Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15879 tanesi Türkçe, toplam 19177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Sayın Adnan Oktar'ın Video Konferans ile Katıldığı İsviçre Konferansı (9 Mart 2010)
Mart 2010
OKTAR BABUNA: Herkese merhaba. Sayın Adnan Oktar canlı bağlantıda olacak. Tüm dinleyicilere Türkiye’den, İstanbul’dan selamlarımı gönderiyorum. Bakın, evrim milyarlarca insanı aldatmış olan çok büyük bir aldatmacadır…
ADNAN OKTAR: Lenin diyor ki: “Polisleri, askerleri, devlet memurlarını öldürmek, devlet kurumlarında yangınlar çıkartmak, devletin hazinelerinden paralarını almak, devrimci komünist güçler yenilmez silahlı bir güç olarak ortaya çıkmalı. İnsanları öldürerek, bombalayarak, binaları havaya uçurarak, korku yaymak, bu şekilde toplumun üzerinde komünist diktatörlüğü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın önemli unsurlarındandır” diyor. Yani şu an dünyanın içinde bulunduğu terörün kendince bilimsel açıklamasını yapıyor ve gerekliliğini bu şekilde savunuyor. Bu düşüncesini geliştirirken Darwinizm’den etkilendiğini de açık açık belirtiyor. Mesela Stalin bu konuda diyor ki: “Genç nesilllerin zihnini yaratılış düşüncesinden arındırmak için”, yani Allah’ın yaratması düşüncesinden arındırmak için “onlara tek bir şey öğretmeliyiz. Darwin’in öğretilerini.” diyor. Mao diyor ki: “Çin komünizminin temeli Darwin’e ve evrim teorisine dayanmaktadır.” Bakın Darwinizm’le komünizmin, komünizmle terörizmin bağlantısının en açık ifadelerini bu izahlarda görüyoruz ve buna ait yüzlerce delili yine aynı şekilde benim kitaplarımda isteyenler bulabiliyorlar.
ADNAN OKTAR: Marks, bir başka sosyalist arkadaşına yazdığı mektupta şöyle yazıyor: “Darwin’in yapıtı büyük bir yapıttır. Tarihteki sınıf mücadelesinin doğa bilimleri açısından temelini oluşturuyor.” Yani Karl Marx eserlerinde, çalışmalarında, Marksist düşünceyi geliştirirken Darwinizm’i esas aldığını bir çok mektubunda bu tarz açıklamalarında belirtmiştir.
ADNAN OKTAR: Aynı şekilde Troçki Darwin’e olan hayranlığını şöyle ifade ediyor: “Darwin’in buluşu tüm organik madde alanında diyalektiğin büyük zaferi oldu...” diyor. O zamanın bilimsel imkansızlıkları, teknolojinin gelişmemiş olması, bilimin ilkelliği bu insanların düşüncelerinde ilkel ve yırtıcı, teröre yatkın, acımasız, egoist ve bencil olmasına sebep oldu ve bunun sonucundaki acıyı daha hala dünya ve insanlık çekiyor.
ADNAN OKTAR: Lenin diyor ki mesela bir eserinde: “Terörü prensip olarak hiç reddetmedik ve hiçbir zaman da reddetmeyiz. Bazı kimseler bizi zalimliğimiz sebebiyle ayıpladıkları zaman bu kişilerin en basit Marksist prensipleri dahi nasıl unutabildiklerine hayret etmekteyiz.” Yani bizim terörist olmamız son derece normal diyor. “Marksist prensipleri nasıl unutuyorsunuz buna hayret ediyorum.” diyor. Marksist prensiplere göre terörist olmak zaten mutlaka mecburi olan bir hayati gerçektir diyor.
ADNAN OKTAR: Bütün bunlardan Marksizm’in, Leninizm’in, Darwinizm’in iç içe olduğunu görüyoruz. Buna ait yüzlerce, binlerce delil var. Demek ki ahir zamanın anti-Christ düşüncesi, deccali düşüncesi Darwinizm’dir ve materyalizmdir ve dünyada büyük tahribatını bütün insanlık gördü.
