Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15879 tanesi Türkçe, toplam 19177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Kral Karadeniz ve Adıyaman Asu'daki Canlı Röportajı (15 Şubat 2010)
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (279)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (14)
Dergiler (262)
Belgeseller (323)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (12)
Web Siteleri (432)
Makaleler (9557)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Adnan Oktar Anlatıyor (3940)
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Duyurular (1)
Harun Yahya Etkileri
Ne Demişti Ne Oldu
Yeni Bilgiler (486)
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
Online Kuran-ı Kerim
divxvar.com
divxvar.com
netcevap.org
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Kral Karadeniz ve Adıyaman Asu'daki Canlı Röportajı (15 Şubat 2010)
Şubat 2010


Sitenize Ekleyin :

Hepsini Seç
OKTAR BABUNA: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz bir Adnan Oktar’la Başbaşa programına daha hoş geldiniz. Yine birbirinden değerli konuklarımız var bu akşam, Hocamız Sayın Adnan Oktar Beyefendi hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, sen de hoş geldin.

OKTAR BABUNA: Ve sayın misafirimiz Burçin hanımefendi. Siz de hoş geldiniz.

SUNUCU: Hoş bulduk teşekkür ederim.

OKTAR BABUNA: Nasılsınız?

SUNUCU: Teşekkür ederim, sizler de iyisiniz inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Çok şükür. Bu akşam bizleri Adıyaman Asu ve Kral Karadeniz ekranlarından izleyebilirsiniz. Ayrıca bizi dinleyebileceğiniz radyo istasyonlarını okumak istiyorum. Mavi Karadeniz Radyo 106.4, Radyo Star 94.0 Aksaray, Emek Radyo 101.0 Mardin, Keyif FM 92.7 Nevşehir, ASR FM 96.0 Adıyaman, Osmancık FM 106.0 Çorum, Enerji Radyo 90.0 Ordu, Kozan Radyo 90.0 Adana, Aktif Radyo 102.0 Hatay. İnternet sitelerimiz www.haberhilal.com, www.harunyahya.tv,www.selamhaber.com, www.yenihareket.com, www.bizimantalya.com.

Evet Hocam nasıl başlamak istersiniz?

ADNAN OKTAR: Nasıl başlayalım, güncel konulardan başlayabiliriz. Oktar Hocam güncel konular değil de milletimizin aklına takılan konular var. Bugün bana gelirken sordu, söyledi çocuklar. Hocam dediler madem Cenab-ı Allah diyorlar Cenneti Cehennemi kendi yaratıyor, hepsi de kaderde olduğuna göre niçin insanlar Cehennemde oluyorlar bir kısmı? Bakın ben onu bir kapalı bir açık anlattım, daha önce de izah ettim. Cenab-ı Allah diyor ki Cehennem ehli için “onların gözleri görmez, kulakları işitmez, kalp gözleri kördür, onlar ölüdürler, siz diri zannedersiniz onlar ölüdürler” diyor. Şimdi bunlar muhkem izahlar yani müteşabih değil. Böyle varlıklar. Yani bir insana bunu anlattığında ne anlar? İşte bu, olay bu yani karmaşık bir şey yok. Adalet sahibidir Cenab-ı Allah, sonsuz adalet sahibidir. Onlara sorulduğunda biz bunu yaptık, hak ettik buraya geldik diyorlar. Şimdi dinsiz olan birisine biz sorduğumuzda yani seni dinsiz yapmak için zorlayan biri var mı dediğimizde. Yok öyle bir şey diyor. Değil mi. Zorlama yok. Mümin olarak da bizi kimse zorlamıyor. Ben hissetmiyorum, sen hissediyor musun?

OKTAR BABUNA: Hayır Hocam İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: Burçin sen hissediyor musun?

SUNUCU: Ben de hissetmiyorum Hocam.

ADNAN OKTAR: Tamam, bu işte mutlak adalet demektir, inşaAllah. An içerisinde an, bak saniyenin trilyonda biri değil an, katrilyonda biri de değil. Çok kısa, kısa sonsuz kısa, sonsuz kısa bir vakit içerisinde Allah, sonsuz önceyi ve sonsuz sonrayı yaratıp bitirmiş. Başka bir şey yok. Yani mesela bu bizim konuşmalarımız, bu sohbetimiz çoktan yaratıldı. Daha biz anamızdan doğmadan biz bunu konuşmuştuk.

İkinci konu daha çok işte bu Fatih Altaylı’nın olayı var. Bu biraz yayılarak devam ediyor. Mesela Sabah Gazetesi yazarı Haşmet Babaoğlu, bu da yani dürüst bir insan benim gördüğüm. Daha önce de dikkatimi çekmişti. Bak diyor ki Altaylı’ya “Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu iki saat televizyonu kapatın Kuran okuyun” dedi ve “Habertürk gazetesi ayağa kalktı ve bu açıklamayı bir delinin kuyuya taş atmasına benzetti,” diyor. “Bardakoğlu’nun laik Cumhuriyet’in Diyanet İşleri Başkanlığı’nda oturması zuldur” diye yazı yazdı Altaylı. Belli ki laiklik algımızın problemleri ve cehaletimiz kolay kolay bitmeyecek. Birincisi zaten gerçekten laik bir ülke olsaydık, din işlerini yöneten bir devlet kurumu da olmazdı. Altaylı’nın en azından bunu bilmesini beklerdim” diyor. Olur niye olmasın? Din işlerini yürüten bir kurum olması iyi. O konuya ben katılmıyorum da. Çünkü gayet güzel derli toplu bir Diyanet İşleri Başkanlığı var. Kargaşa çıkmıyor, disiplinli tertemiz değil mi bayağı iyi. “İkincisi Diyanet İşleri Başkanlığı diye bir makam varsa o makamdaki kişinin topluma Kuran okumayı tavsiye etmesinden daha normal bir şey olabilir mi?” Bak benim sözümün aynısı. Hatırlıyorsunuz değil mi. O gün konuştuğum konuşmanın aynısı, güzel “Bardakoğlu herhalde var mısınız, yok musunuz kumarını veya Aşk-ı Memnu dizisini tavsiye edecek değildi,” diyor. Ben de dedim zaten Diyanet İşleri Başkanı, Karayolları Genel Müdürü değil dedim. Diyanet İşleri Başkanı dedim. Tabii ki böyle konuşacak dedim, değil mi.

Oktar Hocam şimdi sen anlar bir şeyler dinleyelim.

OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, siz daha iyi bilirsiniz Hocam. Diyanet İşleri Başkanı başka bir açıklama da daha bulunmuş Hocam, “Kalbinin temizliği sana yeter diyemeyiz” demiş. Tabii ki demiş Kuran’a davet edeceğiz, Kuran okumalarına önereceğim,” demiş. Bu da basında yer almıştı bu şekilde böyle. Bunu siz daha önce anlatmıştınız Hocam kalp temizliğinin o anlaşıldığı anlamıyla yeterli olmayacağını. O da onu söylemiş zaten, inşaAllah. “Televizyonu yarım saatliğine kapatın, Kuran-ı Kerim okuyun,” dediği için bazı kesimlerden tepki gören Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu “Bu bir çağrıdır, zorlama değil. Biz kalbinin temizliğini sana yeter diyemeyiz. Bir medyanın suni polemiği bu kez tutmadı” diye konuşmuş Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Nerede bu? Hangi gazete?

OKTAR BABUNA: Yeni Şafak Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yeni Şafak, güzel. “Kuran okuyun, İslam’ın 14’lük asırlık çağrısıdır, bakın Kuran okuyun İslam’ın 14’lük asırlık çağrısıdır,” çok güzel, maşaAllah. Evet devam et Oktar Hocam.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Sizin söylediğiniz doğrultuda her gün yeni gelişmeler oluyor Hocam. Şimdi Katar’la vize kalkması gündemde.

ADNAN OKTAR: Var mı belgesi?

OKTAR BABUNA: Onun haberi var Hocam inşaAllah. Ama sıradan mı geçeyim? Başka haberlerde var uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Tamam göster.

OKTAR BABUNA: Bu Ahmedinejad’ın açıklamaları oluyor, ardı ardına. Sizin söyledikleriniz doğrultusunda. Yine söylemiş Hocam. “Nükleer Silah İnsanlığın Düşmanı” diye. Siz atom bombasının haram olduğunu söylemiştiniz, inşaAllah. Hiçbir şekilde bir Müslümanın kullanamayacağını. Yeniden bu açıklamayı yapmış Hocam inşaAllah Ahmedinejad. “Nükleer silahları kullanma döneminin bittiğini ve bütün dünyanın bu silahlardan arındırılması gerektiğini” söyledi. Sizin söylediğiniz doğrultuda Mehdi (a.s.)’ın da geleceğini barış döneminin geldiğini söylemişti, Hocam inşaAllah. Askerimiz Hocam “Mehmetçik Evladımız Gibi” diye açıklama yapmışlar, Afganistan’dakiler inşaAllah. “Dünyada Afganistan ve Pakistan’ı Türkiye Barıştırır”. Türkiye’yi her geçen gün Hocam sizin söylediğiniz doğrultuda Allah ön plana çıkarıyor inşaAllah. “Türk Askeri Afgan Halkının Ümit Işığı Oldu.” “Erdoğan’dan Afrika Açılımı”. Başbakan Erdoğan “Osmanlı’nın Afrika düşünü gerçekleştireceğiz” demiş inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yalnız haberleri çok süratli geçtin. Bir daha oradan... Teker teker. Çünkü bunlar çok önemli haberler. Oku haberleri de.

OKTAR BABUNA: Tamam inşaAllah Hocam. “Türk Askeri Afgan Halkının Ümit Işığı Oldu.” “Afgan halkı Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülke askerlerini kendileri için tehdit görürken, Türk askerini bağrına basıyor. Öyle ki ABD’liler Afganistan halkını yatıştırmak için Türklerden yardım istiyor.” Çok seviliyor Türk askerleri.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Baksana muhabbete, çok güzel.

OKTAR BABUNA: Bir de siz söylemiştiniz Hocam. Silahın kalkmayacağını. Nitekim askerlerimiz de Türkler namluyu yere çeviriyor.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi Türk İslam Birliği deyince, elle tutulur bir şeydir bu. Görüyorsunuz işte. Biraz daha detaylansın diyorlarsa biraz daha bekleyecekler. Yani tam net böyle elle tutulur gözle görülür hale gelmesi için bir 10 yılları var, inşaAllah. Ama şuradaki muhabbet şahane bak. Aslan komutanımız yere oturmuş Müslümanlarla beraber, kardeşlerimizle beraber. O da Müslüman evladı. Bak Kurmay Albay Yener Tekbaş. Aslan albayım, maşaAllah, Kurmay albayımız bak ehli muhabbet oraya güzelce oturmuşlar sevgiyle, muhabbetle oturuyorlar. Kardeşçe dostça işte olay bu. Türk İslam Birliği’nin bir fotoğrafı bu. Bu şekilde olacak işte. Türk ordusu kahramandır. Ordumuzu yıpranıyor falan diyorlar, ordu yıpranmaz nereye yıpranıyor. Balistik çelik gibi. Ordu yıpranıyor, ordu ne diye yıpransın. Ordumuz tepmez devrilmez bir yapıdır. Hiçbir şey söz, hiçbir laf, hiçbir hareket, hiçbir girişim Türk ordusunu yıpratmaz. İçine sızanlar olur. Komünist olur, Maocu olur, ordumuz çıt koparıp atıyor. Çıt koparıp atıyor o kadar. Yani Maocuların yoğun olarak arzu ettiği bir şeydi ordumuz içinde yapılanmak. Ordumuzun o aslan pençesi bir yakalarına yapıştı. Darmakeşan oldular. Ordumuz öyle mahlukları sokmaz. Komünist şu bu falan feşmekan inşaAllah. Anlaşıldı mı?

OKTAR BABUNA: Siz defaatle dikkat çektiniz Hocam. Üstad Said Nursi de kahraman Türk ordusu ve imanlı Türk milleti diye dikkat çekiyor bu şekilde, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yani orduya bir kere giremez böyle bir mahluk. Anlaşıldı mı. Suç işleyen de olursa tabii biz ona mahluk demeyiz. Yine o asker hükmü üstünde kalır. Hatalı askerdir o kadar, inşaAllah. Ama ordumuz yıpranıyor çığlıklarını bıraksınlar. Ordumuz arınıyor, temizleniyor. Öyle bir şey olmaz ordumuza. Yani bu sözü etmesinler. Yıpranıyor, yıpranıyor.. Nasıl yıpranıyor, aslan gibi ayakta duruyor, nasıl yıpranıyor.

OKTAR BABUNA: Bütün dünya bu kadar seviyor Hocam, Afganlar bağrına basıyor, Pakistanlılar bağrına basıyor.

ADNAN OKTAR: Yeri göğü inletiyor. Bütün ihtişamıyla, bütün gücüyle Türk ordusu dimdik ayaktadır. Yani bir kişi iki kişi yargılanıyor diye veyahut birkaç eleştiri yapılıyor diye Türk ordusu yıpranır mı? Atom bombası atsan 30 tane atom bombası atsan yine Türk ordusu yıpranmaz. Hiçbir şey olmaz. Bıraksınlar bunları inşaAllah.

Evet Oktar Hocam devam et.

