Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15960 tanesi Türkçe, toplam 19258 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  17 Mayıs 2010 Tarihli Sansürsüz Programındaki Darwinist İddialara Cevaplar
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (279)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (14)
Dergiler (265)
Belgeseller (323)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (12)
Web Siteleri (432)
Makaleler (9611)
Posterler (17)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Adnan Oktar Anlatıyor (3966)
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Duyurular (1)
Harun Yahya Etkileri
Ne Demişti Ne Oldu
Yeni Bilgiler (486)
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
online-arama.com
harunyahya.net
harunyahya.net
Makale : 17 Mayıs 2010 Tarihli Sansürsüz Programındaki Darwinist İddialara Cevaplar - TÜRKÇE
Temmuz 2010
17 Mayıs 2010 tarihinde Habertürk televizyonunda Yiğit Bulut’un sunduğu Sansürsüz programında evrim teorisinin geçersizliği tüm delilleriyle yeniden Türk kamuoyuna gösterilmiştir. Darwinizm’in tüm açmazlarının açıkça ortaya konduğu; canlıların, herşeyin Yaratıcısı Rabbimiz tarafından yaratıldığı gerçeğinin açık ve bilimsel delillerle ispat edildiği programda, Darwinistlerin gündeme getirdiği iddialara cevaplar bu makalede bir kez daha yazılı belge niteliğinde sunulmaktadır:

İDDİA 1:

‘’Proteinlerin Oluşumu İle İlgili Olasılık Hesaplamaları Yanlış’’ İddiasının Geçersizliği


Darwinizm’in en büyük ve temel açmazı hayatın ilk başlangıcı olduğundan, Darwinistler için en büyük sıkıntı konusu da budur. Tek bir proteinin, değil tesadüfen, laboratuvarda dahi oluşumuna bir açıklama getiremeyen Darwinistler her zaman olduğu gibi en kaçamak yol olarak demagojiye başvurmaktadırlar.

Son sansürsüz programında da protein ile ilgili açıklama yapılması istendiğinde, Darwinistler tek bir proteinin oluşumu için yapılan olasılık hesaplarının “yanlış” olduğu gibi bir bahaneye sığındılar. Bu bahane bile, Darwinistlerin tek bir proteini açıklayamamaktan dolayı ne kadar dehşete düştüklerini açıkça göstermektedir.

İnsan vücudunda işlevsel ortalama bir proteinin tesadüfen kendi kendine oluşma ihtimalinin 10 üzeri 950’de 1 olarak hesaplanmış olduğu doğrudur. Fakat Darwinistlerin varsaydıkları gibi bu hesaplamada bir hata dahi olmuş olsa, olasılık oranı 950 değil de, 600 veya 400 hatta 100 ya da 60 bile olsa, yine aynı açmaz Darwinistler için söz konusudur. Bu ihtimal her halükarda “SIFIR İHTİMALDİR”.

Fakat burada asıl vurgulanması gereken nokta şudur: Protein söz konusu olduğunda, herhangi bir matematiksel ihtimalden bahsetmek mümkün olmamaktadır. Çünkü PROTEİNİN OLUŞMASI İÇİN BAŞKA PROTEİNLERİN VARLIĞI GEREKİR. Yani, her ne kadar sıfır ihtimal de olsa, “ancak şu kadar ihtimalde oluşabilir” gibi bir mantık kullanmak, doğru olmayacaktır. Çünkü protein, oluşmak için, zaten kendisinin yani bir proteinin varlığı gibi çok önemli bir şart getirmektedir. Bu Darwinistler için büyük bir kısır döngüdür.

Bir proteini oluşturmak için gereken her türlü malzeme ve proteinin yapı taşları olan amino asitler bulundurulmuş olsa da, hiçbir şekilde bir protein oluşamayacaktır. Mutlaka bu organizasyonu yapacak olan TAM TEŞEKKÜLLÜ BİR HÜCRENİN VE PROTEİN ÜRETİMİNİ GERÇEKLEŞTİRECEK DNA VE PROTEİNLERİN VARLIĞI ŞARTTIR.

