Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15879 tanesi Türkçe, toplam 19177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Şeytan’dan Allah’a sınırım, Bakara Suresi 214; “Yoksa sizden önce gelip geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” Sizden önce gelip geçenler, yani Hz.Yusuf’ların, Hz. İbrahim’lerin, İshak’ların, Yakup’ların başından geçenler. “Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldalar ki”, öyle büyük olaylarla karşılaştılar ki, “sonunda elçi beraberindeki müminlere Allah’ın yardımı ne zaman diyordu”, yani o kadar zorlanmışlar. “Dikkat edin şüphesiz Allah’ın yardımı pek yakındır.” “Andolsun” diyor Cenab-ı Allah yine Bakara Suresi, 155; “Biz sizi biraz korku, açlık, bir parça mallardan canlardan, ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele”, 155. “Ey iman edenler, sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti haber vereyim mi?” Bakın bunu yapmazsanız diyor Allah, acı bir azapla karşılaşacaksınız. Size bir ticaret söylüyorum, acı azaptan kurtaracak diyor Allah. “Allah’a ve O’nun Resulü’ne iman ederseniz. Mallarınızla ve canlarınızla”, bak mal ve canınızla, "Allah yolunda mücadele ederseniz," cihad ederseniz, cehd edersiniz diyor. Eve domuşup dalmazsınız diyor, değil mi ayette? “Bu sizin için daha hayırlıdır, eğer bilirseniz”, Saf Suresi, 10-11. “Nice peygamberle birlikte bir çok Rabbani bilginler mücadele ettiler”, gayret ettiler. “Ve Allah yolunda kendilerine isabet eden güçlük ve mihnetten dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler”; ne iftara, hakaret, baskı hiçbir şeyden yılmıyorlar. “Allah sabredenleri sever”, Al-i İmran Suresi 146. “Yoksa siz, Allah içinizden cehd edenleri, cihad edenleri, çaba harcayanları belirtip ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip ayırdetmeden, Cennet’e gireceğinizi mi sandınız?” Cennet’e gideceğini zanneden çok fazla insan var öyle. Bak Allah diyor ki; “içinizden cehd edenleri, cihad edenleri , gayret edenleri belirtip ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip ayırdetmeden Cennet’e gireceğinizi mi sandınız?” diyor. Öbür ayet de bu konuyu açıklıyor. “Daha önceden gelip geçenlerin hali başınıza gelmeden Cennet’e gireceğinizi mi sandınız?” diyor.
Cennet öyle kolay değil . Var öyle kardeşlerimiz işte başörtüsünü örteriz diyorlar, bir de bir adam buluyor evleniyor. Kız, mesela çocuğu var. Onu bir önce okutuyor. İşte kariyer, buziyer bilmem falan öyle bir yollardan da geçiyorlar. Ondan sonra diyorlar; “sen şey gibi bir adamsın, seni şimdi evlendirme vakti, üreme vakti geldi” diyorlar artık yani “doğdun , büyüdün ve geliştin üreme devrindesin, üredikten sonra da öleceksin” diyor. Sanki görevi buymuş gibi ve onu hemen başgöz ediyorlar anında. Ne cihat, yani cihat derken kafa göz doğrama anlamında değil, cehdetmek, gayret etmek. Ne Allah yolunda bir zorluk, bunlara girmiyor mesela Allah yolunda bir zorluğa girmiyor. Müslümanlardan fellik fellik kaçıyorlar. Ama bir de sorsan diyor ki, biz mutaasıp aileyiz, çok mütedeyyin aileyiz. Mesela bilmem ne