Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7825 tanesi Türkçe, toplam 9226 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  Akıllı Tasarım Yanılgısı Hakkında Röportaj
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (182)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6644)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 284 download
Kuran Mucizeleri 4 - Belgesel - 229 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 157 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 122 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 97 download
Makale : Akıllı Tasarım Yanılgısı Hakkında Röportaj - TÜRKÇE
Ağustos 2005
Dr. Cihat Gündoğdu, çeşitli vakıflar ve organizasyonlar tarafından birçok yurtiçi ve yurtdışı konferansa evrim teorisi konusunda konuşmacı olarak davet edilen bir bilim adamı.

Mesleki hayatının yanısıra bu tip organizasyonlara 98 yılından beri faal olarak iştirak ediyor.


Bize kendiniz hakkında bilgi verir misiniz?

Elbette, evrimle ilgili birçok organizasyona katıldım. Bunlardan birçoğu yurtiçinde gerçekleşti. Türkiye'de "Evrim Teorisinin Çöküşü ve Yaratılış Gerçeği" konulu 400'den fazla konferansa konuşmacı olarak katıldım. Ayrıca yine evrim teorisinin geçersizliği konusunda, 20 farklı ülkede düzenlenen organizasyonlara konuşmacı olarak katıldım. Aynı zaman zarfında, konferansların yanısıra bilimsel içerikli dergilerde de makalelerim yayınlandı.

Son günlerde "akıllı tasarım" adı verilen bir teorinin evrim teorisiyle paralel olarak sıkça gündeme geldiğini görüyoruz. Bu teori neyi iddia ediyor, savunucuları kimler, bize biraz bilgi verir misiniz?

"Akıllı tasarım" teorisi tüm canlıların, Darwinizm'in iddia ettiği şekilde tesadüflerle değil, 'akıllı bir tasarım' sonucunda meydana geldiğini savunur. "Akıllı tasarım" teorisi İlk olarak 1980'lerin ikinci yarısında Amerika'da, bazı bilim adamları tarafından ortaya atıldı.

Hareketin önde gelen isimlerinden Michael Behe 'akıllı tasarım'ın için, "akıllı tasarım, dine dayanan bir düşünce değil, ama dindar insanlar bu teoriden kendi tartışmalarında yararlanabilirler" demektedir.

Ancak "akıllı tasarım" hareketinin savunucuları, açıkça tüm canlıları Allah yarattı demiyorlar. Bilimsel olarak evrim teorisinin geçersizliğini savunuyorlar. Bunun ardından evrende "akıllı tasarım vardır" gibi muğlak bir sonuç ortaya atıyorlar.

Her şeyden önce şunu bilmek lazım. Allah'ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Cenab-ı Allah tüm bunlardan münezzehtir.

Belki, "tasarlanmış gibi bir mükemmellik var" ifadesi, Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliğin tarif edilmesinde uygun olabilir. Örneğin Kuran'da Rabbimiz bir işin olmasını dilediğinde, ona yalnızca "Ol!" demesinin yeterli olduğunu şu şekilde buyurmaktadır:

Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)

Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

Peki bir Müslümanın bu hareketin içinde bulunmasını nasıl karşılıyorsunuz?

Her şeyden önce kişinin dürüst ve samimi olması gerekir. Bir kimse Müslümansa, dindarsa böyle bir hareketin içinde bulunması yakışık almaz. Allah'ın varlığını farkeden biri akıllı tasarımı savunamaz, açıkça "Allah vardır, Allah yaratmıştır" der. Dolayısıyla, bir Müslüman'ın "akıllı tasarım" hareketinin peşine takılmasını faydalı ya da masum bir davranış olarak görmek mümkün değildir. Çünkü ortada Allah'ın varlığının maksatlı olarak gözardı edilmesi, Allah'ın zikrinden uzaklaşılması durumu vardır. Allah'ı tenzih ederim.

