Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7610 tanesi Türkçe, toplam 8944 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Bunları Biliyor musunuz? İlmi Araştırma Sayı 18 - TÜRKÇE
Aralık 2005
Altın Kurbağaların Nasıl Zehir Ürettiklerini Biliyor musunuz?
Resimde görülen minik kurbağanın salgıladığı zehir, 10 kişiyi öldürecek kadar kuvvetlidir. Bu zehirin kaynağı ise derisinden salgıladığı alkaoloid adlı bir kimyasaldır.
Araştırmacılar altın kurbağanın bu toksinleri besinlerini seçerek elde ettiğini keşfettiler. Araştırmalar kurbağaların bol miktarda "karınca" ihtiva eden beslenme şekilleri sayesinde alkoloid ürettiklerini belirledi. Madagaskar’da yaşayan kurbağa türlerinden alınan 3 zehir analiz edildi ve kurbağaların "yedikleri karıncalar" sayesinde, toksik salgılar ihtiva eden kimyasallar salgıladıkları belirlendi. Bu kurbağalar karıncaları hem besin hem de savunma faktörü olarak kullanmaktaydılar.
Kurbağalar bu zehiri üretebilmek için karıncalardan faydalanabileceklerini, karıncaların zehirli kimyasallar açısından zengin birer kaynak olduklarını nereden bilmektedirler? Bu zehir diğer canlılar için ölümcül olurken nasıl olup da kurbağanın kendisine hiçbir zarar vermemektedir?
Kurbağaların bu özellikleri, onları ve yerle gök arasındaki her canlıyı yaratan ve tüm canlılara rızıklarını veren Yüce Allah’ın üstün yaratma sanatının delillerindendir. Bir ayette şöyle buyrulur:
"Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır. O, işitendir, bilendir". (Ankebut Suresi, 60)
Arı Kuşlarının Jetlerden Daha Fazla Yakıt Harcadıklarını Biliyor musunuz?
Arı kuşları omurgalı canlılar arasında en yüksek metabolizma hızına sahip canlılardır. Tünediklerinde 700-850 kere atan kalpleri, havada asılı durur şekilde uçtuklarında dakikada 1.200 kere atmaya başlar. Boylarına göre bir jetten daha fazla yakıt harcarlar. Eğer biz bu oranda enerji harcayacak olsaydık, vücut ısımız 400C’ye yükselirdi ve her gün 45 tane bir kiloluk şeker paketi tüketmek zorunda kalırdık. Ancak arı kuşlarında böyle bir şey olmaz, çünkü bu canlılar vücut ısılarını 400C’den 150C’nin altına düşürebilirler ve aynı zamanda metabolizmalarını etkili bir şekilde yavaşlatırlar. Enerjilerini korumak için uyuşukluk pozisyonunu kullanırlar. Bu durum tüylerinin kabardığı, gagalarının havaya doğru kalktığı ve kalp atışlarını dakikada 50 atışa kadar düşürdükleri zamanlardır.
Allah bu küçücük canlıyı pek çok üstün özellikle yaratmıştır. Arı kuşları Allah'ı hakkıyla takdir edebilenler için Allah'ın varlığının ve gücünün sayısız delillerinden biridir.
Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye Suresi, 4)
Turna Kuşunun Her Bir Tüyünde 650 Tane İnce Tüy Olduğunu Biliyor musunuz?
Turna kuşunun tek bir tüyünün üzerinde, tüy sapının her iki yanında uzanan 650 tane ince tüy vardır. Bunların her birinde 600 adet karşılıklı tüycük bulunur. Bu tüycüklerin her biri ise, 390 tane çengelle birbirlerine bağlanır. Çengeller bir fermuarın iki tarafı gibi birbirine kenetlenir. Çengeller herhangi bir şekilde birbirinden ayrılırsa, kuşun bir silkinmesi veya daha ciddi durumlarda gagasıyla tüylerini taraması, düzleşmiş tüylerin eski aerodinamik şekillerine dönmeleri için yeterlidir.
Yeryüzündeki Düzeni Sağlayan Oranları Biliyor musunuz?
Üzerinde yaşadığımız mavi gezegeni Allah canlı yaşamı için düzenlemiş, Kuran'da ifade edildiği gibi yeryüzü insan için "serilip-döşenmiştir". (Naziat Suresi, 30) Yeryüzündeki düzeni sağlayan oranlardan bazıları şöyledir:
Yeryüzünden Yansıyan Güneş Işığının, Yeryüzüne Ulaşan Güneş Işığına Oranı:
Eğer daha fazla olsaydı: Hızla buzul çağına girilirdi.
Eğer daha az olsaydı: Sera etkisi aşırı ısınmaya neden olur, Dünya önce buzdağlarının erimesiyle sular altında kalır daha sonra kavrulurdu.
Atmosferdeki Oksijen ve Azot Oranı:
Eğer daha fazla olsaydı: Yaşamsal fonksiyonlar olumsuz şekilde hızlanırdı.
