Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 11707 tanesi Türkçe, toplam 14588 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Kral Karadeniz ve Adıyaman Asu'daki Canlı Röportajı (8 Şubat 2010)
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (275)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (229)
Belgeseller (317)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (415)
Makaleler (8451)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Adnan Oktar Anlatıyor (1149)
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Duyurular (1)
Harun Yahya Etkileri
Ne Demişti Ne Oldu
Yeni Bilgiler (321)
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
Online Kuran-ı Kerim
ilmiarastirma.net
ilmiarastirma.net
hayvanlaralemi.net
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Kral Karadeniz ve Adıyaman Asu'daki Canlı Röportajı (8 Şubat 2010)
Şubat 2010


Sitenize Ekleyin :

Hepsini Seç
SUNUCU: İyi akşamlar sevgili izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz, her akşam canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar’la Başbaşa programına hoş geldiniz. Yanımda birbirinden değerli konuklarımız var. Dr. Cihat Gündoğdu ve tüm dünyada kitapları ilgi ile takip edilen Adnan Oktar. Hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk efendim, siz de hoş geldiniz.

SUNUCU: Nasılsınız?

ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim Allah’a hamdolsun.

SUNUCU: Siz nasılsınız?

CİHAT GÜNDOĞDU: Ben de iyiyim, teşekkür ederim, siz de hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Bir de sevimli misafirimiz Burcu var. Hoş geldin Burcu.

BURCU: Hoş bulduk.

SUNUCU: Bu akşam Adıyaman Asu Tv Kral Karadeniz kanallarından sizlere seslenmekteyiz. Ayrıca bizi dinleyebileceğiniz canlı olarak dinleyebileceğiniz radyo istasyonları hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum. Radyolar Mavi Karadeniz Radyo 106.4, Radyo Star 94.0 Aksaray, Emek Radyo 101.0 Mardin, Keyif Fm 92.7 Nevşehir, ASR Fm 96.0 Adıyaman, Osmancık Fm 106.0 Çorum, Enerji Radyo 90.0 Ordu, Kozan Fm 90.0 Adana, Aktif Radyo 102.0 Hatay. Eğer bizi canlı olarak izlemek isterseniz internet adreslerimiz www.haberhilal.com, www.yenihareket.com, www.bizimantalya.com, www.selamhaber.com, www.harunyahya.tv internet adresinden de kaçırdığınız programları, merak ettiklerinizi indirebilir, yükleyebilir ve izleyebilirsiniz. Hocam nasıl başlamak istersiniz?

ADNAN OKTAR: Doktorum, Baş hekimim söyle ne yapalım?

CİHAT GÜNDOĞDU: Estağfurullah, çeşitli haberler var basında çıkan, medyada çıkan özellikle Türk İslam Birliği’nden haberler bunlar, isterseniz onlarla başlayabiliriz.

ADNAN OKTAR: Başlayalım.

CİHAT GÜNDOĞDU: Dindarlığın Alzheimer’i önlediğine dair bir haber çıkmış. Ne kadar çok insan dinine bağlı olursa bunun unutkanlığa ve daha sonra ileriki yaşlarda ortaya çıkan bunama hastalığının önüne geçen bir sebep olduğu saptanmış durumda, bilimsel olarak saptanmış bu.

ADNAN OKTAR: Zaten Kuran’da diyor ya size şifa olarak diyor Allah bu ayetleri indirdi, şifa. Ruhen ve bedenen şifaya sebep oluyor diyor, ayet söylemiş.

CİHAT GÜNDOĞDU: Allah’ı ne kadar çok anarlarsa o derece bunama hastalığından uzaklaşıyormuş hastalar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah çok güzel.

CİHAT GÜNDOĞDU: Başka bir haber “Bizi Din Birleştiriyor” diye bir yorum var.

ADNAN OKTAR: “Sizi bir arada tutan şey dil mi, bayrak mı, din mi, vatan mı?” sorusuna karşı halkın %72’sinin verdiği cevap din oldu diyor, doğru. Ama bizim için bayrak da kutsaldır tabii, vatan da kutsaldır ama asıl din bağlar.

CİHAT GÜNDOĞDU: Burada yine bir toplantı yapılmış İstanbul’da ve özellikle ekonomik krizin çözümü olarak Allah’ı daha çok anmanın çözüm getireceği anlatılmış.

ADNAN OKTAR: İki yıldan beri ne anlatıyorum?

CİHAT GÜNDOĞDU: Siz zaten bundan bahsediyordunuz, ekonomik krizin asıl sebebinin dinden uzaklaşma, dejenerasyon olduğunu söylüyordunuz zaten inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tamam bak yeni yeni anlıyorlar demek ki.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bu arada Türkiye ile ilgili yorumlar var yurtdışında çıkan özellikle ABD’nin bir Stratfor diye araştırma vakfı var. Bunların yaptığı bir yorumda Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl içerisinde Ortadoğu’da bir süper güç olacağı, toplumları yönlendireceği, ülkeleri yönlendireceği, lider olacağına dair bir yorumu var.

ADNAN OKTAR: Lider olacağına dair. Ben ne dedim?

CİHAT GÜNDOĞDU: Siz bunu zaten söylüyordunuz Hocam.

ADNAN OKTAR: Kaç yıl önce söyledim?

CİHAT GÜNDOĞDU: Siz bunu 20 yıl önceden itibaren söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: 20 yıldan beri evet, 2 yıldan beri televizyonlarda söylüyorum, demek ki dediklerim doğru imiş.

CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah. Bu başka bir gazete haberinde daha aynı şekilde çıktı. Yine bu aynı haber.

ADNAN OKTAR: “Türkiye süper güç olacak” diyor. Amerikan siyasi analiz şirketi söylüyor bunu, değil mi?

CİHAT GÜNDOĞDU: Aynı vakıf. Bu yorumda bulunmuş. Bu arada Rusya’da, Kremlin’in emriyle 1992 yılından itibaren Müslümanlar birbirinden bölük halde yaşıyorlarmış, bölünmüş bir şekilde yaşıyorlarmış, Kremlin’in emriyle bu üç cemaat, üç birlik bir araya gelip toplu olarak hareket edecekler bundan böyle.

ADNAN OKTAR: Her iki müftü de fakirhaneyi ziyaret etmişti, benim ziyaretime gelmişlerdi. Tacettin Hocamız da gelmişti, ondan sonra hatta Putin’le beraber toplu bir yemek oldu, yemekte sadece biz vardık. Putin, Şeyh Efendi’ye kaşıkla yemek yedirdi, bizim gözümüzün önünde, tek kamera bizimdi, video kamera, çekim yaptık. Yani hoşumuza gitsin diye yaptı anladığım kadarıyla.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bu arada vizelerin kalkmasıyla beraber Türkiye’nin önderliğinde bir birlik var, İslam Birliği’ne yönelik bir hareket var, mağlumunuz.

ADNAN OKTAR: “Biz Türkiye’nin uzantısıyız” diyor maşaAllah.

CİHAT GÜNDOĞDU: Buna yönelik olarak da Dubai Emiri “Biz Türkiye’nin uzantısıyız” diye de bir ifadesi var. Suudilerin de yine aynı şekilde ifadeleri var, buna paralel bir şekilde “Sınırlar bizi birbirimizden ayıramaz” diyor Suudi Arabistan yetkilileri.

ADNAN OKTAR: “Sınırlar bizi birbirimizden ayıramaz” Suudiler söylüyor bunu. Cübbeli ne diyor, ne kadar Vahabi varsa hepsini doğrayacak diyor Cübbeli, değil mi? Mehdi (a.s) doğrayacak diyor. Suudiler ne diyor, biz kardeşiz birleşeceğiz diyorlar. Doğrusu da bu değil mi? Tabii birleşmek, birleşecek inşaAllah.

CİHAT GÜNDOĞDU: Yalnızca Suudiler ve Araplar değil aynı zamanda, Afganistan ve Pakistan’ın da yine Türkiye’ye güvendiğine dair açıklamaları var. Afganistan’ın Türkiye’deki büyükelçisinin bir ifadesi Türkiye yaklaşık 2007’den itibaren Afganistan ve Pakistan’ı bir araya getirip toplantılar düzenliyor.

ADNAN OKTAR: Niye Türkiye’ye güveniyorlar?

CİHAT GÜNDOĞDU: Türkiye’nin birleştirici gücüne güveniyorlar.

ADNAN OKTAR: Ama ne var Türkiye’de?

CİHAT GÜNDOĞDU: Barış sağlayıcı, barışı.

ADNAN OKTAR: Dürüst, dürüst merhametli bizim ordumuz, bizim ordumuz arslandır. Çok yiğittir, dürüsttür, demokrattır, güzel niyetlidir, aralarında arada sırada öyle çürük yumurta çıkar ordunun içerisinden ama onun gereği yapılır. O ordumuzu kirletmez, yapısına halel getirmez, ordumuz bizim arslandır. Yani dimdik çelik gibi ayakta duracaktır, Türk İslam Birliği’nin oluşmasına da inşaAllah çok büyük katkıları olacaktır, inşaAllah. EvvelAllah.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bir Rus ajanının yaptığı açıklama var, Türkiye İslam aleminde gittikçe daha çok söz sahibi olmasını Rusya’nın lehine dair bir açıklama bu. Bütün diğer ülkeler de Türkiye’nin, Türk İslam Birliği’ne önder olmasına destek diyorlar. Buna dair bir açıklama.

ADNAN OKTAR: Rusya’nın çıkarına çünkü anarşi olmaz, terör olmaz, kargaşa olmaz. Doğru mu?

CİHAT GÜNDOĞDU: Bunu Suudi basın da destekliyor, ona dair bir haber. “Türkiye’nin önemi artıyor” şeklinde, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Doktorum başka bir şey söylemiyorsan ben bir şeyler anlatayım.

CİHAT GÜNDOĞDU: Estağfurullah Hocam, ilginç bir balık vardı, onu da göstermek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Allah Allah bir göreyim bakayım nasıl bir şey.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bu Japonya’da saptanan bir balık özelliği altın renginde olması.

ADNAN OKTAR: Bu adamın 24 ayar altın var vücudunda değil mi? Allah Allah bu nasıl oluyor?

CİHAT GÜNDOĞDU: Larva dönemindeyken özellikle altın madenlerinin, altın yataklarının olduğu nehirlerde yetişiyor bu balık. Oradaki suyun içindeki altınlar vücuduna yerleşmeye başlıyor ve tamamen rengi bu şekilde 24 ayar altın görünümünde olmuş oluyor.

ADNAN OKTAR: İlk defa görüyorum ben, maşaAllah.

Bismillah, şeytandan Allah’a sığınırım, diyor ki Cenab-ı Allah Hz. Musa (a.s)’nın dilinle onu söylüyor. 83. ayet Taha Suresi, "Seni kavminden 'çarçabuk ayrılmaya iten' nedir ey Musa?" diyor Hz. Musa (a.s)’ya. Dedi ki: "Onlar arkamda izim üzerindedirler, hoşnut kalman için, Sana gelmekte acele ettim Rabbim" diyor. Ben niye İstanbul’dan ayrılmıyorum?

CİHAT GÜNDOĞDU: Allah rızasına en çok burası olduğu için, Allah’ın rızası burada olduğu için.

