Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15960 tanesi Türkçe, toplam 19258 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Kahramanmaraş Aksu TV ve Kaçkar TV'deki Canlı Röportajı (30 Eylül 2010)
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (279)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (14)
Dergiler (265)
Belgeseller (323)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (12)
Web Siteleri (432)
Makaleler (9611)
Posterler (17)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Adnan Oktar Anlatıyor (3966)
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Duyurular (1)
Harun Yahya Etkileri
Ne Demişti Ne Oldu
Yeni Bilgiler (486)
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
online-arama.com
online-arama.com
ilmiarastirma.net
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Kahramanmaraş Aksu TV ve Kaçkar TV'deki Canlı Röportajı (30 Eylül 2010)
Eylül 2010


Sitenize Ekleyin :

Hepsini Seç
SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam www.harunyahya.tv, Mavi Karadeniz Radyo, Aksu Tv, Kaçkar Tv, Adana Ceyhan CRT Tv ve Radyo, Çorum Kanal 19, Uşak Egem Tv, Mardin Kanal 47, Sivas Sipaş Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Bingöl Fm 102.0, Nevşehir Keyif Fm 92.7, Ordu Enerji Radyo 90.0, Haberhilal.com, Haberaktüel.com, Selamhaber.com ve Sekizsutun.com’dan canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza hoşgeldiniz. Konuklarım Sayın Adnan Oktar, Sayın Dr. Oktar Babuna, Berna Hanım, hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Oktar Hocam, zat-ı âliniz neler anlatacak bize?

OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Günlük haberler vardı. Abdullah Öcalan’ın bir açıklaması olmuş. “İşler bana düğümlendi” diyor. “Öcalan: “Gördüğünüz gibi işler bana düğümlendi. Ben 99’da durumuma ‘çarmıhtaki adam’ demiştim. Buna rağmen büyük bir çaba içerisindeyim. Başbakan ne yapmaya çalışıyor?” dedi.” Son paragrafta da şöyle bir şey demiş Hocam; "Mahalleye Eğitim Birimi: Kürtler Diyarbakır’ı ilmek ilmek örmelidirler. Gerçek bir kale haline getirmelidirler. Mesela ana dilde eğitimi devlet kabul etmiyor, o zaman ne yapılabilir? Kürtler de her mahallede Kürtçe eğitim birimlerini oluştururlar. Bunu yaparlarsa sonra yasal boyut da gelir. Tehlike, örgütlü olmayan Kürtler’i de kapsıyor, biz olmazsak devlet onları da ezer geçer, tehlike bütün Kürtler içindir. Ben tehlike büyüktür derken, paniğe de kapılmamak gerekir aksine daha da cesur olunmalıdır” demiş Hocam.

ADNAN OKTAR: Yani “eğitiyoruz” diyor değil mi? Mahalle mahalle.

OKTAR BABUNA: Evet Hocam, tam dediğiniz gibi inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Buna karşı, devletin de, mahalle mahalle karşı eğitim vermesi gerekiyor. Eğer susulursa tek yanlı çalışma olur. Biz bunu söyledik, adam da açıkça söylüyor. Bak net, aylardan beri anlattığımız konuyu adam özetlemiş. Ne diyor açıkça: “İlmek ilmek örmelidir” diyor. İlmek ilmek... Darwinist, materyalist, ateist olarak gençleri eğitiyorlar. Marksist, Leninist, terörist olarak. Kürtçe işin hikâye kısmı, aldıkları kaynaklar zaten İngilizce kaynaklar, Türkçe kaynaklar. Kürtçe Marksist bir eser bulamazsın ki, çok nadir. Leninist düşünceyi anlatan eserler hep İngilizce, yabancı. Adamlar İngilizce’yi de gayet iyi biliyorlar. Kürtçe’den kastı bölme amacıyla. Bir insan ana vatanında kendi dilini çok iyi biliyorsa bu çok büyük bir nimettir, az biliyorsa da tam öğrenir. Her yere gittiğinde kullanacağın bir dil. Devlet dairesinde kullanacaksın, gelirsin İzmir’e, gelirsin Antalya’ya, koskoca vatan senin yanında, değil mi, senin emrinde, ne güzel! Bütün Türkiye bütün Türkler’in, hepimizin, ama buradaki üslupta bir fitne olduğu, oyun olduğu çok açık, aşikar. Evet, Oktar Hocam şu haberi bana sakın okuma tamam mı? Yani ben bu adamla uğraşmak istemiyorum. Çünkü sürpriz yapar okursun, biz de mecburen konuya gireriz, aman ha! Toparlamaya çalışıyoruz son günlerde biliyorsun. Aman ha üstüne hiç gitmeyelim. Evet başka ne var?

OKTAR BABUNA: Bu, Hocam söylediğiniz konuyla ilgili, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, dün de bugün de anlattınız. Bölücü terörün eğitimle yayıldığına, komünist, faşist ideolojilerde eğitimin önemli bir yeri olduğuna dikkat çekmiştiniz Hocam. “Adamlar sürekli eğitim yapıyorlar” demiştiniz. Ho Chi Minh’in gerilla mücadelesini nasıl verdiği şöyle anlatılıyor Hocam; “bu mücadele tamamen eğitime dayanıyor.” Ho Chi Minh Vietnam’ın komünist lideri. “Parti ve cephe kadrolarının iyi bir örgütleyici olabilmeleri için, tek tek, propaganda, eğitim ve ayaklanma üzerine programlar hazırladı. Halkın da anlayabileceği kolay bir dil kullandı. Bunu günlük gazetelerde yaygınlaştırdı, her köye, her kasabaya ulaşmasını sağladı. Genel bir propaganda ve örgütlenme meydana gelmesi ve gerilla taktiklerinin yaygınlaşması bu sayede mümkün olmuştur. Bunun dışında kaleme aldığı gerilla taktikleri, “Rusya’daki gerilla savaşının deneyleri”, “Çin’deki gerilla savaşının deneyleri” gibi broşürler, bütün kendini koruma birlikleri, ulusal kurtuluş birlikleri tarafından okunmuştur. Ho Chi Minh de gerilla taktiklerinin önemini anlatırken, asıl olarak insanları komünist eğitime tabi tutmanın önemini şöyle söylüyor; “yerel silahlı ünitelere gelince bunların kadrolarını eğitmek üzere toplayacağız. Çeşitli bölgelere görgü ve bilgi alış-verişinde bulunmak üzere eğitilmiş kadrolar göndereceğiz. İlişkiyi muhafaza edeceğiz ve askeri eylemlerle iş birliği yapacağız.” Tam dediğiniz gibi Hocam. Askeriden ziyade, komünist eğitimin üzerinde duruyor ve “o şekilde eğiterek zaten askeri hareket gelir” diyor.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bak adam ne kadar açık söylüyor bak. Kürtler Diyarbakır’ı, tabii bütün illeri kastediyor Güneydoğu’daki. “Adeta ilmek ilmek örmelidirler” diyor. İlmek ilmek nedir? “Çok kapsamlı bir eğitim gerekiyor” diyor. Ve zaten bunu yapıyor adamlar, yıllardan beri yapıyorlar. Biz de karşılık olarak ilmek ilmek vatandaşlarımızı kurtarmakla mükellefiz. İlmi çalışma yapmak durumundayız. Bilimsel çalışma yapmak durumundayız. Bu yapılmazsa adamlar ilmek ilmek çorabı örüp oradaki insanlara giydirmek istiyorlar.

OKTAR BABUNA: Che Guevara’nın sözleri var Hocam, onu da okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

OKTAR BABUNA: O da, Che Guevara da komünist-terörist. Che Guevara da; “komünist mücadelede eğitimin ne kadar önemli olduğunu, bazı cahil insanların sürekli eğitilerek, propaganda yapılarak komünist gerilla içine çekildiğini” söylüyor. Şöyle diyor; “bir asker” gerilla kastediliyor burada; “ona biraz silahların kullanılmasını öğretecek, bazı siyasi yöneliş kavramlarını kazandıracak, sivil halka karşı nasıl davranacağını, nasıl savaşacağını vs. gösterecek bir grup arkadaşı tarafından eğitilebilir. Er eğitim okulları asla politik eğitimi savsaklamamalıdırlar” diyor. “Ayrıca öğretmenlerin, birlikte okutacakları metinleri seçtikleri ve eğitim konusunda karşılıklı katkılarını koordine edecek kendi ihtisas okulları olmalıdır” diyor.

ADNAN OKTAR: Akademi.

OKTAR BABUNA: Evet.

ADNAN OKTAR: Onlar da işte, dökülen akademileri var, değil mi? Akademiliğini yazmışlar dağlara taşlara, eğitim veriyorlar kendi kafalarınca. Ve bu eğitimin sonucunda bu adamlar oluştu. Bak kimse de buna cevap vermiyor. “Böyle bir şey yoktur” desinler, “böyle bir eğitim yoktur” desinler konu bitsin, anlayayım yani. Desinler ki; “bu adamlar komünist eğitim yapmıyor, diyalektik felsefeyi öğretmiyorlar, Marksist, Leninist, Darwinist, Güneydoğu’da yoğun bir propaganda yok. Dağda bu yönde bir eğitim yok” desinler. “Kendilerince bu konuda akademiler kurmadılar” desinler. Bunu kabul ediyorlar. O zaman buna karşı bilimsel cevap verilmesi gerekmiyor mu? Bilimsel cevap da yok. Bu da açık. O zaman neyi bekliyoruz. Bu bir tek benim anlatmamla olmaz. Herkes bunu anlatsın. Duyanlar da birbirlerine anlatsınlar. Gerekirse dilekçe verelim. Değil mi? Genel Kurmay’a dilekçe verelim, başbakanlığa dilekçe verelim. Bu konunun mutlaka hallolması lazım. Bilimsel karşı propaganda şart! Anti-komünist propaganda şart! Anti-terörist propaganda şart! Çorba edebiyatıyla olmaz. Birkaç kişi çıktılar, konuştular. Bakın, büyüklerimiz söylüyor ama çok kapalı ve çok flu açıklamalar yapıyorlar. Diyorlar ki; “sosyal bazı tedbirler de gerekiyor.” Nedir bunlar? Bilimsel çalışma yapılması gerekiyor. Bunun söylenmesinde ne mahsur var. Açıkça söylensin değil mi? “Anti-komünist, anti-materyalist, anti-Darwinist çalışma yapılması gerekiyor” diye açıkça söylemeleri lazım. Söylenmediğinde bu adamlar devam ederler.

OKTAR BABUNA: “Numan Kurtulmuş kararını verdi. Saadet Partisi’nin içi boşalacak mı?” diye bir haber var Hocam. “64 il başkanı ve belediye başkanlarının destek verdiği Numan Kurtulmuş Saadet Partisi’nden ayrılıyor. Altı aylık bir süreç içinde AK Parti`nin kurulduğu dönemden daha büyük bir kopuş yaşanacağı tahmin ediliyor” diye haber yapmışlar Hocam.

ADNAN OKTAR: Devamında ne diyor?

OKTAR BABUNA: “Numan Kurtulmuş, Saadet Partisi’nde siyasete devam edip etmeyeceği konusundaki son kararını 1 Ekim Cuma günü açıklayacağını duyurdu. Bir gazetecinin; “kongreye katılmayacağınız iddia ediliyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?” demesi üzerine Kurtulmuş; “sürece ilişkin bütün açıklamaları Cuma günü yapacağız” diye konuştu. Kayyum kararı sonrası Olağanüstü Kongre Çağrı Heyeti Başkanı Mustafa Kamalak Genel Merkez’den çıkarken gazetecilerin; “yeni bir parti kurulması yönünde iddialar var. Bu konudaki görüşleriniz nedir?” sorusu üzerine; “böyle bir ayrılık olursa üzüntü ile karşılarım. Numan Kurtulmuş gönüldaşım, dava arkadaşım. Hasım değiliz” cevabını verdi. Bu arada Numan Kurtulmuş, partisinin eski genel başkanı Recai Kutan ile görüştü. Kurtulmuş, görüşmeye ilişkin olarak; “O bizim büyüğümüz, ağabeyimiz, bu doğal bir şey” dedi. Kurtulmuş, Necmettin Erbakan ile de görüşüp görüşmeyeceğini sorusuna da; “tabii yani, bundan sonra görüşeceğiz” cevabını verdi.