Ayrıca tek bir protein için bir iki tane de değil tam 60 ayrı protein gerekmektedir. Bu proteinlerin tamamı ayrı görevler için özelleşmiş üstün nitelikteki proteinlerdir.

Sansürsüz programında proteinin varlığı için proteine ve DNA’ya ihtiyaç olduğu gerçeğinin “uzun zamandır bilim adamları tarafından biliniyor” olduğunun Darwinistler tarafından ısrarla gündeme getirilmesinin de ne amaca hizmet ettiği belli değildir. Bu gerçek, elbette 21. yüzyılda hücreyi inceleyen her bilim adamının bilmesi gereken ve ifade etmesi gereken bir gerçektir. Bu gerçeği kimin keşfettiği değil, bunun evrim için bir açmaz teşkil ettiği gerçeği önem taşımaktadır.

İDDİA 2:

‘’Evrimin Tesadüfle Hiçbir Alakası Yok’’ İddiasının Geçersizliği


Son dönemlerde Darwi-nistlerin savunmaya geçtiği önemli konulardan bir tanesi “evrimin tesadüfle hiçbir alakası yok” iddiasıdır. Bu, son dönemin gündem konusu olduğundan, Sansürsüz programında da aynı taktik Darwinistler tarafından devam ettirilmeye çalışılmıştır. “Her şey rastgele oldu fakat bunun adı tesadüf değil” gibi bir mantıkla, ne olduğu anlaşılamaz bir laf kalabalığıyla savunulan bu iddia, Darwinistlerin iddiasının ne kadar mantıksız olduğunu gözler önüne sermekten başka bir işe yaramamaktadır.

Bir savunma mekanizması olarak geliştirilen bu iddia, tesadüf kelimesinin ne kadar mantıksız olduğunun tüm kamuoyuna açıklanmasından sonra gündeme getirilmeye başlanmıştır.

Darwinistlerin bu iddiadan duydukları utancı yansıtmaktadır.

Çünkü eğer bu gerçeği Darwinistler kabul ederlerse, canlı varlıklardaki olağanüstü kompleksliği tesadüflerin var ettiği gibi saçma bir iddiayı savundukları tüm kamuoyunda açıkça bilinecektir. Küçük düşmekten çekinen Darwinistler çözümü, “böyle bir iddiamız yok” demekte bulmuşlardır.

Tesadüf iddiasından duydukları utanç nedeniyle Darwinistler, bilinçli bir doğal seleksiyon mekanizmasının işlediğini iddia ederler. Fakat bu bilincin kime ait olduğu belli değildir. Burada adeta doğaya bilinç atfetme durumu vardır. Eğer Darwinistlerin iddia ettikleri doğayı sahte ilah edinen naturalizm ideolojisi ise, o zaman başka bir pagan dinini savundukları gerçeği ortaya çıkar.

Bu açıklama ile sanki Darwinistler doğanın bir aklı, becerisi, doğruyu yanlıştan ayırabilme anlayışı ve geleceği görebilme yetisi olduğu izlenimi vermeye çalışarak insanları aldatırlar. Adına doğal seleksiyon diyerek buna bir güç atfetmeye çalışırlar. Oysa doğa, taş, toprak, ağaç, dağ, çakıldan oluşan bir bütündür. Bunların bilinçli olarak en iyi ve en mükemmel olanı seçebilme gibi bir ihtimali elbette ki yoktur. Dolayısıyla yine, Darwinist demagojinin çirkin yöntemleri kullanılmaktadır.

Darwinistler, iddialarının hiçbir aşamasında bilincin varlığını kabul etmezler, çünkü eğer ederlerse Yüce Allah’ın varlığını kabul etmiş olacaklar. Dolayısıyla kaçınılmaz olarak bilinçsizliği, yani tesadüfleri savunmak zorundadırlar.