ADNAN OKTAR: Ağabey konumunda olan insan hiçbir zaman için etrafındaki insanları bırakmaması lazım, ne olursa olsun. Niye Türkiye’den ayrılmıyorum? Vatanım olduğu için. Niye İstanbul’dan ayrılmıyorum, vatanımız olduğu için inşaAllah. Vatandan ayrılınmaz. Yani bu hicret ayrı bir şeydir, hicret yaşama imkanın kalmamıştır yani %100 öldüreceklerdir, kurtuluşu yoktur can havliyle kaçarsın. Ama bir yerde zorluklar var diye, orası terk edilmez. O zaman Bediüzzaman’ın da burayı terk etmesi gerekir. Said Nursi Hazretlerinin 30 yılı hapiste geçti o zaman bırakıp kaçıp gitmesi gerekiyordu değil mi? Herhangi bir ülkeye kaçıp gitmesi gerekiyordu. Bunu yanlış değerlendirmek olmaz yani çileye talip olmuştur 30 yıl hapislerde yatmıştır. Ama vatanını bırakmamıştır. Efendim Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri de öyle, çok çetin şartlarda olmuştur fakat vatanı bırakmamıştır, inşaAllah. “Dedi ki: "Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp-saptırdı." O devrin münafığı Samiri bak “şaşırtıp” önce şaşırtıyor sonra saptırıyor. “Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü.” Hz. Musa (a.s) böyle heyecanlı bir Peygamber yani sinirlenebilen mesela korkuyor bazen “Allah korkma” diyor, “Peygamberler korkmaz” diyor. Heyecanlı ruhu bu imtihan açısından çok makbuldur. Mesela bazı insanlar yanında bomba patlasa kıpırdamaz, hiç etkilenmezler. Ama bazı insanlar çok heyecanlıdır, en ufak bir şeyde irkilir, mesela sese kokuya herhangi bir harekete karşı çok iritedir yani böyle çok etkilenme gücü yüksektir bu imtihan açısından daha mahbuldur. Yani duyarsız bir insansa duyarlı bir insanın imtihanı daha çok kıymetlidir. Yani korkmaya açık bir insanın cesareti makbuldur. Korkmayı bilmeyen bir adamın cesareti makbul olmaz. “Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü. Dedi ki: "Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Size (verilen) söz (ya da süre) pek uzun mu geldi?” Mesela şimdi İslam’ın hakimiyetini Cenab-ı Allah vaad etmiştir. O süre insanlara uzun geliyor mesela 30 yıl sürmesi, 40 yıl sürmesi uzun geliyor. O yüzden reddedebiliyorlar mesela Mehdi (a.s)’nin çıkışını, İslam’ın hakimiyetini reddedebiliyorlar. Halbuki Allah her zaman uzun vakti kullanır. Mesela Hz. Musa (a.s.) çölde 40 yıl kalmıştır kavmiyle beraber. Allah uzun zamanlar kullanır. Mesela Peygamberlik 40 yaşında geliyor Peygamber (sav)’e. 20 yaşındayken gelmez, gelmiyor yani. 25 yaşında gelmiyor. Ne yaparsa yapsın gelmez. Mesela Mehdiyet de, İslam’ın hakimiyeti şimdi söylüyoruz, mesela birkaç yıl içerisinde bekleyen insanlar var. Böyle bir şey olmaz. Onun bir zamanı var mutlaka o zamanın geçmesi gerekiyor. Biz mesela geceli gündüzlü faaliyet yapıyoruz. Darwinizmi anlatıyoruz, materyalizmi anlatıyoruz, televizyonlara çıkıyoruz. Hiç etkisi olmaz o anlamda. Allah’ın dediği tarih gelmedikten sonra hakimiyet olmaz. Yani mutlaka o vaktin gelmesi gerekiyor. Şimdi mesela hakikaten biz heyecanlıyız. En fazla bir yıl, heyecanımız şey oluyor, diyoruz mesela hemen olsun, olmaz. Yani insanlar hemen anlasın istiyoruz, hemen anlamaz insanlar. Çünkü kalpler Allah’ın elinde, Allah istemedi mi anlayamıyorlar. Ama vakti geliyor bu sefer de şaşırtıcı şekilde herkes kabul ediyor. Yani en alakasız gibi görünen adamlar bile bakıyorsun kabul etmişler. Mesela o da çok şaşırtıcı oluyor, ani gelişme oluyor. MaşaAllah. Bak “Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı."” İşte mücevher, çıkar, para insanları çok etkiliyor. Kuran buna işaret ediyor. Bir de insanları tek bir insan saptırabiliyor. Yani insanlar genellikle dengelidir. Elliye ellidir. Mesela bir insanı 49’a çevirebilirsin. Olumsuza götürebilir bir insanı istese mesela kötü bir arkadaş geriye çevirebilir. Ama istese 51’e, daha ileriye götürebilir. Mesela bir genç kıza desen ki sabah kalktığında, bugün çok kötüsün desen, inanır o. Toparlanamaz, akşama kadar toparlanamaz. O büyü etkisi yapar. Yani imkansız. Kötü bile olsa bugün ne kadar dinçsin falan dersen o birden canlanır. Yani insan kadar telkine açık bir varlık yoktur. Onun için mesela internette insanlara mesela yayın yapan bir televizyon kanalı oluyor. Bir tane mail gönderiliyor. Diyor ki falanca çok kötü siz niye çıkarıyorsunuz televizyona diyor. Adam allak bullak oluyor, beyni bir gidiyor bir geliyor. İradesi zayıf olduğu için. Yani nereden çıktı bu söz diye ona tavır koyamıyor. Hatta iki veya üç olduğunda bacakları ayrılıyor, gücü yetmiyor. Onun için olumsuz telkine karşı olumlu telkin çok önemlidir. İnsanlarda öyle bir zaaf vardır. Mesela siyasi liderler çıkıyor bazen. Mesela birisi olumsuz bir konuşma yapıyor. Ertesi gün anket yapılıyor, halkın oy verme oranında %4 düşüş oldu diyor. Sırf o konuşmadan adam allak bullak oluyor. Amerika’da da var öyle mesela diyorlar ki; farz edelim Obama diyorlar, işte şöyle bir suçu işlemiş vaktinde diyorlar, öyle duyduk. Hemen anket yapılıyor. İnsanların iradesizliğini görmeniz açısından, en azından 2 puan, 3 puan düşüş oluyor. Şimdi mesela diyorlar ki Euro değer kaybediyor diyorlar, akşam gördüm şimdi. Bu muazzam paniğe sebep olur, herkes Euro’yu çeker. Yani Euro’yu dolara çevirtir. Yani çok kurnaz Amerikalılar, çok uyanıklar. Amerikan dolarına hiçbir şey olmuyor, kıpırdama olmuyor ama Euro çocuk beşiği gibi sallanıyor. Hatta diyorlar ki bak en fazla 2 yıla kadar Euro tedavülden kalkabilir, aman diyorlar Euro’ya yatırım yapmayın. Çok kurnaz bir ifade. Böyle bir ifadeye halkın %90’ı direnemez. Mümkün değil yani illaki gider bozdurur o parayı. Yani gücü yetmez. İki yıl ne demek ya? İki yıl sonra param yok olacak anlamına geliyor. Sen ona ne dersen de, aksini söyle, mümkün değil. Bu nasıl oluyor? Mesela ünlü bir ekonomist çıkacak yahut Obama çıkacak, Fransız Devleti’nin ileri gelenleri çıkacaklar, diyecekler ki işte Euro muazzam değer kazanacak şu, şu sebeplerden. Bu sefer muazzam gelişme oluyor. Mesela Türkiye’de de bazen böyle bir herhangi, eskiden öyle olurdu, bir söylenti olurdu, siyasilerin güçlü olduğu dönemlerde, ekonomi allak bullak olurdu, bir anda. Biliyorsun enflasyon muazzam tırmanırdı. Hatta Cumhurbaşkanı Ahmed Nejdet Sezer bir kitap çıkarmıştı, değil mi? Anayasayı. Kimin başına atmıştı?

CİHAT GÜNDOĞDU: Ecevit’e.

ADNAN OKTAR: Ecevit’in başına. Yazık adamcağıza. Allak bullak ekonomi. Yani sırf onun o hareketinden muazzam telkin etkisi yaptı. Onun için biz kendi toplumumuzu sözle allak bullak olmaya karşı eğitmemiz gerekiyor. Yani sözle hiç yıkılmayacak hale getirilmesi lazım. Mesela bak Türk-İslam Birliği olacak dedim, bu olumlu bir telkin olduğu için aynı zamanda, hakikaten olacak ama olumlu telkin, alabildiğine yollar açılmaya başladı. Yani süratle gelişiyor Türk-İslam Birliği. Bakın her gün görüyorsunuz gazete haberlerini. Ortada bunun hiç lafı yoktu daha önce. Mesela iki kişi çıkıyordu daha önce Türk-İslam Birliği olur mu ya, adamları biz tanımayız bilmeyiz, o adamlara yabancıyız zaten, onlarla öyle birlik olmaz, ayrıca Avrupa buna müsaade etmez, Amerika da müsaade etmez diyorlardı. Hakikaten olmuyordu ama ben onların bahanelerinin hepsini ortadan kaldırdım. Şu an kimse bir şey diyemiyor. Yani itiraz edecekleri konu yok şu an. Yani şu nedenden Türk-İslam Birliği olamaz diyen kimse yok şu an. O yüzden de alabildiğine gelişiyor şu an, çığ gibi gelişiyor, durdurulamıyor.

SUNUCU: Daha demin haber başlıklarında gösteriyorlardı.

ADNAN OKTAR: Yani siyasilere sivil katkı olmasa, taban katkısı olmasa siyasilerin bir şeye gücü yetmez. Öyle bir şey olmaz. Mesela “Türkiye’de sol yok oldu.” Bakın dikkat edin bir daha söylüyorum. “Türkiye’de sol yok oldu.” Bunu kim söylüyor biliyor musunuz? Solun en ileri gelen elemanları söylüyor. Yani bütün solcular bunu ittifakla söylüyorlar. Bunu CHP de söylüyor. Türkiye’de dediler, sol yok oldu. Artık biz oyumuzu sağdan alacağız diyorlar. Doktorum niye yok oldu acaba sol Türkiye’de ve kim yok etti? Samimi olarak söyle.

CİHAT GÜNDOĞDU: Hocam sizin yaptığınız faaliyetlerle oldu Allah’ın izniyle inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bakın sol neyin üstüne dayanır biliyor musunuz? Darwinist, materyalist sistemin üstüne dayanır. Darwinizm, materyalizm yıkıldığında sol yıkıldı inşaAllah. Çünkü ilmi bir dayanağı vardı eskiden, felsefi dayanak vardı. Mesela Ecevit de o zamanlar o çizgideydi. Yani Darwinist, materyalist, sosyalist çizgideydi. Partinin de yapısını ona kaydırmışlardı, zemin oradan kaynaklanıyordu. O yıkılınca parti otomatik sağa kaydı. Mecburlar. Ama işte bunu siyasiler elde etmiyor. Bunu sivil taban elde ediyor. Yani biz elde ettik. Yani sol siyasetle yıkılmadı. Sol kültürle yıkıldı, bilgiyle yıkıldı. Darwinizm’in, materyalizmin yıkılmasıyla yıkıldı. Sağın iktidar olmasını da yine sivil eğitim sağlar. Yani mesela AKP iktidarı da olsun, mesela Saadet Partisi’nin iktidarı da. Saadet Partisi, biliyorsun Başbakan olmuştu Hocamız. Ama muazzam çalışma yapılmıştı o devirde. Yani anti-materyalist, anti-darwinist çalışma yapıldı. O otomatik yansımıştı.

CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah. Türkiye çapında 1500’e yakın konferans vermiştik Hocam.

ADNAN OKTAR: Şimdi anlat doktorum dinleyebilirim seni.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bu bütün iller dahil olmak üzere yaklaşık 1500’ü aşkın yerde konferans erdik. Sizin eserlerinizden yola çıkarak. Evrim teorisi’nin geçersizliği, yaratılış gerçeği konusunda. Allah’ın varlığı ve birliğinin delillerini, bilimsel delillerini ortaya koyduk inşaAllah. Tüm kasabalarda hatta 2-3 defa yaptık. İllerde yine aynı şekilde ikişer, üçer defa yapmış olduk. Bu şekilde dediğiniz gibi tabandan gelen bir uyanış oldu inşaAllah. Halk bilinçlendi. İnşaAllah zaten Müslüman olan halkımız daha bilinçlenmiş oldu din konusunda. Sol dediğiniz gibi ya da tarafsızlar tamamen sağa kaymış oldular Allah’ın izniyle.

ADNAN OKTAR: Siz kasaba kasaba gezdiniz değil mi?

CİHAT GÜNDOĞDU: Evet inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şehir şehir gezdiniz?

CİHAT GÜNDOĞDU: Gezdik.

ADNANOKTAR: Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini anlattınız, iman hakikatlerini anlattınız.

CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bu işte iktidara da yansır. Bu çalışma iktidara yansır. Herkese yaradı yani bütün sağa yaramış oldu. Yoksa Darwinizm, materyalizm Türkiye’de hakim olsa, sol ezici şekilde iktidara gelirdi. Çeşit çeşit partilerle, tek bir partiyle değil. Yani komünist düşünce de hakim olurdu. Çok güçlü olarak hakim olurdu. İtalya’da, Fransa’da komünizmin hakim olması yani komünistlerin güçlü olmasının nedeni Darwinizm’in güçlü olmasıydı. Sebep buydu. Mesela Amerika’da komünistlerin zayıf olmasının nedeni Darwinizm’in gerilemiş olmasındandır. Materyalizmin yıkıldığı her yerde sağ güçleniyor. Göstermek istediğin bir şeyler var mı?

CİHAT GÜNDOĞDU: Güzel hayvanlar var, uygun görürseniz onları göstereyim.

ADNAN OKTAR: Göster.

CİHAT GÜNDOĞDU: Böyle bir yavru köpek var.

