Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7201 tanesi Türkçe, toplam 8431 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  Kuran'dan Akıl Örnekleri
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (267)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (176)
Belgeseller (203)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (94)
Makaleler (6171)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 294 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 158 download
Kıyamet Günü - Belgesel - 150 download
Kuşlardaki Mucize - Belgesel - 140 download
Karınca Mucizesi - Belgesel - 108 download
Makale : Kuran'dan Akıl Örnekleri - TÜRKÇE
Şubat 2006
Kuran'dan Akıl ÖrnekleriAkıl, insana zekanın çok üstünde bir anlayış kazandıran, derin düşünebilme, doğruyu bula bilme ve her konuda çözüm getirebilme yeteneğidir. Aklın en önemli özelliği ise, Allah'ın bu özel yeteneği yalnızca kendisine samimi iman eden kullarına nasip etmesidir. Kuran'da bildirilen peygamber kıssalarında yer alan akılcı davranışlar, bu gerçeğin en açık delilleri ve müminler için hikmetli birer örnektir.

İmanın insana kazandırdığı çok önemli bir özellik olan akıl, Allah'ın iman eden kullarına vicdanlarını kullanmaları sonucunda an an doğruyu ilham etmesiyle ortaya çıkar. Kişinin doğruyu yanlıştan ayırabilmesini ve böylece yaşamın her safhasında en doğru şekilde düşünebilmesini, en sağlıklı değerlendirmeleri yapabilmesini ve en isabetli kararları alabilmesini sağlar.

Kuşkusuz ki Allah'ın bir lütfu olan aklın en hikmetli örnekleri, Kuran'da bildirilen peygamber kıssalarıdır. Allah akıl sahibi kullarına, Kuran'da anlatılan kıssalar üzerinde düşünüp ibret almalarını bildirmiştir. Yusuf Suresi'nde şöyle buyrulmaktadır:

"Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kuran) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir." (Yusuf Suresi, 111)

Kuran'daki bu hatırlatma doğrultusunda ilerleyen satırlarda peygamber kıssalarında yer alan akılcı davranışlardan birkaçına dikkat çekilerek, İslam ahlakının yaşanması sonucu oluşan aklın kazandırdığı üstünlük bir kez daha ortaya konacaktır.

Hz. Zülkarneyn'in Aşılamaz Sağlamlıkta Bir Set İnşa Etmesi

Kuran'da Allah'ın kendisine sapasağlam bir iktidar verdiği ve "özü kapsayan bir bilgi"ye sahip olduğu bildirilen (Kehf Suresi, 83-84) Hz. Zülkarneyn'in kıssası şöyle haber verilir:

"İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten herşeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. Sonra bir yol (daha) tuttu. İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiçbir sözü kavramayan bir kavim buldu. Dediler ki: "Ey Zülkarneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?" Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım."" (Kehf Suresi, 91-95)

Hz. Zülkarneyn, ayetlerde bildirildiği gibi halkın -yeryüzünde bozgunculuk çıkaran bir kavim olan- Yecüc ve Mecüc'den korunmak için talep ettiği "seddi" inşa etmeyi kabul etmiştir. Ancak Hz. Zülkarneyn, halkı korumak için gerekli olan bu seddi Allah'ın izniyle öylesine akılcı bir yöntemle inşa etmiştir ki, set bir daha ne aşılabilmiş ne de delinebilmiştir. Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

"Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim." Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler. (Kehf Suresi, 96-97)

Setin Sağlamlığının Sırrı Nedir?

Hz. Zülkarneyn'in bu başarısı kuşku yok ki Allah'ın lütfuyla üstün bir akla sahip olması sayesinde gerçekleşmiştir. Hz. Zülkarneyn aşılamayacak bir set oluşturabilmek için;
  • En sağlam malzemelerden birini seçmiş, bu malzemeyi de olabilecek en etkili şekilde kullanmıştır.

  • Önce demir kütlelerini yerleştirtmiş, ardından bunları ateş haline gelinceye kadar körüklettirmiştir.