Samimi bir Müslüman'ın "akıllı tasarım" hareketinin içinde olmasının akılcı olan hiçbir yönü yoktur ve bu teoriyi savunması Kurani bir davranış değildir. İslam'a hizmet adına da hiçbir faydası olamaz. Aksine çok ciddi olumsuz etkileri bulunuyor. Ülkemizde bu teoriyi savunanların en dikkat çekici yönleri, şaşırtıcı bir şekilde Allah'ın ismini zikretmekten kaçınmaları, bu teoriyi savunan Batılı bilim adamlarının, felsefecilerin üslubuna özenmeleri, bu üslubu taklit etmeleri.

Örneğin "tüm evreni, canlı ve cansız varlıkları Allah yaratmıştır" demek yerine, "evrende akıllı bir tasarım vardır" şeklinde muğlak ifadeler kullanıyorlar. Teoriyi savunanların bu tutumları, onların Allah'ın ismini anmaktan özellikle kaçındıkları izlenimini oluşturuyor.

Müslüman olmayanların, dinsizlerin ya da bir takım felsefecilerin bu tür bir üslup kullanmaları yadırganmayabilir. Fakat, "ben Müslümanım" diyen bir kimsenin aynı üslubu kullanması kabul edilemez. "Allah yarattı" demekten sürekli kaçınarak, "bir güç yarattı", "akıllı tasarımın eseri" şeklinde izahlar yapmak bir Müslümana yakışmaz.

Çünkü bu tür bir üslup alenen, haşa, "ben 'Allah' demek yerine, 'bir güç var, akıllı tasarım var" demeyi tercih ediyorum anlamına gelir. Bu da Kuran'la, İslam'la kesinlikle uyuşmaz.

Ancak, Allah'ın varlığına gerçekten iman etmemiş bir zihniyet böyle konuşabilir. "Her şeyi Allah yarattı", "her şey Allah'ın 'OL!' emriyle oldu" demekten kaçınır ve yalnızca, "kainatta akıllı bir tasarım vardır" demekle yetinir.

Allah'ın sonsuz aklını farkeden bir Müslüman ise, sadece "akıllı tasarım var", "akıllı bir güç var" demekle kalmaz, "Allah vardır, her şeyi Allah yaratmıştır" der.

Bu durumda, Allah'ın varlığına bağlanmadıktan sonra "akıllı tasarım"ın aslında İslam'ın özüne bütünüyle aykırı bir felsefe olduğunu söyleyebilir miyiz?

Muhakkak. İslamiyetten önce de bildiğiniz gibi, Mekke'deki müşrikler taşlardan ve tahtalardan yonttukları heykellere Allah'ın sıfatlarını yakıştırarak kendilerine bir takım putlar edinmişlerdi.

Allah'ın sıfatlarını bu putlara isnad edip "Lât", "Menât", "Uzza", gibi isimler taktıkları putların güç sahibi olduklarını, yarattıklarını, rızık verdiklerini, koruyup kolladıklarını düşünüyorlardı. Kısacası, Allah'a şirk koşuyorlardı.

Aynı şekilde tarih boyunca gelmiş geçmiş Eski Yunan, Eski Roma, Eski Mısır gibi pagan kültürlerde de benzeri putperest anlayışlar hakimdi. Bunlar da evrime ya da tesadüflere inanmaktan ziyade, Yüce Rabbimizin üstün sıfatlarını yakıştırdıkları bir takım uydurma tanrılara tapıyorlardı.

Duygusal bir bağla bağlı oldukları bu putlara dört elle sarılıyor, onlara karşı çıkanlara ise öfke içinde düşman kesiliyorlardı. Bu putlara ve kendileri gibi bu putlara tapan yakın çevrelerine bel bağlayıp, gönderilen elçileri yalanlamaya ve kendilerine tebliğ edilen Hak dinden yüzçevirmeye çirkin bir cesaret buluyorlardı.

İşledikleri kötülüğün farkına varmadan kendilerini doğru yolda sanıyorlardı. Öyle ki şirk koşmalarının kendilerini Allah'a yakınlaştıracağını sanacak derecede akılları ve şuurları kapanmıştı.