ADNAN OKTAR: Evet, şimdi biz bunu anlatınca bazı konular tam anlaşılmamış olabilir. Numan Kurtulmuş, normalde halim selim, kendi halinde bir insan öyle anlattıkları gibi süper birisi değil. Herhangi bir insan, sakin, bilim adamı. O tarzda bir liderlik ruhu olan yani böyle insanların kafasından geçtiği gibi bir yönü yok. İnanmayanlar gidip konuşsunlar, böyle bir insan değil ama mazlum. Fakat telkine açık bir insan yani olumsuz telkine açık. Bu çok ürkütücü! Dava adamı yönü zayıf. Hâlbuki dava adamında müthiş bir hamiyet-i İslamiye olur. Müthiş bir hırs olur içerisinde, heyecan olur değil mi? Bir konu olduğunda, İslam’a, dine, mukaddesata, tüyleri diken diken olur, var gücüyle karşı tavır alır. Çok çok sakin. Kardeşim şimdi bir Müslüman, bir insan gidiyor Taha Akyol’un karşısına, adamın anlattıklarını dinliyor ve; “haklısınız efendim” diyor. Gidiyor diğer zevatın, Aydın Doğan’ın diğer zevatın karşısına çıkıyor onlara da “haklısınız efendim” diyor. Sen neyi anlatıyorsun o zaman yani senin anlattığın ne? Yıllardan beri Müslümanların yaşadığı ne? Türkiye’nin yaşadığı ne? Değil mi? O durumda o zaman biz neden Saadet Partisi’ne oy verelim ki? Değil mi? Ve senin başta durmana ne gerek var zaten? Taha Akyol sana akıl verdiğine göre o olsun genel başkan zaten değil mi? Sen orada bir dirayet, kişilik gösterip ona şakır şakır karşı cevapları veremediysen ve karşısında böyle sakin kaldıysan ve kabul eden kaldıysan, pasif bir tutum sergilediysen, zaten gün gibi olay ortaya çıkmış oluyor. Adamlar sana tepeden bakıyorlar. Yukarıdan bakıyorlar Aydın Doğan’ın tamamı. Ve de Aydın Doğan’ın ekip hiçbir şekilde Saadet’in iktidara gelmesini istemezler. Hiçbir şekilde. Düşünmüyor musun seni niye destekliyorlar? Fatih Altaylı Saadet Partisi’nin iktidara gelmesini ister mi kardeşim? Çocuk olsa bunu bilir. Taha Akyol ister mi Saadet Partisi’nin iktidara gelmesini? Aydın Doğan ister mi? Efendim o şahıs ister mi? İnşaAllah. Bunu bildiği halde onlara şirin görünmeye çalışıyor. Ve Necmettin Erbakan Hocamızın çektiği çileyi gördüğü halde ve bu çileyi ona kimlerin çektirdiğini bildiği halde, Erbakan Hocamıza karşı böyle tepeden üslubu var. Bak öbürleri ona tepeden bakıyor. O da Erbakan Hocamıza tepeden bakıyor. Böyle bir tavır gösteriyor. Şimdi benim anladığım Müslümanlık anlayışında, dava adamı anlayışında bunlar yok. Bu stil yok, böyle bir yöntem yok. Bunu nasıl anlayamaz bir insan, bunu da anlayamıyorum. Bu kafadaki bir parti olduğunu düşünelim, bu mantıktaki ve Numan Kurtulmuş’un da başında olduğunu düşünelim. Hiçbir şekilde gelişme gösteremez. Ben milletimi tanıyorum. Yani o ne demektir? Aydın Doğan Türkiye’yi yönetecek anlamına gelir. Ne derse ona göre hareket edecektir demektir. Bunu da kabul etmezler. Şimdi arka planını olayın çok açık anlatırım da, bununla uğraşacak durumumuz yok tabii, hukuki sorun çıkar. Yoksa ben bunu bir anlatsam burada hani derler ya tabiren “yer yerinden oynar”. Ta ciğerine kadar biliyorum ben olayları inşaAllah. Erbakan Hocamız ayrıca “ben başa geçeyim, lider olayım” da demiyor. O yaşlı bir insan zaten, hasta, rahatsız yani bedenen. Ama; “son nefesime kadar mücadele edeceğim” diyen bir insan. Ve Numan Kurtulmuş’u da lider olması için teşvik eden, ona yol açan, efendim imkan sağlayan insan ve Saadet’in başına geçtiğinde de mutlu olan bir insan. Biz de mutlu olmuştuk. Ben de mutlu olmuştum. Ve desteklemiştim. Biliyor yani milli görüşün sitelerinde de yayınladı benim konuşmamı uzun süre değil mi? Video kesitleri olarak yayınladı. Ben ne bileyim Taha Akyol’un karşısına geçtiğinde tekmil vereceğini ve bir anda liderine karşı böyle bir tavır sergileyeceğini, nereden bileyim? Dolayısıyla doğal lider, doğal dava adamı, hakiki dava adamı vasıflarını arıyoruz biz. İnşaAllah. Şimdi çok rahat konuşamamanın verdiği zorlukları da göz önünde bulundurarak, dar alanı da göz önünde bulundurarak bu kadar yeterli.

OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz Hocam orada “64 il başkanı destekliyor” diyor ama genelde il başkanlarının bazıları “destekliyoruz” demişler ama tüm il kadroları onu desteklemiyor. Mesela İstanbul İl Başkanı; “Biz Numan Kurtulmuş’u destekliyoruz” demiş ama İstanbul’daki parti yetkilileri açıklama yapıyorlar; “İl Başkanı bizim düşüncelerimizi ifade etmiyor” demişler. “Biz Erbakan Hocamıza sadığız” demişler.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi il başkanının desteklemesi, kaç tane il başkanı var sayısı belli. Anadolu’da milyonlarca Erbakan Hocamızı seven insanlar var, değil mi? 70 kişi desteklediğini düşünelim. 80 kişi veyahut 150 kişi desteklediğini düşünelim. İslam âleminde bak toplam abartmıyorum en az 150 milyon kişi Erbakan Hocamızı destekler. En az 150 milyon. Türkiye’de de en az en az, böyle bitti desek 5 milyon kişi aşkla, şevkle Erbakan Hocamızı destekler. 5 milyon nerede, 500 nerede? İnşaAllah, bir hesaba vursunlar anlarlar. İnşaAllah. Biz ayrıca, yani neyse bu kadar yeter. Usturuplu konuşmak için dikkat sarf ediyorum. Şimdi beni şakır şakır konuşturacaklar, olay da kökünden hallolacak yani. İnşaAllah. Evet Oktar Hocam başka ne var?

OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. “Mahalle baskısı dedikleri şeyi kaldıralım” demiş Başbakan. “Başbakan Erdoğan; Türkiye'de inanç ve eğitim özgürlüğünün önünün açılması gerektiğini belirtti” diyor Hocam. “Her düşüncenin, her inancın önünün açılması gerekir” demiş. Yani demokratik yaşayarak, bu mahalle baskını tamamen ortadan kaldıralım demiş.

ADNAN OKTAR: Bu güzel, son atakları Başbakan’ın güzel. Mesela bu üçüncü, dikkatimi çekti, buna çok büyük ihtiyaç var. Çünkü Cübbeli mantığından halkımız adeta, büyük bir kesim adeta rahatsızlar, rahatsız oluyorlar. Ben de rahatsız oluyorum. Kuran’ı bütün milletimiz seviyor. Asr-ı Saadet’i bütün milletimiz seviyor. Ama biz bu modelden rahatsızız. Yani şahsım adına söyleyecek olursam da çok çok çok da anormal buluyorum. Ve itici buluyorum. Bu modele karşı tabii ki ilmi, akılcı ama şefkatli bir mücadeleyi devam ettiriyorum. İnşaAllah.

OKTAR BABUNA: MaşaAllah Hocam, Allah razı olsun.

ADNAN OKTAR: Yani ikinci stili de başka bir kafa kullanıyor. Diyor ki komünistler; “biz irticaya karşıyız.” Tamam biz de karşıyız. Çözüm ne, ne yapmalı?” diyoruz. “Kuran’ı ortadan kaldıracağız” diyorlar. O olmadı işte, onu yapamaz. Çünkü kaderde İslam’ın dünya hâkimiyeti var. Mehdiyet var ve Mesihiyet var. Bunlardan bu adamlar habersiz oldukları için uçuyorlar. Zaten çok çok çok az sayıda olmaları da bu dar görüşlülüğün bir neticesidir. Yani yanlış düşüncenin bir neticesidir. “Türkiye'de inanç ve eğitim özgürlüğünün önünün açılması gerektiğini belirtti.” Bakın gidelim Türkiye’de Hıristiyanlığı kaç kişi biliyor. Dünya politikasını belirliyor İncil. Dünya politikası İncil’e göre yönetiliyor. İncil’i insanlar bilmiyor. Nasıl oluyor bu? Bileşmiş Milletler’de şurada burada NATO’da falan her yerde İncil’in ağırlığı vardır. Adamlar onun etkisi altındadırlar. Tam uygulamasalar da etkisi altındadırlar. Yani yüzde yüz etkisi altında değil, geniş çapta etkisi altındadırlar. Tevrat’ın etkisi altındadırlar, adamlar Tevrat’ı bilmiyor. Yani bütün ünlü şirketler, şunlar bunlar, bilim adamlarının çoğu Musevi’dir. Ve kendi inancına göre eylemlerini yapar, tavrını ortaya koyar değil mi? Müslümanlar mesela, Sünni olan Müslümanlar Şiiliği ve Caferiliği bilmiyor. Aleviliği bilmiyor, Bektaşiliği bilmiyor. Alevi kardeşlerimiz de diğer konuların çoğunu bilmiyorlar. Birçoğu bilmiyor, bilenler de var tabii. Komünizmi, faşizmi bilmiyorlar. Darwinizm’i bilmiyorlar yarım biliniyor. En tehlikelisi yarımdır “yarım hoca dinden çıkarır” derler ya. Yarım Darwinizm çok tehlikelidir. Kardeşim yarım anlatıyorsun adam da bir şey var zannediyor. Tam anlatsana değil mi? Darwinizm’i tam anlamıyla anlat. Bütün kapsamıyla anlat. Ve Marksizm’i tamamen anlat, hepsini anlat. Ne çekiniyorsun? Ama müsaade edin de bilimsel cevabı da verilsin. Eğer bir mahsuru yoksa. Mesela proteinlerin tesadüfen meydana geldiğini adamlar iddia etsin kardeşim. Serbest, biz anlatmasınlar demiyoruz ki. Bataklıktan proteinler tesadüfen oldu desin adam. Ama biz de çıkıp bunun bilimsel olarak imkansızlığını mesela sıfır ihtimal olduğunu yüzlerce delille ortaya koyalım. Değil mi? Adam desin ki; “zibil gibi ara fosil var” desinler. Biz de tek bir tane bile ara fosil olmadığını bilimsel olarak ispat edelim, anlatalım. Ne mahsuru var? Mesela 350 milyon fosil olduğundan, yaratılışı ispat eden fosil olduğundan gençliğin haberi yok. Müsaade edin anlatalım. Değil mi? Ortada duruyor fosiller. Gösterelim, müze açalım gençliğe. Kardeşim adını da “Evrim Müzesi” koyalım. Yorum da yapmayalım, bak yorum da yok. Fosilleri koyalım. Ben finanse edeceğim. Gerekeni bulacağım, yani ne yapılıyor bulacağım. Halledeceğim. Birçok hayırsever var. Teşvik ederiz, yaparlar. Mesela, balık fosilini koyacağız, balığın da canlı fotoğrafını yanına koyacağız. Yorum yok. Kurbağanın fosilini koyacağız, yanına kurbağanın canlı, hatta yaşar halini de koyabiliriz, canlı da koyarız. Ve ayrıca fotoğrafını da koyacağız. Adını da “Evrim Sergisi” koyalım. Ve on binlerce fosil koyalım içine, on binlerce, o 350 milyon fosilden 500 bin tane koyalım. Bir mahsuru yoksa, değil mi? Ben bunu da sağlayacağım çeşitli ülkelerden. Efendim koleksiyonerlere rica ederiz, emanet verirler, sergileriz. Eğer bir mahsuru yoksa. Bakın tek kelime bir yorum yapmayacağım, tek kelime. Diyeceğiz ki; “balık bu yaşayan hali de bu, kurbağa bu yaşayan hali bu, tavşan bu yaşayan hali bu” o kadar! Var mısınız diyorum ama kabul etmezler. Burada bir acayiplik var işte, devletin bizi desteklemesi gerekir, yardımcı olması gerekir. Yoksa diyalektik felsefe, bak adam oradan sürekli talimat yağdırıyor; “gidip eğitin gençleri orada” diyor. Ben de diyorum “eğitin” diyorum. Benim sözüm dinlenmiyor. Ama bak adamın sözünü dinliyorlar. Onun sözü üzerine eğitimi daha yoğunlaştırıyorlar, zaten yapıyorlar eğitim, ilk defa yapıyor değiller. O, eğitimin ne türde olduğunu vurgulamak için onu açıklamış. Yoksa Kürtler’in bulunduğu, yoğun olduğu yer sadece Diyarbakır değil ki, Mardin, Siirt, Urfa benim canlarım Güneydoğu’nun her yerinde varlar değil mi? Dolayısıyla Diyarbakır’ı herhalde biraz riskli görmüş anladığım kadarıyla “orada yoğunlaştırın” mesajı veriyor. Bu konuşmalar aslında örtülü mesajlardır. “Orada daha yoğunlaştırın, biraz daha bastırın, ora biraz riskli görünüyor” mesajı vermiş oluyor. Dolayısıyla da yerine göre, mesela orada çok yoğunlaşacaktır eğitim. Bu bir talimat. Ben de istirham ediyorum devletimden biz de karşı eğitime başlayalım. Bak adamın sözünü tutuyorlar. Ben de bir vatandaşım, istirham ediyorum yani devletimden ve arkadaşlarımdan, kardeşlerimden değil mi? Karşı bilimsel eğitim yapalım. Tamamen bilimsel. Tek kelime ayet, hadis kullanmayacağım. Söz veriyorum. Ve kökünden bitiririm. Kökünden biter yani konu. Ama tabii tekrarlar gerekiyor herhalde tekrar edeceğiz. Oluncaya kadar. Bak ama eninde sonunda sözüme de gelinecek, göreceksiniz, eninde sonunda. Dikkat ederseniz duruyor duruyor duruyor, bakıyor ki en sonunda; “evet, haklısın, dediğini yapalım” diyorlar. İnşaAllah. İstirham ediyoruz. “Hocam mübarek ellerinizden öper. “Selamun aleyküm” Aleyküm selam. “Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i rüyanızda gördünüz mü?” sorusuna cevap vereyim. Görmedim. Bir tek Bediüzzaman Said Nursi’yi gördüm rüyamda. Onun dışında görmedim. Anlatmıştım, yalnızdı, bir otobüse bindi. Otobüsün içinde kayboldu. Ben de acayip rahatsız oldum. Yalnız olduğunu söyledi. Yani ona benzer bir şey söyledi. Tam aklımda kalmadı. Ama yalnızlığıyla ilgili bir şey. Müthiş kızdırdı beni, hatta işim vardı falan onu da bıraktım. Hemen otobüse ben de bindim. Yani görüşebilmek için vakit kaybetmeyeyim dedim, hemen otobüse bindim. Sonrasını hatırlamıyorum. Ama Bediüzzaman, aynı o başındaki sarığı, o haliyle çok netti. Normal konuşuyordu. O şekilde gördüm. Evet, Oktar Hocam seni dinliyoruz.

