Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15879 tanesi Türkçe, toplam 19177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Adnan Oktar Anlatıyor /  Evliliği Putlaştırmak Çok Yanlıştır. İnsanların Putlaştırdıkları Kendilerine Azap ve Acı Getirir.
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (279)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (14)
Dergiler (262)
Belgeseller (323)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (12)
Web Siteleri (432)
Makaleler (9557)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Adnan Oktar Anlatıyor (3940)
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Duyurular (1)
Harun Yahya Etkileri
Ne Demişti Ne Oldu
Yeni Bilgiler (486)
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
Online Kuran-ı Kerim
harunyahya.net
harunyahya.org
divxvar.com
Adnan Oktar Anlatıyor : Evliliği Putlaştırmak Çok Yanlıştır. İnsanların Putlaştırdıkları Kendilerine Azap ve Acı Getirir. - TÜRKÇE
Şubat 2010


Sitenize Ekleyin :

Hepsini Seç
Sayın Adnan Oktar’ın 12 Şubat 2010 Tarihli Kahramanmaraş Aksu TV Röportajından

ADNAN OKTAR:
Akılları fikirleri, birçok insanın, evlenip-üremek. Dedim ya, adın ne? Evlenmek. Soyadın ne? Üremek. Ondan sonra da hayatta kalmak için, yemek aramak, yiyecek aramak, içgüdü ile. Peki diğer canlılar ne yapıyorlar? Doğuyor, büyüyor, ürüyor ve ölüyor. Fark ne kalıyor o zaman. Bu çok acayip. Yani bu evliliği bu kadar putlaştırmak, çok yanlış bir şey. Ve Allah da bereketlerini ellerinden alıyor. Mesela evlendiğinde, eşinden tiksiniyor. Çünkü Allah’ın tecellisi olarak bakmadığı için, bir de bakıyor ki, etle kemikle evlenmiş. Kasaptaki et ile, onun arasında bir fark yok. Yani bir cisim; etten, kemikten oluşmuş bir cisim. Doğal ihtiyaçları olan, banyoya giden, yemek yiyen, uyuyan, hastalanan bir et yığını.

Çünkü iman gözü ile bakmadı mı, Allah’ın tecellisi olarak değerlendirmedi mi, Allah’ın rızasını en çok arayarak, Allah için o nikahı yapmadı mı, Allah bereketini alıyor. Ondan sonra da, ona karşı bir sevgi isteksizliği oluyor. Ondan sonra da işte, falanca otlar, falanca ilaçlar, falanca kimyasallar, bununla, bunun alakası yok.

Sevgi ot ile, ilaç ile, kimya ile olmaz. Allah aşkı ile olur. Ben mesela şimdi ayağa kalkmak istiyorum, ruhum buna emir vermezse, ben ayağa kalkamam. Değil mi? Mesela işitmek istiyorsam, bir şeyi işitmek istiyorsam, dikkatimi verdiğimde işitirim. Ruh da olmadı mı, yani Allah’ın rızası olmadı mı, bedenin hiçbir anlamı olmadığını onlar görüyorlar. Önce bir heves ile evleniyor, bir şey çıkacak zannediyor. Bakıyor ki o, kitlevi bir et parçası ile evlenmiş. Sığır gibi adam. Yani sığır kemiği ve sığır eti gibi bir et. Üstünü bir deri kaplamış, karşısında. Ben ne yaptım diyor.

Kardeşim, şimdi mi aklın başına geliyor? Allah’ın rızasını aramazsan, olacağı o, değil mi? Mesela tarif edilemeyen bir tiksinti duyuyor. Adı üzerinde, bak çok acayip, çocukluğumdan beri şaşarım, balayı derler. Yahu kardeşim, nasıl sen, Allah’ın tecellisi ile balayı olur mu? Sonsuza kadardır balayı, sonsuza kadar. Dünyada da değil, Ahiret’te de devam eder. Sürekli seversin sen, Allah’ın tecellisi olarak. Balayından kasıt ne? Bir de kötü kötü başka isimler de koyuyorlar, abuk subuk isimler de var.