İDDİA 3:

Peptid Bağın Laboratuvarda Oluşturulabildiği İddiası Evrim Adına Sonuçsuz Bir Çabadır


Sansürsüz programında proteinin kendi başına oluşamaması gerçeği karşısında oldukça sıkıntılı anlar yaşayan Darwinistler, proteine ait yüzlerce şarttan biri olan peptid bağlarından yalnızca birinin laboratuvarda oluşturulabildiği iddiasını öne sürmüşlerdir. Oysa, böyle bir çalışma yapılmış olsa dahi, mevcut yaşamsal sistemler dahilinde bi-linçli ve kontrollü ortamda gerçekleştirilen yalnızca tek bir kimyasal bağın varlığının proteinin varlığını açıklamanın yanına bile yaklaşamadığı açıktır. Darwinistler, tümüyle işlevsel bir proteinin iddia ettikleri şekilde TESADÜFEN ve tam olarak nasıl ortaya çıktığı konusunda hala açıklamasızdırlar.

Sadece tek bir peptid bağının onlarca yıl boyunca yapılan çalışmaların sonrasında, laboratuvarda, eğitimli bilim adamlarının denetimi altında oldukça zorlu şartlar dahilinde oluşturuluyor olması bu mekanizmanın tesadüfen oluşamayacağının göstergesidir.

Bu gerçek, proteine ait tek bir detayın bile ne kadar büyük komplekslik içerdiğini gösterir.

Zaten tek bir peptid bağının oluşturulması, proteini meydana getiren yüzlerce şarttan tek bir tanesini bile meydana getirmemektedir. Tek başına hiçbir şey ifade etmemektedir.

Proteine işlev verecek olan belli sayıda, belli dizilimde ve belli şekildeki amino asit zincirinin tamamının peptid bağları ile bağlanması gerekmektedir. Dolayısıyla bu bağın, yüzlerce hatta binlerce amino asitlik tek bir protein için tek tek oluşturulması gerekmektedir.

Tek bir peptid bağ üzerinden spekülasyon yapan Darwinistlerin her bir bağ için aynı kompleks süreci açıklamaları gerekmektedir.

Darwinistlerden istenen, tek bir proteinin oluşumunu gösterebilmeleridir. Kimyasal reaksiyonların varlığı canlılık değildir. Etrafta birbiri ile peptid bağ ile bağlanmış yüzlerce amino asit olsa da bunlar hiçbir şekilde bir araya gelerek protein oluşturmayacaklardır. Proteinin meydana gelişi için her biri birbirinden imkansız pek çok şartın gerçekleşmesi gerekir. Asıl önemlisi ise, proteinin varlığı için yine proteinler gerekir.

İDDİA 4: ‘’Canlılığın Atası RNA’dır’’ İddiasının Geçersizliği


RNA dünyası tezi, hayatın başlangıcı konusundaki bütün deneylerin başarısız olması üzerine Darwinistler tarafından çaresizlikten ortaya atılmış olan bir sözde kurtarıcı tezdir. Fakat hücrenin kompleksliğinden ve bilimden anlayan herkes, henüz daha proteinleri oluşturamamış olan Darwinistlerin böyle bir iddia ile ortaya çıkmalarını kaçınılmaz olarak mantıksız bulmaktadır. Daha hayatın başlangıcı için iddia ettikleri ilk hayali hücrenin tek bir proteini ortada yokken, Darwinistler tüm işi müthiş kompleksliği ile RNA’nın gerçekleştirdiğini iddia ederler. RNA’nın nasıl ortaya çıktığı konusunda ise her zamanki gibi suskundurlar.

RNA dünyası tezine göre, hayali şekilde tesadüfen meydana gelen RNA molekülü bir şekilde proteinleri üretmiş, sonra bu protein bilgilerini ikinci bir molekülde saklama ihtiyacı ortaya çıktığından DNA tesadüfen oluşmuştur. Hayal gücü oldukça geniş olan Darwinistler, daha henüz laboratuvarlarda bir tane peptid bağı oluşturmaya çalışırken, bu inanılmaz ve imkansız senaryoyu pervasız bir şekilde insanlara anlatıp büyük bir kesimi aldatmayı amaçlamaktadırlar.

