Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 10633 tanesi Türkçe, toplam 13214 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Talk Radio Europe (İspanya) Röportajı (1 Aralık 2009)
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (274)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (215)
Belgeseller (288)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (403)
Makaleler (8074)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Adnan Oktar Anlatıyor (697)
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Harun Yahya Etkileri
Ne Demişti Ne Oldu
Yeni Bilgiler (140)
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
Online Kuran-ı Kerim
netcevap.org
harunyahya.org
basindaharunyahya.com
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Talk Radio Europe (İspanya) Röportajı (1 Aralık 2009)
Aralık 2009


Sitenize Ekleyin :

Hepsini Seç
Sayın Adnan Oktar'ın Talk Radio Europe (İspanya) Röportajı (1 Aralık 2009)SUNUCU: Islam dininin en etkili ismi. Reuters tarafından gerçekleştirilen bir ankette yüzde 43 oranında oy elde etti. Kendisini burada ağırlamaktan kesinlikle çok memnunum. Kendisi El – Cezire’nin düzenli konuğu ve dünya çapındaki basına katkıları olan bir şahsiyet. Ayrıca kendisinin tüm dünyaya göndermiş olduğu kitabının konusu bu akşamki sohbetimizin içeriğini de oluşturuyor. Bu kitabın adı Yaratılış Atlası’dır. Bu gece Sayın Adnan Oktar ile Yaratılış üzerine konuşurken kendi görüşlerini de alacağız çünkü bu düşünceler Darwin’in bu konudaki görüşleriyle farklı olmakla beraber sizin ve benim aşina olduğumuzdan da farklı. Ayrıca kendisi son birkaç hafta içinde kutlanan Darwin’in 150. yıldönümüyle de oldukça ilgili. İşte bu nedenle bu gece kendisini yeniden konuk ederek Islami bakış açısıyla düşüncelerini almak istiyoruz. Şimdi doğrudan İstanbul’a bağlanıyoruz. Kendisi yine tercümanı Ahmet Babuna ile katılıyor. İyi akşamlar Ahmet, Nasılsın?

AHMET BABUNA: İyiyim teşekkürler, siz nasılsınız ?

SUNUCU: Gayet iyiyim teşekkürler. Bu akşam yeniden bizimle olduğunuz için teşekkürler. Açılışı yaparken, Reuters News Magazine tarafından gerçekleştirilen ankette aldığı oylarla Sayın Oktar’ın Dünyanın en etkili Müslümanı olarak seçildiğini anlatıyordum. Sizi tebrik ediyoruz Sayın Oktar.

ADNAN OKTAR: Ben de size teşekkür ediyorum. Yaratılış zaten bir gerçek. Bunun aksini savunmak, bilime, akla tam zıt olur. Bu kadar aleni deliller varken, bu kadar açık gerçekler varken, aksini savunmak çok samimiyetsiz olur. En doğrusu bilimin gösterdiği gerçeklere inanmaktır. 250 milyonun üzerinde, 300 milyona yaklaşmış, fosil yaratılışı ispat etmiş durumda. Tek bir tane ara fosil yok. Yani Darwinistlerin dediği gibi tek bir ara fosil yok. Eğer böyle bir fosil getirirlerse, halen de söylüyorum, 10 trilyon lira vermeyi teklif etmiştim. Daha kimse bu teklifi de getiremedi. Tek bir protein dahi tesadüfen meydana gelemiyor, biliyorsunuz. O yüzden, aklın yolu Darwinizm’in olmaması, Yaratılışın da gerçek olması şeklindedir.

SUNUCU: Pekala, dinleyicilerimiz için özetlemek istiyorum çünkü telefon hattı pek iyi değil. Sayın Oktar, Darwin’in teorisine aykırı düşen 100 milyon fosil olduğunu söylüyorsunuz ve insanların maymundan geliştiğine dair sözde ara geçiş formlarının varlığını kanıtlayan hiç bir fosilin bulunmadığını ifade ediyorsunuz. Acaba tam olarak özetleyebildim mi?

ADNAN OKTAR : Evet doğru.