eşraflarından bilmem ne beyefendi diyorlar. Kısa üç numara traş, ense dört kat olmuş böyle bol yağlı pilav yiyerek. Ondan sonra diyor; “aslan gibi de kızı yetiştirdik. Artık şunu da bir başgöz edersek” diyor, “oh tam mütedeyyin olmuş olacağız” diyor. “Ve Allah yolunda da çok mücadele ediyoruz biz, daha geçen sene Umre’ye gittik” diyor. Umre’yi de artık böyle bir bayram seyahati gibi, hani bayramlarda falan var ya böyle millet eğlenmeye gidiyor oraya buraya. En lüks otellerde, oranın en lüks otellerine gidiyorlar. Orada yemeli, içmeli artık pilavlar, hoşaflar. Orada ticaret, ondan sonra biraz da dedikodu da yapıyorlar. Ondan sonra buraya uçakla geliyorlar geri, uçakla gidiyorlar. Umre yapmış, sakal da göbeğine kadar o da tamam, onu da yapmış. Ticaret de yapıyor, ticaret sünnet zaten, pilav yemek de sünnet, kavun yemek de sünnet, onları da yerine getirmiş. Cihadı da işte adamlar yapsın, var böyle değişik tipler var. Onların böyle eleştireceği, değil mi böyle uzaktan haberlerini dinceleyecekleri kişiler oluyor. Onlar da cihat edecekler. “Hepsini birden yapamayız ki biz” diyor, “hepsini nasıl yapalım” diyor. “Umreyi yaptım” diyor, “pilav sünnetini de yaptım, kavun sünnetini de yaptım, sakal sünnetini de yaptık, tebliği de artık sizler yapacaksınız” diyor. “Ama riskli adamsın sen, biz çekiniriz senden. Tehlikeli işler bunlar” diyor. “Şimdi benim çoluğum, çocuğum, ailem var” diyor “ben bu işlere girmeyeyim. Ben sağlam zaten mütedeyyinim” diyor. Ondan sonra “mutaasıp aileyiz biz” diyor, “biz zaten öyle bir şeylere giremeyiz” diyor. “Milletin içinde nasıl gidip tebliğ yapalım” diyor.
Bu kafa Suriye’de de daha önce olmuş, mesela gelmişler Müslüman gençler, demişler ki bir fabrika sahibine, “memleket elden gidiyor, memleket komünist olacak, bak komünist darbe söylentileri var, gelin bize yardım edin” demişler, adama demiş, fabrika sahibine. Adam da çıkartmış, bir dolar vermiş. Çocukların avucuna koymuş. Bir hafta sonra komünist darbe oldu diyor, o bir dolar veren yurtdışına kaçmış, fabrikalarını, her şeyini bırakıp. Bütün malına mülküne her şeyine el kondu diyor, tamamı gitmiş elinden. O zaman Stalinist’ti rejim Suriye’de. Yani böyle bir mantık içerisinde, yani bela ta kapıya gelinceye kadar bekleyen insan mantığı. Bir de sorsan, yani böyle fitneden kaçınan, mütedeyyin, aklı başında adam havalarında. “Biz evde toplanıp kitap okuyoruz” diyor, ev mücahidi yani böyle. 6-7 tane arkadaşı oluyor, güzel çaylar geliyor, börekler de geliyor. Hanım börek de yapmış oluyor. Kitaptan zaten okurken uyumaya başlıyorlar o anda böyle uykulu. Kimi yan yatıyor, kimi düşüyor. Hatta direkt gözlük burnundan düşüp böyle kendisini kaybedip uyuyanlar mı dersin, değil mi? Takma dişi ağzından düşüyor artık böyle olayın şiddetinden. Ve bunlar ev mücahidi ve çok muazzam netice almış oluyorlar. Yani sorsan hepsi tamam işte, “ne istiyorsa yapıyoruz” diyorlar. Ama biz diyorlar tehlikeli tiplerden uzak dururuz. Yani nemize lazım mesela tebliğ yapmak, gidip okullarda kitap dağıtmak, aman aman diyor, aman kardeşim öyle işler sakat işler.