Daha RNA’nın tek bir nükleotidinin nasıl oluştuğunu açıklayamayan Darwinistler için olağanüstü kompleksliği ile RNA, Darwinizm için çok büyük bir açmazdır.

Bir imkansızın gerçekleştiğini ve tesadüfen oluştuğunu farz etsek bile, bütün bu mekanizmanın çalışması için yine proteinlerin varlığı şarttır. Yani RNA proteinler olmadan işlevini yerine getirip bir protein üretmeye kalkışamaz. Tıpkı proteinler gibi RNA ve DNA’nın var olabilmesi ve çalışabilmesi için, tüm proteinleri ve diğer organelleri ile hücrenin tam teşekküllü olarak var olması şarttır.

Stanley Miller’ın ve Francis Crick’in çalışma arkadaşı olan San Diego California Üniversitesi’nden ünlü evrimci Dr. Leslie Orgel, “hayatın RNA dünyası ile başlayabilmesi” ihtimali için “senaryo” deyimini kullanmaktadır. Orgel, bu RNA’nın hangi özelliklere sahip olması gerektiğini ve bunun imkansızlığını, American Scientist‘in Ekim 1994 sayısındaki “The Origin of Life on the Earth” başlıklı makalede şöyle ifade eder:

“Bu senaryonun oluşabilmesi için, ilkel dünyadaki RNA’nın bugün mevcut olmayan iki özelliğinin olmuş olması gerekmektedir: Proteinlerin yardımı olmaksızın kendini kopyalayabilme özelliği ve protein sentezinin her aşamasını gerçekleştirebilme özelliği.” (Leslie E. Orgel, “The Origin of Life on the Earth”, Scientific American, Ekim 1994, cilt 271, s. 78)

Elbette böyle bir RNA’nın varlığı mümkün değildir.

İDDİA 5: ‘’Türler Az Değişebilir ya da Sabit Kalabilir, Bu Evrimin Olmadığını Göstermez’’ İddiasının Geçersizliği


17 Mayıs 2010 tarihli Sansürsüz programında, evrime karşı hiçbir değişime uğramamış fosil kanıtların gösterilmesi karşısında Darwinistlerden bu açıklama gelmiştir. Muhteşem fosil kanıtlarının evrimi ezici etkisi o kadar güçlüdür ki, Darwinistler, durumu bertaraf etmek adına bazı türlerin değişmediğini iddia ederek konuyu kapatabileceklerini sanmışlardır.

Oysa bulunan 300 milyondan fazla fosilin tamamı bu şekildedir. Acaba Darwinist-ler bunu nasıl açıklayabileceklerdir?

Türlerin değişmediği elbette doğrudur. Fakat bazı türlerin değişip bazılarının değişmediği iddiası, çok büyük bir aldatmacadır. Bunu iddia edebilmek için bir kişinin DEĞİŞEN HAYALİ TÜRLERİN FOSİLLERİNİ getirip göstermesi gerekir. Bu hiçbir zaman gerçekleşmemektedir, çünkü böyle bir fosil yoktur.

Nitekim söz konusu programda da canlıların değişmediğini yani Yaratılış’ı ispat eden fosiller getirilmiş, fakat karşı taraftan sahte evrimi kanıtlayacak tek bir ara form fosili her zamanki gibi getirilememiştir. Tümüyle fosil kanıtlara dayalı bir teori olması gereken evrim teorisinin destekçileri, 150 yıldır tek bir ara fosil getirememektedirler. Elbette bunun yegane sebebi, böyle bir fosilin olmayışıdır.