  • Son derece sağlam bir hale gelen seti bu haliyle de bırakmamış, ciddi bir tedbir daha alarak üzerine eritilmiş bakır döktürtmüştür. Böylece seddi, Allah'ın izniyle kesinlikle delinemeyecek, aşılamayacak kadar dayanıklı hale getirmiştir.

Tedbir Almanın Önemi

Hz. Zülkarneyn'in seddin oluşturulmasında gösterdiği bu akıl, imanın getirdiği aklın gücünü ortaya koyan önemli bir örnektir. Çünkü akıl sahibi bir insanın en dikkat çeken özelliklerinden biri, bir tehlike karşısında geçici, zayıf çözümlere başvurmaması, aksine eldeki imkanlar dahilinde olabilecek en sağlam tedbirleri almasıdır. Bu vesileyle kişi bir tehlikeyi bir daha asla insanları tehdit edemeyecek, tek bir kişinin dahi zarar görmesine sebep vermeyecek şekilde ortadan kaldırmış olur. Hz. Zülkarneyn'in inşa ettiği sette de bu akıl alameti açıkça görülmektedir.

Hz. İbrahim'in Putlara Kurduğu Tuzak

Kuran'da Hz. İbrahim'in gösterdiği birçok akıl örneğine yer verilmiştir. Bunlardan biri, puta tapan kavmini uyarmak ve onlara doğru yolu göstermek için yaptığı bir plana ilişkindir.

Hz. İbrahim'in Kavmine Hastalandığını Söylemesi

Hz. İbrahim, kavmine ilah edindikleri putların kimseye faydası dokunmayan taşlardan ibaret olduğunu ispatlamak amacıyla, öncelikle onları putların bulunduğu yerden uzaklaştırmak istemiştir. Akılcı girişimi sayesinde bu isteğini kolaylıkla başarmıştır. Onlara hasta olduğunu söylediğinde hepsi birden hastalıktan korkarak onun bulunduğu yerden uzaklaşmışlardır. Hz. İbrahim'in izlediği bu yöntem, ayetlerde şöyle bildirilmiştir:

"Ben, doğrusu hastayım" dedi.
Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar.
Bunun üzerine onların ilahlarına sokulup: "Yemek yemiyor musunuz?" dedi.
"Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?"
Derken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi.
(Saffat Suresi, 89-93)

Küçük Putları Kırıp Büyük Putu Sağlam Bırakması

Kavminin çevresinden dağılıp gitmesinin ardından Hz. İbrahim, putların yanına yaklaşmış ve en büyükleri dışında putların hepsini kırıp parçalamıştır. Hz. İbrahim'in bu akılcı davranışı Kuran'da şöyle haber verilmiştir:

"Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye." (Enbiya Suresi, 58)

Kuşkusuz Hz. İbrahim'in en büyük putu bırakmasının çok önemli bir hikmeti vardır. Nitekim bu olaydaki hikmet, kavmin geri dönüşüyle ortaya çıkmıştır. Geri döndüklerinde putların başına gelenleri gören kavmin, ilah edindikleri bu taşların yerle bir olmasını hayretle karşıladıkları ve bunu yapanın kim olduğunu sorgulamaya başladıkları ayetlerde şöyle bildirilmiştir:

"Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir" dediler. "Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik" dediler. Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar." (Enbiya Suresi, 59-61)

Hz. İbrahim'in Putları Büyük Putun Kırdığını Söylemesi

Hz. İbrahim, kavmi kendisine ne olduğunu sorduğunda kırmadığı en büyük putu işaret ederek ona sormalarını söylemiştir. Taşın konuşamayacağını ve olup biten olayları açıklayamayacağını düşünüp anlayan kavmin, bu taşların hiçbir güce sahip olamayacağını da kendilerine itiraf etmek durumunda kaldığı Kuran'da şöyle haber verilmiştir:

"Dediler ki: "Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?"
"Hayır" dedi. "Bu yapmıştır, bu onların büyükleridir; eğer konuşabiliyorsa, siz onlara soruverin."
Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; "Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)" dediler.
Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler: "Andolsun, bunların konuşamayacaklarını sen de bilmektesin.""
(Enbiya Suresi, 62-65)

