Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15960 tanesi Türkçe, toplam 19258 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Samsun Aks TV ve TV Kayseri'deki Canlı Röportajı (28 Temmuz 2010)
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (279)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (14)
Dergiler (265)
Belgeseller (323)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (12)
Web Siteleri (432)
Makaleler (9611)
Posterler (17)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Adnan Oktar Anlatıyor (3966)
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Duyurular (1)
Harun Yahya Etkileri
Ne Demişti Ne Oldu
Yeni Bilgiler (486)
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
ilmiarastirma.net
hayvanlaralemi.net
harunyahya.net
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Samsun Aks TV ve TV Kayseri'deki Canlı Röportajı (28 Temmuz 2010)
Temmuz 2010


Sitenize Ekleyin :

Hepsini Seç
SUNUCU 1: Programımıza kaldığımız yerden Hocamız ile beraber devam ediyoruz. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk efendim, sizler de hoş geldiniz.
Bu konuları anlatmanız iyi oluyor. Çünkü bunlar bilinmiyor. Halk arasında bizim nasıl zorluklar ile karşılaştığımız bilinmiyor. Bunların bilinmesi açısından iyi. Fakat diyorlar ki; “Hocam her gün Mehdilik’ten bahsediyorsunuz. Gerek var mı?” diyorlar, bazı gençler. Kardeşim, bak şimdi, o kişi istemese zaten deccaliyet kendini zorla gösteriyor. Yani sen görmesen de deccal sana kendini gösterir. Hastanede gösterir, sokakta gösterir; kafana sıkar, kardeşini öldürür, ağzını burnunu kırar, seni ekonomik krize sokar, canını yakar, aşağılar, hakaret eder. Yani sen istediğin kadar deccali anlamazdan gel, deccal seni boğacak zaten. Deccal ile boğuşacaksın sen. İstediğin kadar anlamazdan gel, seni kurtarmaya çalışan birileri olacak. İşte ona Mehdiyet deniliyor. Anlaşıldı mı? Seni kurtaran sisteme Mehdiyet, seni boğan sisteme deccaliyet denir. Bana bahsetme dersen, o deccal sana kendini bahsettirir yani. Kurtulamazsın ondan. Anlaşıldı mı?

OKTAR BABUNA: Bir sunum var. ‘Deccaliyet kan dökmek’ ister diye bahsetmiştiniz siz. Onunla ilgili bir sunum vardı aslında.

