Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15960 tanesi Türkçe, toplam 19258 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Bu olayın gerçekleşmesinin sebebi; İsrail’de eğer dindarlar hakim olmuş olsalar, benim burada görüştüğüm Sanhedrin üyeleri gibi dindar kişiler hakim olsa, hiçbir sorun çıkmaz. Olayın kökeninde şefkat, merhamet ve güven eksikliği var, başka bir şey yok. Olgunlukla yaklaşılırsa, merhametle yaklaşılırsa, şefkatle yaklaşılırsa her şey halledilir. Ama ben buradan gemileri taşırken söylemiştim. İsrail askerleri tabii ki onları karşılayacaklar, bu makul. Tedirgin olabilirler.
“Buyurun beyefendi, buyurun kardeşim, buyurun arkadaşım, istediğiniz gibi arama yapabilirsiniz serbestsiniz. Bütün kameraların önünde arama yapılabilir. Şimdi biz bunu Allah’ın izni ile Müslüman kardeşlerimize ulaştırmak istiyoruz. Buyurun, hep beraber dağıtalım” diyecekler. Buna rağmen bu tip bir olay olursa, o zaman çok büyük bir olay olur o. O zaman hiçbir açıklaması olmaz onun. O zaman İsrail’in dindarları da bizi destekler, dünya da destekler, herkes bizi destekler. Ama şu anki olay normal mi? Bu da çok anormal tabii ki. Çok çok anormal. Çünkü silah hiçbir şekilde kullanılmaması gerekiyordu. Silah kullanılmaz yani silahsız insana silah kullanılmaz. Bu bir kaidedir.
Türkiye’de de böyle mesela polise direnç gösteren kişiler oluyor. Sopayla saldırıyorlar, molotof kokteyliyle saldırıyorlar. Polis onlara kurşun sıkmıyor, kendini savunuyor. Stil budur. Kurşunla cevap verilmez. En fazla, en fazla olsa plastik mermidir. Polis onu bile kullanmıyor, o bile riskli. Burada bir hata yapılmıştır İsrail ne yapacak özür dileyecek. Bir hata oldu diyecek ve tekerrürüne karşı da tedbir alacak. Bu. Ama tabii olaya ilk baştan benim dediğim tarzda yaklaşılmış olsa en doğrusu olmuş olur. Çünkü İsrail’de genel olarak bir milli korku var. Yani bir tedirginlik var. Bizi yok edecekler, bizi ezecekler, bizi burada istemiyorlar gibi bir korku, tedirginlik var.
Gelenlerin baştan bu şefkati, bu bilgiyi önden göndermeleri gerekir. Yani keşke ben de o gemide olsaydım da onlara bir şeyler söyleseydim yani, inşaAllah. Çünkü mesela, ama sözümü dinleseydiler tabii. Ama sözüm dinlenmezse ben bir şey yapamam. Ama bakın baştan söyledim ben. Dedim ki; gemiler mutlaka aratılmalı. Tedirgin olmasınlar ve onlarla beraber birlikte bu dağıtılsın, bu. Buna uymadılar, benim gördüğüm. Ama karşı tarafın yaptığı da zulüm tabii yani bu olacak iş değil. Fakat bunu daha da geliştirmek doğru değil. İsrail özür dileyip bunu telafi edecek bazı adımlar atarsa konu dengelenir diye düşünüyorum.
OKTAR BABUNA (tercüme): Uluslararası hukuka göre, eğer bir abluka varsa bu ablukaya giren gemileri yakalama hakkı vardır. Bu konuda ne diyeceksiniz?