OKTAR BABUNA: Estağfurullah. Haber7.com’da Hocam, evrim teorisi haberi çıkarmışlar yine; “Erectus fosili İstanbul’da aranıyor” diye. Homo Erectus’u da insan olmasına rağmen güya; “Evrim teorisine göre 'dik durmasını' bilen ilk insan olarak adlandırılan Homo Erectus'un izini İstanbul'da sürüyor” diyerek evrim teorisiyle ilgili haber yapmışlar yine Hocam. Altında karşı çıkan yorumlar da vardı. Bayağı bir kınamışlar.

ADNAN OKTAR: Oku, hepsini oku.

OKTAR BABUNA: “Daha Hala Evrim Propagandası” Bilge isimli; “Kaçıncı yüzyılda yaşadığımızı benim söylememe gerek yok sanırım. Haberi yapan inanmıyordur evrime hala evrim haberleri yayınlanıyor. Çok yakışıksız bir haber.” “Kınıyorum; Haber7’yi yaptığı bu doğru olmayan ateist, Darwinist, anti bilimsel haberden dolayı kınıyorum. Bu kaçıncı artık. Evrim bilimsel olarak çökertildi sayın Haber7 çalışanları. Bilginize…” “Şaka mı bu? Ne evrimi? İnsanı Allah yarattı evrim değil, bu haberi millet sırtıyla güler, evrim bir hücreyi bile açıklayamaz, milyonlarca evrim geçirmeden kalmış yaratılış delili fosil var, evrim haberlerine Aydın Doğan gazetelerinde inanır bir-iki kişi, ama bu sitede bu haberin olması da çok şaşırtıcı doğrusu.”

ADNAN OKTAR: Şimdi okurken dikkatli ol. Hukuken mahsurlu bir şey de olabilir. Orada dikkatli ol. Evet, devam et.

OKTAR BABUNA: “Haber7’yi kınıyorum; insan iki ayağı üzerinde dik yürüyebilen tek canlıdır ve eğik yürüyen canlılarla arasında bir ara geçiş formu yoktur. Homo Erectus insandır. Bu tür aldatmalarla dolu evrim haberlerine kimse inanmıyor artık.” “Homo Erectus zaten tam bir insan, evrim mevrim geçirmemiş; böyle yanlış bir haberi nasıl yapabiliyorsunuz anlayamadım!?” “Evrime inanlar var mı hala... Bilim ve teknoloji ileri giderken birileri geri taaa en gerilere gidiyor! Bile bile göre göre kör oluyorlar..! Yazık... Çok yazık... Kendi cehalet havuzunda boğulmamak için çırpınıyorlar. Allah (c.c.) cahil etmesin. Amin.” “Evrim evriltmesi 3; şu dünyada kâinatta keşfedilen bilim yoktur ki Rabbimizin ilmi olmasın. Eğer Darwin’in bulduğu teoriyi bir mümin kardeşimiz bulsa Allah’ın canlıları yaratma hadisesini keşfettiğinden imanı kat kat artacak öyle yorumlayacaktı. Belki tespit doğrudur, anlatıldığı gibi dünyadaki canlıları nasıl maddeyi yoktan yaradan Rab canlıyı da bir damla sudan, ondan da proteini, ondan da hücreyi vesaire, vesaire… 6 günde (bu milyarlarca yıl olabilir) yaratmış aslında kendi kudretiyle DNA’daki oluşan mutasyonlara yalnız kâinatı bilen Rab olmalı ki mutasyonda uygun canlı oluşturmuş.”

ADNAN OKTAR: Bu, dolaylı yoldan bak işte evrim propagandası sonucunda bak bir vatandaşı kapmışlar. Görüyor musun? O düşmüş ve anlatıyor. Yani bir proteinin tesadüfen olup olamayacağından haberi bile yok onun.

OKTAR BABUNA: Mutasyonun faydasız olduğundan da yok.

ADNAN OKTAR: Protein, bakıyor kasapta, “ne olacak, olur” diyor. “Çamurlu suda et de olur, süt de olur, hepsi olur” diyor. Bir proteinin meydana gelmesinin daha başlangıçta imkansız olduğundan, evrimin ilk aşamada kilitlendiğinden haberi yok. Ve hiçbir ara fosil, hiçbir delil olmadığı halde, bak var zannetmiş ve eğitmişler. Kanal 7’yi tebrik ediyorum. Bak. Tebrik ediyorum demeyeyim de Allah affetsin. Yani nasıl insanların yetişmesine vesile oluyorlar görsünler.

OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Homo Erectus’un zaten insan olduğu herkes tarafından biliniyor. Yani Darwinistler de söylüyor artık. Ondan bile haberleri yok.

ADNAN OKTAR: Oku devam et sen.

OKTAR BABUNA: “Maymunlar büyük bir imtihan aracı olarak Allah Teâlâ tarafından yaratılmışlardır. Ki bu benzerlik yüzünden binlerce insan imanını koruyamıyor.” “Evrim teorisi denilen ve milyarda bir ihtimalde milyarlarca birler ihtimaline dayanan, inançsız ateistlerin kafayı yememeleri için tutundukları kıldan milyarda bir incelikte bir daldır.”

ADNAN OKTAR: Bak Sevda bana geçen gün “Hocam” dedi. “Niye evrimin üstünde duruyorsunuz? Öyle bir konu mu var ki?” dedi. Değil mi? Buyur Kanal 7 propagandasını yapıyor. Evrim propagandası yapıyor. Ve bak vatandaşta inanmış. “Olabilir ama Allah yaratır” diyor. Bu çok büyük bir tuzaktır. Evrime sen inandıktan sonra, evrimi Allah yaratıyor demek, ona kimse inanmaz. Çünkü artık tesadüflerle anlatılıyor ondan gerisi değil mi? Oradan bir çıkış yolu arıyorlar. Öyle bir şey yok. Evrime inandığında sen, Allah inancı biter. Bu herkes tarafından bilinen bir şeydir. Yani bu zavallıca bir yöntemdir. Evrimle Allah inancı birlikte olmaz. Kuran’da Hz. Musa (a.s.) asasını atıyor. Binlerce insanın gözünün önünde o, anında yılana dönüyor. Normal yılan, hatta yutuyor. Diğer değnekleri, odunları yutuyor. Gidiyor, bildiğin yılan. Hz. İsa (a.s.) çamurdan kuş yapıyor. Yani kuş biçiminde bir şey, heykel gibi bir şey, üfürdüğünde normal kuş, uçuyor. Yumurtlayan falan yavrusu olan kuş oluyor. Nerede burada evrim? Cinler evrimle mi yaratıldı? Melekler evrimle mi yaratıldı? Değil mi? Cennetteki insanlar evrimle mi yaratılacaklar? Kardeşim şimdi üfürüm büyük. Üfürümün çapı büyük. Kanal 7, istirham ediyorum. Bak, sürekli yapıyorlar, sürekli uyarıyoruz. Yine yapmışlar. Bu kaçıncı uyarmamız. Yeni Şafak da zaman zaman çıkarıyor, yine uyardık. Türkiye Gazetesi yine çıkarttı, yine uyardık. Bilgisizlikten mi? Cehaletten mi? Neden kaynaklandığını bilmiyorum. Buna açıklama getirsinler. Bu haberi niçin yapmışlar bilmiyoruz. Arkasından mevlit okutuyorlar. Kuran’dan ders yaptırıyorlar. Sahabe hayatı anlatıyorlar. Hangisine inanacağız biz? Değil mi? Kuran’da anlattıklarınıza mı inanalım, burada anlattıklarınıza mı inanalım? Biz Kuran’da anlatılanlara inanıyoruz değil mi? Bilimsel olmayan bir şeyi niçin açıklıyorsunuz? Ve bize cevap hakkı verin. Cevaplayalım. Mesela, madem böyle bir haber var, mutlaka cevabını vermemiz lazım. Cevabını vermezsek, bu şekliyle havada kalacaktır. Tabii ki tek bir program değil. Mesela bunun tahribatı çok büyük oluyor. En az bir kaç program olması lazım.

OKTAR BABUNA: Onlar da yapacaklardı, anlatmıştınız.

ADNAN OKTAR: Samanyolu Tv’de de yapacaklardı. Bir yerden bir üfleme olmuş gibi görünüyor. Samanyolu Tv’de evrim teorisiyle ilgili program yapacaktı. Direkt anlatmaya kalkıyorlarmış. Sonra biz araya girdik. “Ya kardeşim, ne yapıyorsunuz” dedik. “Evrim propagandası yaparsanız, bu dinsizliğe sebep olur. Ateistliğe sebep olur” dedik. “O zaman siz birilerini söyleyin. Onları çıkartalım” dediler. Bizim söyleyeceğimiz profesörler, zaten yeniliyor adamlar. Çıktılar, yenildiler, iki-üç tane profesör. Hatta dediler adamlar; “siz de haklısınız, biz de haklıyız. Sizin dediğiniz de doğru, bizim dediğimiz de doğru” oraya getirdiler. Adamları pestil gibi ezdiler. Kardeşim bizim dışımızda bunların iflahını kesecek adam yok. Çıkartırlarsa pestil gibi ezeriz. Adamlar binaya giremediler ben gelince. Kanları ilikleri çekildi. Toz duman oldular.

OKTAR BABUNA: Kapıyı falan kilitliyorlardı.

ADNAN OKTAR: Paspas gibi çiğnedik. Adamlar ezik, çıkıyor ama ezik. “Mikro evrim vardır” diyor. Mikro evrim varsa zaten hepsi var demektir. Ne demek mikro evrim? Mikrosu, makrosu kalmış mı bu işin?

OKTAR BABUNA: Evet Hocam öyle dediler. Hatta aynı şeyi söylüyoruz dedi yani genetikçi evrimciye.

ADNAN OKTAR: Hani bir kereden bir şey olmaz diyen hırsızlar gibi yani. Hırsızsın işte o zaman. Evrimi de mikro savunuyorsan, her yönden evrimci olmuş oluyorsun sen. Kardeşim asıl orada adamlar tam anlamıyla açmazdalar. Bir proteinin oluşması için başka proteine ihtiyaç var. Hem de altmışın üzerinde proteine ihtiyaç var. Bitti. Evrim diye bir şey yok. Adamlar bunu kendileri de kabul ediyorlar. Ama bizimkiler onlardan daha evrimci çıktı. Mesela, Kanal 7 mukaddesatçı bir kanaldır.

OKTAR BABUNA: Bu Haber7 imiş Hocam. Kanal 7 değil, Haber7.

ADNAN OKTAR: Aynı değil mi?

OKTAR BABUNA: Kanal 7 değil, Haber7.

ADNAN OKTAR: Kanal 7’nin sitesi değil mi burası?

OKTAR BABUNA: Bakayım Hocam ben emin değilim inşaAllah bakayım.

ADNAN OKTAR: Değilse mesela yok ama ben öyle biliyorum.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah o zaman öyledir Hocam.

ADNAN OKTAR: Çünkü bilinen, bayağı bilinen bir site.

OKTAR BABUNA: Öyleymiş Hocam. Doğru söylüyorsunuz evet inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Doğru tabii. Eğer reaksiyon göstermezsek, daha kapsamlı anlatacaklar. Çok ayıp yapıyor Haber7.com, arkasından da hocaları çıkarıyor. Uzun uzun Allah’ın nasıl yarattığını, “ol” emri ile nasıl yaratıldığını anlatıyor. Bu ne çelişki bu? Hangisine inanmamızı istiyorsunuz? Kuran’ın anlattığına mı inanmamızı istiyorsunuz? Buradaki anlattığınıza mı inanmamızı istiyorsunuz? Birinden birini tercih edeceksiniz. Ya Kuran’ın anlattığını tercih edin, ya Darwin’in anlattığını tercih edin. Ara yolcu, öyle şey olmaz. Ne sağcıyım, ne solcuyum diyen bizim zamanımızda vardı. Futbolcuyum yani. Böyle şey olmaz değil mi? Bilmiyorsan niye yayınlıyorsun? Bilmediğin bir şeyi niye yayınlıyorsun? Biliyorsan o zaman bize açıkla. Proteinlerin nasıl olduğunu, ara fosillerin yapısını bize açıkla. Açıklayamıyorsun, bilmiyorsun. Bilmediğin şeyi niye yayınlıyorsun. Bak cevap hakkı veriyor musun? Cevap hakkı da vermiyorsun. Tek yanlı evrim propagandası. Ve dindarların yoğunlukta seyrettiği ve güvendiği bir kanalda bunu yapıyorsun değil mi? Mesela Samanyolu Tv, Kanal 7 yani gidişat nereye? Bu konuda bir derlenip toparlanma, itina gerektiği açık belli. Buradaki yöneticiler bu haberi görmüyorlar mı?

OKTAR BABUNA: Kaldı ki defalarca uyarıldılar Hocam. İlk defa da değil.