ADNAN OKTAR: Bakayım ama istediğim zaman durdurma hakkım var mı? Ben anlatayım inşaAllah.
Bak diyor ki Bediüzzaman; “aynen öyle de; Büyük Deccal, şeytanın iğvası ve hükmü ile insanların rabıtalarını” yani manevi güçlerini; sevgi, şefkat, merhamet, dostluk, arkadaşlık gibi güzel hasletlerini, “bozarak,” dine zarar vererek; Darwinizmi, materyalizmi anlatarak, materyalist sistemi oturtarak. Bak ne diyor; “bozarak,” düzenleri bozarak, “anarşistliğe,” 50 sene önce söylüyor bunu, “anaşistliğe ve Ye'cüc ve Me'cüc'e zemin hazır eder.” Bugünkü işte PKK hareketi. Buna “zemin ihsan eder” diyor. “Ve İslam deccali süfyan dahi İslam’ın bir kısım hükümlerini şeytanın desteği ile kaldırır” diyor. Hafız Esad’a dikkat çekiyor. “Hayat-ı beşeriyenin,” bakın çok önemli, “hayat-ı beşeriyenin,” sosyal hayatın, “maddi ve manevi rabıtalarını bozarak” yani bizi birbirimize bağlayan manevi güzellikleri, şefkat, sevgi, dostluk gibi bağları bozarak, dikkat edin; “serkeş,” asi, dik başlı, “sarhoş ve sersem nefisleri,” sokakta kepazelik çıkaran it kopuk takımı var ya görüyorsunuz, sel gibi kan döküyor, kardeş kanı döküyor. “Sarhoş,” kelimeye dikkat et, “sarhoş ve sersem,” psikopat yani, “nefisleri başıboş bırakarak,” kontrolsüz bırakarak, alın birbirinizi kırın, ne yapıyorsanız yapın diyerek, “hürmet ve merhamet” mesela biz size hürmet ediyoruz, seviyoruz, değil mi? “Bunu kaldırır” diyor ve “merhamet, acıma hissini kaldırır” diyor. “Merhamet gibi nurani zincirleri çözer. çözer; “hevesat-ı müteaffine (çirkin hevesler) bataklığında,” bak birbirine saldırmak için, birbirini kırıp geçirmek için, “cebrî (zoraki) bir serbestiyet,” “kırın birbirinizi, sistem meydana getirir” diyor. “ayn-ı istibdad (baskıcı) bir hürriyet vermek ile dehşetli bir anarşistliğe meydan açar ki,” önümüzdeki günlerde bunları göreceksiniz, bu yayılacak; bütün Orta Doğu’da da yayılacak; Allah vermesin, Türkiye’de de yayılacak, “o vakit, o insanlar gayet şiddetli bir istibdaddan başka zabt altına alınamaz.” Ancak sıkıyönetim ile idare edilebilirler, diyor. Ama Mehdiyet devri olduğu için sıkıyönetim olmayacak. Yani bir evvelki şey, mesela 12 Eylül’de, 12 Mart’ta ancak sıkıyönetim ile idare edilecek hala geldi millet, gördünüz. Tek çözüm sıkıyönetim dediler. Kenan Evren Paşa çıktı, bu şekilde dedi. Bak “gayet şiddetli” diyor. Normal bir istibdad demiyor, “gayet şiddetli bir istibdaddan başka zabt altına alınamaz” diyor. Kontrol altına alınamaz. İstibdad yani baskı sistemi. Şimdi kardeşim, sen bunu cayır cayır yaşıyorsan ve bu tırmanıyorsa, kardeş kardeşi boğuyorsa, sokakta çatışmalar gelişmeye başladıysa, deccal sana anlatmıyor mu kendini? Sen istediğin kadar anlamazdan gel. Her gün cenazelere, tabutlara anneler sarılarak feryat figan ağlıyor mu? Deccal sana kendini gösteriyor mu, göstermiyor mu şu an? Gösteriyor, değil mi? Her gün şehit evlerinden feryat göklere yükseliyor mu? Yükseliyor, değil mi? Mehmetçiği kan revan içinde bırakıyorlar mı? İşte bunun adına deccaliyet denir. Deccaliyet varsa karşısında Mehdiyet vardır. Yani tek çözümdür. Deccaliyete karşı, hiçbir çözüm bulunamaz başka. Yani hiçbir sistem ile durduramazsın. Deccaliyet ayrı bir şeydir. Ayrıca süfyaniyetin devreye girdiği bölgedeyiz biz. Hem deccaliyet, hem süfyanın etkisindeyiz biz, memleket olarak. Hafız Esad’ın başını çektiği o kan dökücü süfyan sistemi ve Darwin’in başını çektiği Darwinist, materyalist deccaliyet sistemi. Bunlar insanlar istese de, istemese de bütün gününü alıyor insanların. Ekonomik krizle de gününü alıyor. Adam gidip pazarda marulu yerden seçtiğinde işte deccal onun ensesine çökmüş. Onu ekonomik krizin içerisine sokmuş ve perişan etmiş işte. Çünkü deccaliyetin vasfı budur, ekonomik kriz meydana getirir. Diyor ki bak; “dostlarını ziyafetin başına alır” diyor. “Ama karşıtlarını ekonomik krizle ezer” diyor, “perişan eder” diyor. “Fakirliğin içine sokar” diyor. Sistem şu anda çalışıyor mu, çalışmıyor mu? Deccalin eline insanlar düştü. Deccalin elinden işte Mehdiyet kurtarıyor. Ekonomik refah ve anarşi ve terörü durdurmayı; sevgi, merhamet, şefkat, dostluk, aşkı ve tutkuyu öğretiyor Mehdiyet ile. Buna karşı bir karşı harekettir. Bak korkudan insanlar tir tir titriyorlar. Deccaliyetin etkisi ile. Yalnız başına bir genç kızın bir yerden bir yere gitmesi adeta mümkün değil. Can korkusunu yaşıyor artık. Laf atmak falan şurada dursun can korkusu içindeler. Başına bir şey gelecek diye. Mesela çocuğu gidiyor adam her gün; “dönecek mi acaba?” diyor. Her gün, dönecek mi? Telefon ile on dakikada bir soruyor; “oğlum ne yaptın? Kızım ne yaptın?” On beş dakika da bir. Mehdiyet’te telefon ile soru sormak yok. Bitti. Yayla gibi, püfür püfür. “Ta Şam’a kadar tek başına kadın gider, hiçbir zorluk ile karşılaşmaz” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Mümkün değil. Bak korku dağları bekliyor. Ben bir genç kız görüp de neşeli, mutlu bir tane genç kız görmedim şu ana kadar dışarıda tanıştıklarımdan. Ama tek bir tane. Korkuyu yaşamayan, mutlu olan, kafası dinç, ferah, geleceğinden ümitli, umutlu ben görmedim. Hep korku, hep tedirginlik. Bu işte deccaliyetin marifetidir. Darwinizmin, materyalizmin ve Arap sosyalizm başı olan Hafız-ı Esad’dan kaynaklanan süfyaniyet hareketinin neticesidir. Süfyan İslam alemini perişan etti. Oktarım anlattıklarıma ne diyorsun?

OKTAR BABUNA: Tamamen haklısınız Hocam. Dediğiniz gibi o zaten kendini gösterdiği için Mehdiyet de zaten oradan mecburen ortaya çıkıyor ve gösteriyor zaten, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Süfyaniyet pek acımasız bir sistemdir. İslam alemi içerinde tezahür edecektir. “Birinci senesi” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “birinci senesi 300 yıl gibidir” diyor. “Muazzam tahribat yapar” diyor, ilk döneminde. “İkinci dönemi daha kısadır” diyor. Mesela 100 yılda yapacak tahribatı yapar. Üçüncü dönemi daha kısalıp, son döneminde; “durumu muhafazaya çalışır, artık ölür” diyor. Oktarım, son dönemindeyiz.