ADNAN OKTAR: Ben hukuki konuyu bilmiyorum ama bunun zaten çözümünü ben gösterdim. Yani bir gemi barışçıl tavırla yaklaştığını çok açık ifade edebilir. Önceden bu bildirilebilir, İsrail Hükümeti’ne bildirilir. “Bizim hiçbir şekilde zarar verme amacımız yok. Tamamen barışçıl amaçla geliyoruz. Herhangi bir direnç göstermeyeceğiz, herhangi bir olay çıkmayacak. Askerlerinizi saygıyla, sevgiyle karşılayacağız. Nerede karşılaşalım?” diyecekler. Mesela onlar bir liman söylemişler, o da olabilir. Mesela limana çekilir gemi, buyurun arkadaş dersin istediğinizi arayın. Yani önceden bunların ayarlanması lazım. Mesela İsrailli yetkililerle konuşulması lazım, biz bunu mutlaka getireceğiz bize bir yol gösterin denir. Ama sürpriz girişte, sürpriz olaylarla karşılaşılınca tabii o da yine en mutedil hareketi yapmak gerekir. Yani yine dediğim olsaydı, Allah-u alem pek bir şey olmazdı. Arama yaptırılsaydı ve dedikleri limandan da götürülüp dağıtılsa hiçbir şey olmaz. Biraz heyecanla yaklaşmışlar anladığım kadarıyla. Ama gösterilen tavır da çok şiddetli yani hiçbir ülke bunu yapmaz. Ne Almanya yapar, ne Danimarka, ne Norveç. Böyle cayır cayır silah sıkacaklar falan. Şimdi Norveç karasularına böyle bir filo girse, Norveç polisiyle karşılaşsa yahut Norveç askeri, mümkün mü böyle bir şey olsun? En fazla bir çatışma olur, kavga gürültü olur, tutuklanır adamlar falan. Yani bu kadar sert bir karşılık, bu kadar keskin bir karşılık hakikaten şok etti insanları. İsrail mutlaka özür dilemesi gerekir. Fakat başından bu tip şeyleri halletmek de çok kolaydır. Yani karşılıklı diyalogla, konuşmayla çok rahat halledilecek bir şey. Ben mesela sizi birisine misafir gidiyorum, derim önceden; ben geleceğim, amacım barışçıl. Değil mi? Yani iyilik için geliyorum derim. Önden detaylı bilgi verilmesi çok önemlidir. Mesela “bizi kimler karşılayacak?” “Nerede, kaçıncı kilometre de karşılaşacağız?” gibi konuşma oluyor. Hiç görüşme olmadan doğrudan gidilmesi yanlıştır. En ince detaylarına kadar, hatta Türkiye’nin Dışişleri var.
Dışişleri Bakanlığı’na müracaat edilir. Dışişleri Bakanlığı bunu çok rahat ayarlayabilir. Yahut yabancı bir ülkenin Dışişleri Bakanlığı’na müracaat edilir. Bizim güvenliğimizi sağlayın diye bir dilekçe verilebilir. Değil mi? Yani hükümete bilgi verilmesi lazım, hükümetten bu konuda yardım istenmesi lazım. O zaman hükümet de onlarla görüşür. “Böyle bir yardım filosu geliyor, bizim bilgimiz dahilinde, bizim garantimiz dahilinde” derler. “Arama da yapabilirsiniz, istiyorsanız.” Çünkü daha önce de söyledim, gümrüğe mal giriyor, arama yapıyoruz biz. Yani bunda şaşıracak bir şey yok. Onların istediği bir yerden de giriş çok rahat yapılabilir. Neyse artık, bu kader tabii, bu oldu. Ama bakın bütün bu tedbirlere rağmen buna benzer olaylar yine olacak yalnız söyleyeyim. Yani tedbir takdiri değiştirmez. Yine olacak, yine olacak, yine olacak. Ta ki Mehdi (a.s.) zuhur edinceye kadar. Ta ki Hz. İsa (a.s.) ortaya çıkıncaya kadar. Yani ben bunu aylar öncesinden söyledim, çok büyük olaylar olacak dedim önümüzdeki günlerde dedim. Söyledim mi, söylemedim mi? Herkes duydu. Yani bantlar ortada, video bantları görebilirsiniz. Bunların olacağını söyledim, bu tip olayların ve yine olacak diyorum. Yani hiçbir şekilde ikinci bir ihtimal yoktur. Yani Mehdi (a.s.) zuhur etmedikten sonra bu olaylar durmaz. Hz. İsa (a.s)’nın nuzül etmedikten sonra bu olaylar durmaz. Yani Hz. İsa (a.s) ortaya çıkmadıktan sonra. Biz durdururuz diyen varsa, gayret edecektir tabii. Ama buna rağmen devam edecektir.
