Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15879 tanesi Türkçe, toplam 19177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  Bilim ve Teknik Dergisi Evrim Hikayeleri Anlatmaya Devam Ediyor
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (279)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (14)
Dergiler (262)
Belgeseller (323)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (12)
Web Siteleri (432)
Makaleler (9557)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Adnan Oktar Anlatıyor (3940)
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Duyurular (1)
Harun Yahya Etkileri
Ne Demişti Ne Oldu
Yeni Bilgiler (486)
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
Online Kuran-ı Kerim
basindaharunyahya.com
divxvar.com
ilmiarastirma.net
Makale : Bilim ve Teknik Dergisi Evrim Hikayeleri Anlatmaya Devam Ediyor - TÜRKÇE
Ağustos 2002
Bilim ve Teknik dergisi, evrim teorisinin propagandasını yapma misyonunu Ağustos 2002 sayısında da sürdürdü. Derginin bazı bölümlerinde, gerçekte evrim teorisinin çelişkilerini ortaya koyan gelişmeler, evrim teorisinin yeni bir açıklaması veya delili gibi sunulmuştu. Bu yazılardan ikisine (“En Eski İnsan mı?” Ve “Büyük Göçe Büyük Beyin Gerekmiyormuş”) konu olan iki ayrı fosil hakkındaki evrimci iddialara daha önce bu sitede cevap verilmişti. (bkz. Evrimcilerin Senaryolarına Uymayan Bir Fosil Daha Bulundu ve Yeni Fosil Evrim Teorisini Çıkmaza Soktu) Bu nedenle bu yazıda, bu iki konuya yer verilmeyecektir.

Aşağıda, Bilim ve Teknik dergisinin Ağustos 2002 sayısında yeralan “Atalarımız Çoğalıyor” ve “Global Isınma Evrimi Hızlandırıyor mu?” başlıklı yazılardaki bilimsel ve mantıksal yanılgılar incelenecektir.

"Atalarımız Çoğalıyor" Başlıklı Yazı Evrim Teorisinin Çıkmazını Ortaya Koymaktadır

Bu yazıda, Illinois Üniversitesi’nden Carl Woese’un geçtiğimiz ay, canlıların kökeni hakkında yaptığı yeni açıklamalara yer verilmektedir. Woese, klasik Darwinci düşüncenin doğru olmadığını, bu düşünce ile hayatın kökeninin açıklanamayacağını belirtmektedir. Ancak kendi getirdiği açıklama, en az klasik Darwinci tez kadar çıkmazdadır. Klasik Darwinci görüşe göre, canlılık tek bir ata hücreden evrimleşerek meydana gelmiştir. Tesadüfen oluştuğuna inanılan ilk ata hücre, evrimleşerek iki türe, arke ve öbakterilere bölünmüş, ökaryotlar ise daha sonra arkelerden ya da arkelerle öbakteri karışımı bir türden evrimleşmiştir. Woese ise, bu üç hücre türünün birbirinden bağımsız olarak ortaya çıktıkları görüşünü savunmaktadır.

Ancak, Woese’un açıklamaları evrim teorisi için daha da büyük sorunlar getiriyor. Çünkü, evrimciler henüz tek bir hücrenin, hatta hücreyi meydana getiren proteinlerden tek bir tanesinin dahi tesadüfen nasıl oluştuğunu açıklayamazken, Woese, üç farklı hücre tipinin birbirinden bağımsız olarak, ayrı ayrı nasıl olup da tesadüfen oluşabildiğini açıklamak zorunda.