Bir ayette bu tür kimselerin durumu şöyle açıklanır:

Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah'ındır. O'ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez. (Zümer Suresi, 3)

Bu kimselerin ahiretteki durumları ise başka bir ayette şöyle haber verilmektedir:

Onların tümünü toplayacağımız gün; sonra şirk koşanlara diyeceğiz ki: "Nerede (o bir şey) sanıp da ortak koştuklarınız?" Sonra onların: "Rabbimiz olan Allah'a andolsun ki, biz müşriklerden değildik" demelerinden başka bir fitneleri olmadı. Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve düzmekte oldukları da kendilerinden kaybolup-uzaklaştı. (Enam Suresi, 22)

İnsanları Allah'ın yolundan saptırmak için bu tür putların peşinden sürüklemek şeytanın her dönemde başvurduğu klasik yöntemlerden biridir. Elbette şeytan bu putları dönemin bilgi ve kültür düzeyine, ortam ve şartlarına göre ustaca hazırlar.

İşte günümüzde de "bilimsel yöntem" kılıfı altında, insanları saptırmak için "akıllı tasarım" adı verilen bir put hazırlanmıştır.

Amaç da, Allah'ın üstün sıfatlarını 'akıllı tasarım', 'akıllı güç' gibi isimlerle adlandırılan soyut kavramlara yükleyerek insanları Allah inancından uzaklaştırmaktır.

Cenab-ı Allah Kuran'da bir ayette müşriklerin bu tutumuyla ilgili şöyle buyurmaktadır:

Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın isimlendirdiğiniz isimlerden başkası değildir. Allah, onlarla ilgili 'hiçbir delil' indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin heva olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir. (Necm Suresi, 23)

Çok ilgi çekicidir ki, masonlar da aynı mantıkta, eserlerinde kainatı 'total bir güç'ün, 'bir şuur'un yönettiğini söylüyorlar. Fakat bundan kastettiklerinin (haşa) kesinlikle Allah olmadığını öne sürüyorlar.

Gördüğünüz gibi aslında 'akıllı tasarım' taraftarları da netice olarak masonik izahlardaki mantığın birebir aynısını savunuyorlar.

Çok ilginç, bu masonik benzerliği biraz daha açabilir misiniz?

Masonlar her konuda olduğu gibi Allah inancını kaldırmayı da derece sistemini kullanarak yavaş yavaş yaparlar. Masonların yayınlarına bakıldığında Allah yerine, Kainatın Ulu Mimarı (K:.U:.M:.) deyimini kullandıkları görülür. Bu deyim, aslında ateizme geçişin ilk aşamasıdır. Kainatın Ulu Mimarı daha ileri derecelerde "total enerji" olarak değerlendirilmeye başlanacaktır.

Masonlar kendi kaynaklarında bu durumu şöyle açıklarlar:

"Masonluk, Evrenin Ulu Mimarı mefhumunu mutlak bilgi, kemalin son aşaması ve total enerji olarak telakki etmiştir... bu gerçekleri kendine prensip, doktrin, öğreti ve iman olarak almıştır." (Mason Dergisi 1982, sayı 5, sf.20)

Akıllı tasarımcılar kendi felsefelerinin Allah inancına zemin hazırladığını söylüyorlarsa, masonlar da aynı şeyi söylüyor. Bu nedenle, masonların bu iddiası ne kadar kabul edilebilir değilse, akıllı tasarımcıların iddiasını da aynı şekilde kabul etmek mümkün değil.

Elbette ne masonların ne de akıllı tasarımcıların sahip oldukları felsefi inancın, Kuran'da tarif edilen gerçek Allah inancıyla hiçbir benzerliği yoktur. Ama yine de sonuç itibarıyla bu yaklaşım, bütünüyle Allahsız olmaktan daha iyidir diyebiliriz.

Peki bir Müslüman'ın, Allah'ın varlığını tebliğ ederken üslubu ve yöntemi sizce nasıl olmalıdır?