Burada mücahit nedir biliyor musun? Bütün hayatını Allah’a vakfeden, Allah için gayret eden, cehd eden, İslam’ı yaymak için var gücüyle gayret eden, maddi, manevi bütün imkanlarını kullanan adama mücahit denir. Hz. İbrahim (a.s) bir mücahitti. Peygamber Efendimiz (sav) bir mücahitti. Ne yaptı? Bütün malını, mülkünü, hayatını tam anlamıyla adadı. Sabah erkenden kalkıyordu, Müslümanları hazırlıyordu, değil mi? Sabahtan akşama kadar cihad ve tebliğ ile uğraşıyordu. Oturmuyordu evde. Hz. İbrahim (a.s) de mesela; putlara herkes orada saygı gösteriyordu kimse sesini çıkarmıyordu. O daha çocukken gitti, bütün putları kırdı. Çok da zekiydi, büyük putu bıraktı ama. Bak, o büyük putu bırakması; ledün ilmidir işte. İlm-i ledün, batıl ilmidir bu. Boynuna baltayı astı, çok da zeki. Sordular; “Ey İbrahim sen mi yaptın?’’ dediler. “Yok’’ dedi “ben yapmadım. Bu büyük put yaptı’’dedi. Alay ediyor onlarla, aşağılıyor. Demek ki; küfürle mücadelede, nezaketiyle aşağılamak da çok önemlidir. Oradaki akılsızlığı, akıl eksikliğini, muhakeme ve yargı bozukluğunu nezaketiyle vurgulamak önemlidir. Nitekim o, içlerinden geçiriyor adamlar, diyorlar. Kuran ayetinde var. Şeytandan Allah’a sığınırım “Sen de biliyorsun” diyorlar, “biz de biliyoruz böyle bir şey olmayacağını’’ haklı olduğunu söylüyorlar. Ama bir süre sonra birden delileniyorlar, Hz. İbrahim(a.s)’e diyorlar; “seni yakacağız.’. Yakarak şehit etmeye niyet ediyorlar. Cenab-ı Allah biliyorsunuz Hz. İbrahim(a.s)’i kurtardı. “Ey ateş ona karşı soğuk ve selamet ol’’dedi Allah “serin ve selamet ol’’ dedi. Bir mucize meydana geldi, yakamadılar Hz. İbrahim(a.s)’i, Allah onu kurtardı. İşte mücahitlik böyle olur.
Hz. İbrahim (a.s) de biliyordu. Alırdı çocuklarını, kızlarını mütedeyyin yetiştirirdi değil mi? Yer içerdi, otururdu, putları da kırmazdı, putlarla bir mücadelesi de olmazdı. Dolayısıyla ateşe atılması diye bir olay olmazdı. Rahatça yaşardı yani, kendi kafası neyi gerektiriyorsa o an onu yapabilirdi. Fakat yapmadı, orada muazzam bir cesaret gösterdi. Onun için, ben mütedeyyinim, biz aklı başında aileyiz, işte çocuğuma kariyer, buziyer bilmem ne, şunu yaptırıyorum, bunu yaptırıyorum. Ahiret’te bunun hesabını verecek insanlar. Bunu bilecekler, bunu anlamadım yok. Bak, açıkça belirtiyor Allah. Kariye yapılır ayrı bir mesele ama onu Allah rızası için yapmak lazım. Yani İslam’a hizmet kastıyla. İslam’a, Müslümanlara fayda getirsin diye yapmak lazım. Onu kendi çıkarı, kendi nefsi için yapıp da İslam’a, Kuran’a hizmet için yapıyorum diye kendini kandırırsa, Allah bunun karşılığını alır. Allah intikam sahibidir. Hem kendi çıkarı için yapacak, hem de Kuran’a mal edecek. Mesela canı gezmek istiyor, sıkılıyorlar ailece. Hadi bakalım bir hacca gidelim diyorlar. Değil mi? Bir değişiklik olsun, ailece cümbür cemaat doluşup gidiyorlar. Böyle olmaz. Sıkıldığı için değil, Allah rızası için yapılır. Yoksa mesela; Suudi Arabistan’da olsun, Kuveyt olsun bunlar akıl almaz zengin ülkeler. İsteseler bütün Avrupa’yı kitaplarla donatabilirler. Muazzam bir kitap faaliyeti yapabilirler, ücretsiz kitap dağıtabilirler. Darwinizm’i, materyalizmi ortadan kaldıracak muazzam çalışmalar yapabilirler. Bilimsel okullar kurabilirler, devlet kütüphaneleri kendi emrinde. Muazzam sayıda kitap bastırıp, ücretsiz, tırlar ile bütün Avrupa’ya, her yere, Müslüman ülkelere dağıtabilirler. Yapmıyorlar, futbol kulüplerine üye oluyorlar, onları satın alıyorlar, Avrupa’da büyük malikaneler satın alıyorlar, büyük kulüplere ortak oluyorlar veyahut tamamen satın alıyorlar. Yani boş işlerle vakit kaybediyorlar. Ama sorsan; tam takva oldukları kanaatindeler, kusursuz şekilde takvayı yerine getirdiği kanaatindeler. Bu samimiyetsizlikten dolayı böyle bir azap içinde Müslümanlar…