Kuran'da Hz. İbrahim'in, bu konuşma üzerine şunları söylediği bildirilmiştir:

Dedi ki: "O halde, Allah'ı bırakıp da sizlere yararı olmayan ve zararı dokunmayan şeylere mi tapıyorsunuz?" (Enbiya Suresi, 66)

Hz. İbrahim'in, kavmine, ilahlaştırdıkları putların hiçbir işe yaramadığını ispatlaması sonucunda bu kimseler, bir an için de olsa vicdanlarına başvurmuş ve yaptıkları işin mantıksızlığını açıkça görmüşlerdir. Hz. İbrahim Allah'ın kendisine nasip ettiği akıl ile onlara gerçekleri göstermiş, yanlış yolda olduklarını kendi kendilerine itiraf ettirmiştir.

Hz. İbrahim'in Tebliğinde Fark Edilen Akıl

Hz. İbrahim'in Kuran'da yer alan akılcı davranışlarından bir diğeri de Allah'ın kendisini zengin kıldığı ve mülk verdiği bir kimse ile arasında geçen konuşmada dikkat çekmektedir.

Hz. İbrahim, din ahlakını yaşamayan ve sapkın bir düşünce yapısına sahip olduğu için Allah hakkında kendisiyle tartışan bir kimseye (Allah'ı tenzih ederiz), din ahlakına uymanın kazandırdığı berrak akıl ile galip gelmiştir. Kuran'da mülk sahibi bu kişiyle Hz. İbrahim arasında geçen konuşma şöyle haber verilmiştir:

"Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda İbrahim'le tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabbim diriltir ve öldürür" demişti; o da: "Ben de öldürür ve diriltirim" demişti. (O zaman) İbrahim: "Şüphe yok, Allah Güneş'i doğudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir" deyince, o inkarcı böylece afallayıp kalmıştı. Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez." (Bakara Suresi, 258)

Allah'ın öldüren ve dirilten olduğunu söyleyen Hz. İbrahim'e çirkin bir cesaret göstererek "Ben de öldürür ve diriltirim" diyerek cevap veren (Allah'ı tenzih ederiz) bu kişiye, ayette de haber verildiği gibi Hz. İbrahim son derece akılcı bir cevap vermiştir. Bunun üzerine bu kimse şaşırıp kalmıştır.

Hz. Muhammed (sav)'in Evinden Erkenden Ayrılması
Allah Kuran'da, "Hani sen, mü'minleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın. Allah işitendir, bilendir." (Al-i İmran Suresi, 121) ayetiyle bir başka akılcı tavrı daha bildirmiştir. Hz. Muhammed (sav) o dönemin mücadele ortamı içinde, müminlerin güvenliğini ve başarısını sağlayabilmek amacıyla evinden erkenden ayrılmıştır. Kuşkusuz Peygamberimiz (sav)'in yaptığı bu uygulama, tüm inananlar için aklın ön plana çıktığı önemli bir örnektir.

Erken Hareket Etmenin Önemi
  • Bu örnekten anlaşıldığı gibi, önemli bir olay söz konusu olduğunda alınabilecek en akılcı önlemlerden biri erken hareket etmektir. Zira erken davranan bir insan yapılması gereken tüm faaliyetleri zamanından önce organize ederek, önceden fark edilmemiş olan ihtiyaçları ve detayları tespit edebilme imkanını kazanmış olur.

  • Son anda aceleyle yapılacak bir işin neden olabileceği muhtemel bir panik ve heyecan bu şekilde önlenmiş olur.

  • Geniş bir süre olduğunu bilmek, kişilerin sakin ve akılcı düşünebilmeleri için elverişli bir zemin hazırlar. Ayrıca toplu hareket edilmesi gereken bir olayda, fikir ve davranış birliği sağlamak için gerekli olan bilgi aktarımı da bu vakit içerisinde gerçekleştirilebilir.