Bir Müslüman Allah'a olan inancını ifade ederken ya da Allah'ın varlığını tebliğ ederken yalnızca Kuran'ı ölçü alır. 'Nasıl bir Allah' diye sorulduğunda Kuran'da tarif edildiği şekilde anlatır. Allah'ın nasıl bir güç olduğunu, Allah'ın üstün vasıflarını ayetlerle açıklayarak anlatır.

Örneğin Bakara Suresi'nin 255'inci ayetinde Yüce Rabbimiz Kendini şöyle tanıtmaktadır.

Allah... O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi, 255)

İhlas Suresi'nde de Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

De ki: O Allah, birdir. Allah, Samed'dir (herşey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır). O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir. (İhlas Suresi, 1-4)

Haşr Suresi'nin son ayetlerinde de Cenab-ı Allah'ın üstün sıfatları şöyle bildirilmektedir:

O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O'dur.

O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Melik'tir; Kuddûs'tur; Selam'dır; Mü'min'dir; Müheymin'dir; Aziz'dir; Cebbar'dır; Mütekebbir'dir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok yücedir.

O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir.
(Haşr Suresi, 22)

Allah'ın sıfatları Kuran'ın daha başka pek çok ayetinde detaylı olarak açıklanmaktadır.

Müminler Allah'ın sıfatlarını Kuran'dan öğrenir, tanırlar ve diğer insanlara da Kuran'dan tanıtırlar. Şu ya da bu felsefenin ya da akımın görüşlerinden değil...

Varoluşu anlatan birçok felsefe vardır. Her biri de konuyu kendi görüşüne göre farklı biçimlerde açıklar. Örneğin masonsa, ona göre 'Kainatın Ulu Mimarı' vardır, bu konuyu da kendince samimi olduğu bu inancına göre açıklar. Aynı şekilde, eğer Budistse kendi inancına göre açıklar, Brahmanistse, ya da tasarımcıysa yine kendi inançlarına göre açıklar.

Ancak Müslümansa o zaman açıklaması elbette bunlardan tamamen farklı olur. Müslüman, önce dürüstçe dinini ve inancını söyler, ardından da bu konuları Kuran'a göre açıklar. Eğer 'Müslümanım' diyorsa, dilini eğip bükerek bir takım dolambaçlı yöntemlerle, felsefi görüşlerle inancını açıklamaya, ispat etmeye çalışmaz. Örneğin bir Müslüman'a 'kainatı kim yarattı?' diye sorsalar; 'tasarımla olabilir', 'evrimle olabilir', 'akıllı bir güç yarattı' vs. gibi muğlak cevaplar vermez. 'Allah yarattı' der. Çünkü Allah Kuran'da Kendisinin yarattığını söylüyor. "Bir tasarım var" demiyor.

Elbette biz bunu Müslümanlar için söylüyoruz ve Müslümanca bir cevaptan bahsediyoruz, ama eğer felsefeciyim diyorsa o zaman tabi ki kendi felsefesine göre açıklar.

Tarih boyunca Allah'a inandığını fakat dine, vahye inanmadığını söyleyen ve kendini "deist" olarak tanımlayan daha pek çok felsefeci ve bunlara bağlı pek çok felsefi akım gelip geçmiştir. Heraklit, Descartes, Voltaire, Leibniz meşhur deistlerden bazılarıdır. Bunların herbirinin kendi farklı bakış açıları, farklı felsefeleri ve bu felsefelerine göre farklı Allah inançları vardır.

Ancak hiçbir Müslüman Allah'ın varlığını bu felsefecilerin izahlarına dayanarak açıklamaya çalışmaz.

Aynı şekilde, Allah'ın varlığını akıllı tasarımla açıklamaya çalışmakla Descartes'çı felsefeyle açıklamaya çalışmak arasında hiçbir fark yoktur.