SUNUCU: Pekala, şimdi biraz zamanın gerisine gidebilir miyiz? Eski zamanlarda bilime katkı sağlamak konusunda Çinlilerin ve Yunanlıların yanısıra İslam en önde geliyordu. Eski zamanlarda İslam bilim konusunda çok güçlüydü. Ancak 600 yıl önce İslam bilginleri yazılı basını yasakladıkları zaman İslam modern bilimin gerisinde kalmış gibi oldu. Bir zamanlar bilim konusunda ön cephede olan İslamın geride kalışını Sayın Oktar nasıl değerlendiriyor acaba? İslam son 600 yıldır bilime katkıda bulunamıyor. Sizce bu neden böyle?

ADNAN OKTAR: Bunun tek sebebi iman zaafiyeti. Çünkü son 700-800 seneden beri İbni Miskeveyh gibi birçok kendini İslam alimi gösteren kişi , İslam’ın içine Darwinizm’i sokmuştur ve evrim düşüncesini sokmuşlardır. Yaratılışı gizlice inkar etmişlerdir. Bunun sonucunda insanların imanları zayıflamış, heyecanları zayıflamış, Yaratıcı, tevhid güçleri yok olmuştur. İslam’ın ilk günlerinde çok fazla bilim adamı ve sanatçı çıkıyordu. Çünkü, samimi iman ediyorlardı. Sonra, Darwinist materyalist düşünce İslam alimleri arasında yayılmaya başladı. Bunu ilk başta tanımlanabildiği İbni Miskeveyh’dir. Bunun sonucunda da İslam’da gerileme olmuştur. Bunun sonuçlarını da şu an görüyoruz. Fakat şu an Mehdi devrine girdik. Mehdi devrinde Darwinizm yerle bir olacaktır. Hz. Mesih İsa da inecektir. Bütün dünya Altın Çağ’ı yaşayacak, İslam alemi de yepyeni medeniyet, yepyeni bilim , yepyeni güzellikler sunacaktır inşaAllah bütün dünyaya . Bu medeniyet Hz. Süleyman devrinin bir benzeri olacaktır. Onu andıran tarzda olacaktır.

SUNUCU: Pekala, şimdi Yaratılış konusuna dönersek; Sayın Oktar evrim karşıtı eserlerini hazırlamaya yani evrim karşıtı kampanyasını yapmaya 1998 yılında başladı. Bu doğru değil mi?

AHMET BABUNA: Evet doğru.

SUNUCU: O zamandan beri de Darwin’in teorisini eleştiren pek çok kitap yazmış ve yayınlamış bulunuyor. Şimdi de açıkça görülüyorki kendisi bilim dünyası tarafından bir karşı kampanya ile karşılaşmış durumda. Ancak Kur’an diyor ki, Islam diyor ki Allah herşeyin Yaratıcısıdır. Merak ediyorum acaba modern bilim karşısında bu geleneksel görüş ne derece iddialı?

ADNAN OKTAR: Kuran bilimi farz kılmıştır. İnsanın ilk yaratılışını, geçmiş insanların özelliklerini, yapısını, geçmiş medeniyetleri, astronomiyi, atomun yapısını , bütün maddenin yapısını, meyvaları, hayvanları, herşeyi bilimsel metodlarla incelememizi ve burada Allah’ın sanatını , Allah’ın kanunlarını görmemizi Kuran bize emreder, farzdır. Dinsiz bilim olmaz. Dolayısıyla, bilimle din iç içedir. Fakat din, bizim güzel ahlaklı olmamızı, sevgiyi, barışı, kardeşliği, dostluğu savunmamızı ister, insanlara merhametli ve affedici olmamızı ister. Bu arada dünyanın nasıl kullanılması gerektiğini de bize tarif eder. Bunun için de yol olarak bize bilimi emreder, bilimi farz kılar.

SUNUCU: Pekala; Cevabınız bu şekilde, öyle mi?

AHMET BABUNA: Evet.

SUNUCU: Benim de ifade ettiğim gibi Sayın Oktar’ın teorisi Kur’an’ın söylediklerini korumayı temel alıyor.

ADNAN OKTAR: Kur’an zaten kendisini korur, kıyamete kadar da kendisini koruyacaktır. Cenab-ı Allah Kur’an’ı mahfuz kılmıştır. Fakat Kur’an bize iyiliği emretmemizi, kötü olanları da insanlara açıklamamızı emreder. Bütün Müslümanların üzerine, bu görevdir, farzdır, Allah’ın emridir. Ben bu görevi yerine getiriyorum. Ahir zamanda da Allah dünyaya İslam’ın hakim olacağını, Musevilerin, Hıristiyanların, Müslümanların , hepsinin sonunda İslam dininde birleşeceklerini, hepsinin kardeş olacaklarını, dünyada bir Altın Çağ olacağını bildiriyor. Biz de bu çağa girmiş durumdayız şu an. Hz. Mehdi gelmiştir, Hz. Mesih’in gelişine de en az 10-15 yıl kalmıştır. İnşaAllah.

