Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15960 tanesi Türkçe, toplam 19258 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Sayın Adnan Oktar'ın Çay TV ve Maraş Aksu TV'deki Canlı Röportajı (26 Kasım 2009)
Kasım 2009
SUNUCU: Hayırlı akşamlar değerli izleyenlerimiz, selamların en güzeli olan Allah’ın selamı hepimizin üzerine olsun inşaAllah. Efendim Türkiye’de masonluğu bitiren, Darwinizm’in kalelerini tek tek yıkan bir kaleden sesleniyoruz yine sizlere bu akşam, sevgili Adnan Hocamızın evinden, yerinden sesleniyoruz yeni bir Adnan Oktar’la Başbaşa programımız başlıyor inşaAllah, bu güzel arefe gününde güzel bir 2 saat bilgi dolu ilim dolu bir 2 saat geçireceğiz. Bizleri şu anda efendim Çay Tv ve Aksu Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv’den izliyorsunuz, bunun dışında bizleri dinleyebileceğiniz canlı olarak dinleyebileceğiniz radyolarımız da var onları da buradan sizlere iletmek istiyorum. Şu anda bizleri Ilgın Fm Konya 97.4’ten, Yıldız Fm Tekirdağ 87.7’den, Genç Fm Karaman 93,3’ten, Mavi Karadeniz radyo 106.4’ten, Radyo 37 Kastamonu 95.2’den, Radyo Star Aksaray 94.0, Emek Radyo Mardin 101.0’dan, Radyo Enerji Ordu 90.0’dan, Keyif Fm Nevşehir 92.7’den canlı olarak dinleyebilirsiniz. Bunun dışında www.harunyahya.tv’den de bizleri canlı olarak izleyebilirsiniz efendim. Hocam hoş geldiniz programımıza.
ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk, sizler de hoş geldiniz.
SUNUCU: Hoş bulduk. Bugün efendim yanımızda bir başka konuğumuz daha var. Milli Değerleri Koruma Vakfı başkanımız Tarkan Yavaş beyefendi buradalar, siz de hoş geldiniz.
SUNUCU: Hamdolsun bizler de iyiyiz Hocam. Yarın bayram bu güzel arife gününde sizinle birlikte olmaktan çok mutluyuz Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah Allah bütün milletimize mübarek etsin bayramı, Allah tekrarına erdirsin inşaAllah, nice böyle mübarek bayramlar görmeyi nasip etsin Cenab-ı Allah, inşaAllah. Hz. Mesih’in zamanında Hz. Mehdi’nin zamanında da inşaAllah bu güzel bayramları hep birlikte kutlayacağız, inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah. O zaman Hocam her günümüz bayram olacak, öyle de diyebiliriz değil mi?
ADNAN OKTAR: Evet, aslında işin doğrusu o evet, maşaAllah.
SUNUCU: Her günümüz bayram olacak ne kadar güzel.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah.
SUNUCU: Hocam sorumuz var nasıl başlayalım, sorularımızla mı başlayalım, sizin söylemek istediğiniz açılışta?
ADNAN OKTAR: Benim açılışta söylemek istediğim; geçen günler söyledim bir konu vardı. Hakikaten o yönde gelişmeler oldu, onu ben milletime aktarmak istiyorum. Geçenlerde kokoş bir hanım ortaya çıktı. Güneydoğu’daki bizim aslanlarımızı Kürt kardeşlerimizi güya pis ağzıyla aşağılayan bir üslup kullandı ve onlar bizden ayrılsınlar dedi öyle bir üslup kullandı. O bizim aslanlarımız kıyamete kadar bizimle beraberler bir kere Güneydoğumuzda bütün milletimiz hep birlikte beraber olacağız Türk İslam Birliği içerisinde Türkiyemiz’de de. Ben dedim bunun arkasında bir şey var dedim bu kendi başına çıkmaz dedim bu kokoş dedim. Bir şey var dedim nitekim bir baktık Baron’un adamı bugün bombayı patlatmış değil mi? Bu sefer de Türkiye’nin başka bir bölgesinin ayrılması konusunda bir üslup geliştirmiş, şimdi bu ahlaksızların niyetlerini ben çok önceden söyledim. Dedim ki, sadece Güneydoğu’yu bölmekle kalmak istemiyor bunlar Türkiye’yi 20’in üzerinde bölgeye ayırıp bölmek istiyorlar dedim. Güya bu bölgemizde bu güzel beldemizde efendim Avrupa Birliğine girmek için can atıyormuş, dolayısıyla biz ayrılalım, bir an önce Avrupa Birliği’ne girelim kafasındalarmış. Hazret milleti bu konuda hafiften hazırlamaya çalışıyor kendi kafasınca, bu adama baktığımızda bu Baron’un yalakasına bu eski komünist yani şu an savunmuyor gibi görünüyor ama yine komünist kafada aynı komünistliğine bir şey demiyoruz yani olabilir, fikir olarak. İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün destekleyicisi bu çok vahim, Baron gibi sinsi bir destekleyicisi. Avrupa Birliği bunları bekliyor kendi kafasınca, böyle it kopuk takımını bu Baron’un yancısını bekliyor. Yani böyle gidecek Avrupa’da Paris’in kahvehanelerinde kahve içecek, bacak bacak üstüne atacak, böyle züppelik yapacak ondan sonra Türkleri kendince haşa beğenmeyecek, milletimizi beğenmeyecek, böyle üst perdeden konuşacak. Bir kere Avrupa seni ne yapsın? Yani sen klasik yancısın, tüketici bir adam, Baron’un milletimizden sömürdüğü paraları yiyerek onunla eğlenen gezen tozan bir tip. Dolayısıyla hiçbir vasfı ve özelliği yok. Fakat bakın sırf eğlenebilmek adına, vatanın belirli bir bölümünü de yine teslim etmek arzusunda, kafasında. Yani bunlar için vatan, millet, bayrak, din, iman, namus böyle bir konu olmuyor. Çok büyük bir tehlikedir bu. Onun için vatandaşlarımız böyle sözler duydukça birbirlerine bağlılıkları daha da artsın daha sıkı birbirine kenetlensinler, daha çok birbirlerini sevsinler, daha iyi birbirlerini koruyup kollasınlar. Tehlikenin çapını birkaç gün öncesinden bir denenme, arkasından bunu yapması şahsın, bu kokoş hanımın arkasında Baron’un olduğunu gösteriyor ve dolayısıyla iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün olduğunu gösteriyor. Tam tahmin ettiğim gibi çıktı. Dolayısıyla ne Alevi kardeşlerimiz, ne Kürt kardeşlerimiz, ne bizim Karadenizimiz, Egemiz, ne Akdenizimiz asla bölünmez. Hepimiz birlik ve bütünlük içindeyiz, Avrupa Birliği’nin de meraklısı değiliz. Biz Avrupa Birliği’ni Türk İslam Birliği içerisine alacağız, biz onları besleyeceğiz. Bu Baron’nun aç köpeği Avrupa’da kendisinin besleteceğini zannediyor. Avrupalılar bunu kovar, böyle adamların meraklısı değil tabii yani orada Avrupa’da gezecek klasik yancı oralarda böyle macera arıyor kendi kafasınca öyle bir konu olmaz, Avrupa’da bu tiplerin hiç meraklısı değil ayrıca, hasretle bunları bekliyor zannediyor böyle tipleri. Ne yapsın iddia edilen Ergenekon Örgütü mensuplarını, it kopuğu değil mi Avrupa?
SUNUCU: Özellikle üreten insan istiyorlar Avrupa değil mi tüketen insan değil?
ADNAN OKTAR: Tabii ki üreten. Ve Avrupa Birliği’ne bizim böyle bir talebimiz yok, biz onları zenginleştireceğiz, biz onları kalkındıracağız, biz onlara sevgiyi, barışı, kardeşliği öğreteceğiz ve onların medeniyetini geliştirip güçlendireceğiz, sanatı ve estetiği değil mi en güzel şekilde onlara göstereceğiz. Dolayısıyla bu oyuna karşı milletimiz dikkatli olsun, daha da gelişecek gibi de görünüyor, hazırlıklılarmış demek ki tam tahmin ettiğimiz gibi, ataklarına devam edebilirler. Her seferinde hak ettikleri karşılığı veririz inşaAllah. Hukuk ve kanunlar içerisinde. Şimdi sorumuza geçebiliriz.
SUNUCU: Acaba bu Türk İslam Birliği’nin kurulma korkusu olabilir mi bunlara bu kadar açıklamaları? Bunu fark ettiler, bu bir korku oluşturdu onlarda...