OKTAR BABUNA: Afrika’daki açılımdan bahsetmiş Başbakan Erdoğan, “Osmanlı’nın Afrika Düşünü Gerçekleştireceğiz” diye. Nitekim bölgede sizin söylediğiniz doğrultuda çok büyük bir hareketlenme var Hocam. Sürekli vizeler kalkıyor, sınırların açılması gündeme geliyor.

ADNAN OKTAR: Başbakanımız Erdoğan ne diyor: “Osmanlı’nın evlatları Ankara’ya mahkum kalamaz,” maşaAllah. Görüyor musun Osmanlı evladını, görüyor musun Türk evladını, maşaAllah. Açılmak durumundayız inşaAllah, hedef inşaAllah “Afrika’nın tamamına, büyükelçiliklerimizle girerek Afrika’da yaşayan tüm insanlarla münasebetlerimizi geliştirme olacak” dedi. Allah yolunu açsın. Bak kardeşim hükümete karşı olmak ayrıdır, partiye karşı olmak ayrıdır, vatanın al-i menfaatlerini desteklemek ayrıdır. Bu vatanın al-i menfaati bunlar. Parti desteklemek değildir bu. Bu, devleti desteklemektir inşaAllah. Bu çok hayırlı bir girişim maşaAllah. Baksana “Osmanlı’nın evlatları Ankara’ya mahkum kalamaz.” Şahane bir söz. Şahane yeri göğü inletir bu söz yani.

OKTAR BABUNA: Atatürk de bunu, siz söylemiştiniz Hocam, Türk İslam Birliği’ni savunuyordu ve istiyordu inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kardeşim yani millet coştu, millet ayakta evvelAllah. Yalnız sakın ha MHP-AKP çekişmesini benimsemiyoruz. MHP bizim canımız. AKP bizim canımız. Her ikisi de Türk milliyetçisi. Her ikisi de Türk İslam Birliği’ni savunuyorlar. Her ikisi de vatanın halis evlatları. Gerilim istemiyoruz. İttifak inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Sizin söylediğinizin ertesi günü hemen yemekli toplantı organize ettiler maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ara ara yine yapılması lazım. Ağır masa olacak. Hafif masa da değil ağır masa. İnşaAllah.

OKTAR BABUNA: Programlarınızın ne kadar yakından takip edildiğini gösteriyor maşaAllah.

Evet, Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu’nun açıklaması tekrar Hocam inşaAllah. Kalbinin temizliği sana yeter diyemeyiz. Kuran’a çağrıda bulundum tabii diyor, Kuran okuyun İslam’ın 14 asırlık çağrısıdır maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Gazetedeki yazıyı oku sen bakalım.

OKTAR BABUNA: “Televizyonu yarım saatliğine kapatın, Kuran-ı Kerim okuyun” dediği için bazı kesimlerden tepki gören Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu; “Bu bir çağrıdır, zorlama değil. Biz kalbinin temizliği sana yeter diyemeyiz. Bir medyanın suni polemiği bu kez tutmadı” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Yarım saat. Yarım saat bir insan, kitap okumaya, Kuran okumaya vakit ayıramaz mı, niye suç oluyor bu? Değil mi. Yahut niye anormal bir şey oluyor, niye garip bir şey oluyor?

SUNUCU: Evet neden bu kadar büyütüyorlar Hocam değil mi.

ADNAN OKTAR: Niye taş atmak oluyor? Değil mi. Gönlümüze bizim nur akıyor, taş akmıyor. İnşaAllah. Tabii. Tamam o kısmı da oku. Şu.

OKTAR BABUNA: “Çok televizyon seyreden bir toplumuz. Daha az seyredelim dedik. Gerekiyorsa televizyonumuzdan, gerek boş vakit geçirmeden, dedikodudan, gıybetten o kadar çok vaktimiz artar ki bizim. Vaktini çokça çarçur eden bir toplumuz. Evimizde çoluk çocuğumuza, kendimize bile vakit ayırmıyoruz. Yarım saat akşam sofrasında buluştuğumuz gibi, yarım saat de bilgi sofrasında buluşun müzakere edin. Kuran okuma olur, dinleme olur, Siyer-i Nebi olur. Bu buluşmada bereket vardır” demiş.

ADNAN OKTAR: Ya kardeşim Diyanet İşleri Başkanımız ne imiş, MaşaAllah. MaşaAllah. Ne mübarek insan. Allah ömrünü uzun etsin maşaAllah. Ben ilk defa görüyorum, kusura bakmasınlar Diyanet İşleri Başkanlarımız. Ben ilk defa böyle bir Diyanet İşleri Başkanı görüyorum. Yedi ceddine rahmet olsun yani maşaAllah. Bütün ceddine rahmet olsun maşaAllah. Değil mi. Şahane konuşuyor Allah razı olsun. MaşaAllah. Evet devam et.

OKTAR BABUNA: “İnşaat Sektörüne Asya’da Gün Doğdu” diye bir haber var Hocam. Hindistan ve Bangladeş’in alt yapı ihtiyaçlarını gören ve inceleyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün heyetindeki inşaat firmaları, özellikle Rusya’da inşaat sektörünün yavaşlamasından sonra bölgeye Türk inşaatçılığını taşımak için kolları sıvadı. Her bakımdan Hocam bir canlanma var bölgede. Türkiye’nin liderliğini kabul ediyorlar, doğal olarak. Sınırların kalkması gündeme geliyor. Vize kalkmaları zaten 57’yi aştı vizeler. Yine en sonunda Katar’ın vizesi kalkması söz konusu oldu Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, bu manevi güzel açıklamalar, bu muhabbetler çok güzel. Şu komutanım var ya, Albayım bak o Müslüman Afgan’la oturmuş bağdaş kurmuş. Dehşet bir olay bu. Bunun üstüne 100 sayfa yazı yazılır yani. Tabii, o resmin üstüne 100 sayfa yazı yazılır. Çok şahane, bayağı güzel. MaşaAllah, elhamdülillah.

OKTAR BABUNA: Çok da seviliyor, Türk ordusu Türk askerleri.

ADNAN OKTAR: Kardeşim nasıl sevmesinler. Türk ordusu yıpranıyor sözünü duymayacağım. Bu lafı bitirsinler Türkiye’de. Ordumuz yıpranmaz. Çelik bir dağ gibi nereye yıpranıyor. Üstüne elimi sürsen, Türk ordusunun üstüne, balistik çeliğe, yıpranır mı, ne yıpranması? Tabii ki içinden acayip insanlar çıkabilir. Şu olur bu olur. Koskoca kurum. Gereğini yapar onlar. İnşaAllah. Evet devam et.

OKTAR BABUNA: “Avrasya’da Türk Rüzgarı Estireceğiz”. Türkiye yeni dış politika vizyonunu Avrasya açılımı ile taçlandırmaya hazırlanıyor. Kazakistan’a resmi ziyarette bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu uçakta, “Avrasya Rüzgarı” diye nitelendirdiği yeni açılımın ipuçlarını verdi. 2010’da Avrasya’nın önemli örgütlerinin başında Türkiye ve Kazakistan’ın olacağını hatırlatan Davutoğlu, Asya’da büyük sloganlar belirlemek yerine, ikili ilişkileri derinleştireceğiz dedi. maşaAllah. Burada da sarmaş dolaş resimleri çıkmış.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bak olaya ruh veriyorlar, bu çok önemli. Bak şu muhabbet var ya. Bu kuru soğuk açıklamalarla olmaz. Muhabbet çok önemlidir. Mesela bak albayımız orada bağdaş kurup oturuyorlar. Bunun anlattığı olay çok büyük. Bunun anlattığı olay çok büyük. Seçilen sözler çok önemli. Bu aşkla olur, muhabbetle olur. Allah aşkı, Allah sevgisi, coşkuyla olur. İnşaAllah. Evet güzel. Devam et.

OKTAR BABUNA: Bu ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü var Philip Crowley. Türkiye’nin İran da dahil olmak üzere bölgedeki meselelerin çözümüne katkı sunma çabası çerçevesinde oynadığı role değer verdiklerini söylemiş Hocam. Türkiye’ye çok önem veriyoruz diyor.

ADNAN OKTAR: Kardeşim Türkiye’ye önem, zaten mecburen verecek. Çünkü ahir zamanda Türkiye görevli. Vazifeli. Türk-İslam Birliği’nin lideri olarak Allah ona görev verdi bu millete. Bak mesela annen ne kadar mübarek insan. Görüyorsun bak tam Türk anası. Coşkusunu, sevgisini gördün muhabbetini. Tabii. Ne tatlı anneler maşaAllah.

OKTAR BABUNA: Hocam siz 2-3 sene önce söylemeye başladıktan sonra, tabii daha önce de söylüyordunuz da röportajlarınızda dile getirmeye başladıktan sonra Allah çok hızlandırdı Hocam maşaAllah. Her gün bunun müjdesi veriliyor ama, siz dediniz, bir de şunu da söylediniz; bu Mehdi (a.s.)’ın evinin hazırlanması. Eşyalarının yerleştirilmesi inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişiyle inşaAllah tam olacak.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi, şu ordu yıpratılıyor lafına kafam takıldı. Ben taktım derken çok öfkeleniyorum bu lafa yani. Bir daha söylüyorum, Bediüzzaman diyor ki; bir kere hadiste övülmüştür Türk ordusu. Değil mi bak, İstanbul’u fetheden asker, Türk askeri değil miydi? Övülmüştür, mübarek bir ordudur Türk ordusu. Hadisten Peygamberimiz (s.a.v.) övmüştür. Kutsanmıştır. Bediüzzaman ne diyor, Türk ordusu için, asrın müceddidi. Kahraman ordu diyor, imanlı millet diyor, Kuran’ın ışığıyla diyor, hakikat hali göreceği bu dehşetli komitenin diyor; yani iddia edilen Ergenekon örgütünün tahribatını tamire çalışacağı Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadis-i şeriflerinden anlaşılıyor diyor. Tamirat yapılması, nasıl orduyu yıpratıyor oluyor, değil mi. Nasıl oluyor bu? Mesela bir ordunun bir binasını yıkıp yeniden yapıyorlar binayı. Daha mükemmel modernize ediyorlar. Ordu yıprandı mı diyoruz biz burada. Mükemmelleşiyor ordu. Bir şey yok orduda. Bu lafı bıraksınlar. İnşaAllah. Evet devam et.

OKTAR BABUNA: “Avrupa Çöküyor, 2010 Krizi Geliyor” diye bir haber var Hocam inşaAllah. Yunanistan’da etkisini büyük ölçüde hissettiren ekonomik kriz, diğer Avrupa ülkelerini de etkisi altına alırken, bu durum Avrupa çöküyor yorumlarını ortaya çıkardı.

ADNAN OKTAR: Ne dedim ben? Avrupa Birliği ekonomik yönden ilerleyemez, çünkü dedim ölü bir yapılanma. Yaşlı bir yapılanma dedim. Gücü yok dedim. Bizim oraya girmemiz bir şeyi değiştirmez dedim. Yani bize bir katkıları olmaz bu insanların dedim. Bizim oraya girişimiz Türk-İslam Birliği’nin lideri olarak olacak dedim. Ve onları gidip kurtaracağız dedim. Maddi ve manevi olarak kurtaracağız dedim. Değil mi. Dediğim doğru çıktı bak. Kaç yıl oldu ben bunları söyleyeli? Değil mi. Daha Yunanistan Avrupa Birliği’ne girdiğinde alkışlıyorlar, heyecanlandılar. Yunanistan kurtardı, ne mutlu ona falan. Çöktü Yunanistan işte buyur. Eşiğine değil çöktü, iflas etti. Onu kurtaracağım diye de Avrupa iflas etti şu anda da. Yani bak, onu yangından kurtaracağım diye kendileri yandılar bu sefer de. Tabii. Bak euronun değeri düştü. Allak bullak şu an.

OKTAR BABUNA: Bir de siz Hocam 2014’e kadar sürecek dediniz. Daha da şiddetlenecek Allahualem demiştiniz Hocam inşaAllah. Ekonomik kriz.

ADNAN OKTAR: Ama Türkiye bak delikanlı gibi dimdik ayakta. Gibi değil. Öyle. Tabii. inşaAllah.

OKTAR BABUNA:” Türkiye’nin İran’daki Rolüne Değer Veriyoruz”, yine haberi. Bu, Philip Crowley’nin ABD Bakanlığı Sözcüsü’nün yine bir açıklaması. Bu şekilde. “ABD’nin İslam Açılımı Katar’da Şekillenecek”. Erdoğan, 11 Eylül’ün ardından Bush yönetiminde kurulan “ABD İslam Dünyası Forumu”nun 7.toplantısında ana konuşmacı oldu. Başbakan Katar’da Hillary Clinton ile de görüşecek. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: İslam açılımı Katar’da şekillenecek. Bunu biraz detaylandır.

OKTAR BABUNA: Dünyada dengeleri değiştiren ve özellikle Batı’nın İslam dünyasıyla ilişkilerinde büyük gerilime yol açan 11 Eylül saldırılarının ardından, iki taraf arasını yeniden ısıtmak için bir toplantı yapmışlar Hocam inşaAllah. Özetle. Orada Türkiye’nin liderliğini ön plana çıkaran bir açıklama. İslam açılımı Katar’da şekillenecek diye. Amerikan’ın da tabii artık bölgede Türkiye’ye verdiği önemi gösteriyor. Türkiye her tarafta Batı’da, Doğu’da lider kabul edilir hale geldi maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Niye? Niye Türkiye böyle destek görüyor? Amerika niye beğeniyor Türkiye’yi?

