 |
90'lı yılların başında Bosna'da yaşanan savaş, geride binlerce ölünün yanı sıra yurtlarından çıkarılmış, sakat kalmış, ailelerini, evlerini kaybetmiş, acımasızca işkenceye uğratılmış masum insanlar bıraktı. 20. yüzyılın en acımasız katliamlarından birinin yaşandığı Bosna Savaşı'nda tarihi eserler, özellkle Osmanlı'nın bu topraklarda bıraktığı kültürel miras da büyük hasar gördü. Camiler, medreseler, kervansaraylar, çeşmeler, köprüler yerle bir edildi. Osmanlı'nın bu topraklarda bıraktığı en önemli eserlerden biri olan Mostar Köprüsü de savaştan payını almış, Hırvat askerleri tarafından yıkılmıştı. Bosna Savaşı'nın ardından geçen on yıldan sonra bugün tarihi Mostar Köprüsü yeniden inşa ediliyor... Mostar'da yaşayan farklı halkların arasında bir tür manevi köprü olma özelliği de taşıyan bu eserin, Aralık ayında tam olarak kullanıma açılması planlanıyor.
Yerel politikacılar ve halk bu tarihi köprünün yeniden inşa edilmesinin, iki toplum arasında savaşla zarar gören ilişkileri kuvvetlendireceğini umud ediyorlar. Asırlar boyunca Mostar'ın önemli sembollerinden biri olan köprü, Neretva ırmağı üzerinde bulunuyor. Köprü, Mimar Sinan'ın talebelerinden Mimar Hayreddin tarafından 16. yüzyılda on yıl süren çalışmalar sonucunda inşa edilmiş ve 1993'deki savaşta yıkılıncaya kadar da nehrin iki yakasını ve bu iki yakadaki iki toplumu birbirine bağlayan ana araç olmuş.
Köprünün yeniden inşası için, UNESCO tarafından başlatılan proje, Dünya Bankası, Avrupa Bankası ve başta Türkiye olmak üzere İtalya, Hollanda, Hırvatistan gibi ülkelerin bağışları ile yürütüldü. Köprüde kullanılan 1,088 taşın hepsi elle oyuldu ve Avrupa'daki tarihi kaynaklara danışarak, köprü hakkında yapılan arkeolojik çalışmalarla bu teknikler korundu
Balkanlar'da Osmanlı İzleri
Bosna'daki taş köprü Osmanlı'nın Balkanlardaki tek izi değil. Başta Balkanlar olmak üzere Osmanlı idaresi altında kalmış tüm topraklar, Osmanlı'nın mimari eserlerinden oluşan muhteşem eserlerle dolu. Bu eserler, Osmanlı'nın hakimiyeti altına aldığı bölgelere götürdüğü medeniyetin önemli birer işareti. Geçtiğimiz 20. yüzyılda dünyanın en kanlı, en karmaşalı ve en huzursuz bölgelerinden ikisi Balkan Yarımadası ile Ortadoğu oldu. Her iki bölge de büyük savaşlar, iç savaşlar, işgaller, gerilla hareketleri, etnik temizlikler, sürgünler, mülteciler gördü.
Oysa hem Balkan Yarımadası hem de Ortadoğu bir zamanlar böyle değildi. Aksine, her iki bölge de asırlar süren bir istikrar, barış ve huzur dönemi yaşamıştı. Balkanlar'da 19. yüzyıla, Ortadoğu'da ise 20. yüzyıla kadar süren bu istikrarın kaynağı, bu bölgelerdeki adalet ve hoşgörüye dayalı Osmanlı hakimiyetiydi.
Balkanlar'da Osmanlı Nizamı
Osmanlı İmparatorluğu Balkan Yarımadasına 15. yüzyılın ikinci yarısında, Ortadoğu'ya ise 16. yüzyılın başlarında egemen oldu. Bu coğrafyalara büyük bir siyasi akıl ile giren Osmanlıların en önemli özelliği ise, bölgede barış ve istikrar kurmaları oldu. Osmanlı bölgedeki halkları son derece toleranslı bir sistemle yönetti. Daha önceden fethettikleri topraklardaki Müslümanları kılıçtan geçiren dönemin diğer yönetimleri gibi davranmadı. Aksine, bu bölgelerdeki halklara din ve vicdanözgürlüğü verdi ve herkesin inancını koruyabileceği, dahası tüm gerekleriyle yaşayabileceği bir sistem kurdu. Hiç bir zaman etnik temizlik, zorla din değiştirtme, asimilasyon gibi politikalara başvurmadı. Bu sistem bugün dahi siyaset bilimciler ve politikacılar tarafından hayranlıkla anılmakta ve örnek olarak gösterilmektedir.
Osmanlı nizamı sayesinde dünyanın karmaşaya açık bölgelerinden biri olan Balkanlar, 19. yüzyıla kadar sürecek olan bir istikrar ve huzura kavuştu. Sırplar, Karadağlılar, Yunanlılar, Bulgarlar, Bosnalılar, Macarlar, Ulahlar, Yahudiler, Çingeneler... Tüm bu Balkan halkları hem kimliklerini koruyarak hem de birbirleriyle çatışmadan barış içinde birarada yaşadılar.
Çünkü Osmanlı İmparatorluğu sadece topraklarını genişletmeyi değil, aynı zamanda fethettiği topraklara "nizam" getirmeyi hedefleyen bir anlayışa sahipti. Bu anlayışın temelinde ise hiç şüphesiz adaleti, hoşgörüyü, saygıyı, barışseverliği, fedakarlığı emreden Kuran ahlakı vardı.
Bugün Bosna'da yeniden inşa edilen Mostar Köprüsü, Osmanlı'nın, dönemin diğer yönetimlerinin aksine, fethettiği toprakları imar ettiğinin, düzene soktuğunun en güzel kanıtlarından biridir. Eski Osmanlı köprüsünün tekrar inşa edilmesi bir anlamda Osmanlı'nın adaletine ve nizamına duyulan özlemin de bir göstergesidir.
----------
Bosnians Rebuild Ottoman Bridge (23/08/2003)
Bu eser 2.621 kez incelendi.
|
 |
|