ADNAN OKTAR: Tabii ki, yani madem bunlar büyüyecekler diyor madem Türk İslam Birliği olacak biz bunun tam aksine çevirelim hem Türk İslam Birliği’ni acilen engelleyelim hem de Türkiye’yi bölebildiğimiz kadar bölüp parçalayalım ki bu konu bir an önce bitsin. Dolayısıyla da bu maceraperest it kopuk sapıklar gidecekler Avrupa’da oralarda sürtecekler kendi kafalarınca. Avrupalılar bunların sadece yüzüne tükürür gönderirler başka bir şey yapmazlar kimse bunların meraklısı değil. Bunlar havasını Türk milletine atıyorlar, bizim milletimiz mazlum, güzel huylu, sevecen yani biri bir şey konuştuğunda onu dinliyor, saygı duyar her fikre. Üst perdeden baktıkları için Avrupalılara da böyle üst perdeden onlara bakacakları öyle ukalalık yapacaklarını zannediyorlar. Avrupalılar sol elleriyle bunları itip atarlar. Yani hiçbir şekilde de yanlarına yanaştırmazlar, kimse bunların meraklısı değil yani böyle bir kokoş erkeklerden ve kokoş kadınlardan oluşmuş bir züppe ekip var Türkiye’de, millete tepeden bakan, milleti böyle kendince haşa adam yerine koymayan, biz sizi yönetiriz biz fikir geliştiririz, siz buna uyarsınız gibisinden. Bizim milletimiz kendi fikrini zaten geliştirmiş, Kuran ahlakına sıkı sıkıya sarılmışlar, Türk İslam Birliği düşüncesi içerisinde esaslı adımlar attılar bütün Avrupa kaynıyor şu an, bütün Avrupa kaynıyor değil mi? Her yerde Avrupa’da panik yazıları çıkıyor, Türk İslam Birliği geliyor işte Yeni Osmanlı geliyor diye heyecan içindeler Yeni Osmanlı’dan kasıt tabii yani milli devletleri ortadan kaldırmak anlamında değil, herkesin milli devletleri olacaktır. Bu bir kardeşlik sevgi bağı, Osmanlı’da biliyorsunuz daha değişikti sistem.
TARKAN YAVAŞ: Hocam bugün bir haber daha vardı. Dediğiniz gibi Amerika Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bir açıklama yapmış ve Türkiye’yi bölge için çok önemli bir model olarak ilan etmişler.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Irak ordusu da biliyorsunuz bizim kahraman askerimiz eğitecek, öyle bir karar aldılar inşaAllah.
TARKAN YAVAŞ: Davutoğlu da Sayın Dışişleri Bakanımız da Yeni Osmanlı modeli olarak açıklamıştı Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii onun kastettiği Yeni Osmanlı modeli demokratik anlamda, yoksa Avrupalıların dediği anlamda değil, ona zaten açıklık getirdi. Bu bir sevgi birliği, güzel ahlak birliği, yardımlaşma birliği yoksa, yani Osmanlı’nın aynısı anlamında değil tabii. Orada kasıt Osmanlı sevecenliği, Osmanlı güzel ahlakıdır, yoksa moto mot aynı model değildir tabii kastedilen.
SUNUCU: Zaten Hocam dönüp ülkemize baktığımızda, artı dünyada da hiçbir zaman tepeden bakan insanlar sevilmedi, diktatörlük hiçbir zaman için dünya’da hüküm süremedi başlandı fakat bir yerden sonra halk isyan etti. İnsanlar daha çok içten şefkatli, merhametle yaklaşan insanları seviyorlar. Türkiye’de de bu böyle iktidarlara baktığımızda, tepeden bakan insanları çok fazla sanki iktidarda tutmuyor bizim halkımız da ve tüm dünya insanları da böyle bu bir işe yarayacağını zannetmiyorum tepeden bakmanın.
ADNAN OKTAR: Mesela Adnan Menderes’in sevilmesinin nedeni mülayimdi, mülayim insandı, halimdi yoksa olağanüstü yetenekleri, olağanüstü kabiliyetten değil. Bir de Anadolu’da Said Nursi Hazretleri’nin oluşturduğu o derin manevi iklim, duaları, himmeti. Oydu. Ama duası ve himmeti kesilince Bediüzzaman’ın dediği gibi, böyle ters düz oldu her şey ki önceden bildirmişti bunu, daha önceden söylemişti.
SUNUCU: Dualarımı çekerim üzerinizden diye uyarmıştı. Evet Hocam. Said Nursi Hazretleri için de, Allah onun şefaatini nail etsin, insanları kitapla irşad eden insan diyorlarmış Hocam. Yani insanların kendisi çünkü kendisi çok fazla ulaşamamış ve yıllarca hapis yatmış, 30 yılı aşkın herhalde, insanları hep kitapla irşad eden insan olarak tanımlamışlar kendisini.
Evet Hocam. “İyi akşamlar Hocam tam adaletin sağlanacağı, hastalıkların kalmayacağı zamana tahmini olarak ne kadar kaldı? İkincici sorum cennet ve cehennem diğer gezegenlerde olabilir mi?” demiş Tahsin Tokat, Hatay’dan.
ADNAN OKTAR: Cennet ve cehennem bir boyut. Biz bir boyutta yaşıyoruz, 3’cü boyuttayız, cennet ve cehennem 4’cü boyuttadır. Biz cennet ve cehennemle iç içeyiz bir perde, çok ince bir perde ile ayrılıyoruz ve manevi perde ile ayrılıyoruz. Hemen o boyuta geçecek durumdayız, zaten ölen insan aa bana ne oldu diyor burası, nedir yani bir anda başka bir aleme geçiyor, uykudan uyanır gibi. Mesela dirilenler kalktıklarında bizi kim uyandırdı diyorlar, ayet var Kuran ayeti, değil mi “yattığımız yerden” uyuyorduk biz “bizi kim uyandırdı” diyor, burası neresi gibi inşaAllah.
SUNUCU: “Biz burada en fazla bir veya iki gün kaldık” diyorlar.
ADNAN OKTAR: Tabii çok az kaldık diyorlar soruyorlar. Soruluyor ne kadar kaldınız diyor? Bir günün bir vakti kadar, mesela öğlen uyumuş, akşama doğru da uyanmış. Ama nedir burası diyor, ben ne oldu diyor o tarzdadır. 4. boyut vardır, 5. boyut vardır. Biz boyutdan boyutlara geçiyoruz. Ayette diyor ki Cenab-ı Allah: “ Sizi tabakadan tabakaya bindiririz tabakadan, tabakaya gireriz” Şeytandan, Allah’a sığınırım, ayet var Kuran ayeti var. Biz tabakalardan bir tanesindeyiz, 3. boyut tabakasındayız, 4. boyut’a geçeceğiz inşaAllah. Ve geçtiğinde de Artık diyor ki Cenab-ı Allah “ O gün”, Şeytan’dan, Allah’a sığınırım. “Görüş gücü keskindir”. Birden bir netlik, keskinlik şeklinde, eğer eli yüzü çok güzel düzgün bir heyetle karşılaşıp, onlar güler yüzle ona gelir de, seni götürmeye geldik derlerse ne mutlu ona, hemen sarılsın Azrail’e (a.s) hemen sevinçle giderler. Ama Allah vermesin kafasına sırtına, vurarak canını almaya başlarsa ki acıyla diyor bir çalının sökülmesi gibi içinden, ayaklar birbine dolanır diyor Allah ayette, ayaklar birbirine dolanır. Yani ayak hissini kaybediyor, sağ ayak, sol ayak nerede bilemiyor. Evet ayaklar birbirine dolandığında diyor Cenab-ı Allah. Böyle dikenli çalının sökülmesi gibi zorla böyle acıyla canı çıkıyor zaten orada olay belli oluyor, ilk başlangıcından belli oluyor. Ama yumuşacık diyor Allah, canı çekilenlerden bahsediyor ayette, güzellikle onlar ehli necat, daha başlangıcında belli oluyor, huzur ve sevinç içinde oluyorlar. Zaten her anı sevinç içerisinde yani kıyamet anında da sevinç içindeler, ondan sonra sevinç içindeler, sürekli sevinç içinde, rahatsız oldukları hiçbir an yok, çünkü Allah’ın sevdiği kulları oluyorlar inşaAllah.
SUNUCU: Zaten kıyameti mahşeri görmeden insan nereye gideceğini o anda dediğiniz gibi öldüğü anda karşısına çıkan o kişisinin durumunda anlayabiliyor, mutlu mu olacak, mutsuz mu olacak.
ADNAN OKTAR: Tabii, ilk oradan hemen anlaşılır, inşaAllah.
SUNUCU: Diğer bir soru soracağım. “Bu olaylar ne zaman bitecek? Ne zaman huzura kavuşacağız?” demiş. Onunla ilgili bir soru daha var Hocam burada. “Hayırlı akşamlar Hocam, Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde sel olmuş. 77 kişi vefat etmiş. Şiddetli yağmur bugün Mekke’de devam etmiş. Bu olaylar da, ahir zamanda olduğumuzun, Mehdi’nin çıktığının birer habercisi mi?” demiş Yakup Sivaslı.
ADNAN OKTAR: Aynısıyla hadis var, aynısıyla. Yani kuyrukluyıldızın çıkışından sonra yağmurların çoğalacağı, yağmurların baskınlara neden olacağı ve canlıların telef olacağı ve insanların da çok yağmur yağmasından şikayetçi olacağı şeklinde hadis var, Mehdi zamanında. 2012’den sonra insanların kafasında bir netleşme başlayacak. Yani, bu artık, baron takımı olsun, bu züppeler, millete tepeden bakanlar, televoleciler, şunlar, bunlar falan, artık milleti böyle üst perdeden seyredemeyecekler. Böyle eğlenen tabaka var. Ama milletin kanıyla, milletin canıyla besleniyorlar. Yani bizim milletimizi kendi kafalarına göre ezerek, onlardan sömürdüklerini orada burada yiyorlar ve harcıyorlar. Bunlar artık gün yüzüne çıkacak ve artık bunlar duracak. Birinci olarak bunlar olacak. İnsanların şuurları açılmaya başlayacak. Maddenin hakikati görülecek. Bu çok önemli. Her zaman anlatıyorum. Biz maddeyi beynimizin içinde görüyoruz. Dışarıda madde var fakat dışarıdaki haliyle pek insanlar rahat edemezler. Bir kere saydam dışarıda madde, bir. İkincisi renksiz. Üçüncüsü karanlık. Hiçbir işlerine yaramaz o haliyle. Yani pek hoşlanmazlar ondan. Ayrıca sessiz, çıt yok dışarıda. Ama Cenab-ı Allah, rahmetiyle bizim kulağımızda ses meydana getiriyor. Koku meydana getiriyor. Mesela koku yoktur dışarıda, dışarıda koku yok, ses de yok, renk de yok. İnsanların hoşuna giden hemen hemen hiçbir şey yoktur. Cenab-ı Allah, rahmetinden beynimizin içinde bu güzellikleri yaratıyor ki hırs yapmayalim diye de böyle yaratmıştır dünyayı. Aslını görmüş olsalar bambaşka bir alem olur. Mesela cehennemdekiler duymuyorlar. Sağırdırlar mesela kör, karanlığı görebiliyor. Yani maddenin aslını görecekler, maddenin aslını, işte kapkaranlıktır aslı ve renksiz ve kokusuz ve pis ortam, karanlık. Allah diyor, yerde sürünür halde getireceğim onları, diyor. Değil mi? Kafalarından geçirdikleri her şeyi orada görmüş olacaklar. Allah’ın biz rahmetiyle renkleri ve güzellikleri görebiliyoruz. Tabii, mesela yeni misafirlerimiz geldi, dört tane. Evet, bıcırın takımı ve gıcır ve bıcır takımı, iki tane takım bunlar.