OKTAR BABUNA: Elhamdülillah. İnşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: Bediüzzaman ilk döneminde geldi. Süfyaniyet bütün şiddeti ile ortadaydı, deccaliyet. Sadece ona karşı dikkat çekti Bediüzzaman. O kadar. Mehdi (a.s.)’ye bıraktı deccaliyeti ve süfyaniyeti. Her ikisini de tepeleyip yerle bir edecek olan Mehdiyettir. İşte son dönemi dediği o Bediüzzaman’ın. Normalde son dönemi en azgın dönemi olması gerekir. Çünkü bir adam doğdu mu; büyür, gelişir, dev gibi olur. Deccalde öyle olmuyor. Adam doğuyor, büyüyor, gelişiyor, dev gibi oluyor; Mehdi (a.s.)’nin eline bir veriyorlar, koydu mu oturtuyor. Adam böyle Kayseri pestili gibi oluyor. Anlaşıldı mı? Yerinden bir daha da kalkamıyor. Onun için işte son döneminde gelen kişi Mehdi (a.s.)’dir. Son döneminde durumu muhafaza etmesinin sebebi odur. Ölümünün sebebi de Mehdi (a.s.)’dir. Durumu muhafaza etmesinin sebebi de Mehdi (a.s.)’dir. Yoksa o böyle kudurmuş köpek gibi yayılır ve bütün Müslümanları yok edecekti. Hepsini yok edecekti. Müslüman diye bir şey bırakmayacaktı. İddia edilen Ergenekon Örgütü 3000 kişilik liste çıkarmıştı, hazırlamıştı; süfyanın emri ile, süfyaniyetin emri ile. 3000 kişilik. Türk milliyetçilerinin ileri gelenleri, dindarların ileri gelenlerin hepsi. İki veya üç gün içinde bitirmeyi düşünüyorlardı. 48 saat falan düşünüyorlardı. Üçüncü gün de tabii mecburen ordu böyle bir rezalete göz yummayacağı için darbe olacaktı. Onlar da işini bitirmiş olacaklardı. Kahraman ordumuz, kahraman polisimiz, savcılarımız, mahkemelerimiz bunların o vampir kafasından tuttu; sürükleye sürükleye bunları, ciyak ciyak öttüre öttüre bunları susturdu. Ama bakın, devlete tam destek olunması gerekiyor. İddia edilen Ergenekon Örgütü ile devlet bir Kurtuluş Savaşı veriyor. Şu an Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin yaşatılması için devlet kendini savunuyor. Bir İstiklal Savaşı veriliyor. Yani Cumhuriyeti savunan bir savaş var şu an. Bütün vatandaşlarımız devletin yanında olsun. Polisin, askerin yanında; savcı ve hakimin, özellikle hakimlerin yanında. Hakimlere iyi destek olmak lazım, savcılara iyi destek olmak lazım, bu melanet bitinceye kadar. Ama bu tutuklu, hapiste olanlar falan; her zaman diyorum, gariban bunlar, bunlara bir şey dediğim yok. Acıyorum ben bunlara. Benim bunlarla alıp veremediğim yok. Asıl it, kopuk yönetici takımını söylüyorum ki yargı içinde bu alçaklar daha hala ötüyorlar. Daha hala faaliyet halindeler, yargı içerisinde. Ellerini, kollarını sallayarak geziyorlar. Devleti tehdit ediyor adam yargının içerisinde. Devlete meydan okuyor. Siperini iyi kazımış, onun için ‘evet’ diyorum. Referandumda ‘evet’ diyorum. Hükümeti destekliyor muyum? Benim öyle bir iddiam yok. Ama ben bunu destekliyorum. Ben çünkü bütün sağı destekliyorum, ben tek bir partinin adamı olmam ben. Erbakan Hocamı canım gibi severim ben, MHP’yi canım gibi severim, Büyük Birlik Partisi’ni aşkla severim. Ben onların hepsini kucaklıyorum. Doğru Yol Partisi, bunlar nur gibi insanlar, hepsini destekleriz. Ama durum bu inşaAllah. Berkerim şimdi sen anlat.

ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Dediğinizi Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuş Hocam; “Allah Hz. Adem (a.s.)’i yaratmış olduğu günden bu yana deccalin fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır.”

ADNAN OKTAR: Şimdi bak o arkadaş, bana uzun uzun yazan kardeşimiz, bak bu konuyu iyi anlasın. Bir daha söyle.

ALTUĞ BERKER: “Allah Hz. Adem (a.s.)’i yaratmış olduğu günden bu yana deccalin fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi sen en büyük fitnenin içerisindesin, gelmiş geçmiş en büyük fitnenin ve gelmiş geçmiş en büyük kurtuluş da Mehdiyettir. Karşıt hareketler. Şimdi en büyük fitneyi ortadan kaldıran hareket nedir? En büyük kurtuluş hareketedir. Peygamberimiz (s.a.v)’in kumandanı olarak Mehdi (a.s.) ortaya çıkacak, Resulullah (s.a.v.)’ın manevi kumandasında, onun emri ile; o emrettiği için çıkıyor zaten Mehdi (a.s.), Allah’ın dilemesi ile. Cenab-ı Allah Mehdi (a.s.)’yi gönderiyor, fakat Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in kumandasındadır Mehdi (a.s.). Ne yapacağını, ne edeceğini çok detaylı anlatmıştır Peygamberimiz (s.a.v). Kan dökmeyecek mesela Mehdi (a.s.). “Kan dökmez” diyor. Adam beğenmiyor Peygamber (s.a.v)’in sözünü, “yok, ben kan istiyorum” diyor. Kova kova kan istiyor adam ve bunu da Allah adına savunuyor. Be hey ahmak, madem Peygamber (s.a.v)’i seviyorsun saygı ile dinlesene sözünü Peygamberimiz (s.a.v)’in. “Kan akıtmayacak” deyince, kan akıtmayacak, “Uyuyan kişiyi uyandırmaz” diyor. “Burnu dahi kanamaz” diyor, niye saygı duymuyorsun? Kafasında onun bir İslam inancı var, onu yaşamak istiyor. Olmaz öyle. Kuran’ın dediği, hadisin dediği İslam’ı yaşayacak. Canın kan istiyorsa, git yarasalarla iç içe yaşa, mağarada. Değil mi? Ona da bir kanat takalım, uçsun. Evet, Berker Hocam, şöyle şimdi.

ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Dün Hz. İsa (a.s.) ile ilgili bahsetmiştiniz Hocam. Onun beşeri özelliklerinden ve İncil’de birliği konusundaki bölümleri çıkarmamızı söylemiştiniz Hocam, inşaAllah. Onunla ilgili İncil’den kısımlar okuyabiliriz, uygun görürseniz Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şimdi sıradan anlat. Önce o dediğini anlat.

