Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15879 tanesi Türkçe, toplam 19177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Asıl sorun çileden kaçınıp, evliliği, dünya hayatını, üremeyi din haline getiren bazı Müslüman kardeşlerimiz yüzünden İslam dünya’ya hakim olmuyor, sorun bu, bundan vazgeçecekler. Kuran’da muazzam çile ortamı var, her paygamberde, Hz. Musa’da, İbrahim’de, Yusuf’ta, ve ondan sonra Allah iktidar meydana getiriyor. Yani baksınlar Kuran’a açık bu. Yani o sahabeler çay içip ev sohbeti yapıp İslam’ı dünyaya hakim etmediler. Hz. İbrahim de istese evinde sohbet ederdi, çay içerdi, İslam dünyaya hakim olurdu. Yahut Zülkarneyn olsun, Hz. Yusuf olsun, değil mi? Kadın ona saldırdığında sesini çıkarmaz otururdu ama kaçtı ve direndi. Çileye talip oldu hapishane’de 7 yıl ırz düşmanı olarak tanıtıldı Hz. Yusuf. Bütün mahkumlara halka, yani kadınlara tecavüz eden insan olarak tanıtıldı. Tecavüzden tutuklandı zaten, kadına tecavüzden tutuklandı. 7 yıl halk onu tecavüzde bulunan yani ırzı namusu paimal eden bir insan olarak tanıtıldı ve öyle tanındı ve bunu kabul etti Allah rızası için. Hakkı olmadığı halde iftira oldu o devirdeki inananlar da öyle mi falan diyorlardı. Çok ağır bir imtihan, Hz. Meryem’e de öyle. Onu da gayrimeşru ilişkiye giren gayrimeşru bir kadın olarak tanıttılar yıllarca. Ve eza ettiler o mübarek kadına. Bu Müslümanların karşılaştığı mühim çilelerdendir, mühim olaylardandır.
...
Bilal Yavuz Beyefendi, “Hz. Mehdi (a.s.) geldiyse, inşaAllah onun talebesi olmak isteyenler, başka bir tarikata bağlı olmadan bekleyebilirler mi?” diye sormuş.
ADNAN OKTAR: Yani zaten en önemli şey, demin anlattığım tarz. Yani en zor, en çileli olanı kabul etmek. Yoksa ev Müslümanı olmak, cami Müslümanı olmak kolaydır. Evde toplanıyorlar, arabalar kapının önüne diziliyor. Bir kişi yüksek bir yere çıkıyor, açıyor Risale-i Nur’u veyahut Kuran’ı açıyor, okuyor. Herkes çayını, kahvesini içiyor sonra evine gidiyorlar. Eşleri kapıda karşılıyor, pilav, tavuk falan yiyiyorlar. Ondan sonra pijamasını giyiyor, vuruyor kafayı yatıyor. Bu ev Müslümanı, ev cihadı bunlar. Veyahut camide bazen, haftada bir kere gidiyorlar. O gün imam efendi herkesi topluyor. Var gücü ile onlara bağırıyor. İşte onların hatalarını, yanlışlarını... yani iyice deşarj oluyor, var gücü ile bağırıyor. O da cami mücahidi. O da, o konuşmadan sonra yorgun argın evine dönüyor. O da pilavını yiyiyor, kavunu da üzerine çekiyor böyle, vuruyor kafayı yatıyor. O da gönlü çok müsterih oluyor. Ondan sonra maaşını alıyor, işine bakıyor. Böyle değil, yani Kuran’da böyle bir şey yok.
Hz. İbrahim (a.s.) istese putları kırmazdı ve çok akılcı davranıyor. Bak, büyük putu kırmıyor. Diğerlerini kırıyor ama. Bir tek ona dokunmuyor Hz. İbrahim (a.s.). Bu ledün ilmidir, “ilm-i ledün”, inşaAllah. Mesela ben hastayım diyor, herkes kaçıyor ondan sonra. Bu da ledün ilmidir. İlm-i ledün, inşaAllah. Hz. Yusuf (a.s.), kardeşinin yükünün içerisine tas koyuyor, kıymetli bir tas. Çok riskli bir şeydir bu. Bu da ledün ilmidir. Yani böyle kuş gibi Müslüman olmuyor, bayağı akıllı oluyor Müslüman. Çok yaman oluyorlar.