OKTAR BABUNA: Görevli Hocam Türkiye inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Görevli ama aynı zamanda tabii ki Allah’ın takdiri o. Sebepleri de var gözle görülen. Şefkatli, merhameti, adaletli, akılcı, makul, dengeli, tutarlı. Binlerce senelik devlet tecrübesine sahip, olgun, kültürlü, nezaketli ve efendi bir millet. O yüzden lider oluyor. Bana diyor ki, ırkçı mısın? Ne ırkı bu anlattıklarımın ırkla alakası var mı? Bu ahlak üstünlüğü benim anlattıklarım. Ben ırkçılığa karşıyım. Mesela PKK ırkçı bir örgüt aynı zamanda. Komünist, ırkçı bir örgüt. Müslümanın ırkçılıkla işi olmaz. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor: “Acemin Araba, Arabın Aceme üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir” diyor. Kuran-ı Kerim’de de Cenab-ı Allah diyor: “Allah Katında en iyi olanınız” şeytandan Allah’a sığınırım “en takva olanınızdır.” diyor. Ölçü bu. Yani bizim ırkla işimiz yok. Türküm dedin mi benim saydıklarımdır işte. Müslüman olan, efendi, asil bir milletten bahsediyorum. İnşaAllah. Evet.

OKTAR BABUNA: Obama İslam temsilcisi atamış Hocam inşaAllah. ABD Başkanı Barack Obama, avukat Raşit Hüseyin’i İslam Konferansı Teşkilatına temsilci olarak atamış Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bu da bir gelişme. Obama da sürekli Allah’ı anarak konuşuyor artık, maşaAllah.

OKTAR BABUNA: Siz, onun danışmanıyla bir görüşmeniz olmuştu Hocam. Onu söylemiştiniz ona. Allah’ı çok anmasını inşaAllah, Hz. İsa (a.s.)’ın geldiğini müjdelemesini. Ondan sonra bir dindar üslubu maşaAllah gözle görülür şekilde hissedilir şekilde artmıştı Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Obama’ya Yaratılış Atlası’nı gönderdik. MaşaAllah. Önce Darwinistti. Şu an fikirleri değişti gördüğüm kadarıyla. Daha da değişecek. Daha da iyi olacak inşaAllah. İnşaAllah.

OKTAR BABUNA: Bir astronot asla ateist olamaz demiş Hocam, Kazakistan’lı bir eski astronot. Kazakistan Milli Uzay Ajansı Kazkosmos Başkanı Talgat Musabayev. Türk asıllı tabii aynı zamanda. Bir astronotun asla ateist olamayacağını söylemiş. O gördükleri karşısında etkileneceğini.

ADNAN OKTAR: Değil mi. Uçsuz bucaksız evreni görünce, nasıl ateist olsun? MaşaAllah.

SUNUCU: Bir açıklama yapmış Hocam; uzaya her uçtuğum seferde Kuran-ı Kerim götürüyorum yanımda demiş. Evet.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Talgat Hocam. Aslan, baksana nur akıyor elinden yüzünden, tam Müslüman evladı. Koçum benim. Kardeşim Türk-İslam Birliği ile diyoruz ki Türkler mübarek bir millet diyoruz. Ee buyurun Kazak, o da Türk. Dediğim doğru. Nereye gitsek, mesela Afganistan’a gidiyoruz onlar da, Afganlar da Türk’tür aslında. Elhamdülillah. Tabii. Yani bir ruhtur Türklük. Tabii. Bak, oturuşu, kültürü, yapısıyla. Genetik olarak incelense onlar da Türk çıkar ayrıca, onu da söyleyeyim. Eğer genetiğiyle merak ediyorlarsa. Fakat biz genetiğin peşinde değiliz. Bu bir harstır Türklük. Hars. Bir kültür. Allah’ı, Kuran’ı, Kitabı seven. Değil mi. Bu ruhu, bu ahlakı seven herkesin adına Türk denir. İnşaAllah. Evet buyurun.

OKTAR BABUNA: “Kadınlarını Ezen Kültürümüzde Sağduyulu Bir Ses”. Siz Hocam söylemiştiniz kadınlara nasıl davranılması gerektiğini. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu da, Diyarbakır’daki bir toplantıda; kadın ve aile konusunda İslam coğrafyası olarak gereken hassasiyeti göstermedik demiş. Ve kadınlarımız, kızlarımız zorlanıyorsa, ayrımcılığa maruz kalıyorsa ilk önce din görevlilerimizin buna bir dur demesi ve sahip çıkması gerekiyor.

ADNAN OKTAR: Kardeşim Allah Allah. Ben yanlış mı görüyorum? Ne mükemmel bir insan bu maşaAllah. Yani eskiden bizim Diyanet İşleri Başkanlarımız olurdu. Mevlütlerde, kandillerde bir konuşma yaparlardı kısaca. Konu biterdi. MaşaAllah. Hem çok mantıklı, tutarlı, güzel de konuşuyor. MaşaAllah. Bu Fatih Altaylı’ya da lafı tam, sözü laf demeyeyim de Allah affetsin. Sözü tam güzelce de bir şey yaptı yani, güzel bir sözle konuyu kapattı. Yani, güzel ikna etti, güzel anlattı. Allah affetsin öyle demeyelim. Evet.

OKTAR BABUNA: “Türkiye Bölge İçin Uygun Model”. Mehmet Ali Şahin Türkiye Millet Meclisi Başkanı Mehmet Ali Şahin, resmi ziyaret için bulunduğu Bahreyn’de, Bahreyn Veliaht Prensi El Khalifa ve Şura Meclisi Başkanı Ali bin Saleh Al Saleh ile görüştü. O da Türkiye için uygun bir model demiş Hocam maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ağabey de onun için. Herkes ağabeyini alır. O zaten ağabeyini modeli oluyor. Değil mi.

OKTAR BABUNA: Katar Başbakan Yardımcısı, Erdoğan’ın Arap aleminin en sevilen lideri olduğunu belirterek, “siz yüksek sesimiz oldunuz, Müslümanların sesini dile getirdiniz” dedi. Hocam, çok büyük bir itibar var Türkiye’ye, Türklere her yerde maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Arap aleminin en sevilen lideri olduğunu belirterek, Erdoğan’ın. Niye seviyorlar? Allah rızası için seviyorlar. Yani menfaat, çıkarı olduğu için değil. Bakıyor, Müslümanlara sahip çıkıyor. Sever. Çok çok daha fazla sahip çıkılacak. Daha bu ne ki bunlar? İnşaAllah. Siz yüksek sesimiz oldunuz. Müslümanların sesini dile getirdiniz dedi. Bakın görüyor musunuz? Başbakanın bir kaç konuşması bile İslam alemini coşturuyor. Demek ki bunu arıyor İslam alemi. Türklük alemi bunu arıyor. Liderlik, koruma, sevgi, şefkat, merhamet, yiğitlik, cesaret. İnşaAllah. Bak Müslümanlara artık insanlar daha çok saygı duyuyorlar şu an. Daha çok değer veriyorlar. Bir ara neredeyse hepsini yok edelim kafası vardı. Şu an bu, sevgiye dönüşmeye başladı maşaAllah. Neden? Mehdiyet’in ışığından. Mehdiyet’in nuru. Mehdiyet’in zıl ve gölgesi her yeri kapladı. Bak Allah Başbakan’ı vesile ediyor. Diyanet İşleri Başkanı’nı vesile ediyor. Dışişleri Bakanı’nı vesile ediyor. Katar’ın liderlerini, İran’ın Başbakanları’nı konuşturuyor. Ama hepsini Mehdiyet çizgisinde konuşturuyor. Hepsini Kuran’ın çizgisinde konuşturuyor. Hepsini Türk-İslam Birliği’nin çizgisinde konuşturuyor. O gölgenin nuru hepsini kaplamış vaziyette. Her lider bunu konuşuyor. Kazakistan, Türkistan, Azerbaycan, Mısır, Fas, Tunus. Ki mesela Kaddafi olmaz adam gibi görünüyordu yani kontrolden çıkmış gibi görünüyordu. Kusura bakmasın, fakat şu an seviyor. Eskiden çok abuk ifadeler kullanıyordu. İşin doğrusu bu yani. Acayip konuşuyordu. Allah dilini değiştirdi, güzel konuşuyor. Türk Milleti’ne saygı, sevgi ifade ediyor ve Türk-İslam Birliği’ni savunduğunu açık açık ifade ediyor. Bu benim için bir yiğitliktir. Geçmişi hiç önemli değil, keser atarım kafamdan. Son anı esastır bir insanın. Ben insanları geçmişiyle yargılamam. Beni hiç ilgilendirmez geçmişi. Son anı, son anında mükemmelse bitti. Tabii.

OKTAR BABUNA: Bir örneği daha var Hocam inşaAllah, Hugo Chavez. Onun da çizgisi belliydi. Son açıklamalarıyla dediniz, çok delikanlıymış dediniz.

ADNAN OKTAR: Kardeşim ben öyle komünisti kafamda taşırım. Komünist olsun da öyle komünist olsun. Bak Mehdi (a.s.) geldi diyor Hugo Chavez. Hz. İsa (a.s.)’ı bekliyoruz diyor. Aslanım benim. O benim kardeşim o. Komünist olsun da öyle komünist olsun. Bir sorun yok inşaAllah. Evet devam edelim.

OKTAR BABUNA: Kiliseden camii inşaatına bağış olmuş Hocam inşaAllah. Almanya’nın Köln kentinde yapımı süren Avrupa’nın en büyük camisine kilise 5000 euro bağışlamış Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yok canım, keselim Hıristiyanları. Doğrayalım nerede bulursak. Bu kafa var. Demek ki böyle olması gerekiyormuş. Yani nereden çıkarıyorsunuz kardeşim? Bana diyorlar ki niye Yahudileri keselim doğrayalım demiyorsun? Niye bombalayalım demiyorsun? İşte o mesela Gilad Şalit midir, işte onu hatta kesmek lazım, çok iyi yaptılar, işte bütün Museviler potansiyel düşmandır, tutuldukları yerde öldürülmeleri lazım ve senin de bunu teşvik etmen gerekiyor. İstedikleri bu, tavsiyeleri. Akla bak yani. Hıristiyanların hepsini düşman ilan etmen lazım. Hepsine nefret ifadesi kullanman lazım ve bir düşmana nasıl davranılırsa o şekilde davranman lazım diyorlar. Kardeşim nereden çıkarıyorsunuz bunu. Kuran bize bunu mu emrediyor? Resulullah (s.a.v.) bunu mu emrediyor? Resulullah (s.a.v.)’ın fiili sünnetinde bu var mı? Resulullah (s.a.v.) bizzat onlara şefkat, merhamet göstermedi mi? Koruyup, kollamadı mı? Onun devrinde Resulullah (s.a.v.)’a karşı müthiş bir muhabbet oluşmadı mı onlarda? Biz Osmanlı döneminde, Beyazıd Han zamanında değil mi, Fatih devrinde de Musevilere karşı şefkatle davranmadık mı? İspanya’dan gemilere doldurup, bak İspanya. O zamanın teknolojisiyle gemilerini düşünün. Gemilere doldurduk Musevileri aldık getirdik. En güzel şehire İstanbul’a getirdik ve burada ağırladık, iş güç sahibi yaptık. Niye öldürelim, niye asıp keselim kardeşim? Nereden çıkarıyorsunuz bunu? Hayır onunla da yetinmiyorlar. Şiileri de keselim diyorlar, Alevileri de keselim. Efendim Vahabileri de keselim diyor. Kesmedik adam kalmıyor ki kardeşim.

SUNUCU: Evet herkesi keselim, asalım.

ADNAN OKTAR: Dünyada adam kalmıyor. Bir de kendi Hocalarının da listesini vermişler, ki sevdiğim insanlar ben onların yani değerini bilen bir insanım. Ama bak ahlaksızlık yapıyorlar. Diyorlar ki şu alimler diyorlar bir cemaatin alimleri ki hakikaten değerli insanlar, çok büyük insanlar. Bunun dışındakiler teferruattır diyorlar. Bak ahlaksızlığa bak terbiyesizliğe bak. Ya kardeşim milyonlarca alim var İslam aleminde, değil mi. Milyonlarca tertemiz Müslüman var. Ne biçim konuşuyorsunuz siz? 10 kişi falan yok, ondan gerisi teferruatmış. Delice bir izah bu, ne biçim laf bu böyle? O alimlere de zulüm ediyorlar yani değil mi. Hiçbiri onu savunmaz. Münasebetsizlik yapanlara bir de sevgi, saygı gösteriyorlar ona şaşıyorum ben. Evet Oktar Hocam devam et.

OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Siz söyleye söyleye en sonunda kabul ettiler. “Çarpıcı İddia, Küresel Isınma Uydurma”. İngiliz iklim bilimci Jones, BBC'ye yaptığı açıklamalarla şaşırttı. Jones'a göre “Küresel Isınma Skandalı” dünyayı endişe altında tutmaya yarıyor.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim 2 yıl önce çıkıp ben bunu televizyonlarda söylemedim mi? Başka, benden başka söyleyen oldu mu?

OKTAR BABUNA: Olmadı. Şimdi hepsi o çizgiye geldiler Hocam.

ADNAN OKTAR: Değil mi. Ben bu yalan dedim. Hadis-i şeriflerde var. Lulin kuyruklu yıldızının çıktığı dönemde, bunun öncesinde yağmurlar kesilecek, birkaç yıl öncesinde. Aynı şekilde kesilmiştir. Sonra da çok fazla yağmur yağacak. Yağmurdan da şikayetçi olacaklar dedim. Hadislerde, aynısı çıktı.

