Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15960 tanesi Türkçe, toplam 19258 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
ADNAN OKTAR: ... Fatma Özkul. “Merhaba Hocam, ben biraz yanlış mı anlıyorum acaba? Yoksa iyi mi dinlemiyorum. Namaz kılan, oruç tutan, Allah’a kalpten inanan, Peygamberimiz (s.a.v.)’ye inanan biri ve büyük günah işlemekten korkan biri Mehdi (a.s.) olduğunu bilmiyorsa kafir mi sayılır? Cehenneme mi gider? Kişinin nurlu olduğu nasıl anlaşılır? Bir kişi kapalı olsun, açık olsun yaptığı hareketler Allah’a uygun değilse nasıl o kişiye nurlu diyebiliriz?” Kardeşim bak, şöyle düşünün. Ben Bediüzzaman zamanında olsam, Said Nursi zamanında olsam, ben o insanı nasıl anlamam? Nasıl anlamazlıktan gelirim. Yer gök oynuyor. Nasıl anlamam ben onu? Anlamazlıktan geliyorsa vicdanında bir sorun vardır. Değil mi? Mesela Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri, ben gördüm mesela elinden, yüzünden nur akıyor. Çok şahane bir insan. Nasıl anlaşılmaz bu insan? Ben anlayamadım denir mi? Dürüstlüğünden, samimiyetinden, candanlığından, akılcılığından, iyi niyetinden, gayretinden, Allah’ın dinini yaymak için gösterdiği azimden, kararlılıktan anlaşılır, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, açıklamıştınız. Said Nursi’nin sözüyle, “kendisini kendisi dahi bilmez, ama imanın nuru ile tanınır” diye.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, imanın nuru demek vicdan demektir. Ben nasıl bir üçkağıtçıyı yüzünden anlıyorsam, nasıl iyi bir insanı yüzünden anlıyorsam; vicdanla, samimi kanaatle anlama kastediliyor burada. Şimdi Allah için canıyla, malıyla, bütün gücüyle gayret eden bir insanı ben anlayamaz mıyım? Yani yok, ben anlayamadım. İmanın nuru demek vicdan demektir. Vicdansızsa anlayamaz. Anlar, anlamazlıktan gelir. Bakın, sorun budur. Anladığı halde anlamazlıktan gelmek zulümdür. Anladığı halde anlamazlıktan gelmek. Yoksa hakikaten anlayamazsa sorumlu olmaz. Sorumluluk budur. Biz namazdan, Kuran’dan, her şeyden sorumluyuz ama bakın bir şeyden daha sorulacağız.
İnsanların bundan haberi yok. Vicdanımızdan sorulacağız, vicdanımızdan. Vicdandan sorulacağız. Mesela diyor ki adam; “sokakta bir adam var, ben buna yardım edeyim mi, etmeyeyim mi?” “Ya, bu benim yaptığım vicdansızlık ama yardım etmeyeceğim” diyor. Adam da hakikaten yardım edilmemesi gereken bir adam dahi olsa, vicdansız olduğuna inanırsa adam, vicdansızlık yaptığını bilerek yaparsa sorumlu olur. Mesela bir insan bir şeyi haram biliyor ama aslında helal. Bakın, haram biliyor ama helal. Onu haram olduğunu bilerek, kendi inancına göre haram olduğunu bilerek yaparsa ve vicdansızlık yaptığına inanırsa aynı haram işlemiş gibi günaha girer. Biz vicdanımızdan sorulacağız. Vicdan ne demektir, biliyor musun? Allah’ın bize, kalbimize ilham ettiği bilgi, vahiydir. Biz ahlaksızca bir hareketi de çok iyi biliriz, vicdanlı bir hareketi de çok iyi biliriz. Vicdansızlıktan insanların böyle sürünmesi, bir kısım insanların, acı çekmesinin nedeni, değil mi? Yani mesela münafık ahlaksız olduğunu biliyor, kahpe olduğunu bilir.
Bilmez olur mu? Fakat vicdanının sesini dinlemez. Yoksa mesela bir şeyde bir söz söyleyeceksin; “şimdi ben vicdanen, bu doğru değil, şimdi bunun ağrına gider bu söz” diyorsun, söylemiyorsun. “Güzel bir söz söyleyeyim de alınmasın” diyorsun. Bu vicdandır. Bile bile yaparsan bu vicdansızlıktır. Zannediyor ki insanlar sadece Kuran’dan, namazdan sorulacağız.