ADNAN OKTAR: Hayır hiç bilmezler, mesela bunu yayınlayan arkadaşı çıkaralım. “Bu yazdığın haberle ilgili ne biliyorsun?” desek hiçbir şey bilmediği ortaya çıkacak.

OKTAR BABUNA: Bunu da yanlış yazmış Hocam. Eractus yazmış, Erectus yani. Onu bile bilmiyor.

ADNAN OKTAR: Tabii...

OKTAR BABUNA: Nasıl yazıldığını bilmiyor yani, o kadar cahiller.

ADNAN OKTAR: Bilmediğin şeyin niye propagandasını yapıyorsun kardeşim. Hiç bilmiyorlar. “Ne bilek ağabey? İşte gördük aldık” diyor. Olur mu öyle şey? Sen safi zihinleri ihlal etmiş oluyorsun. Birçok insanın ateist, materyalist olmasına sebep oluyorsun. Darwinist olmasına sebep oluyorsun. PKK ile bizim mücadelemizin kökeninde ne var? Darwinizm var. PKK’nın ilk anlattığı ne oradaki insanlara? Darwinizmi anlatıyorlar. Çünkü Darwinizmi anlatmadan onun üstüne diyalektik felsefeyi anlatamaz. Diyalektik felsefeyi anlatmadan da Marksizmi anlatamaz. Marksizmi anlattıktan sonra da Leninizmi anlatmaması mümkün değildir. Leninizmi anlatanın da terörist olmaması, terörizmi anlatmaması mümkün değildir. Başka bir yolu yoktur zaten Leninizmin. Küçük bir azınlıkla propagandayla bölgeye hâkim olunur. Komünizmin stili budur, yöntemi budur. Ve Cumhuriyet tarihinin en büyük komünist ayaklanmasıdır PKK ayaklanması. Açıkça söylenmesi lazım bunun değil mi?

OKTAR BABUNA: Sizin dışınızda söyleyen yok hakikaten, hayret maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Adamlar bağırıyor. Açık, alenen söylüyor, “biz komünistiz” diyor adamlar. “Leninistiz” diyorlar. Stalinist olduklarını söylüyorlar. Bu söylenmiyor. Bakın Darwinist, materyalist olduklarını hem anlatıyor hem bunun propagandasını yapıyor. Zaten Darwinist, materyalist olmadan Marksist olamazlar. Mecburen olmaları gerekiyor.

OKTAR BABUNA: Ben Lenin’im diyor bölücü başı, kendisi söylüyor, Lenin’im diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii adam kendine isim koymuş, Lenin olduğunu söylüyor. O Lenin hayranı bir avanak var. O da gitmiş onun yanına ben de senden daha Lenin’im diyor. Ahmet Hakan da bir ara bu Kanal 7’deydi değil mi?

OKTAR BABUNA: Evet Hocam ordaydı.

ADNAN OKTAR: Bak işte!

OKTAR BABUNA: Orada yetişti, orada meşhur oldu zaten.

ADNAN OKTAR: İlmi almış. Evet seni dinliyoruz.

OKTAR BABUNA. Estağfirullah Hocam. “Tuğluk’tan Skandal Talep” diye bir haber var Hocam. “Elinde Nike markalı poşetlerle İmralı’ya giderek, terörist başı Öcalan’la görüşen DTK’lı Aysel Tuğluk devletten şunu talep etti. “Sayın Öcalan, örgütle görüşebilmeli. Devlet buna imkan yaratmalı”” demiş. “Öcalan PKK ile görüşebilmeli” demiş Hocam, devletle de.

ADNAN OKTAR: Yani ne demek o.

OKTAR BABUNA: Onu muhatap alarak devletin görüşmesi yönünde...

ADNAN OKTAR: Ne, örgütle görüşebilmeli mi?

OKTAR BABUNA: Evet.

ADNAN OKTAR: Ne örgütü?

OKTAR BABUNA: PKK’yla.

ADNAN OKTAR: Ha PKK.

OKTAR BABUNA: Kendi örgütüyle.

ADNAN OKTAR: Görüşemiyor mu ki!

OKTAR BABUNA: Herhalde direkt çıkıp görüşmesini talep ediyor.

ADNAN OKTAR: Yani.

OKTAR BABUNA: Burada diyor Hocam; “DİHA'nın geçtiği haberde Tuğluk, “Sayın” diye hitap ettiği terörist başının PKK ile ilişki kurma koşulları oluşturması gerektiğini kaydetti.”

ADNAN OKTAR: Evet, yani görüşemediği kanaatinde.

OKTAR BABUNA: Evet. Ona daha iyi imkan verilsin diye daha iyi görüşebilsin diye.

ADNAN OKTAR: Ya kardeşim artık ne diyeyim ben buna. Sayın derken kaç tane olduğunu mu sayacağız. 1, 2, 3, 4, 5, 6 diye mi. Sayarız 1, 2, 3, 4, 5, 10, gideriz. Rakam saymaktan kolay bir şey yok. İnşaAllah. Şimdi bakın işte Darwinizm’in nelere sebep olduğunu Allah her gün gösteriyor. Bu bayan da Darwinist ve materyalist. Ve devletin okullarında tabiat bilgisi, tarih, felsefe, biyoloji kitaplarında Darwinizm’i okumuş. İçine sindirmiş. Sonra materyalist olmuş sonra da bu üslubu takınıyor. Şaşacak bir şey yok. Darwinist olundu mu bu olur. Kanal 7 de bandonun içerisinde, o da Darwinist propaganda yapıyor. Bir de böyle ara ara çok çok ayıp yapıyorlar. Kanal 7 buna bir açıklık getirsin. Bu internet sitesi de açıklık getirsin. Bu kaçıncı kardeşim, kaçıncı! Eskiden sözümüzü dinliyorlardı. Şu an sözümüzü de dinlemiyorlar. Biz ilk önce, hakikaten şaşırdılar, yanıldılar da yaptı zannettik. Baktık ki şaşırma falan yok. Sistemli yapma var. Sistemli olarak Darwinist propaganda yapıyorlar. O zaman kardeşim sen hocaları çıkartıp niye Kuran dersi veriyorsun, Müslümanlıktan bahsediyorsun. Hangisine inandığını açıkça söylesene. De arkadaş “ben materyalistim” de, söyle anlayalım. Ama Allah’ın yarattığına inanıyorsan, Kuran’a inanıyorsan ve bilime inanıyorsan, bilimin gerçeklerine inanıyorsan onları açıkla. Sen niye bir proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceğini açıklamıyorsun. Başlık at açıkla değil mi? 350 milyon fosil var yaratılışı ispat eden. Bu bir şok haberdir, bunu açıkla! Piltdown adamı, Java adamı şu bu falan bunlarla Darwinistlerin yaptıkları sahtekarlıkları başlık yap açıkla. Bu konularda sus pussun. Bir protein molekülünden haberin var mı? Yok. Nasıl olabileceğinden haberin var mı? Yok. Hiçbir şekilde tesadüfen olamayacağını biliyor musun? Bilmiyorsun. Niye propagandasını yapıyorsun o zaman. Baksanıza daha yazı yazmayı da bilmiyor. Ve Müslümanların parasıyla kuruldu. Hep öyleydi Kanal 7 değil mi, hep öyleydi. Gittikçe gittikçe gittikçe, adım adım Darwinist propaganda yapa yapa yapa bu hale geldiler. Çok ayıp, net tavırlarını koysunlar. Her şey şeffaf olsun, anlaşılsın inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bak Sevda da diyor ki bana; “Hocam nereden çıkartıyorsunuz ya Darwinizm tehlikelerini.” Ya kardeşim dindar bir kanal biliniyor, dindar bir site biliniyor Kanal 7 Darwinist propagandası yapıyor. Bak bu hanım çıkıyor, o da Darwinizm propagandası yapıyor. Nedir bu? Ne diyelim buna? Marksistler çıkıyorlar Darwinizm propagandası yapıyor, materyalistler çıkıyorlar Darwinizm propagandası yapıyor, vahşi kapitalizm Darwinizm propagandası yapıyor. PKK Darwinizm propagandası yapıyor.

OKTAR BABUNA: Bir kısım ilahiyatçılar yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: Bir kısım ilahiyatçılar yapıyor. Şeytanın dinidir Darwinizm. Deccaliyetin dinidir. Buna karşı Müslümanların var gücüyle ilmi mücadele vermesi gerekir. Bak bizim dışımızda da buna cevap verecek kimse yok. Adamlar çıkıyorlar, perişan oluyorlar eziliyorlar geri gönderiliyorlar. Tanıyorum o kişileri de, tanıyorum konuşanları da. Bilimsel bir donanımları yok. Bilgileri de eksik. Darwinistlerden biraz duymuşlar biraz bizden duymuşlar ikisini karıştırıyorlar. Tam adamların istediği gibi bir şey oluyor. Tam doğru bilimsel kaynaklara yönelseler tam bilimsel değerler kullansalar konu bitecek. “Mikro evrim var mıdır” diyor. Kardeşim sen onu dedin mi ne yapmış oluyorsun sen? “Protein molekülünün yapısını biliyor musun” diyoruz hocaya, “bilmiyorum” diyor. E niye onu diyorsun o zaman. “Bir proteinin oluşması için neler gerekir biliyor musun” diyoruz, “bilmiyorum” diyor. Neden tesadüfen olacağını söylüyorsun o zaman. Adamlar kendileri bile kabul etmiyorlar. Uzaylılar diyor baksana Dawkins.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah, Hocam öyle bir sıkıştırdınız ki, mat ettiniz Allah’ın izniyle, evvel Allah, o şimdi oraya sığınmaya kalktı ama orada da sıkıştırdınız.

ADNAN OKTAR: Kardeşim böyle bir kısım modern hayatı yeni öğrenen insanlarda, modern gördükleri insanlara karşı hem eziklik hem aşağılık kompleksi, hem bir hayranlık hem de onların dediğini kayıtsız şartsız kabul etme eğilimi oluyor. Ben bu Kanal 7’yi tenzih ederim de, oradaki Kanal 7 içindeki insanlar değerli insanlar. Fakat bazı insanlarda böyle bir bela var. Mesela kızını böyle dinsiz gibi gördüğünde adamın içi açılıyor. Çocuğunun dindar olmasından utanç duyuyor. Kendini dinsiz gibi gösterince, onlar arasında mesela geliyor dinsiz adamla işte şaklabanlık yapıyor, onları dinle ilgili, İslam’la ilgili fıkralar anlatıp güldürüyor. Veyahut Kuran’a dine yönelik böyle çirkin bir cesaret gösterip güya kendi kafasınca çirkin espriler yapıyor. Onları güldürüyor, bu şaklabanlığın kökeni onları üstün görmesinden. Kendini aşağılık, adi görüyor. Yani onlara kendini kabul ettirmek için dine saldırarak şirinlik politikası güdüyor. Böyle avanaklar var. Tabii Kanal 7’nin oradaki yaptığı olay muhtemelen yine boş bulunmalarındandır. Veyahut bir uyanık, kendini uyanık gören birisi aradan o haberi çıkarttırdı o şekilde. Çünkü o konuda oradaki kişilerin bir bilgisi yoktur. Bilmediğin şeyi niye yayınlıyorsun. Ha biz bilmekle mükellef değiliz diyebilirler. Ee o zaman her önüne geleni yayınlayamazsın ki. Değil mi? Eğer bir davan varsa, bir inancın varsa. Ha benim bir davam, inancım yok diyorsan, o zaman tamam ama onu bir ilan et. Dersin arkadaş, “ben ne sağcıyım ne solcu, hiçbir iddiam yok, önüme gelen her haberi yayınlarım.” Ama Darwinizme cevap veren, Darwinizmi yıkanları yayınlamam da diyorsan o zaman daha da olayın rengi değişiktir. Çünkü eğer bunu yayınladıysan bunun cevabını da yayınlaman lazım. Şimdi cevabını yayınlamıyor. Ama Darwinistlerin haberini yayınlıyor. E şimdi burada çok ciddi bir acayiplik var. Yani çok büyük bir acayiplik var, orası bir müessese ben oradaki insanları tenzih ederim, tertemiz insanlar, %99,99’u iyi insanlar. Ama içlerinde demek ki değişik insanlar da var az da olsa. Ben onları kastediyorum şimdi, koskoca bir müesseseyi kastetmediğim açık belli. Değil mi?

OKTAR BABUNA: Evet, Estağfirullah Hocam, tabii ki.

ADNAN OKTAR: % 99,99’u karşıdır zaten Darwinizme ve hepsi de bu haberden rahatsızdır. Ama bunu ben söylemesem, başkası söylemese bu sistem devam ediyor. Eğer samimi iseler proteinlerin tesadüfen meydana gelemeyeceğiyle ilgili bir haber yayınlasınlar. Dürüstseler ara fosillerin olmadığına dair ve yaratılışı ispat eden 350 milyon fosilin varlığına dair haber yayınlasınlar. O zaman bu onu telafi eder. Ama yok biz bu yolda gideceğiz diyorlarsa kendileri bilirler. O zaman bambaşka bir durum var demektir. İnşaAllah. Ama biz cevabını vermeye devam ederiz tabii.

OKTAR BABUNA: EvelAllah, inşa Allah Hocam.

ADNAN OKTAR: Yani memleket öyle boş değil.

OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. MaşaAllah. Allah razı olsun Hocam. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, Oktar Hocam seni dinliyoruz.

OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. “Türkiye Kuzey Irak’ta üs peşinde” diye bir haber var. “Türkiye’nin 20 yıldır PKK’ya karşı istediği Irak sınırında güvenlik şeridi gerçekleşiyor. Önceki gün Ankara’da temaslarda bulunan Irak’taki Amerikan Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Lloyd Austin ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve ardından İçişleri Bakanı ile Irak’taki PKK varlığına karşı Türkiye’ye daha çok destek verilmesi görüşülmüştü.” Türkiye’ye özetle Hocam Irak’ta üs verilmesi konusunda girişimler varmış Irak’ta.