Hücrelerin yapıtaşları olan proteinlerin tek bir tanesinin dahi tesadüfen oluşması ihtimali yoktur

Hücrenin ve proteinlerin yapısındaki komplekslik ortaya çıktıktan sonra, birçok moleküler biyolog, proteinlerin tesadüfler sonucunda meydana gelme ihtimallerinin olup olmadığı konusunda pek çok olasılık hesabı yapmıştır. Bu bilim adamları arasında Harold Morowitz, Fred Hoyle, Ilya Prigogine, Hubert Yockey ve Robert Sauer gibi ünlü bilim adamları bulunmaktadır. Burada sayılanlar, evrimci bilim adamları olmalarına rağmen, vardıkları sonuç, protein gibi makromoleküllerin tesadüfen oluşma ihtimallerinin kesinlikle olmadığı yönündedir.

Örneğin 100 amino asite sahip küçük bir protein molekülünün tesadüfler sonucunda oluşma ihtimalinin imkansızlığını şöyle bir matematik hesabı ile görebiliriz:

100 amino asit uzunluğundaki bir proteinde, tüm amino asitlerin şans eseri sol-elli olma ihtimali yaklaşık olarak (1/2)100 ya da 1030'da 1 ihtimaldir. (Doğada her amino asit sağ elli ve sol elli olmak üzere iki türlüdür. Canlılardaki amino asitlerin tamamı sol ellidir.) Canlılardaki proteinlerde 20 amino asit bulunduğundan, proteini oluşturan amino asit zincirinin belli bir bölgesinde özel bir amino asit elde etme ihtimali 1/20 dir. 100 amino asit uzunluğundaki özel bir proteini elde etme ihtimali (1/20)100 ya da 10'da 1'dir. Belli bir amino asit zincirinde peptid bağ elde etme ihtimali yaklaşık %50' dir. (Fonksiyonel bir proteini oluşturan amino asitler aralarında peptid bağ denilen bağ ile bağlanmalıdırlar.) İçindeki bütün bağların peptid olduğu 100 amino asitlik bir zincir elde etme ihtimali yaklaşık (1/2)100 yada 1030'da bir ihtimaldir. Bu da neredeyse sıfır denebilecek kadar az bir ihtimaldir.

Şimdi tüm bu olasılık hesaplarını gözönünde bulundurarak, bütün bağlarının peptid bağ olduğu, bütün amino asitlerinin sol-elli olduğu ve amino asitlerin belirli bir protein için özel bir sıralamaya göre dizildiği 100 amino asit uzunluğundaki bir zincirin şans eseri oluşma ihtimalinin ne olduğuna bakalım. Bu ihtimal yaklaşık 10190'da 1 olur. Böyle bir ihtimalin gerçekleşebilmesi için dünyanın yaşı kadar uzun bir süre verilse bile, pratik olarak bu proteinin oluşması ihtimali sıfırdır. Ayrıca matematiksel olarak 1050'de bir ihtimalin "sıfır" olduğunu da göz önünde bulundurursak, böyle bir durumun tesadüfen oluşması ihtimalinin kesinlikle imkansız olduğunu açıkça görebiliriz. Hatta 10190 sayısının yaklaşık 4 tane 1050 sayısı içerdiği düşünülürse bu imkansızlık daha da iyi anlaşılır. (1050.1050.1050.1040=10190).

Bu sonuçların ışığında dünyaca ünlü biyokimyacı Prof. Dr. Michael Behe, 100 amino asit uzunluğundaki bir proteinde uygun bir dizilim elde etme ihtimalinin, gözleri kapalı birinin 8.600.000 kilometrekare büyüklüğündeki Sahra çölündeki işaretlenmiş tek bir kum parçasını bulma ve bunu üç kez tekrarlama ihtimalinden bile çok daha az olduğunu ifade etmektedir (Mere Creation, Edited By William A. Dembski, Intervarsity Press, Illinois, 1998, s. 125-126) .