Bak, “Eğer yakın bir yarar, orta bir sefer olsaydı onlar mutlaka seni izlerlerdi’’diyor Cenab-ı Allah Peygamber Efendimize (sav) Tevbe Suresi, 42’de. ”Yakın bir yarar’’ çıkar sağlayacaklarını bilseler peşinden gelirler diyor Allah ve ”orta bir sefer olsaydı’’ fazla vakit kaybetmeyecekleri kadar olsaydı, "mutlaka seni izlerlerdi. ”Ama zorluk onlara uzak geldi”. “Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte çıkardık.’’ diye Allah adına sana yemin edecekler." Bir de takva gösteriyorlar kendilerini. Bir de ne diyor? ”Eğer güç yetirseydik, muhakkak seninle birlikte çıkardık’’. Niye güç yetiremeyesin? Gayet de güzel güç yetirirsin. Ama bir çıkarı olmadığı için güç yetiremediğini iddia ediyor. ”Kendi nefislerini helake sürüklüyorlar, Allah onların gerçekten yalan söyledikleri biliyor’’ diyor Allah. Bak, ”kendi nefislerini helake sürüklüyorlar’’ helak olacaklar diyor Allah. ”Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor’’ diyor. Allah onlardan nefretle bahsediyor. Allah yanlarına bırakmayacağım diyor, Tevbe Suresi, 42. “Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkmamak için) senden izin isterler’’ diyor. “Fabrika var’’ diyor “evliyiz, işimiz, gücümüz var, çoluk çocuk”. Bize müsaade’’ diyor, “biz bu işlere girmeyelim’’diyor. “Ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler’’. Yani evde oturuyor, ev Müslüman’ı. “ Geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler’’ bak Allah o nefreti ifade eden bir üslupla anlatıyor. “Allah, onların kalplerini mühürlemiştir’’. Ne demektir kalbi mühürlenmiş? Cehennemlik demektir. “Bundan dolayı onlar, bilmezler.’’ diyor Cenab-ı Allah. “Gerçekten Allah, içinizden alıkoyanları ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri bilir’’. Aman aman diyorlar, oraya gitme sakın, tebliğ tehlikeli ortam diyor. Sana ne, otur evinde, kitabını oku, Kuran’ı oku, sen işine bak, başka bir şeye karışma diyor. “Ve bize gelin diyenleri bilir” diyor, kardeşlerine sakın, sen evdeki ailenin içine otur, işine gücüne bak diyor. “Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler.’’ Bak, “pek azı dışında zorlu mücadelelere gelmezler”. Zoru gördü mü bana müsaade diyorlar yani, Ahzab Süresi, 18. “Oysa andolsun, daha önce 'arkalarını dönüp kaçmayacaklarına' dair Allah'a söz vermişlerdi. “diyor, sorsan en mücahidi… Şöyle yaparız, böyle yaparız, Allah yolunda mücadele yaparız diyor ama zorlu bir durum olduğunda hemen ortadan kayboluyorlar. Bak ayet diyor ki; “arkalarına dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz (ahid) ise, (ağır bir) sorumluluktur’’ diyor Allah. Tehdit ediyor Allah. “ Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız?’’ Mesela, ben su dağıtıyorum diyor, benim görevim bu diyor, siz de cihad edin diyor. Allah bir değildir diyor, oyun oynuyor ama kendince Allah ben bunu kabul etmiyorum diyor. “(Bunlar) Allah Katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.’’ diyor, Allah zulüm olarak görüyor, Tevbe Suresi, 19.
