdığı inancına dayanarak başlamış ve metodlarını bu inanç sayesinde faydalı hale getirmiştir... Profesyonel anlamda inançla pek ilgili olmayan bilimin tarihindeki en ilginç paradokslardan birisi şudur ki, kökenlerini evrenin akılcı olarak yorumlanabileceğine dair inanca borçludur ve günümüzde bu varsayım sayesinde ayakta durmaktadır." (Loren Eiseley, Darwin's Century: Evolution and the Men who Discovered It, Doubleday, Anchor, New York (1961))
Bilimin keşifleri için temel oluşturan yaratılışı, bilim derslerinin haricinde tutmaya çalışmak ise anlaşılması mümkün olmayan bir çabadır.
Sonuç:
Berry ropörtajını yayınlayan Vatan gazetesi yetkililerine, bu iddiaların bilim dışı hikayerden ibaret olduğunu görmelerini, hiçbir delile dayanmayan evrim teorisinin propagandasına son vermelerini tavsiye ediyoruz.
Bu makale şu lisanlarda da mevcuttur; İngilizce.
Bu eser 2.198 kez incelendi.
|
 |
|