ADNAN OKTAR: İncil’de de, Tevrat’ta da bu konu çok açık olarak belirtilmiştir. Kuran’da da bu konuya geniş yer verilmiştir. İnsanlar zor bir dönemden geçeceklerdir. Acımasız insanlarla karşılaşacaklardır. Zalimlerle karşılaşacaklardır. İnsanlar sevgisiz, zorlu bir döneme gireceklerdir. Buna deccal çağı diyoruz. Deccal çağı Mehdiyet çağıyla son bulacaktır. Gene bunu hadis-i şeriflerden anlıyoruz. Peygamber efendimizin (sav) detaylı hadislerinde bunu görüyoruz. Darwinizm’in, materyalizmin tamamen bittiği, artık insanların birbirini dostça, kardeşçe, sevgiyle kucakladığı bir döneme giriyoruz. Darwinizm’in bilimsel olarak yenildiği bu devirde insanlar artık mutlu, özgür, demokrat, terörden ve anarşiden arınmış olarak yaşayacaklardır. Biz buna Mehdiyet, Mesihiyet Çağı diyoruz. Yani Tevrat’ta beklenilen Mesih ile, Müslümanların beklediği Hz. Mehdi (a.s) aynı kişidir. Fakat Hıristiyan kardeşlerimizin beklediği, bizlerin de Müslüman olarak beklediğimiz Meryem oğlu İsa Mesih (a.s) ayrıdır. İnşaAllah onun da bu 10 yıl içerisinde geleceğini hadis-i şeriflerden anlıyoruz. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıktığını anlıyoruz. Aynı şekilde Hz. Hızır (a.s)’ın da görevde olduğunu anlıyoruz. Metafizik, mükemmel, çok güzel, canlı bir çağa girdik. Artık bu çağ inananların çağı. Allah’a inananların hakim olduğu bir çağ olacaktır. Bu artık iddia olmaktan çıkmış, gerçeğe dönüşmüştür. Bütün dünyayı inanç kaplamıştır. Allah inancı dünyaya hakim olmuştur. Darwinist ve materyalist düşünce de yerle bir olmuştur. Bir proteinin meydana gelişini dahi açıklayamayan Darwinizm 350 milyona yakın fosilin, yani yaşayan fosilin varlığını açıklayamayan Darwinizm bilimsel yönden yüzlerce, binlerce cihetten tam anlamıyla çöküntüye uğramıştır.
ADNAN OKTAR: İnsanlara terörün kaynağı olarak dini göstermeye kalkmıştı ateist düşünce, deccali düşünce. İşte İslam terörü, Hıristiyan terörü, Musevi terörü diye insanları kandırmaya kalkmışlardı. Bir de baktılar ki terörün kaynağı Darwinizm ve materyalizm. Bunu bilimsel delillerle, açık tarihi gerçeklerle ispat edince Darwinist, materyalist düşünce büyük bir utancın ve ezikliğin içerisine girdi ve bu yönde de tam anlamıyla çökmüş oldular. Ama asıl çöküşü bilimin karşısında tutunamayarak gösterdiler. Darwinizm ile bilimin iç içe olduğunu zannediyorlardı. Bir de baktılar ki bilim Darwinizm’i darmakeşan eden, darmadağın eden bir gerçekler silsilesi. Mesela 350 milyonun üzerinde yaratılışı ispat eden fosil olduğunu çirkin bir ustalıkla insanlardan gizlediler. Bakın 350 milyon adet. Yani mesela bir kurbağa fosili buluyoruz 100 milyon yıllık. Şimdiki kurbağayla karşılaştırıyoruz, tam anlamıyla aynısı. Hiçbir değişikliğe uğramamış. Bunun gibi 350 milyon adet fosili insanlardan gizlediler. Biz bunları ortaya çıkardık. Yaratılış Atlası kitabı Avrupa’da bütün bilim adamlarının eline geçti. Artık böyle bir oyun yapma imkanları da kalmadı. Şu an dünyada ve Türkiye’de Darwinizm’in yerle bir olduğunu görüyoruz. Yani yapılan anketler, araştırmalar bu açık gerçeği gösteriyor. Darwinizm’in yerle bir olmasının arkasından da inanç hızla gelişmeye başladı. İslam terörü, Hıristiyan terörü, Musevi terörü isimli yalanlar tamamen ortadan kalktı. Bunun yerine terörün gerçek kaynağı olan Darwinizm ve materyalizmin çirkinliği, yanlışlığı ve insanları nasıl aldattığı ortaya çıktı. Bu bilimin bir zaferidir. Hakkın, hakkaniyetin, doğruluğun bir zaferidir.
ADNAN OKTAR: Bir proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceğini Darwinistler insanlardan gizlediler. Bu çok büyük bir samimiyetsizlik ve çok büyük bir vicdan bozukluğudur. Halbuki bu gerçeği hepsi çok iyi biliyorlardı. Bir proteinin meydana gelmesi için birçok proteine ihtiyaç var, hücreye ihtiyaç var, DNA’ya ihtiyaç var. Yani bir proteinin meydana gelmesinin imkansız olduğunu açıkça buradan görüyoruz. Yani proteinin oluşması için proteinlere ihtiyaç var. Bu nedir? Tam bir açmazdır ve imkansız olduğunun apaçık delilidir. Dawkins olsun, diğer kişiler olsun; bu konu sorulduğunda akıl almaz bir cevap veriyorlar. “Tabii ki” diyorlar “bu tesadüfen olamaz”. “O zaman nasıldır?” diyoruz, “nasıl olabilir?” “Uzaylılar yapmıştır” diyorlar. Yani artık konu bu duruma geldi. Böyle komik açıklamalara girdiler. Uzaylıların vücudundaki proteinlerin nasıl olduğunu, onların kromozom yapılarının nasıl olduğunu sorduğumuzda tam anlamıyla felç oldular bu sefer. Hiçbir açıklamaları yok. Yani bu aldatmacanın artık komik, hatta traji komik hale geldiğinin apaçık bir delili bu.