OKTAR BABUNA (tercüme): Geçmişte de böyle yardım götüren gemilerde silah bulunduğu oldu. Bu yüzden acaba sizce İsrail’in bu davranışı, bu geçmişteki olan tecrübelerden dolayı da normal karşılanabilir mi?
ADNAN OKTAR: Bunu ben defalarca söyledim, bu son derece makul. Yani Türkiye’de de biz de olsa biz de silah araması yaparız yani bunda garip olan bir şey yok. Sadece kullanılan şiddetin dozu orantılı değil. Yani anormal. Ama onlar da silah kullansaydı, o zaman kimsenin söyleyeceği bir söz olmayabilirdi. Yani silahlı bir çatışma olsaydı. Ama silah kullanmayan insana karşı silah kullanılmaz. Bu genel bir kaidedir. Silah kullanılmaz. Arama yapma hakkı vardır yani ona saygılıyız. Ben zaten aramayı yapsınlar diyorum. Yani herkesin bilgisi dahilinde arama yapılsın diyorum ve istedikleri limana da gemiler çekilsin ve birlikte zaten götürüp dağıtsınlar diyorum. Yani bütün aşamalarını birlikte hareket etsinler diyorum. Fakat şiddetin açıklaması yok. Yani bunun mutlaka özür dilenmesi gereken bir olay olduğu açık.
OKTAR BABUNA (tercüme): Dün gece İsrailli birisiyle bir görüşmemiz oldu. O da dedi ki; “burada en iyi çözüm; uluslararası memnuniyetle Hamas ile İsraillilerin oturup bu konuda bir anlaşma olması.” Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Ben her zaman barıştan yanayım, kardeşlikten yanayım. Dostluktan yanayım. Her şeyin konuşularak sevgiyle halledilmesinden yanayım.
OKTAR BABUNA (tercüme): Başbakan’ın ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün açıklamaları sert oldu İsrail’e karşı. Burada sizin tavrınız nasıl oldu? İki ülke arasında anlaşmayı sağlamak için sizin tavrınız, yaklaşımınız nasıl bu konuda?
ADNAN OKTAR: Ben Musevi halkı seviyorum. Yani dindar insanları seviyorum. Ben onların şiddete karşı şiddetli reaksiyon gösterdiklerini, böyle şeylerden nefret ettiklerini biliyorum. Çünkü bu Tevrat’ın hükmüdür. Tevrat’ta sevgiden, şefkatten, merhametten bahsedilir. Dolayısıyla dindar Musevilerin bu tip bir şiddeti tasdik etmeleri mümkün değil. Dolayısıyla ben onların da zor durumda olduklarını düşünüyorum. Kral Mesih, Tevrat’ta geçen Kral Mesih yani Mehdi (a.s.) zuhur ettiğinde; onlar da son derece huzur içinde olacaklar, rahatlık içinde olacaklar. Hz. İsa Mesih (a.s.) indiğinde de bütün Hıristiyan alemi barışın, kardeşliğin, sevginin içerisine girecek ve İslam ahlakı bütün dünyaya hakim olmuş olacak. Bu mutluluk çağı öncesinde bu doğum sancılarının olacağını Peygamberimiz (s.a.v.) söylemiştir. Tedbir alınsa da, ne yapılırsa yapılsın, bu olaylar olacaktır. Ama on yıl sonra, kısa bir dönem sonra da dünya Altınçağ’ın içerisine giriyor. Aslında 2012’den itibaren başlıyor ve süratle bu tırmanacaktır. Herkes de görecek. Söylediğim sözlerin teker teker çıktığını görüyorsunuz.
Bu eser 453 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Adnan Oktar Anlatıyor ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;