SUNUCU: Pekala, bunu daha önce de konuşmuştuk gerçi ama Sayın Oktar’ın Yaratılış konusundaki görüşlerini bir süre daha konuşmaya oldukça istekliyim eğer sizin için de uygunsa? Durumu dinleyicilerim için özetlemek gerekirse; Sayın Oktar, Darwinist teorinin saçma olduğunu düşünüyor ve bu düşüncesini söz konusu teoriyle çelişen 100 milyon fosilin varlığıyla destekliyor. Şimdi dinleyicilerime biraz açıklamada bulunmama izin verin. Sayın Oktar, bulunan tüm fosillerin bugün yaşayan hayvanlarla ilintili olduğunu ve bu hayvanların zamanla geliştiklerine dair hiç bir kanıtın olmadığını açıklıyor. Konunun özü bu, değil mi Ahmet?

AHMET BABUNA: Evet, doğru.

ADNAN OKTAR: 350 milyon, evet 300 milyon.

SUNUCU: Peki tamam. Şimdi, Sayın Oktar, acaba Yaratılış Atlası kitabınızı anlatır mısınız? Kitap bize neyi gösteriyor? Ayrıca bu kitabın nerelerde dağıtımı yapıldı?

ADNAN OKTAR: Yaratılış Atlası çok yüksek sayıda basıldı, çok yüksek sayıda da satıldı. Ama bu arada, tanıtım için, ben kar almadığım için , telif hakkı almadığım için, onu bağışladığım için yayınevi bunu dağıtımda kullandı. Ayrıca ilan için ayırdığı miktarı da yine dağıtımda kullandı. Dolayısıyla, Fransa’da, Amerika’da ve Avrupa’nın birçok memleketinde bu kitaplar dağıtıldı. Önemli birçok profesörün,bilim adamının, sanatçının eline geçti. Dolayısıyla da Avrupa bir aldatılma içerisine düştüğünü bu kitapları okuyunca gördü. 150 yıldan beri aldatılmış olmanın şokunu ve heyecanını yaşadılar. Doğruyu görmüş olmanın heyecanını yaşadılar. Böyle kapsamlı bir yalanın, böyle organize bir yalanın, nasıl yapıldığına şiddetli şekilde şaşırdılar, hayret ettiler. Ve bütün Avrupa şu an silkinme halinde. Kendine geliyor. Artık bu yalanın, bu uydurma teorinin bir oyun olduğunu dünyada hemen hemen anlamayan hiç kimse kalmadı.

SUNUCU: Ancak bu teoriye inanan pek çok insan da var. Size şöyle anlatayım; İslam bir inanca dayanır, öyle değil mi? Tıpkı tüm dinlerin bir inanca dayandığı gibi. Bilim ise gerçeklere dayanır fakat bilim de henüz pek çok soruya cevap bulabilmiş değildir, öyle değil mi? Konu bilime gelince her gün öğrenmeye devam ediyoruz, öyle değil mi? Acaba Sayın Oktar, gelecekte dünyaya fayda sağlamak adına bilimadamlarıyla omuz omuza yürümeye hazır mı?

ADNAN OKTAR: bilim olmadan dünya olmaz, Mesela Darwinizm’in sahteliğini biz bilimle anladık. Elektron mikroskop olmasaydı , hücrenin yapısını bilmeyecektik. Mitokondrileri, kofulları, golgi cisimciğini bilmeyecektik. Bunları bize bilim gösterdi. Bir proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceğini bize bilim gösterdi. Paleontoloji de bir bilimdir. Yani 300 milyonun üzerinde yaratılışı ispat eden fosili bilim bulmuştur, bilim adamları bulmuştur, teknoloji bulmuştur. Dolayısıyla, Big Bang teorisini ve Big Bang’i de yine aynı şekilde bilim ortaya çıkarmıştır. Yıldızların düzgünlüğünü, dünyadaki sistemin mükemmelliğini yine bilim ortaya çıkartır. Dinsiz bilim olmaz. Dolayısıyla tabii ki bilim hayati bir ihtiyaçtır.