Bir Müslüman Descartes'ın geometrik buluşlarını ve teorilerini bilimsel alanda kullanabilir, akıllı tasarımcıların bilimsel buluşlarından, keşiflerinden, topladıkları bilgilerden, verilerden de faydalanabilir. Ancak bunun ötesinde bunların felsefi yorumlarını, üsluplarını, söylemlerini benimsemez, bunlara özenmez, kendine yol ve düstur edinmez. Kuran dışında bir yol, yöntem ve rehber edinmez. Allah'a olan inancını da farklı felsefelerin, akımların mantık ve yorumlarıyla açıklamaya, ispat etmeye çalışmaz. Buna tenezzül etmez, böyle bir şeyi kendisine yakıştırmaz.

Eğer amaç taktik yapmak, sezdirmeden anlatmaksa, bunun cahilce ve akılsızca bir kurnazlıktan başka bir şey olmadığı ortadadır. Çünkü, "Allah vardır", "Allah yaratmıştır" demek yasak değildir ki bunu sezdirmeden söylemek için bu tür gereksiz yöntemlere başvurulsun.

Eğer amaç insanları hidayete yöneltmekse, insanlar Kuran'a ve İslam'a davet edilir. Kuran'ın bildirdiği biçimde Allah'a inanmaya ve Allah'ı tanımaya çağırılır. İnsanlardan bu gerçekler gizlenerek önce "akıllı tasarım"a inanmaya davet edilmez. Eğer edilirse bunun İslam'a yönelmelerine vesile olacağını düşünmek büyük akılsızlık olur.

Öyle olsa tarih boyunca Allah'a inandığını, dine inanmadığı söyleyen deistlerin, masonların büyük bölümünün bir süre sonra samimi Müslüman olmaları gerekirdi. Ancak, çoğunlukla tam tersi olmuştur. Bu tür felsefeler insanları İslam'a yöneltmek şöyle dursun, Allah'ın diledikleri hariç, İslam'dan uzaklaşmalarına vesile olmuşlardır. Örneğin meşhur deistlerden Voltaire'in en büyük İslam düşmanlarından biri olduğu herkesçe bilinmektedir.

Gerek İslam'ın yaşanmasında, gerekse tebliğinde mutlak samimiyet çok önemlidir. Hiçbir felsefi açıklamanın, hiçbir Kuran dışı yöntemin iman eden bir kişinin Kuran'la, ayetlerle Allah'ın varlığını anlatması gibi vicanlı insanlar üzerinde bir etkisi olamaz. Hatta bununla kıyas bile edilemez. İmanı insanlara sevdirecek ve kalplerine yerleştirecek olan Allah'tır. Buna da Kuran'ı ve Allah'ın ayetleriyle tebliğ yapan müminleri vesile kılmıştır.

Kuran'ı bırakıp, Allah'ın ve elçisinin yolundan yüzçevirerek başka yollarda hidayeti arayan bir kimsenin durumunu Allah Kuran'da şöyle bildirmektedir:

Kim kendisine 'dosdoğru yol' apaçık belli olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.. (Nisa Suresi, 115)

Peki, yalnızca evrim teorisini çürütmek için "akıllı tasarım" dan faydalanılamaz mı?

Eğer amaç evrimi çürütmek, evrime karşı fikren mücadele etmekse zaten evrim teorisi bilimin konuyla ilgili bütün dallarında çürütülmüştür.

Evrimi çürüten akıllı tasarım teorisi değildir ki... Evrimi çürütmek için gereken, akıl, mantık ve bilimdir. Başka herhangi bir teoriye ya da felsefeye ihtiyaç yoktur.

Akıllı tasarım, evrim bilimsel ve mantıksal olarak çürütüldükten sonra, bazı insanların "peki canlılar evrimle ortaya çıkmadıysa nasıl ortaya çıktılar?" sorusuna getirdikleri bir tür felsefi cevaptır.