OKTAR BABUNA: Tam dediğiniz gibi oldu Hocam maşaAllah. Hatta barajların kapakları açıldı Hocam artık fazla su dolduğundan birçok baraja.

ADNAN OKTAR: Şikayetçi olacaklar diyor hadiste Resulullah (s.a.v.). O kadar bol olacak diyor.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Bahreyn Veliaht Prensi El Halife’nin tekrar bir açıklaması burada. “Ortadoğu’da ümitler size bağlı” demiş, maşaAllah. Türkler her yerde ön planda böyle, dediğiniz gibi lider, doğal lider kabul ediyor bütün ülkeler maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.

OKTAR BABUNA: “Sarkisyan’dan Aliyev’e Sınırı Birlikte Açalım Daveti” Hocam. Siz birkaç gün önce söylediniz. Hemen arkasından bu haber çıktı inşaAllah. “Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'i Türkiye Ermenistan sınırının açılış seremonisine davet edeceğini” söylemiş Hocam.

ADNAN OKTAR: O seremoni ama bir Mehter takımı oraya götürmek lazım. Onlar götüremiyorsa biz götürelim. Değil mi. Yeri göğü inletsin şöyle “Ceddin Deden” inşaAllah.

OKTAR BABUNA: İzleyicilerimizden bilmeyenler olabilir Hocam. İlk defa Ermenistan’ın Türk-İslam Birliği’ne gireceğini, kardeşimiz olduğunu siz söylemiştiniz Hocam. Bir süre bir şey denmedi, bir adaptasyon olmadı. Ondan sonra arka arkaya dostluk, ilişkiler, Cumhurbaşkanları düzeyinde, devletler düzeyinde, halklar düzeyinde bu yola girdi maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet devam et.

OKTAR BABUNA: Katar ile vize kalkacak haberi. Hatta bugün kalkmış da olabilir tam emin değilim ama inşaAllah. Erdoğan; Türk dizilerinin etkisiyle Katarlıların Türkiye’ye olan ilgisi arttı. Ancak bu yetmez. Katarlıları Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyarız dedi.

İşte Hocam, “Baraj Kapakları Açıldı, Tarlalar Balık Doldu”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah bol bol taze balık. Oktar Hocam devam anlat.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam, bir tane sevimli köpek var, uyurken sesler çıkarıyor. Gösterelim mi onu?

ADNAN OKTAR: Bakayım, göreyim.

ADNAN OKTAR: Bu kabus görüyor Allahualem, rüya görüyor. Birini kovalıyor Allahualem. Rüyasında biriyle şakalaşıyor.

OKTAR BABUNA: Uyandı.

ADNAN OKTAR: Bak arıyor arkadaşını, kaçmış yok. Şimdi utanıyor herhalde.

OKTAR BABUNA: Bu da tohumla ilgili bir filmimiz var.

Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Şimdi ekmekte olduğumuz (tohum)u gördünüz mü? Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?” Vakıa Suresi 63 ve 64. ayetler. Burada çok özel tasarımlı bir tohum var Hocam inşaAllah. Paraşüt gibi Allah’ın yaratmasıyla. Son derece özel bir yapısı var. Hindiba bitkisi bu. Karahindiba diye bir bitki. Tohumları özel olarak Hocam böyle rüzgarda uçacak şekilde çok özel, hafif ve paraşüt gibi bir yapısı var. Onu gösteriyor inşaAllah. Bu bitkinin kendisi. Bütün alanı dolduruyor, dolayısıyla bu alanda bu bitkiye artık yer kalmadığı için Hocam tohumları çok özel rüzgarla birlikte sürüklenip başka yerlere tohumlayabiliyorlar. Şimdi o tohumun açma dönemini gösteriyor. Tohumlar da özel bir dönemde açıyorlarmış Hocam inşaAllah. Sonbahar döneminde ki rüzgarların özellikle fazla olduğu bir dönem. O dönemde yani bu da tabi Allah’ın bir mucizesi tohumların açmasıyla rüzgarların arttığı bir dönemin denk gelmesi böyle bu şekilde, maşaAllah. Burada tohumları gösteriyor inşaAllah. Çok özel bir yapıları var. Son derece hafif ve paraşütümsü biraz sonra gösterecek. Dolayısıyla rüzgar estiğinde yerlerinden kopup burada görüldüğü gibi hemen havalanıyor. Bakın böyle paraşüt gibi bir yapısı var. Üst tarafı çok hafif. Tohumu taşıyor, rüzgarla birlikte uzaklara götürebiliyor maşaAllah. Burada işte milyonlarcası havalanıyor. Başka yerlere giderek oraya bu bitkiyi götürebiliyorlar, inşaAllah. Bu da Allah’ın yaratma sanatının bir diğer örneği olmuş oluyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Devam Oktar Hocam anlat.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam, güzel çocuklar var.

ADNAN OKTAR: Ah severim ben onu. Nasıl tatlı o öyle maşaAllah.

OKTAR BABUNA: Boncuk gözleriyle maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah’ın Cemal isminin tecellisi. Minik bir kuzu abisi o. Kollar falan, bu çok iyi ısırılır. Boğum boğum. Süper şeker. MaşaAllah, maşaAllah. Nasıl güzel bakışları, maşaAllah.

OKTAR BABUNA: Güzellikleri, sevimliliği. Siz söylemiştiniz Hocam. Temizlikleri, böyle masumluk akıyor yüzlerinden.

ADNAN OKTAR: Değil mi. Allah’ın nurunun tecellisi. MaşaAllah. Kardeşini seviyor o da. MaşaAllah. Vay vay vay, çok acayip şeker bir şey. MaşaAllah, acayip güzel. MaşaAllah. Bu da çok yakışıklı, acayip güzel maşaAllah. Karpuza yumulmuş.

OKTAR BABUNA: Boyundan büyük karpuzu. Herhalde bir ısırık alıp, doyacak sonra.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Küçücük bir hücreden, Allah bunları böyle ne kadar mükemmel yaratıyor, maşaAllah.

Evet doktor Hocam, devam et.

OKTAR BABUNA: Bu, platypus diye bir canlı var Hocam. Bu çok güzel örnek. Mozaik canlılar var. Bunları ara geçiş formu gibi, nesli tükenmiş olanları göstermeye çalışıyorlar. Mozaik canlı da, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Birçok canlının özelliğinin, tek bir canlıda barınması. Mesela aynı anda memeli özellikleri gösterebiliyor. Aynı anda sürüngen özellikleri gösterebiliyor. Mesela aynı anda da balık gibi yüzebiliyor.

Platypus, işte günümüzde yaşayan bir canlı. Dolayısıyla, mozaik canlıların, ara geçiş formu olmadığının çok net bir kanıtı. Mesela bu canlının, bir ördek gibi gagası, balık gibi yüzüyor, burada görüldüğü gibi. Tüyleri var, memeli özelliği de gösteriyor aynı zamanda. Aynı zamanda da sürüngen gibi yumurtluyor Hocam. Dolayısıyla mükemmel bir canlı Allah’ın yarattığı. Ara geçiş formu ile de alakası falan yok, evrimcilerin iddia ettiği gibi. Burada yüzerken gösteriyor. Çok değişik özellikleri var böyle. Yani birçok canlının özelliğini, aynı anda bünyesinde barındırması.. Ve mükemmel de bir canlı. Simetrisi ile, bütün özellikleri ile, en ufak bir şeyi yok inşaAllah. “Tiktaalik roseae” diye bir ara geçiş formu diye iddia etmişlerdi, nesli tükenmiş. O da mozaik bir canlı. Halbuki mozaik canlılar bu şekilde oluyor. Birçok canlının özelliğini aynı anda barındırabiliyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

OKTAR BABUNA: Fosillerimiz var Hocam.

ADNAN OKTAR: Göster.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Hocamızın “Yaratılış Atlası”ından fosiller. 125 milyon yıllık çayır çekirgesi. Burada fosilini görüyoruz. Tam 125 milyon yıl. Tabii çok uzun bir süre. En ufak bir değişiklik yok. Günümüzde yaşayan çayır çekirgesi, bakın milimetrik. Amberde yerleşen bir sinek. 50 milyon yıllık, günümüzde yaşayan sinek ile tıpatıp aynı Hocam inşaAllah, amberdeki fosili ile. 125 milyon yıllık yaprak zararlısı adlı bir böcek. Günümüzdeki hali bu yaprak zararlısının. Hiç, milimetrik olarak aynı, en ufak bir değişikliğe uğramamış. Coelacanth fosili, 240 milyon yıllık, ki bunun sudan karaya geçişin ara geçiş formu olduğunu iddia etmişlerdi uzunca bir süre. Canlısı bulundu Hocam denizde. Mükemmel bir balık olduğu anlaşıldı. Buna yüzey balığı demişlerdi, 180 metre derinde yaşıyormuş. Ondan sonra akciğeri olduğunu iddia etmişlerdi, yağ kesesi çıktı. Büyük, canlı kara beyinli dediler, halbuki balık beyni çıktı. Böyle yani tam yalanladı evrimcileri. Deniz kestanesini görüyoruz burada da. 350 milyon yıllık fosili. Bu da gerçek, günümüzdeki hali. Gerçek derken yani günümüzdeki hali, tıpatıp aynısı. Burada timsahlar görüyoruz. 65 milyon yıllık fosiller. Çok net, yakın çekimde çok net gözüküyor. Pulları ile, derileri ile, özellikleri ile. Günümüzdeki hali, hiçbir değişikliğe uğramamış, yani evrim falan geçirmemiş. Allah’ın yarattığının kesin kanıtları. 95 milyon yıllık vatos fosili. Bakın, kemik yapısı, kılçıklarına kadar çok net, omurgası ile belli. Şimdi gerçek hali bu da. Tıpatıp aynı, milimetresi milimetresine, evrim falan geçirmemiş. 45 milyon yıllık kambur sinek. Amberin içerisinde, bakın çok net. Antenleri, kanatları, ayakları ile, her şeyi tüyleri ile. Bu da günümüzdeki hali, en ufak bir değişiklik yok. Yani tüyleri bile milimetresi milimetresine aynı. 18 milyon yıllık karabatak kafatası Hocam, inşaAllah. Burada görüyoruz. Günümüzde yaşayan karabatağın, yani her şeyi ile aynı, en ufak bir değişikliğe uğramamış. İşçi karınca, yine amber içerisinde. Çok net kalmış bir karınca fosili. 45 milyon yıllık. 45 milyon yıl boyunca en ufak bir değişikliğe uğramamış. Yani evrim geçirmemiş, maşaAllah. Yaratıldığı gibi aynen, aynısı. 100 milyon yıllık zargana fosili. Bakın, sivri baş yapısı ile. Burada omurgasının yapısı, yüzgeçleri. Günümüzdeki ile tıpatıp aynı, milimetresi milimetresine. Yani milyonlarca yıl en ufak bir değişikliğe uğramıyor. 95 milyon yıllık uçan balık. Bunun eğer nesli tükenmiş olsaydı, bugün bunu kuşların atası olarak göstermeye çalışacaklardı. Ama günümüzde de var uçan balıklar. Onun için seslerini çıkaramıyorlar Hocam, inşaAllah. 150 milyon yıllık mayıs sineği. Bakın, günümüzdeki hali, bu da en ufak bir değişikliğe uğramamış. 300 milyon yıllık, tam 300 milyon yıllık at nalı yengeci Hocam inşaAllah. Buradaki fosil halini görüyoruz, 300 milyon yıl. Bu da günümüzdeki hali. Tıpatıp aynısı. 145 milyon yıllık karides fosili. Şimdi günümüzdeki halini göreceğiz. 145 milyon yıl boyunca en ufak bir değişikliğe uğramamış. MaşaAllah. Ki bunlar tabii ki çok uzun süreçler, yani yüz milyonlarca yıl. 128 milyon yıllık kerevit fosilini görüyoruz burada. Evet, bu da günümüzdeki hali. En ufak bir değişikliğe uğramamış Hocam. MaşaAllah. 390 milyon yıllık, çok uzun bir süreç, yılan yıldızı ve günümüzdeki hali, tıpatıp aynısı. 390 milyon yıl boyunca en ufak bir değişikliğe uğramamış. 75 milyon yıllık köpekbalığı. Bakın fosili çok detaylı olarak gözüküyor. Yüzgeçleri ile, yine omurgası ile ve günümüzdeki hali. Tıpatıp aynısı Hocam, inşaAllah. 20 milyon yıllık gergedan kafatası. Bakın, bütün dişleri, kafa yapısı, iskelet yapısı son derece belirgin. Burada dişlerini çok yakın planda görüyoruz ve günümüzdeki hali. Tıpatıp aynısı, en ufak bir değişikliğe uğramamış. 54 milyon yıllık percopsidae diye bir balık. Bakın kılçıkları, omurga yapısı, yüzgeçleri ile, kafa yapısı ile çok net bir fosil bu da. Günümüzdeki hali percopsidaenın. Hiçbir değişikliğe uğramamış. Bir yaprak fosili, huş ağacı yaprağı. 50 milyon yıllık, fosilleşmiş, 50 milyon yıl önce. Bu da günümüzdeki hali. Bütün damarları ile, şekli ile milimetrik olarak aynısı Hocam. 114 milyon yıllık nautilus fosili. Günümüzdeki hali ile en ufak bir değişikliğe uğramamış. 100 milyon yıldan fazla. 37 milyon yıllık asma yaprağı Hocam. Bütün damarları, her şeyi ile belirgin, sapıyla, şekliyle bakın. Ve günümüzdeki hali, tıpatıp aynısı, en ufak bir değişikliğe uğramamış.