ADNAN OKTAR: Kuran’da bilimin farz olduğuna dair yüze yakın Kuran ayeti vardır. Kuran’a göre bilim farzdır, Allah’ın emridir. Bu gerçek, bu yüzyılda insanları tam anlamıyla güzelleştirdi, sevgiye, barışa ve kardeşliğe doğru onları çekmeye başladı. Bilim Allah’tan bir nimet olarak, dinsizliği, ateizmi ezen bir güce dönüştü. Eskiden bilimi dine karşı kullanıyorlardı, şimdi dinin en büyük silahı bilim oldu. Bu da karşı tarafın hiç beklemediği bir gelişme.
ADNAN OKTAR: Orada bulunan herkese , bizi dinleyen kardeşlerimize şu müjdeyi veriyorum: 10-15 yıl içerisinde , Hz. İsa Mesih (a.s)’ı görecekler, Hz. Mehdi (a.s)’ı görecekler, İslam’ın bütün dünyaya hakim olduğunu görecekler, “Altın Çağ” dediğimiz kardeşlik dönemini , sevgi dönemini , huzur , barış dönemini görecekler. Böyle güzel bir dönemdeyiz.
ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (sav) hadis-i şeriflerinde, ki 8 tane hadis-i şerif vardır bu konuda, Suyuti’den nakil’dir ve çok güçlü hadislerdir; dünya tarihi için 7000 yıllık bir takvim veriyor, yani 7000 yıllık bir süre. “Bu sürenin 5600 yılı geçmiştir” diyor. Buradan bize bir hesap yapma imkanı ortaya çıkıyor. 7000’den , 5600’ü çıkarttığımızda, 1400 kalıyor. Yani hicri 1400. Şu an biz hicri 1431’deyiz. Bu durumda, Kıyamet’in vakti olarak belirttiği bu süre, dolduğunu görüyoruz. Yani, hicri 1500’e kadar olduğu anlaşılıyor. Hicri 1500’den sonra da, hicri 1545 gibi, yani , 2120 gibi de, Kıyamet’in kopacağını Bediüzzaman Said Nursi, “Allah’ın izniyle” diyerek, “doğrusunu Allah bilir” diyerek bildiriyor.
ADNAN OKTAR: Yani önümüzdeki bu 70 yıllık süre içersinde, dünyaya İslam hakim olmuş olacak. Bu sözümün gerçek olduğunu , 10-15 yıl içerisinde gördüğünüzde, diğer sözlerimin de doğru olduğunu görmüş olacaksınız. Çünkü Peygamberimiz (sav) ‘in söylediği , ahir zamanla ilgili bütün alametlerin tamamı doğru çıktı ve oluştu. Ve bundan sonraki alametlerin de olacağına dair bir garantidir bu. Mesela “Fırat’ın suyu kesilecek”dedi, oldu. “ 15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları olacak” dedi, oldu. “Kuyruklu yıldız çıkacak” dedi, oldu. Oktar bunları bilir, ben ona daha önce anlatmıştım, size kısaca özet , bunları anlatsın, bunlar tam anlamıyla , kusursuz olarak meydana geldi. Peygamberimiz’in (sav) bu sözleri. Bunların oluşması, Hz. Mehdi (a.s)’ın ve Hz. İsa (a.s)’ın gelişinin , en fazla 10-15 yıl içerisinde olacağını gösteren, net, açık, kesin delildir.
ADNAN OKTAR: Hz. İsa (a.s) geçmişini hatırlamayan bir insan olarak, Müslümanlığı andıran bir Hıristiyan cemaat içersine bırakılacaktır, uyur vaziyette bırakılacaktır. Aynı kıyafeti, aynı güzelliği, orijinal bedeniyle, kendi kıyafetleri ve her şeyiyle Hz. İsa (a.s) olarak yeniden yeryüzüne gelecektir. Bunu 10-15 yıl içerisinde inşaAllah gördüğünüzde, sözümün doğru olduğunu anlayacaksınız inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hz. İsa (a.s)’ı gördüğünüzde onu tanımanız için , onun dış görünümü hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum. Kahverengiyi andıran kızıl saçlıdır, orta boyludur, çok güzel yüzlü, düzgün burunludur. Gözleri gri, kibar bir yüze sahiptir. Saçları uzun, omzuna kadar geliyor. İkiye bölüktür yani ortadan ayrılmıştır. Fakat ıslak olmadığı halde, su değmediği halde, ıslak gibi görünür saçları. Geniş omuzlu ve atletiktir. Burnu, elleri ve ayakları çillidir. Çok sevimli bir görünümü olan bir insandır. Son derece akıllı , keskin bakışlara sahip , böyle peygamberlik ışığı olan, peygamberlik nuru olan bir insandır. Yakın zamanda insanlık göreceği için önceden eşkalini, dış görünümünü bildirmem güzel olur diye düşünüyorum.