Science News isimli bilimsel derginin Ocak 1999 sayısında yayınlanan bir makalede de, amino asitlerin nasıl olup da proteinleri oluşturduğuna hala hiçbir açıklama getirilemediği şöyle belirtilmektedir:

“Hiç kimse şimdiye kadar nasıl olup da geniş çapta dağılmış yapı taşlarının proteinlere dönüştüğünü tatmin edici bir şekilde açıklayamamıştır. İlkel dünyanın varsayılan koşulları, amino asitleri yalıtılmış bir yalnızlığa doğru sürükleyecek şekildedir (62 Sarah Simpson, "Life's First Scalding Steps." Science News, 155(2):25, 9 Ocak 1999.) .”

Tek bir proteinin dahi tesadüfen oluşması imkansızlığın bu kadar ötesinde iken, canlıların yapılarında görev yapan binlerce çeşit proteinin tesadüfen oluşup, biraraya gelerek hücreleri oluşturduğunu iddia etmenin ne kadar mantık dışı olduğu ortadadır. Kaldı ki, hücre bünyesinde görev yapanlar sadece proteinler değildir. Hücre üstün bir şuurla yaratılmış olan proteinlerin ve diğer moleküllerin aynı şuur ile ve eşsiz bir planla organize edilmelerinden oluşur. Hücrenin planı içinde hiçbir molekül boş yere üretilmez, her birinin kendi özelliklerine uygun bir görevi vardır.

Evrimciler, hücrenin içindeki tek bir proteinin dahi tesadüfen nasıl oluştuğunu açıklayamazken, Woese’un öne sürdüğü gibi üç ayrı hücre tipinin ayrı ayrı tesadüfen oluştuğunu kesinlikle açıklayamazlar. Woese, her ne kadar yeni tezini ortaya atarken, “klasik darwinist düşünce ile hücrenin evriminin açıklanmasının imkansızlaştığını, yeni görüşler öne sürmek gerektiğini” belirtmiş olsa da, kendi açıklaması ile evrim teorisi kurtulmamış, bilakis evrim teorisinin en önemli çıkmazlarından biri bir kez daha gözler önüne getirilmiştir.

Woese'yi böylesine imkansız bir tez öne sürmeye iten nedene de dikkat etmek gerekir: Sözkonusu üç ayrı hücre tipi (yani arkebakteriler, öbakteriler ve ökaryotlar) birbirlerinden yapısal olarak çok farklıdırlar ve bu hücrelerin arasında bir "evrim basamağı" teşkil edecek bir ara form bulunmadığı gibi böyle bir ara formu teorik olarak tasarlamak bile mümkün gözükmemektedir. Dolayısıyla bunların ayrı ayrı ortaya çıktıkları tezi, herhangi bir kanıttan değil, bunların birbirlerinden evrimleşmelerinin imkansız olduğunun görülmesinden kaynaklanmaktadır. Bu açıdan da Woese'nin tezi evrim teorisi için yaşamın kökeni konusunda bir çıkış yolu değil, sadece büyük bir çıkmazın itirafıdır.

Global Isınma Evrimi Hızlandırıyor Mu Başlıklı Yazıdaki Yanılgılar

Bilim ve Teknik dergisinin Ağustos 2002 tarihli sayısında yeralan “Global Isınma Evrimi Hızlandırıyor mu?” başlıklı yazıda ise, çok daha vahim sayılabilecek bir iddia yer alıyor. Kansas Üniversitesi’nden bazı araştırmacılara göre, atmosferdeki CO2 oranı arttıkça, türlerin sayısı da artış gösteriyor. Fosil verileriyle, CO2 artış oranını karşılaştıran araştırmacılar, CO2 oranı ile yeni türlerin ortaya çıkışı arasında bir ilişki olduğunu görmüşler.

Bu iddia, evrimcilerin kısır döngü mantıklarının tipik bir örneğidir. Evrimciler, her koşulda evrim teorisinin doğru olduğunu kabul ettikleri için, tüm mantıklarını bunun üzerine kurarlar. Örneğin,

  1. günümüzde birçok canlı türü var
  2. evrim de gerçekleştiğine göre,
  3. demek ki bu türler birbirlerinden evrimleştiler benzeri mantıklar kurarlar. Ancak bu farklı türlerin birbirlerinden nasıl evrimleştikleri sorusuna verecekleri bir cevapları yoktur.