ALTUĞ BERKER: Beşeri özellikleri var, Hz. İsa (a.s.)’nın Hocam, inşaAllah. Hz. İsa (a.s.)’ya Hıristiyanlar üçleme ile ilahlık veriyorlar ama bir insan olduğunu, beşeri aciziyetliklerinden bahsetmiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi şuna benziyor, yani biz diyoruz ki; “gökte Ay var” diyoruz. “Yok” diyor adam, “üç tane Ay var gökte” diyor. Biz “bir tane var” diyoruz. Allah’ın birliği görünmüyor mu? Açık değil mi? Üç Allah inancına cevap vermek durumunda kalıyoruz. Duruma bak yani. Aklı başında bir insan bunu nasıl söyler? Söyle oradakini.

ALTUĞ BERKER: Mesela İncil’de Markos bölümünde, Hz. İsa (a.s.); “İsa ona dedi... "Allah'ımız Bir olan Rab'dir"... Yazıcı ona dedi: "Çok iyi öğretmen, hakikat üzere dedin ki, O Birdir; O'ndan başkası yoktur."”

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi İncil’de, kendi kitaplarında; “Allah bir” diyor, yok adam “üç” diyor. Ne diyeyim ben bu adamlara? Bir daha oku.

ALTUĞ BERKER: “İsa ona dedi... "Allah'ımız Bir olan Rab'dir"... Yazıcı ona dedi: "Çok iyi öğretmen, hakikat üzere dedin ki, O Birdir; O'ndan başkası yoktur."”

ADNAN OKTAR: Açık değil mi?

ALTUĞ BERKER: Çokça var Hocam. “Allah birdir.” Galatyalılara Mektup’ta geçiyor Hocam. “Sen Allah'ın Bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun.” Yakup’un Mektubu’nda geçiyor. “Tek bir Allah vardır.” Timoteos’a 1. Mektup’ta geçiyor. “Kurtarıcımız Tek Allah’a yücelik olsun.” Yahuda’nın Mektubu’nda geçiyor Hocam, inşaAllah. “Gücü her şeye yeten, var olan ve var olmuş olan Rab Allah. Sana şükrediyoruz.” “İyi olan tek biri var, O da Allah'tır.” “Bizim için tek Allah vardır: Her şeyin Kendisi'nden oluştuğu Allah. Bizler de O'nun için yaşamaktayız.” (Korintoslulara 1. Mektup) Daha birçok var Hocam.

ADNAN OKTAR: Bunları anlamıyorlarsa, ben artık ona ne diyeyim? Evde iki tane sevimli misafirim vardı. Onlara dünyanın geçiciliğini anlattım. Bir insan derisi kalksa altı kıpkırmızı kan, derisi kalktığında. Öldüğünde gözler jöle olup mezara akıyor. En güzel burun kopup mezara düşüyor, dedim. Elini, yüzünü yıkamasa, makyaj yapmasa ne hale geliyor kadınlar biliyorsunuz. Değil mi? Bakımla güzel hale geliyor. Her gün aczini gösteriyor Allah herkese. Zavallılığını gösteriyor. Ve kısa sürede hayat bitiyor. 20 yaşında adam, iki on sene, 40 yaşında anne oluyor. 40 yaşında bir kadının nasıl olduğunu herkes bilir, inşaAllah. İki on sene, göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Mesela ağzını yıkmazsa acze düşüyor, vücudunu yıkamazsa acze düşüyor. Sürekli yıkanarak, temizlenerek ancak ayakta durabiliyor. Böyle bir varlığın üstelik de görüntüsü ile muhatap oluyor. Kendi de değil. Kendisi değil, beyindeki görüntüsü ile muhatap oluyor.

OKTAR BABUNA: Bu şeyi de söylemiştiniz Hocam, sahip oldukları her şeyi öldüklerinde nasıl geride bıraktıklarını anlatmıştınız. Hatta onunla ilgili bir filmimizde var eğer uygun görürseniz Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Göreyim hadi.

OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırız. “Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz.” Ankebut Suresi, 57. ayet, inşaAllah.

-VTR-

ADNAN OKTAR: Bu Elvis’in evi, değil mi?

OKTAR BABUNA: Elvis’in evi. Müze haline getirmişler. Michael Jackson’ın evi. Sokağa da ismini vermişler. İngiltere eski Prensesi, Prenses Diana.

ADNAN OKTAR: Prensesler de ölüyor diyorsun.

OKTAR BABUNA: Estağfurullah, tabii, inşaAllah Hocam. Saraydaki görüntüler. Düğün töreni, düğün töreninden görüntüler. Bu da Charles Darwin’in kaldığı yer, evi.
Şeytandan Allah’a sığınırım; “Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ın vaadi haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın.”(Fatır Suresi, 5) İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: İşte bak en güzel, en yakışıklı insanlar da ölüyorlar değil mi? En zengin insanlar da. Ama malı, mülkü kalıyor. Arabası, şeyi kalıyor, ama kendileri gidiyorlar, teker teker.
“Sayın Hocam, Kahtani hakkında bilgi verebilir misiniz?” Bediüzzaman Kahtani olabilir. Diyorlar ki, “Fethullah Hoca’ya niye Kahtani diyordun, şimdi Bediüzzaman’a diyorsun” diyorlar. Şu bakımdan diyorum, çünkü Bediüzzaman açıkça Mehdi (a.s.)’yi müjdelemiştir, şahıs olarak müjdelemiştir. Zemin hazırlamıştır ve hakikaten çok hayati bir insandır, çok önemli bir insandır. Fethullah Hoca da dolaylı yoldan zemin hazırlayan bir insandır, yani alenen değil, dolaylı yoldan zemin hazırlayan bir insandır. Aleni olduğu için Allah-u alem Kahtani o. Ama işte Cehcah, işte başka isimlerden bahsediyor. Onlardan herhangi biri de olabilir Fethullah Hoca, Allah-u alem, bilemiyorum. Ama Bediüzzaman’ın hizmeti çok hayatidir, Mehdiyet konusunda temel sistemi oturtan bir yapısı var inşaAllah. Oktarım anlat.

OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Avrupa Birliği önünde Türkiye’nin giderek önemli hale geleceği, lider ülke olduğu için, sonunda Avrupa Birliği’nin de Türkiye’ye ve İslam Birliği’ne muhtaç hale geleceğini söylemiştiniz. Avrupa Birliği, Türk-İslam Birliği’ne girecek demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Defalarca söyledim, değil mi?

OKTAR BABUNA: Evet Hocam, defalarca söylediniz.

ADNAN OKTAR: Türkiye onları zengin edecek, dedim. Doğru muymuş dediğim?

OKTAR BABUNA: Hemen oldu Hocam, 1-2 sene içinde, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Olur mu öyle şey” diyorlardı. Benim dediğimin doğru olduğu anlaşıldı.

OKTAR BABUNA: Herkes bu şekilde hayretle karşılamıştı, aynısı ile oldu Hocam. “Türkiyesiz Avrupa Birliği fakir olur” Bunları söyleyen İngiltere Başbakanı David Cameron. “Türkiye’nin bulunmadığı bir Avrupa da az zayıf, daha az güvenli, daha fakir olacaktır” diyor, maşaAllah.

Diyanet İşleri Başkanımız; “Ekmek, su kadar kardeşliğe ihtiyaç var” demiş Hocam. İslam Birliği’ne işaret etmiş.

ADNAN OKTAR: Kardeşlik nasıl olur Oktar?

OKTAR BABUNA: İslam Birliği ile olur Hocam, İttihad-ı İslam ile inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İslam Birliği nasıl olur?

OKTAR BABUNA: Mehdiyetle olur, inşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: Mehdiyet ne ile olur? Putları kırmak ile olur. Darwinizmi, materyalizmi yok etmek ile olur. Put dururken İslam kardeşliği olmaz. Adam puta tapar, İslam’a girmez. Değil mi? İki din varsa, put dini varsa puta gider adam. Putun olduğu yerde kardeşlikten bahsedersen adama gülerler. Önce putu kıracaksın. Darwinizmi, materyalizmi ortadan kaldıracaksın. Berkerim anlat.

ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.) çıktığı zaman çarşılarda, pazarlarda gezeceğini söylüyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). Saraylarda gezeceğini söylüyor inşaAllah. Bin dükkanı olan çarşıların olacağı bir şehre geleceğini söylüyor.

ADNAN OKTAR: Bak büyük çarşılar daha yeni oluştu, değil mi?

OKTAR BABUNA: Evet, alışveriş merkezleri.
“Türkiye’yi örnek almanın vakti geldi” demiş Hocam. Ortadoğu’nun en ileri ve liberal ülkelerinden olan Türkiye, Araplar için en uygun model. Türkiye’yi İsrail’e kafa tuttuğu için desteklerken laikliğini bilerek görmezden gelen aşırıkçılar da, Türklerden bir şeyler öğrenmeli.”

ADNAN OKTAR: “Türkiye’yi örnek almanın vakti geldi”

OKTAR BABUNA: Bu fotoğraf da çok manidar Hocam, siz söylemiştiniz hadise dayalı olarak inşaAllah; yeşil bayraklarla, kırmızı bayrakların birlikte olduğu.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Asilim anlat.

ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Risale-i Nur’dan 1956’ya işaret eden ebcedler vardı Hocam, inşaAllah.

ALTUĞ BERKER: Örneğin Tılsımlar Mecmuası’nda Bediüzzaman Hazretleri; Taha Suresi, 68. ayette; “Korkma dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin.” Bu ayette geçen ‘kesinlikle sensin’ ifadesinin Miladi 1956 yılına baktığını, ebcedini söylüyor Hocam, inşaAllah. Bir başka bir ayette, Nisa Suresi, 145’te de inşaAllah, “zulümatlı nifakın sukut mertebesine” ile 1956 yılında o sistemin çökeceğini söylemiş Hocam, inşaAllah. Ve Al-i İmran 81, sizin daha evvel anlattığınız konular Hocam, Allah’ın Peygamberlerden söz aldığı ayet; “sizden söz almıştık” diyor. “Sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde” ifadesinin ebced değeri, o da 1956 Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne oldu 1956’da?

OKTAR BABUNA: MaşaAllah, Risale-i Nur’un serbestleştirilmesi, inşaAllah.
Haber vardı Hocam, yine bu tehlikeli tırmanış ile ilgili. “Etnik çalışma riski büyüyor, önlem şart”.

ADNAN OKTAR: “Etnik çatışma riski… Önlem şart.”

OKTAR BABUNA: İnegöl ve Hatay’da olan olaylardan bahsediyor haber, Hocam.

ADNAN OKTAR: Bakın Cumhuriyet tarihinin en büyük komünist hareketi var. Buna karşılık, Cumhuriyet tarihinin en büyük komünist propagandasına karşılık; anti-komünist, anti-Darwinist propaganda yapılmıyor. Devlet eli ile yapılması lazım. Çünkü PKK kendini orada devlet gibi görüyor. Buna karşı anti-komünist propaganda var mı? Yok. Bakın bu sözümü anlamazlıktan geliyorlar. Bak sonunda anlayacaklar ama çok geç kalmış olacaklar belki de, Allah esirgesin. Mutlaka bunun yapılması gerekiyor. Anti-komünist propaganda, anti-Darwinist. Ne diyorsun Berker?

ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. O teröristbaşı boşuna kitabında sizden bahsetmez Hocam. Canı yandığı belli sizin çalışmalarınızla.

ADNAN OKTAR: Tabii. “Bu MİT’in elemanı” diyor, benim için. Suç mu MİT elemanı olmak? İftihar ederim. Ne var yani? Gayet güzel. Değil mi? MİT elemanı olmak şereftir. Ama değilim yani MİT elemanı değilim. Ne diyor, “Hep böyle Hocalar çıkmıştı Osmanlı tarihinde, devlete yol göstermişlerdir.” “Filozof Hocalar” diyor. “Mesela Adnan Hoca” diyor. Adam rahatsız. Anti-komünist, anti-Darwinist faaliyeti Güneydoğu’da özellikle yoğunlaştıralım. Kardeşlik ve sevgi bağını güçlendirelim. Oktar Hocam hadislerden anlat.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. PKK’yı da ilk deşifre eden siz oldunuz aslında Hocam. Stalinist, Leninist, din düşmanı ve Darwinist olduklarını delillerle siz ispat ettiniz. Bu, bu şekilde hiç telaffuz dahi edilmiyordu, bilinmiyordu bu şekilde Hocam. Sadece etnik bir şey gibi gösterilmeye çalışıyordu.

ADNAN OKTAR: Hadis okumanı bekliyoruz.

OKTAR BABUNA: “Sizden ona kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa ona gelsin. Ona katılsın. Zira o, Hz. Mehdi (a.s.)'dir.“ (İbn-i Mace)
ADNAN OKTAR: Peki nereden anlayacağız Mehdi (a.s.)’yi?
OKTAR BABUNA: Hocam deccaliyetin zıttı kimse demiştiniz, o kendini gösterir inşaAllah. Darwinizmi ve materyalizmi yıkan dünyada, İslam ahlakını hakim kılan, Hz. İsa (a.s.) ile de namaz kılan en sonunda ki en büyük alameti bu.
ADNAN OKTAR: En akıllı İslam’ı anlatan, en samimi anlatan, komünizme ve Darwinizme karşı en akılcı faaliyeti yapan kimse Mehdi (a.s.) olur bana göre. Ama bazı aklı evveller benim böyle yanıp tutuştuğumu zannediyorlar Mehdi (a.s.) olmak için. Bir kere ben böyle bir üslup içinde miyim? Halktan bir insan gibi konuşuyorum. Öyle bir havaya giriyor muyum ben, öyle bir üslubum var mı?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah, yok Hocam öyle bir şey.
ADNAN OKTAR: Bir de ne zorum, niye öyle bir çılgınlık içerisinde olayım böyle, ne zorum yani? İslam ahlakı dünyaya hakim olduktan sonra, zaten herkes Mehdi (a.s.) olmuş oluyor. Mühim olan insanların huzur içinde yaşaması. Hani böyle benim böyle makam, mevki için... Zaten benim etrafımda sevenlerim var. Daha önce de söyledim. Eğer güzel yaşamaksa en güzel yaşayan benim; eğer güzel evse, en güzel evde ben oturuyorum; müzikse, en güzelini ben dinliyorum; yiyecekse, en güzelini ben yiyorum; kıyafetse, en güzelini ben giyiyorum. En güzel insanlarla birlikte yaşıyorum. En güzel bilgiye, en güzel kültüre sahibiz, elhamdülillah. Yani nedir benim zorum yani, niye böyle bir şey amaçlayayım? Dünyevi benim bir zorum yok. Ama milletimin kurtuluşunu istiyorum. İslam aleminin kurtuluşunu istiyorum. Milletimin çektiği acıdan rahatsızım ben, tabii ki Mehdiyet’i de anlatırım, deccalliyeti de anlatırım, kurtuluşu da anlatırım tabii ki.

ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.)’yi hiç duydun mu?

SUNUCU 2: Şimdi duydum.

ADNAN OKTAR: Ne canlandı kafanda?

SUNUCU 2: Nasıl diyeyim daha hoşgörülü olmak mı diyeyim. Daha sevgi, dostluk içinde.

ADNAN OKTAR: Evet, Mehdi (a.s.) anti-yobazdır. Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Yobazlar böyle Mehdi (a.s.)’yi gördüğünde yarasa sürüsü gibi toptan ürkecekler. Bakın diyor ki, bakın; “70 bin adet başı tıraşlı yobaz ve başı sarıklı yobaz Mehdi (a.s.)’ye karşı deccale tabii olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Cübbeli dedi ki; “nereden çıkarıyorsunuz, yok böyle hadis” dedi. Gittim, kütüphaneden fotokopisini çektirdim, Arapçasını getirdim, ekranda gösterdim, orijinal kaynaktan. İki muteber kaynaktan ayrı ayrı gösterdim. Hani yoktu? Yobazlık ve ateistlik iki büyük beladır dünyada. Yani din adına yobazlık tam bir Cehennem ortamıdır adeta, Cehennemin bir şekli. Dinsizlik, ateizm de Cehennemin bir başka şeklidir. Deccaliyet iki boynuzludur. Yani bir tarafında yobazlar vardır, bir tarafında ateistler vardır. Bu iki ateşin arasında kaldı insanlar işte. Musevi yobazlar, Hıristiyan yobazlar, Müslüman yobazlar ve ateistler. Musevileri de mahvediyor Musevi yobazlar. Hıristiyanları, Hıristiyan yobazlar mahvediyorlar. Müslümanları da Müslüman yobazlar mahvediyor ve ateistler, deccalin avanesi. Mehdiyet buna karşı en mükemmeli ve en güzeli savunuyor. Mehdiyet insan aklının alabileceği en güzel şey nedir, odur işte. Yani İslam, Müslüman ne demektir, biliyor musun? Dünyanın en kaliteli insanını kafanda canlandır. Kafana ne gelir senin? İyi bir insanı bana tarif et.