SUNUCU: Yani, kulağımız duymuyor Hocam, beynimizin içindeki kulak duyuyor. Bugün onu da ifade ettiniz. Gerçekten bu çok etkileyici.
ADNAN OKTAR: İşte bunları tam fark edecekler. 2012’ler, 2014’ler, 2016, 2017 ve 2019, günbegün insanlar şuurlanacak. Var güçleriyle, hem bazı dindar Hocalarla bunu durdurmaya çalışıyorlar. Türk İslam Birliği’ni durdurmaya çalışıyorlar. Yani bu yüzyılda İslam hakim olmayacak. İslam ahlakı hakim olmaz. Siz nereden çıkarıyorsunuz bunu? Artık bu konu bitti. Böyle bir şey yok. Sadece siz kabuğunuza çekilin artık. Kendinizi korusanız yeter. Böyle bir şey yok gibi bir imaj vermeye çalışıyorlar. Halbuki bir Müslüman, Kuran’ın hemen dünyaya hakim olmasını istemekle mükelleftir. Yani, bir gün içinde oluyorsa, bir gün içinde, bir saat içinde oluyorsa, bir saat içinde, yani erteleyemez, yüzyıllar sonrasına erteleyemez. Haramdır bu. Yani, hemen Kuran ahlakını, değil mi, dünyanın yaşamasını istemekle mükelleftir Müslüman. Çünkü cinayet işleniyorsa, yüzyıllar sonra bu konu hallolur, senin cinayetlerin devam etsin, denir mi? Hırsızlık varsa, bu yüzyıllar sonra duracak denir mi? Devam etsin, biz karışamayız, zaten yapacak bir şey yok, denir mi? Sırf Mehdi korkusundan bu yüzyılda İslam’ın dünyaya hakim olacağını söyleyemiyorlar, sırf Mehdi korkusundan. Hz. Mesih’in gelişi korkusundan bunu söyleyemiyorlar. Bunu söyleyemeyenlere de din adamı ve Hoca diyorlar. Ben eleştirince de Müslümanlar birbirine mi düşüyor, diyor. Zaten adam Müslümanları ne konuma getiriyor, görmüyor musunuz siz? İslamiyet’i ne konuma getiriyor? Burada birbirine düşme var mı? Ben, böyle bir oyuna gelir miyim ben? Ben Müslümanları canım ciğerim olarak görüyorum. Ben onların kölesiyim. Benim böyle bir konum olmaz. Ama Müslümanlara alenen zarar veren tiplere karşı ben susarsam, Müslümanlığa, Kuran’a o zaman zarar veren biri konumuna gelirim. Değil mi? Böyle bir şeye karşı dilsiz kalınır mı? Suskun kalınır mı? İslam hakim olmayacak diyen adamlara ne diyelim? Susayım mı?
SUNUCU: Evet, olabilir ama yüzyıllar sonra belki mantığı...
ADNAN OKTAR: Bu çok büyük bir anormalliktir. Çok büyük bir suçtur. Haramdır bu. Biz mesela namaz kılacağız fakat abdest için su bulamıyoruz. Diyecek ki adam yüzyıllar sonra su akar, biz o zamanda namazımızı kılarız, abdest alırız. Şu an suyu bulmak çok zor, işte böyle bir ortamda. Bulursun. Artezyen açarsın, bulursun. Kazmayla senin, gece gündüz suyu bulmak için uğraşman farzdır artık. Değil mi? Bana ne diyemezsin. Eşeceksin, 50 metre, 50 metrede bulamadıysan 100 metre, 100 metrede bulamadıysan 150 metrede, illa ki o suya ulaşacaksın. Cenab-ı Allah su ile abdest alacaksınız diyor. Cenab-ı Allah’ın Kuran’ı göndermesinin sebebi ne? Buradaki güzel ahlakı bütün dünya yaşasın diye gönderiyor Allah. Bir kavime, bir ırka gönderilmemiştir ki Kuran. Bütün dünyaya gönderildi. Allah, bütün dünyaya hakim edin diyor. “Allah nurunu tamamlayacaktır…” diyor Cenab-ı Allah –şeytandan Allah’a sığınırım- “… müşrikler hoşlanmasa da” diyor Allah. Allah’a şirk koşan, Allah’tan ümit kesen, değil mi, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün emrinde olanlar hoşlanmayabilir, masonlar hoşlanmayabilir, sahtekarlar hoşlanmayabilir, cahiller, gafiller hoşlanmayabilir. Bunlar bizi ilgilendirmez. Biz hakkı savunmakla mükellefiz. Ve nitekim, Allah’a çok şükür, Türk İslam Birliği’nden ben bahsetmeye başladıktan sonra, gördünüz, bir avuç insanız, bir avuç çevremde insan var, çığ gibi Türk İslam Birliği yayılmaya başladı. Her gün bir haber geliyor. Bakın Kaddafi Türkiye’ye şiddetle karşıydı. Türkiye’nin liderliğine de şiddetle karşıydı. Hatta Türkiye’yi tehlike olarak göstertiyordu. Bakın çok net olarak Türk İslam Birliği’ni istiyor şu an. Tabii, çok net. Siz diyor merkez olun. Değil mi? Türkiye yönetsin diyor. Biz niye ayrıyız ki diyor. Hepberaber birlikte olalım diyor. Bu ne demektir? Ben Mehdi’nin geldiğinin farkındayım diyor.
TARKAN YAVAŞ: Güçlerimizi birleştirelim diyor.
ADNAN OKTAR: Güçlerimizi birleştirelim diyor. Bu ne demek? Allah’ın emrini yerine getirelim demek. Her yerden böyle haber geliyor ama her yerden. Fas, Tunus, Cezayir, Libya, Sudan…
TARKAN YAVAŞ: 70 tane ülke olmuş Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Değil mi?
TARKAN YAVAŞ: Evet, siz söyledikten sonra bu vizelerin kalkması maşaAllah müthiş hızlandı. Her gün dediğiniz gibi bir ülke vizeyi kaldırıyor. Bugün 70 ülke olmuş.
ADNAN OKTAR: Daha bir ülke ortada yoktu. Türk İslam Birliği konusu hemen hemen birçok yerde, bazı yerlerde unutulmuştu. Ben dedim, bütün vizeler kalkacak dedim. Arkasından pasaportlar da kalkacak dedim. Bakın, şimdi onun da seyredin. Bir süre sonra pasaportlar da kalkacak. Önce vizeler, sonra pasaportlar, sonra da bu ne diyecekler, işte Türk İslam Birliği diyeceğiz. O kadar, inşaAllah.
SUNUCU: Özellikle buradan izleyicilerimize söylemek istiyorum. www.harunyahya.tv den, Hocamızın “Ne Demişti, Ne Oldu”, bununla ilgili bütün açıklamaları, yıllar önce söyleyip de bugün günümüzde gördüğümüz her şeyi, nasıl gerçek olduğunu, oradan izleyebilirler izleyicilerimiz. Hatta burada, Hocam, yine bir soruda, Rusya’nın da yine Türk İslam Birliği’ne destek verdiğiyle ilgili bir soru gelmiş Hocam. Yeri gelmişken söyleyeyim. “Değerli Hocam, siz söylemeseydiniz Rusya’nın Türk İslam Birliği çatısı altında olacağını hiç düşünmezdim. Oysa şimdi görüyoruz ki Rusya da Müslüman yurdu oldu. İslam değerlerinin de Rusya kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunu dile getiren Rusya Federasyonu’nun İslam Konferansı nezdindeki daimi temsilcisi Kamil İshakov, Müslümanların da Rusya’nın ruhani kültürünün öneli bir parçası olduğunu söyledi. Bu gelişmeler de dediklerinizi tasdik eder nitelikte, maşaAllah Hocam” demiş Gökhan Mutlu.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Putin’in çok hoşuna gidiyor İslamiyet. Ama o diyor ki Hıristiyanlık da çok özgür olsun, rahat olsun. Biz de onu söylüyoruz zaten. Müslümanlık da çok özgür, rahat olsun. Ama Rusya’da din hakimiyeti olsun, din ahlakı hakimiyeti olsun, güzel ahlak hakim olsun. Ayyaşlar kalksın, uyuşturucu içenler kalksın. Rus Devleti güçlü olsun diyor. Kıyamete kadar güçlü olsun. Allah, bereket versin. Tabii ki biz bunu istiyoruz. Ama bakın, Putin, arkadaşlarımın bulunduğu toplantıda da konuştu. Biz onu videoya aldık. Tek kameraman bizim arkadaşımızın getirdiği kişiydi. Biz aldık kameraya. Putin, Başmüftü Efendi’ye bizim gözümüzün önünde kaşıkla yemek yedirdi. Hani hoşumuza gitsin misali… Hakikaten de çok beğendik. Çok saygı duyduk. Tebrik ediyorum. Tevazu gösterdi mesela, maşaAllah. Onlara dostluğunu gösterdi. O da onlara karşı sevgi göstertti. Değil mi? Tek kamera bizdik, inşaAllah orada. Bu güzel bir şey. Demek ki Putin’in de kalbinde İslam’a karşı sevgi var. Ama tabii ki devletler, milli devletler, Rus Devleti olacaktır. Allah her yönden güçlü kılsın, inşaAllah.