CO2 ile türlerin ortaya çıkışı konusunda da aynı durum söz konusudur.

  1. CO2 oranı arttığı dönemlerde yeryüzünde daha çok tür ortaya çıkıyor.
  2. evrim de gerçekleştiğine göre
  3. CO2 türlerin evrimleşmesini hızlandırıyor.

Ne var ki, bir önceki örnekte de olduğu gibi, evrimcilerin bu kez de, “CO2 nasıl olup da evrimi hızlandırıyor?” sorusuna verebilecekleri bir cevapları yok. Nitekim New Scientist dergisinde yer alan "Nature steps on the gas" başlıklı makalede konu hakkında şu yoruma yer veriliyor:

“Araştırmacılar, CO2 seviyesinin evrimi nasıl etkilediği konusunda emin değiller (Dan Eatherley, "Nature steps on gas", New Scientist, vol 174 sayi 2348 - 22 Haziran 2002,s. 13) .”

Evrimcilerin bu kısır döngü mantığı ile, her olayı birbiri ile ilişkili göstermek mümkündür. Örneğin, güneşli havalarda borsada satışların artış gösterdiğini öne sürebilirsiniz. Ancak biri size, güneş ile borsa arasında nasıl bir ilişki olduğunu sorduğunda, “bunu bilmiyoruz” diyebilirsiniz. Veya, elma tüketiminin çok olduğu bir şehirde, kitap okuma oranının da yüksek olduğunu tespit edebilirsiniz. Ve eğer evrimciler gibi bir mantık yapısına sahipseniz, hemen elma tüketimi ile kitap okuma alışkanlığı arasında bir ilişki olduğunu öne sürebilirsiniz. Ancak yine, evrimciler gibi “nasıl” sorusuna bir cevabınız olmaz.

Sonuç

Bilim alanındaki gelişmeler, evrim teorisinin 19. yüzyıla ait gerçekdışı bir inanç olduğunu açıkça ortaya çıkardı. Ne var ki evrimciler, bu gerçeği görmezden gelerek, evrim teorisini ayakta tutmak için hala büyük bir uğraş vermeye devam etmektedirler. Bilim ve Teknik dergisinde yeralan bu haberler de bunun bir örneği. Fransız Bilimler Akademisi eski başkanı ve “Evolution of Living Organisms” (Canlı Organizmaların Evrimi) isimli kitabın yazarı Pierre Paul Grassé, bir evrimci olmasına rağmen, evrim teorisini açık sözlülükle eleştirmesi ile tanınmaktadır. Grassé, evrimcilerin gözü kapalı taraftarlıkları hakkında şu yorumda bulunur:

“Bugün, bizim görevimiz, bizden daha önce baş gösteren ve basit, anlaşılır ve açıklanmış bir olgu olarak kabul edilen evrim mitolojisini yıkmaktır.
Hile (aldatma) bazen bilinçsiz olur, ama her zaman değil, çünkü bazı insanlar, tarafgirlikleri nedeniyle, amaçlı olarak gerçeği görmezden gelirler ve inançlarının yetersizliğini ve yanlışlığını kabul etmeyi reddederler (Pierre Paul Grassé, Evolution of Living Organisms, Academic Press, New York, 1977, s.8) .”

Bilim ve Teknik dergisine, daha önceleri birçok kez hatırlattığımız gibi, “tarafgirliği nedeniyle, amaçlı olarak gerçeği görmezden gelmemesini, inançlarının yetersizliğini ve yanlışlığını kabul etmesini” tavsiye ediyoruz.

Bu eser 1.882 kez incelendi.

Post To MySpace!
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
Balıklar Suda Nasıl Yaşar?
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3220 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2512 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 2063 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1737 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1494 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.