ADNAN OKTAR: Kardeşim biz zaten Kuzey Irak’a giriyoruz, öyle bir sorunumuz yok ki.

OKTAR BABUNA: Evet.

SUNUCU 2: İnşaAllah.

ADNA OKTAR: Yani orada bizim askeri takibatımız zaten oluyor. Giriyoruz da bu olayı değiştirmez, bu hiçbir şekilde değiştirmez.

OKTAR BABUNA: Değiştirmez Hocam.

ADNAN OKTAR: 30 yıldan beri 40 yıldan beri var bu olay hiçbir şekilde değişmiyor. Değişmez de, bilimsel karşı propaganda yapılmadıktan sonra bilimsel çalışma yapılmadıktan sonra bu gittikçe gelişir söyleyeyim. Bak Kanal 7 de bandoyla Darwinizm propagandası yapıyor. Göz göre göre, arkasından da Ehl-i Sünnet’in önemini anlatıyor. Abdülkadir Geylani’nin hayatını anlatıyor. Abdülkadir Geylani Darwinci evrimci miydi?

OKTAR BABUNA: Değildi tabii ki de Hocam.

ADNNA OKTAR: Resulullah evrim teorisini mi savundu!

OKTAR BABUNA: Estağfirullah.

ADNAN OKTAR: Hangi Peygamber evrim teorisini savundu, değil mi?

OKTAR BABUNA: Evet Hocam.

SUNUCU 1: Hocam ara vermemizi ister misiniz, devam edelim mi?

ADNA OKTAR: Tamam haydi biraz 5-10 dakika ara verelim.

SUNUCU 1: Kısa bir aradan sonra programımıza tekrardan devam edeceğiz. Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Her zamanki gibi Hocam size bırakıyorum sözü. MaşaAllah

ADNAN OKTAR: Oktar Hocam ne anlatalım.

OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam, siz olan olayların kökenini, kan dökülmesinde Allah korkusunun olmadığını söylersiniz Hocam. Bir baba demiş ki; “Acılı Babanın Feryadı; erkek çocuklarınıza Allah korkusu verin. Apartman boşluğunda ölü bulunan Nazlı Sinem Erköseoğlu’nun babası cinayet şüphesiyle suç duyurusunda bulundu. Acılı baba Ergün Erköseoğlu; “Türk Milleti’ne sesleniyorum, erkek çocuklarının içine biraz Allah korkusu versinler” diye konuştu.”

ADNAN OKTAR: Evet, biraz değil tabii belki o acıdan dolayı, tam anlamıyla bir Allah korkusu olması lazım.

SUNUCU 1: İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: Halk arasında da öyle, “kork Allah’tan korkmayandan” derler. Yani ona karşı çok dikkatli ol anlamında söylenen bir sözdür. Evet.

OKTAR BABUNA: Risalehaber’de bir haber vardı Hocam. “Deccalin bir gözü kör” onun ne anlama geldiğini açıklamış Hocam.

ADNAN OKTAR: Tamam.

OKTAR BABUNA: “Deccalin sağ gözünün körlüğü ne demek” diyor. Bu manevi anlamda bir körlük anlamında yazı Hocam.

ADNAN OKTAR: Tamam yani dünyevidir, ahiret ve ilahi vahiy görmez. Yani Darwinist, materyalisttir diyor deccal. Evet, kör olduğu ilahi gerçeklere kapalı olması açısından mesihtir, evet hakikaten Hıristiyanlık alemini de etkisine almış, bütün Hıristiyanlık alemini, hatta Musevileri de etkisine almış bir deccal sistemidir Darwinizm. Ve dünyanın %95’ini şu an kontrol altında tutuyor.

OKTAR BABUNA: Evet.

SUNUCU 1: Evet.

ADNAN OKTAR: Buna karşı da dünyada en etkili hareketiz.

SUNUCU 1: MaşaAllah.

OKTAR BABUNA: MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bütün Avrupa gazeteleri, bütün Avrupa televizyonları, dergileri bunu haber yaptılar o şaşkınlıkla, bu nasıl oluyor dediler. Yani Amerika’daki yaratılışçıların konumu onlar açısından hiç önemli değil. Çünkü Amerika’da yaratılışçılar dünyanın 6000 yıl ömrü olduğunu söylüyorlar, 6000 yıl. Mesela artık taşlaşmış, granitleşmiş fosilleri getiriyorlar. 300 milyon yıllık, 400 milyon yıllık, “kaç yıllık diyorlar bunlar” “en fazla 6000 yıllıktır” diyor gözünün içine baka baka. Çünkü onlar da adı gibi emin, onun 400-500 milyon yıllık olduğundan adı gibi emin. Buna rağmen 6000 yıllıktır diyor. Öyle deyince onlar da ona gülüyor tabii, başlangıçta yeniliyorlar. “Ağzından ateş çıkaran canavarlar vardı o devirde” diyor. Koskoca profesörler, “ağzından alev çıkarıyordu” diyor. Yani masal gibi anlattıkları için mağlup oluyorlardı. Ama biz çıktıktan sonra toz duman oldular.

OKTAR BABUNA: Evet Hocam maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ve artık dünya medyasında on binlerce haber yaptılar. Değil mi?

SUNUCU 1: İnşaAllah.

OKTAR BABUNA: Evet.

ADNAN OKTAR: Bir tane iki tane değil, internet haberleri olsun, gazete, radyo haberleri olsun. Şu an Darwinizmle ilgili bir haber çıkmamasının nedeni biziz.

OKTAR BABUNA: MaşaAllah Hocam.

SUNUCU 1: MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Dünyada bir sükûnet var. Bir suhulet, bir ferahlık geldi kalplerine. Çıtlarını çıkaramıyorlar, çünkü her yalan söylediklerinde tak kafalarına vuruyorum. “Yine yalan söylediniz” diyorum, “pardon abi” diyorlar.

OKTAR BABUNA: Bütün dünya...

ADNAN OKTAR: “Bir daha yalan söylemeyeceksiniz” diyorum ve itiraf ettiriyorum bağırta bağırta itiraf ettirdim. Değil mi? Bak son yaptıkları iki yalanda da ikisini de itiraf ettirdim.

OKTAR BABUNA: Bu Ida’yı dünyanın 8. harikası diye tanıttılar. Bütün dünya medyasına özür dilettiniz. “New York Times”a, “BBC”ye, tüm medyalara hepsinde yayınlandı Hocam.

SUNUCU 2: MaşaAllah.

OKTAR BABUNA: “Pardon” dediler, “maymunmuş.”

ADNAN OKTAR: Yani bizim kapıya geldin mi, çeliktir geçmez. Değil mi? Başka ne anlatalım Oktar Hocam.

OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Endenozya’da iki şiddetli deprem var, siz söylemiştiniz Hocam ahir zamanın alametleri olarak, depremlerin artışı büyük doğa olayları sürekli olmaya devam ediyor Hocam. İki şiddetli deprem olmuş yine.

ADNAN OKTAR: Evet, başka neler var?

OKTAR BABUNA: Sizin söylediğiniz doğrultuda Hocam Başbakanımızın bir açıklaması olmuş; “Herkes hür olsun, rahat olsun, mahalle baskısını kaldıralım” açıklaması, siz bunu özellikle vurguluyordunuz Hocam inşaAllah. “Kıyamet ne zaman kopacak” haberi vardı Hocam. Risale-i Nur’dan 1545’i gösteren ifadelerini almışlar Hocam üstad Said Nursi’nin. Onu anlatıyor burada Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Önemli bu anlat oku.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Buhari’den nakledilen Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bir hadisi; “Bismillahirrahmanirrahim. “Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar) hak üzerinde galip olacaktır.” (Buhari)

“Ramazan-ı Şerifte onuncu günün ikinci saatinde birden bu hadis-i şerif hatırıma geldi. Belki, Risale-i Nur şakirtlerinin taifesi ne kadar devam edeceğini düşündüğüme binaen ihtar edildi.”

“Ümmetimden bir taife zail olmayıp devam edecektir” şedde sayılır, tenvin sayılmaz—fıkrasının makam-ı cifrîsi bin beş yüz kırk iki (1542) ederek nihayet devamına ima eder.

“Gaybı yalnız Allah bilir.” (Neml Sûresi)

“Hak üzerinde galip olacaktır” şedde sayılır—fıkrası dahi, makam-ı cifrîsi 1506 edip, bu tarihe kadar zahir ve âşikârâne, belki galibane, sonra tâ ‘kırk iki (42)’ye kadar gizli ve mağlûbiyet içinde vazife-i tenviriyesine devam edeceğine remze yakın ima eder.” Müslümanların 1506’ya kadar galibane bir ömrünü olduğunu inşaAllah Hz. Mehdi(a.s.) dönemini. “Gerçek ilim ancak Allah katındadır”

“Allah’ın emri gelinceye kadar” (yani kıyâmetin kopmasına kadar) şedde sayılır—fıkrası dahi, makam-ı cifrîsi 1545 olup kâfirin başında kıyâmet kopmasına ima eder.” “Gerçek ilim ancak Allah katındadır”

Câ-yı dikkat ve hayrettir ki, üç fıkra bil’ittifak bin beş yüz tarihini göstermeleriyle beraber, tam tamına mânidar, mâkul ve hikmetli bir surette bin beş yüz altı (1506)’dan tâ ‘42’ye, tâ ‘45’e kadar üç inkılâb-ı azîmin ayrı ayrı zamanlarına tetabuk ve tevafuklarıdır.

Bu imalar gerçi yalnız bir tevafuk olduğundan delil olmaz ve kuvvetli değil; fakat birden ihtar edilmesi bana kanaat verdi. Hem kıyametin vaktini kat’î tarzda kimse bilmez; fakat, böyle îmalarla bir nevî kanaat, bir galip ihtimal gelebilir. Fatiha’da “Doğru yol.” (Fâtiha Sûresi) ashabının tâife-i kübrâsını târif eden “Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun kimseler” (Fâtiha Sûresi, 1:7.) fıkrası, şeddesiz bin beş yüz altı (1506) veya yedi (7) ederek, tam tamına “Hak üzerinde galip olacaktır” fıkrasının makamına tevafuku ve mânâsına tetabuku ve şedde sayılsa “Ümmetimden bir taife zail olmayıp devam edecektir” fıkrasına üç mânidar farkla tam muvafakatı ve mânen mutabakatı, bu hadisin imasını teyid edip remiz derecesine çıkarıyor. Ve müteaddit âyât-ı Kur’âniyede “Doğru yol.” (Fâtiha Sûresi, 1:6) kelimesi, bir mânâ-yı remziyle Risaletü’n-Nur’a mânâca ve cifirce ima etmesi remze yakın bir ima ile, Risaletü’n-Nur şakirtlerinin taifesi, âhirzamanda o taife-i kübrâ-i âzamın âhirlerinde bir hizb-i makbul olacağını işâret eder diye def’aten birden ihtar edildi. “Gerçek ilim ancak Allah katındadır.” “Gaybı yalnız Allah bilir.” Neml Sûresi, 27:65 (Kastamonu Lahikası, 21. Mektup)

Bediüzzaman Said Nursi”

ADNAN OKTAR: 1506 gibi artık bitecek diyor. Aylardan beri yıllardan beri anlattığımız budur. Biz 1431’deyiz. Hicri 1506’da diyor artık Müslümanlar mağlup konuma gelmeye başlıyorlar yavaş yavaş. Ne kadar süre var?

OKTAR BABUNA: 1545’e kadar.

ADNAN OKTAR: Evet 70 yıl kadar süre var. İşte Mehdi (a.s.) de, Hz. İsa (a.s.) da bu süre içerisinde başka süre yok. Şahsı manevi de dese, başka bir şey de dese hepsi bunun içerisinde. Ama Hıristiyan aleminin başına Hz. İsa (a.s.)’nın geçtiğini görecekler Müslüman aleminin başına da Hz. Mehdi (a.s.)’nin geçtiğini görecekler. Hz. Mehdi (a.s.) geldiğinde de Hz. İsa (a.s.)’nın yakın kardeşi dostu olması sebebiyle de İsa (a.s.)’nın da Mehdi (a.s.)’nin veziri olması hasebiyle ve Hz. İsa (a.s.)’nın Mehdi (a.s.)’nin imamlığını istemesi sebebiyle Mehdi (a.s.) bütün dünyanın imamı olacaktır. Bütün dünyanın lideri olacaktır. Bu yüzyılda bunların hepsini göreceğiz. Said Nursi’nin sözlerinin yalan olmadığını doğru olduğunu da insanlar görecekler. Yani 2120 gibi de kıyamet kopacak diyor Bediüzzaman. Yani bakın bu 70 yıllık süre içerisinde her şey olup bitiyor. Bunu Müslümanlar bilecekler inşaAllah.

OKTAR BABUNA: “İnşaAllah gelecekte dünyada öncü bir rol üstleneceğiz” demiş Başbakan Hocam konuşmada maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Türk İslam Birliği’nin lideri olarak değil mi inşaAllah.

OKTAR BABUNA: “Büyüklerin dört yılı kaldı” diye haber var Hocam. “Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelere Dünya Bankası’ndan övgü geldi: Bu ülkelerin ekonomik güçleri 2015 yılında gelişmiş ülkeleri geçecek.” Çok manidar da bir tarih vermiş Hocam, 2015 yılına işaret ediyor.