  • Bunun yanında erken davranmak, son anda gelişebilecek beklenmedik olaylara ya da istenmeyen gecikmelere karşı önemli bir avantaj sağlar. Erken hareket edildiğinde, ortaya çıkan bir sorunu telafi etme imkanı olur.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) de erken davranmanın getireceği tüm avantajları önceden hesaplayarak üstün aklını göstermiştir. Mücadelenin gerçekleşeceği ortama erkenden giderek, burada müminler arasında bir görev dağılımı yapmış ve onları en elverişli yerlere yerleştirmiştir.

Hz. Yakup'un Önemli Bir Bilgiyi Kötü Niyetli Kişilerden Saklaması

Kuran'da bu konudaki akılcı tavrına dikkat çekilen peygamberlerden biri de Hz. Yakup'tur.

Hz. Yakup'un, Hz. Yusuf'un Kıskanıldığını Fark Etmesi

Hz. Yakup, oğullarından bazılarının, kendisinin Hz. Yusuf'a duyduğu sevgiyi kıskanmakta olduklarını Allah'ın izniyle fark etmiş ve bu nedenle de onların Hz. Yusuf'a bir kötülük yapabileceklerinden endişe etmiştir. Nitekim Allah, Hz. Yakup'un bu endişesinde haklı olduğunu, Kuran ayetlerinde haber vermiştir. Yusuf Suresi'nde Hz. Yakup'un oğullarının kardeşleri Hz. Yusuf için şöyle dedikleri bildirilir:

Onlar şöyle demişti: "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysaki biz, birbirini pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir." (Yusuf Suresi, 8)

Hz. Yusuf'a Gördüğü Rüyayı Kardeşlerinden Gizlemesini Öğütlemesi

Allah Katından kendisine özel bir ilim verilen Hz. Yakup (Yusuf Suresi, 68), oğlu Hz. Yusuf rüyasında yıldızların, Güneş'in ve Ay'ın kendisine secde ettiklerini gördüğünü anlattığında, bu rüyanın Hz. Yusuf'un Allah'ın seçtiği özel bir kimse olabileceğine işaret ettiğini anlamıştır. Bu nedenle de ondan rüyasından kardeşlerine bahsetmemesini istemiştir. Zira Hz. Yakup bu bilginin oğullarının kıskançlıklarını daha da artırabileceğini ve bundan dolayı da onların Hz. Yusuf'a zarar vermeye kalkışabileceklerini düşünmüştür.

Kuran'da Hz. Yakup ile oğlu Hz. Yusuf arasında geçen bu konuşma şöyle haber verilmiştir:

Hani Yusuf babasına: "Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) onbir yıldız, Güneş'i ve Ay'ı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm" demişti. (Babası) Demişti ki: "Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır."
"Böylece Rabbin seni seçkin kılacak, sözlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a (nimetini) tamamladığı gibi senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini tamamlayacaktır. Elbette Rabbin, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."
(Yusuf Suresi, 4-6)

Görüldüğü gibi Hz. Yakup kıskançlığın doğurabileceği muhtemel sonuçları önceden tespit etmiş ve bu yönde önlem almıştır. Allah'ın, "Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır." (Yusuf Suresi, 7) ayetiyle de bildirdiği gibi müminler, Hz. Yusuf'un kıssasında anlatılan bu akıl alametlerinden de ders almalıdırlar. Ayrıca kendileri de bu akla sahip olmak ve Allah'a yakınlıklarını artırmak için dua etmeli ve samimi bir çaba harcamalıdırlar.

Aklın Gerçek Sahibi Allah'tır

İnsan yaratılmış bir varlıktır. Dolayısıyla insanda görülen akıl müstakil bir yetenek değildir; ona verilmiştir. Aklın gerçek sahibi ise insanı yaratan Allah'tır. Allah, sonsuz ve sınırsız bir aklın sahibidir ve dilediği an dilediği kimseye, imanı ölçüsünde bu nimeti vermektedir.