SUNUCU: bugün pek çok İslam ülkesinde Darwin’in teorisi öğretilmiyor ve üzerinde konuşulmuyor. Diğer taraftan İran gibi bir ülke var ve gelişmekte olan bilimin ön cephesinde yer alıyor. Örneğin İran kök hücre konusunda araştırmalarda bulunuyor. Oysa Amerika Birleşik Devletleri bile böyle bir araştırmayı reddediyor. Dolayısıyla bilim konusunda İslam dünyasından gelen mesajlar bana biraz kafa karıştırıcı geliyor.

ADNAN OKTAR: Darwin’in evrim teorisinin en kapsamlı öğretildiği yerler İslam ülkeleridir. Fas, Tunus, Cezayir, Libya bunların hepsinde sosyalist yönetimler vardır. Bunlar Darwinist, materyalist hatta Marksist düşünceyi savunuyorlardı. Irak , Suriye, Mısır , bunların hepsinde biliyorsunuz zamanında sosyalist, Darwinist ve materyalist yönetimler vardı. Osmanlı’yı da yıkan yine Darwinizm’dir. Dolayısıyla İslam ülkelerinde çok şiddetli etki yapmıştır Darwinizm. Ve geniş çapta da öğretiliyor Darwinizm. Yani Darwinizm’in öğretilmediği hiçbir İslam ülkesi yok. Zaten internete giren mutlaka bunu görecektir. Ansiklopedileri alan bunu mutlaka görecektir. Avrupa’da eğitim yapan Müslüman ülkelerin öğrencileri zaten Darwinist eğitimden mutlaka geçiyorlar. Müslüman ülkelerin hemen tamamında, yani Fas, Tunus, Cezayir, Libya, Mısır , Irak gibi ülkeler hatta Yemen, hepsinde sosyalist, Darwinist ve materyalist yönetimler vardı. Dolayısıyla Darwinizm’in en etkili olduğu ülkeler İslam ülkeleri olmuştur. Osmanlı’nın yıkılışına da yine Darwinizm sebep olmuştur. Osmanlı’da çok yaygın bir düşünceydi Darwinizm. Halen de bütün İslam ülkelerinde Darwinizm okutuluyor. Yurt dışında da eğitim gören bütün gençler, Avrupa’da eğitim gören bütün gençler Darwinist eğitimden geçiyorlar. Avrupa’daki bütün üniversitelerde Darwinizm mecburidir. Dolayısıyla Darwinist eğitim almayan hiç kimse kalmıyor. İnternet’e giren de Darwinizm’le karşılaşıyor. Ansiklopedileri okuyan, herhangi bir mesela Meydan Larousse gibi böyle ünlü ansiklopedilerin tamamı, Ana Britanica ve diğer ansiklopedilerin tamamında Dariwnizm çok kapsamlı anlatılıyor. Bütün yabancı dergiler, bütün bilimsel dergiler, basın , hepsi zaten Darwinizm’i savunuyorlar.

SUNUCU: Mısır Darwinizmi artık öğretmiyor zannediyordum.

ADNAN OKTAR: Bu rejimler değişti daha önce hepsi sosyalisttiler. Dolayısıyla Darwinisttiler hepsi.

SUNUCU: Darwinizmle mi eğitildiler?

ADNAN OKTAR: Hatta geçenlerde Mısır’da toplantı yapıldı, Darwinistler toplantı yaptılar. Bu hale nasıl düştük diye Mısırlılar toplantı yaptılar.

SUNUCU: Şu anda hatta arayan bir dinleyici var. Zaten tüm röportaj boyunca hattım hiç susmadı. Şimdi bir dinleyicim Sayın Oktar’a soru sormak üzere telefon ediyor. Acaba soruyu almak için hazır mısınız?

ADNAN OKTAR: Olur, olur tabii.

SUNUCU: Alo, John?

JOHN: Evet benim.

SUNUCU: Pekala devam et, John.

JOHN: Evrim konusunda basit bir test yapmak istiyorum. İlk arabayı hatırlıyor musunuz hani benzini…

SUNUCU: John soruyu kısa ve öz alabilir miyiz?

