Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15960 tanesi Türkçe, toplam 19258 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
ALTUĞ BERKER: İsviçre de sizinle ilgili haber çıkmış onu göstereyim Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, İsviçre de benimle ilgili haber çıkmadığı gün var mı ki? Biz alıştık.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah. Böyle resminizi de gazetede büyükçe kullanarak Fransızca olarak bir haber var. “Neden Cenevre Sözü Yaratılışçı Müslüman Bir Türk’e Bırakıyor” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR: EvvelAllah, evvelAllah. Kime bırakacaklar? Tabii bize bırakacaklar.
ALTUĞ BERKER: Arzu ederseniz haberi okuyabilirim.
“Neden Cenevre Sözü Yaratılışçı Bir Müslüman Türk’e Bırakıyor” Tribune de Genève, Dün çıkan bir haber. “Müslüman yaratılışçı, esas olarak, kendine göre, bütün kötülüklerin kaynağı olan Darwin’i ve Evrim Teorisi’ni hedef almış durumda. Ona göre barış ve huzur ancak kitlelerin İslam’a girmesi ile gerçekleşecek.”
ADNAN OKTAR: Doğru.
ALTUĞ BERKER: “Bunu yapmak için Harun Yahya İsviçre de bu akşam, Cenevre’de Cenevre Uluslararası Konferans Merkezinde geçen bir tanıtım turnesi düzenledi. Müslüman dünyasını en etkili anti-evrimci hareketinin görüntülerini sansürlemek gerekir miydi?”
ADNAN OKTAR: Sıkıysa bir sansürleyin bakalım. Var mı öyle bize yani.
ALTUĞ BERKER: Ara başlıkla, “sol endişeli” diye ara başlık atmışlar.
ADNAN OKTAR: “Sol endişeli.” Endişeli değil, komaya girmiş durumda.
ALTUĞ BERKER: “Bu Türk’ün kendi görüşlerini diğer insanlara anlatması, sol kesimi endişelendiriyor.”
ALTUĞ BERKER: “Aşırı solun farklı kesimlerini bir araya getiren hareket, bu akşam” Çarşamba akşamı Cenevre’de verilen konferansı kastediyor, “Cenevre Uluslararası Konferans Merkezi’nin önünde ilerici bir toplanma organize ediyor.”
ADNAN OKTAR: Komünistleri kastediyor.
ALTUĞ BERKER: Komünistler toplanacakmış.
ADNAN OKTAR: Toplansınlar iyidir.
ALTUĞ BERKER: “Sol, Harun Yahya’yı daha geniş bir harekete, büyük tek Tanrılı dinlerin tutuculuğunun geri dönüşüne dahil ediyor. Cenevre Komünist Parti Başkanı Laurent Tettamanti bu hareketle laikliğe ve toplumumuzun değerlerine karşı bir saldırı olacağı tahmininde bulunuyor. Harun Yahya hareketini tehlikeli olarak gören bu militan, Amerika Birleşik Devletleri’nde aynı tezleri savunan Evanjelist grupların çok güçlü bir şekilde geliştiklerini belirtiyor.”
ADNAN OKTAR: Berker Hocam, ben şerh ederek okuyayım en iyisi, şimdi anlaşılmaz. “Sol” yani tabii burada kastettiğimiz sol bizim anladığımız sol değil yani komünistler, “Harun Yahya’yı” yani her türlü terör grubu dahil içinde, “Harun Yahya’yı daha geniş bir harekete büyük tek Tanrılı dinlerin, tutuculuğun geri dönüşüne davet ediyor.” Bakın büyük tek Tanrılı dinlerin değil, İslam’ın. “Dönüşüne” diyor, gitmedi ki dönsün. İslam değil mi? Sadece onların gözleri görmüyordu. Gözlerini görür hale getireceğiz inşaAllah. Gözleri kapalıydı gözlerindeki perdeyi açıyoruz biz. “Daha geniş bir harekete” tabii ki dünya çapında bir hareket. Büyük bir hareket, doğru, teşhis doğru. “Büyük tek Tanrılı dinlerin” diyor, dinler değil, İslam. Bir tane din var. “Tutuculuğunun,” nerenin tutuculuğu? Siz tutucusunuz. Bilim sizi darmakeşan ediyor. Biz ilerici, aydın düşünceyi, bilimi savunan tarafız. Siz bilimden korkan, taassupla hareket eden, ta Eski Mısır’ın tutuculuğu devam ettiren, Eski Sümer putperest dininin devamını savunan bir düşüncesiniz. Eski Sümerler Darwinizmi savunmuyor muydu? Savunuyordu. Siz neyi savunuyorsunuz? Aynısını. Bu tutuculuğun alası bu değil mi işte? Asıl tutuculuk bu. Nerenin tutucusu? Biz tutulanlara bırakıyoruz. Biz de tutuculuk yok. Onlar tutulmuş, onlardaki tutulmayı çözmeye çalışıyoruz biz. İnşaAllah. Tek Tanrı doğru, tek İlah var. “Büyük” diyor. İslam büyüktür zaten, bu doğru. Tek Tanrılı, tek ilahlı bu da doğru. Dinlerin değil, dinin İslam’ın. Tutuculuğu onlara anlattık. Yani tutuculuğu onlar en azgın şekliyle yapıyorlar. Çünkü Eski Yunan’ın, Eski Mısır’ın, Eski Sümerler’in pagan dinidir, putperest dinidir, Darwinizm. Buna sıkı sıkıya sarılmıyorlar mı bunlar? Ve bunların dedeleri de devam ettirmedi mi mesela kimdi geçenlerde o, efendim, ağaç yaprağından insan oldu, işte hurmadan göz çıktı, kulak çıktı diyen?