TARKAN YAVAŞ: Bu Marksizm’i reddettiler Hocam geçen, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, Cumhurbaşkanı Medvedev, o Stalin’in yaptığı katliamları lanetlediler inşaAllah. O yönden de yine dediğiniz gibi dine yaklaştılar inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, o yönde güzel atılımlar var, güzel gelişmeler var. Ama Putin’in samimi olarak güzel ahlakın hakim olmasını istediğini biliyorum ben Rusya’da, bizzat kendi ifadesi var yani, bizim bulunduğumuz, arkadaşlarımızın bulunduğu ortamda da konuştu. Bize birebir konuşan kişilerle de görüş alışverişlerimiz de oldu. Yani bana direkt bilgi getiren insanlar da oldu. Hakikaten de istemiyor, yani ayyaşlar olsun, uyuşturucu müptelaları, katiller, hırsızlar olsun istemiyor. Bunun ancak din ahlakıyla ortadan kalkacağına inanıyor. Ama sadece Müslümanlar için değil diyor. Hıristiyanlar da özgür olsun, Museviler de özgür olsun diyor. Biz ne diyoruz başından beri? Zaten bizim istediğimiz de bu. Yani dindar bir Musevi, dindar bir Hıristiyan, dindar bir Müslüman, Rusya’da her yerde böyle insanlarla karşılaşırsak çok şahane bir şey olur. Rusya, medeniyetle çok ilerler, çağla, değil mi, bir güzellik olmuş olacak o zaman, inşaAllah. Bu asır, inananların asrı, İslam’ın asrı inşaAllah. Ama zamanla göreceksiniz, Mesih’in inişiyle de birlikte, ne kadar Hıristiyan ve Musevi varsa hepsi birlikte Müslüman olacaklar. Cenab-ı Allah’ın vaadi.
TARKAN YAVAŞ: Hocam, maşaAllah, Rusya’da da sizin kitaplarınıza izin veriyorlar, sizin kitaplarınızın okunması, özellikle diğer kitaplara izin verilmezken sizin kitaplarınız orada okunuyor ve çok yaygın maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Rusya’da hakikaten öyle, her fikirden, her cereyandan tedirgin oluyorlar. Ama bir tek benim eserlerim. İran’da da öyle.
SUNUCU: Ne kadar güzel.
ADNAN OKTAR: Evet, bir tek İran’da benim kitaplarım serbest, maşaAllah, Rusya’da da öyle, maşaAllah.
SUNUCU: Eserlerin çünkü sonuçlarının güzellik olması, şefkat, merhamet olması, bunu her konuşmanızda ifade ediyorsunuz, bu her millete güzellik getirir, her millete güç getirir. Güçsüzlük her zaman için şiddetten doğar. O yüzden inşaAllah bütün dünyaya hakim olur. Yine Hocam, Türk İslam Birliği ile ilgili bir yazımız var. “Değerli Hocam, bazı gazeteler, tam bu şekilde ifade etmeseler de Türk İslam Birliği’nin oluşmaya başladığı şu günlerde fitne oluşturmaya çalışarak İslam Birliği’nin ülkeler arasında yayılışının batı ülkeleri için tehlike arzettiği gibi anlamsız haberler yapıyorlar. Oysa sizin anlatımlarınızdan biliyoruz ki Türk İslam Birliği, refah, huzur ve mutluluk getirecektir inşaAllah. Hocam, siz herkesin fikrinin özgür olacağı laik bir ortamdan bahsettiğiniz halde bu fitne yaratma çabaları nedendir dersiniz?” demiş İnci kardeşimiz.
ADNAN OKTAR: Hz. Adem’den kıyamete kadar iki fikrin mücadelesi vardır. Başka da hiçbir mücadele yoktur. İnananlarla inanmayanların mücadelesi vardır.
SUNUCU: Hak ile batıl, evet.
ADNAN OKTAR: O kadar yani ve Cenab-ı Allah diyor ayette “Hak geldi batıl zail oldu.” İşte Mehdiyet döneminde bu ayet tam tahakkuk etmiş olacak. Batıl, hiç kalmayacaktır. Mesih’in inişiyle ayet her yönüyle, tam anlamıyla tahakkuk etmiş olacaktır inşaAllah. Derler ya it ürür, kervan yürür diye, bu her zaman olur. Müslümanlara karşı, şom ağızlar, çok çirkin iftiralar atarlar, hakaretler ederler, saldırırlar, Resulullah’a biliyorsunuz deve işkembesi atmaya kalktı, o devrin ahlaksızları, geçtiği yollara dikenli çalılar attılar. Defalarca suikastte bulundular. Onun hicret etmesi için onu zorladılar, o mübareği. Biliyorsunuz mağaraya da saklandı. Ta Habeşistan’a kadar hicret etti. Sonunda kim galip geldi? İnananlar galip geldi. Ve oradaki bütün acı ve zulüm sona ermiş oldu. Diri diri kız çocuklarını gömüyorlardı. Her türlü psikopatlık vardı. Hepsi sona ermiş oldu. Hepsi kardeş oldular. Son derece mutlu, bereketli, huzurlu, güzel bir hayata kavuştular. İslamiyet gerilemeye başladıktan sonra, yine acılara, yine ızdıraplara, yine bereketsizliğe gark oldu insanlar. Ve sonuçta görüyorsunuz. Güneşin battığı yerden güneş şimdi yeniden doğacak Allah’ın izniyle. Güneş nereden batarsa oradan doğmuyor mu? Bu Allah’ın kanunudur. Battığı yerden doğacak inşaAllah.
SUNUCU: Yine bir ayet-i kerimede herhalde “İnanıyorsanız korkmayın, üstün gelecek olan sizlersiniz” diye de bir ayet-i kerime var. Değil mi?
ADNAN OKTAR: Evet, “Gevşemeyin, üzülmeyin” diyor Cenab-ı Allah şeytandan Allah’a sığınırım- bak gevşemek yok. Gevşemek ne demek? Adam gevşemiş, yüzyıllar sonraya atıyor İslam’ın hakimiyetini. Veyahut geldi geçti, bundan sonra hiç olmaz diyor. Daha da anormal ve üzülmeyin yani işte şurada şu oldu burada bu oldu üzülme hepsinde bir hayır var tabii “ inanıyorsanız diyor Cenab-ı Allah mutlaka hakim olan siz olacaksınız diyor.
SUNUCU: Ne güzel işte.
ADNAN OKTAR: Bu aynı zamanda Mehdiyete bakan da bir işarettir. Yani insanlığa hitap ediyor inanıyorsanız, çünkü Mehdi ve talebeleri 313 kişiyle onlar çelik gibi Allah’ın hizmetlileridir. Ahir zamanın Ashab-ı Kehf’idir. Çok muhteşem bir netice alınmasında bu mübarek taife inşaAllah bir vesile olacaktır. Allah onları vesile edecektir. Onları hem gördük hem de görüyoruz. Fakat Mehdiyetin ilk safhası sadece imani hizmettir Said Nursi Hazretleri böyle diyor onun için diyor geldiği vakit herkes onu bedaaten tanıyacak gibi bir şekil vermişler diyor. Hâlbuki diyor bu dünya bir tecrübe meydanıdır, bir imtihan meydanıdır, akla kapı açılır fakat ihtiyari elinden alınmaz. Yani mecburen iman edecek gibi olmaz diyor. Öyleyse o eşhas diyor Mehdi ve Hz. İsa (a.s.) geldiği vakit diyor çokları bedaaten onları tanıyamaz diyor. Hatta kendisi dahi kendisini bilmez diyor Ahir zaman Mehdi’si için kendisi dahi kendisini bilmez diyor. Belki imanın nuruyla tanınabilirler diyor. Yani dikkatli gözler fark edecektir. Şu an mesela çığ gibi yayılıyor Mehdiyet her yeri ışığı kapladı bu yani bu kadar süratli Türk İslam Birliği’nin gelişmesinin sebebi Mehdiyet’in berketiyledir. Mehdiyetin zıl ve gölgesi dünyayı kapladı. O yüzden oluyor her yerde muazzam bir İslami uyanış, heyecan var Almanya’da da var, Brezilya’da var, Avusturalya’da var her yer heyecanla kaynıyor. Yani bir olağanüstülük, bütün dünya fark etti. Bütün Avrupa gazetelerinde her gün yazılar çıkıyor ne oluyor böyle diye. zVe müthiş panik halindeler on binlerce yazı çıktı Darwinizmin yenilişi Darwinizmin yok olması mesela bunu çok büyük bir felaket olarak almışlar Mısır’da geçen günler acil toplantı yapıldı bakın İslam aleminin kalesi gibi gösteriyorlar Mısır’ı İslam aleminde Darwinizmin kalesi olarak biliniyor Mısır.