JOHN : Pekala, ilk motordan bahsediyorum. Şimdi geldiğimiz noktaya bir bakın.

SUNUCU: Sen evrim olduğunu mu iddia ediyorsun?

JOHN: Yaşam süresinde bu bir evrim değil mi ?

SUNUC : Anladım.

JOHN: Çok basit bir makineden, insanları dünya çapında uçuran uçaklara kadar olan gelişim evrim değil midir?

SUNUCU: Pekala; bu evrim diyorsun. Ben anlatmak istediğini iletirken telefonu kapat ve bizi radyodan dinlemeye devam et, olur mu?

JOHN: Öyle yapacağım.

SUNUCU: Peki hoşça kal. Şimdi bu soru evrimi açıkça destekleyen bir dinleyiciden geliyor. İlk motordan başlayarak gelişmiş bir model kaydettik. Bu evrim değil midir, diyor. İnsanlık da bu şekilde evrim geçirmiyor mu, diye soruyor. Sayın Oktar bu konuda ne söyleyeceksiniz?

ADNAN OKTAR: Yani bu çok alakasız bir benzetme. Hatta biraz, çok özür dilerim, komik. Çünkü teknolojideki, bilimdeki gelişmeyle, canlılardaki gelişmenin bağlantı kurulması çok yersiz. Çünkü Allah bizi zaten bilimde, akılda ve kültürde sürekli takviye ediyor. Yani bilgimizi arttırıyor, kültürümüzü arttırıyor . Yani akılda artma olmaz fakat kültürde ve bilgide artma olur . Teknolojide gelişme olur. Yani suyu da bir yere doldurursanız gelişir. Yani bir kabın içine suyu doldurursanız, kabın içine suyun dolması evrim değildir. Kabın içi suyla dolar. Veyahut bir yere taş yığarsanız kule haline gelir. Yani bu evrimi göstermez. Biz canlılardaki başı boş tesadüflere dayalı gelişmeyi açıklıyoruz. Yani bu iddiayı eleştiriyoruz. Darwinistler herşeyin tesadüfler sonucu olduğunu iddia ediyorlar. Başıboş şuursuz atomların, görmeyen atomların, duymayan, düşünemeyen atomların bir araya gelip insanları meydana getirdiğini iddia ediyorlar. Biz bu mantıksızlığı ortaya koyuyoruz. Yani teknolojideki gelişme zaten son derece tabii, doğal olan bir şeydir. Evrimle hiçbir alakası yok bunun.

SUNUCU: Bu noktada Sayın Oktar’a katıldığımı söylemeliyim. Dinleyicimizin verdiği örnek pek iyi değildi. Soruyu olduğu gibi Sayın Oktar’a ilettim. Şimdi Sayın Oktar özetle diyor ki, insanın tesadüfen oluşabilmesi için bir kere çok fazla tesadüfün meydana gelmesi gerekir. Dolayısıyla Allah insanı şu anda olduğu haliyle yaratmıştır. Konunun temel dayanağı bu, değil mi?

ADNAN OKTAR: Doğru. Doğru evet.

SUNUCU: Pekala bir sorum daha var. Başka bir dinleyicim daha bağlanacak. Kendisi oldukça kültürlü ve asil bir centilmendir. Sayın Oktar’la geçen sefer görüştüğümüzde bu dinleyicim Sayın Oktar’la kendisi direkt konuşmak istemişti. Şimdi aynısını yapabilir miyiz? Soruyu alacağım ve size ileteceğim.

ADNAN OKTAR: Tabii tabii çok güzel olur.

SUNUCU: Jack?

JACK: Kısaca soracağım; Darwin teorisine ve evrime bakarsak bunun başlangıcını tam olarak belirleyemeyiz. Ancak mağara adamıyla ilgili bildiklerimizi göz önünde bulundurduğumuzda şimdiki halimize kadar bir evrim geçirmiş olduğumuzu görüyoruz.

SUNUCU: Pekala tamam.

JACK: Tamam.

SUNUCU: Teşekkürler Jack. Ahmet soruyu duydun mu?

AHMET BABUNA: Evet tercüme ediyorum.