ADNAN OKTAR: Arkadaşına sarılmış ama çok tatlı maşaAllah. Arkadaşı da çok tatlı, oyuncağı da sevimliymiş. Bir sepet dolusu. Ama hepsi birbirinden şeker. Birbirinin aynısı hepsi. Bu da tam tekir, acayip şeker. MaşaAllah. Görünüşü bayağı güzel maşaAllah. Annesi yavrusunu seviyor mu, ne yapıyor o? Ne tatlı hayvanlar bunlar. MaşaAllah.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bu da bir at yavrusu, tay. Baykuşlar.

ADNAN OKTAR: Bu, bizim bahçede bunlardan iki tane var. Bayağı güzel sesler çıkartıyorlar. Kocaman böyle, hükümet gibi, kanatlarını açarak, orman tarafında orada bir yerde yuvası var, oradan geliyorlar.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bu da ceylan.

ADNAN OKTAR: Ah severim ben onun tatlı canını. Bunlara sarılmak acayip zevkli oluyor, çok hoş oluyor. İkisi de punkçı. Bunlar çok şahaneymiş. Bunların yanına girip, sokulup yatmak lazım. O peynire mi sarılmış o? O da oyuncağına sarılmış. Bunun patilerini ısırmak falan çok zevkli olabilir. Böyle güzel bakıyorlar hayvanlara, acayip hoşuma gidiyor. Sahipleri de böyle çok, insanların değer vereceği insanlar olmuş oluyor o zaman. Hayvanlara güzel davrananları insanlar seviyor tabii. Bunlar da yaramazlıktan dönüyorlar herhalde.

Şimdi doktorum sana 18 tane tarikat sayacağım. Kadiriye; Şeyh Abdulkadir Geylani’nin, Gavsı Azam kendileri hem şerif hem de seyiddir Abdulkadir Geylani. Nakşibendiye; Bahauddin Nakşibend, Muhammed bin Muhammed El Buhari. Müceddidiye; İmam-ı Rabbani Ahmed Hamdi eser Sirhindi kolu müceddidiye. Yeseviye; Ahmet Yesevi’nin, Rufaiye Ahmet el Rufai. Medyeniye; Ebu Medyen Şuayb bin Hüseyin el Mağribi. Sühreverdiye; Ömer bin Muhammed Şahabeddin es Sühreverdi. Ekberiye; Muhyiddin ibn. Arabi. Şazeriye; Ebu l Hasan El Mağrubi el Şazeli, Kübreviye; Necmettin Kübra. Bedeviye; Ahmet Bedevi seyit Şerif Bedevi -Kutub, Ebu Fena gibi bir çok lakabı vardır. Mevleviye; Mevlana Celalettin Rumi. Bayramiye; Hacı Bayram-ı Veli Ankaravi Hazretlerinin. Halvatiye; Ömer Halvati’nin. Sadiye; Muhammed Sadeddin ve devam ediyor. Bunların hepsi Mehdi (a.s)’ye bağlandı asrımızda. Tamamı. İnşaAllah. Tüm bu tarikatlerin hepsi Mehdi (a.s)’de sonlanmış oldu. Yani tek müceddid, tek mürşid, tek kutub olarak şu an Mehdi (a.s) halifeliğin hepsinden almış durumda. Yani hepsi de ona emaneti vermiş durumdalar. İnşaAllah. Bunu bir bilgi olarak veriyorum.

Efendim, İsmail Hakkı Bursevi Ruhul Mesnevi sayfa 250’de, “Ya kıtlık darlık....onun için” diyor “Kuran’da sıkıntıya düşenlerin duasını kabul ettiğinde (Neml Suresi, 62) kastedilen mecburiyet zamanı geldiğinde, duanın Allah tarafından kabul olunması beyanıdır”. Bak, sıkıntıya düşenin duasını kabul ettiğinde, Cenab-ı Allah’ın ifadesi. Şeytandan Allah’a sığınırım Neml Suresi 62. “Şiddetli musibeti ortadan kaldırmaya bir mazharı kamil zuhur eylemiştir. Ve alemin karışıklığı sona erip ihtiyaç olunca, Hz. Mehdi (a.s) zuhura gelse gereklidir. Zira, doktorun kuvveti hastalığın, illetin, derdin, belanın şiddetine göredir”. Yani şiddetli hastalık var, mesela onulmaz bir hastalık varsa doktor da ona göre, derin doktor oluyor. İnşaAllah. “Ahir zamanda işte dünyanın ne derece hastalığa, illete, ne derde belaya müptela olacağını o vakitte hazır olanlar bilecektir” diyor. Bizleri söylüyor. Yani ne kadar zor bir ortam olacağını bilecekler. “O yüzden” diyor “gelecek doktor Mehdi (a.s) de” diyor, “tam ilacıyla gelecektir” diyor. İnşaAllah. “Ve tam tedavi edecektir hastalığı” diyor. Hastalık varsa, şifası da var çünkü. Siyah varsa beyaz var, iyi varsa kötü var, kötü varsa iyi var. İnşaAllah. Bunu kim söylüyor? İsmail Hakkı Bursevi söylüyor Ruhul Mesnevi’sinde söylüyor. Sayfa 250’de. Evet. Sen soru sormak istiyorsun anladım. İnşaAllah.

SUNUCU: Evet bir soru sorayım ben. “Adnan Bey öncelikle verdiğiniz değerli bilgiler için Allah sizden razı olsun. Hocam ben özel bir şirkette çalışıyorum. Ayrı bir odam olmasına rağmen insanların temizliğe dikkat etmemelerinden çok rahatsız oluyorum. Kendileri, çevreleri ve kıyafetleri kirli. Yiyecekleri temiz değil. Bu durum insanların üzerine çökmüş. Fakat onların farkında olmadıkları çok kötü bir durum olabilir mi? Temizliğin imanla bağlantısını anlatır mısınız? Seren Akyürek, Suadiye.”

ADNAN OKTAR: Şimdi imanla temizlik tabii iç içe. Yani insan imanı kadar temiz oluyor. Temiz olmamak da Allah’tan insanlara bir beladır. Yani tiksintiye sebep olur. İnsanın iğrenmesine sebep olur. Temizlik de insanın güzelleşmesine sebep olur. Cennet mesela çok temiz. Cennet’te toz yoktur. Cennet sonsuza kadar kirlenmiyor. Mesela Cennet’te insan sonsuza kadar kirlenmiyor, yıkanmaz. Yıkanma ihtiyacı hiç duymaz. Pırıl pırıl ve tertemizdir. Yani gıcır gıcır. Hiçbir yer tozlanmaz. Eli bir yere gittiğinde asla kirlenmez, vücudu kirlenmez. Bu dünyaya mahsus bir şeydir o. Ama şimdi, önce iman etmesi lazım bir insanın. Yani güçlü iman olması lazım. İman için de kültür gerekiyor, bilgi gerekiyor, ilim gerekir. Yani bilimsel araştırma gerekir. Bilimsel araştırmaya önem vermeyen, bilimi önemli görmeyen adam bir şey bilmez. Yani mesela kromozomların yapısını görecek ki, insanın nefesi kesilsin. Hücrenin yapısını görecek ki nefesi kesilsin. Zır cahilin imanı zayıf oluyor. Yani aklı o kadar ermez. Allah ayette diyor; “ancak ilim sahipleri Allah’tan korkarlar” diyor hakkıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. Değil mi? Ayet var. İlim sahibi demek, her türlü bilim. Paleontolojiden tut, jeolojiden çık, jeolojiden gir felsefeden çık, hepsi bunun içindedir. Her türlü bilimi insan bilecek. Özellikle gök bilimleri, yer bilimleri. Yani astronomi ve mikrobiyoloji. Yani mesela hücrenin detayları. Mesela bir hücrenin içindeki bir kofulun yapısı, mitokondrinin yapısı, bunları bilecek. Ayrıca insanın kendi bedenini bilmesi çok önemli. Beynini bilecek, ruhunu bilecek, beynin yapısını, kalbin yapısını hepsini bilmesi lazım. Sen ne diyorsun bu konuda doktorum?

CİHAT GÜNDOĞDU: Dediğiniz gibi normalde bütün bilim adamları bu konuda kendi ifadeleri var, pek çok bilim adamı da tarih boyunca bu şekilde hep söylemişler. Örneğin Max Planck kuantum fiziğinin kurucusu, herhangi bir bilim yapılan kapının yapısında şu yazıyı okuyacaksınız diyor. “İman edin” diyor.

ADNAN OKTAR: Bilim mabedine giren diyor, yani bilimsel araştırma yapan herkes diyor. Değil mi? Bilimin içine girerken, bilimsel araştırmaya girerken yani o mabedin içine girerken kapıda şu yazıyı okuyacak diyor: “İman et”. Yani Allah’a iman etmeyen bilim adamı olmaz diyor. Ve bilimsel araştırma yapamaz diyor. Çünkü o zaman mesela atomun yapısıyla ilgili bir şey arıyorsun, böyle de olabilir, 360 derece her şey olabilir bir şey. Ama bilim adamı diyor ki; bunu Allah yarattığına göre bu düzgün bir mecraya gitmesi gerekir. Bu hikmetli, faydalı bir yola gitmesi gerekir diyor. Bu, o zaman yol ne oluyor biliyor musun? 360’dan 1’e düşüyor, veyahut 2’ye düşüyor. Yani ya şudur, ya budur diyor. O zaman bilim adamı bunu çok kolay bulmuş oluyor. Mesela bir fizik kanunu var ama karmakarışık. Mesela 360 ihtimalden bir tanesi. Ama Allah’a inanıyorsa diyor ki; Allah bunu mutlaka düzgün, hesaplı olanını yapmıştır. Yani insanlara faydalı olanını yapmıştır. Faydası olmayanı yapmamıştır diye düşünüyor. O zaman o çok ihtimalin içinden en doğruyu hemen buluyorsun. Bilim adamı için bu kolaylık olmuş oluyor. Yani modern fizikte de, diğer fiziklerde de bu hesaplamalarda çok büyük kolaylık sağlıyor. Ama, her türlü ihtimal olur dediğinde, o zaman her türlü ihtimali boğuşmak durumunda kalıyor ve vakit kaybediyor. Zaman kaybediyor. Sonunda da çünkü en doğruya gelmiş oluyor. Doğru olana gelmiş oluyor. Mesela biz şimdi bu eve geleceğiz, en doğru yol neresi olur? Her yerden girebilirsin bu eve. Her kapı, şuradan da olur, buradan da. En akıllısı nedir? Bu kapıdan giriş oluyor. Bunun gibi yani. Allah’a inanan da diyor ki, Allah en isabetlisini yapar diyor. En doğrusunu yapar. En isabetlisi ne olabilir? Şu olabilir veya birkaç ihtimale düşüyor. İki üç ihtimal. O zaman kolay oluyor işte. Bu bilimde kullanılan bir metoddur. Yani, Allah’ın mantıklı ve sonsuz akıllı olduğunu bildiğimiz için olaylar da mutlaka bir sonsuz akla uygun olmasına göre değerlendirmesi sistemi var. Bilim adamlarının kolaylığı oluyor işte bu.

SUNUCU: “Bir kişi bana Allah’a iman etmek için delil gerekmez dedi. Bu doğru bir deyiş mi? Yoksa bizler Allah’ın varlığının delillerini görerek mi iman ederiz? Hangi söz daha doğru?” Arif Cane, Amerika.