ADNAN OKTAR: “Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelere Dünya Bankası’ndan övgü geldi: Bu ülkelerin ekonomik güçleri 2015 yılında gelişmiş ülkeleri geçecek.”

OKTAR BABUNA: Ve bunun içinde Türkiye de var.

ADNAN OKTAR: Türkiye’de manevi güç gelişecek, durup durup ekonomik güç konusunda bize yağcılık yapmasınlar. Tamam, olur gelişir doğru da, bizim asıl yönümüz manevi gücümüzdür, manevi zenginliğimizdir inşaAllah. Başka ne var?

OKTAR BABUNA: Haberler bu kadardı Hocam inşaAllah.

Hocam Hac Suresi 40. ayetinde Ahir zamanı işaret eden bir ebced hesabı vardı. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Onlar, yalnızca; "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından sürgün edilip çıkarıldılar. Eğer Allah'ın, insanların kimini kimiyle defetmesi (yenilgiye uğratması) olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescitler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah Kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, Aziz olandır. (Hac Suresi 40) “Allah'ın isminin çokça anıldığı mescitler” bölümünün ebced hesabı inşaAllah 2032’yi veriyor maşaAllah. “Allah Kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, Aziz olandır.” Ebcedi 1428- 2007’yi veriyor şeddeli olarak, birinci ve ikinci şedde ile ve tevilli olarak da Hicri 1478’i yani 2056’yı veriyor Hocam maşaAllah. 2032-2007 ve 2056 tarihlerini veriyor maşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: 1956 ile 2056 çok kilit tarihlerdir inşaAllah. İyi, Nurcu kardeşlerimiz güzel hoşuma gitti, o hangi site bir daha göstersene, kıyametin vaktiyle ilgili Bediüzzaman’ın bildirdiği, Allah’ın dilemesiyle inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Risalehaber sitesi.

ADNAN OKTAR: Güzel, bir de İttihat-ı İslam’ı inşaAllah açıklarlarsa. Bakın 70 yıllık süre kalmış bu süre içerisinde Türk İslam Birliği oluşuyor İttihad-ı İslam oluşacak, Hz. İsa (a.s.) inmiş oluyor, Mehdi (a.s.)’de çıkmış oluyor. Yedi tane 10 yıl çok kısa bir süre. İnşaAllah. Ama kardeşlerimiz cesur olsun Allah’a güvensinler açık açık söylesinler. Bu şahsı manevi, örtme konusunu da kaldırsınlar Mehdi (a.s.)’nin şahıs olarak geleceğini de açık olarak söylesinler. Mehdi (a.s.) var, talebeleri var ve şahsı manevisi var. Çekinmelerine gerek yok. Ahmedinejat da açık açık söylüyor. Mehdi (a.s.)’nin geldiğini ve neler yapacağını, nasıl şefkatli bir insan olduğunu açık açık anlatıyor. Onlar da çekinmesinler anlatsınlar bir şey yok. Seni dinliyoruz Oktar Hocam.

OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Mevlana Halid Ziyaeddin Bağdadi Hazretleri siz daha iyi bilirsiniz Hocam, inşaAllah Mektubat’ında tarikatının Hz. Mehdi (a.s.)’ye kadar devam edeceğini ifade ediyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Mevlana Halid. Halidiye kolu, Nakşibendi şeyhlerindendir, asrının kutbudur. Ne diyor?

OKTAR BABUNA: “Allah’ın fazl-ı keremi ile onun yüce ihsan ve nimeti, tevkif ve inayeti ile bu tarikat Hazret-i İmam el-Mehdi Sahibüzzaman (a.s)’a kadar devam edecektir” diyor.

ADNAN OKTAR: Abdülkadir Geylani de o şekilde söylüyor. Bak bütün tarikatlar diyorlar, “Mehdi (a.s.) geldi tarikatlar bitti” diyorlar, hepsi ittifakla, yani vekâleten devam ettiriyor şu an da. Hidayet feyizler Mehdi (a.s.) kanalıyla dünyaya yayılıyor şu an diyorlar. Başka ne var Oktar Hocam?

OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Hz. Ali (a.s.), Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili olarak bazı ayetleri şerh ediyor Hocam okuyayım mı? “Ebu Halid El Kabuli Ebu Cafer Muhammed Bakır Aleyhisselam’dan şöyle rivayet edilmiştir: “Ali (a.s)’nin kitabında şunun yazılı olduğunu gördük; “Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir" dedi. (Araf 128) Ben ve Ehli Beyt’im Allah’ın yeryüzüne mirasçı kıldığı kimseleriz biz muttakileriz ve yeryüzünün tamamı bizimdir. Benim soyumdan kaim Hz. Mehdi (a.s.) bütün yeryüzüne hâkim olur tıpkı Resulullah (s.a.v)’ın yeryüzünü tasarruf etmesi gibi” Hocam. Ayeti de bu şekilde şerh ederek açıklamış Hocam maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Dünya hâkimiyeti ile ilgili ayetleri zaten o devirde sahabeler şerh ederken hep Mehdi (a.s.)‘ye bağlayarak şerh ediyorlar, dünya hâkimiyeti ile ilgili ayetleri. Onlar var mı, yanında mı?

OKTAR BABUNA: Var Hocam inşaAllah, hemen hazırlayayım.

ADNANA OKTAR: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ümmetini bilhassa Ehli Beyti’ni birçok şeyle müjdelemiştir” diyor. Berzenci Hazretleri Kıyamet Alametleri’nde. “Onlardan, her türlü zulüm ve işkencelerden kurtulacaklarını anlatmıştır.” Yani Mehdi (a.s.)’ye uygulanan zulüm ve işkence bir süre sonra kalkacaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bunu hadisle bildirmiş. Seni dinliyoruz Oktar Hocam.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. “Ebu Cafer Radıyallahu Anh bu alametleri şöyle saymıştır; “O, Hz. Mehdi(a.s.) çıkınca sırtını Kâbe’ye yaslar, O’na Hz. Mehdi (a.s.) tabilerinden 313 kişi tabi olur. Hz. Mehdi (a.s.) ilk önce şu ayeti okur.” Şeytandan Allah’a sığınırım; "Eğer müminseniz, Allah'ın bıraktığı (helal işlerden olan kazanç) sizin için daha hayırlıdır. Ben, sizin üzerinizde bir gözetleyici değilim." (Hud Suresi, 86)

ADNAN OKTAR: Allah’ın bakiyesi, Bakiyetullah, Mehdi (a.s.)’nin bir lakabıdır Bakiyetullah. Hadiste Kâbe örtüsüne sarılıp, “Ene Bakiyetullah” diyeceği söyleniyor hadislerde. “Ya Rabbi ben senden bir bakiyeyim” diyor hadislerde inşaAllah, evet.

OKTAR BABUNA: “Bu ayeti okuyup şöyle der; “Ben sizin için Allah’ın bıraktığı ve halifesiyim.””

ADNAN OKTAR: İşte bıraktığı bakiyesiyim, Bakiyetullah, oradan geliyor ismi zaten.

OKTAR BABUNA: “”Ben onun hüccetiyim” Hz. Mehdi (a.s.)’ye selam verenler şöyle selam verirler; “Selam sana ey Allah’ın yeryüzünde bıraktığı bakiyesi.””

ADNAN OKTAR: Bakiyetullah, Hüccetullah, Allah’ın hücceti. Hüccettir aynı zamanda, delil.

OKTAR BABUNA: “Sonra herkes ona, Hz. Mehdi (a.s.)’ye biat eder. Hz. Mehdi (a.s.)’nin adamlarının sayısı on bine ulaşır. Allah’ın dışında bir başkasına ibadet eden, Musevi ve Hıristiyan olan herkes ona, Hz. Mehdi (a.s.)’ye iman eder. Böylece yeryüzünde tek bir millet hasıl olur; o İslam milletidir. Sonra Allah’tan başkasına tapanların üzerine gökten bir ateş düşer ve onları yakar. Doğrusunu Allah bilir.” Nurul Ebsar.

ADNAN OKTAR: O son kıyamete yakın olacak o. O göktaşlarının dünyanın etrafında tahkimat oluşturması, hazırlık yapması Kuran’da belirtilen o göktaşı yağmuruna bakıyor. Kuran’ın birçok yerinde geçiyor, bir göktaşı yağmurundan bahsediyor Cenab-ı Allah, o olacak kıyamet öncesinde inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Nur Suresi’nin 55. ayetinin de şerhi vardı Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vaat etmiştir. Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır.” Nur Suresi, 55. “Ali bin Hasan kanalıyla Ayyasi tarafından rivayet edildi. Onun yanında bu ayet-i kerime okundu; “Onlar Allah’a yemin olsun ki bizim Ehli Beyt’in sevenlerindendir. Allah bizden bir şahsın Hz. Mehdi (a.s.)’nin eliyle onlara (bunu) yaptırır. O şahıs ise bu ümmetin Mehdisi’dir.”” Mecmau’l Beyan.

ADNAN OKTAR: Evet yani Kuran’daki bu ayette bahsedilen olay Mehdiyet’i anlatıyor diyor sahabeler inşaAllah.

OKTAR BABUNA: “Ayaşi tefsirinde, Zeynel-Abidin Hazretleri, Nur Suresi 55 ayetini okudu ve şöyle buyurdu; “VAllah, onlar, biz Ehl-i Beyt’i sevenlerdir. Allah onlar için bunu muhakkak yapacaktır, bizden birinin eliyle ki o bu ümmetin Mehdisi’dir.”” diyor Hocam maşaAllah.

Enbiya Suresi’nin 105. ayeti, şeytandan Allah’a sığınırım; “Andolsun biz zikirden (bütün semavi kitaplar veya Tevrat) sonra Zebur’da da ‘hiç şüphesiz, salih kullarım yeryüzüne mirasçı olacaklardır’ diye yazdık.” İmam Muhammed Bâkır (a.s) bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Bunlar, Ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Mehdi (a.s.)’nin ashabıdır.”

ADNAN OKTAR: Bu dünya hâkimiyeti ile ilgili ayetlerin hepsinde sahabeler Mehdi (a.s.)’ye baktığını söylüyorlar ayetin. Mehdi devrinde olacak, bir kere dünya hâkimiyeti var Kuran’da belirtiliyor, o da Mehdi devrindedir. Tabii bir kısım şahıslar, bir kısım zevat tedirgin oluyorlar ama doğrusu budur, inşaAllah. “Selamün aleyküm” Aleyküm Selam. “ Allah razı olsun sizden” diyor. “PKK belası gerçekten imansızlıktan. Gerçekten de ben bunu ancak PKK’lı ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için askere alınan bir ateistten öğrendim. Ben meseleyi Kürtlük meselesi sanıyordum ve o bahsettiğim kişiye Müslümanların kardeşliğinden anlatıyordum, “yahu sen de her şeyi Allah’a bağlıyorsun”, güneşin dönüşü benzeri deliler sıralayınca bana “ah ben de inansam” deyince ben şok oldum inşaAllah. Okudukları kitaplar ateistliği anlatan Darwinist, materyalist eserlerdi” diyor. “Hocam sonuna kadar tek doğru çözümü yüksek sesle söyleyen aslan sizlersiniz” diyor, sizsiniz diyor ama ben sizlersiniz diye söylüyorum. Tabii ki hakkı doğruyu söyleyen çok kişi var ama onlardan birisi de benim maşaAllah. “Gerçekten tek çözüm önce bilimsel çalışmalar” diyor. “Bilimsel cevap” diyor inşaAllah. “Selam ve dua ile inşallah, Arif” diyor. Aleyküm selam rahmetullahi ve berekatühü. “Selamün aleyküm aslanların aslanı sayın Adnan Hocam” diyor maşaAllah, sevimli Dilek yazmış, Dilek Öner. “MaşaAllah Allah sizi başımızdan eksik etmesin inşaAllah. Sayın Hocam, bugün benim çevremde birçok arkadaşım okullarda Darwinizm eğitimi almış ve kendilerinin maymundan türediklerini sanıyorlar. Sizin kitaplarınızın içeriğinden faydalanarak gerçeklerden ve evrim teorisinin yalan olduğundan bahsettiğimde çok şaşıyorlar ve pişmanlık duyuyorlar. Şimdiye kadar inandıkları teorinin sizin sayenizde saçma olduğunu birkaç cümle sonra kabul ediyor ve hemen kitaplarınızı okumak istiyorlar. Ben de seve seve kitaplarınızı dağıtıyorum. Allah Celle Celalühü sizden razı olsun inşaAllah. Sizi çok seviyorum, Allah’ a emanet olun. İnşaAllah selametle kalın ve selam” demiş. Aleyküm Selam. “Hem takipçiniz, hem de kabul ederseniz talebeniz” diyor Dilek Öner. Ne haddimize. Ben de onun talebesiyim inşaAllah, maşaAllah. Evet, Oktar seni dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. İmam Rabbani Hazretleri 33. Mektubat’ta münafıkları çok hikmetli bir örnekle anlatıyor. Siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah. Münafıklar için İmam Rabbani Hazretleri şöyle diyor; “Bu gibilerin durumu pars taşına benzer, demir ve bakır cinsinden ona ne yaklaşırsa onun haline geçer. Ama kendisi yine olduğu gibi taştır. Yahut onlar çakmakla taş gibidir. Bütün âlem faydalanır ama onlardaki bu ateşten ne taşa fayda vardır ne de ağaca.” diyor

ADNAN OKTAR: Çok müthiş açıklamış. Bukalemun gibi her şekle giriyor değil mi? Domuzun çirkin yerinde kenelik yapar. Gider başka yerde, dinsizlerin içerisinde onlar gibi davranırlar. Cübbelinin cemaatine gider orada onlardan yana gibi yapar. Şeyh Nazım Hocamın yanına gider, onlardanmış gibi yapar. Dışarıya gider züppe takılır, yani her şekil, her hava vardır ona karşı söylüyorum. Başka ne var Oktar?