ADNAN OKTAR: Şu benim balığımı bana bir göstersene şurada, göreyim. Bak görüyor musun abisi? Uslu uslu dinliyor. Nasıl uslu uslu dinliyor. Deminden beri jet gibi geziniyordu. Sohbet başlayınca, hemen gelip orada uslu uslu dinliyor.

OKTAR BABUNA: Siz yokken Hocam, kesinlikle gelmiyor oraya, oturmuyor.

ADNAN OKTAR: Acayip hareketli normalde. MaşaAllah.

Şeytandan Allah’a sığınırım. “İstediğimiz zaman..” diyor, “...herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca “Ol” demekten ibarettir. O da hemen oluverir.” diyor Allah. Hani burada evrim?

OKTAR BABUNA: Hocam şimdi fosilleri gösterdim, bu ayet geldi. Hep böyle oluyor Hocam sizin. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Değil mi. Bak, şeytandan Allah’a sığınıyorum. “İstediğimiz zaman..” diyor, “...herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca “Ol” demekten ibarettir. O da hemen oluverir.” diyor Allah. Evrim yok.

Evet Oktar Hocam, şimdilik bir ara veriyoruz.

Oktar Hocam, yayındaymışız.

OKTAR BABUNA: Kısa bir aradan sonra tekrar birlikteyiz inşaAllah. Buyrun Hocam.

ADNAN OKTAR: Sen bilgisayara dikkatini vermiş vaziyettesin.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Bu şeyin resmi geldi Hocam da, diğer resmi de alıyorum inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Neyin?

OKTAR BABUNA: Bu astronot ile ve Savunma Bakanı Yardımcısı ile Kazakistan’da bir toplantıda, sadece bizim filmlerin gösterildiği, sizin yani filmlerinizin gösterildiği bir toplantıda. Orada üst düzey askeri yetkili emir vermiş ve 400 kadar garnizonda filmlerinizin gösterilmesi için. Bunun fotoğrafları gelmişti.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

ADNAN OKTAR: Evet, o astronot, o şahıs o değil mi.

OKTAR BABUNA: Evet, inşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: Muhterem, evet. O da Üst Düzey Savunma Bakanı Yardımcısı.

OKTAR BABUNA: Üst düzey yetkililer. Orada da filmlerinizin 400 kadar garnizonda gösterilmesi için emir vermişler Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Benim kitaplar orada ellerindeki, değil mi.

OKTAR BABUNA: Evet Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Bizim kardeş de orada onlara yardımcı oluyor.

OKTAR BABUNA: Evet, arkadaşımız.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet, o arkadaş ile astronot. Evet doğru. MaşaAllah, çok güzel. İkinci resim, geliyor mu diyorsun.

OKTAR BABUNA: Geliyor Hocam inşaAllah. Onu daha tam alamadım.

ADNAN OKTAR: Tamam.

OKTAR BABUNA: Kazak astronot Talgat Bey’in, Kazakistan Savunma Bakanlığı Yardımcılığı yaptığı dönemde, bize özel bakanlıkta 400 üst düzey askeri toplamış ve sadece sizin filmleriniz gösterilmiş Hocam. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, orada biz bir konferans verdik. Generaller, albaylar, üst düzey, yani bütün üst düzey komutanlar. Genel Kurmay’ın bütün görevlileri oradaydılar. Evet orada çok uzun bir imani konuşma yaptık, konferans verdik. Film gösterdik değil mi.

OKTAR BABUNA: Astronotun da Savunma Bakanı Yardımcısı olduğu dönemde.

ADNAN OKTAR: Böyle alkışladılar, çok hoşlarına gitti. Tekrarını istediler. MaşaAllah, maşaAllah. Bu nedir? Bu da Türk İslam Birliği’nin gelişmesinin bir parçası, bir bölümü. İnşaAllah. Hepsi İslam aşığı, hepsi Kuran aşığı, maşaAllah. Aslanlarım benim, maşaAllah.

OKTAR BABUNA: Sizden de Allah razı olsun Hocam, Allah sizi vesile ediyor hakikaten. Bu şeylerin hepsi yeni aslında. Son birkaç senedir büyük bir hareketlenme başladı ama. Sizin Darwinizm’i yıkmanızın tabii çok büyük bir payı var bunda maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, Darwinizm’i yıktıktan sonra bir nefes aldılar. Yani o put, üzerlerine kapanmıştı. Biz o putu kökünden bombalayıp, havaya uçurduk. Put yok şu an. İlim ile, ilim bombası ile, kültür ile, şu an yerle bir.

OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah. Suriye, sosyalist komünistti, Türkiye ile gerginlik vardı, savaş şeyi halindeydi. Irak, aynı şekilde, Türkiye ile gergindi. Yunanistan düşmandı. Ermenistan düşmandı. Rusya düşmandı, zaten komünistti. Bunların hepsi maşaAllah ortadan kalktı Hocam, elhamdülillah. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Evet Oktar Hocam, devam et sen yine. Güzel bir şeyler anlatıyordun.



OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, inşaAllah. Bu, sizin bir radyo röportajınız olmuştu Hocam inşaAllah. FM Talk 101.1 diye Amerika’nın en büyük radyolarından bir tanesi Hocam inşaAllah. Burada sizin ile ilgili, röportajı yapan kişinin haberi var sizinle. Ortadoğu’daki en cesur insan diyor sizin için Hocam maşaAllah. Başlık atmış.

ADNAN OKTAR: Benim için?

OKTAR BABUNA: Evet ve devam ediyor altında. İslami yaratılışçılığı savunduğunuzu bildiriyor ve bu yaratılış ve evrim tartışmasında. Fakat ondan daha dikkate değer olarak diyor, özellikle de diyor, Müslümanların diğer dinlere karşı toleransını savunuyor diyor ve özellikle de diyor Darwinizm kökenli olduğunu söylediği antisemitizmi ve terörizmi diyor, lanetliyor diyor inşaAllah. Bunun da Darwinizm’den dolayı kaynaklandığını söylüyor diyor. Ortadoğu’nun en cesur insanı demiş sizin için, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah öyleyiz.

OKTAR BABUNA: Dünyanın maşaAllah Hocam, maşaAllah. Hakikaten ben o radyo konuşmasını hatırlıyorum Hocam, inşaAllah. Çok şaşırdığını söylemişti. Yani siz Hıristiyanlara ve Kitap Ehli’ne bakış açınızı anlattığınızda, 3-4 kere son derece şaşırdım demişti sizin düşüncelerinizi duyduktan sonra ve çok hoşuna gitmişti. MaşaAllah Hocam.

OKTAR BABUNA: Burada yine bir insan, astronot asla ateist olamaz diye Kazak Talgat’ın resmi var. Savunma Bakan Yardımcısı olup da sizin toplantıda bulunan. Şeytandan Allah’a sığınırım. İki tane ayet var Hocam Kuran’da inşaAllah. “Onları, kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman, dini yalnızca ona halis kılarak, gönülden bağlılar olarak, Allah’a yalvarıp-yakarırlar, dua ederler. Böylece, onları karaya çıkarıp-kurtarınca, artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimizi, gaddar-nankör olandan başkası inkar etmez.” Allah ayrıca, “Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yalnızca O’na halis kılan, gönülden bağlılar olarak Allah’a yalvarıp-yakarırlar. Ama onları karaya çıkarıp-kurtarınca, hemen şirk koşalar. Kendilerine verdiğimiz nimetlerle nankörlük etsinler ve yaralanıp-metalansınlar diye. Ancak onlar, yakında bileceklerdir.” Hakikaten Hocam, Talgat Bey’i tenzih ederiz tabii, böyle gemi içerisinde bir zorlukla karşılaşıldığı zaman, Allah bunu bildiriyor. Allah dini halis kılarak, Allah’a yalvarıp yakarıyorlar ama karaya çıkıp da kendilerini emniyette hissettikleri zaman hemen şirk koşabiliyorlar bazı insanlar.

ADNAN OKTAR: Evet, Kuran ona işaret ediyor. Evet, devam et.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Hocam, sevimli bir canlı var gene. Ama bundan önce, şelaleye karşı uçan bir sinek çeşidi var Hocam, inşaAllah. Bu çağlayanda. Şimdi birazdan göreceğiz. Bütün bu zorluklara katlanarak, dişisine etkilemeye çalışıyor ve dişisi de o kayaların üzerine yumurtlayacak. Bakın burada, ki ıslanıyor, ıslanırken de uçmaya devam edebiliyor, son derece zor şartlar altında. Bu şekilde dişisini bulup, onunla çiftleşerek dölleyecek onu. Fakat son derece zor bir ortamda. Bunu da şundan dolayı yapıyorlarmış Hocam. Orada yumurtaları emniyette oluyor, diğer böcekler tarafından yenemiyor. Kayanın üzerinde çünkü az bir su birikintisi olması gerekiyor, ki dik kayalıklarda bu şekilde oluyor. Bakın, o zor şartlarla ulaşmaya çalışıyor şelalenin arkasına. Ki bu kadar suya rağmen, ıslanmasına rağmen, devam ediyor, azmetmiş. Allah’ın dilemesi ile maşaAllah. İşte varıyor birazdan ve yumurtlama orada gerçekleşecek. Böylece de diğer böceklerden de korunmuş olacak, diğer kuşların ya da böceklerin yemesinden evet. Evet, bayağı bir uğraştı. Fakat hedefine ulaştı sonunda. Bakın burada yumurtalarını bırakıyor şimdi. Bütün canlılarda Allah’ın yaratma sanatı çok açık bir şekilde gözüküyor maşaAllah. Her birinin değişik özellikleri var, hepsi birer mucize inşaAllah. Bu da çok sevimli bir canlı inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne bu?

OKTAR BABUNA: Lama gibi bir şey ama.

ADNAN OKTAR: Ama çok şekermiş.

SUNUCU: Evet, çok şirin bir yüzü var. Ceylana benziyor biraz yüzü değil mi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, evet çok çok, aşırı şeker.

Oktar Hocam, biraz da sen şu ahir zaman hadislerinden anlat.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Diğer resim de gelmişti Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

OKTAR BABUNA: Bu da toplantı masasında. Arkadaşımız ile birlikte. Savunma Bakanı Yardımcısı Talgat ve diğer üst düzey görevliler Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, bizim Zafer arkadaşımız o değil mi. Benim kitapları oraya masanın üzerine koymuşlar, şeyler de var VCD’ler var.

OKTAR BABUNA: Evet bütün CD’ler ve 400 garnizonda da gösterilmesi için emir vermişler o toplantıda Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Oktar Hocam, şuradan oku.

OKTAR BABUNA: Pardon 8 garnizonda, 400 garnizon olmaz da. Sayıyı biraz yanlış söyledim. 400 üst düzey askeri yetkili toplanmış toplantıda Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

OKTAR BABUNA: Hz. Mehdi (a.s.), gerçek İslam ahlakını ortaya çıkaracaktır. Hadislerde bildirildiğine göre, Hz. Mehdi (a.s.) ortaya çıktığında, İslam dinine sonradan dahil edilmiş, tüm batıl inanış ve uygulamaları ortadan kaldıracaktır. Bütün bidatları ortan kaldıracağını bildiriyor, Hz. Mehdi (a.s.)’ın inşaAllah. “İnsanlar arasında Peygamber (s.a.v.)’in sünnet-i seniyesi ile muamele edecek. Rivayetinde bildirildiği gibi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yoluna uyacak ve tıpkı onun dönemindeki gibi din ahlakının, hak haliyle yaşanmasına vesile olacaktır. Dini, Peygamber (s.a.v.)’in zamanında olduğu gibi, aynen uygulayacak. Yeryüzünde mezhepleri kaldıracak, halis, hakiki dinden başka hiçbir mezhep kalmayacak.” (Muhammed bin Resul El Hüseyin El Berzenci). Yani dini aslına döndürecek diyor Hz. Mehdi (a.s.), mezhepleri de kaldıracağı bildiriliyor. “Tıpkı Peyganber (s.a.v.) döneminde olduğu gibi, asıl Kuran ahlakı uygulanacak inşaAllah ve bidatları ortadan kaldıracak inşaAllah, daha sonradan karışmış olan bütün hurafeler. Hz. Mehdi (a.s.) hiçbir bidatı bırakmayacak.” (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar). Bidatları kaldıracak, yanlış uygulamaların tamamını, hurafelerin. Mehdi (a.s.) kaldırmadık bidat bırakmayacaktır. Ahir zamanda aynı, Peygamber (s.a.v.) gibi dinin icaplarını yerine getirecektir. MaşaAllah.

“Hz. Peygamber (s.a.v.), en başta İslam’ı nasıl ayakta tuttuysa, Hz. Mehdi (a.s.) da en sonunda, aynı şekilde İslam’ı ayakta tutacaktır.” (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar) Bundan, Hz. Mehdi (a.s.)’ın mezhepleri kaldıracağı, hurafeleri dinden çıkartacağı ve Kuran’ı aynen, hak şekli ile uygulayacağı anlaşılıyor, inşaAllah.