Kendilerine böyle bir nimet verilen kişiler ise, içinde bulundukları dünyayı çok daha ince yönleriyle değerlendirebilirler. Evrenin hangi köşesine dönüp baksalar karşılaştıkları her detayın Allah'ın sonsuz aklının örnekleriyle dolu olduğunu görürler. Kuran'da Allah'ın bu üstün aklı ve sanatı karşısında insanın nasıl aciz kaldığı şöyle bir örnekle haber verilmiştir:

"O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir." (Mülk Suresi, 3-4)

Ayette bildirildiği gibi, Allah'ın yaratmasında en ufak bir eksiklik yoktur. Çünkü Allah'ın sonsuz aklı, insanın sınırlı aklı ile kıyaslanmayacak kadar üstün ve eşsizdir. Evrendeki her sistemde karşılaşılan kusursuz yaratılış, bu üstün aklın bir göstergesidir. Allah'ın, insanlara böylesine kusursuz sistemler göstermesinin bir sebebi de, insanın aklın gerçek sahibinin Allah olduğunu bilmesi, Rabbimiz'in büyüklüğünü kavraması ve O'na teslim olup iman etmesidir.

Detayları ve Birkaç Aşama Sonrasını Düşünme

Akıllı bir insanın en önemli özelliklerinden biri, yaptığı her hareketin birkaç aşama sonrasında nereye varabileceğini Allah'ın izniyle önceden hesaplamasıdır. Gerçekten de akıl sahibi bir insan feraseti ve basireti sayesinde;
  • Bir girişimde bulunurken, bu konuya dair geçmişte yaşadığı tecrübeleri ve edindiği bilgileri gözden geçirmeyi ihmal etmez.

  • Olayların ve kişilerin gelecekte nasıl bir konum içerisine girebileceğini tüm detaylarıyla göz önünde bulundurur.

  • Aklın getirdiği bu isabetli tavır sayesinde son derece akılcı tedbirler alır.

Aklın Bir İnsana Kazandırdığı Üstünlükler Nelerdir?

Akıl sahibi bir kişi;
  • Karşılaştığı olaylarda pek çok insanın göremediği detayları görebilir.

  • İnce teşhisler yapabilir.

  • Olaylardan en doğru ve en hikmetli sonuçları çıkarabilir.

  • İleriye yönelik projelerde çok aşamalı düşünebilir.

  • Karşılaşılabilecek durumları önceden tespit edebilir ve bu tespitler doğrultusunda amaca yönelik en uygun planlamaları yapabilir.

  • Geçmişteki tecrübelerini en iyi şekilde değerlendirerek, bunları en gerekli yerlerde, en akılcı şekilde kullanabilir.

  • Sadece düşünmüş olmak için değil, sonuç elde edebilmek, fayda sağlayabilmek ve doğruyu bulabilmek için düşünür.

  • Düşüneceği konuları yine aklıyla belirler; hiçbir zaman için kendisine vakit kaybettirecek, sonuca ulaştırmayacak konulara dalıp, aklını boş konularla meşgul etmez.

  • Olayları berrak bir akılla değerlendirebildiği için Allah'ın izniyle yaptığı her iş hayırlı, konuştuğu her söz hikmetli ve gösterdiği her tavır olabilecek en ideal niteliktedir.

Allah'ın kendilerine 'akıl' gibi böylesine üstün bir nimet verdiği kişiler, içinde bulundukları dünyayı çok daha ince yönleriyle değerlendirebilirler. Evrenin hangi köşesine dönüp baksalar karşılaştıkları her detayın Allah'ın sonsuz aklının örnekleriyle dolu olduğunu görürler.

Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 20. sayı (Şubat 2006) 38. sayfada yayınlanmıştır.

Bu eser 1.947 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Kuran Ahlakı - Cep Kitabı
Çözüm Kuran Ahlakı - Belgesel
Kuran'da İhlas - Kitap
Kuran'a Göre Gerçek Akıl - Kitap
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
Geçmişten Günümüze İslam Alimleri ve Hz. Mehdi
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3011 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2282 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1885 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1585 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1342 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.