ADNAN OKTAR: Şimdi Allah’ın varlığına tanımak için bana delile gerek yok diyen adamlara bakın, evinde tesbih çeker. Ama dinle ilgili bir sorunu oldu mu, yani bir konu oldu mu nefsinin tarafını tercih eder. Mesela parası varsa, onu götürür faize yatırır. Mesela arkadaşlar çok ısrar ederse, içkiyi içer. Mesela namaz, yorgunsa namazını kılmaz. Ama Allah’ın bütün delillerini gören çok güçlü bir imana sahip olur. Çünkü Kuran diyor ki: “Allah’ın delillerini araştırın, benim yaratışımı araştırın, benim sanatımı araştırın.” diyor. Bunu Allah diyor, ayette ve nerede araştırın diyor? Her yerde araştırın diyor. Bak, gök için ayrı emri var Allah’ın göğü ayrı araştırın diyor. Yeri ayrı araştırın, ilk yaratılışı ayrı araştırın. Kendi bedeninizi araştırın diyor, kendi bedeninizi araştırın. Ama ruh hakkında az bir bilgi verdim diyor. Oradan bir şey elde edemezsiniz diyor Allah. Bakın oraya girmeyin diyor. Ruhtan bir şey, bir bilgi edinemezsiniz diyor az bilgi olduğu için. Ama diğer konular da araştırın, her türlü bilgiyi bulacaksınız diyor. Ve buldukça da Allah’a sevgimiz artar. Allah’a yakınlığımız, muhabbetimiz artar. Delil gerekmez olur mu? Her delil Allah’a aşkımızı artırır bizim. Yakini artar insanın. Yani imanı parlar. Ama tabii en zeminde, mesela beni bir odaya koysalar dümdüz bir oda olsa. Sırf duvarın beyazlığını görsem, bu beyazlığı bana kim gösteriyor derim? Bu beyazlığı kim görüyor derim? Sessizlik, konuşma olmasa bu sessizlik ne derim? Niye bu sessizlik var derim? Ben neyim derim? Ve beni kim yarattı derim? Ve iman ederim. Hiçbir şey olmasa. Bu anlamda doğru. Ama ben Allah’ın sanatını gördükçe Allah’a biz aşık oluruz. Tutkumuz artar. Deli aşık olmak ayrıdır. Yani delice bir sevgi istiyor Allah bizden. Coşkulu bir sevgi istiyor. Biz bunu elde ederiz onunla. Çünkü Allah en güzel insanda tecelli eder. Yani en hoş tecellisi odur. Çünkü en güzel surette yarattım diyor insanı Allah. Onun için mesela Allah bir bakışı, mesela güzel bir bakışı Allah yaratır. Bu mesela tarif edilemeyen bir zevktir. Yani ne yemeğe benzer, ne başka bir şeye benzer. Mesela güzel bir ses çok olumlu etki yapar insanda. Tarif edemezsin. Mesela fiziği, olduğu gibi görünümü de insanın çok hoşuna gider insanın. Cennet onun için yaratılmıştır. Cennette bu güzellikler. İşte huriler var, gılmanlar var, vildanlar var, küçük çocuklar. Yani insan güzelliğine doya doya bakmak için. Yani kusursuz güzel olarak yaratılmıştır. Allah onlara da tecelli eder. Ve sesleri mesela çok güzeldir. Cennet ehlinin tamamının sesi çok güzeldir. Dünyadaki hiçbir ses onlarla kıyaslanmaz. Yani konuşma sesi. Mesela Cennet’in hiçbir kokusu dünyadakiyle kıyaslanmaz. Cennet’in dokunuşu, üslubu, sohbeti, her şeyi birbirinden güzeldir. İşte bu tecelli edene biz şiddetli bir tutku duyuyoruz. Allah’ı çok çok daha fazla sevmiş oluyoruz. Allah’a sevgi gittikçe artar. Mesela Peygamberlerin daha çoktur Allah sevgisi. Veliler de daha az, halkın daha azdır. Demek ki farkı oluyor. Olmaz olur mu? Mesela Peygamberimiz (sav) aşıktır, Allah aşığıdır. Ve Allah da Peygamberimizi (sav) çok sever. Değil mi? Habibim diyor, sevgilim diyor Allah Peygamberimize (sav). Peygamber Allah’ın sevgilisidir. Sevdiğidir. O da Allah’a aşıktır Peygamberimiz (sav). Mesela İbrahim (a.s) Cenab-ı Allah Halilim diyor. Halilullah. Mesela çok sever Allah. Niye? Allah’ı çok sevdiği için. Allah’a bir adım gidene, Allah’da bir adım gelir. 10 adım gelene, 10 adım gelir. Yani bizim sevgimizle orantılıdır Allah’ın sevmesi. Yoksa haşa adam Allah’ı sevmeyecek, Allah onu sevecek öyle şey olmaz. Onun için delillerini iyi görmek lazım Allah’ın. Yani iyi bakmak lazım. İyi yaşamak lazım. O kadar çok delili var ki. Her delilde daha çok coşarız. Mesela biz evlilikte de, insan değil mi helali olsa kadının mesela kaşından ayrı zevk alıyor eşinin. Gözünden ayrı zevk alıyor, burnundan ayrı zevk alıyor, kulağından. Değil mi? Bütün saçı, vücudu her şeyi hoşuna gidiyor helali olduğu için. Peki ben desem ki gözü kapalı, yok der ben eşimi seviyorum ama delile gerek yok. Olmaz öyle şey. Delillerinin bütününden seviyorsun. Ahlakından, üslubundan, mesela çok efendice bir üslubu oluyor. Bir nezaket gösteriyor. Bir şeye sabırlı oluyor mesela, ters cevap vermiyor oradan seviyorsun. En zor anda güzel ahlak gösteriyor, seviyorsun. Mesela sabah erken kalkıyor bakıyorsun, kalkar kalkmaz nezaketli. Sevgin daha çok artıyor. Değil mi? Mesela yemek yerken çok nezaketli yiyor. Güzel, efendice yiyor daha sevgin artıyor. Değil mi? Mesela yemekten sonraki üslubuna bakıyorsun, oturup kalkması her şeyi bir sanat. Seviyorsun, seviyorsun, seviyorsun, seviyorsun... Binlerce, milyonlarca güzellik oluyor. İşte Allah’da da öyledir. Yani haşa tabii insana benzetemeyiz de, çok fazla güzellik oluyor. Mesela bir çocuktan alın. Mesela çocuğun değil mi tatlılığı, gülüşü, konuşması, apalıyarak yürüyor. Değil mi? Böyle tatlı, temiz üslubu, sevecenliği. Mesela insana canayakınlığı onu sevmemize sebep oluyor. Çiçeğin de mesela, gülün kokusu oluyor, biçimi, rengi. Bütününden hoşlanıyoruz biz güle diyor muyuz hiç, orada bir gül var ama her halükarda severiz biz gülü demiyoruz. Detaylardan seviyoruz. Allah’ın da çok fazla detayları var. O detaylarla biz coşarız. Zaten Onu görelim de çok sevelim diye yapıyor Allah. Ondan hoşlanmamız için üzerinde duruyor Allah. “Benim verdiğim nimetleri saymaya kalksanız, gruplar halinde topluca saysanız yine de bitiremezsiniz verdiğim nimetleri’’ diyor. O nimetlerden bizim Allah’a karşı muhabbetimiz coşuyor, çok artıyor ama kökeni iman ve vicdandır. Yüksek vicdana sahip olan bir insan tek bir delille Allah’a iman eder. Tek bir delilden bile… Ama mesela, buradaki eşyaları da Allah yaratıyor. Şu ışığı Allah yaratıyor. Önüme getirdi Cenab- ı Allah Kuran koydu benim okumam için, Kuran yaratıyor. Allah bana mesajını yaratıyor. Hatta açtığım sayfayı da Allah yaratıyor, bir anda yaratır. Ona özel rasgetirir Allah. Anlatılması gereken konu odur. Onu anlattırır. Dolayısıyla bizim Allah’a ömür boyu aşkımız artar. Yani sürekli artar. Vefat edinceye kadar… Tam ölürken de böyle aşık gözüyle ölünür. Gözünde son kalan aşktır. O şekilde olacak inşaAllah. Ama bizim milletimizin güzel bir nasibi bu yüzyılda Hz. Mehdi (a.s)’yi görecekler, Hz. İsa (a.s)’yı görecekler, İslam’ın dünyaya hâkimiyetini görecekler. Bu ne demektir biliyor musunuz? Bu çok müthiş bir nimet… Yani 2000 yıl öncesinde Peygamber diyor; “Bu olacak’’ diyor ve cayır cayır oluyor ve kimse durduramıyor. Normalde mümkün değil gibi görünüyordu İslam’ın dünyaya hâkimiyeti, “İslam bitti’’ deniliyordu 72’lerde. Ben biliyorum 60’lar da 72’ler de İslamiyet bitmişti. Her yer sosyalist olmuştu. Bütün İslam ülkeleri sosyalist olmuştu. “Müslümanım’’ diyen tek tük yaşlı amcalar, dedeler kalmıştı, adam camiye giderdi. Bizim zamanımızda çocukken. Ama İslam şu an dünyaya pençesini yerleştirdi. Dünya şu an İslam’ın avucunun içerisinde. Her yer İslam ile kaynıyor, Müslümanlıkla kaynıyor. O yıllarda kimin aklına gelir böyle bir şey? Değil mi? Çok nadir insanın aklına gelirdi. Sola çok ciddi saygı duyuluyordu. Darwinizm ve materyalizme çok saygı duyuluyordu. Aksi düşünülemiyordu bile. Yani Darwinizm, materyalizm olur da “bunun üzerine din kenardan olursa olur” gibi düşünülüyordu. Şu an darwinizm, materyalizm paspas oldu, yerde. Din onun üzerinde dimdik ayakta şu an. Ve bunu kimse durduramıyor şu an. Gayet de güzel gelişiyor, maşaAllah.

CİHAD GÜNDOĞDU: Dediğiniz gibi Hocam özellikle şehirde, şehir hayatında dindar olduğunu söyleyecek insanlar yok denecek kadar azdı o zamanlar. Şimdi ise tam tersine, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ben onu bizzat yaşadım, 71’lerde… Bizim mahallemizde dindar kimse yoktu. Cami vardı. Camiye babam arada sırada bizi götürürdü. Cuma namazına giderdik, bayram namazına giderdik. Bir tek o zamanlar insan olurdu. Ara vakitlerde oranın, yaşlı dedelerinden 60 – 70 yaş arası ekibi olurdu. Çocukken ben hiç kimseden duymazdım dinle ilgili bir şey. Ben köyde de kaldım, şehirde de kaldım, her yerde kendi okulumda da dinden kimse bahsetmezdi. Ne Akademi de öyle bir şey ile karşılaştım, ne İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünde, orada da hiçbir şekilde dinden bahsedilmiyordu. Hatta din dersi vardı bizim, İslam Felsefesi dersi vardı, ben gelince baktılar ortalık karışacak. Hoca dedi ki “İslam Felsefesi dersini kaldırıyorum’’ dedi. “Tartışmak isteyen aşağı gelsin benimle tek gelip tartışsın’’ dedi. “Sınıfta tartışma istemiyorum’’ dedi. Ben anladım, oraya böyle Seyyid Battal Gazi gibi oturunca, olay çıkartmaya geldiğimi anladı o anlamda. Yıllardan beri, inanılır gibi değil. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde her zaman İslam Felsefesi dersi okutulmuş yıllardan beri. Ben gelir gelmez o dersten… Ben öbür derslere de gelmemiştim. İleriki günlerde geldim. Daha önce öğrenciler giriyor derse, ben geldikten sonra dedi hoca “kaldırıyorum ve de hepinize hayırlı olsun. Ve tek kelime istemiyorum bu konuda. Bu konuda tartışma” dedi. Çünkü namım gelmişti benim Akademi’den, Fındıklı Güzel Sanatlar’da. Orada okulda tam bir hâkimiyet olmuştu, arkadaşlar arasında kalabalık bir ekip oluşmuştu. “Haberin geldi bize” dediler zaten.

CİHAD GÜNDOĞDU: Hepimizin, başta tüm dünyadaki okurlarınız olmak üzere, hepimizin dinimiz konusunda bilinçlenmemize siz vesile oldunuz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Normalde din, Allah korusun ortadan kalkabilirdi. Mesela Cübbeli’nin anlattığı din anlayışına kim inanır? Mesela diyor ki; “Deccalin bir eşeği olacak, yaklaşık 300 metre falan, 30 metrelik kulakları var. Gökte bu eşek anırarak uçacak’’ diyor. Ve Atlas Okyanusu’na geliyor, deccalin de kafası atmosferde, bulutlarda… Ayağı da Atlas Okyanusu’nun dibinde… Arada sırada elini daldırıyor oradan balık çıkartıyor deccal ve eşeğin kafasına oturuyor ve “uçarak İstanbul’a gelecek” diyor özetle. Eşek anırarak İstanbul’a gelecekmiş. Ya kardeşim, din iman adamda kalır mı? “Halen duruyor.’’ diyor adam. “Amerikalılar tespit edemediler yerini ’’ diyor Cübbeli… “Atlas Okyanusu’nda bir adada duruyor, zincirlenmiş vaziyette.’’ Yani tarifi ve cesameti… Yaklaşık kaç km atmosferin üst katında kafası düşün. Okyanusun dibine de ayağı değiyor bu adamın. Bir de o eşeğin üstüne nasıl sığacak bu adam ben onu da anlayamadım? Eşek de havada uçacakmış. Hâlbuki orada kast edilen uçaktır. Peygamber Efendimiz (sav) “daccalin bir merkebi olacak’’ diyor. “Kulakları geniştir’’ diyor. “İki tarafı açık kanat”, ne anlama gelir? Bir vasıta, uçak değil mi? Ve çok süratli gideceğinden bahsediyor. “Bir anda göz açıp kapayıncaya kadar gider’’ diyor. Uçak. Uçuş özelliğidir ve “yerle bağlantı kurar, konuşur. Yerdekileri duyar” diyor. Uçakta telsizle yapılan bağlantı. Bunu kastediyor. “Yok, o anlamda değil o” diyor. Yani ben ne diyeyim?