Oysa, Müslümanların böyle bir cevap aramaya ihtiyaçları yoktur. Çünkü, "evrim yoksa her şey nasıl meydana geldi?" sorusunun cevabı Kuran'da verilmektedir: Canlı cansız her şeyi Alemlerin Rabbi olan Allah yaratmıştır. Müslüman bu kesin gerçeğe iman eder ve bunun dışında bir takım felsefi arayışlara girmez. Böyle bir arayış içine girmek bir Müslümana yakışmaz.

Böyle bir arayışa girmek, (haşa) "Kuran, Allah'ın varlığını, yaratılışı ispatlamada yetersizdir, o yüzden 'akıllı tasarım teorisi'ne, bu teoriden de destek almaya ihtiyaç vardır" demek anlamına gelir ki, bu Müslümanca bir iddia olamaz.

Ateistleri ve kuşkucuları ikna etmek için "akılı tasarım teorisi" gerekli midir? Bu yönde gerekli olabileceğine dair iddialar var. Ne diyorsunuz?

Bilindiği gibi evrim teorisi, günümüzde yaratılış gerçeğine karşı olan ateist ideolojilerin tek ortak dayanağıdır. Bu teorinin bilimsel olarak yıkılmasıyla evrim temeli üzerine kurulu ateizm ve bunun türevi olan materyalizm, agnostisizm, kuşkuculuk gibi tüm felsefeler de zaten buna bağlı olarak çökmüş olur. Dolayısıyla evrim teorisi çürüdüğü zaman, ayrı ayrı diğer felsefeleri de çürütmeye ihtiyaç yoktur. Evrimi temel alan tüm bu batıl ideolojilerin geçersizliği, evrim teorisinin çökmesiyle ispatlanmış olur. Bu durum da herşeyi Allah'ın yarattığı gerçeğini gözler önüne serer. Akıllı tasarımı değil.

Bir kimse, yalnızca bilgi eksikliğinden ve evrim teorisinin telkin ve propagandaları nedeniyle kafası karışmış ve bunun sonucunda ateist ya da kuşkucu olmuş olabilir. Ancak, vicdanlı ve samimi bir insan için evrim teorisinin bilimsel olarak çürütülmesi onun Allah'ın varlığına ve Yaratılış gerçeğine ikna olması için yeterlidir. Vicdanlı ve samimi bir insanın Allah'a inanması için önce ara aşama olarak "akıllı tasarım"a ikna edilmesi gibi bir gereklilik yoktur. Tam aksine böyle bir yöntem zihninin daha çok bulanmasına, onun yeni bir batıl felsefeye yönlenmesine neden olabilir.

İnsanların iman etmesinin önündeki engellerin kaldırılması maksadıyla Evrim teorisinin çürütülmesi bilimsel bir çalışmadır. Ancak, inatçı, önyargılı, muhakemesi kapalı, mantık örgüsü bozuk, art niyetli bir ateist, evrim çürütülse de iman etmeyebilir, bambaşka kuşkulara da kapılabilir. Dolayısıyla akıllı tasarımın böyle bir kimsenin Allah'ın varlığına ikna edilmesinde hiçbir faydası olmayacağı açıktır.

Müslüman, ateiste de, kuşkucuya da, Hıristiyan'a da, Budiste de Allah'ın varlığını Kuran'da anlatılan hikmetlerle ve iman hakikatleriyle ispatlar, İslam dinini Kuran'la tebliğ eder. Bu Allah'ın Kuran'da örnek verdiği Resullerinin sünnetidir, bize Rab'bimizin gösterdiği dosdoğru yoldur.

Evrimin bilimsel açıdan çürütülmesi ise çocukluklarından beri evrimci telkinlerin etkisinde kalmış insanların, kafalarında oluşturulmuş şüphelerden, kuruntulardan, yalanlardan arınmalarına ve bu sayede imanı daha kolay ve rahat kavramalarına vesile olmak içindir.

Vicdanlı bir insan, biraz düşündüğünde, evrende bir mükemmellik varsa bunu yaratanın Allah'tan başkası olamayacağını anlar.

