Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15960 tanesi Türkçe, toplam 19258 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
PKK İçin Silah Bırakmak Çatal Kaşık Bırakmak Gibi Birşey. Adamlar Zaten Komünist Eğitim Yaptıktan Sonra, Silahı Bıraktığı Yerden Geri Alması En Fazla 24 Saat Sürer
PKK İçin Silah Bırakmak Çatal Kaşık Bırakmak Gibi Birşey. Adamlar Zaten Komünist Eğitim Yaptıktan Sonra, Silahı Bıraktığı Yerden Geri Alması En Fazla 24 Saat Sürer - TÜRKÇE
ADNAN OKTAR: ... Ama şimdi tabii seyretmek konumu çok acıdır Türkiye’de. Mesela olay PKK şu an seyrediliyor Güneydoğu’da. Çıkıp karşısına gümbür gümbür karşı bilimsel faaliyet yapılabilecekken, elimizde rahat rahat imkan ve zaman varken, TRT’nin bütün radyoları elimizde, televizyonlar elimizde, basın elimizde. Muazzam karşı atak yapabiliriz, anlatabiliriz. Yapılmıyor. Önemli görülmüyor. Adamlar da gece gündüz komünist propaganda yapıyorlar. Yani silah bırakmak adamın çatal, kaşık bırakması gibi bir şey. Haydi bıraktığını düşünelim. Aldılar silahı, “bıraktık” dediler silahı. Kardeşim adamlar zaten eğitim veriyor. Geceli, gündüzlü, komünist eğitim yaptıktan sonra silahı bırakmak, bıraktığı yerden geri alması adamın en fazla 24 saat sürer. Yani silahı bıraktı, silahı geri aldı falan böyle bir konu olmaz. Der ki adam; “Tamam kardeşim ben silahı bıraktım”. “Aferin” dersin. Adam komünist gerillayı teknik olarak eğittiğine göre, öğrettiğine göre, değil mi? Mesela farz edelim, Nikaragua şurada burada falan komünistleri eğitiyorlar. Nasıl silah kullanılır, ne yapılır, nasıl bombalama yapılır falan. Ama silah vermiyorlar o anda. Silah gerektiğinde adam bir şileple getiriyor kenardan anında silahlandırıyor. 10 bin kişiyi silahlandırmak, bir gecede mümkün. Öyle bir sorun yok ki. Dünya silah deposu. Adam herhangi bir silah tüccarından istediği kadar, silah, bomba, mühimmatı alır getirir, dağıtır. Yani silah bırakmanın çözüm olduğunu düşünmek çok çok büyük hata olur. Beyninin dağıtılması gerekiyor. Allah diyor ayette, şeytandan Allah’a sığınırım; “Beyninin üstüne atarız. Beynini parçalar” diyor. Fikrinin değiştirilmesi gerekiyor. Yani komünist eğitim almış, her an adam öldürmeye hazır. Silah eğitimi de almış bir adam, silahı bıraksa ne olur? Her an silah bulabilir. O silah mı bulamayacak. Adam demir sopa bulur, onunla yine yapar yapacağını yani. Konu mu bu? Cephanelik basar yine bulur silahı. Gider satın alır. Öyle bir konu yok ki, öyle bir şey olmaz. Eğitimi durdurmanın da imkanı yok, komünist eğitim devam eder. Tek çözüm karşı anti-komünist eğitimdir. En büyük sorun buyken bunun üzerinde duran az insan oluyor. Şunu yapmayalım, bunu yapmayalım, adamlara ana dilde eğitim imkanı vermeyelim. Yani vermediğini farz edelim. Ana dilde eğitimini yasakladın. Veya kendi dili ne ise oradaki kardeşlerimizin. Adam zaten öğretiyor Kürtçe’yi, evde öğretiyor yani. Sen okulda öğretmesen, ne fark edecek yani? Zaten su gibi Kürtçe biliyor. Eğer amaç Türkçe öğrenmesi ve Kürtçe’yi unutmasıysa, isteniyorsa, adam özellikle Türkçe konuşmuyor. Bildiği halde konuşmuyor ve “konuşmayacağım” diyor. Bu inatlaşmayla bu iş hallolunmaz ki yani. Türkçe’yi konuşmuyor adam. Kürtçe’yi de ısrarla konuşuyor ve öğrenmese dahi zorla öğreniyor Kürtçe’yi. Yani, “Ben öğreneceğim, benim izzeti nefsime, gururuma ağır geliyor. Çünkü bana baskı yaptılar, ben de yapacağım bunu” diyor. Bu hiçbir şekilde çözüm değildir. Türkçe komünist eğitim alamayacak mı adam Türkçe’yi öğrense? Mühim olan adamın komünist olması. Vatansever, milliyetçi, Atatürkçü, dindar, mukaddesatçı olduktan sonra adam sırf Kürtçe bilse ve hiç yabancı dil bilmese ne olur? Bilmesin kardeşim, ne fark eder yani? Direk Kürtçe konuşsun, sorun değil ki vatanını sevdikten sonra. Yurtdışında da gidiyor adamlar, Amerikan aksanıyla konuşan tipler var ya böyle, “Siz ne diyorsunuz” falan diyor böyle.
OKTAR BABUNA: Üç ay kalıp öyle konuşmaya başlıyorlar böyle.
ADNAN OKTAR: “Siz ona ne diyorsunuz?” diyor. Biz şaşırıyor muyuz, rahatsız oluyor muyuz? Adam geliyor. Milliyetçi, Atatürkçü, dindar, mukaddesatçı, değil mi? Örfüne, ananesine her şeyine bağlı. Bir alıp, veremediği yok. Ama Türkçe bilmiyor. Bilmesin. Sorun kürtçe bilmemesi şu bu değil. Yerel yönetim de sorun değil kardeşim o zaman. Adam, ne yapıyorsa yapsın. Yani yerel yönetime. Üniter yapıyı, büyük Türkiye’yi savunuyorsa, Türk-İslam Birliği’ni savunuyorsa, vatanseverse, bütün milleti kucaklıyorsa, adam ne yaparsa yapsın başına adam dikmeye ne gerek var? Çek oradan polisi, askeri falan hiçbir şey olmaz. Eğittikten sonra, eğitmezsen herkesin başına istersen bir jandarma dik. Hiçbir şekilde baş edemezsin. Dilini engellemek, bir kere çok kızdırır adamı. Komünist adamı, inatlaşmaya girmişsin gibi bir şey olmuş oluyor. “Ben sana ana dilim dediğin şeyi, öğrettirmeyeceğim ben sana” diyor. O da diyor ki “Ben öğreneceğim. Sıkıyse öğretme, sıkıysa sen beni engelle o zaman” diyor. İnatlaşma da hırs gelir, daha da fazlasını yapar. Hırs daha da şevk meydana getirir, adamı delirtirsin yani. Asla ve asla yapmaz, böyle olmaz. Tek çözümü anti-komünist eğitimdir. Anti-Marksist eğitimdir...
Bu eser 102 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Adnan Oktar Anlatıyor ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;