 |
Köpek Balığı Derisi Deniz Filolarına Hız Kazandırıyor
Gemicilik endüstrisinin yakıt maliyetini artıran önemli etkenlerden biri midye, alg ve diğer organizmalardır. Denizaltılara veya gemilere yapışan bu canlılar sudaki sürtünmeyi artırdıklarından daha fazla yakıt tüketimine sebep olurlar. Amerikan ordusunda çalışan bilim adamı Stephen McElvany, bu tip bir biyolojik temizliğin ordusuna maliyetinin en az 50 milyon doları bulduğunu bildiriyor.
Bilim adamları bu sorunun çözümünü çok yakınlarında yine denizin altında buldular. Köpek balıklarının derisine hiçbir organizmanın yapışmadığını fark eden bilim adamları, bu balığın derisini model alarak sentetik bir yüzey geliştirdiler. Bunun için köpek balığının derisini inceleyen bilim adamları, üzerindeki pulların her birinin ayrı ayrı esnek olduğunu fark ettiler. Bu pullar sürekli yer değiştirerek organizmaların derinin üzerine tutunmasını engelliyordu. Almanya Bremen'deki Uygulamalı Bilimler Üniversitesi'nden Ralph Liedert de köpek balığı derisini model alarak elastik silikondan yapılma sentetik köpek balığı derisi geliştirdi.
Yapılan testler sonucunda köpek balığı pullarından daha basit bir dizaynı olan bu sentetik deri, gemi yüzeylerine uygulandığında midye, alg gibi canlıların yapışmasını %67 oranında azalttığı görüldü. Bu örnek bize Allah'ın yaratma sanatındaki inceliklerin hayatımıza sağladığı kolaylıklardan birini daha göstermektedir.
Suyun Yüzey Gerilimi Bitkilerin Varlığı İçin Neden Önemlidir?
Yüzey gerilimi, "sıvıların yüzeyinin gerilmiş bir zar gibi davranması özelliği"dir. Bunun nedeni, sıvıyı oluşturan moleküllerin birbirlerini çekmeleridir. Suyun yüzey gerilimi, bilinen diğer sıvıların hemen hepsinden daha yüksektir ve bunun çok önemli bazı biyolojik etkileri vardır. Bitkilerdeki etki, bunların başında gelir.
Bitkilerin, hiçbir pompaları, kas sistemleri vs. olmadan, toprağın derinliklerindeki suyu metrelerce yukarı nasıl taşıdıklarını hiç düşündünüz mü? Bu sorunun cevabı, yüzey gerilimi kuvvetidir. Allah bitkilerin köklerindeki ve damarlarındaki kanalları, suyun yüzey geriliminden yararlanacak şekilde, üstün bir tasarımla yaratmıştır. Yukarı doğru gidildikçe daralan bu kanallar, suyun yukarıya "tırmanmasına" neden olurlar. Eğer suyun yüzey gerilimi diğer sıvıların çoğu gibi düşük düzeyde olsa, karadaki bitkilerin yaşaması fizyolojik olarak imkansız hale gelecekti.
Yüksek yüzey geriliminin bir başka önemli etkisi ise, kayaların parçalanmasıdır. Su, yüksek yüzey gerilimi nedeniyle, kayaların içinde bulunan küçük çatlakların en derinliklerine kadar sızar. Daha sonra havalar soğur ve sular donar. Donup buza dönüşen su, olağanüstü bir etki gösterip genleştiği için, kayaları zorlar ve zamanla parçalar. Bu, kayaların içindeki minerallerin doğaya kazandırılması ve aynı zamanda toprak oluşumu açısından hayati bir öneme sahiptir.
Midyeler
Gemilerin ve deniz altıların yüzeylerine, kayalara ve daha pek çok yere çok güçlü bir şekilde tutunmayı başaran midyelerin bu harikulade özelliğinin sırrı çözüldü. Artık tahta yapıştırıcılarına alternatif olarak midye yapışkanları üretiliyor.
Oregon Eyalet Üniversitesi'nden Kaichang Li, midyelerin suyla temas halinde olmalarına rağmen kayalara oldukça güçlü bir şekilde yapışmalarından etkilenerek, bu olanağüstü canlıları laboratuvarda incelemeye almıştır. Bu araştırma neticesinde midyenin byssus iplikçikleri adı verilen minik iğneler kullandığı görülmüştür. Yaklaşık 6 cm. uzunluğundaki bu dokungaçlar yüksek oranda fenolik hidroksil grubu içeren bir proteinden oluşmaktadır. Li'nin ekibi midyenin bu eşsiz yapışkanını taklit ederek laboratuvarda benzer bir protein üretmişlerdir. Üretilen bu yapışkan maddenin halihazırda tahta ve kontraplak yapıştırmada kullanılan yapışkanlara oranla oldukça güçlü olduğu test edilmiştir ve ticari olarak da kullanılmaktadır.
Bu keşif bize Rabbimiz'in şu ayetini hatırlatmaktadır:
"Denizi de sizin emrinize veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs-eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O'nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir." (Nahl Suresi, 14)
Affedici Olmak
"Allah Teala kolaylık gösteren ve güler yüzlü kişiyi sever." Hz. Muhammed (sav)
Mümin, her durumda affedici olmakla yükümlüdür. Karşısındaki kişi din ahlakını yaşayan bir mümin ise, onunla din kardeşi olduğunu, her ikisinin de Allah'tan korkup sakındıklarını, Peygamber Efendimiz (sav)'e itaat ettiklerini, helal ve harama titizlik gösterdiklerini düşünerek çok daha sabırlı davranmalıdır. Müslüman, din kardeşinin her zaman için iyiliğini istemesi gerektiğinin, kendisinden daha fazla onu düşünmesi gerektiğinin, herhangi bir anlaşmazlık söz konusu olduğunda da sabırla, şefkatle ve sevgiyle karşılık vermesi gerektiğinin bilincindedir. Bir Kuran ayetinde, Müslümanların, din kardeşleri için şöyle dua ettikleri bildirilir:
"Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: 'Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten Sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin." (Haşr Suresi, 10)
Allah'ın çok bağışlayıcı olduğunu, tevbe imkanının sizin için daima var olduğunu UNUTMAYIN!
Siz her ne hataya düşerseniz düşün samimi pişmanlıkla ve bir daha tekrarlamamak niyeti ile Allah'a yöneldiğinizde, Allah'ı tevbeleri kabul edici ve esirgeyici olarak bulursunuz. Samimiyetle vazgeçilen her hatayı, günahı affedeceğini Allah kullarına şöyle bildirir:
"(Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir." (Zümer Suresi, 53)
Dünyada her hatanın, günahın geri dönüşü, tevbe imkanı ve affedilme umudu vardır. Rabbimiz Allah'ın Katında, kişi geçmişte yaptıklarının yükünü sırtında taşımak durumunda değildir. Allah'tan af dilemesi, hatayı bir daha tekrarlamamaya niyet etmesi ve içtenlikle O'na yönelmesi onu bu yükten kurtaracak ve artık bu kişinin son hali önemli olacaktır. Allah Kuran'da şöyle buyurmaktadır:
"Allah'ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca: "Ben şimdi gerçekten tevbe ettim" diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azap hazırlamışızdır." (Nisa Suresi, 17-18)
Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 16. sayı (Ekim 2005) 2. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 2.858 kez incelendi.
|
 |
|