CİHAD GÜNDOĞDU: 20 km boyunda bir insan olması gerekiyor, bir canlı, bir yaratık olması gerekiyor ki...

ADNAN OKTAR: Ya bir de eşeği İstanbul’da canlının üzerinde düşün. Gezdirirken eşek anırıyor falan… O anda da Hz. Mehdi (a.s) de çıkmış oluyor. Gökyüzü de bütün Meleklerle dolmuş oluyor, bütün Melekler de bağırıyor. Herkese ayrı dilde, mesela Japon’a Japonca, İngiliz’e İngilizce, hangi dilde ise Çerkezce bilene Çerkezce. “Gökten melekler bu kişi Mehdi’dir diyecekler” diyor. Mehdi (a.s) de diyor ki; “ben Mehdi değilim’’diyor. “Onlar diyebilir, Melekler yalan söylüyor, diyecek’’ diyor. Kardeşim ne demek bu? Nereye gider böyle bir insan? Üniversite öğrencisi aklı başında bir insana bunu anlatırsan, ne olur bu insanın konumu? Yani ne yaptığını bilmiyor bu insanlar, bunu destekleyenler. Vereceği tahribatı bilemiyorlar. “Mehdi gelecek’’ diyor, “bütün Alevileri, Şiileri, Vahhabileri, hepsini pırasa gibi doğrayacak” diyor. Hani pırasaları üst üste koyarsın ya topluca doğranır. “O da hepsini üst üste koyup, topluca doğrayacak pırasa gibi” diyor. Peki, bu durumda bizim birçok vatandaşımız, yaklaşık 20 milyon vatandaşımız Alevi bizim. Çok fazla da Şii, Bektaşi vatandaşlarımız var. Onlar bizim canımız, ciğerimiz. Ve Hz. Ali (r.a) aşığı, Allah aşığı niye doğransınlar? Burada arka plandaki anormalliği insanların görmesi lazım. Yani bunu nasıl insanlar fark edemiyor ben anlamıyorum. Bunun nereye varacağını ve bu kafanın neler getireceğini, insanlara neler sunacağını akıl edememelerine ben şaşıyorum. Siyasi gerekçelerle de bu insanı desteklemek çok pahalıya mal olur. Mesela bizim Türkiye’deki partilerimiz Aleviliği kucaklayan partilerdir. Alevileri kucaklarlar. Aleviliğe karşı, Şiiliğe karşı, Vahhabiliğe karşı bu tarzda öldüresiye tavır almış bir kişiyi, sırf siyasi gerekçe ile desteklemek, sonunda tamiri mümkün olmayan bir fatura çıkartır. Yapacağı tahribatı iyi düşünmek lazım. Şimdi parti çıkacak diyecek ki, “ben Alevileri seviyorum, muhabbet duyuyorum ve savunuyorum.” Arkasından da Alevileri pırasa gibi doğrayacağını söyleyen bir adamı gidip destekleyecekler. Şimdi bu olmadı. Burada bir gariplik var. Sorar o zaman Alevi vatandaşımız. Der ki, “sen böyle bir adamı destekliyorsun, pırasa gibi doğramadan bahsediyor. Hangisi doğru? Bizi mi destekliyorsun, hakikatten seviyor musun sen bizi? Yoksa bunun fikrini mi savunuyorsun?” diyecektir ve samimiyetsiz olduğunu düşünecektir. Bunu iyi düşünmeleri gerekir. Yani bizim milletimiz o kadar saf değil. Bayağı aklı başında, zeki bir millettir. Bir de böyle tertemiz vatandaşlarım benim Aleviler, bayağı yiğittirler. Yani Alevilerin bir özelliği vardır, efedir onlar. Yani başeğmezler Aleviler, delikanlıdırlar. Allah vermesin bütün bizim milletimiz gibi, Türk milletinin bütün fertleri gibi. Farzedelim bir işgal olsa Allah vermesin, asla kabul etmezler. Ölümüne, yiğittirler yani, Anadolu hep öyledir, Güneydoğu Anadolu öyledir, Karadeniz öyledir boydan boya yiğittir. İç Anadolu yiğittir, Ege Bölgesi olduğu gibi delikanlı doludur. Trakya yiğit doludur. Değil mi? Akdeniz sahilleri öyledir. Onun için kimse bizi işgale yanaşamıyor, yoksa ucuz görseler herkes gelir yanaşırdı.

Bitmiş, evet bitti.

SUNUCU: Herkese merhaba tekrardan. Adnan Oktar’la Başbaşa programına kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hocam nasıl devam etmek istersiniz?

ADNAN OKTAR: Doktorum sen demin bir şeyler söylemiştin.

CİHAT GÜNDOĞDU: Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun bir haberi vardı gazetelerde geçen gün. Toplumumuzdaki dejenerasyonun önüne geçmek için özellikle, bir hitabetinde şöyle demiş bir camide, “televizyonu kapatıp insanların Kuran okumaya da vakit ayırmaları” gerektiğinden bahsetmiş, en azından yarım saat şeklinde. Bunun akabinde bir haber yayınlandı Habertürk gazetesinde, bir haber çıktı onu gösterecektim. Bardakoğlu’nun bu tavsiyesini, Kuran okuyun tavsiyesini kuyuya atılan bir taş olarak yorumladı Habertürk gazetesi ve sayfalarında “Bardakoğlu bir taş attı” başlığıyla yayınladı. Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan hemen tabiiki bu habere, bu yoruma bir yanıt geldi. O da şöyle oldu, “kuyuya atılan bir taş değil, karanlıklara yakılan bir kandil” diye düzeltildi Habertürk’ün bu yanlış yorumu. İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: Habertürk, Fatih Altaylı beyefendinin böyle bir üslup kullanmasını ben ona hiç yakıştıramadım. Çünkü bir taş attı bizim atasözlerimizde vardır. İşte birisi bir taş atar, kırk akıllı çıkaramaz gibi. Akla bunu getiren bir ifade, çok çok ayıp etti, çok ayıp etti. Yani bunu bu düzeye getirmesi artık çok şaşırtıcı oldu. Biraz abartılı bu, çok çok abartılı. Çünkü bakın ne diyor, “Kuran okuyun” diyor. Niye taş atmak olsun bu? Gayet güzel bir söz bu, bunda ne var? Yani Kuran okunmuyor mu? Her gün okunuyor. Bütün Müslümanlar okuyor. Dolayısıyla ben Bardakoğlu beyefendiyi tebrik ediyorum, Fatih Altaylı’yı da kınıyorum. Çok ayıp yapmış hiç yakıştıramadım. Böyle güzel bir sözü destekleyeceği yerde, bunu taş attı diye, bu şekilde sürmanşet, bir de manşetten vermiş bu şekilde. Yani böyle bir alerji göstermesi, ona dokunması bunun, onu rahatsız etmesi çok ayıp. Biz Müslüman bir ülkedeyiz, Diyanet İşleri Başkanı’nın da Kuran’ı vatandaşlara tavsiye etmesinden doğal ne olabilir? Neyi tavsiye etsin? Stalin’in kitaplarını mı tavsiye etsin, Marks’ın kapitalinimi tavsiye etsin? Bir Müslüman olarak tabii ki Kuran’ı tavsiye edecektir. Dolayısıyla çok ibret verici, şaşırtıcı ve hayret verici.

CİHAT GÜNDOĞDU: Siz zaten uzun süredir hatırlatıyorsunuz bu televole kültüründen kurtulması gerektiğine dair çözümler sunuyorsunuz inşaAllah. Bardakoğlu’nun tavsiyesi inşaAllah bu yönde.

ADNAN OKTAR: Ali Bardakoğlu’nun son zamandaki üslubu çok güzelleşti. Çok atak, çok candan ve güzel üslubu oluyor. Kuran bizim milletimizin kalbidir, ruhudur. Biz Kuran’la insan oluyoruz, Kuran’la akıllı oluyoruz, Kuran’la güzel ahlaklı oluyoruz. Kuran bize yol gösteriyor. Değil mi? Bizim 1400 yıllık nurumuz Kuran. Dolayısıyla Kuran’a karşı böyle bir üslup kullanması, Kuran okunmasına karşı böyle bir üslup kullanması şok haberdir, çok şaşırtıcıdır. Umarım bu ifadesini düzeltir. İnşaAllah. Umarım bu ayıbını kapatacak düzgün bir üslup kullanır.

CİHAT GÜNDOĞDU: Burada gördüğümüz bir bitki var, onu da göstermek istiyoruz sayın seyircilerimize izninizle. Bu bir karnıbahar bitkisi; çok özel bir dizaynı var, çok özel bir tasarımı var, Allah’ın yaratmasının bir mucizesi. Bütün canlılarda gördüğümüz bir oranla yaratılmış, altın oran dediğimiz. Buna dair bir video var onu göstermek istiyorum Hocam. Bu bir karnıbahar, Romenesko Karnıbaharı diye adlandırılıyor.

CİHAT GÜNDOĞDU: Evet. Bunun bu yeşil kısmının özel bir tasarımı var. Matematikte 1.6 olarak geçiyor altın oran. Bütün canlılarda, canlı yapılarda görülen bir tasarım şekli bu. Saat yönünde sayıldığında 13 tane sarmal yapı var ve bunlar da 8 tane sarmalla kesişiyorlar. 13/8=1.6 yani altın oranı vermiş oluyor.

ADNAN OKTAR: Yani her yerde 13/8. Cenab-ı Allah uyguluyor, insan yüzünde değil mi? Diğer canlılarda, kelebeklerde, meyvelerde hepsinde uyguluyor.

CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah. Bu bir ayet-i kerimede de yine hatırlatılan bir şey bize, Allah’ın her şeyi bir ölçüyle yarattığı şeklinde. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Yere (gelince,) onu döşeyip-yaydık, onda sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.”

ADNAN OKTAR: Bu altın orana bakıyor değil mi bu ayet?

CİHAT GÜNDOĞDU: Allah’ın izniyle inşaAllah. Bu arada sizin Yaratılış Atlası kitabınızdan bir videomuz vardı, fosillerle ilgili onu gösterelim. Bu bir yabanarısı, yabanarısı fosili, bugünkü örneğiyle karşılaştırıldığında hiçbir fark olmadığını görüyoruz. Bu da bir asronyum çiçeği, 57 milyon yıl yaşında, bugünkü örneğiyle karşılaştırıldığında fosili arasında hiçbir fark olmadığı görülüyor. İnşaAllah. Bir bitki fosili. Bu da bir kar kaplanı kafatası, 32 milyon yıl yaşında, Çin’de bulunmuş.

ADNAN OKTAR: 32 milyon yıllık.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bugünkü örneğiyle dişlerine, kemik yapısı tamamen karşılaştırıldığında hiçbir fark yok. En ince detayına varıncaya dek.

ADNAN OKTAR: Bu kar kaplanı Pariste gezen bir mühendise dönüşmemiş. Evet.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bir bitki örneği yine, bir yaprak. Karazamk ağacı yaprağı 50 milyon yıl yaşında, fosilin yaşı hesaplandığında bu tarih çıkmış. Fosilin detayları yaprağın damarlarına kadar karşılaştırıldığında hiçbir fark olmadığı saptanmış durumda. Demek ki hiçbi değişim, dönüşüm, evrim, ne geriye, ne ileriye yönelik hiçbir değişiklik olmadığı görülüyor. inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Amerikan siyah ayısı kafatası, Amerikada mı bu siyah ayılar?

CİHAT GÜNDOĞDU: Bu Çin’de bulunmuş, demek ki o tarihlerde dünyanın başka yerlerinde de varmış.

ADNAN OKTAR: Orada da var demek ki. 73 milyon yıllık.

CİHAT GÜNDOĞDU: 73 milyon yıllık Amerikan siyah ayısı kafatası.

ADNAN OKTAR: Hiçbir değişiklik yok değil mi? Dişleri falan hepsi aynı.

CİHAT GÜNDOĞDU: Aynı, tamamen aynı yapıyı sergiliyor. Amerikan siyah ayı bugünkü canlı yaşayan örnekleri var.

ADNAN OKTAR: Bu da çok şeker bir şeymiş.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bu da bir tank balığı denen bir balık.

ADNAN OKTAR: 95 milyon yıllık.

CİHAT GÜNDOĞDU: 95 milyon yıllık bir fosili var. Bugünkü örneği de halihazırda var.

ADNAN OKTAR: Bak en ince detaylarına kadar kalmış.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bütün kemik, kılçık yapısı karşılaştırıldığında hiçbir fark olmadığı görülüyor. Evrime ilişkin hiçbir değişim olmadığı saptanmış durumda. Pek çok örneğimiz var yine devam edecek olursak. Balıkçı kedi kafatası var, balık avlayan bir kedi bu. 49 milyon yıl önce neyse bugün de tıpatıp aynısı olduğu saptanmış durumda.

