Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15960 tanesi Türkçe, toplam 19258 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Dini konularda sohbet eden insanlar görüyorum, konuşuyorlar. Sanki din anlatılırken apayrı bir üslup; böyle çok yapmacık, ruhaniyetli bir hava vermeye çalışıyorlar. Böyle adeta uçuyor, bulutlarda uçuyormuş gibi göğe bakıyor, arkada da bir müzik böyle kaval sesi ya da ney sesi gibi böyle, olağanüstü yapmacık yani böyle şaşırtıcı mimikler, yapmacık mimikler, yapmacık bir ses tonu, garip izahlar; ben böyle tipleri çok gördüm. Çok abartılı mimikler, böyle tuluat tiyatrosu gibi. Bakın, dikkatlice o gözle bakın, çok acayip tipler var. Veyahut kendine böyle ruhani evliya havası veren tipler; mesela göğe bakarak konuşuyor, aşağıda arkadan bir ney sesi geliyor böyle Peygamberimiz (s.a.v.)’i anlatıyor. Kardeşim sen akılcı, dümdüz anlatsana. Yani niçin böyle bir şeye gerek var? Yani niçin öyle bir özel bir konsantrasyona ihtiyaç oluyor?
Kuran bize aklı verir, akıl Kuran’dan kaynaklanır. Dünyanın aklıdır Kuran. Yani insanın aklı da Kuran’dır. Akıllı insan dediğimizde, zeki insanın Kuran’a tabi olmasına denir akıllı diye. Zeki insan, çok zeki insan Kuran’a tabi olduğunda akıllı olmuş olur. Ama tabii zeka an an yaratılır, adam yani böyle anadan doğma zeki olmaz, her an zeka yaratılır. Akıl da her an yaratılır. Yani sabit akıl yoktur insanda.
Bir de yabancı kelimelerle konuşmak; Latince veya Arapça, yani mesela bizim halkımız Arapçayı bilmez. Çok nadir insan bilir. Neden sürekli Arapçasının öncelikle söylenmesi gerekir, neden Latincesi? Yani anlasa tamam anlatalım, ama anlamıyor. Öğretmek amacı da yok. Yani Arapçayı ezberletmek ve öğretmek amacı da olmadığına göre, orada bir gösteriş amacı olmuş oluyor; yani ne kadar ilminin vüshati ve kariası ne kadar geniş. Mesela biz normalde Türkçe üsluba göre konuşuyoruz. Yani Türkçenin akışına göre konuşuyoruz. Ama Arap aksanı ile kelimeleri sürekli Arap aksanı ile ara ara Türkçe, ara ara Arap aksanı yaparsak; bu garip bir görünüm verir, yani şaşırtıcı olur. Burada samimi olmak lazım. Yani mesela biz ihlas diyoruz normalde, ihlaslı insan, samimi insan Türkçeye geçişi budur. Ama ıhlas dersek adam bizim şivemizin bozuk olduğunu düşünebilir, yani değişik bir şey olarak algılar. Ama Arapça içerisinde mükemmeldir, Arap dili içerisinde ama Türkçe ile karıştırdığında daha değişik görünebilir. Yani özellikle ama dili alıştığı için konuşamıyorsa o ayrı mesela; ama sırf kendisini böyle alim göstermek için, böyle ayınları çatlatarak konuşuyorsa, böyle genizden galgale falan böyle bir garip bir üslup yapıyorsa kendince, yapmacıklık yapıyorsa bu da çok samimiyetsizlik. Bayağı dürüst ve samimi bir üslupla konuşulması lazım.
Bir de medrese alimi, böyle derin alim havası vermeye de gerek yok, yani halka hani böyle siz bilmezseniz işte bende ilim var, benden ilim öğrenin.
Kimsenin bir şey bildiği yok. Allah tecelli eder insanlarda, Allah konuşur. İnsanlar da dinler. O dinlemeyi de Allah yaratır. Konuşmayı da Allah yaratır. Biz sadece vesile oluruz, o kadar. İnsanlar gölge varlıklardır. Dolayısıyla yani mesela ayınları böyle Arapça, böyle Türkçe içerisinde konuşurken böyle çatlatarak konuşulması samimi durmuyor. Samimi bir üsluba gitmez.
Her konuda çok candan üslupla konuşulması lazım. Kuran’ı anlatırken de öyle. Bir de hurafeden, anormal izahlardan da kaçınmak gerekiyor. Yani belli hurafevari olduğu, hurafe olduğunu anlatırken herkes anlıyor, insanlar anlamazlıktan geliyorlar. Böyle iç geçiriyorlar. Geçenlerde bir konuşma internette gördüm. Yani akıl almaz hurafeler anlatıyor bir Hoca efendi, adamlar da böyle iç geçiriyor gibi. Halbuki üniversite öğrencileri yani normal, yüzde yüz inanmıyorlardır o insanlara. İnanılacak gibi değil çünkü, akıl almaz münasebetsizlikte izahlar anlatıyor. Yani dini konuları tenzih ederim. Onlar da böyle hani cezbeye gelmiş gibi iç geçirerek falan; bak anlatan da yapmacık, dinleyen de yapmacık. Bunun son bulması lazım.
Din akıldır, saf akıldır, yani son derece mantıklı, tutarlı, doğru bir bakış açısı olması gerekiyor. Çok candan yaklaşılması lazım.
Bu eser 699 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Adnan Oktar Anlatıyor ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;