Hz. Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’u manen fethetmesi. “Allah, Konstantiniye’yi yani İstanbul’u çok sevdiği kullarının eliyle fethedecek. Onlardan hastalığı ve üzüntüyü kaldıracak.” Allah, Hz. Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’u manen fethedeceğini bildiriyor ve onlardan hastalığı yani bundan da Hz. Mehdi (a.s.)’ın arkadaşları arasında o grubu içerisinde, topluluk içerisinde hastalıkların hatta ölümcül hastalıkların olacağını anlıyoruz ve Allah’ın da üzüntüyü ve hastalıkları kaldıracağını bildiriyor inşaAllah. Bu hadis vesilesiyle. “Beldeler onun emrine girer. Allahu Teala onun elinde Konstantiniyye'nin fethini müyesser kılar.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman). Allah, Hz. Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’u manen fethedeceğini dolayısıyla da Hz. Mehdi (a.s.)’ın fiilen İstanbul’da olacağını gösteren bir hadis inşaAllah. Muhtelif ülkelerden birçok alim birbirlerinden habersiz şekilde Mehdi (a.s.)’ı aramak üzere yollara çıkacak. Ve her birisine 310 kadar insan refakat edecek. Sonunda hepsi de Mekke’de buluşurlar. Birbirlerine buraya ne için geldiklerini sorduklarında, hepsi de bu fitneyi önleyecek ve Konstantiniye’yi fethedecek olan Mehdi (a.s.)’ı arıyoruz. Çünkü biz onun babasının, anasının ve ordusunun isimlerini öğrendik şeklinde cevap verdiler. Bundan Hz. Mehdi (a.s.)’ın aranacağını ve zamanı geldiğinde Allah Katında zamanı geldiğinde bulunacağını ve o bulunduğu dönemde yani baştan itibaren değil, bulunduğu dönemde annesinin ve babasının isimlerinin ortaya çıkacağını, Allah’ın ortaya çıkartacağını, ordusunun isimlerini öğrendik diyor bu isimleri ortaya çıkartacağını anlıyoruz. Yani dolayısıyla hadislerde bildirilen Muhammed Muntazar Mehdi (a.s.) isimleri Peygamberimiz (s.a.v.)’in Mehdi (a.s.)’a verdiği isimler ama Mehdi (a.s.)’ın gerçek isminin daha sonra anlaşılacağını, zamanı geldiğinde Allah Katında anlaşılacağını anlıyoruz inşaAllah.

“Mehdi (a.s.) Konstantiniyye ve Deylem Dağı’nı fethedecektir.” (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar). Yine İstanbul’un manen fethi ile ilgili bir diğer hadis. “Dünyadan hiçbir zaman kalmayıp ancak tek bir gün kalsa bile o günde benim soyumdan bir Zat’ın Deylem Dağına (yahut eyaletine) ve Konstantiniyye şehrine sahip olması için Allah muhakkak o günü uzatacaktır.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman). Allah kıyameti, Mehdi (a.s.) için, bir gün bile kalsa kıyameti uzatacağını bildiriyor Peygamberimiz (s.a.v.)’e inşaAllah. Dolayısıyla bu –söyleyelim mi Hocam onu?- Verilen hesaplarda 7 bin yılla ilgili hesaplarda, Peygamberimiz (s.a.v.) 5 bin 600 yılının geçtiğini bildiriyor hadislerde. 8 tane hadis var bu konuyla ilgili. Bundan 1400 yıl kalıyor. Fakat 1400 yılı da Mehdi (a.s.)’ın çıkış yılı. Dolayısıyla bu hadisle birleştirildiğinde, Allah bir gün kalsa bile uzatacak denmesi, bunun 1500 yılına kadar da uzayacağını anlıyoruz inşaAllah. Bütün olayların 1400 ile 1500 yılı arasında gerçekleşeceğini anlıyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, zaten 1500 bittiğinde 1400, yani 1400 deyince küsuratı 1500’de bitmiş oluyor.

OKTAR BABUNA: “Hz. Mehdi (a.s.) halifenin olmadığı bir dönemde çıkar. Dünyada ismi geçecek bir halife kalmayıncaya kadar çıkmayacaktır.” (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar). Mehdi (a.s.)’ın halife olmadığı bir dönemde ortaya çıkacağını anlıyoruz. Halife de 1930’lu yıllarda kaldırılmıştı, halifelik. Son halife o dönemde gelen halifeydi, ondan beri bir halife yok. Dolayısıyla Mehdi (a.s.)’ın bu dönemde çıkması gerekiyor. Yani Mehdi (a.s.) daha önceden çıktı diyenlere de bu hadis bir cevap vermiş oluyor. Siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah. Halife olduğu bir dönemde Mehdi (a.s.)’ın olması mümkün değil.

“Onun çıkacağı yıl insanlar hacca başlarında bir emir bulunmadan gidecekler. Yine halife olmadan, halifenin olmadığı bir dönemde çıkacağını gösteren hadis. İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler.” (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki. Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Ahir zaman Mehdi’sinin Alametleri). Halife olmadığı bir dönemde çıkacak Mehdi (a.s.). Zaten siz açıklamıştınız Hocam, halife olduğu bir dönemde Mehdi (a.s.) çıkamaz diye, bu fitne sebebi olur diye. Dolayısıyla Allah halife olmadığı bir dönemde Mehdi (a.s.)’ı gönderiyor inşaAllah.

Hz. Mehdi (a.s.)’ın bayrağı. Hz. Mehdi (a.s.)’ın bayrağı Peygamberimiz (s.a.v.)’in sancağıdır. Peygamber (s.a.v.)'in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup, dikişsizdir ve rengi siyahtır. Onda bir hicr (hale) bulunur. O Resulullah (s.a.v.)'in vefatından beri hiç açılmamış olup Mehdi (a.s.) çıkınca açılacaktır. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler). Mehdi (a.s.)’ın Peygamberimiz (s.a.v.)’in sancağının bulunduğu yerde, birlikte çıkacağını anlıyoruz bundan. Bu sancak da Topkapı’da İstanbul’da.

Şu muhakkak ki ahir zamanda mağrib memleketinin en uzak mevkiinden Mehdi (a.s.) denilen bir zat çıkacak. Ve ön tarafında kırk bin mesafe olarak yardım yürüyecek. Mehdi (a.s.)'ın bayrakları beyaz ve sarıdır. İçinde çizgiler bulunur. Bayraklarında Allah'ın İsm-i Azamı yazılmıştır. Onun bayrağı altındaki hiçbir birliği mağlup edilmez.

ADNAN OKTAR: Tamam şimdi şundan oku.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Mücadeleci olması. “Mehdi (a.s.) işi sıkı tutacak. Kıyamet alametleri. Mehdi (a.s.)’ın çok mücadeleci ve işleri sıkı tutan takip eden olduğunu anlıyoruz inşaAllah bu hadisten. İnsanlar hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir.” (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar).

ADNAN OKTAR: Biraz yavaş oku yalnız, çok hızlı okuyorsun. Böyle anlaşılacak şekilde, şerh ederek, yavaş yavaş mutedil oku. Tamam, evet.

OKTAR BABUNA: Tamam inşaAllah Hocam. İnsanlar hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir. Hiçbir şekilde mücadeleyi bırakmayacağını ve mutlak Allah’ın galip getireceğini anlıyoruz inşaAllah.

İbni Ebi Şeybe, İbn-i Abbas’tan tahric etti: “Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği, yani fitneleri önlemenin zor gelmeyeceği mutlaka Allah’ın başarılı kılacağını fitneleri kaldıracağını ortadan ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehl-i B eytime mensub birisi, Mehdi (a.s.) sahip olmadan günler ve geceler bitmeyecektir.” Ölüm tehlikesi altında kalacağı ama ölüm tehlikesinin dahi hiçbir şekilde onu vazgeçiremeyeceğini anlıyoruz inşaAllah.

Mehdi (a.s.) hesabını çok seri bir şekilde görecek ve vaadinden dönmeyecektir. İşi sıkı tutan, çok seri hareket eden ve mutlak zafere, Hakk’ın zaferine ulaşmadan vazgeçmeyen biri olduğunu anlıyoruz inşaAllah. “Mehdi (a.s.) doğu tarafından çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır.” Yani Mehdi (a.s.)’yi hiçbir şey durduramayacak, mutlak galip gelecek. Eze eze, söke söke demiştiniz Hocam inşaAllah. Mutlak İslam’ı hakim kılacak. İnşaAllah. İşari manada ayet meali. Şeytandan Allah’a sığınırım: “Şimdi sen ne ile emroluyorsun? Kafalarını çatlatırcasına apaçık bildir ve ortak koşanlara aldırma.” Ortak koşanların, yani şirke girenlere hiç aldırılmaması gerektiğini Allah bildiriyor. İnşaAllah. Yine Mehdi (a.s.)’ı işaret eden, ahir zamana bakan bir ayet.

“İnkarcılara boyun eğme ve bununla (bu Kuran ile) onlara karşı büyük cehdet.” İnkarcılara boyun eğmemesi gerektiği inşaAllah ve bununla –Kuran- ile onlara karşı büyük bir mücadele verilmesi gerektiği. Hakikaten Mehdi (a.s.) diğer hadislere de bakıldığında tam bunu biraz önce de gördük. Dağları bile, dağların öldürme tehlikesinin bile durduramadığı ve mutlak zafere ulaşacak biri olarak görüyoruz inşaAllah. “Evet, her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse işlerinden boşaldığın vakit tekrar çalış, yorul.” İnşaAllah. Yine işari manada Allah zorlukların olacağını fakat her zorlukla beraber kolaylıkları yarattığını ve Allah bir çıkış yolu yarattığını bildiriyor inşaAllah ve işlerinden boşaldığın vakit tekrar çalış yorul. Yani mutlak bütün vaktin Allah rızası için ayrılması gerektiğini bildiriyor inşaAllah. Bütün hayatını.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mehdi (a.s.)’ın özellikleri var onları oku.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Muhyiddin Arabi aşağıdaki izahında Mehdi (a.s.)’ın dokuz özelliğini saymaktadır:

1. “Basiret sahibi olması.” 2. “İlahi Kitabı anlaması.” Kuran’ı iyi anlaması. 3. “İlahi Kelam'ın manasını bilmesi.” Kuran’ın işari manalarını katlamalı anlamlarını bilmesi inşaAllah. 4. “Tayin edeceği kimselerin hal ve hareketlerini bilmesi.” İnsanları iyi tanıması. İnşaAllah. 5. “Öfkelendiğinde bile merhamet ve adaletten ayrılmaması.” Öfkelendiğinde bile, yani öfkelenebileceğini bildiriyor inşaAllah fakat merhamet ve adaletten ayrılmaması. Mutlak merhamete ve adalete bağlı kalıyor inşaAllah. 6. “Varlıkların sınıflarını bilmesi.” Çeşitli varlıklar var Hocam inşaAllah. Cinler, Melekler, insanlar. Varlıkların sınıflarını bileceğini bildiriyor inşaAllah. 7. “İşlerin girift taraflarını bilmesi.” Siz daha iyi bilirsiniz, bu da ledün ilmine sahip olacağını anlıyoruz inşaAllah. “Çünkü bunlardan haberi olan bir lider vereceği hükümlerde yanılmaz. Mehdi (a.s.) kıyas ilmini onunla hükmetmek için değil, ondan kaçınmak için bilir. Çünkü verdiği hüküm doğru bir ilham neticesi olacak.” Mehdi (a.s.) ahkamda masum olacaktır inşaAllah. Vereceği hükümlerde yanılmayacağı bildiriliyor. “Yani Hz. Muhammed (s.a.v.)'in getirdiği şeriat üzere hükmedecek.” Burada biraz önce de görmüştük, mezhepleri kaldırıyor, dini aslına döndürüyor, Peygamber (s.a.v.) zamanındaki aslına döndürüyor ve Kuran ahlakıyla hükmediyor inşaAllah, idare ediyor. “Bu sebepledir ki Peygamberimiz (s.a.v.) onu vasfederken "Benim izimi takip edecek, hataya düşmeyecek" demiştir.” Peygamberimiz (s.a.v.)’in izini takip edeceği onun gibi dinin aslı ile hükmedeceğini, idare edeceğini ve ahkamda masum olması nedeniyle de ve merhametten adaletten sapmaması nedeniyle de hataya düşmeyeceğini anlıyoruz. “Bundan anlıyoruz ki, Hz. Mehdi (a.s.), şeriat sahibi değil, şeriata uyandır.” Yani yeni bir kitap getirmiyor Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine ve Kuran’a uyuyor inşaAllah. “Ve aynı zamanda günahtan da masumdur. Buradaki masumluluğundan murat hükümdeki masumiyetidir.” Yani ahkamda masumdur, verdiği hükümlerde masumdur. “Çünkü gerçek manada ismet (hatasızlık) ancak Peygamberler için söz konusudur. Oysa Mehdi (a.s.), Peygamber değil velîdir. Velîler günah işlemekten mahfuzdurlar; masum değildirler.” Yani ahkamda hükümde verdiği hükümlerde masum olacağını maşaAllah anlıyoruz.

İnsanların ihtiyacını iyi anlaması: “Çünkü onların her türlü işlerini görmek için Allah onu diğer insanlar üzerine seçmiştir.” Allah’ın özel görevlendirdiği bütün insanların ihtiyaçlarını karşılamak için vesile ettiği birisi İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s.). “Liderlerin davranış ve faaliyetleri kendilerinden ziyade halkın menfaatine olmalıdır... Halkın yararına aykırı şeylerle uğraşıp, onların işlerini görmeyen bir lider azledilmelidir. Çünkü onunla diğer insanlar arasında fark kalmamıştır.” Hz. Mehdi (a.s.)’ın bütün insanların hizmetinde olacağı insanların ihtiyaçlarına yönelik faaliyet yapacağını anlıyoruz bundan inşaAllah.