İlk gün, o bedeni merak ediyor şehvet ile, görüyor, hemen tiksiniyor, hemen soğuyor, bir ay da tahammül ettiği dönem. Aslında ilk gece tiksiniyor, iğreniyor. Ondan sonra tahammül ettiği, yani zoraki götürdüğü bir ay. Halbuki Allah’ın tecellisi, insanı hipnotize eder. Dehşetli bir zevktir, dehşetli bir nimet, yani tarif edilmez. Dehşetli demeyeyim de, o kelime onun karşılığı değil Allah affetsin, yani muhteşem, muhteşemdir.

Ama insanlar kafasını maddeye taktığı için, adam parayı vermiş, parası olan sığır. Arabası olan sığır. Evi olan sığır. Adam sadece şu üç maddenin üzerinde duruyor. Dördüncü maddeye dikkat etmiyor bak, sığırlığına dikkat etmiyor. Para, ev, işte çıkarları, bunlara dikkat ediyor.

Eve giriyor, bakıyor ki, betondan oluşmuş bir yer, bir şey yok. Eşyalara bakıyor, metal, tahta, bez, onda da bir şey yok. Yiyeceğe bakıyor, yiyiyor, sadece kilo alıyor, bir şey de olduğu yok yemek yiyince, yiyince de hemen doyuyor. Onda da bir şey yok. Lokantaya gidiyor, lokantada bakıyor, hiç kimse kimseyi sevmiyor. Orada da yemek var, onu da yiyiyor, bir tabak yemek, onu da bitiriyor. Ondan sonra da artık o sığırla, sığır muhabbetine başlıyor, boş. Ne Allah’tan bahsediyor, ne dinden bahsediyor, ne sevgiden, ne şefkatten. O işte çeklerinden, senetlerinden bahsediyor. O komşunun aldığı evin eşyaları daha güzel diyor öbürü de. Sen niye onu almıyorsun diyor. Ben diyor komşuda, mesela kadın diyor, mesela bir palto görüyor, aynısını niye alamıyorsun diyor. Halbuki yani her şeyin daha iyisi vardır.

Şükretme yok, Allah’a şükretme, Allah’a gönül bağı ile bağlanma yok. O zaman tarifi mümkün olmayan bir acı meydana geliyor, rahatsızlık. Mesela o adamın, eli-yüzü düzgün, şu mesela mankenlerle şunda bunda, artistlerle falan evlilikleri var. Mesela bakıyorsun, kız hakikaten çok güzel. Delikanlı da yakışıklı. Ama tiksiniyorlar birbirlerinden. Ve apar-topar boşanmaya çalışıyorlar. Bak, bunlar hayret edilecek şey bunlar yani. Mesela dünyanın en güzel kadını diyorlar, bu da diyorlar dünyanın en güzel erkeği diyorlar. Daha 5 ay, 3 aya kalmadan, hemen boşanıyorlar ki, yani şöhret anlamında çıkarları olduğu halde, o kadar tiksiniyor ki, artık şöhret adına bile tahammül edemiyor. Şöhret adına devam ettirmesi lazım normalde çıkarı için değil mi? O, yani tiksintinin şiddetinden, öfke ve nefretin şiddetinden, ona da gücü yetmiyor ve hemen boşanıyorlar. Ondan sonra, iki taraf birbirinden ne koparabilirse. O kadından para istiyor, o da erkekten para istiyor. Bakın, Allah’ın rızası yaşanmadığında, Allah nasıl Cehennem’e çeviriyor, görüyor musunuz? Nasıl acı ve azap veriyor Allah, nasıl rahatsızlık veriyor.

Cenab-ı Allah onun için diyor, bak diyor, Benim rızam için yaşayın. Beni sevin, Ben de sizi seveyim diyor Allah. Beni sevmezseniz diyor Allah, Ben de sizi sevmem ve unuturum diyor. Canınız yanar diyor Allah. Yok diyorlar, biz Allah (haşa) bizi ilgilendirmez diyorlar (haşa). Biz Allah’ın nimetlerine yöneleceğiz diyorlar. Allah fitil fitil burunlarından getiriyor. Ne o yemeklerin hayrını görebiliyorlar ne o kıyafetin ne evlerin ne imkanların. Mesela arabanın, arabadan da bıkıyor. En lüks araba da olsa bıkıyor. Mesela adamlar geliyor, kadın sabah kahvaltıda, gönlünü alacak mesela, sarılıyor arkadan. Kadın, iliklerine kadar tiksiniyor, sevgi olmadığı için.