ADNAN OKTAR: Tevrat’ta Hz. Mehdi (a.s)’dan “ Kral Mesih” olarak , çok uzun bahsedilir. Çok detaylı anlatılır. Barışçıl olacağı, sevgi dolu bir insan olacağı , Hz. Süleyman (a.s)’ın mabedini yeniden yapacağı, detaylı olarak anlatılır. Musevilerin beklediği Mesih ile Müslümanlar’ın beklediği Hz. Mehdi (a.s)’ın aynı olması da ayrı bir güzelliktir, ayrı bir hoşluktur. Fakat Hz. İsa Mesih (a.s) ile karıştırılmaması gerekiyor. O ayrıdır. Kuran’da üç tane ayet vardır Hz. İsa Mesih (a.s)’ın geleceğine dair. Birinde, “Hz. İsa’nın inişi Kıyamet için bir alamettir” şeklindedir Kuran ayeti. İkinci Kuran ayetinde de, “Musevilerden ve Hıristiyanlardan sana inanmayacak hiç kimse kalmayacak” diyor Allah. Yani ahir zamanda geldiği vakit, “herkes sana iman edecek” diyor. Hz. İsa (a.s) için. Üçüncü ayette de, Ehl-i kitap’tan herkes inanacak ama , yani, “ seni sevenleri” diyor, yani herkesi, bütün insanları burada kapsayacak şekilde burada ayeti açıklıyor, “kıyamete kadar bütün küfrün, bütün insanlığın üstünde tutacağım” diyor. Bu da, dünya hakimiyetiyle ilgili açık bir ayettir.
ADNAN OKTAR: 10’un üzerinde Kuran ayeti de dünya hakimiyetini belirtir. Yani İslam’ın bütün dünyaya hakim olacağına dai , 10’un üzerinde Kuran ayeti vardır. Ayrıca Buhari, Muslim, Tırmızi, İbn-i Mace, Süneni Neseyi , Süneni Davut gibi sahih hadis kitaplarında, Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceği ve İslam’ın dünyaya hakim olacağı çok çok detaylı anlatılır. Zaten ehl-i sünnet inancında, Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi mezheplerinde , Şiilik’de, Vehabilik’de , yani bilinen büyük İslam mezheplerinin hepsinde Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceği, Hz. İsa (a.s)’ın geleceği kesindir.
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili bir kısım hadisler zayıftır. Mesela, Fırat’ın suyunun kesileceği, kuyruklu yıldızın çıkacağı , Kabe’de baskın olacağı gibi. Bunlar sahih hadis kitaplarında geçmiyor. Fakat bu hadislerin aynısıyla tahakkuk etmesi mevzu bahis olduğu için, bu hadisler de artık tevatür-ü manevi derecesinde, sahih hadis hükmüne gelmişlerdir. Yani, bir olayı Peygamberimiz (sav) bildirmiş, fakat bu zayıf hadis olarak günümüze gelmiş, ancak olay tahakkuk etmiş, gerçekleşmiştir. Böylece bu hadisin doğru ve kesin bir açıklama olduğu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla da sahih hadis hükmündedir bu hadisler de.
ADNAN OKTAR: Mesela 15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları olacağı bunun Ramazan ayında olacağı, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış vaktinde ve başlangıç döneminde olacağı, iki kere üst üste tekrar edeceği belirtilmiş ve aynısıyla çıkmıştır. Dolayısıyla bu hadisler artık sahih hadis hükmündedir. Mesela örnek olarak veriyorum; buna ait 100’ün üzerinde hadis vardır. Tamamı doğru çıkmıştır. Bunlardan bir tanesidir bu. Örnek olması açısından önemli. Bulunduğumuz yüzyıl, bayram yüzyılıdır,sevinç yüzyılıdır, Altın Çağ’dır. Bu yüzyılda, bütün savaşlar duracak, bundan sonra savaş olduğunu görmeyeceksiniz. O zaman bugünlük konuşmamız bu kadar olsun. İnşaAllah bir dahaki sefere daha geniş, daha uzun konuşuruz. Allah size sağlık, sıhhat, esenlik, iyilik versin, bereket, bolluk versin. Güzel günler görmeyi nasib etsin inşaAllah Allah.