ADNAN OKTAR: Oktar Hocam bize televizyonda bir şey anlat görüntü olarak var mı?

OKTAR BABUNA: Estağfurullah var Hocam inşaAllah. Böyle güzel anlaşan canlılar var sevimli, birbirlerini seven. Bu dönemde de vahşi hayvanların dostluklarında son derece bir artış oldu inşaAllah. Çünkü hadislerde bildiriliyor Mehdi (a.s.) döneminde tam olarak olacak. Vahşi hayvanların da kurtla kuzunun yan yana oynadığı birbirlerine zarar vermedikleri ehilleştikleri bir dönem olacak inşaAllah. Bunun alametleri de belirmeye başladı inşaAllah. Burada da zürafaların yavrusuna olan sevgisi. Burada Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şu şeyi oku sen. Bak burada var o. Tevrat’ta. Yalnız Tevrat’ta değil hadislerde de geçiyor bu konu. Fakat Tevrat’ta da var. Onu baştan bir oku.

OKTAR BABUNA: Eski ve yeni ahitte konu ile ilgili yer alan bazı açıklamalar şu şekildedir: “Yessenin gövdesinden bir filiz çıkacak ve onun köklerinden bir fidan doğacak.”

ADNAN OKTAR: Hz. İbrahim (a.s.)’ın soyundan birisi çıkacak diyor yani Mehdi (a.s.)’ı işaret ediyor.

OKTAR BABUNA: “Rabbin ruhu, hikmet ve sağduyu ruhu, öğüt ve yüreklilik ruhu, bilgi ve Rab korkusu ruhu onun üzerinde duracak.”

ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.)’ın özelliklerini anlatıyor.

OKTAR BABUNA: “O, Rab korkusundan zevk alacak (Allah korkusundan zevk alacak); o gözlerinin gördüğüne göre yargılamayacak; kulaklarının işittiğine göre karar vermeyecek. Zayıfları adaletle yargılayacak;”

ADNAN OKTAR: İlhamla inşaAllah.

OKTAR BABUNA: “Yeryüzünün yoksullarına haklarını verecek.” Bütün yoksulları memnun edeceği bildiriliyor inşaAllah. “Bir değnekle vurur gibi yeryüzüne sözüyle vuracak ve dudaklarının soluğuyla kötüyü yok edecek. Adalet onun belinin kuşağı, gerçek kalçalarının kuşağı olacak.” Adaletli olacağı bildiriliyor. “Kurt kuzuyla birlikte oturacak; kaplan oğlakla beraber yatacak; buzağı, aslan ve besili sığır bir arada yaşayacak ve onları küçük bir çocuk güdecek.”

ADNAN OKTAR: O da Mehdi (a.s.)’a işaret ediyor. O çocuk, Mehdi (a.s.) o.

OKTAR BABUNA: “İnek ayı ile birlikte otlayacak; yavruları bir arada oturacaklar ve aslan sığır gibi saman yiyecek. Emzikteki çocuk, kobra yılanının yuvası yanında oynayacak ve sütten yeni kesilmiş çocuk, kara yılanın deliğine elini uzatacak. Benim kutsal dağım üzerinde hiç kötülük yapılmayacak; artık hiçbir zarar verilmeyecek; çünkü denizin dibi nasıl onu örten sularla dolu ise yeryüzü de Rab bilgisi ile öyle dolu olacak.” (İşaya, 11:1-9) “Davut soyundan biri sadakatle krallık yapacak.”

ADNAN OKTAR: İşte Mehdi (a.s.) o, Davut soyundan gelen, Mehdi (a.s.) Davut (a.s.) soyundan zaten. Yani Hz. İbrahim (a.s.) soyundan, dolayısıyla Davut (a.s.) soyundan evet.

OKTAR BABUNA: Evet İnşaAllah. “Yargılarken adaleti arayacak, doğru olanı yapmakta tez davranacak.” (İşaya 16, 5)

ADNAN OKTAR: Seri hareket edecek diyor.

OKTAR BABUNA: “Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyunca korkmayın.”

ADNAN OKTAR: Yani Birinci Dünya Harbi, İkinci Dünya Harbi. Onlar, geçmiş, eski savaşlar.

OKTAR BABUNA: “Bunların olması gerek, ama bu daha son demek değildir. Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak; yer yer depremler, kıtlıklar olacak. Bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır.” (Markos 13, 5-8)

ADNAN OKTAR: Ulus ulusa, devlet devlete karşı savaş açtı değil mi. Birinci Dünya Harbi’nde, İkinci Dünya Harbi’nde. Sonra depremler başladı, yoğun depremler.

OKTAR BABUNA: Kıtlıklar olacak diyor, ekonomik kriz başladı. Meleklerin Hz. Mehdi (a.s.)’a yardımcı olmaları: “Onun kumandanları insanların en hayırlılarıdır.” İnşaAllah Mehdi (a.s.)’ın talebeleri. “Onun yardımcıları Yemen ve Şam ehlinden olacaktır. Önlerinde Cebrail, arkalarında Mikail bulunacaktır.” Meleklerin Hz. Mehdi (a.s.)’a yardımcı olacağını anlıyoruz maşaAllah. Cebrail ve Mikail’in. “Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın, yanlarında hiç erkek olmaksızın rahatlıkla hacca gideceklerdir.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 47) Bu bugüne kadar hiç olmamış bir şey, bir kadını ndeğil hacca gitmek, sokağa bile yalnız çıkmasının son derece riskli olduğu bir dönemde inşaAllah Mehdi (a.s.) döneminde bütün yeryüzünün emniyetle dolacağını anlıyoruz inşaAllah. “Allah onu 3 bin Melekle destekleyecektir.” (El Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar)

ADNAN OKTAR: 3 bin Melek Mehdi (a.s.)’a yardım ediyor değil mi. Görünmeyen Melek.

OKTAR BABUNA: Hadis-i şerifte, Hz. Mehdi (a.s.)’ın yardımcıları arasında Cebrail ve Mikail Aleyhisselam'ın oldukları haber verilmektedir. Hz. Mehdi (a.s.) 'a, Allah'ın izniyle, Melekler yardımcı olacaktır. Meleklerin salih müminlere yardımcı olmaları Kuran'ın çeşitli ayetlerinde haber verilen bir durumdur. Rabbimiz, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve sahabeyi de Meleklerle desteklemiştir. Konuyla ilgili ayet veriliyor. Orada kalmış Hocam. Allah Kuran’da desteklediğini bildiriyor Meleklerle. Ama dediğiniz gibi görünmeyen Melekler Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Senin başka göstereceğin var mı güzel görüntülerden?

Bu onun yavrusu mu eşi mi? MaşaAllah. Çok şeker arkadaş olmuşlar. Ne tatlı şey bu maşaAllah. Eşeğin yavruları anormal tatlı oluyorlar. Eşek de çok tatlı bir hayvan ama yavruları çok çok şeker.

OKTAR BABUNA: Gözleri de güzel maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah ailece hem şakalaşıyorlar hem eğleniyorlar. Darwinistler bunlar hep tesadüfen oldu diyor değil mi. MaşaAllah ne kadar güzel çocuk maşaAllah.

OKTAR BABUNA: Tavşanla ceylan, tavşan ona sevgi gösteriyor maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bunların çıngıl çıngıl gitmeleri çok hoş oluyor, görünüşleri MaşaAllah.

OKTAR BABUNA: Bu da tembel hayvan Allahualem yavrusuna sarılmış. Kedi köpeği seviyor MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Oktar Hocam şimdi sen bize biraz Said Nursi Hazretlerinden de anlat. Mesela buradan başlayacaksın. Gerçi bunu daha önce anlattık ama tekrarlarla bazı şeyler insanın kafasına tam oturuyor İnşaAllah.



OKTAR BABUNA: Mehdi (a.s.)’ın birinci görevi inşaAllah. “Fen ve felsefenin tasallutuyla yani etkisiyle Darwinizm ve felsefenin etkisiyle ve maddiyun tabiyyun tağunu yani materyalizm ve Darwinizm, maddiyun maddecilik tabiyyun tağunu da Darwinizm ve ateizm hastalığı, beşer içine intişar etmesiyle yani insanlar arasında yayılmasıyla, Darwinizm’in ve materyalizmin, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini yani materyalizm, Darwinizm ateizm gibi (Allah’ı tenzih ederiz) Allah’ı inkar eden dinsiz akımları tam susturacak bir tarzda Mehdi (a.s.)’ın tam susturacağı bir tarzda imanı kurtarmaktır.”

ADNAN OKTAR: Birinci vazifesi bu. Mehdi (a.s.)’ın evet.

OKTAR BABUNA: Darwinizmi materyalizmi susturarak imanın kurtulması inşaAllah. “Ehli imanı delaletten muhafaza etmek yani iman edenleri sapkınlıktan korumak” (Emirdağ Lahikası 259). “Ümmetin beklediği, insanların beklediği ahir zamanda gelecek zatın üç vazifesinden 3 tane vazifesi olduğunu anlıyoruz, bu vazifesinin en büyüğü ve en kıymettarı, en önemlisi kıymetlisi olan, iman-ı tahkiki-i neşr yani delillere dayalı olarak bilimsel delilere dayalı olarak imanı yaymak ve ehli-i imanı delaletten kurtarmak. Yani iman edenleri sapkınlıktan korumaktır.” En önemli vazifesinin bu olduğunu söylüyor üstat inşaAllah. “Bediüzzaman eserleriyle büyük bir iman hizmeti vermiş pek çok insanın iman etmesine ve imanında derinleşmesine vesile olmuştur. Ancak Bediüzzaman’ın tam susturacak bir tarzda sözleriyle belirttiği materyalizmi tüm dünyada tam anlamıyla etkisiz hale getirme görevi Bediüzzaman tarafından tam anlamıyla yapılmamış. Dünya çapında insanların imanını kurtarma görevi Hz. Mehdi (a.s.)’ye verilmiştir. Bu Bediüzzaman döneminde gerçekleşmemiştir. Materyalizm ve darwinizmin susturulması. Hatta Darwinizm’e siz söylemiştiniz Hocam hiç, pek girmiyor galiba inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet Darwinizmle ilgili tek kelime etmemiştir Said Nursi. Tamamını Mehdi (a.s.)’a bırakmıştır.

OKTAR BABUNA: Bilindiği gibi materyalizmin kuvvet bulması Bediüzzaman zamanında devam ettiği gibi vefatından yani 1960 yıllarından sonra da günümüze kadar devam etmiştir. Televizyon ve radyo kanallarının gelişmesiyle yazılı basınının da desteğiyle etkisi giderek artmıştır. Yani Bediüzzaman’ın vefatından sonra da materyalizm propagandası artarak 21. yy’ a kadar gelmiştir. Yani 1960 yıllardan sonra hakikaten çok büyük bir artış gösterdi. 70’li yıllar özellikle zirve yaptığı yıllardı.

ADNAN OKTAR: Sonra ne oldu en sonunda? Tepe taklak..

OKTAR BABUNA: 79 yılında siz faaliyete başladıktan sonra Hocam şu an yerle bir.

ADNAN OKTAR: Dikey uçuş, kafa üstü aşağıya düştü değil mi. Betona çakıldı ve dümdüz şu an. Halıdan kaldıramıyoruz, yerden.

OKTAR BABUNA: Hatta siz diyorsunuz ki, bir karşımıza çıksalar diye. Şu anda karşımıza çıkacak kimse kalmadı.

ADNAN OKTAR: Evet elhamdülillah, maşaAllah.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah. “Dolayısıyla kendisinin de ifade ettiği gibi, Bediüzzaman’ın döneminde bu konuda tam bir sonuç elde edilememiştir. Bediüzzaman da tam susturacak tarzda sözleriyle bu gerçeğe dikkat çekmiştir. Yani Mehdi (a.s.)’ın yapacağını. Materyalizm, ateizm ve Darwinizm’in çöküşüyle birlikte insanların imanını kurtarma görevi, dünya çapında Hz. Mehdi (a.s.)’a verilmiştir. Bediüzzaman’ın bizzat başladığı ancak bütünüyle sona ermeyen bu akımla fikri mücadele Allah’ın izniyle Hz. Mehdi (a.s.) ile devam edecek ve sonuca ulaştırılacaktır.” Yani siz daha iyi bilirsiniz Hocam, imanın kurtulması, Darwinizm’in yıkılmasıyla oluyor. Hakikaten bir büyü gibi insanları imandan uzaklaştıran, 350 milyon insanın yok olmasına komünizm, faşizm, terörizm, anarşizmin ortaya çıkmasına vesile olan bir sapkın felsefeydi. Bu kırılınca inşaAllah imanlar yeniden tesis edilir, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, Mehdi (a.s.) devrinde, Filistin’de hapishanelerde kız kardeşlerimiz, kardeşlerimiz kalacak mı?

OKTAR BABUNA: Kalmayacak Allah’ın izniyle. Hapishaneler boşalacak.

ADNAN OKTAR: Hepsi dışarı.. Terör kalacak mı bölgede?