ALTUĞ BERKER: İbn-i Miskeveyh mi Hocam?
ADNAN OKTAR: İbni-i Miskeveyh. O da aynı yolun yolcusu, değil mi? Bak tutucu takım bunlar işte. Biz bunları kazıyoruz. Böyle, değil mi? İnşaAllah. Şerh önemlidir Berker Hocam. “Geri dönüşüne,” geri dönüş yok dedik. Yani var olanı yeniden döndürüyoruz. Din bir yere gitmedi ki geri gelsin. “Cenevre Komünist Parti Başkanı.” Adını koymuşsun, sol, mol ne alaka yani, Komünist parti. Doğru. Neyse bu şahıs “Bu hareketle” diyor “laikliğe ve toplumumuzun değerlerine karşı bir saldırı olacağı tahmininde bulunuyor.” Kardeşim laikliği asıl biz savunuyoruz. Siz laikliği yok ediyorsunuz. Çünkü laiklik de dinsiz ve dindara hürriyet verilir. Siz ne yapıyorsunuz? Dindarın hürriyetini elinden alıyorsunuz, dinsize hürriyet veriyorsunuz. Bu laiklik değil.
Despotluktur bu. Bu baskıdır. Değil mi? Kuran gerçek laikliği savunur. Biz gerçek laikliği savunuruz. Gerçek laik biziz. “Toplumumuzun değerlerine karşı,” insaf, insaf, insaf. “Toplumun değerlerine.” Aileye karşı olan siz değil misiniz? Ahlaka karşı olan siz değil misiniz? Din de bunları içine alan müesseseler olduğunu biliyorsunuz, değil mi? Dinin yıkılmasını niçin istiyorsunuz siz? Çünkü devletin yıkılmasını istiyorsunuz. Devlet kalksın diyorsunuz. Aile kalksın diyorsunuz. Ahlak kalksın diyorsunuz, değil mi? Alt yapı, üst yapı, bilmem ne falan, inşaat gibi oturup bunları anlatıyorsunuz bize, değil mi? Şunlar alt yapı kurumudur, bunlar üst yapı kurumudur. Değil mi? Karl Marx’ın, o sakallının orada anlattığı olaylardan. Toplumun değerlerine komünistler karşıdır kardeşim. Aileye karşıdır. Devlete karşıdır. Ahlaka karşıdır. Dine karşıdır. Örf ve geleneklere karşıdır. Yani güzel olan her şeye karşıdır. Sanata karşıdır ve bilime karşıdır. Bilime niye karşı olması gerekiyor? Çünkü bilim geldiğinde Darwinizm, materyalizm gider. Mecburen karşı olacaktır. Ne yapması gerekir? Kitapları yakması gerekir. Yırtması gerekir ve engellemesi gerekir. Bunların ağa babaları Hitler de bunu yapmıştı. Al birini vur ötekine. Bunlar aynı kafanın adamları. “Değerlere karşı bir saldırı olacağı tahmininde bulunuyor.” Biz saldırıyı şeytana yapıyoruz kardeşim. Biz güzel insanlara güzel ahlaklı insanlara sevgi sunuyoruz, kardeşlik sunuyoruz. Muhabbet sunuyoruz, özgürlük sunuyoruz, iyilik ve güzellik sunuyoruz. “Harun Yahya hareketini tehlikeli olarak gören bu militan” bizi tehlikeli gören çok adam oldu. Saadettin Tantan tehlikeli gördü, iddia edilen Ergenekon Örgütü tehlikeli gördü ve Cenevre Komünist Parti Başkanı tehlikeli görüyor. Gören görene. Tehlikeliyim ben. Allah’sızlara, kitapsızlara, dinsizlere, Türk milliyetçiğine düşmanlarına, Atatürk düşmanlarına, sevginin, barışın, kardeşliğin düşmanlarına karşı en büyük tehlikeyim söyleyeyim. Çok büyük bir tehlikeyim. İnşaAllah yani bu doğru. Yani Türkiye çapında tabii. Mehdi (a.s.) talebesi olarak. “Harun Yahya hareketini tehlikeli olarak gören bu militan.” Bak güzel konuşmuşsun. Militan tabii ki. Yani onlara militan diyor, güzel. “Amerika Birleşik Devletleri’nde aynı tezleri savunan,” ayıp, ayıp, ayıp, nerede aynı tezi savunuyor? Evanjelikler teslis inancını savunuyor, bir. Dünyanın ömrü diyorlar. Fosillerin gelişmesi, bütün kainatın patlaması, her şey ama, bu Big Bang falan. 