Vicdandan da sorulacaklar, hem de geniş çaplı sorulacaklar vicdandan. Vicdan Allah’ın bize vahyidir, ilhamıdır, Allah’ın sesidir, inşaAllah. Mesela her gün biz vicdanımızla muhatap oluruz. Mesela ben size iltifat ediyorum, vicdanımdan. Mesela sizi rahatlatacak bir üslup kullanıyorum, vicdanımdan. Mesela bir terslik, münasebetsizlik; sevecen davranıyorum, hissettirmiyorum o da vicdanımdandır. Mahcup edebilirim, etmiyorum değil mi? Nezaketli davranıyorum, mesela her cümleyi kullanmıyorum, seçerek vicdanımdan inşaAllah. Mesela en hayati konuları seçiyorum, o da vicdanımdan. Vicdan sürekli kullanılır. O zaman hikmet ortaya çıkar, vicdan kullanılırsa. Yoksa hikmet ortaya çıkmaz. Mesela ben şu an konuşuyorum. Konuştuğumda an an, saniye saniye vicdanımı kullanıyorum. Öyle ezberden konuşulmaz. Seçerek, her şeyi seçerek hareket ediyorum, inşaAllah. Mesela konuyu nerede durduracağım, ona da vicdanımla karar veriyorum. Nerede detaylandıracağım, ona da vicdanımla karar veriyorum. Vicdanımızdan biz sorumlu olacağız. Yani mesela ben şimdi muazzam bir faaliyet yapan bir insan görsem, Allah rızası için can siparane ve hakikaten de etkili, dünya çapında etkili ve hakikaten çok candan çalışıyor, gayret ediyor. Hakikaten helale harama titiz. Eleştiriye açık, hakikaten çile çekiyor Allah yolunda, gayret ediyor.
Mesela Bediüzzaman, kardeşim Bediüzzaman’ı anlamak. Bak şimdi ağır dil kullanmamak için kendimi zor tutuyorum. Nasıl anlaşılmaz Bediüzzaman? Anlamazdan gelenlerin hükmünü ben açıklarım ben orada da, söylemek istemiyorum şu an. Nasıl anlamazdın sen? 70 yaşında bir insan, 30 yıldan beri hapiste, geceli gündüzlü Allah’ın dinini yaymaya çalışıyor, kitaplarına bakın, nefis izahlar yapmış. Mübareğe ne diyorsun sen? Nurcu başı, Said-i Kürdi, yani ırkçı bir şey vermek için? Kürtler benim canım, onlar benim nurum, ışığım. Sen ne konuşuyorsun, sen? Selahaddin Eyyübi Kürt değil miydi? Başımın tacı değil mi? Ulemanın, evliyanın, büyük bölümü Kürt değil mi? Sizin öyle sahtekarca anti-Kürt politikanızla bizim Kürtlere tavır alacağımızı mı zannettiniz? Daha çok sevdik, daha çok. Daha çok bağlandık onlara, daha çok bağrımıza bastık, sahtekarlar. Böyle Türk-Kürt düşmanlığı meydana getirip aramızı açacaklarını zannettiler, tehlikeyi daha çok gördük. Belki daha dikkatimiz dağınık olacaktı belki. Belki o kadar önem vermeyecektik, şimdi daha çok önem veriyoruz, değil mi? İnadına daha çok severiz, daha çok bağlanırız inşaAllah ve oyuna gelmeyiz.
Dolayısıyla mesela Mevlana Halid veya İmam Rabbani faaliyet yaparken anlamamak mümkün mü? “Yok, ben anlayamadım. Ne bilek, falan” hesabını verecekler. Abdulkadir Geylani’yi bir insanın fark edememesi ne demek? Sen onun meclisine git, sohbetine git, kitaplarını oku da, ben farkedemiyorum ya, bir türlü farkedemiyorum. İblisi, şeytanı çok iyi fark ediyorsun. Nefsine ait, çıkarına ait şeyleri çok iyi fark ediyorsun, onu niye fark edemedin? İşine gelmediği için fark edemiyorsun...
Bu eser 380 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Adnan Oktar Anlatıyor ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;