ADNAN OKTAR: Mağara adamı tamamen insanların hayalinde olan bir düşüncedir. Aynı dönemde ahşap evler de vardı , çadır tarzı evler de vardı. Fakat ahşap , metal, yahut kumaş gibi malzemeler dayanıklı olmadığı için eriyip yok olmuştur. Dolayısıyla sadece mağaralar kalmıştır,mağaradaki çizimler kalmıştır. Mağaradaki çizimler, şu anki herhangi bir sanatçının bile zor yapacağı derecede, son derece kaliteli ve güzel resimlerdir. Son derece estetik resimlerdir. O devirde insanların çok akıllı olduğunu, sanata eğilimli olduklarını, sanattan hoşlandıklarını görüyoruz. Hatta mağaralarda müzik aletlerine, flüte rastlanmıştır. Hatta orkestra tarzında müzik icra ettikleri anlaşılıyor. Bunları göz önünde bulundurarak baktığımızda , her devirde ilkel insanların da olduğunu, fakat gelişmiş akıllı insanların da olduğunu görüyoruz. İlkel insan derken, mesela bugün Afrika’da vahşi hayat yaşayan, yahut Asya’da da , Asya’nın bazı iç bölgelerinde vahşi hayat yaşayan birçok insan var. Mağaralarda yaşayan insanlar var. Ama aynı şekilde şehirlerde, modern hayat yaşayan insanlar da var. Bu her devirde olmuştur. Her devirde puta tapanlar, aya güneşe tapanlar ve hak dine, İslam dinine inanalar olmuştur. Hz. Adem’den bu yana kadar hep bu, bu şekilde devam etmiştir. Dolayısıyla mağara adamıyla ilgili imaj bir aldatmacadır . Yani bilimsel delili yoktur. Bilimsel delillerini ben açıkladım . Mağaralarda elde edilen malzemeler, o devir insanlarının dikiş diktiğini, yani terzilik yapabildiklerini , yani sanatla uğraştıklarını gösteriyor. Ki yapılan resimler, onbinlerce sene geçmesine rağmen , orada kullanılan boyanın kalitesinden dolayı, teknik dayanıklılığından dolayı bozulmamıştır. Yani şu anda bile bir insana sorsanız o boya tekniğini, kullanılan boya malzemesini elde edemez. Yani bu insanların ilkel olduğunu iddia etmek çok yersiz olur.

ADNAN OKTAR: Bir de vaktimiz doldu desen, röportajımız başlayacak, bizi affederlerse, en kısa zamanda yine röportaj yapmak istiyoruz dersiniz.

SUNUCU: Bizim de vaktimiz bitiyor. Ahmet, lütfen bu akşam bizimle bu kadar uzun görüşebildiği için Sayın Oktar’a çok teşekkürlerimi ilet. Son bir ricam daha var. Acaba dinleyicilerim Sayın Oktar’a ait diğer eserleri incelemek ve Yaratılış Atlası’nı okumak isterlerse bakabilecekleri bir internet adresi var mı?

ADNAN OKTAR: Size postayla gönderelim.

SUNUCU: Pekala kendisine tekrar çok teşekkür ettiğimizi iletmeni rica ediyorum. Telefon hatlarım tüm röportaj boyunca hiç susmadı. Bu gerçekten de çok ilginç bir sohbet oldu. Çok teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: En kısa sürede görüşürüz de.

SUNUCU: Bu çok iyi olur. Çok teşekkür ederim.

Bu haber şu lisanlarda da mevcuttur; İngilizce.

Bu eser 356 kez incelendi.

Post To MySpace!
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Sayın Adnan Oktar'ın Talk Radio Station (Kuzey Carolina) Röportajı (3 Kasım 2009) - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın ABC Televizyonu (Avustralya) Röportajı (10 Kasım 2009) - Makale
Sayın Adnan Oktar'ın Detroit Christian Radio WMUZ Röportajı (17 Kasım 2009) - Haber
ABD, The Boston Globe, 9 Kasım 2009, Sayın Adnan Oktar'ın Drake Bennet'in Sorularına Cevapları - Makale
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Sayın Adnan Oktar'ın Buğra Ayan Tarafından Gerçekleştirilen Röportajı (28 Şubat 2009)
Ücretsiz 75 Adet MP3
Bedava mp3ler
Harun Yahya Eserleri Ramazan Ayı Boyunca Okuyucuları İle Buluşacak
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1134 download
Dinler Terörü Lanetler - 1062 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Dinler Terörü Lanetler - 985 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 935 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.