Eğer daha az olsaydı: Yaşamsal fonksiyonlar olumsuz şekilde yavaşlardı.
Atmosferdeki Karbondioksit ve Su Oranı:
Eğer daha fazla olsaydı: Atmosfer çok fazla ısınırdı.
Eğer daha az olsaydı: Atmosfer ısısı düşerdi.
Ozon Tabakasının Kalınlığı:
Eğer daha fazla olsaydı: Yeryüzü ısısı çok düşerdi.
Eğer daha az olsaydı: Yeryüzü aşırı ısınır, Güneş'ten gelen zararlı ultraviole ışınlarına karşı bir koruma kalmazdı.
Gelecekle İlgili Kesin Konuşmalar Yapmanın Doğru Olmadığını Biliyor musunuz?
Gelecekte gerçekleşeceği umulan bir olay hakkında hiçbir zaman için kesin bir ifade kullanmak doğru olmaz, çünkü gelecekte ne olacağını yalnızca Allah bilir. İnsanın başına bir hafta, bir dakika hatta bir saniye sonra ne geleceği tümüyle Allah'ın takdiri altındadır. İnsan bir gün sonrası için bile kesin bir plan yapma imkanına sahip değildir. Çünkü Allah bir gün içinde bir insanın hayatına bambaşka bir yön verebilir. Bir gün önce evinde sakin bir gün geçiren ve ertesi gün neler yapacağını planlayan bir insan, bir gün sonra hayatını yitirmiş olabilir, çok büyük bir kaza geçirebilir, ölümcül bir hastalığa yakalanabilir, yaşadığı şehir bir doğal afet sonucu yerle bir olabilir ya da bunlar gibi hiç beklenmedik pek çok olayla karşılaşabilir. İnsan, Allah'ın kendisi için belirlediği kaderi hiçbir zaman için önceden bilebilme imkanına sahip değildir. Bu nedenle hiç kimsenin bir saniye sonrası için kesin konuşmalar yaptığı bir planı gerçekleştirebileceğine dair garantisi yoktur. Gerçekleşecek tüm olayların takdiri Allah'a aittir. Bu nedenle Allah Kuran'da hiçbir şey için kesin konuşmamayı, ancak "Allah dilerse" ya da "İnşaAllah" diyerek konuşmak gerektiğini bildirmiştir:
Hiçbir şey hakkında: "Ben bunu yarın mutlaka yapacağım" deme. Ancak: "Allah dilerse" (İnşaAllah yapacağım de). Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir." (Kehf Suresi, 23-24)
Vücudunuzdaki Enzimler Olmasaydı Bu Yazıyı 40 Senede Okuyacağınızı Biliyor musunuz?
Enzimler, Allah'ın izniyle yaşamı mümkün kılan ve yaşamla ilgili kimyasal değişimlerin "gerektiğinde" hızlanmasını sağlayan protein molekülleridir.
Bir enzim bir reaksiyonu 10 milyar defa hızlandırabilir. Böylesine bir hızlandırma olmasaydı, 5 saniyelik bir süreç, örneğin bir cümlenin okunması, 1500 yıl sürerdi. Bu süre içinde diğer birçok istenmeyen kimyasal tepkime de olacağından, yaşam sadece yavaşlamakla kalmayacak, olanaksız hale gelecekti.
Enzimlerin bir diğer önemli özelliği de seçici olmalarıdır. Enzimler vücudun istediği reaksiyonu hızlandırırken istenmeyenleri hızlandırmazlar. Peki neyin istenip neyin istenmediğini nasıl anlarlar? Bunun için vücutta meydana gelen tüm reaksiyonları ve fonksiyonları bilmeleri, neyin ne zaman ve ne kadar gerektiğinden haberdar olmaları gerekir.
Ayrıca, her enzim sadece belli moleküllerin girdiği kimyasal reaksiyonları hızlandırabilir. Enzim, kendisi için özel ayrılmış olan molekülün ancak belli bir bölgesine bağlanabilir. Bunun için enzimin şekil olarak, molekülün bu bölgesine bir anahtarın kilide uyum sağlaması gibi uyumlu olması şarttır. Yani enzim hem doğru molekülü tanımalı, hem de molekülün doğru yerini bilip oraya bağlanmalıdır.
Karbon, hidrojen, oksijen gibi şuursuz, cansız atomlardan oluşan, bir beyne, göze, akla ve şuura sahip olmayan enzimler, reaksiyon hızlandırma sorumluluğunu neden üzerlerine almışlardır, doğru molekülleri ve moleküllerin doğru yerlerini nasıl tespit edebilmektedirler?
Tesadüfleri ve şuursuz atomları ilah kabul eden evrim teorisi bu soruların cevabını veremez. Enzimleri yaşam için üstün bir güç sahibi Yüce Rabbimiz yaratmıştır.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi18. sayı (Aralık 2005) 2. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 1.616 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;