Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7619 tanesi Türkçe, toplam 8956 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Eğer nefes alma düzeni bizim kontrol ve dikkatimize bırakılmış olsaydı, nefes almayı unuttuğumuzda, uykuya daldığımızda ya da başka bir işle meşgul olduğumuzda ölebilirdik. Ancak hayati bir öneme sahip olan nefes alma işlemi, üç grup sinir hücresinden oluşan solunum merkezi tarafından düzenlenir.
Birinci grup hücreler, solunumun temel ritmini belirlerler ve içimize hava çekmemiz için emir verirler.
İkinci grup hücreler, solunumun hızını ve gidişatını belirlerler. Ancak ikinci grup hücreler devreye girdiğinde, birinci grup hücrelerin faaliyetini bir sinyalle durdururlar. Böylece akciğerin hava dolum bölümü kontrol edilir ve nefes alıp vermemiz hızlanır.
Üçüncü grup hücreler, normal nefes düzeninde aktif değildirler. Ancak yüksek oranlarda soluk alıp vermek gerektiği zaman devreye girerler, karın kaslarımıza sinyal gönderip solunuma katılmalarını sağlarlar.
Balın Bilinmeyen Faydaları
Kolayca sindirilir.
Bağırsakların ve böbreklerin daha iyi çalışmasına yardımcı olur.
Süratle kana karışır; hızlı bir enerji kaynağıdır.
Kan yapımına destek olur.
Antimikrobiktir. Antioksidandır.
Çok sayıda vitamin ve mineral içerir.
Yaraların tedavisinde kullanıldığında, balın havadan nem çekebilme özelliği, iyileşmeyi hızlandırarak yara izi kalmasını önler. Bal, iyileşme sürecine dahil olan dokuları yeniden büyümeleri için uyarır. Balın, yaranın etrafındaki şişkinliği azaltan antienflamatuar bir etkisi de vardır.
Yerkabuğunun Kalınlığı Biraz Daha Fazla Olsaydı Sonuç Ne Olurdu?
Bu ölçünün farklı olması çok sayıda olumsuzluk meydana getirirdi. Bunlardan iki tanesi şu şekildedir:
Yerkabuğu daha kalın olsaydı: Atmosferden yerkabuğuna çok fazla miktarda oksijen transfer edilirdi. Ve bu, yeryüzünü yaşanmaz hale getirirdi.
Yerkabuğu daha ince olsaydı: Hayatı imkansız kılacak kadar fazla sayıda volkanik hareket olurdu.
Dağlar Yerin Kaymasını Nasıl Önler?
Dağlar çoğunlukla yeryüzündeki muazzam yükseltiler olarak düşünülür. Ancak dağların yüzey yükseltileri dışında dağ kökü adı verilen kısımları vardır ve bunlar kendi boylarının 10-15 katı kadar yerin altına doğru uzanır. İşte bu özellikleri sayesinde dağlar, yeryüzü tabakalarının birleşim noktalarında yer üstüne ve yer altına doğru uzanarak bu tabakaları birbirine perçinler. Bu şekilde, yerkabuğunu sabitleyerek magma tabakası üzerinde ya da kendi tabakaları arasında kaymasını engeller. Bu yolla yeryüzündeki sarsıntılar büyük ölçüde engellenir. Kısacası dağlar, tahtaları birarada tutan çivilere benzer.
Doğumdan Önce
X ve Y kromozomları kadınlarda iki çift X, erkeklerde X ve Y olmak üzere cinsiyeti belirlemek için özelleşmişlerdir. İnsan hayatının devamlılığı için X kromozomlarından sadece birinde bulunan bilgiler yeterlidir. Doğumdan önce dişi cinsiyette gelişen bebeğin aktif olan iki X kromozomundan biri seçilir. Ancak burada önemli bir detay vardır. Hangi kromozomun genlerinin aktif kalacağına kapasitelerine bakılarak karar verilmektedir. Bu seçimin neye göre yapıldığına bilimsel olarak bir cevap getirilememiştir. Bu yapıdaki mükemmellik Yüce Rabbimiz'in yaratış delillerinden sadece bir tanesidir.
Gözün Yerleşimindeki Önem
Gözlerin, baş bölgesine yerleştirilmesi ile görme en rahat ve en ideal biçimde gerçekleşir. Örneğin gözlerimiz bacaklarımızın üzerinde olsaydı, yalnızca yürüdüğümüz bölgeyi göreceğimizden, vücudumuzun üst kısmı özellikle de başımız, sürekli olarak bir yerlere çarpacaktı.
Ayrıca gözlerin, baş bölgesinde bulunması, onların sağlıklı ve emniyette olmasını sağlar. Çünkü boyun küçük ve hızlı bir refleks hareketiyle, göze zarar verebilecek herhangi bir cisimle teması engeller.
Yumurtalar Neden Gözeneklidir?
Yumurta kabuklarında çok küçük gözenekler vardır. Bizim gözle göremediğimiz bu mikroskobik delikler sayesinde yavru dışarıdan oksijen alarak hayatını devam ettirir. Gözeneklerin diğer önemli bir görevi de yumurta içinde oluşan su buharını dışarıya çıkarmaktır.
Eğer gözenekler gereğinden küçük olsaydı, yavru oksijensiz kalarak ölecekti;
Eğer gözenekler gereğinden daha büyük olsaydı, yumurtanın besin maddesi içindeki su buharlaşacak ve yumurta kuruyacak, dolayısıyla gelişmekte olan embriyo yine ölecekti. Ancak Rabbimiz'in rahmeti ve üstün yaratışı sayesinde tüm bu denge en hassas biçimde var edilmiştir.
Dişlerimizin Dayanıklılığı Nasıl Sağlanır?
Dişlerin dayanıklılığını veren diş minesi, kristal kadar serttir. Seramik benzeri bir yapıya sahip olan diş minesi, daha yumuşak olan dentine esnek bir şekilde bağlanmıştır. Bazı araştırmacılar dentin ve mineyi bir yatak üzerinde yer alan cam bir tabağa benzetirler. Bu iki malzeme en doğru sertlikte inşaa edildiği için esnek dentin-mine bağlantısı, kişinin yaşamı boyunca çiğnerken ve öğütürken diş minesini kırılmaktan korur. Bu, Rabbimiz'in şefkatinin delillerinden biridir.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi22. sayı (Nisan 2006) 30. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 781 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;