OKTAR BABUNA: Siz daha önce de anlatmıştınız, Hz. Yusuf (a.s.), hapishanede de bayağı bir kontrolü altına aldığını söylemiştiniz Hocam hapishaneyi inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak, ırza tesaddi suçundan, kadınlara tecavüz suçu ile getiriliyor cezaevine ve 7 yıl halk onu o şekilde biliyor, 7 yıl. İnanıyorlar, iftiraya inanıyorlar. Yani Allah’ı tenzih ederiz, bu bir iftiradır demiyorlar. O devrin baronları, bu böyledir diyor, inanıyor adamlar. Geğirerek böyle sofrasında adam, Hz. Yusuf (a.s.) ile ilgili durum değerlendirmesi yapıyor. Mazlum Müslüman, o an imkanı yok, kendini savunamıyor, savunsa da inanmıyorlar zaten, değil mi. Hz. Meryem (a.s.)’e de inanmadılar. Ben mazlumum diyor, inanmıyorlar. Mühim olan, Allah sevgisi ile kalbinin dolu olması, fedakâr olması. Delikanlı ruhu olacak, fedakâr olacak, yiğit olacak, evlenme dininin, üreme dininin müridi olmayacak, inşaAllah. Adın ne dersen adama, evlenme diyor. Soyadın, üreme. Tabii, adamın nüfus cüzdanında yazıyor, adı evlenme, soyadı üreme. Başka bir konu yok, selamunaleyküm. Mesela başörtüsünü, evlenebilmek için örtüyor. Arabayı, evlenebilmek için alıyor. Hazırlanıyor, çocuğun bilmem ne malzemelerini hazırlıyor. Okula onun için gidiyor. Allah rızası için gidilir okula. Başörtüsü, Allah rızası için takılır. İlim, irfam, mesela Kuran kursuna gönderiyor kızını, iyi bir kocaya kavuşabilmesi için. Yani kızın bir vasfı olarak diyor ki, ben bak ne özellikleri var, sana sayayım diyor. İyi bulaşık yıkar, çamaşır yıkar. Kuran kursuna gönderdim diyor. Güzel diyor tecvit ile Kuran okur diyor. Onun da zaten ihtiyacı var ya o tip şeye, yani gösterişe, gösteriş olarak. Başı da örtülü diyor, sağlam diyor. Hiç yani, ben garanti de veriyorum diyor her yönden. Ondan sonra, bir de üzerine ev yaptım diyor. Altında arabasını zaten görüyorsun diyor. Şöyle bir gitsin, gezsinler çocuklar diyor, birbirlerini bir tanısınlar diyor. Daha haftasına, daha sen doğurmadın mı diyor. Ne bekliyorsun diyor hemen. Yani sen dini tebliğ ettin mi, İslam’ı, Kuran’ı yaydın mı? Bu adam aldı, mesela zıpır elin kütük gibi herifini alıp getiriyorsun, bunun ne özelliği var? İslam’a, dine hizmet etmiş mi değil mi? Allah’a kendini adamış mı? Cehd ehli mi, cihat ehli mi? Ne gibi bir hizmeti olmuş, o onu ilgilendirmiyor. İşyeri, arabası, parası, maaşı, tahsili, tipi, bu kadar. Ondan sonra da başlıyorlar diğer Müslümaları eleştirmeye. Durum değerlendirmesi yapmaya başlıyorlar. Böyle olmaz.
Tarikattan gaye, eğer gidip bir eve, içine girip kendi kendine öyle sürekli zikir çekmekse, bunu herkes yapar. Gidip Firavun’un sarayında zikir çekmek çok önemlidir, değil mi. Bak, Hz. Musa (a.s.)’ya Allah, değil mi, git dedi Firavun’un sarayına, orada tebliğ yapacaksın dedi. Bak ondan çekindi Hz. Musa (a.s.), Ya Rabbi dedi, benim dilim dolaşıyor dedi. Dilim dolaşıyor ve göğsüm daralıyor dedi. Yani çarpıntı, muhtemelen tansiyonu yükseliyor, rahatsız. Veya heyecandan da dili, konuşma gücüne etki ediyor. Yani şiddetli bir heyecan yaşıyor. Cenab-ı Allah kabul ediyor, kardeşin Harun (a.s.)’u veriyorum sana diyor, yanına, değil mi. Ve birlikte gidiyorlar.
Hz. Musa (a.s.) da istese, kendi kavminin içerisinde zikir yapardı, otururdu. Gidiyor Firavun’un sarayında tebliğ yapıyor değil mi? Halkı topluyorlar, en tehlikeli şeyleri yapıyorlar. Hz. İbrahim (a.s.) gidiyor putları kırıyor ve adamlara durumlarını açıklıyor, tebliğ yapıyor, açıklıyor, izah ediyor. En zor işlerin içerisine giriyorlar.
Bu eser 547 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Adnan Oktar Anlatıyor ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;