ADNAN OKTAR: Ha balık meraklısı bu. Ama çok şeker bir şeymiş bu.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bu da bildiğimiz mercan. Yüzlerce milyon yıl önceki fosilleri var, bugün ki örnekleriyle karşılaştığımızda yine hiçbir fark olmadığını görülüyor.

ADNAN OKTAR: 150 milyon yıllık mı?

CİHAT GÜNDOĞDU: 150 milyonlık fosil bu evet.

ADNAN OKTAR: Bu da kavak yaprağı, 50 milyon yıllık. Değişikliğe uğramamış. Aynısının tıpkısı, evet burada da görülüyor.

Tamam yeterli bu kadar.

İmam Zeynel-i Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bizim kaimimiz Hz. Mehdi ile Allah’ın Resulleri arasında bir takım benzerlikler vardır”. Bütün Peygamberlere benzer diyor Mehdi (a.s). “Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Eyüp, Hz. Muhammed (sav) Peygamberlerin her biriyle benzerliği vardır. Hz. Nuh ile uzun ömürlü olmasında,” Hz. Nuh gibi uzun ömürlü olur diyor Hz. Mehdi (a.s). “Hz. İbrahim gibi doğumu gizli olacak” diyor, “ve halktan uzak durmasında”. Hz. İbrahim (a.s) gibi halktan uzak duracak diyor. “Hz. Musa ile korku hali” Hz. Mehdi (a.s)’ye yönelik tehlikelerin yoğunluğuyla öldürme, tuzak kurma, tutuklama, göz altına alma, sürgün gibi her türlü tehlike ile iç içe olmasıyla, Hz. Musa (a.s)’ya benzeyecek diyor. “Ve gaybette yaşamasında, sürekli gizlenerek yaşamasında İsa ile, halkın onun hakkında ihtilafa düşmesi”, İsa ile onun hakkında halkın ihtilafa düşmesiyle benzer. Bir kısım insanlar Hz. Mehdi (a.s) gelecek bir kısım insanlar gelmeyecek diyor böyle yönden bir ihtilaf var. Bu yönüyle Hz. İsa (a.s)’ya benzeyecek diyor. “Hz. Eyüp ile beladan sonra kurtuluşun yetişmesinde”, Hz. Eyüp (a.s) gibi ona çok bela gelecek diyor. “Eyüp gibi Allah’ın rahmetiyle hepsinden kurtulmasıyla”, “Hz. Muhammed (sav) ‘le kılıçla kıyam etmesiyle Peygamberimizin (sav) kılıcını teberrüken takacaktır Mehdi (a.s), hırkasını giyecektir, sancağını alacaktır. O yönüyle benzer diyor.

Zaten ahlakı bana benzer diyor Peygamberimiz (sav). Bedenen bana benzemez ama ahlaken bana benzer diyor Mehdi (a.s) için. “Kıyam edecek olan kaim Hz. Mehdi, Hz. Ali soyundandır, seyyittir. “O yeryüzünü yeryüzünden başka bir hala getirecektir.” “Kaim Hz. Mehdi Ali neslindendir, hayırda, görünüşte ve ahlakta en çok Hz. İsa’ya benzeyen O dur.” Bak, ”hayırda, dış görünüşte ve ahlakta en çok Hz. İsa’ya benzeyen Hz. Mehdi’dir” diyor. “Allah Peygamberlere verdiği azameti O’na da verecektir. “Peygamberler gibi heybetli olacak” diyor, “azametli olacak” diyor Mehdi (a.s). “Ona fazilet ve ziynet verilecektir.” Güzellik, iyilik, üstünlük verilecektir. “Şüphesiz Hz. Mehdi Ali’nin evlatlarındandır. Onun gaybeti tıpkı Hz. Yusuf’un gıybeti, zindana atılması gibidir.” O da Hz. Yusuf (a.s) gibi zindana atılacak diyor Hz. Mehdi (a.s) için. “Ve O’nun dönüşü tıpkı ibn Meryem’in dönüşü gibidir.” Hz. İsa (a.s) gibi dönecek diyor. Hz. İsa (a.s)’nın dönüş vakti yakın birbirlerine yakınlar. “Bu gaybetin sahibinde Hz. Mehdi (a.s) da dört Peygamberin sünneti vardır. Hz. Musa’dan bir sünnet , Hz. İsa (a.s) dan bir sünnet , Hz. Yusuf’tan bir sünnet , Muhammed (a.s) dan bir sünnet. Allah’ın selamı hepsinin üzerine olsun.” “Dedim ki Musa’nın sünneti nedir.” Çekinip dikkatle gizlenmek. Hz. Musa (a.s) gibi dikkatli davranacak çünkü insanlar ona düşmanca davranacaklar. Hz. Mehdi (a.s)’ye karşı. O yüzden çekinip, dikkatlice gizlenecek. Birçok insanın karşı olduğu, öfke duyduğu, muhalif olduğu, tutuklanmak istenen, ezilmek istenen, sürgün edilmek istenen, öldürülmek istenen bir insan olacak Hz. Mehdi (a.s). “Dedim ki Hz. Musa’nın sünneti nedir? Buyurdu ki; İsa’nın hakkında söylenenler Hz. Mehdi hakkında da söylenecek. Hem cinsellikle ilgili iftirada atıldı annesine, Hz. İsa (a.s)’nın annesine kendisinin de gayrimeşru olduğu söylendi ve birçok yönde zulüm yapıldı ama, özellikle cinsellikle ilgili iftira annesine atılmıştı biliyorsunuz. “İsa’nın hakkında söylenenler Hz. Mehdi hakkında da söylenecek. Dedim ki; Yusuf’un sünneti nedir? Buyurdu ki ; Zindan ve gaybet. Hapsedilecek ve gaybette olacak, kaybolduğu bir dönem olacak, insanlardan onu göremeyecek. Dedim ki; Hz. Muhammed (sav)’nin buyurdu ki; kıyam ettiğinde Resullulah’ın yolundan gidecektir. Yalnız o Resullah’ın eserlerini açıklayacaktır. Dedim ki Allah’ın rızasını nereden bilecektir. Allah onun kalbine nazil edecektir.” Allah müminlerin kalbine ilham edecek. Allah kalbine vahiy edecek. Nasıl Ali’ye vahiy ediyorsa, Nasıl Hz. Musa’nın annesinin kalbine vayh ediyorsa öyle vayh edecek inşaAllah.

Çok uzun Peygamberlere benzerlikleri Mehdi (a.s)’nin, çok fazla hadis var ama bu kadar şimdilik yeterli. Enbiya Suresi 21. ayet, “Ve onları kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık”. Hidayete yönelten önder; yani insanların hidayetine vesile olan Mehdilik görevi yapan insanlar yaptık diyor. “Ve onlara hayrı kapsayan filleri, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik, onlar bize ibadet edenlerdi.” Bu ayetin ebcedi, ebced bilenler baksınlar, Mehdi (a.s)’nin faaliyet yılları olan 1984 yıllını veriyor. Harf karşılıklarının toplamı. “Ve onlara hayırları kapsayan fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahiy ettik.” baksınlar görecekler. “Böylece o yalnızca büyükleri hariç olmak üzere”, 28. ayet, “putları param parça etti belki ona baş vururlar diye.” Hz. İbrahim’in bu yaptığı ledün ilminin bir uygulamasıdır. O devirde bütün putlara saldırıyor Hz. İbrahim (a.s) ve hepsini kırıyor. En büyük putu onu ellemiyor. Gidip boynuna baltayı asıyor. Sanki onu koruyor gibi bir üslup kullanıyor o puta karşı, bu bir ledün ilmidir. “Bunu ilahlarımıza kim yaptı, şüphesiz o bir zalimdir dediler. Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik dediler.” Biz ne yapıyoruz mesela ahir zamanda; Darwinizm’i dilimize doluyoruz, materyalizmi dilimize doluyoruz. Komünizmi dilimize doluyoruz. O devirde de Hz. İbrahim (a.s) böyle yapıyor. Mehdi (a.s) de bütün küfrün her türlü düşüncesini diline dolayacak ve hepsini karşısına alacak. “Dediler ki: ‘öyleyse onu insanların önüne getireyim ki ona nasıl bir ceza vereceğimize şahit olsunlar.’” Böyle faaliyet yapan insanları küfür fark ettiğinde gazetesiyle, televizyonuyla, radyosuyla halkın gözünün önüne getirir. Meşhur ederler. Gizli kalmasını istemezler. Tehlikeyi bilin, bu adam işte bu kişidir. Buna karşı dikkatli olun, bunun böyle tehlikeli vasıfları vardır diye halka ilan edilir. Bunu Hz. İbrahim (a.s)’de yapıyorlar. “Dediler ki: ‘öyleyse onu insanların gözünün önüne getirin ki, ona nasıl bir ceza vereceğimize şahit olsular”, ibret olsun yani onun aleyhinde konuşalım, onu köşeye sıkıştıralım, ezmeye kalkalım, meşhur edelim herkes tanısın, tehlikeyi bilsinler diyor. “Dediler ki: ‘Ey İbrahim bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?” Bir kere güya suçunu netleştirmek istiyorlar, yani ona ikrar ettirmek istiyorlar yani mahkeme ediliyor. Oranın mahkemesinde verilen ifadeden bir bölüm bu. Yani burada iddianame okunuyor, iddianamenin bir ön açıklaması. Yani o zamanın Savcılığı açıklama yapıyor. “Dediler ki: ‘Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?’” Bu suçu sen mi işledin diyorlar, sorgu. Şimdi ifade veriyor. Yani onlara göre sanık konumunda oluyor Hz. İbrahim (a.s). Bakın bu mahkeme ifadesi: “ ‘Hayır’ dedi. ‘Bu yapmıştır’”. Put yapmıştır diyor. Ben yapmadım diyor. Yani o putu kullanıyor. “Bu onların büyükleridir.” Yani bu put yapıyor bunları diyor. Benimle alakası yok diyor. “Eğer konuşabiliyorsa” bak aşağılıyor onu. Onlara sorun diyor. “Ona sorun” diyor. Yani gidin öğrenin diyor. “Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; ‘Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz’ dediler.” diyor. Yani kendilerinin adilik yaptığını kabul ediyorlar ama içlerinden. Dışa vurmuyorlar. Yani ahlaksızlık yaptıklarını kabul ediyorlar. “Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler” bak ifade düzgün Hz. İbrahim (a.s)’in verdiği ifade. Doğru, haklı. Şimdi haklı olması onlar için yeterli değil. O zamanın devleti, o zamanın mahkemeleri, o zamanın hakimleri kahpece bir tavır gösteriyorlar Hz. İbrahim (a.s)’e karşı. “Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler: ‘Andolsun, bunların konuşamayacaklarını sen de bilmektesin.’” diyorlar. Yani mahkemede hakim böyle açıklamada bulunuyor. Yani Hz. İbrahim (a.s)’i köşeye sıkıştırmak için güya. “Dedi ki:” ifade vermeye devam ediyor. Yani sorgu da devam ediyor. “‘O halde, Allah'ı bırakıp sizlere yararı olmayan ve zararı dokunmayan şeylere mi tapıyorsunuz?’” O da onlara karşı açıklama yapıyor. “Yuh size ve Allah'tan başka taptıklarınıza. Siz yine de akıllanmayacak mısınız?” diyor. Müthiş bir cesaret gösteriyor. Karşı atağa geçiyor. Onları şiddetle eleştirmeye başlıyor. “Dediler ki: ‘Eğer (bir şey) yapacaksanız...’” bakın mahkeme karar veriyor. Hüküm, mahkeme hükmü. “...onu yakın” yeni en ağır ceza veriliyor. Bak idam da değil. Yakarak öldürme. “Onu yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun.” Çünkü o zamanın put inancına, o put düşünceye, o zamanki resmi ideolojiye başka türlü yağcılık yapamayız diyorlar. Yardımcı olamayız. Ne yapmak lazım? İbrahim (a.s)’i yakacaksınız diyorlar. Mahkeme kararı. Cenab-ı Allah da diyor ki o mahkemenin açıklamasına karşı: “Biz de dedik ki: ‘Ey ateş, İbrahim'e karşı soğuk ve esenlik ol.’ Ona bir düzen (tuzak) kurmak istediler” o zamanki rejim. “Fakat Biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık.” Onlar bir tuzak kurdu, Ben de bir tuzak kurdum diyor Allah ama benim tuzağım çetin diyor. Ben onları perişan ettim diyor Allah. “Onu ve Lut'u kurtarıp içinde, alemler (insanlık) için bereketler kıldığımız yere (ülkeye) çıkardık. Ona İshak'ı armağan ettik, üstüne de Yakub'u; her birini salihler kıldık.” Samimi insanlar kıldık. “Ve onları, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık” Mehdi yaptık onları diyor Cenab-ı Allah. Ebcedi de 1984 yılını veriyor. Mehdi (a.s) de Hz. İbrahim (a.s)’in evladıdır. Onun neslinden gelecektir biliyorsunuz. “Biz bunu” 79. ayet, “Biz bunu (hükmü) Süleyman’a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik.” Yani Mehdi (a.s) nasıl hakimlik görevi yapacaksa, Hz. Süleyman (a.s) da o zaman hakim. Hüküm veriyor ve ilim var. Ledün ilmi var, batın ilmi var, vehbi ilim var. İlim sahibi. “Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) Yapanlar Biz idik.” Şimdi biz burada Allah’ı tesbih ediyoruz. Şu anda dağlar da tesbih ediyor mu?