6000 yıldır diyorlar. 6000 yıl. Kardeşim bunu dedin mi bittin sen ve bak şimdi yalanlarına geleceğiz arkadaşlarımızın. “Amerika Birleşik Devletleri’nde aynı tezleri savunan evanjelist grupların çok güçlü bir şekilde geliştikleri belirtiliyor.” Atma, atma, atma, bırak şimdi. Evanjelistler akıl almaz faaliyetler yapıyor. Muazzam faaliyet yapıyor. Cenevre Komünist Parti Başkanı’nın böyle afedersin, kulağı, tüyü hiç kıpırdadı mı şu ana kadar? Hiç etkilenmedi. Niye? Çünkü %100 mağlup olacaklarını biliyor. Acayip rahatlar. Acayip rahatlar. Ne ortaya olay, işte birçok faaliyetler var, işte evanjelistler de var, Adnan Hocamız da var, varoğlu var işte. Arada çıkıyorlar böyle demeğe getiriyor. Tir tir titriyorsun sen. Haftalardan beri İsviçre bir havaya kalkıyor, bir yere vuruyor. Bir havaya kalkıyor, bir yere vuruyor. Bu korku niye?
ALTUĞ BERKER: Çağırmışlar hepsini toplanın diye.
ADNAN OKTAR: Evanjelistler, kardeşim, her yerde kiliselerinde faaliyet yapıyorlar. Milyarlarca lira para veriyorlar. Bizim anlattığımız konuları da kendilerince, kendi inançlarına göre anlatıyorlar. Ama mağlup oluyorlar. Çünkü bilimsel yaklaşmıyorlar. Kuran’a uygun yaklaşmıyorlar. Yanlış giriyorlar, yanlış anlatıyorlar. Teslis inancıyla giriyorlar, “6000 yıldır” diyorlar, Big Bang’ten itibaren. Bitti kardeşim. Sen havadan da gitsen yine etkili olmazsın. Onun için en büyük tehlike olarak bizi görüyorlar.
MaşaAllah. “Ona göre solun bir bölümü Harun Yahya Müslüman olduğu için susuyor.” Kardeşim tırsmanın sebebi Müslüman olmamız değil. Bizi yani ellerinden gelse paramparça edecekler. Ama ben üzerime gelindikçe benzin gibiyim, ateş gibiyim, daha fazla yanıyorum ve daha fazla parçalıyorum. Adam üzerimize gelemez. Geldikçe gücümüz artıyor. Bak İsviçre ayaklandı, yerle bir ettim. Böyle daha zevkli oluyor yani. Değil mi? Müslüman olduğumuz için susmuyor, bilgimizden dolayı susuyor. Eziciliğimizden dolayı. Bilimsel açıklamalı ve her şeyi ispatlı konuşmamdan ve bir bildiğimin olduğunu bildikleri için. Çünkü benim gözlerime bakan hemen anlar bir şeyler bildiğimi. Yani durduk yere konuşmadığımı anlıyorlar. Üslup, hareket, tavır. Değil mi? Bu Allah’ın delisi tavrı normal değildir. Bir şey bilmese bir adam bu hale gelmez. Değil mi? Adı gibi emin olmasa bu hale gelmez. “Sol İslam düşmanlığı yapmaktan korkuyor.” Daha ne yapacaksınız? Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e olmadık hakaret yapıyorsunuz. Bütün üniversitelerinizde, orada, burada, “Allah yok, din yok, işte biz tesadüfle olduk, Darwinizmle olduk” diyorsunuz. Trilyonlarca, katrilyonlarca dolar para harcıyorsunuz. Yüz binlerce üniversite sizin hizmetinizde değil mi bu konular için? Yüz binlerce, binlerce profesör dini, İslam’ı ortadan kaldırmak için faaliyet yapmıyor mu? Irak’ta, Afganistan’da, Çeçenistan’da zibil gibi, su gibi akan Müslüman kanı değil mi? Müslümanları böyle perişan eden kim? Müslümanları olduğu için susan musan yok. Biz