SUNUCU: Evet bak bu çok ilginç.
ADNAN OKTAR: Tabii. Yani bütün Mason eski Darwinistler, Müslüman gibi görünen, alim gibi görünen Darwinistler hep Mısır’dan çıkmıştır. Yani Dünyadaki Mason Darwinist Hocaları da onlar yetiştirmişlerdir ve dünyaya onları yaymışlardır. Hepsi birden karga sürüsü gibi yerle bir oldular şuan ve panik haldeler şimdi ne yapacağız diye Mısır’da toplandılar geçen günler. Ne yapacaksın? Doğruyu kabul edeceksin bu kadar. Yapacağın bir şey yok. Bize bunu kim yaptı diyorlar, tek bir adres vardı. Gelip çatıp işte bize bunu Harun Yahya yaptı diyorlar. Evet, ben yaptım Allah’ın dilemesiyle. Allah beni vesile etti. Daha da başlangıcındayız, daha hiçbir şey yapmadık bunlara biz. İnşaAllah yani böyle lime lime olacaklar Allah’ın izniyle. Milleti böyle kandırmalarına, milleti aldatmalarına, yalan söylemelerine Allah’a çok şükür net son verdik. Mısır’da sadece ağlaşma toplantısı yaptılar, ağıt yaktılar orada. Yani ölüye taziyeye gidiyorlar adeta böyle. Ağlaşmaya gidiyorlar. Yani çözüm ne olur 300 milyon fosil varken ne çözümü olacaksın sen? Bir protein’in tesadüfen meydana gelemeyeceği bilimsel olarak kesin açık gerçekken ne yapacaksın? Geçenler de bir çırpındılar bir sol kanaldı. Rezalet yani insan acısın mı ne desin yani oturmuşlar 100 yıl öncesinin 120 yıl öncesinin köhne fikirlerini çoktan demode olmuş fikirlerini bize aktarmaya çalışıyorlar. Anında darmakeşan ettik ve çıtları yok şu an sustular bir anda bitti işleri.
SUNUCU: Ve özellikle Hocam bu programlar izlenmeye başlandığından beri ve git gide arttığından beri ben dikkat ediyorum diğer bazı kanallarda da evrimle ilgili programlar yapılmaya çalışılıyor. Evrim aldatmacasına ilişkin. Onlar aldatmaya hala çalışılıyorlar. Özelikle dikkat ediyorum bu yeni yeni, ufak direnişler görüyorum Hocam bazı kanallarda. İsmini vermeyelim buradan.
ADNAN OKTAR: Çok çok ağırlarına gitti. Çok çok ağırlarına gitti. Bu dünya olimpiyatlarında hatırlıyorum ağır sıklet güreşçileri çıkmıştı. Bir iddialı güreşçi vardı, zannediyorum Moğol güreşçisiydi. On küsür saniye içerisinde aldığıyla vurdu böyle ‘küt’ diye. Sırt üstü vurdu. Adam kalktı böyle neye uğradığını şaşırdı. Böyle sanki boş bulunmuşta düşmüş gibi yaptı. Böyle hani; ben normalde yenerdim ama boş bulundum gibi. Bu seferde bir tane doğu alman güreşçiyle karşılaştı. Ona da böyle artistik hareketler yapmaya başladı. Böyle şu mayoyu alıyor kafasının oradan geçiriyor bir şeyler yapıyor. Pazılarını sıvazlıyor falan. Onda da yine abartmayayım yani on küsür saniye, on sekiz saniye mi on yedi saniye mi ne sürdü. Aldığıyla adam yine onu da vurduğuyla hemen çarptı sırt üstü oturtturdu. Bir anda elendi. Şimdi bunlarda yani yenilmiş olmanın o ağır ızdırabı, ağır psikolojik gerilimi onları çok sıktı. Yani bir de ani yenilmek. Çünkü Amerika da on binlerce üniversite, enstitü trilyonlarca, katrilyonlarca sermayeli dev sistem. İngiltere’de, Fransa’da, Almanya’da yüz binlerce okul, enstitü bu konuyu savunuyordu. Yani İstanbul’da, Anadolu’da bir genç çıkıyor; koskoca milyonlarca metre küplük balona incecik bir milimlik iğneyle şöyle bir batırıyor muazzam bir infilakla patladı. Hepsi darmakeşan, şu an kaş göz yanmış ovuşturuyorlar yani kirpikleri falan ovuşturuyorlar. Yani onun ızdırabı içindeler. Ne oldu bu balon birden patladı yani. Bunlar kendi kendilerine alanı boş bulmuşlar enine arşın at oynatıyorlardı. Neye uğradıklarını şaşırdılar. Bakın gazeteleri takip edin artık yalan söyleyemiyorlar. Her yalan söylediklerinde dillerini şöyle hafif peçeteyle tutup büküyoruz hafiften. Ve bir daha artık yalan söyleyemiyorlar. Bak biber dökmüyoruz ağızlarına, sadece dillerini büküyoruz. Sakın diyoruz yalan söylemeyin. Artık yalan söylemeye güçleri, takatleri kalmadı. Artık hem utanma hissi daha ağır bastı. Bu güzel artık utanmaya başladılar.
SUNUCU: O da bir gelişme.
ADNAN OKTAR: Bu iyi bir şey. Daha önce utanmıyorlardı mesela alenen yalan söylüyorlardı. Tabii şu an her seferinde yakalandıkları için ve mahcup edildikleri için bunu yapamıyorlar. İnternet, Allah’a çok şükür Hz. Mesih’in ve Hz. Mehdi’nin okuludur. Yani bu dev okulla baş edemezler, edemeyecekler. Biz de Mehdi talebeleri olarak bu okulun öğretmenleriyiz inşaAllah. Kendi elleriyle Allah bunlara bir okul kurdurdu; dev bir okul. Ve onu Mehdi ve Mesih’in emrine verdi o okulu. Hepsi diz çöktüler şimdi rahle-i tedristen geçiyorlar. Eğitim alıyorlar, mecburen eğitim alıyorlar. Buna da çözüm bulamıyorlar. İnterneti kaldıracak halleri yok. Yani dünya çöker interneti kaldırsalar. Filtre falan da yapamıyorlar. Ona da çözüm yok. Millet illa ki bir yerden giriyor, çözüm bulunamıyor. Dolayısıyla kendi elleriyle kendilerini çökertmiş oldular.
SUNUCU: Bilselerdi yaparlar mıydı Hocam? Asla yapmazlardı.
ADNAN OKTAR: Allah-u alem yapmazlardı yani. Yani nereden bilsinler Mehdi’nin evi haline geleceğini, Mehdi’nin okulu haline geleceğini internetin değil mi? Mesih’in emrine gireceğini nereden bileceklerdi? Yani hiç tahmin etmedikleri yerden Cenab-ı Allah yakaladı. Mesela Hz. Musa Firavun’un sarayına giriyor. Bilse firavun onu alır mıydı sarayına? Daha çocukken Allah esirgesin şehit ederdi. Bilemedi, bunlarda bilemediler. Ve Allah’ın oyununa düştüler. “Onlar bir tuzak kurdular” diyor, “Allah da bir tuzak kurdu Allah’ın tuzağı daha çetin” diyor Allah, “daha büyüktür” diyor. Ve Allah’ın tuzağı onları yerle bir etti şu an. Normalde internetle dinsizliği, Ateizm’i, Darwinizm’i dünyaya tam anlamıyla oturtabileceklerdi tam anlamıyla. Yani masonik dünya devletini kurmak için muazzam bir imkandı. Tam anlamıyla ters takla attırdık Allah’a çok şükür.
SUNUCU: Bir sistem kurmuşlardı Hocam Darwinizm üzerine ve bu sistemin çökmesi gerçekten çok büyük yara yani.
ADNAN OKTAR: Bakın o çöktükten sonra iddia edilen Ergenekon terör örgütü de çöktü. Türk İslam Birliği de aniden patlama şeklinde yayılmaya başladı. Yoksa Libya sosyalistti. Kaddafi Darwinist, materyalistti daha önce. Fas, Tunus, Cezayir hepsi Darwinist, materyalistti. Mısır, Filistin efendim Ürdün hepsi.
TARKAN YAVAŞ: Irak.
ADNAN OKTAR: Irak, Suriye. Yani komünistti normal Stalinist, komünist iktidarlar vardı. Baas partisi vardı. Saddam Stalin hayranıydı. Stalin bıyığı, Stalin kıyafetleri giyip resim çektiriyordu. Muazzam hayrandı. Bir anda tepe takla oldular.
SUNUCU: Domino taşları gibi Hocam. Baştaki şeye siz vurdunuz onlar böyle tık tık tık hepsi…
ADNAN OKTAR: Elhamdulillah. Ve birbirlerine haber verdiler. Çünkü tabii onlar açısından ‘güzel haber tez yayılır’ derler, değil mi? Bizim açımızdan, onlar açısından da güzel bir haber. Çok tez yayıldı ve şu an her çaresiz atakları, her kurtarmaya kalkmaları onları daha da batırıyor. Yani yerinden oynatmasalar gine batıyorlar, yerinden oynatınca daha da şiddetli batıyorlar ama battıkça da düzlüğe çıkacaklar inşaAllah. İslam güneşi onları aydınlatmaya başladı. Yarasalar falan kaçışmaya başladı, mağaralarına kaçıyorlar artık. Aydınlanma çağı diye Fransız İhtilali dönemini değil mi, o çağı aydınlanma çağı. Kardeşim nasıl aydınlatıyorsun sen? Atom bombasıyla gündüz gibi yapıyorsun ortalığı, Katyuşa roketleriyle bütün ortalığı gece, gündüz gibi aydınlatıyorsun. Obüs mermileriyle, havan mermileriyle değil mi, gündüz gibi ortalığı aydınlatıyorsun. Senin aydınlattığın bu.