OKTAR BABUNA: Abdulkerim El Kıbrısi El Hakkani Hazretleri’nin, Hz. Mehdi ile ilgili açıklaması var Hocam okuyayım mı?

ADNAN OKTAR: Oku evet.

OKTAR BABUNA: Şeyh Abdulkerim El Kıbrısi El Hakkani Hazretleri Hz. Mehdi gelmeden gerçek bir birliğin oluşmayacağını anlatıyor, şöyle diyor; “Hz. Mehdi (a.s.) gelmeden o gerçek birlik oluşmaz, çünkü bugünkü âlim ulema da bir şekilde çoğu diyor, kendi nefsini önde tutuyor. Benim söylediğim olacak diyor, senin söylediğin değil, karşılıklı bir alışverişin yok aynı tarikatın içindeki liderler birbirine zıtlaşmışlar artık. Bu da yine ayrıyeten güzel bir şeydir, biz ona bakıyoruz o da işarettir. Yaklaşmıştır artık her şey zıtlaşmalar onun içindir. Herkes bir bayrak çekmiş kendi bayrağını öne koşturuyor fakat olmuyor. Bizim yapacağımız iş değil bu, o işi Hz. Mehdi (a.s.) yapar. Hz. Mehdi (a.s.) ne zaman yapar, Hz. Mehdi (a.s.) işini Allahu Ekber deyip de tekbiri aldığı vakit işini yapmaya başlar. İşte biz de ona bağlanacağız başka çaremiz yok, ya ona bağlanırız ya kopup gideriz deccalin yanına, biz rahatız. Niye rahatız çünkü biz ona gönülden bağlanmışız. Biz ona yetişsek yetişmesek çok şey fark etmiyor. Biz gönülden bağlanmışız ona kalben tasdik etmişiz diyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah Abdulkerim Hocamız önemli hakikatlere dikkat çekmiş. Bir kere Mehdi (a.s.)’ye gönülden bağlanmak lazım. Mehdi (a.s.)’ye akıl veren, ona bilmişlik yapan bir çizgide olmamak gerekiyor. Bu çok önemli. Çünkü Mehdi (a.s.) hadislerle hareket ediyor. Mehdi (a.s.) ne yapacaktır? Barış insanıdır, sevgi insanıdır, güzellik insanıdır. Allah istese kan üzerine de gönderebilirdi Mehdi (a.s.)’yi, ona kanı emrederdi, o da sel gibi kan akıtırdı. Ama kan akıtmayacaksın diyor, emir vermiş. Damla kan akıtmayacaksın, uyuyan kişiyi uyandırmayacaksın, insanların burnunu kanatmayacaksın diyor. Kimseyi üzmeyeceksin kimseyi rencide etmeyeceksin, barışı, kardeşliği, sevgiyi getireceksin. Bütün Hıristiyan aleminin Müslüman olması için gayret edeceksin diyor. Onlarla iş birliği yapacaksın diyor. Tevrat’ın orijinallerini ara, İncil’in orijinallerini ara, sana bulduracağım diyor Allah. Kutsal sandığı sana bulduracağım diyor Cenabı Allah, “ara” diyor “bulacaksın” diyor. Hz. İsa (a.s.)’yla beraber namaz kılacaksın diyor. Ama namaz kılmada öyle istekli olma diyor, yani biraz diren diyor, o seni omzundan itecek, omzundan itecek diyor o şekilde namaza geçeceksin diyor. Peygamber(s.a.v.)’e vahiy ile bildirilmiştir bu bilgiler değil mi? Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor “benim” diyor “kutsal emanetlerim yanında olacak” diyor. “Onlar saklanacak” diyor, bak mucize. Peygamberimizin (s.a.v.) kutsal emanetlerini yok edebilirlerdi. Çok düşmanı var. Hırkasını yakarlardı Allah vermesin. Kılıcını parçalayabilirlerdi Allah vermesin değil mi? Hepsini yok edebilirlerdi. 1400 sene bir şey yapamamışlar muhafaza olmuş. Çünkü Mehdi’ye gelecek. Mehdi’nin kuşanması gereken her türlü kutsal emanet duruyor. Hırka-i şerif bak tamir edildi diyor. Düzenlendi diyor. Tam Mehdi’nin geliş şekline getirmiş. Kılıç gıcır gıcır duruyor, Peygamber (s.a.v.) Efendimizin kılıcı, onu beline kuşanacak. Vahiy ile bildiriliyor, Peygamber (s.a.v.)’in kılıcını beline kuşanacaksın ve Peygamber (s.a.v.)’in hırkasını giyeceksin ve sana biat edilecek diyor. Biatı kabul etmeyeceksin diyor yani Mehdilik iddialarını kabul etmeyeceksin Cenab-ı Allah onu uyarıyor, Peygamberimiz (s.a.v.) kanalıyla Mehdi (a.s.)’yi. Bütün dünyada silahları kaldıracaksın diyor, hepsini eriteceksin diyor. Zülkarneyn gibi, dağlar gibi çelik ve demiri su gibi eriteceksin diyor. “Hz. Davut’a da demiri yumuşatmıştık” diyor Cenab-ı Allah değil mi? Zülkarneyn de öyle, Mehdi devrinde eritilecek demir miktarı dünya tarihinde hiç olmamıştır. Yani milyonlarca ton demir eritilecektir, milyonlarca ton ve dünyanın bütün ihtiyacı silahlardan karşılanacaktır değil mi? Mehdi (a.s.)’ye Cenab-ı Allah diyor “iki kâfir hâkim oldu” diyor. Buhtunnasr, öbürü kim?

OKTAR BABUNA: Nemrud.

ADNAN OKTAR: Nemrud. İki kişi de mümindi, Zülkarneyn (a.s.) ve Süleyman (a.s.). Yere beşinci olarak sen hâkim olacaksın diyor Cenab-ı Allah inşaAllah. Bunu bilecek ama Mehdilik iddia etmeyeceksin diyor. Etmeyecek değil mi inşaAllah. Denizdeki balıkların korunmasına bile özen göstereceksin. Havuzdaki balıkların korunmasına bile özen göstereceksin. Kuşların hayatına, onların rahatlığına, onların beslenmelerine dahi özen göstereceksin. Fakir fukara kimseyi bırakmayacaksın diyor inşaAllah Cenab-ı Allah Peygamberimiz (s.a.v.) kanalıyla. Malı mülkü eşit olarak dağıt, bütün fakirlere, fukaraya dağıt. Hatta geri vermek isteyen olursa geri alma diyor. O kadar çok dağıtacaksın. Geri vermek isteyen olacak, gelecekler, fakat sen almayacaksın diyor. Mehdi (a.s.) bunu uygulayacaktır. Ve İstanbul’dan bir münafık hoca çıkacak diyor Mehdi (a.s.)’ye, münafık, fakat bunu küfür destekleyecek diyor, bu münafık hocayı. Bu sahtekârı destekleyecekler ve “bunu sana saldırtacaklar” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Sakın fütur getirme diyor, sen galip olacaksın diyor. Onu da yeneceksin diyor. Manevi kılıcınla, ilim kılıcınla onu da yeneceksin diyor. Sonra bir topal fırlayacak siperden diyor. Onu da diyor, senin karşında yeneceğim diyor. Onu da, topalın da bir gücü olmayacak diyor. O devirde Kenan çıkacak diyor, Kenane çıkacak diyor, bilgisi olsun diye söylüyor Peygamberimiz (s.a.v) Mehdi (a.s.)’ye. Sırtında bir ben olacak diyor, baktığında göreceksin diyor. Bir de onun üzerinde et beni olacak diyor, onu da göreceksin diyor. Alnın geniş olacak diyor, burnun küçük olacak diyor. Vücudun geniş olacak boydan boya, baktığında beni İsrail’e benzediğini göreceksin diyor. Bak Peygamber (s.a.v.)’e vahiyle bildiriliyor, vahiyle bildiriliyor, o sahabeler ezberine alıyorlar, onlar da âlimlerin muhaddislerin eline geçen bilgiler oluyor ve bu bilgiyi de Mehdi (a.s.) uygulamış oluyor. Anlaşıldı mı? Çünkü sahabelerden duydukları bilgileri alıyor muhaddisler ama en başında Cenab-ı Allah’ın vahyidir. Cibril kanalıyla vahyidir. Resulullah (s.a.v.) mübarek ağzıyla söylüyor. Mehdi (a.s.)’yi detaylarda öyle bir hale getiriyor ki Cenab-ı Allah, “çocuklarını tanır gibi” diyor ayette. Çocuklarını tanır gibi tanıyacakları kadar detay meydana getiriyor ve diyor ki Cenab-ı Allah Mehdi (a.s.)’ye, seni tanımaları için kuyruklu yıldız çıkaracağım diyor. Gökte kuyruklu yıldız oluşturacağım diyor, bütün insanlar görecek diyor. Onun arkasından çok harika bir yıldız daha yapacağım diyor, alışılmışın dışında, çift uçlu kuyruklu yıldız yapacağım, daha parlak yapacağım ve onların aksi istikametine göndereceğim, bütün kuyruklu yıldızların aksi istikametine, yani bir harikalık olsun diye. Yani hiç gördünüz mü siz? Bir kuyruklu yıldız, kuyruklu yıldızlar hep tek yönde gider, bu aksi yönde gidecek diyor Cenab-ı Allah. Harika olsun, seni nişanlasın diye, yani sana alamet olsun, sana nişan olsun diye Cenab-ı Allah “göndereceğim” diyor ve görülmemiş bir olay daha yapacağım diyor Cenab-ı Allah, Ramazan ayında on beş gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları yapacağım diyor. Kâbe’de kan akıtılacak, Hac yolu engellenecek diyor. İran’la Irak savaşacak, Afganistan işgal edilecek, Irak işgal edilecek, Irak’ın ordusu bir günde yok olacak diyor. Bütün bu alametler senin zamanında olacak diyor ama buna rağmen senin 313 kişilik bir ekibin olacak ve sana saldıracak insanlar diyor. Haberin olsun diyor Cenab-ı Allah. Buna rağmen 313 kişi olacaksın sen diyor. Bediüzzaman da diyor ki; “sakın” diyor, Nur talebelerinin tavrına bakıp olumsuz etkilenme diyor. Onların bölüneceğini anlamış Bediüzzaman, biliyor. Risale-i Nur Külliyatı’nın gerçek sahibi sensin diyor. Onun için asıl Nur talebesi onlar demeyeceksin diyor. Çünkü Risale-i Nur Külliyatı’nın gerçek sahibi sensin diyor. Bana ilhamla Cenab-ı Allah indirdi ama bana ilhamla bildirmesinin sebebi sensin diyor. Ben de senin piştar öncü bir askerinim, neferinim, benim vazifem, sana zemin hazırlamak diyor, ben bununla uğraştım, ben bu görevi yaptım diyor. Risale-i Nur’u da bir program olarak neşr ve tatbik etmeni istiyorum diyor. Bunu yapman çok açmaz bir yol olur, siyasetten uzak dur diyor. Siyasetten uzak duracağını zannediyorum diyor. Bu nezakettir yani bunu yap demiyor da, nezaketen diyor ki; “sakın evlenme” diyor. Normal de evlenme sünnettir ama bak Bediüzzaman diyor ki; Ahir zamanda evlenmemenin sünnet olmasıyla ilgili hadis var, Peygamber (s.a.v.)’in hadisi var. O vakit geldi diyor, sakın evlenme diyor, “evlenmeyeceksin” diyor. Risale-i Nur sana ait bir eser diyor, onu neşr ve tatbik et diyor, onunla anlat diyor anlatacağın konuları, anlatacaksın diyor, ama buna rağmen sana itibar etmeyecekler diyor. Hiç fütur getirme, devam et diyor, bir süre bu böyle devam edecek diyor. Müddet-i Ahir zaman uzundur diyor. Biz bir faslındayız diyor. Sen baya bir anlatacaksın diyor. İlk aşama da zaten sen kendin dahi kendini fark etmeyeceksin, etrafındakiler de diyor, imanın nuruyla belki seni fark eden olur diyor, belki. O müddet içerisinde sen zaten önemli görülmeyeceksin diyor, çünkü saltanat âleminde şaşalı bir çıkışın olmayacak diyor. Sadece iman hakikatleri anlatacağın için, senin ilk faaliyetine önem vermeyecekler diyor, kırk yıllık faaliyetine ama bunun sana faydası şu diyor; insanların çabuk iğfal olunabilen akılları senin bu samimi faaliyetinin başka maksatlara alet olmadığını bunu görecek insanlar diyor. Kırk yıl içinde samimiyetine kanaat getirecekler diyor. Ondan sonra Cenab-ı Allah sana biatı nasip edecek, ondan sonra Müslümanların sana ilhak etmesini nasip edecek diyor. Ondan sonra bütün tarikatlar, cemaatler, insanlar ve Seyyidler toplulukları birer, ikişer, onar, yüzer, biner, on biner, yüz biner, milyonlarla sana iltihak edecekler diyor, ama senin üç özelliğin çok önemli diyor. Bir sabrın diyor, iki metanetin, üç imanın diyor. Mehdi (a.s.)’nin özellikleri olarak diyor Bediüzzaman İstanbul’da çıkacak diyor. Çıkış yerin İstanbul ve sakın ayrılma diyor, bak “ben” diyor, Mekke ve Medine’de de olsam İstanbul’a gelirdim diyor. Hakaret ediyorlar, iftira atıyorlar, polis tehlikesi var, polis tutuklar, hapse atarlar, cezaevine girersin bunlardan çekinme diyor, bak ben hapisse alasını yattım diyor yani, otuz senem hapishanede geçti diyor, sakın hapisten çekinme diyor, çok normal diyor hapse girmen. Bir işarette o akıl hastanesine girmişti, aklına gelen her şey de olabilir diyor, buna benzer her şey olabilir, sakın bunda fütur getirme diyor, bunlardan etkilenme diyor. Hatta diyor, bana dediler ki diyor, sen git Amerika’ya, Avrupa’ya git, hakaret etmezler, iftira da etmezler, çok rahat edersin, itibarın yerinde olur, saygı görürsün, güvenlik içinde olursun dediler diyor. Ben buna rağmen ne Amerika’ya ne Avrupa’ya gitmeyi kabul etmiyorum. Sen de sakın bunu kabul etme diyor, İstanbul’dan ayrılma diyor Mehdi (a.s.)’ye ve mezarımdan takip edeceğim olayları diyor. Allah bana özel böyle bir imtihan, bir güç verecek diyor, “veriyor” diyor inşaAllah. Mezarımdan takip edeceğim diyor. Veliler de olur bu, Abdülkadir Geylani de, birçok din âliminde oluyor. Hatta ruhaniyet olarak temessül ediyor, görüntü olarak temessül ediyor. Sungur Ağabeye’ demiş, “ben yaşadığım müddetçe sürekli seni takip edeceğim” demiş. Sungur Ağabey kendisi anlattı. Belki ilk defa anlatıyor olabilir de. Sungur Ağabey yaşadığı sürece “sürekli yanında olacağım” demiş, “takip edeceğim seni” demiş. Yanında olacağım dememiş de takip edeceğim demiş, inşaAllah. Ben de Sungur Ağabey’e söyledim, “inayet altında, Allah’ın inayeti altındasın ve Bediüzzaman da biliyorsun dedim, velisiniz siz inşaAllah dedim inşaAllah. Dolayısıyla vazifenizi yapmadan ölmeniz olmaz dedim, vazifenizi yapacaksınız, ondan sonra vefat edeceksiniz inşaAllah dedim. Ondan sonra Hocam, şekeri bilmem kaça çıkmış barut gibi Allah’ın izniyle, yerinde duramıyor. Beyninin içinde dediler, böyle misket gibi kolesterol düğümleri oluşmuş, beyin damarlarında, normalde “mutlaka ölmesi gerekir” diyorlar doktorlar. “Yaşamaz” diyorlar ama Hocamız barut, ateş gibi böyle, ortalarda geziniyor, kimse tutamıyor maşaAllah, görevli onun için. Bakın ben onun iki görevini gördüm şu ana kadar; bir camide benimle ilk karşılaştığı gün Mehdi (a.s.) dedi, Nur talebesi olmayacak dedi. İlk defa karşılaştım. Yaklaşık bir dakikanın içinde karar verdi bana bu sırrı söylemeye. Baktı bana; “adın ne senin kardeş” dedi, “Adnan Oktar efendim” dedim. “Nerelisin” dedi, “Ankaralıyım” dedim. Cebinden bir defterin çıkarttı, bir ebced hesabı yaptı. Sonra biz beraber yürüdük Hocamızla, “Hocam” dedim “Mehdi (a.s.) Nur talebesi mi olacak” dedim. “Hayır” dedi “Nur talebesi olmayacak” dedi. “Peki nasıl olacak” dedim. “Bambaşka olacak” dedi. O kendi üslubu var onun; “bambaşka olacak” dedi. Ben heyecanlandığım için, başka da soru sormadım şimdi hani nezakete uygun olmaz diye. Geçenlerde de gidip görüştüğümüzde de, sorduğumda; “Bediüzzaman, ben görmeyeceğim, sen göreceksin dedi” dedi. İslam’ın hâkimiyetini anlatıyorduk, Mehdiyet’ten bahsediyorduk. “Ben görmeyeceğim, sen göreceksin dedi” dedi. Aynısını Seyyid Salih Özcan Hocamıza da demiş. Mehdi (a.s.) konusu açılmış; “alnıma vurdu” diyor, “şakadan” diyor, “Keçeli Keçeli dedi” diyor, “ben Mehdi (a.s.)’yi görmeyeceğim ama sen göreceksin dedi” diyor.

