Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15879 tanesi Türkçe, toplam 19177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
ADNAN OKTAR: ... Çünkü bir dünya hakimiyetinden, bakın önce küçük bir genç grubu var. Mehdiyet böyle başlamıyor mu? Ailelerinden ayrılıyorlar. Kendi aralarındalar. Bir mekanda toplanıyorlar. Bütün imkanlarını bir araya getiriyorlar. Ve o devirde onların aleyhinde muazzam bir sistem var. Toplumun baskı yaptığı, dışladığı insanlar bunlar. Ve mağarada belli bir süre kalıyorlar. Sonra Hızır (a.s.) ile buluşma var, iki denizin birleştiği yer. Neresi? İstanbul. Ebcedi de zaten tam aynı. Burada Hızır (a.s.) kıssasında anlatılmak istenen şu; Mehdi (a.s.)’nin her yaptığını biz pek anlayamayız. Gariptir Mehdi (a.s.). Bunu kim diyor? Bediüzzaman diyor. “Acip şahıs” diyor, “Ahir zamanın acip şahsı”. Mesela halkın tepkisini çekecek sistemi kendi eliyle özel hazırlayacak mesela Mehdi (a.s.). Bir ledün ilmidir bu. Yani insanların tepkisini çekecek şeyi özel kendi eliyle hazırlar. Bunu kimde görüyoruz? Hz. İbrahim (a.s.)’de görüyoruz. Diyor ki: “Ben hastayım” İbrahim (a.s.). Herkes kaçışıyor. Kendi eliyle böyle bir ortam meydana getiriyor. Ve insanlar kaçışıyorlar ondan. Bu, ledün ilmidir. Mesela Hz. Yusuf (a.s.), kardeşlerinin yükünün içerisine tası gizliyor. Ve sonra da yakalattırıyor. Bu da ledün ilmidir.
Müslüman, zehir üstü zehir akla sahiptir. Yani öyle tahmin, tahayyül edebileceğin gibi değildir gerçek Müslüman. Zehirdir aklı adeta küfür için. Mesela bak, İbrahim (a.s.), Seyyidine Hz. İbrahim (a.s.), her yer put dolu, teker teker bir operasyonla hepsini yıkıyor. Baltayla paramparça ediyor tahta putları. En büyük putunu deliyor, ipi bağlıyor baltaya, boynuna asıyor. Akıl almaz bir cesaret. Akıl almaz demeyeyim. Akıl alır bir cesaret. Yiğit. Büyük puta dokunmuyor. Bu, ilm-i ledündür. Put işte alenen put, dokunmuyor ona. Hatta diyor ki: “Onun öyle bir gücü var ki o kırdı bunları” diyor. “Öyle bir gücü var” diyor. Adamları böyle çatla matla bırakıyor yani. Acayip sıkışıyorlar. Bu, bir ledün ilmidir. Hızır (a.s.)’da da var.
Hızır (a.s)’dakine Hz. Musa (a.s.) tahammül edemiyor, Ululazim Peygamber olduğu halde. Tembihliyor Cenab-ı Allah önceden bildiriyor, zaten Hızır (a.s.) da söylüyor. “Benim bu yaptıklarıma sen tahammül edemezsin” diyor. “Ve itiraz edeceksin sen” diyor. “Çünkü özünü kavrayamadığın için itiraz edeceksin” diyor. Ama “İtiraz edersen ben seninle devam etmem” diyor. Yemin ediyor; ben sana itaat edeceğim diye. “Hiçbir şekilde itiraz etmeyeceğim” diyor. Daha ilk uygulamada hemen itiraz, Hızır (a.s)’a. Hızır (a.s.)’ın burada yaptığı ne? İlm-i batındır, ledün ilmi. Dışarıdan anlaşılmaz. Onun için Bediüzzaman acip şahıs diyor ahir zamanda Mehdi (a.s.)’ye.