SUNUCU: Sonra hayatları karartıyorsun.
ADNAN OKTAR: Tabii. Her yeri kan revan içinde bıraktın. 350 milyon insan öldürdün. Bu nasıl aydınlatma bu? 1 milyarın üzerinde insanı sakat bıraktın, ülkeleri yerle bir ettin, şehirleri, kasabaları yerle bir ettin, medeniyetleri yok ettin. Bu nasılmış, nasıl aydınlanmaymış? Sen simsiyah kararttın değil mi barutla, dumanla, tozla, kanla simsiyah bir örtüyle örttün, Cenab-ı Allah o örtüyü kaldırdı şu an. İslam’ın nuru, ışığı bütün dünyayı kapladı şu an elhamdülillah. Mehdiyeti hiçbir güç durduramaz. Şu anki gelişmelerin sebebi, Mehdiyetin zıl ve gölgesidir. Her gün bir harika oluyor maşaAllah elhamdülillah.
TARKAN YAVAŞ: Hocam bu Darwinizm’in çöküşüyle ilgili bir haber daha vardı uygun görürseniz onu da göstermek istiyorum.
ADNAN OKTAR: Tamam.
TARKAN YAVAŞ: Coelacanth isimli bu ara geçiş formu olarak evrimcilerin söylediği balık bir kez daha bulunmuş Endonezya açıklarında, onunla ilgili haber vardı.
ADNAN OKTAR: TRT ne hikmettir ilk defa maşaAllah bir, demek ki bizim etkimiz TRT’ye de güzel etki gösterdi, çünkü TRT’nin ben hiç hayatta böyle bir konuyu anlattığını görmedim ama artık milletimiz tam aydınlandığı için TRT de herhalde bu güzel üsluba uydu, güzel mantığa uydu ve bunu samimi olarak anlatmışlar bu sefer.
TARKAN YAVAŞ: MaşaAllah eserleriniz de vesile oluyor bunlara.
ADNAN OKTAR: Evet, yoksa hep Darwinist izahlar yapardı TRT şu ana kadar.
TRT’nin VTR’si
ADNAN OKTAR: Yani artık TRT de Darwinizm’in yıkıldığını kabul ediyorsa artık iş bitmiştir Türkiye’de maşaAllah. E nasıl kabul etmesin? Tapu gibi deliller var yani nasıl desin? Tabi.
SUNUCU: Evet, çok açık deliller var. Bu arada Hocam internetten bahsetmişken buradan tekrar izleyicilerimize hatırlatalım:www.harunyahya.org’dan ve www.harunyahya.net’ten Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Eğer evde internetiniz varsa açın ve bu eserleri indirin. Gerçekten okumaktan çok büyük zevk alacaklardır, okumadıkları varsa çoğu okunuyor ama Hocam kitaplara yetişmenin de biraz imkanı yok açıkçası.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.
SUNUCU: Bir de geçen gün yeni bir kitap tanıttınız burada, yeni bitmiş bir kitap, inanın yetişmekte zorlanıyoruz diyebiliriz aslında. MaşaAllah size de.
ADNAN OKTAR: Hakikaten üniversite gibi.
SUNUCU: Çok çok gerçekten.
ADNAN OKTAR: Tabi, çok güçlü, çok güzel bir anlatım var Allah’a çok şükür elhamdülillah. Çok samimi, anlaşılır ve net ve kesin delillere dayalı ve kimsenin itiraz edemeyeceği gibi. İtiraz edilmezlik, Harun Yahya eserlerinin temel özelliği yani ikinci bir itiraz getirilemiyor. MaşaAllah, elhamdülillah.
SUNUCU: Hiç öyle bir olay yapamadılar. Dediğim gibi Hocam gözlerini kapasalar da mecburen çıkıyor karşılarına. Televizyonu kapasalar işte mesela Pazar günü 60-70’e yakın kanalda yayın yapıyorsunuz, işte her akşam sizi görüyorlar, işte kitapçıya gidiyorlar kitaplarınıza rastlıyorlar; onların da işi zor olsa gerek.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.
TARKAN YAVAŞ: Hocam biraz önce bir yaratılış gerçeği daha görmüştük. Bu Dawkins’in kendisine evrimle ilgili bir delil göstermesini istiyorlar, bir mutasyon örneği göstermesini istiyorlar, onun bu soruya cevap veremeyişinin videosu var, uygun görürseniz onu da.
ADNAN OKTAR: Bakayım, göreyim. Ne soruyor ona?
TARKAN YAVAŞ: Evrime delil soruyor Hocam mutasyona uğramış bir delil gösterin diyor. Şu anda uzun müddet böyle cevapsız kalıyor 17 saniye kadar hiçbir şey söylemeyip etrafa bakıyor.
SUNUCU: “Evrimsel bir sürece bir örnek verebilir misiniz?” demiş Hocam. Şu anda düşünüyor.
TARKAN YAVAŞ: Böyle bayağı bir bu şekilde.
ADNAN OKTAR: Düşün düşün, istediğin kadar düşün yani. Çıkaramayacağın belli, yalan mı söyleyecek yani? Ama film donmuş herhalde.
TARKAN YAVAŞ: Şu an dondurdum, bitti. Evet. 19 saniyelik bir film.
SUNUCU: Ama 17 saniyesi zaten dondurulmuş gibiydi. Pek bir fark yoktu görüntüsünde.
SUNUCU: Hocam bir yazımız var, onu okumak istiyorum. “Selam”.
ADNAN OKTAR: Aleykümselam.
SUNUCU: “Zannımca sevgili Adnan Hocamızla uğraşan kişilerin yaptığına tam tabiriyle “meyve veren ağaç taşlanır” misali verilebilir çünkü kökeninde ne kendilerinde ne çevrelerinde herhangi birilerinin Hocamız ve etrafındaki az sayıda ama bir orduya bedel yüreğe sahip insanlarla bu kocaman mücadeleye kalkışabilecek yüreğe ve cesarete sahip olmamaları vardır. Bizler de dualarımızla onların sonuna kadar arkasındayız inşaAllah. Allah yanlarında yer almayı da nasip etsin. Sevgilerimle.” demiş Rezzan Özgüder.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Biz de kardeşlerimize inşaAllah bilmukabele dua ediyoruz. Allah hepsine hidayet, güzellik, samimiyet nasip etsin inşaAllah.
SUNUCU: Evet Hocam. “Yine Hocam sizin bu güzel açıklamalarınızı örtbas etmek için insanlar tabii birçok konular çıkarıyorlar, işte hani gündemi değiştirme, gündemi farklı yönlere çekmek gibi. Belki küresel ısınma da bunlardan bir tanesi diyebiliriz. “Hocam küresel ısınmadan bahseden bilim adamlarının gizli yazışmalarından 8 yıldır sıcaklık artışı olmadığı tespit edildi yani küresel ısınma falan yok. Siz bunu çok önceden söylemiştiniz zaten ahir zamanın da alametleri de bu durumu kanıtlıyor. Yani ahir zamanda, Hz. Mehdi’nin çıkacağı dönemde kısa bir süre kuraklık olur, ardından seller, yağmurlar meydana gelir. Nitekim tüm bu alametleri yaşadık. Bazı bilim adamları insanları bu şekilde neden kandırma gereği duyuyorlar sizce Hocam?” demiş Üsküdar’dan Orkun Şafak.
ADNAN OKTAR: Ben iki yıl önce bunun yalan olduğunu, Mehdiyet devrinde bir süre yağmurların yağmayacağını, Mehdi’nin çıkış alameti olduğunu ve sonra yağmurların aniden çoğalacağını ve insanların bundan şikayetçi olacağını söyledim ve aynen dediğim gibi çıktı. Ve adamlar kendi kendilerinin yalan söylediklerini de itiraf ettiler. Bu da güzel, yalanlarını gizlemeye devam edebilirlerdi ama yalanlarını itiraf ettiler. Daha çok yalanlarını itiraf ettireceğiz onlara. Yani Darwinizm konusunda da, bu konuda da her konuda yalanlarını tek tek itiraf ettireceğiz.
TARKAN YAVAŞ: İnşaAllah. Burada Hocam net bir ifadesi var bu İngiliz İklim Enstitüsü’nün Başkanı, bu konuyu da sürükleyen birisi. Şöyle söylüyor: “Sürekli küresel ısınma büyük tehlike deyip duruyoruz, 2001 yılından beri Dünya’nın neden ısınmadığını gösteren araştırmayı halka anlatamayız, gülünç duruma düşeriz” diyor Hocam. Bu bilgisayar, msn yazışmalarında ele geçirmişler.