SUNUCU 2: İnsanlar hakkında kötü düşünmeyen...

ADNAN OKTAR: Bir,

SUNUCU 2: İyi kalpli mi diyeyim?

ADNAN OKTAR: Tamam güzel. Şefkatli, sevgi dolu, affedici, hırslı olmayan, değil mi? Akıllı; sanattan, bilimden hoşlanan; her tarafı güzelleştiren, temizliğin peşinde olan, her şeyin temiz olmasını sağlayan, cömert; herkesin zengin olması, iyi olması için uğraşan; aşkı, tutkuyu arayan; Allah’a aşık, Allah’tan korkan; süper kaliteli, süper modern, dünyanın en iyi insanı aklımıza gelecek, Müslüman işte budur. Leş gibi kokan yobaz da değildir, satanist kılıklı ateist de değildir. Anlaşıldı mı? Tamamen bunun dışında, dünyanın en nezih insanıdır inşaAllah. Evet Berkerim.

ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Biraz evvel Kahtani diye söylemiştiniz, Bediüzzaman Hazretleri’ni. Kendisi aslında bir izahında bunu şu şekilde söylemiş Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah; Barla Lahikası, sayfa 162’de; “O ilerde gelecek acib şahsın bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı ve o büyük kumandanın pişdar bir neferi (öncü bir askeri) olduğumu zannediyorum.”

ADNAN OKTAR: Yok yanlış anladın. Şahs-ı manevi kastediliyor orada (!)

ALTUĞ BERKER: Ruh (!)

ADNAN OKTAR: Yani böyle acayip izahları insanın içine sokan da işte şeytandır. Yani açık, aleni gerçekleri, büyü yapıp gizleyen sistem de şeytanın meydana getirdiği sistemdir. Bakın ama iyi niyetle, samimiyetle, cahilliğinden yapanları tenzih ediyorum. Ne kadar aleni ve açık değil mi orada Mehdi (a.s.), anlaşılmayacak gibi mi? Bir daha oku.

ALTUĞ BERKER: “O ilerde gelecek acib şahsın” Hz. Mehdi (a.s.)’yi kastediyor.

ADNAN OKTAR: İlerde gelecek, ilerde gelecek demektir işte.

ALTUĞ BERKER: “Bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı (önden gelen takipçisi) ve o büyük kumandanın pişdar bir neferi (öncü bir askeri) olduğumu zannediyorum.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak Peygamberimiz (s.a.v.), diyorlar ki; “canımız gibi seviyoruz Peygamber (s.a.v.)’i, tırnağı için ölürüz” diyorlar. Peki, madem bu kadar seviyorsunuz; 150 tane, 150 tane mucizesi var Peygamber (s.a.v.)’in, niye tamamını ört pas etmeye kalkıyorsunuz o zaman, değil mi? Bak 1400 sene önce diyor ki; “Kabe’ye baskın olacak ve kan akıtılacak.” Bu mucizesi oldu sallallahu aleyhi ve sellemin. Niye bu güzeller güzelinin mucizesini gündeme getirmiyorsun? Niye gizliyorsun mucizesini? “15 gün ara ile ay ve güneş tutulması olacak” dedi. Aynı dediği gibi oldu mu? Niye bunu gizliyorsunuz o zaman. Hani seviyordunuz Peygamber (s.a.v.)’i? “Afganistan işgal olacak” diyor, oldu o devirde. “İran-Irak savaşacak” dedi, oldu. “Irak işgal edilecek” dedi, oldu. Başka neler? Say, hepsini say.

OKTAR BABUNA: “Fırat’ın suyu kesilecek” dedi, Keban barajıyla kesildi. Azerbaycan’ın işgali oldu. Irak’ın üçe bölüneceğini söyledi, oldu. “Yeniden yapılacak Irak” dedi, o da oldu Hocam inşaAllah. Kuyruklu yıldızları söyledi.

ADNAN OKTAR: Bak Peygamber (s.a.v.) diyor. Bilim adamları da diyor ki; “biz bu Lulin daha önce ne zaman geçti bilmiyoruz, kaç bin yıl önce geçtiğini bilmiyoruz” diyorlar. “Kaç bin yıl sonra geri gelir onu da bilmiyoruz” diyorlar. Peygamber (s.a.v.) diyor ki; “Hicri 1400’den sonra” yani alametler çıktıktan sonra, “önce yağmurlar kesilecek, sonra çift uçlu bir kuyruklu yıldız çıkacak” diyor. Bilim adamları yeni keşfetti bakın. Peygamber (s.a.v) mucize gösteriyor 1400 sene önce. “Bütün kuyruklu yıldızların gittiği yönün tam aksine gidecek ve çok parlak olacak” diyor. Be hey vicdansız, neden görmezden geliyorsun Peygamber (s.a.v.)’in mucizesini o zaman? Hani seviyordun? Çünkü işine gelmiyor. Bunlar Peygamber (s.a.v.)’i görse, Peygamber (s.a.v.)’e karşı da savaş verirler. Zamanında yapmadılar mı zaten? Dırar mescidini yapıp, Peygamber (s.a.v)’e savaş vermediler mi? Aynı kafanın adamları işte. Cahilliğinden, bilgisizliğinden, bilmediği için yapanları tenzih ediyorum. Ben şeytanları kastediyorum, şeytan kafalıları, inşaAllah.
Hz. İsa (a.s.) inecek, onu da göreceksin. Yani dünyada şu an, göreceksiniz. Benim öyle hurafeye inanacak gibi bir tipim var mı, gözlerime bir bak bakayım. Beni öyle kimse kandıramaz. Hurafelere ben inanmam. Bakın diyorum ki; “Mehdi (a.s.) geldi” diyorum. Ben mahcup olacağım bir şeyi söyler miyim? Türkiye’de bütün insanlar yüzüme tükürür. Niye yalan söyleyeyim, ne zorum? “İsa (a.s.) geldi” diyorum. Bir bildiğim var ki söylüyorum. Ve vakit veriyorum, “10 yıla kadar göreceksiniz” diyorum. Net. “Türk-İslam Birliği olacak” diyorum, net olacak yani.