OKTAR BABUNA: Kesinlikle Hocam kalmayacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İsrail’de Filistin’de hayatlarında görmedikleri bir mutluluk ve sevince gark olacaklar. Alabildiğine rahat edecekler. Mısır, Suriye, Fas, Tunus, Cezayir, Libya Türki devletler. Hepsi, değil mi.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Siz Mehdi (a.s.) zamanında hayal bile edemezler demiştiniz, teröristler için terör yapmaya çalışanlar için. Hayalinden bile geçiremez demiştiniz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Biz Musevilere de zarar gelsin istemeyiz, Müslüman kardeşlerimize de. Hiç kimseye zarar gelsin istemiyoruz. Yani tek yanlı koruma düşüncesi olmaz Müslüman’da. Biz hepsinin korunup kurtulmasını istiyoruz. Müslümanı kurtardığımızda Musevi, Hıristiyan yansın istemeyiz. Onları da kurtarmak isteriz. Musevi Hıristiyanı kurtarırken, Müslüman yansın istemeyiz, onu da kurtarırız. Dolayısıyla topyekün bir kurtuluş, hedefimiz var inşaAllah. Mehdi (a.s.) talebesi olarak, aksini zaten düşünemeyiz.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah, elhamdülillah.

ADNAN OKTAR: Onun için mesela diyorlar ki Gilad Şalit’i niye kurtarmak istiyorsun? Onu kurtarmak istiyoruz, peki Filistinli hapishanedeki kardeşlerimizi kurtarmak istemiyor muyuz? Kız kardeşlerimizi, kardeşlerimizi kurtarmak istemiyor muyuz? İstiyoruz. Ama yeniden onların olaylar içine girmesini zaten istemeyiz. Tabii ki biz onların bir nur talebesi gibi böyle muhabbet fedaisi olarak hapishaneden çıkmalarını isteriz. Ellerinde bombayla, silahla değil. Ellerinde Kuran’la, hadisle, değil mi hatta Risale-i Nur Külliyatıyla çıkıp güzel etkili, sevgi dolu çalışmalar yapmalarını isteriz. Yani kaldığınız yerden devam edin diyemeyiz. Yani bombalamaya devam edin efendim, intihar bombacısı olun diyemeyiz. Bu haramdır Müslümanlıkta. Bahauddin Nakşibendi Hazretleri terör mü çıkarın dedi? İntihar bombacısı olun dedi mi hiç? Abdülkadir Geylani Hazretleri hiç üzerinize bomba sarın, gidip intihar saldırısı yapın, çoluğun çocuğun üzerine gidin, kitle katliamı yapın dedi mi? Demedi. Bediüzzaman dedi mi böyle bir şey? Demedi. Biz ne dedi, muhabbet fedaileriyiz. Elimizde dedi nur var dedi. Topuz yok dedi. Topuzdan kastettiği anarşi, terör, şiddet. Biz nurla dedi ortaya çıktık. Şefkat, merhamet, muhabbet bizim silahlarımız dedi ve sevgiyle ortaya çıkıyoruz dedi. Dolayısıyla bizim düşüncemiz de budur. Bunda şaşacak bir şey yok. Beni boş yere anarşi terör tellallığına çağırmasınlar. Ben anarşi ve teröre karşı her zaman tavır alacağım. Beni bu şeklimle kabul edecekler yani aksi mümkün değil. Habire internet sitelerinde orada burada, niye terörü desteklemiyorsun, niye anarşiyi desteklemiyorsun, niye Hıristiyanların öldürülmesini istemiyorsun, niye Musevilerin öldürülmesini istemiyorsun, diye yazılar çıkıyor. Kardeşim siz ahmaksanız, Allah aklınızı açsın, hidayet versin. Değil mi. İlim versin. Allah kalbinize mülayemet versin, rikkat versin, sevgi versin. Kuran’da böyle bir din biz görmüyoruz. Resullulah (s.a.v.)’in sünnetinde biz bunu görmüyoruz. Biz sevgiyi, merhameti, şefkati dostluğu görüyoruz. Ehli Kitap’la evlenebiliyorsun, nasıl keseceksin o zaman o adamı, deli misiniz siz? Yani hem hanımını alacak o zaman da kesecek arkasından da. Yani Hıristiyanla evlenebiliyorsun. Musevi hanımla da evlenebiliyorsun. Arkasından da kesme muhabbeti var, konuşması var. Nereyi kesiyorsun? Biz sebze keseriz sadece. Domatesi biberi güzel karıştırırız güzel yemek yaparız. Müslüman’a muhabbet, Hıristiyan’a şefkat, Musevi’ye şefkat. Koruyup kollamakla görevliyiz biz. Allah’tan koksunlar. Zulüm abat olmaz. Zulümle bir yere varılmaz. Kardeşim diyor peki ferdi teröre karşısın, devlet terörüne karşı mısın diyor. Kardeşim onu sen bizden öğrendin zaten. Ben devlet terörüne de karşıyım, şahsi teröre de karşıyım dedim. Ve kanın her türlüsüne karşıyım dedim. Ben Mehdi (a.s.) talebesiyim. Ben kan akıtmam. Uyuyan kişiyi uyandırmam, damla kan akıtmam ben. Resullulah (s.a.v.) bunu bize emretti. Biz bunu yerine getireceğiz. Ben Mehdiyetin zıl ve gölgesi altındayım. Ben Mehdi (a.s.)’ın ayağının tozuyum. Ben onun emrindeyim. O ne diyorsa, o ne söylüyorsa ben ona göre hareket ederim. Dolayısıyla o bana Kuran’a uymamı söylüyor Kuran’a uyuyorum. Hadise uymamı söylüyor hadise uyuyorum. Resullulah (s.a.v.) bize bu devri tarif etmiş, anlatmış. Ne diyor? Mehdi (a.s.) Musevilere Tevrat’ın aslıyla hükmedecek diyor. Musevileri doğrayacak demiyor. Hükmedecek diyor. Hıristiyanlara İncil’in aslıyla diyor hükmedecek diyor. Hıristiyanları bombalayacak, doğrayacak demiyor. Biz böyle bir din görmüyoruz sahabelerin uygulamasında da, ahir zaman hadislerinde de, fiili sünnette değil mi. biz bunları görmüyoruz. Bu Darwinist, materyalist, komunist, Müslüman olan bazı kişilerin uydurmaları.

Duvarlarında Che’nin resimleri var. Marx’ın resmi var. Önünde Kuran, rahleyi açmış. Kardeşim komünistsen samimi olarak söyle. komünist olduğunu söyle biz bir şey demiyoruz ki sana. Komünistlik ile Müslümanlığı karıştırmaya niye kalkıyorsun? Terörle, Leninizmle, Stalinist şiddetle, Stalinist terörle İslam’ı karıştırmaya niye kalkıyorsun? Değil mi. Niye sahtekarlık yapıyorsun? Bu mantığı durdurduk biz, inşaAllah.

Kürtçü komünistler de geçenlerde bize akıl vermeye kalktılar. Bir tane onların ağa babaları var. Çalı süpürgesi gibi sakallarıyla ortaya çıkmış, bana ahkam kesiyor. Bak, Maocu, komünist, Müslüman ve bölücü. PKK’nın elemanı biliyoruz yani adamı. Müslümanlık adı altında PKK propagandası yapan tipler. Bana geçenlerde çıkmış ahkam kesiyor. “Masonları destekliyor da olabilir, olmayabilir de” diyor. Öyle ortalı laflar ki, abuk sabuk böyle. ‘’Malikanede oturuyor’’diyor. Nerede oturacağız Müslüman olarak? Tabii ki Müslüman’ın evi temiz olacak. Hz. Süleyman (a.s.) sarayda oturuyordu. Yani ne anlattığını anlamıyor insan.

OKTAR BABUNA: Arada böyle duruyordu. Ben film duruyor zannediyordum meğerse o duruyormuş 5 saniye falan bir duruyordu.

ADNAN OKTAR: Baksana, “masonları destekliyor da diyemem” diyor. Olabilir de olmayabilir de diyor. “Ama şunu kesin söyleyebilirim” diyor. Deli gibi ben böyle bir adam görmedim.

OKTAR BABUNA: Hocam bütün dünya sizi masonluğa verdiğiniz en büyük mücadele ile tanıyor.

ADNAN OKTAR: “Çok güzel erkekler ve kızlar var ya da çok zengin erkekler ve kızlar var etrafında” diyor. Güzellik Allah’ın tecellisi. Tabii ki benim arkadaşlarımın hepsi yakışıklı hakikatten doğru. Kız arkadaşlarımın hepsi de hakikatten olağanüstü kaliteli, güzel insanlar. Seçkin insanlar. Müslüman zaten seçkin kalitelidir, güzeldir. Zaten nurludur. Değil mi. Kardeşim haset etmenin ne alemi var. Komünistsen.. Karl Marx sakalı bırakmış, komünist sakalı bırakmış böyle. Engels midir nedir bir tane daha herif var ya, yani onların hayranı. Müslümanlık ayrıdır, komünistlik ayrıdır. PKK hayranlığı ayrıdır. Değil mi. Müslümansan bizi terörle ilişkilendirmeye kalkma. Oradan buradan derleme, toplama bir şeyler anlatmaya kalkmış. Yani boş, hikaye… Benim karşıma Kuran’la geleceksin, hadisle geleceksin. Kuran ayetleri ile konuşacaksın. Kuran’da nerede var PKK’lı olmak? Nerede var komünist olmak? Nerede var terörist olmak, anarşist olmak? İnşaAllah.

OKTAR BABUNA: Hocam, sizin üslubunuz bütün dünyaya vesile olmaya başladı. Çok somut örnekleri var, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Amerikan hapishanelerinde Amerikan Devleti’nin denetiminde sizin kitaplarınız okutuluyor. Oraya, hapishanelere giren kriminal insanlar, faydalı birer Müslüman olarak çıkıyorlar topluma. En büyük İslamiyet’in artışı da hapishanelerdeymiş Amerika’da ve Amerikan Devleti bundan son derece memnun. Yani sizin üslubunuz, Kuran’a dayalı olması dolayısıyla Amerikan Devleti’nin bile hoşuna gidiyor, eserleriniz.

ADNAN OKTAR: Tabii biz Amerikan Devleti’nin hoşuna gitsin diye yapmıyoruz. Allah rızası için yapıyoruz ama onların da hoşuna gidiyor, gidecek inşaAllah. Böyle kıtibiyoz, kripto tipler ortaya çıkıp, atom forvet gibi bana akıl vermiyor mu? Yani aklım, hayalim duruyor. İcraatın ne, hergele? Değil mi. Darwinizm ve materyalizm ile mücadele etmez, komünizme karşı mücadele etmez, faşizme karşı mücadele etmez. Darwnizm’i yıkacak hiçbir faaliyeti yok. İman hakikatlerini anlatmaz. Ahkam kesiyor, oturup sakallarını sıvazlayarak bana anlatıyor. Onların bir kısım adamları var. Onlar da onları dinliyorlar. Bizim bu tip propagandalara şeyimiz boş. Ama yap, güzel bir faaliyet yap destekleyelim. Şu PKK’ya karşı bir tavır al. Değil mi. Tek kelime söylemiyorsun PKK ile ilgili. Hergele, onu var gücünle destekliyorsun. Komünizme tek kelime söylemiyorsun. Bir kere bir komünisti eleştirdim diye yeri yerinden oynatmışlardı bunlar. Acayip kepazelik çıkartmışlardı. Demediklerini bırakmamışlardı. Yani Müslüman’ım diyorlardı, bir komünisti eleştirmiştim. Bu siperden fırlayan topal var ya, hadiste… Onu eleştirdim diye yeri yerinden oynatmışlardı. Onunla ittifak halindeydi, beraber çalışıyorlardı. Tabii, bir de Müslüman’ım diyor. Hergeleden kastım, şöyle diyelim her gele her gide o anlamda. Yanlış anlaşılmasın. Yani herkes gelir, herkes gider. O anlamda, yanlış anlamayın.

Oktar Hocam 1 dakikamız kalmış ne yapalım?

OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, yarınki programı verelim mi Hocam inşaAllah. 22: 00 ve 24: 00 arası KOCAELİ TV’de.

Hocam Allah razı olsun. Öyle ya da böyle. “Öyle ya da böyle” demeyeyim de Allah affetsin. Her şekilde İslam hakim oluyor. Sizi de Allah fikirlerinizle vesile ederek inşaAllah dünyada Darwinizm ve materyalizm de çöküyor. İslam başta da gördüğünüz gibi Türk İslam Birliği’nin de her gün alametleri birer birer oluşuyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: EvvelAllah, yarın inşaAllah görüşüyoruz.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: Oktar Hocam beni konuşturmadın deme bak bugün, gördün.

OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, gördüm. Allah razı olsun Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

Bu eser 593 kez incelendi.

Post To MySpace!
Mp4 dosyası (.mp4) - 47 download
391.76 MB
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek - Kitap
turkislambirligi.com - Web Sitesi
Sayın Adnan Oktar'ın Gaziantep Olay TV'deki Canlı Röportajı (13 Şubat 2010) - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Kanal 35 ve Kanal Avrupa'daki Canlı Röportajı (14 Şubat 2010) - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Ücretsiz 75 Adet MP3
Sayın Adnan Oktar'ın Buğra Ayan Tarafından Gerçekleştirilen Röportajı (28 Şubat 2009)
Sayın Adnan Oktar'ın Canlı Yayın Programı
Bedava mp3ler
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1234 download
Dinler Terörü Lanetler - 1185 download
Dinler Terörü Lanetler - 1102 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 1050 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.