ADNAN OKTAR: Bak gülünç duruma düşeriz. Kim gülünç duruma düşürüyor bunları? Yani biz üzerlerine gitmesek , bunlar yalan söylüyor demesek bunlar yine devam ederlerdi. Böyle bir konu yok yani yalan söylemek çok kolaydı bu insanlar için eskiden ama artık yalan söyleyemiyorlar, ne yapsalar yakalarına yapışıyorum. O yüzden itiraf ediyor, ben itiraf ettirdim. Yani itiraf etmediler, ben itiraf ettirdim Allah’ın izniyle. Darwinizm konusunda da eskiden TRT neydi bir düşünün; her gün Darwinizm ile ilgili bir şeyler anlatıyorlardı. Bakın tamamen vazgeçen bir üslup kullanmaya başlamışlar. Her yerde bu böyle dünyanın heryerinde Fransa kaynıyor şu an, öğrencilerle başedemiyorlarmış ilkokul öğrencileriyle, ortaokul öğrencileriyle çünkü ne söyleseler çocuklar doğrusun söyleyip yalanlarını ortaya çıkarıyormuş. Artık Darwinizm ile ilgili ders vermekte mümkün değil şu an, yani çocukların gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar, yalanlarına da çocuklar uyanık tabii acayip keratalar, şimdiki gençler acayip cin gibi bir şey onlarla baş edilir mi? Edemiyorlar tabii Elhamdülillah, giriyorlar internete hemen cevaplarını öğreniyorlar küt karşılığını veriyorlar. Fransa’da geçenlerde sızlanıyorlardı bu işlerin arkasında yine Harun Yahya var. İşte bizi bu hale getirdi gibisinden. İşte ne güzel doğru yola giriyorsunuz, doğruyu öğreniyorsunuz. Yalanlardan kurtuluyorsunuz sıkılmayın, üzülmeyin bilakis sevinin inşaAllah.
SUNUCU: Hocam oradaki Hocaların herhalde birçoğu istifa edecektir cevap veremedikleri için.
ADNAN OKTAR: Yani bunalmış durumdalar tabii.
SUNUCU: Çok doğru Hocam bir ufak aramız varmış inşaAllah. Değerli izleyenlerimiz reklamların ardından bu güzel sohbete inşaAllah kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Evet değerli izleyenlerimiz reklamların ardından bu samimi ve içten sohbete kaldığımız yerden devam ediyoruz inşaAllah. Hocam soru ile başlamak istiyorum. Sorumuz var. “Sosyal darwinizm deniyor. Güçlü olan ayakta mı kalır? Siyonist terör sürüyor her gün izliyoruz. Peru’da kilogramı 15 bin dolardan insan yığınları satılıyor. Sırf kozmetik için sırf ciltler kırışmasın diye böyle birçok çete var. Nedir Hocam bu konudaki düşünceleriniz ? Ayrıca önümüz Kurban bayramı, hepinizin Kurban bayramını şimdiden kutlarım.”
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, Allah tekrarını nasib etsin inşaAllah. Geçenlerde duydum o haberi pek inanamadım ama yani yapar bu adamlar beklenir. Çünkü çocuklar kayboluyor bazı insanlar kayboluyor. Halbuki bazı ülkelerde insanların hiç değeri yok. Hiç hiç değeri yok çok rahat yapabilirler. Bunu önleyecek sistemin ne olduğu ortada, Türk-İslam Birliği’dir. Türk-İslam Birliği olacakta böyle adam toplayıp da gidip katledecekler, onları satacaklar bilmem şöyle yapacaklar, böyle yapacaklar... Bunların hiçbirini tahayyül dahi edemezler. Değil yapmak tahayyülü dahi mümkün olmaz . Kuran ahlakı dünyaya hakim olmadığı müddetçe bu türk rezaletlerin bini bir para olur ve sürekli devam eder. Bunu ileriye erteleyen her din adamı da bundan sorumludur. Yani yüzyıllar sonrasına İslam alemindeki gelişmeyi erteleyen, artık bu yüzyılda bundan ümit kesin diyenler ve insanları bu yönde teşvik edenler, bu zulümde parmağı olur. Yani o insanların öldürülmesinde ve o acıların çekilmesinde konu İslam ahlakının olmaması. İslam ahlakının dünyaya hakim olmasını ertelemek ne demektir? Bu devam edecek ve siz de buna karşı susacaksınız demektir. Bunu Müslüman söyleyemez bu çok anormal bir harekettir. Çok garip bir düşünce. Ama eğer bunlar olmasaydı zaten Mehdi çıkmazdı, Mesih inmezdi zaten bunlar hep ahir zamanda olacak olaylardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bunları bütün detaylarıyla çok kapsamlı tarif etmiştir. Aynısı ile tahakkuk ediyor. Fakat Müslümanlar birlikte beraber olmalı birbirlerini koruyup kollamaları, mezhep ayrımlarından kaynaklanan, ırk ayrımlarından kaynaklanan düşmanlıklara hemen son vermeleri, kaynaşmaları, birbirlerini çok sevmeleri, Müslümanların birbirinden çekinmesinin ortadan kalkması çok çok önemli. Ama tabii terörist, anarşist kafalı bir Müslümanla aklı başında bir Müslümanın konuşması çok zor o doğru. Ama en azından değil mi ortada bir güzellik var, ortada bir İslam’ın gelişmesi var. Herkes evinden hiç olmasza internetten bu konulara katkıda olabilir. Yazıları okumuş olsa ve yahut güzel bir mesaj göndermiş olsa değil mi başarılı çalışma yapan insanları teşvik eden konuşmalar yapsalar, kendi aralarında kardeşlikler oluştursalar, kardeş bağları oluştursalar çok güzel olur. Mesela ben Azerbaycan için tavsiye etmiştim Azerbaycan’da gençler çok güzel ekipler kurmuşlar, internet siteleri kurdular çok güzel oldu. Her ülkede bu olsun Kazakistan’da da, Tacikistan’da da, Irak’da, Suriye’de, Mısır’da, Flipinler’de her yerde olsun. Herkes birbirini çok sevsin kardeşlik bağları olsun, birbirlerini tanısınlar,birbirlerine İslam’ı, Kuran’ı anlatsınlar, helali haramı anlatsınlar. Bu İslam ahlakının yayılmasına ciddi şekilde vesiledir. Ama yapmasalarda yine yayılır. Yani çünkü Allah’ın sözü var illaki olacak inşaAllah.
SUNUCU: Evet buna bir katkıda bulunabilirsek ne mutlu bize. Bir de Hocam Mehdi’nin yüzyıllar sonra gelmesi, Türk-İslam Birliği’nin yüzyıllar sonda kurulması, zalimlerin hareket halini genişletir değil mi? Yani korku olmaz zaten yüzyıllar sonra olacak bu birleşme, bu ürkütücü şeyler onlar için ürkütücü hareket alanlarını rahatlatır daha rahat zalimliklerini daha özgürce yapabilirler.
ADNAN OKTAR: Bakın bana diyorlar ki; sen Cübbeli’yi niçin eleştiriyorsun? Orada bir zihniyet var, ben onu eleştiriyorum yoksa ben gariban adamla benim ne alıp veremediğim var. Bana ne yani zavallı bir insan benim ona bir sözüm olmaz. Ama bir zihniyet var mesela diyor ki; yüzyıllar sonra İslam dünyaya hakim olabilir diyor. Mesela bu çok ürkütücü bir ifade bu ne demektir? Hali hazırdaki sistem devam edecek, siz de susun demektir. Ama dese ki; yani Mehdi çıkmayacak ama İslam bu yüzyıl dünyaya hakim olacak var gücümüzle gayret edelim dese, yine bu bir derece yani bütün hadis-i şerifleri red etmiş oluyor ama yani dinden de çıkmaz. Ama İslam’ın dünyaya hakimiyetini istememek bunu yüzyıllar sonrasına ertelemek, çok anormal bir harekettir. Çok çok anormal yani tarif edilecek gibi değil yani bunun hiçbir bahanesi yok. Hadi Mehdi konusundan tedirgin oldun diyelim kendisinin Mehdi olmadığını düşünüp, hani benden sonrasını da başkasının da Mehdi olmasını düşünemeyeceğim deyip belki bir mantık geliştirdi. Bilmiyorum yani sıradan bir mantık geliştirmiş olabilir. Ama bu çocukça rekabet düşüncesiyle bütün İslam aleminin sıkıntıya girmesine vesile olmak çok anormal bir hareket olur. Dolayısıyla Mehdiyet’i eğer kabul etmiyorsa o zaman İslam’ın bu yüzyılda dünyaya hakimiyetini kabul etmesi lazım. Diyecek ki; bu hafta, bugünlerde, bu aylarda ve bu yıl İslam dünyaya hakim olsun hemen gayret edelim demesi lazım bu yüzyılda mutlaka hakim olması gerekir İslam’ın demesi lazım. Değil mi? Zulüm bu yüzyılda mutlaka bitsin demesi lazım, bakıyoruz bunu ısrarla demiyor bu çok anormal, bizler varız mesela gayret eden bizimde dağılmamızı istiyor. Benim ve arkadaşlarımın ve çevremin dağılmasını istiyor. Şimdi bu ne demek bu? Ben yapmayacağım diyor. Sen de dağıl diyor arkadaş çevren de dağılsın diyor. Peki bunu nasıl açıklayabiliriz bunu?
SUNUCU: Ortamı zalimlere kalsın...
ADNAN OKTAR: Kime hizmet edilecek o zaman Müslüman bunu konuşursa?
SUNUCU: Herkes kendine mantığı mı?