Darwinizm, tüm türlerin ilkelden gelişmişe doğru bir değişim gösterdiği iddiasına dayanır. Sahte evrimin temel iddiası budur. Şu durumda, yeryüzünde söz konusu değişimi göstermesi gereken milyonlarca hatta milyarlarca fosilin bulunmuş olması gerekmektedir. Eğer bunlardan TEK BİR TANE BİLE YOKSA, DEMEK Kİ BÖYLE BİR DEĞİŞİM YAŞANMAMIŞTIR.

Şu noktanın önemle üzerinde durmak gerekir: Herhangi bir canlının DEĞİŞİM GEÇİRDİĞİNİ GÖSTEREN TEK BİR TANE BİLE FOSİL YOKTUR. Dolayısıyla canlıların bazıları değişmeden kalmış olabilir iddiası büyük bir kaçış ve aldatmacadır. CANLILARIN TÜMÜ DEĞİŞMEDEN KALMIŞLARDIR. Yani tüm canlıları Allah bir anda, eksiksiz olarak yaratmıştır. Darwinizm, işte bu dev gerçek karşısında müthiş bir çöküş yaşamaktadır.

İDDİA 6:

‘’Faydalı Mutasyon Vardır’’ Şeklindeki Ünlü Darwinist İddianın Geçersizliği


Darwinistlerin başka bir iddiası da faydalı mutasyonların var olduğu şeklindedir. Mutasyonların bozucu, öldürücü, yok edici etkisi şu anda bütün bilim dünyasında kesin bilimsel delillerle bilinmesine rağmen ısrarla savunulan bu iddia, aslında bir küçük düşme kaygısından kaynaklanmaktadır. Çünkü Darwinizm yalnızca mutasyonlara bel bağlamış olan bir teoridir. Mutasyonların yıkıcı etkisi bir kere dile getirilirse, bunun Darwinizm’in sonu olacağını tüm Darwinistler gibi bu programa katılanlar da bilmektedir. İşte bu sebeple, bilimsel olarak geçersiz ve acizce örneklerle mutasyonların faydalı olabileceğine insanları inandırmaya çalışmışlardır. Oysa bu, tamamen bir aldatmacadır.

Çok defa belirtmiş olduğumuz gibi mutasyonların net etkisi zararlıdır, yalnızca %1 oranında etkisiz olabilirler ki bunların da aslında organizmaya ileriki vadede zarar getirdiği son bilimsel araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Mutasyonların net zararlı etkisi psikolojik bir savunma değil, bilimin ortaya çıkardığı çok net bilimsel bir gerçektir.

Darwinistler eğer buna itiraz ederlerse doğrudan bilime itiraz etmiş olurlar. Çünkü burada kişisel bir iddia değil, bilimsel bir sonuç söz konusudur.

Mutasyonun bir canlıya faydalı bir özellik sunması imkansızdır. Normal şartlarda bir canlı bedenindeki her şey tam bir düzen, simetri ve uyum içindedir. Ayrıca bu sistemler hassas dengelerle bir arada kalan, oldukça ince ayarlarla varlığını sürdüren muhteşem komplekslikte sistemlerdir. Radyasyon gibi etkilerle meydana gelen rastgele müdahaleler, kopmalar, bozulmalar, yer değiştirmeler anlamına gelen mutasyonlar, bu düzen, simetri, uyum ve komplekslik içindeki olağanüstü sistemlere MUTLAKA ZARAR VERİR. Bunun aksine bir şeyi savunmak tümüyle mantığa ayrıca bilime aykırıdır.

Çernobil, Hiroşima, Nagazaki’de meydana gelen dehşet verici görüntüler tam olarak mutasyonların meydana getirdiği sonuçlardır. Düzgün yapıdaki organizmalar mutasyonların etkisiyle ölmüş veya şiddetli zarar görmüş, hatta bu zararlı etki sonraki nesillerde de kendini göstermiştir.

Darwinistler genellikle “yararlı mutasyon var” iddialarını kanıtlayabilmek için çeşitli bağışıklık örnekleri verirler. Oysa bunlar, bakteride veya bağışıklık hücrelerinde meydana gelen bir varyasyon veya yine bir bozulmadan ibarettir.