OKTAR BABUNA: Hocam 1200 tane söylediğiniz gerçekleşti. 1200 tane, delilli olarak. Çok net.

ADNAN OKTAR: İsa (a.s.) kızıl saçlı, uzun, ince burunlu, gri gözlü. O sülale hep öyledir. Hz. Ali (r.a.)’nin gözleri yeşildi, Mehdi (a.s.)’nin gözleri de yeşildir. Hadis, Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Orta boyludur Hz. İsa (a.s.) naif vücutludur, atletiktir, geniş omuzlu, atletiktir. Orta boylu, çilli benim güzelim. “Burnu da çilli, ayakları da çilli” diyor. Ayaklarına kadar bütün vücudu çilli Hz. İsa (a.s.)’nın. “Islak olmadığı halde saçları ıslak gibi görünür” diyor. Yani böyle bir saç kalitesinden dolayı yaş gibi görünüyor saçı. Çok keskin ve zeki bakıyor acayip keskin bakışlı, çok akıllı bakışlıdır. Ve geldiğinde mucize gösterecek. Gideceksiniz morga, herhangi bir ülkenin morgu veya bir yerin morgu; “kardeşim” diyeceksiniz, “burada ölüler var mı? Kaç tane var?” “Üç tane var.” “Kaç gün oldu?” “Üç günlük ölü.” Bir kereliğine mahsus veya iki kereliğine mahsus “kum biiznillah” diyecek, “Allah’ın izni ile kalk” diyecek, kalkacaklar. Ama bir veya iki kere. Fazla yapılmıyor mucize. Yani morg bu işin yeridir. Üç günlük. Doktor raporlu ölüleri bak, üç tane ölü, doktor rapor verecek, bu ölü diye rapor verecek, net. Adam morgda yatıyor, üç günlük ölü. “Kalk, Allah’ın izni ile, gel” diyecek, gelecek. Göreceksiniz. Baras hastalığı var mesela, bir kere yüzünü mesh ediyor, anında yüzü açılacak. Buradan anlayacaksınız Peygamber olduğunu, mucize olduğunu. İnanması farz değil ama bu olağanüstü bir şey herhalde, başka kim yapar? Hz. İsa (a.s.)’dan başka yapacak birisi yok, inşaAllah. Ahlakından, kişiliğinden “herhalde Hz. İsa (a.s.) diyeceğiz” inşaAllah.
Mehdi (a.s.) de, say görünüşünü.

OKTAR BABUNA: Siyah saçlı Hocam, geniş alınlı, alnının arasında tek kaç çatma çizgisi olan, alnında bir iz ve bir ben bulunan, kavisli kaşlı, ‘Aynu’l hadra’ diye geçiyor; yeşil gözlü, hafif çekik gözlü, düzgün ve kalkık bir burnu olan, burnunda çok hafif bir çıkıntı olan...

ADNAN OKTAR: Geniş omuzlu, geniş karınlı, geniş uyluğu olan, orta boylu. Sırtında iki tane ben var; biri koyu, iri bir ben; bir de mersin ağacının yaprağı gibi et beni olan bir kişi. “Sağ ayağında da bir ben” vardır diyor Peygamberimiz (s.a.v), “alnında bir iz vardır” diyor. Çok fazla detay verilmiş ki insanlar şüpheye düşmesin diye. Daha da var aslında. Ben bir kısmını açıklamadım.

OKTAR BABUNA: Sakalını tarif ediyor Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Mesela “kenarları incedir” diyor sakalının. Nasıl diyor Arapçasında?

OKTAR BABUNA: Arapçasını söyleyeyim Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Harunyahya.tv’den devam edelim.

SUNUCU 1: Bizi yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.Tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo’dan, Aksu Tv ve Kaçkar Tv ekranlarından takip edebilirsiniz. Yayınımıza HarunYahya.Tv internet sitemizden devam edeceğiz.

Bu eser 343 kez incelendi.

Post To MySpace!
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Sayın Adnan Oktar'ın Adıyaman Asu TV'deki Canlı Röportajı (26 Temmuz 2010) - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Güneydoğu Olay TV ve Çay TV'deki Canlı Röportajı (27 Temmuz 2010) - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın HarunYahya.TV'deki Canlı Röportajı (27 Temmuz 2010) - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Ücretsiz 75 Adet MP3
Sayın Adnan Oktar'ın Buğra Ayan Tarafından Gerçekleştirilen Röportajı (28 Şubat 2009)
Sayın Adnan Oktar'ın Canlı Yayın Programı
Bedava mp3ler
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1237 download
Dinler Terörü Lanetler - 1190 download
Dinler Terörü Lanetler - 1106 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 1056 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.

© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.