ağzınızı burduk da onun için susuyorsunuz. Değil mi? Ağzınızı parçaladık. “Sol İslam düşmanlığı yapmaktan korkuyor.” Yapıyorsunuz, biz de gereğini yapacağız inşaAllah. “Ama bu tabuyu yıkmak lazım.” Sıkıysa yık. Niye kaçıyorsun o zaman? Yıkacak adam karşıma gelir değil mi? Gel, delikanlıca karşıma çık. Ağababan kaçıyor, Dawkins. Fellik, fellik. Adam daha adımı duyunca araziye geçiyor. Bizim çocuklar gittiler, Hıristiyanların kalesinde, değil mi? İtalya’ya gittiler. Bütün papazlar, rahipler toplanmış, Darwinistleri de çağırmışlar. “Bizi kurtarın, Darwinizm elden gidiyor” diye. Kardinaller, Papa hazretleri dahil. “Şu Darwinizm elimizden gitmesin, Darwin elimizden giderse biz ne yaparız” gibisinden, kurtarmak için kendilerince adamları çağırdılar. Ben de oraya ne yaptım? Oktar’ı gönderdim. Git şunları bir kurcala. Daha “selamün aleyküm” dedi. “Ben Adnan Hoca” derken adamlar bembeyaz, kül gibi. Çünkü, niye? Olay anlaşılıyor. Adam direkt kaçtı. Bakın, bembeyaz oldu, kürsüden kaçtı. Çünkü beş dakika sonra rezil, kepaze olacak demektir. Nitekim az bir konuşma yaptı, buz gibi bir hava esti. Konu bitti. Ciğerlerine oturdu. Bizim oraya gideceğimizi tahmin etmiyorlardı. Hocayı nasıl olsa sağlama bağladık. Türkiye’den çıkamaz. Benim çünkü yurtdışına çıkış yasağım var. Beni tuttuklarını tahmin ediyorlar. Beni devletin mahkemesi tutuyor, helal olsun. Allah razı olsun. Bir bildikleri vardır. Belki gitsek başımıza bir iş gelecekti. Allah öyle vesile ediyor. Belki orada şehit edeceklerdi, bir şey olacaktı. Bir bahane, iftira atıp belki hapse sokarlardı orada. Belki devletimiz bunu hesap etti, düşündü. Allah mahkemeyi de vesile etti. Bir hayır, hikmet vardır. Allah bizi yurtdışına göndermiyor ama hayatta da çıkmadım yurtdışına yani.
ALTUĞ BERKER: Burada ihtiyaçları var, siz daha iyi bilirsiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Ben İstanbul’u bırakır mıyım? Götürseler yine gelirim. Evet.
“Ama bu tabuyu yıkmak lazım.” Yedi sülalen gelse yıkamaz. EvvelAllah. Beşer beşer gelin. Niye gelmiyorsunuz o zaman? Biz geliyoruz kaçıyorsunuz? Sizi davet ediyoruz, gelmiyorsunuz. Ondan sonra yıkmak lazımdan bahsediyor.
“Yaratılışçıların arkasında şu proje var; partilerin ortadan kalkması. Müsaade et de tabii ki biz Türk-İslam Birliği’ni oluşturduğumuzda senin komünist partine ihtiyaç kalmayacak ama biz kaldırmayacağız, sen kendin kaldıracaksın. Partinin tabelasını gidip sökeceksin, çıkaracaksın. Çünkü ihtiyaç kalmayacak. “Ve sınırsız iktidara sahip bir din.” Hay maşaAllah, hay maşaAllah. Sınırsız iktidar nedir biliyor musun? Mehdi (a.s.)’nin dünya hakimiyetinden bahsediyorlar. Hz. İsa (a.s.) ile birlikte. Bakın, “sınırsız iktidar.” Değil mi? Her yerde sınırlı iktidarlar var. Değil mi? Sınırsız iktidar Mehdi (a.s.)’nin dünya hakimiyetidir. Hz. İsa (a.s.)’nın o mübarek yardımlarıyla, vezirliğiyle bu mübarek iktidar oluşacak inşaAllah. Manevi iktidar. Teşekkür ediyorum. Ama şerh olmadan olmuyor bak.
Bu eser 314 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Adnan Oktar Anlatıyor ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;