Bazen bir mikroorganizma, DNA’sındaki tek bir nükleotidin –yani bazın- yer değiştirmesi sonucu antibiyotiğe karşı direnç kazanabilir. Bu durum her ne kadar mikroorganizmaya faydalı olsa da, BU BİR FAYDALI MUTASYON DEĞİLDİR. Çünkü söz konusu mutasyon mikroorganizmaya zarar vermiştir. Mikroorganizmaya ait ribozomun şekli bozulmuş ve bu durum da anahtar-kilit uyumunu bozduğundan antibiyotiğin mikroorganizmaya bağlanmasını engellemiştir. Yani mikroorganizmada bir yenilenme değil tam tersine bir bilgi kaybı söz konusudur.

Ayrıca şu önemli noktanın da belirtilmesi gerekir: Mutasyonlar hiçbir zaman bir organizmaya, onun genomunda var olmayan yeni bir bilgi eklemez. Bu imkansızdır. Sansürsüz programında da “yeni bilgi eklendi” şeklinde sunulan örnekler, son derece aldatıcıdır. Hiçbir şekilde yeni bir gen bilgisi eklenmemiş, canlının geninde mevcut olan bilgi varyasyonlar sonucunda belirgin hale gelerek kullanılmaya başlanmıştır.

DNA’yı oluşturan bazlardaki kopmalar ve yer değiştirmeler, YENİ BİR BİLGİ SAĞLAMAZLAR. Canlıda var olmayan bir bilginin eklenmesi anlamına gelmezler. Bunu Darwinistler de kuşkusuz çok iyi bilir. Fakat programda ısrarla gen bazlarındaki yer değiştirmeler yeni bilgi olarak sunulmuştur. İşte bu durum Darwinist demagojinin ne boyutlara ulaştığını açıkça göstermektedir.

Sansürsüz programında yayınlanan ve bu ayki dergimizde yalnızca bir kısmına cevap verebildiğimiz evrimcilerin bilim ve mantık dışı iddialarına ve bu iddiaların cevaplarına önümüzdeki ay yer vermeye devam edeceğiz. İşte önümüzdeki ay yer alacak konu başlıkları:

Sansürsüz iddia 7: ‘’Ara form demek çarpık çurpuk canlılar demek değildir’’ iddiasının geçersizliği

Sansürsüz iddia 8:
‘’Ara form denilen fosiller geri alınıyor çünkü daha iyisi bulunuyor’’ iddiasının geçersizliği

Sansürsüz iddia 9: ‘’Evrime itiraz, standart bir psikolojik rahatsızlıktan kaynaklanıyor’’ iddiasının geçersizliği

Sansürsüz iddia 10:
‘’Türk düşmanlığı Darwin’in kendi kişisel görüşüdür, sorgulanamaz’’ iddiasının geçersizliği

Sansürsüz iddia 11: ‘’Deep impact’’ konusundaki iddiaların geçersizliği

Sansürsüz iddia 12:
‘’Ahlak kavramı zaten doğuştan var, fiilen var olan bir kavramı ihmal edemezsiniz’’ iddiasının geçersizliği.

Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 73. sayı (Temmuz 2010) 12. sayfada yayınlanmıştır.

Bu eser 518 kez incelendi.

Post To MySpace!
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
17 Mayıs 2010 Tarihli Sansürsüz Programındaki Darwinist İddialara Cevaplar - Makale
17 Mayıs 2010 Tarihli Sansürsüz Programındaki Darwinist İddialara Cevaplar - Makale
Bir Tartışmanın Ardından - Kitap
Evrim Aldatmacası - Kitap
Arageçiş Açmazı - Kitap
20 Soruda Evrim Teorisinin Çöküşü - Kitap
Darwinist Neleri Düşünmez - Kitap
Bir Zamanlar Darwinizm - Kitap
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Balıklar Suda Nasıl Yaşar?
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3220 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2512 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 2063 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1737 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1494 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.

© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.