...
Yani benim anlatmak istediğim; samimi Müslümanlar Allah yolunda mücadeleden kaçınmayacaklar. Eğer candan bir mücadele içerisinde olurlarsa Allah İslam’ı dünyaya hakim edecek. Bunu görecekler. Ama yapmazlarsa da yine Allah hakim edecek ama Ahiret’te sorumlulukları çok ağır olur. Bakın Allah’ın açıkça da tehdidi var. Bunu anlamazlıktan gelmek olmaz. Kendi kafasına göre de bir din anlayışı olmaz. “İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün” şeytandan Allah’a sığınırım. Bakın Müslümanlar ne kadar zorlu bir ortama giriyorlar. “Size isabet eden ancak Allah’ın izniyle idi” yani karşılaştığınız büyük hadise Allah’ın izniyle oldu. “(Bu, Allah'ın) mü'minleri ayırt etmesi;” bak müminler ayırt ediliyor bu konumda, zorluk ve dehşet ortamında müminler ayırt ediliyor. “Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi”. Aksine Allah münafık bunlar diyor, aksini yapan münafık olur diyor Allah. “Onlara "Gelin, Allah'ın yolunda mücadele edin ya da savunma yapın" denildiğinde, "biz mücadele etmeyi bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler”. Biz bilmiyoruz diyorlar mücadele etmeyi, ben ailemle, çoluk çocuk birlikte değil mi kavun yiyoruz, ondan sonra bal da sünnet, o sünnetini de yerine getiriyoruz. Ondan sonra işte ne bileyim tirit yemeği, o da sünnet onu da yapıyoruz. “Sarık da var kafamda zaten” diyor, “senin sarık var mı kafanda?” diyor, “ama bak bende var sarık kafamda” diyor. “Ben sarık sünnetini de yerine getirdim” diyor. “Ondan sonra benden sakıt oldu” diyor, “artık sen onu yap” diyor “ben de bunu yapayım” diyor. “Mücadele edin ya da savunma yapın denildiğinde,” İslam’ı Kuran’ı savunun, anlatın, tebliğ yapın, Darwinizm’e materyalizme karşı mücadele edin denildiğinde, "biz mücadele etmeyi bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler”. Yani biz bilmiyoruz zaten bilen sensin biz ne alakası var, diyor. “O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar”, diyor Allah. “Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir”. İçleri çok daha berbat diyor Allah Al-i İmran Suresi 166-167.
“Kendilerine; ‘Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin’ denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi” şu anda da öyle Allah’tan korkar gibi insanlardan korkuyorlar. “Hatta” diyor Cenab-ı Allah “daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar”, Allah’tan daha fazla korkuyorlar insanlardan diyor, şu anda da bunu birçok kişide görüyoruz. " ‘Rabbimiz, ne diye cihadı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?’ dediler” diyor yani biz bunu keşke yapmasak diyorlar böyle bir şeye girmeyelim biz Yarabbi diyorlar, bizi erteleseydin keşke diyorlar Allah’a haşa. “De ki: ‘Dünyanın metaı azdır,” az bir şey vardır dünyada maddi olarak kazanacağın az bir şey var ama “ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır” çünkü sonsuz Ahiret ve çok mükemmel “ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız” diyor Cenab-ı Allah (Nisa Suresi, 77).
“Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün.”. Artık dermakeşan oldunuz bakın üstünüze geliyor herkes, herkes size saldırıyor, iftira var, hakaret var, mahkemelere veriliyorsunuz, hapsediliyorsunuz artık vazgeçin, bırakın bu mücadeleyi diyorlar. “Şu halde dönün. Onlardan bir topluluk da ‘Gerçekten evlerimiz açıktır’ diye Peygamberden izin istiyordu”. Ben anneme döneyim, babam evdekiler var diyor. Evliyim veyahut diyor çoluk çocuk var onlarla ilgileneyim bana müsaade et diyor, ben bu cihada girmeyeyim diyor, ben böyle bir gayret içerisine girmeyeyim diyor. “Oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı.” diyor Allah. Bak aşağılıyor Cenab-ı Allah. Bu ne demektir biliyor musun Allah nefret dolu bir üslupla bunu Allah’ın belirtmesi karşısında Cehennem olduğudur. Bunu kast ediyor Allah. Ahzab Suresi, 13.
“Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti”. Kız çocuğu yetiştiriyoruz biz diyor, evlendireceğim ben onu diyor. Ticaret yapıyoruz diyor mallar var şimdi diyor, senetler geldi çekler geldi biz bunlarla uğraşıyoruz diyor, şimdi faal haldeyiz diyor, biz çocuk yetiştiriyoruz, kariyerleri de var çocukların onlarla da uğraşıyoruz, diyor. Bak "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile”. Allah’tan bizim için tevbe et diyor bize, Allah bizi bağışlasın diyor, vaktimiz yok diyor. Yani illa bir şey olması gerekiyor onun için bizim için Allah’a tevbe edersin, Allah bizi affetsin yani küçük bir şey olarak görüyor, önemsiz görüyor. "Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar” diyor Allah. “De ki: ‘Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir?’ mesela kanser olabilirsiniz, trafik kazasında ölebilirsiniz, mide kanamasında ölebilirsiniz, beyin kanamasından ölebilir, ani bir kalp enfaktisünde hiçbir şey yapamaz. “Allah'a karşı kim herhangi birşeyle güç yetirebilir?” diyor Allah böyle bir konumda. “Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır" diyor Allah. Fetih Suresi, 11.
Allah’ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler” mesela kadınla beraber evin içinde oturuyor adam, bağdaş kuruyor. Birlikte artık orada elini sokarak pilavdan yiyor sünnet diye, arada sırada bir ağzını da misvaklıyor. Oturup kalmalarına seviniyor. Yani biz çok doğru yoldayız, mütedeyyin aileyiz biz diyor. İnşaAllah. Yani muhafazakâr aileyiz. “Ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cehd etmeyi çirkin görerek” mesela kitap dağıtmak, para harcamak mesela televizyon programları yapmak, bunun için malını mülkünü, her şeyini harcamak. “Ve canlarıyla” yani ölüm tehlikesini göze alarak, geceli gündüzlü uykusuz kalarak, yorgun olarak cihat etmeyi, cehd etmeyi çirkin görerek. “Ya” diyor “bunlara ne gerek kardeşim” diyor “sen işine gücüne bak”. Değil mi? “Evlen çoluğuna çocuğuna bak” diyor, “sen hayatını kazan namazını da kıl” diyor “orucunu da tut ama ne alakas var böyle”. “Çirkin görerek, ‘Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın’ dediler” diyor. “Hava sıcak, muazzam sıcaklık var” diyor, “git otur serin evde değil mi buzlu şerbet iç o da sünnet” diyor “bu sıcakta dışarı çıkılır mı?” diyor. “De ki: ‘Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir.’”diyor Allah. Bu ne demektir biliyor musunuz? Sizi Cehennem’e koyacağım diyor Allah, “bir kavrayıp-anlasalardı.” diyor Allah Tevbe Suresi 81’de.
“Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır”. Hele dur bakalım yaparız diyor acelesi ne yani yavaş yavaş anlatırız diyor. Bak “ağır davrananlar vardır”. Allah bunu bir suç olarak belirtiyor. “Şayet size bir musibet isabet edecek olsa” mesela tımarhaneye konulsan yahut akıl hastanesine konulmak değil de mesela hapishaneye konulsan veyahut tutuklansan yahut dövülüp, sövülsen, hakarete uğrasan veyahut basın üzerine gelse, “doğrusu Allah bana nimet verdi der” diyor size böyle bir şey olduğunda. “Çünkü onlarla birlikte olmadım”. Allah korudu bizi diyor onlarla birlikte olsaydık bizde hapse atılacaktık diyor bizim de üstümüze hakaretler yağacaktı, bizi de toplum baskı altına alacaktı bir kısım toplumdan bazı kesimler. “Eğer size Allah’tan bir fazl zafer isabet ederse” mesela İslam’ın dünya hakimiyeti. Değil mi? Böyle muazzam bir şey. “O zaman da sanki onunla aranızda hiçbir yakınlık yokmuş gibi” sanki hiçbir olay olmamış gibi, sanki onlara o söylememiş gibi, “kuşkusuz şöyle der: Keşke onlarla birlikte olsaydım, böylece ben de büyük 'kurtuluş ve mutluluğa’ erseydim." Nisa Suresi, 72-73.
“İşte kalplerinde hastalık olanları: "Zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından korkuyoruz". Bakın zamanın, şimdi ahir zamandayız ya ahir zamanın felaketleriyle; işte, tutuklanmak, dövülmek, sövülmek, şehit edilmek. Değil mi? Malını mülkünün elinden alınması, her şey olabilir. Yani çünkü mesela adam tutuklanıyor mecburen bütün malını mülkünü satmak durumunda kalıyor, kazancı kalmıyor. Onları harcamak durumunda kalıyor. “Felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından korkuyoruz". Ya başımız böyle belalara girerse diyor, ya çoluk çocuk okuyamazsa. Değil mi? Ya aileme bir şey olursa, ya kariyerlerini tamamlayamazlarsa. Ya pilav yemede bir eksiklik olursa. Değil mi? Böyle sakalları mesela sıvazlayacak mesela malzemeyi bulamazsa. Bak diyor ki; "zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından korkuyoruz". Şeytandan Allah’a sığınırım, “diyerek aralarında çabalar yürüttüklerini görürsün”. Aralarında çaba da yürütüyorlar böyle gayret de ediyorlar “Umulur ki Allah, bir fetih veya Katından bir emir getirecek”. Yani İslam’ın hakimiyeti, Mehdiyetin zuhuru, “de onlar, nefislerinde gizli tuttuklarından dolayı pişman olacaklardır”.
İşte bu ahir zamanda Mehdi (a.s) devrinde ortaya çıkacaktır bu olay. Yani, böyle ağır davrananlar, İslam’ın hakimiyetini, Türk-İslam Birliği’ni geciktirmeye kalkanlar; 300-500 yıl sonrasına atmaya kalkanlar veyahut Mehdi (a.s) geldi geçti diyenler. Hadi dese bile, İslam’ın dünyaya hakimiyeti için tek kelime konuşmaya dahi gerek duymayanların çok büyük pişmanlık yaşayacaklarını Kuran ayetlerinden görüyoruz. Bunu Allah’a açıklayamayacaklar. Yani neden İslam’ın dünyaya hakimiyetini istemediniz derse Cenab-ı Allah, bunu açıklayamayacaklar. Çünkü bu bir söz, onu dahi söyleyemiyor birçok insan. Kardeşim ne kaybedersin? De ki, İslam dünyaya en kısa sürede hakim olsun istiyorum de, en kısa sürede. Bu ay, bu hafta, bu yıl hakim olsun de. Dilin mi kopar? Diyemiyor. Yani söyleyemiyor adam. İllaki ya geçmiş diyecek, yahut yüzyıllar sonra diyecek.
Bu eser 1.618 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Adnan Oktar Anlatıyor ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;