CİHAT GÜNDOĞDU: Ediyor tabii.

ADNAN OKTAR: Nasıl ediyor?

CİHAT GÜNDOĞDU: Varlıklarıyla?

ADNAN OKTAR: Dağlardaki evlerde bu televizyonlarla... Bütün yedi tepe, bütün dağların üstü ev dolu değil mi İstanbul’da? Binlerce, yüz binlerce ev yok mu? Yüz binlerce televizyon yok mu? Yüz binlerce radyo yok mu? Biz Allah deyince bütün dağlar da Allah diyor mu dağlar?

CİHAT GÜNDOĞDU: Aynen dediğiniz gibi. Evet, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Diyorlar değil mi? Her yerde Allah diyor mu şu an dağlar?

CİHAT GÜNDOĞDU: Diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Her yer. İşte Kuran buna işaret ediyor. “Davud ile birlikte tesbih etsinler diye...” Bizimle beraber aynı anda televizyonlar da tesbih ediyor mu Allah’ı? Biz de Davud’un evlatlarındanız. Müslümanların hepsi Davut evladıdır inşaAllah. “Dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) Yapanlar Biz idik.” diyor Allah. Ben yaptım diyor. Yani bu bütün konuşmaları, onun konuşmasını da, dağlardaki konuşmaları da, kuşların Allah’ı zikrini de ben yaptırıyorum diyor Allah. Onlar yapamaz diyor Allah. “Ve sizin için ona, zorlu-savaşınızda sizi korusun diye, '(madeni) giyim-sanatını' öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?” Mesela bütün Mehmetçikler, askerler şu an kurşun geçirmez yelekler yapıyorlar. Değil mi? Bunu diyor, ben öğrettim diyor Allah. Ben size bildiriyorum bunu diyor Hakim olarak Allah. Her şeye hakim olarak. “Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.” Rüzgarı kullanarak şu an hangi gök vasıtaları yapılıyor?

CİHAT GÜNDOĞDU: Uçaklar.

ADNAN OKTAR: Planörler, değil mi? Helikopterler. Dolayısıyla ahir zamana bakıyor ayet. Süleyman (a.s) devrinde de kullanılıyordu. Planör tarzı uçaklar kullanılıyordu. İnşaAllah. Ama devrimizde bu en gelişmiş şekliyle. Değil mi? İnşaAllah. “Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik). Biz onların koruyucuları idik.” Hz. Süleyman (a.s)’nın bütün duvarcı ustaları emrine giriyorlar. Bir masonik tablo vardır. Orada Hz. Süleyman bütün masonların lideri. İnşaAllah. Şimdi onlar Adonai’ı bekliyorlar, Adon’u. Ahir zamanda ‘bizim başımıza geçecek’ diye bekliyorlar. Mehdi (a.s) bütün şeytanları İslam’ın hizmetine kullanacak ve masonları da etkisi altına alıp onları da İslam’ın hizmetinde kullanacak ve onların dediği de olacak, masonların dediği. Adonai gelecek, Adon. Adon dedikleri Mehdi (a.s)’dir. Adon’un emrine gireceğiz biz diyorlar. Mason tablosu var ve Adon onların karşısında yüksek bir tepede mason kıtaları böyle, mason kıyafetleri giymişler, yağlı boya tablo var. Adon da onları yönlendiriyor. İnşaAllah. Ahir zamanda Mehdi (a.s) hem masonlara, hem şeytanlara, hem cinlere, hepsine hakim olacaktır. İnşaAllah.

Senin açtığın sayfanın arka sayfasına geçtim. Enbiya Suresi, devam ediyoruz. 86. Cenab-ı Allah; “Onları rahmetime aldım” diyor, “şüphesiz onlar salih kimselerdi.” Samimi temiz insanlardı diyor. Bu da İslam’ın en şaşalı, en muhteşem yıllarını veriyor, 2066. Binalarıyla, bahçeleriyle, ekonomik rahatlığıyla en muhteşem yıllardır 2066. Mehdi (a.s)’nin yaşlı dönemleridir. İnşaAllah. “Balık sahibi (Yunus'u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı.” Hz. Yunus tebliğ yapıyor bir şehre. Adamlar dinlemiyorlar. Yıllarca yapıyor, dinlemiyorlar. O da kızıyor, bırakıp gidiyor. Bu bir zelledir. Yani Peygamberler öyle bir hata benzeri bir şey yaptığında ona zelle denir. “Karanlıklar içinde: ‘Senden başka İlah yoktur, Sen Yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum’ diye çağrıda bulunmuştu.” Balina gibi büyük bir balık Hz. Yunus (a.s)’ı yutuyor. Akıl almaz bir korku duyuyor. Midesine giriyor. Şiddetle Allah’ı tesbih ediyor. Hayvan yeniden onu bir kıyıya, kenara götürüp ağzından dışarıya atıyor. Tarih içerisinde öyle balığın yuttuğu ve bir süre balığın karnında kalan insanlar oluyor balinaların yuttuğu. Üç vaka var hatırlayabildiğim kadarıyla. İki üç tane vaka var. Bir tanesinde balığın asitlerinden cildi beyazlaşmış adamın. Yani mide özsularından dolayı biraz kaldığı için. “Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte Biz, iman edenleri böyle kurtarırız.” Bakın artık balığın karnında yüzde yüz ölmüş gibi görünüyordu. Değil mi? Yani bitmiş gibi görünüyor. Allah orada da kurtarıyorum diyor. Yani en ümitsiz vakalarda da kurtarabiliyor Allah. “Zekeriya da; hani Rabbine çağrıda bulunmuştu: ‘Rabbim, beni yalnız başıma bırakma, sen mirasçıların en hayırlısısın.’ Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahya'yı armağan ettik”. İnşaAllah. Mehdi (a.s) da yalnız başına değildir. İnşaAllah Cenab-ı Allah ona Hz. İsa (a.s)’yı gönderecek vezir olarak. İnşaAllah. Bak 96. ayette: “Yecuc ve Mecuc (un sedleri) açıldığında, onlar her bir tepeden akın ederler” Bu I. Dünya Harbi’ni ve II. Dünya Harbi’ni işaret ediyor. Tepelerden Alman orduları, Faşist İtalyan orduları, Komünist orduları, her tepelerden; motorsikletlerle, kariyerlerle, tanklarla aştılar. Bak diyor ki: “..onlar her bir tepen akın ederler.” Onlar da bunu yaptılar. “Gerçek olan va’d yaklaşmıştır” Kıyamet yaklaşmıştır. Mehdi (a.s.)’nin çıkışı yaklaşmıştır. İsa (a.s.)’nın inişi yaklaşmıştır. “İşte o zaman, inkâr edenlerin gözleri yuvalarından fırlayacak:” böyle fincan gibi. “Eyvahlar bize, biz bunlardan tam bir gaflet içindeydik, hayır, biz zalim kimselerdik (diyecekler.)” diyor Allah.

Yunus Suresi 109. “Sana vahy olunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” Şimdi, aynı zamanda bu Mehdi (a.s.)’ye hitap ediyor. “Sana vahy edilene uy...” Kuran’a uy, “Allah hükmünü verinceye kadar...” Yani bir süre var, belirli bir süre var. 40 sene, 50 sene neyse de, Cenab-ı Allah onu bekle diyor. “Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” “Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, O’ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur.” Hakikaten değil mi? İnsanlara hastalıklar geliyor, olaylar geliyor, ne bileyim? Türkiye’nin başında mesela Darwinizm belası, komünist bela vardı. Türkiye gitti deniyordu 1980’lerde. Ben 77’lerde falan, herkes diyordu, bitti deniyordu. Yani komünistlerin eline geçti kabul ediliyordu. Ya iç savaş çıkacak diye düşünülüyordu, Türkiye o yönden gidecek, kardeş kardeşi kıracak. Ya komünist iktidar olacak diye düşünülüyordu. Bak, “Allah sana bir zarar dokunduracak olsa”Allah verdi onu. “O’ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur.” Ve Allah kaldırdı. “Ve eğer sana bir hayır isterse,” hakimiyet, güç “O’nun bol fazlını geri çevirecek de yoktur. Kullarından dilediğine bunu isabet ettirir.” Mehdi (a.s.) ise Mehdi (a.s.)’ye, Hz. Mesih (a.s.) ise Mesih (a.s.)’e. “O, Bağışlayandır, esirgeyendir.” Evet, 15 dakikamız kalmış.

SUNUCU: Figen Hanım, Figen Sancaklı, Kadıköy’den. Sizin için bir soru yollamış. Diyor ki: “Janet Jackson’ın, Amerika’nın çok izlenen bir haber programında şöyle söylüyor.” diyor. “Tabii ki, sevdiklerim öldükten sonra üzülmem. Çünkü bu onların kaderidir. Ayrıca onlarla, Ahiret’te yeniden görüşeceğiz. Sunucu diyor ki, Ahiret’e inanıyor musunuz?, soruyor. O da diyor ki, tabii ki inanıyorum. Ben çok inaçlı bir insanım.” Figen Hanım da şunu sormuş. “Hocam, Janet Jackson’ın bu açıklaması, sizden etkilendiğini düşünüyorum. Siz ne dersiniz, siz neler düşünüyorsunuz?”

ADNAN OKTAR: O Janet Jackson sevimlisine, ben kitabımdan göndermiştim. Yaratılış Atlası’dan gönderdim. Ağabeyine, rahmetliye de gönderdim. Ağabeyi Müslüman’dı onun. Janet Jackson da Müslüman aslında. O da, yani ağabeyi gibi, fakat gizliyor. Fakat üzerine gitmezlerse iyi olur. Yani ben ona, ben öylesine söylüyorum. Müslümanlar gidip, yani gidip üzerine dayanıp, “Müslüman mısın açıkla” demek olmaz. Yani bunu terk edecekler. Çok ezerler ve çok rahatsız olur. Ama Türkiye’de kardeşlerimizin bilmesinde bir fayda var, iyilik var. O da ağabeyi gibi dindar, Müslüman. Yani aile, ufaklıklar da öyle, küçük çocuklar da, çok dindarlar. Yani ufaklıklarla da bağlantımız var işin doğrusu. Yani söylemeyeyim dedim ama, söyleyeyim. Küçüklerle de, onlarla da yazışıyoruz. Bayağı dindarlar, dine karşı içlerinde bir coşku var çocukların, maşaAllah. Babası güzel yetiştirmiş. Ufaklıklardan özellikle bir tanesi çok yaman, çok dindar böyle, maşaAllah. Bizim kitapları da okuyor, benim kitaplarıma meraklı maşaAllah. Ama gidip yakalarına yapışırlarsa, tabii çok ayıp olur. Ben, yani güvendiğim için, etrafta kardeşlerime, Müslümanlara söylüyorum inşaAllah.

CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah. Komik bir hayvan vardı Hocam, kedi.

ADNAN OKTAR: Bir bakayım nasıl bir şeymiş o.

CİHAT GÜNDOĞDU: Çok orijinal bir karpuz yeme şekli var.

ADNAN OKTAR: Aç sesini bakayım. Ben bu herifi... iyiki elime geçmemiş. Ben bunu ne yaparım bilmiyorum. Acayip tatlı bir şey. Büyük bir iştah ile karpuzu yiyiyor. Seslere bak sen. Hepsi meraklıymış bunların, baksana ailece. Bak o da kenardan, o elinde falan kalan artıkları, onları da yemeye çalışıyor. MaşaAllah. Böyle güzel baktıklarında çok hoşuma gidiyor, bu hayvanlara iyi davrandıklarında, maşaAllah. Bir de poz vermiş karpuzu yerken.

Nedir o?

CİHAT GÜNDOĞDU: Bunu daha önce göstermiştim Hocam, az önce. Dilerseniz çok üstün bir, göz yapıları ile ilgili bir videomuz var, onu gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Tamam.