OKTAR BABUNA: Burada canlı yayında söyledi.

ADNAN OKTAR: Canlı yayında söyledi, çok açık nettir. Zaten Bediüzzaman söylüyor da, kendisi de söylüyor. Risale-i Nur’u hazır bir program olarak neşr ve tatbik edecek Mehdi (a.s.) diyor. İsim veriyor, şahs-ı manevi demiyor. Ben Nur talebesiyim, naçizane ama bak Mehdi (a.s.) “Risale-i Nur’un gerçek sahibidir” diyor. Demek ki mükemmel bir anlatımla kimsenin kaçamayacağı şekilde Risale-i Nur’un sırlarını açıklayacak. Mehdiyet konusunu örtenleri Risale-i Nur’la etkisiz hale getirecek, Risale-i Nur’un açık beyanlarıyla, açık izahlarıyla etkisiz hale getirecek. Mehdi (a.s.)’ye birçok işaret vardır Risale-i Nur Külliyatı’nda bir tek onlar değil. Yüz sene sonra mesela cemalini, yüzünü göreceksiniz diyor. 2010 tarihini verir, inşaAllah. Net tarih vermiştir. Hatta Mehdi (a.s.)’ye diyor bak, 1971’de, 71’de terör başlayacak haberin olsun diyor. Allah’ın izniyle diyor. 81 yılında vazifeye başlayacaksın diyor, Hicri 1400’de vazifeye başlayacaksın diyor. Uzun bir süre mücadelen olacak ve seni kimse bilmeyecek o dönemde diyor. “28 Şubat’ta da” diyor, bir şey olacak, haberin olsun diyor. Müslümanlara yönelik, inanlara yönelik bir şey olacak diyor. Bir baskı olacak diyor. 28 Şubat olayını söylüyor, tarif vererek, net tarif vererek söylüyor. Haberin olsun diyor, Mehdi (a.s.)’ye bildiriyor ve ondan sonraki safhaları da bildiriyor. 2010 gibi de yüzünü görecekler diyor insanlar ama buna rağmen tanınacaksın demiyor. Yüzünü görecekler diyor ama tanınman çok daha ileri safhalarda olacak diyor. Onun için diyor, halk onu esas aldıkları için Mehdi (a.s.) çıktığında diyor, hemen anlaşılacak gibi bir şekil vermişler diyor, yani hemen. Cübbeli ‘de olduğu gibi, bakar bakmaz anlayacakları gibi bir şekil vermişler diyor. Hâlbuki diyor bu dünya diyor tecrübe meydanıdır, akla kapı açılır fakat ihtiyarı elinden alınmaz diyor. Öyleyse o eşhas diyor, yani Mehdi (a.s.) ve İsa (a.s.), hatta o müthiş deccal dahi diyor, çıktığı vakit çokları hatta bidayeten başlangıcında kendisi dahi kendisini bilmez diyor. Başlangıçta biliyor ama son aşama olarak biliyor tabii. Başka sırlar da var. Risale-i Nur Külliyatı’nda çok fazla var ama şimdi ortalık zaten gergin diyelim. Konuyu çığırından çıkartmak istemiyorum, inşaAllah ama vakti gelince o detayları söyleyeceğim inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Bir anınızı daha anlatmıştınız Hocam. Sungur Abi’nin mahkemenin girişinde geldiğini.

ADNAN OKTAR: Evet, DGM’nin çıkışında cübbemsi pardesüsü var, o meşhur, deve tüyünden takkesi de başındaydı, ona benzer. Annem de geldi elinde çantayla. Böyle tutukluyum. Sevk zincirleriyle beni çözdüler, ellerim kelepçeli, ümmetçilik propagandası yapmaktan tutuklandım. Mahkemeye çıkarılacağım, annem de geldi, ben dedim hani bir şeyler konuşacak herhalde. Sevimlidir benim annem bayağı, orijinal tavırları oluyor bazen. Şimdi tam ayağıma bakıyor, ayağımdan yavaş yavaş boğazıma kadar geliyor ama yüzüme bakmıyor, yüzümden geri aşağı iniyor. Sürekli “cık cık cık cık”. Ben sürekli anlatıyorum, bak bu gayet normal, Allah yolunda mücadele ederken bunlar olur diye, hiç dinlediği yok. Nihayet Sungur Ağabey geldi, Allah ondan razı olsun. Onun sesi de gür maşaAllah, çok yüksek sesle, bütün polisler herkes orada duydu, DGM’nin önünde bağırdı yüksek sesle, “ne mutlu sana” dedi, “mazi de”, yani geçmiş de, “müstakbel de, gelecek de seni alkışlıyor” dedi. Sungur Ağabey böyle deyince oh dedim, hele şükür, Allah’a şükür, annemin tavrından sonra, tabii onun tavrı çok güzel oldu inşaAllah. Annem öyle her tutuklanmamda hep cık cık cık cık yapardı. Bir kere daha anlatmıştım ya, tutuklamaya gelmişlerdi ama biraz toptancı görünümünde, hayvan satışlarında görev yapan insanlar toplanır ya, üzeri başı o kadar temiz olmaz bazen, böyle ticaret adamı görünümündeydi polis arkadaşlar. Ne diyeyim, ne diyeyim dedim. Annem dedi ki; “onlar kim” dedi. Dedim ki; “şu arazi için gelmişler, satış için” dedim. Kapıda bekliyorlar, annem “hım, ne demezsin” falan dedi. Biraz sonra tabii hep beraber… Annem çok sevimlidir maşaAllah. Oktar Hocam anlat.

OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam, Hz. Mehdi (a.s.) kan akıtmayacak, Peygamber Efendimiz bildiriyor Hocam inşaAllah. Okuyayım hadisleri inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Oku.

OKTAR BABUNA: “İnsanlar, bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi, Hz. Mehdi (as)'nin çevresinde toplanırlar. Daha önce zulümle dolu olan dünyayı, adaletle doldurur. Adaleti o denli olur ki, uykuda olan bir kimse dahi uyandırılmaz ve bir damla kan bile akıtılmaz. Dünya, adeta Asr-ı Saadet devrine geri döner. (El Kavlu'l Muhtasar)

ADNAN OKTAR: Bunu kim söylüyor?

OKTAR BABUNA: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) söylüyor.

ADNAN OKTAR: Vahiyle söylüyor.

OKTAR BABUNA: Vahiyle söylüyor, evet Hocam.

ADNAN OKTAR: Onun aksi konuşma ne olmuş olur? Çok anormal bir hareket olur, değil mi? Çok yanlış ve çirkin bir hareket olur. Onun için Mehdi (a.s.) hakkında gereksiz konuşma yapanlar öyle gereksiz bilmişliklere girmeyecekler. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleriyle konuşacaklar, aklı başında konuşacaklar. Kendi kafasına, hevasına göre, “heva ve hevesi Tanrı edineni gördün mü” diyor Allah ayette. Hadisle konuştun mu tamamdır, Kuran’la konuştun mu tamamdır ama kendi kafasına göre konuştuğunda olmaz. Evet. Konu Abdülkerim Hocamızdan açılmıştı buraya kadar geldi. Abdülkerim Hocamız çok mühim bir konuya dikkat çekiyor, diyor ki bakın, “tarikatlarde bile, cemaatlerde bile liderler kardeş oldukları halde kendi aralarında mücadele durumundalar” diyor. Mücadele edebiliyorlar, mesela Nur talebeleri de kendi aralarında parçalanıyorlar. “Bu, Mehdi (a.s.)’nin lüzumunu bize göstermesi açısından çok önemli bir delildir” diyor. Yani Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametidir bu diyor. Eğer biz yapabilsek kendi aramızda birlik oluruz diyor, kendi aramızda bile birlik olamadığımıza göre, Nur talebeleri de kendi aralarında birlik olamadığına göre bunu ancak Mehdi (a.s.)’nin halledeceğini Allah bize göstermiş oluyor. Mesela çok isabetli doğru bir tespit inşaAllah, samimi bir tespit ama tabii her şey kader içerisinde geliyor, kader ortamında gelişiyor.

OKTAR BABUNA: Hocamızın bir açıklaması daha var ama herhalde vakit itibariyle, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Onu da yarımdan sonra anlatırım inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Yarımdan sonra, evet.

ADNAN OKTAR: Nerede devam edeceğiz yarımdan sonra?

SUNUCU: Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza 00:30’dan itibaren Samsun AKS, Destan Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, ART Uşak Tv ve HarunYahya.Tv internet sitemizden devam edeceğiz. Bizi bugün saat itibaren HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Aksu Tv ve Kocaeli Tv ekranlarından takip edebilirsiniz.

Bu eser 834 kez incelendi.

Post To MySpace!
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Sayın Adnan Oktar'ın Gaziantep Olay TV'deki Canlı Röportajı (28 Eylül 2010) - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Kaçkar TV'deki Canlı Röportajı (28 Eylül 2010) - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Kaçkar TV'deki Canlı Röportajı (29 Eylül 2010) - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Ücretsiz 75 Adet MP3
Sayın Adnan Oktar'ın Buğra Ayan Tarafından Gerçekleştirilen Röportajı (28 Şubat 2009)
Sayın Adnan Oktar'ın Canlı Yayın Programı
Bedava mp3ler
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1237 download
Dinler Terörü Lanetler - 1190 download
Dinler Terörü Lanetler - 1106 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 1056 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.

© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.