 |
Hicri 13. asrın en büyük İslam alimlerinden biri olan Bediüzzaman Said Nursi, bütün ömrünü insanları Allah’a iman etmeye ve Kuran ahlakını yaşamaya davet ederek geçirmiştir. Bir Kuran tefsiri olan Risale-i Nur külliyatı, Bediüzzaman’ın Allah’a olan coşkulu sevgisini derin imanını ve din ahlakına olan bağlılığını açıkça ortaya koyan çok hikmetli öğütlerle doludur. Dergimizin bu bölümünde bu kıymetli insanın tüm Müslümanlara birer rehber niteliğindeki hayatından bazı bölümlere ve bazı değerli tavsiyelerine yer vereceğiz.
Bediüzzaman’dan Hatırlatmalar
İhlaslı Olmak
(İhlas: Yapılan ibadet ve işlerde hiçbir zaman karşılık ve menfaat gözetmeden yalnız Allah rızasını esas maksat edinmek)
Bediüzzaman bir sözünde ihlası şöyle tarif etmektedir:
“Ey ahiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'aniye’de arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, özellikle ahiret hizmetlerinde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir aracı, en önemli dayanak noktası, en kısa bir hakikat yolu, en makbul bir manevi dua, amaca ulaşmada en kerametli vasıta, en yüksek bir karakter, en safi bir kulluk: İhlastır.“
Bediüzzaman Said Nursi insanın yaptıklarıyla Allah Katında değer kazanabilmesi için ihlası kesin olarak kazanması gerektiğine şu sözleriyle dikkat çekmiştir:
”… Madem ihlasta sözü edilen özellikler gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var… Elbette herkesten ziyade (daha fazla) bütün kuvvetimizle ihlası kazanmaya mecbur ve vazifeliyiz ve ihlasın sırrını kendimizde yerleştirmek için gayet derecede muhtacız. Yoksa hem şimdiye kadar kazandığımız hayırlı hizmetler kısmen ziyan olur, devam etmez; hem şiddetli sorumlu oluruz.” (Risale-i Nur Külliyatı, 21. Lema, s.668)
Makam ve Mevki Hırsını Terk Etmek
İnsanların sadece Allah'ın rızasını hedefleyerek, ahiret yurdu için ihlasla çaba sarf etmelerini engelleyen nedenlerden biri, dünya hayatındaki makam, mevki, şöhret gibi maddi değerlere olan düşkünlüktür. Böyle insanların durumunu Bediüzzaman Said Nursi bir sözünde şu şekilde ifade eder:
“… Makam mevki sevgisinden gelen şöhretperestlik ateşiyle ve şan ve şeref perdesi altında insanların sevgisini kazanmak, nazar-ı dikkati kendine celbetmekle (kendi tarafına çekmek) enaniyeti (gurur) okşamak ve nefsine bir makam vermektir ki, en mühim bir ruhi illet olduğu gibi "gizli şirk" tabir edilen riyakârlığa, bencilliğe kapı açar, ihlası zedeler…” (Risale-i Nur Külliyatı, İhlas Risaleleri, s. 45)
Risale-i Nur’dan Hikmetler
“Görüyorum ki: şu dünya hayatında en bahtiyar odur ki, dünyayı bir askeri misafirhane telakki (kabul) etsin ve öyle de izan etsin (anlasın) ve ona göre hareket etsin. Ve o telakki (anlayış) ile, en büyük mertebe olan rıza mertebesini çabuk elde edebilir. Kırılacak şişe pahasına daimi bir elmasın fiyatını vermez; istikamet ve lezzetle hayatını geçirir.
Evet, dünyaya ait işler, kırılmaya mahkum şişeler hükmündedir; sonsuz ahirete ait işler ise gayet sağlam elmaslar kıymetindedir. İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inadlı talep ve hakeza (bunun gibi) iddetli hisler, ahirete ait işleri kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı, şiddetli bir surette fani dünya işlerine yöneltmek, fani ve kırılacak şişelere, baki elmas fiatlarını vermek demektir.” (Risale-i Nur Kulliyatı, Emirdağ Lâhikası, Cilt 1, s.86)
Bediüzzaman bu sözünde dünya hayatını kırılacak bir şişeye, ahireti ise bir elmasa benzetmiştir. Dünya hayatına kapılarak ihlastan uzaklaşan kişi değersiz bir cam şişe için elması feda eden kimse gibi ahiretini kaybetmektedir. Dünyanın bir misafirhane olduğunu anlayan kimse ise bu hataya düşmeyerek dünyada da ahirette de -Allah'ın izniyle- en güzel hayatı yaşamaktadır.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 24. sayı (Haziran 2006) 30. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 1.047 kez incelendi.
|
 |
|