Evrendeki canlı-cansız tüm varlıkların Allah'ın sonsuz aklının, ilminin, gücünün, üstün yaratma sanatının tecellileri olduğunu görür.

Bir ilkokul çocuğu dahi ayın, güneşin, kuşların, balıkların, kedilerin, ceylanların, elmanın, muzun, üzümün, portakalın Yüce Allah'ın eseri olduğunu bilir.

Bu gerçeklerin bilincine varmak için gereken de "akıllı tasarım"ın ya da başka felsefelerin izahları değil, temiz bir vicdan ve samimi bir kalptir.

Şimdiye kadar anlattıklarınızın dışında "Akıllı Tasarım" teorisinin başka sakıncalı yönleri bulunuyor mu?

Elbette var: 'Akıllı tasarım' izahları dine eğilim gösteren samimi kimseleri de olumsuz yönde etkileyebilir.

Bu noktayı biraz daha açmak gerekiyor. Biliyorsunuz 21. yüzyılda tüm dünya, hızla materyalist ve ateist görüşleri terkediyor. Evrim teorisinin geçersizliğinin günden güne daha çok anlaşılmasıyla insanlarda Allah inancına doğru samimi bir yöneliş yaşanıyor.

Bunun en çarpıcı örneklerinden birisi Anthony Flew. Flew, geçtiğimiz aylarda kendisiyle yapılan bir röportajda ateizmi terkettiğini belirtti. Biliyorsunuz bu bilimadamı tüm hayatını ateizmi savunmaya adamıştı.

Yine benzer şekilde, Kuran'a karşı duydukları ilgiyi ve merakı birçok bilim adamı, sanatçı ve politikacı konuşmalarında açıkça dile getiriyorlar.

Durum böyleyken, 'akıllı tasarım' gibi ortalı ve muğlak izahların iman etme eğiliminde olan kimseleri de olumsuz yönde etkileme tehlikesi var. Bu tür samimiyetten ve İslami bilinçten uzak izahlar dine eğilim gösteren insanların kafalarının karışmasına, zihinlerinin bulanmasına neden olabilir, tereddüt ve çelişkiye düşürebilir.

O halde anlaşılan o ki "Akıllı Tasarım" kavramı, Şeytan'ın insanları Allah'ın isminin anılmasından uzaklaştıran bir saptırmacası oluyor. Söyledikleriniz bizi böyle bir sonuca ulaştırmış oluyor.

Elbette, biliyorsunuz ki şeytanın en büyük amaçlarından biri her ne şekilde olursa olsun, Allah'ın adının anılmasını engellemek, insanları Allah'ın zikrinden yüz çevirtmek.

Evrim gibi batıl bir iddiayı reddederken şeytanın yeni bir tuzağına düşmekten kaçınmak ve çok uyanık olmak lazım.

Nitekim şeytan "akıllı tasarım" teorisiyle, evrimle aldatamadığı insanları bu sefer de farklı bir yöne saptırıyor. Bu şekilde insanları Allah'ın adını anmaktan uzaklaştırmış ve yine amacına ulaşmış oluyor. Aslında Kuran'da Şeytan'ın bu tuzağına çok açık bir şekilde dikkat çekilmiş:

Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka Senin dosdoğru yolunda oturacağım. Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın." (Araf Suresi, 16-17)

Aslında evrim teorisinin çürütülmesi ve tesadüf mantığının geçersizliğinin ortaya konması akıllı tasarımı ispatlamıyor. Sadece her şeyin Allah tarafından yaratıldığını gözler önüne seriyor ve Allah'ın varlığını bir kez daha ispatlıyor. Bu noktada çok ince bir çizgi var ve çok dikkatli olmak gerekiyor.

Kısacası "Evrim yoksa akıllı tasarım vardır" demek, aslında evrimden sonra yeni bir sahte ilah edinmekten başka bir şey değil.

Sizce bir Müslüman Allah'ın canlıları evrimle yaratmış olabileceğine inanabilir mi? Ya da başka bir deyişle evrimci olabilir mi?

