 |
“Hadîs-i şerifte, “Bir kimsenin iyi Müslüman olduğu, lüzûmlu şeylerle uğraşıp, fâidesiz şeylerden uzaklaşması ile belli olur” buyuruldu. Bunun için, zamânları kıymetlendirmek lâzımdır. Böylece, fâidesiz, boş yere vakit öldürmekten kurtulmuş olursunuz. Şiir, kasîde yanî mevlid-i nebî okumayı başkalarına bırakıp, sessizce, bâtındaki nisbeti muhâfaza etmeye çalışmalıdır. Arkadaşların toplanmaları, bâtının dağılmaması içindir. Öteden beriden konuşmak için değildir. Bunun için, bir köşeye çekilmeyip, birlikte bulunmayı beğenmişlerdir. Bâtının toparlanmasını, toplulukta aramışlardır. Gönül topluluğunu bozan toplantılardan kaçınmak lâzımdır. Bâtının topluluğunu bozmayan herşey mubârektir. Bozanlar ise, uğursuz ve bereketsizdirler. Öyle yaşamalıdır ki, yanında bulunanların bâtınları toparlansın. Onları gönül dağınıklığına düşürmemelidir. Kendini toparlamalı, konuşmamalıdır. Nutuk çekecek, dedikodu yapacak zamân değildir.” (Mektubat, 76. Mektup)
Değerli İslam alimi İmam Rabbani, bu örnekleri ve açıklamalarıyla Müslümanlar için boş vakit geçirmenin ne denli büyük bir tehlike olduğu konusunda hatırlatmada bulunmuştur. Boş vakit geçirmeyi güzel görmek, şeytanın insanlara verdiği bir telkindir. Din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda insanlar için boş vakit geçirmek, onların kullandığı ifadeyle "zaman öldürmek" çok yaygındır. Fakat mümin, Allah'ın ona lütfettiği vaktini, her anını Allah'a yakınlığını arttırarak, daha derin düşünerek, Müslümanlara, İslam'a hizmet ederek geçirmelidir.
Allah'a samimi olarak inanan bir kişi, şeytanın dünya hayatında insanlara süslü gösterdiği boş uğraşlardan kendini tamamen uzak tutmalıdır. İnsan ancak bu şekilde berrak bir zihinle gereği gibi derin düşünebilir. Kuran'da müminlerin boş işlerden yüz çevirdikleri şöyle bildirilmiştir:
"Onlar, 'tümüyle boş' şeylerden yüz çevirenlerdir." (Müminun Suresi, 3)
Dünyadaki vakit insanlar için çok değerlidir. İnsan yaşadığı her an, Allah'ın rızasının en çoğunu aramalıdır. Vaktini boşa geçiren bir insan gereği gibi ölümü, cenneti, cehennemi derin düşünemez. Halbuki mümin, herkes gibi kendisinin de süratle ölüme doğru gittiğini, dünyadaki her şeyin imtihanın bir gereği olarak yaratıldığını kesinlikle aklından çıkarmaz. Allah'ın gün içinde kendisine gösterdiği sayısız aczini düşünüp kendisini Allah'a yaklaştıracak konulara yönelir.
Boş düşünce ve davranışlardan yüz çevirmek, Allah'ın izniyle çok kolaydır. Şeytan bunu zor ve çok uzun zaman alacak bir süreç gibi göstermeye çalışabilir. Ancak bu üstün ahlak özelliği, samimi bir dua ve kararla, Allah'ın dilemesiyle, hemen kavuşulabilecek bir mümin vasfıdır. Yapılması gereken tek şey,
“Şayet sana şeytandan bir kışkırtma gelecek olursa, hemen Allah'a sığın…” (Fussilet Suresi, 36) ayetinde bildirildiği üzere, şeytanın telkinlerinden Allah'a sığınmak ve her anı O'nun hoşnutluğunu kazanacağı umulan şekilde geçirmektir.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 66. sayı (Aralık 2009) 56. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 750 kez incelendi.
|
 |
|