CİHAT GÜNDOĞDU: Günümüzün en ileri, daha doğrusu en karmaşık ama, o kadar da düzenli göz yapıları olarak, böceklerdeki gözler var, inşaAllah. Mesela bir arının gözünde yüzlerce gözden oluşan, petek göz sistemi var arıda. Bu şekilde, etrafını çok detaylı olarak görebiliyor. Her detaydaki en ufak bir hareketi, yani karelere bölünmüş olarak nitelersek çevresini, her karedeki en ufak hareketi hemen fark edebiliyor. Bu yüzden, av olmaktan ya da, av olmaktan rahatlıkla kurtulabilmiş oluyor ve avını da çok iyi yakalamış oluyor, eğer bir avsı ise, bu tip hayvanlar. Bu aynı göz yapısı, yusufcukta da var. Etraftan gelen tehlikeleri bu şekilde, çok detaylı olarak, hemen fark etmesine yarıyor bu göz yapısı. Karideste de bu var. Ama işin en ilginç tarafı, bu en ileri göz yapısı, zaten canlılara ilk rastladığımız Kambriyen dönemi, yani 540 milyon yıl önceki canlılarda zaten var. Trilobit, buna bir örnek. Trilobit, bundan 540 milyon yıl önce yaşamış bir canlı. Denizlerin derinliklerinde yaşamış bir canlı. Aynı göz yapısı, bu peteksi göz yapısı, yine kendisinde de var, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Senin karpuzcu gene faaliyetine devam ediyor gördüğüm kadarı ile. İyiki buralarda değil. Ben de onu böyle karpuz niyetine yerdim herhalde.

SUNUCU: Hocam, ben de sizin hayvanları çok sevdiğinizi duymuştum. Özellikle kedileri, değil mi?

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, evet. Bayağı kedim var ve acayip tatlılar ablası, çok şekerler. Çok tatlı hayvanlar. Bir kere sevgiye bu kadar duyarlı hayvan, çok nadirdir. Mesela sevginin dozu ile ilgili, hırlaması da artıyor, hırıltısı. Mesela gıdının altını, belirli bir hırıltısı var. Ama daha güçlü sevilirse, onu daha da böyle, acayip sesler çıkartarak belirtiyor.

CİHAT GÜNDOĞDU: Evet, memnuniyetini belli ediyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hayır, yemeklerde de, mesela çok sevdiği bir yemek olursa, onda çok acayip sesler çıkartıyor. Orta derecede ise, ona göre tavrı var. Temizliğe çok düşkün hayvan. Akşama kadar temizleniyor, çok titizler. Allah onları her yönden, bir de çok aşırı zekiler. Yani mesela, refleksi mükemmel. Koruma, değil mi? Yöntemleri çok şahane. İnsanın hiç aklına gelmeyecek şeyleri akledebiliyorlar.

SUNUCU: Hisleri çok kuvvetli diyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet, çok güzel hayvanlar, maşaAllah. Yine bir ufaklık, bir tane daha var. Yine küçük bir şey daha getirdiler, acayip şeker bir şey. Onu bir ara getireyim, meşhur edeyim. Senin geldiğin vakitte getireyim de göstereyim, inşaAllah.

Ben bir ayet okuyayım. Hz. İsa (a.s.) gelişi ile ilgili ayetlerden, sende var mı?

CİHAT GÜNDOĞDU: Bulayım inşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Hani Allah” şeytandan Allah’a sığınırım. “Hz. İsa (a.s.)’ya demişti kİ: “Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim (müteveffiyke), seni Kendime yükselteceğim (rafiuke), seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları...” bak, sana uyanları, seni sevenleri, biz Müslüman olarak, çok seviyoruz Hz. İsa (a.s.)’yı. Hıristiyanlar da seviyorlar. Ne vakite kadar? Kıyamete kadar. “Kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim.” Kıyamete kadar hakim olacaksınız diyor Cenab-ı Allah. “Sonra dönüşünüz, yalnızca Bana’dır.” Ahir zamanda, bir dünya hakimiyetinden bahsediyor Allah. Hiç aksi açıklanacak gibi değil. Bak diyor, “...sana uyanları, kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim” Küfür kalkacak diyor, sana uyanlar olduğunda. “Sonra dönüşünüz, yalnızca Bana’dır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde, aranızda Ben hükmedeceğim.” Hz. İsa (a.s.) baygın halde, uyur halde Allah Katına yükseltilmiştir. Uykuda her insan ölür. Her akşam ölürüz, her gün yeniden diriltiliriz, Kuran buna işaret ediyor.

SUNUCU: Yarı ölü olarak.

ADNAN OKTAR: Evet, yarı ölü olmuş oluyor, evet. Ama onu, Allah direkt ölüm olarak alıyor. Ben diyor, sizi diyor yeniden diriltirim diyor. Yeniden can veririm diyor. Mesela bak, “Allah, ölecekleri (mevt) zaman canlarını alır.” Ona, “mevt” kelimesini kullanıyorlar, ölümde. “(yeteveffa); ölmeyeni de uykusunda (canını alır) (lem temut). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı (el mevte) verilmiş olanı tutar.” Mevt kararı verilmiş olanı tutar.“Öbürünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir.” Yani, bu iki kelime arasında fark var. Yani vefat ile, “yeteveffa” kelimesi, “mevt” kelimesi, mevt net ölümdür, mevt. Ama “yeteveffa”, mesela uykuda da insan, o konumda olmuş oluyor, uyur haldeyken de. Kuran, ona işaret ediyor. Efendim, bu konuyu ispat etmek için, uzun uzun ayetler ile açıklamışlar, evet. “Hani Allah İsa’ya demişti ki: “Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim, seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim.” deminki ayet, “Sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim.” “Sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim.” İfadesi, çok net, açık burada. Bunun ikinci bir açıklaması yok.

CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah, yine aynı şekilde, siz daha iyi bilirsiniz.

ADNAN OKTAR: Mesela bu ikinci ayet, hangisi?

CİHAT GÜNDOĞDU: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ölmeden önce, ona inanmayacak kimse yoktur.”

ADNAN OKTAR: Evet. “Andolsun, Kitap Ehl’inden, ölmeden önce ona inamayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların üzerine şahid olacaktır.” Bakın, “Kitap Ehl’inden”, Musevilerden ve Hıristiyanlardan. “Ölmeden önce ona”, Hz. İsa (a.s.)’ya, “inanmayacak kimse yoktur.” diyor Allah. Ne anlama gelir bu? Yani mesela, dünyada şu anda Hıristiyanlar var. Museviler var. Hz. İsa (a.s.)’da gelmiş ve sağ. “Ölmeden önce ona inanmayacak hiçkimse kalmayacak.” diyor Allah. Bu ancak dünya hakimiyeti ile olur. Bütün dünyaya İslam’ın hakimiyeti ile olur. Yani yoksa bu ayetin anlamı kalmıyor bak öbür türlü. Yani bizim anladığımız anlamda, tabii Allah’ın birçok hikmeti vardır, fakat net anlamının bu olduğunu anlıyoruz. “Kıyamet günü, o da onların üzerine şahid olacaktır.” Ama tabii ayetlerin, birçok ikinci anlamları vardır, üçüncü anlamları vardır, dördüncü anlamları vardır. “Ve Biz, Allah’ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa’yı gerçekten öldürdük, demeleri nedeniyle, onlara böyle bir ceza verdik.” diyor Allah. “Oysa onu öldürmediler”. İsa (a.s.)’ı öldürmediler diyor Allah, sağ. “Ve onu asmadılar.” yani herhangi bir şekilde, çarmıha gererk asmadılar. “Ama onlara, onun benzeri gösterildi” Hz. İsa (a.s.) benzeri bir insan gösterildi diyor Allah. “Gerçekten, onun hakında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler.” Yanlış biliyorlar diyor Allah. “Onların bir zanna uymaktan başka, buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur.” Sadece zanediyorlar diyor, İsa (a.s.) ölmedi diyor Allah. Bir daha vurguluyor Allah, “Onu, kesin olarak öldürmediler.” Ma katelehu diyor Allah, katletmediler. “Hayır, Allah onu Kendine yükseltti (refea etti). Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” Çok net, inşaAllah.

Evet, güzel yüzlü, bana bir sayfa daha aç ver bakayım. MaşaAllah. Güzel yüz, Allah’ın bir tecellisidir. İnsanların beyninde Allah, tecelli eder, güzellik olarak tecelli eder. İltifatların hepsi Allah’a olur. Allah böyle renkli göz gösterir. Renk, dışarıda renk yok ki. Rengi Allah yaratıyor. Nuru Allah yaratır. Işığı Allah yaratır. Dolayısı ile, bütün iltifatlar, senalar hep Allah’adır, inşaAllah. 45. ayet, Nahl Suresi. “Artık ‘kötülüğü örgütleyip düzenleyenler’, Allah’ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamyacakları yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler?” diyor. Kıyamete de bakan bir ayet. 45. ayet, ne aklına geliyor? Hicri 1545. Bediüzzaman ne diyor? Hicri 1545’te kıyamet kopacak diyor, inşaAllah. Değil mi ? Ona işaret ediyor inşaAllah. Peygamber (sav)’e diyor ki Cenab-ı Allah, “Sen onların hidayet bulmalarını ne kadar tutku ile istesen de,” şeytandan Allah’a sığınırım, “ne kadar candan istesen de, Allah, şüphesiz saptırdığına hidayet vermez. Onlar için yardım edecek yoktur.” Yani insanların mesela bir kısmı iman etmiyor, bayağı üzülüyorlar iman etmiyor diye. Halbuki, Allah onu öyle yaratıyor. Yani kaderi öyle onun. “İstediğimiz zaman” diyor Cenab-ı Allah, “herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca “ol” demektir.” diyor. Hemen olur diyor Allah. Hani evrim vardı? Anı yaratırım diyor Allah. Ol derim, olur diyor. “Zulme uğratıldıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri, dünyada şüphesiz güzel bir biçimde yerleştireceğiz.” Bu, Mehdi (a.s.) ve talebelerine bakıyor. Zulme uğratıldıklarında, Müslümanların yanına hicret ediyorlar, annelerinin, babalarının yanlarından. Yahut kimse, kavminin yanından, yahut işinden. “Hicret edenleri, dünyada şüphesiz , dünyada şüphesiz güzel bir biçimde yerleştireceğiz. Ahiret karşılığı ise, daha büyüktür, bilmiş olsalardı.” Mesela Bediüzzaman da hicret etmiştir ama, kendi vatanında, kendi toprağında. Kardeşlerini bırakarak değil. Öyle olur mu? O zaman, biz sıkıştık, zor durumdayız, hadi bize müsaade. Ben diyorum ki, Türkiye’yi bırakıp gidiyorum. Darwinistler’le siz ne yapıyorsanız yapın, materyalistler ile. Burası tehilikeli yer, hapsediliriz, tutuklanabiliriz, döverler, söverler, iftira atarlar. Basında üzerimize gelirler. Masonların saldırıları olabilir bazı kişilere. Ben gideyim, bana müsaade. Nereye? İşte bir yere gideyim. Rahat şöyle, evlat, iyi aile, işime de bakayım, ben oradan size anlatırım. Orada, o zaman öbür Müslümanlar, onlar da diyecek ki, o zaman biz de gidelim diyecekler. Olur mu öyle şey? Bu vatan, bu vatanı sevenlerin. Allah dostlarının değil mi? Türk milliyetçilerinin. Atatürkçülerin. Kuran aşıklarının. Allah aşıklarının, inşaAllah.

Evet, bitmiş.

SUNUCU: Hocam, programımız bitti. Ben kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum. Yarın yine bizlere, 22.00 ve 24.00 saatleri arasında Kocaeli TV’den takip edebilirsiniz. Herkese iyi akşamlar diliyoruz.

Bu eser 238 kez incelendi.

Post To MySpace!
Mp4 dosyası (.mp4) - 15 download
395.47 MB
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Allah Akılla Bilinir - Belgesel
Derin Düşünmek - Belgesel
Allah'ın Varlığının Apaçık Delillerini Görebilmek 2 - Belgesel
Sayın Adnan Oktar'ın Tempo TV'deki Canlı Röportajı (5 Şubat 2010) - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Gaziantep Olay TV'deki Canlı Röportajı (6 Şubat 2010) - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Kanal 35, TV Kayseri ve Kanal Avrupa'daki Canlı Röportajı (7 Şubat 2010) - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Sayın Adnan Oktar'ın Buğra Ayan Tarafından Gerçekleştirilen Röportajı (28 Şubat 2009)
Ücretsiz 75 Adet MP3
Bedava mp3ler
Harun Yahya Eserleri Ramazan Ayı Boyunca Okuyucuları İle Buluşacak
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1162 download
Dinler Terörü Lanetler - 1096 download
Dinler Terörü Lanetler - 1024 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 970 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.