Evrim teorisi hem bilimsel olarak her açıdan geçersizliği kanıtlanmış bir iddiadır hem de Kuran'da insanların evrimle yaratıldığına dair en küçük bir izah hatta işaret dahi yoktur. Eğer bir Müslüman evrime inanırsa çok büyük bir hata yapmış olur. Bu konuda detaylı bilgi edinmek isteyenler için Harun Yahya'nın "Kuran Darwinizm'i Yalanlıyor" isimli eserini öneririm. Bu kitapta Kuran'da evrime en ufak bir yer dahi olmadığı, evrimle yaratılış diye bir olayın hiçbir şekilde sözkonusu olmadığı, Kuran ayetleri ve İslam alimlerinin tefsirleri ışığında detaylı olarak açıklanıyor.

Ayrıca bazı insanların ne tür yanılgılara ya da komplekslere kapılarak "evrimle yaratılış safsatasını" savunmaya çalıştıkları da ayrıntılı olarak inceleniyor ve tahlil ediliyor.

Peki son olarak bir Müslüman'ın tebliğ metodu olarak nasıl bir üslubu benimsemesi gerektiğini söyler misiniz?

Elbette ki bir Müslüman'a yakışan Kuran'da örnek verilen peygamberlerin ve elçilerin yolunu benimsemesidir.

Müslümanlar şu veya bu bilim adamının, felsefecinin ya da bilimsel akımın değil, Kuran'da örnek verilen peygamberlerin ve elçilerin yolunu izlemekle, bu mübarek şahısların üslubunu örnek almakla mükelleftirler.

Resullerin her devirde kavimlerine tebliğ yaparken kullandıkları üslup son derece açık, net, kararlı ve anlaşılırdır. Hepsi kavimlerine Allah'ın varlığını ve birliğini, Allah'tan başka ilah olmadığını, herşeyi Allah'ın yarattığını açıkça tebliğ etmiş, insanları yalnızca Allah'a kulluk etmeye davet etmişlerdir. Hiçbiri de tebliğ yaparken Allah'ın adını açıkça ve cesurca zikretmekten çekinmemiştir. Nitekim Kuran'ı okuduğumuzda bu karakterlerinin birçok ayette tarif edildiğini görüyoruz:

Andolsun, Biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. Onun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?" (Müminun Suresi, 23)

İbrahim de; hani kavmine demişti ki: " Allah'a kulluk edin ve O'ndan sakının, eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır... (Ankebut Suresi, 16-17)

"Ey zindan arkadaşlarım, birbirinden ayrı (bir sürü) Rabler mi daha hayırlıdır, yoksa kahhar (kahredici) olan bir tek Allah mı?" "Sizin Allah'tan başka taptıklarınız, Allah'ın kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın ad olarak adlandırdıklarınızdan başkası değildir. Hüküm, yalnızca Allah'ındır. O, Kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur, ancak insanların çoğu bilmezler." (Yusuf Suresi, 39-40)

Hani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti. "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin..." (Şuara Suresi, 161-164)

... (Şuayb) "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur..." (Araf Suresi, 85)

(İsa) " Şüphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; şu halde O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur." (Zuhruf Suresi, 64)

Bu ayetlerden de açıkça anlaşıldığı gibi, Kuran'da anlatılan peygamberlerin hiçbirisi "tasarımcı", "akıllı tasarımcı" veya benzeri kavramları değil kullanmak, ima dahi etmemişler. Resullerin herbiri açıkça Allah'ın Yüce ismini zikrederek cesurca Allah'ın hükmünü beyan etmişlerdir.

Kuran'ın dosdoğru yolunu ve Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetini benimseyen her Müslüman da, Resullerin bu üstün ahlakını, örnek tavır ve üslubunu kendisine rehber edinmelidir.

Bu eser 1.503 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
Geçmişten Günümüze İslam Alimleri ve Hz. Mehdi
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3069 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2345 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1940 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1631 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1387 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.