Şefkat, merhamet olacak ki, değil mi? Allah’ın tecellisi olarak görecek ki, ona karşı içinde coşkun bir sevgi duysun ve böyle bir his olmasın. Tarif edilmez bir nefret duyuyor. Ama işte menfaatlerine bakıyor. Gidiyor palto alıyor, elbise alıyor, yiyecek alıyor diyor, araba sağlıyor diyor. Şimdi bütün menfaatleri bir araya, bir de tiksinmesini bir araya getiriyor. Ya diyor, yüzde 70 menfaat var diyor, yüzde 30’da tiksinmenin şiddeti diyor. Hangisini acaba kabul etsem acaba diyor. Menfaati kabul edeyim, boşver diyor. Köpek de olsa ben buna katlanırım diyor. Erkek de aynı şekilde. Mesela diyor ki şimdi ben boşansam diyor, çocuklara bakacak kimse olmaz diyor. Ütü ütüleyecek adam olmaz diyor. Yemek yapacak adam olmaz diyor. Vücudunun atığını atacak bir yer bulamıyor. Olsun diyor, ne kadar tiksinirsem tiksineyim ne kadar kötü görürsem göreyim devam edeyim bununla diyor. Ve bunun oranı o kadar yüksekki toplumda.

Bakın, bakın boşanma oranlarına mahkemelerde. Boşanmak için başvuranların sayısına bir bakın, bir de boşanmayı canı gönülden isteyip de boşanamayanların oranına bir bakın. En az yüzde 80-90 da onlar var. Yani canı gönülden boşanmayı isteyip de boşanamayan. Sırf menfaat saiki ile devam ediyor, menfaat için götürebiliyor. Bu ne kadar aşağılayıcı bir şey. Ne kadar ızdırap verici bir şey. Bir kısmı, korku belasına devam ettiriyor evliliğini. Mesela genç kız, adam tehdit ediyor işte öldürürüm, asarım, keserim diyor. Babası-anası da zavallı insanlar, garibanlar, gücü yetmiyor. Elin köpeğinin, leş gibi kokusunu ömür boyu, ölünceye kadar çekiyor o mikrobun. Yahut işte, dövüyor, sövüyor, eziyor. Yahut paranı vermem diyor. Yahut verdiği imkanları geri alırım diyor, mesela babana verdiğim evi geri alırım diyor, adamın üzerine hakikaten ev.

Bu eser 486 kez incelendi.

Post To MySpace!
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Adnan Oktar Anlatıyor ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Allah Sevgisi - Kitap
İman Etmeyenlerin, Menfaat Beklentilerini Sevgi Sanmaları - Makale
Mehdi, İnsanların ''Gerçek ve Derin Sevgiyi'' Yaşamasına Vesile Olacaktır - Makale
Sevgiyi Nasıl Anlarız? - Adnan Oktar Anlatıyor
derinallahsevgis... - Web Sitesi
Sevgi Tamamen Allah Rızası İçin ve Şefkate ve Merhamete Dayalı Olur. Gösteriş İçin, Para İçin Evlilik Olmaz. - Adnan Oktar Anlatıyor
Sayın Adnan Oktar'ın Dilinden: İslam Ahlakına Göre Evlilik Nasıl Olmalıdır - Makale
Çileden Kaçınarak Evliliği ve Üremeyi Din Haline Getiren Bazı Müslümanlar - Adnan Oktar Anlatıyor
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN ADNAN OKTAR ANLATIYOR
Maya Takviminde Geçen 2012 Tarihi Hz. İsa'nın Nüzul Tarihi Olabilir
2012'de Neler Olacak?
Hz. Mehdi (a.s) ile İlgili Yeni Hadisler
Adnan Oktar'ın Domuz Gribi ile İlgili Yorumları
Adnan Oktar'ın Hülya Avşar'ın Kazası ile İlgili Yorumları
ÇOK İNDİRİLEN ADNAN OKTAR ANLATIYOR
Türkiye'nin Gücü Manevi Güç, Manevi Zenginlik Anlamındadır. Türkiye Sevgi, Dostluk, Kardeşlik Öğretmenidir - 3 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.