Birçok kişi uzaklaşacaktır Mehdi (a.s.)’den. Acayip üzeri acayiptir. İnşaAllah. Birçok it kopuk takımı, yobaz takımı da Mehdi (a.s.)’ye tavır alacaktır. Yani kader-i ilahi ile, Allah’ın onları mecbur etmesi ile bunu yapacaktır ve hayır vardır. Sonra dünya hakimiyetine geçiyor Kuran’da, Hızır (a.s.) kıssasında gene. Ben mesela Yusuf Suresi’nde de bu delilleri çok kapsamlı gördüm. Mesela diyor ki: “Başımın üstünde ekmek taşıyorken gördüm” diyor. Şimdi başının üstünde ekmek taşıyan birisi, şimdi bir olay bu. Bunu ileride açıklayacağız, bir. Sen diyor "efendine şarap içireceksin", şarap içireceksin. Şimdi burada da bir şahıstan bahsediliyor, bir olay daha var. Yani Kuran bunu hiçbir şekilde boş olarak anlatmaz. Yani hani öyle konu olsun diye anlatmaz Cenab-ı Allah. Mutlaka bir amacı vardır. Şarap içiren bir şahıs. Mesela yedi zayıf inek var, yedi tane de besili inek var. Ama diğer inekler onları yiyor. Bunda da iki ayrı anlam var, iki derin anlam var. Bir tanesi de ilmi anlamdır, şu anki ineklerin yeminde öküz kemiği ve öküz kanı kullanılıyor ve öküz eti yiyor, öküzler. Yani Kuran’ın işareti aynen oluşmuştur. Öküz etiyle besleniyorlar değil mi? Yemleri onlardan oluşuyor. Kan ve kemikten oluşuyor birçoğu ağırlık olarak.
Mesela Hz. Yusuf (a.s.)’ın tahta çıkması. Demek ki Cenab-ı Allah Hz. Mehdi(a.s.) için de bir taht murat etmiş, bunu anlıyoruz. Çünkü taht insanların beğendiği bir şeydir. Bir makamın gereğidir taht. Yani o bir süs, insanların ruhunda bir güzelliktir. İnsanların ruhunda var, bilinçaltında var. Yani lideri tahtta görmek ister anlaşıldı mı? Mesela bak Hz. Yusuf (a.s.) tahtın meraklısı değil. Ne yapıyor? Annesini, babasını çıkarıyor, tahtın üzerine oturtuyor. Demek ki böyle bir makama gelen bir insan halkına, milletine karşı coşkun bir sevgi duyacak, onları alıp tahta oturtturacak değil mi? Mesela bak Hz. Süleyman (a.s.) kıssasında da; onu diyor tahtının üstünde, tahtının üstüne bir ceset bıraktık, sonra o döndü. Şimdi bak bu mutlaka olacak olan bir olaydan bahsediliyordur. Bir şey var burada. Taht gene Mehdiyete bakar. Yani her iki yerde de taht Mehdiyete bakar.
Bir an, bir an, belki de, bak belki de diyorum Allahualem Hz. Mehdi’yi (a.s.) şehitler bir kucaklayacak, geri gelecek. Bir tebrik edecekler, geri gelecek. Kuran’da biz bu işareti de görüyoruz inşaAllah. Yani bir an olarak, bir an. Çünkü onlar da merak ediyorlar, bekliyorlar, şehitler Hz. Mehdi (a.s.)’ı. Bir tebrik edecekler, bir sarılacaklar bağırlarına basacaklar, geri dönecek inşaAllah. Bak diyor ki; tahtın üstüne bir ceset bıraktık, sonra o döndü.
OKTAR BABUNA: Döndü diyor evet.
ADNAN OKTAR: Burada bir işaret var. İllaki nasiplenecekler şehitler de yani o sevgiden, o coşkudan. Çünkü onların da hakkı var. Çünkü Mehdiyet çok büyük bir olaydır. Onların bunu görmemesi diye bir konu olmaz. Resulullah (s.a.v.) da görecek. Bediüzzaman da diyor; ben bizzat kendim Allah’a şükredeceğim, ben seyredeceğim diyor. Kabrimden seyredeceğim ve şükredeceğim diyor. Demek ki bütün evliyaullaha seyrettirilecek inşaAllah. Bütün Peygamberan seyredecek, şehitler de inşaAllah tebrik edecekler inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’ı. Ve geri döndü diyor, belki diyorum inşaAllah. Onun için Kuran’ın içi tahmin, tahayyül edemediği insanların, sırlarla doludur. Acayip şaşıracaksınız, şaşıracaklar.
Bakın geçende de dedim; anlattıklarım ve anlatmadıklarım. Anlatmadıklarım yüzse bak abartmıyorum anlattıklarım birdir yani inşaAllah. Zamanı gelince anlatabilirim. Zamanı gelmeden anlatırsam bir şeyi yok ki yani bağlantı çıkmaz. Çünkü biz hadisleri anlatıyoruz ama olmuş olduğu için; bak oldu bu da aynısı diyoruz. Değil mi?
SUNUCU 2: Yine iftiraya maruz kalabilirsiniz anlatırsanız.