ADNAN OKTAR: Değil mi? Çok çok anormal bir söz bu, yani etrafındaki insanların uyarması lazım, dolayısıyla Hocamıza niye söz ediyorsun diyen gençler var. Çok büyük hata yapıyor. Ben onun şahsıyla bir alıp veremediğim yok, diyorum garibanın teki benim ona ne sözüm olur? Ama yaptığı tahribat çok büyük ben buna dikkat çekiyorum. Bakın yapanı da engelleyen bir uslübü var yane siz de dağılın diyor. Yani arkadaşlarımızın bizim arkadaşlarımızın dağılmasını istiyor. Peki biz dağıldığımızı farz edelim Allah esirgesin, ben de faaliyetlerimi durdurdum. Sen de diyorsun ki, yüzyıllar sonra Mehdi çıkacak, yüzyıllar sonra dünyaya hakim olacak. Kime kaldı meydan o zaman, ne yapmak istiyorsun sen? Yani değil mi? Nedir hedefin? Burada bir acayıplik var dolayısıyla benim eleştirmem hayır ve güzellik bilakis benim eleştirmeme teşvik etmesi lazim kardeşlerimizin ben etrafındaki insanlara karşı bir şey demiyorum. Ben Mahmut Hocayı çok severim defalarca elini öptüm ve saygı duyduğum bir insan çok hürmet ediyorum. Asil bir insan talebelerine de çok saygı duyuyorum, birçoğunu tanırım yemeklerimize geliyorlar, iftarlarımıza geliyorlar çok değerli insanlar yani onlar benim canım ciğerim kardeşlerim benim onlara bir sözüm yok. Ama burada Cübbeli’nin konuşmasından olumsuz etkilenecek çok kardeşimiz olabilir. Çünkü televizyon seyretmeyin diyor, internete de girmeyin, başka kitap da okumayın diyor. Ya bu insanlar bu kişinin etkisine girerse ve Mehdi’den ümit keserse? İslam’ın dünyaya hakimiyetinden ümit keserlerse ve suskun ve pasif kalırlarsa bunun sorumluluğunu kim alacak?
SUNUCU: Herkes kabuğuna çekilecek o zaman.
ADNAN OKTAR: Tabii bu çok acayip bir şey. Buna suskun olunmaz. Haram olur ben buna susarsam. Farzdır benim bu konu da uyarmam. Yani ben bunu kendi kafamdan hareket ederek yapmıyorum. Kuran’ın emridir bu. Kuran’a göre hareket ediyorum. Yani böyle bir düşünceyi telin etmek, uyarmak emri bin maruf nehyan münker Allah’ın emridir. Dolayısıyla benim şahsi bir meselem yok, hiç kimseye karşı.
SUNUCU: Yani birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç herkes hüsrandadır. Ayetlerin bir çoğunda geçiyor değil mi Hocam?
ADNAN OKTAR: Hayır cayır cayır İslam hakim oluyor dünyaya. Yer yerinden oynuyor. Yani bütün alametler çıkmış. Mehdi’nin yüz elli alameti çıkmış. Daha da fazlası çıktı. Artık her gün bir yerden ses geliyor. Bütün herkes İslam dünyaya hakim oluyor diyor. Avrupalılar panik haldeler. Bir kısım zevatta çıkıyor; İslam bu yüzyılda dünyaya hakim olmaz diyorlar ve bu söylediğinde de bir kısım insanları olumsuz etkiliyorlar. Tabii o kişilere rağmen İslam dünyaya hakim olacak, ayrı mesele ama o kişilerin sorumluluğu var. Yani onların da günahını da sütüne almış olur. Çünkü Allah diyor: “bilmeden saptırdıklarının da günahını üstüne alacaklar.” diyor Allah. Bir kısım günahlarını. Yani karşılığı olarak, ceza olarak. O yüzden var gücümüzle herkesi İslam’ın dünyaya hakimiyeti için, İslam’ın ahlakın hakimiyeti için uyarmakla mükellefiz. Şu an bu çok hayati bir görevdir. Namaz gibi oruç gibi farzdır bu. Müslümanların bölünmüş olması haramdır. Ve bu çekilen acıların kökeninde o var. Yani ırak da kan akar mıydı? Afganistan da kan akar mıydı? hiçbir şey olmazdı ki. Yani bütün İslam alemi paramparça. Bütün Türklük alemi paramparça. Aynı kandan, aynı candan milletiz artık. Dilimiz, dinimiz her şeyimiz bir; ayrıyız. Azerbaycan; bizim Azerbaycan’la ne farkımız var. Her şeyimiz bir niye ayrı olalım? Şunda bir mantık var mı? İki devlet bir millet mesela çok güzel. Üç devlet bir millet, dört devlet bir millet, yüz devlet bir millet sonunda bu böyle olacak inşaAllah. Yakışanı, doğru olanı, güzel olanı da budur inşaAllah.
“Değerli Hocam bizlere Kuran ahlakını uygulamamız konusunda yegane örnek ve lider konumundasınız. Konuları sizin kadar anlaşılır anlatan bir alime rastlamamıştım önceden. Zorluk, karmaşık gibi göstermek şeytanın bir özelliğidir. Allah ise “ve seni kolay olan için başarılı kılacağız” diyor Ala suresinde. Sizin bu doğrultuda yaptığınız güzel açıklamaları hemen hemen her gün ekranlardan izleyebilmemiz bir mucize. Hocam benim sorum bir röportajınızda dokuz rakamının Hz. Mehdi’nin hayatında önemli bir yeri olduğundan bahsetmiştiniz. Ebced hesabı ile çıkan 1999 ve 2009 gibi yıllara işari eden bazı ayetlerde olduğu gibi dokuz rakamı gibi başka önemli rakamlar var mıdır? Örneğin Kehf suresinde ikilerin önemli olduğunu biliyorum. Sizi çok seviyorum Hocam saygılar Fırat Soylu.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. On iki, yedi bunlar Kuran da geçen rakamlardır. Ve çok önemlidir bunlar. Mesela on iki imam vardır, on iki havari vardır. Yusuf suresi on ikinci suredir.
TARKAN YAVAŞ: On iki yerden su çıkması var on iki.
ADNAN OKTAR: Evet on iki pınardan su çıkmıştı biliyorsunuz Hz. Musa’nın asasıyla. Bunların sırlarını, hikmetlerini ben önümüzdeki yıllarda açıklayacağım. Yani zamanı geldikçe söyleyeceğim. Bunların hepsi hayret verecek karşılıkları olan, hayret verici mucizelerdir. Çok şaşırtıcıdır. Mesela yediler vardır. Tekrarlayan yediler vardır. Mesela 2007, 2014 daha önce de söylemiştim. Yedi yıl kıtlık, yedi yıl bolluk dönemi. Bunlar aynısıyla oluyor görüyorsunuz. Hatta Fettullah Gülen Hocamızın bir şeyi var; Sen Yusuf musun? diye bir kitabı vardı. Orada kastedilen; Mehdi kastediliyor. Sen Yusuf musun? Yani doğrudan Mehdi’ye hitapla hazırlanmış bir şeydir. Ne var bu yedide diyor? Kurtuluş da yedide, başka şeyler de inşaAllah. Ne var bu yedide diyor? Hz. Yusuf ve Mehdi ile bağlantılıdır yediler. Sen Yusuf musun yani sen Mehdi misin? Sen o kişi misin anlamına gelir?
SUNUCU: Beklenen kişi.
ADNAN OKTAR: Evet beklenen kişi misin gibisinden. Fethullah Hocamızdan söz açılmışken, o çok mazlum bir insan. Ben her yerde ben duyuyorum. İşte Amerika’nın bilmem adamı şuranın buranın. Yani bu ayıp, günahtır. Belli ki zorda kalmış çok fazla üzerinden baskı olduğu için elinden gelen gayreti gösteren bir insanken vatanından ayrı kalmak durumunda kalmış. Ve üzerine de çok geliyorlar. Yani onunla ilgili sözlerden ben çok rahatsızlık duyuyorum. Yani yakışmıyor Müslümanlara. Yani nereden çıkartıyorlar onu anlamıyorum. Yani aklı başında bir insan Fethullah Gülen Hoca Efendi. Yeni mesela diyorlar ki: “Hıristiyanlar da, Museviler de hepsi aynıdır” dedi diyorlar. Yani aynı konumdadır hepsi de hak dindir. Ben böyle bir şey dediğini duymadım. Yani o sözü nerdeyse bana bir göstersinler ben bir göreyim. Böyle bir şey yok. Hak din İslam’dır. Musevilik ve Hıristiyanlık tahrif olmuştur, değişmiştir. Ama eski bir İslam dinidir onlar. Hz. Mesih geldiğinde hepsini İslam dinine kalbedecektir. Yani hepsi Müslüman olacaklardır. Ve Hz. Mesih’in gelişine çok az kalmıştır. Fakat Hıristiyanlar da, Museviler de bir nevi ehli fetrettir şu an. Eğer Kuran’la karşılaşmadılarsa, Kuran’dan haberleri yoksa, kavrayamadılarsa Allah-u alem diyorum Allah-u alem diyorum ehli fetret oldukları için ehli kurtuluş ehli necat olabilirler. Tevrat da belirtildiği gibi, İncil de belirtildiği gibi namazlarını kılarlarsa, helale harama dikkat ederlerse, Allah’ın birliğine inanırlarsa ki o zaman zaten Kuran ahlakına büyük çapta uymuş oluyorlar. O zaman ehli fetret olurlar. Çünkü Resullullah(s.a.v.) da ehli fetretti. Ona vahiy gelmeden önce. Yani Hz. İbrahim’in bakiye diniyle yaşıyordu. Eğer Resulullah(s.a.v.) vefat etmiş olsaydı, peygamberlik görevi gelmeden vefat etmiş olsaydı ehli fetret olduğu için yine cennete gidecekti inşaAllah.
SUNUCU: Evet. Üzerine bir din gelmemişken ama evet.
ADNAN OKTAR: Tabii bakiye dinle devam ediyordu. Onlar da inşaAllah o bakiye dinle, yani bozulmuş, tahrif olmuş yerlerini zaten normal bir insan fark eder. Mesela üç Allah olmayacağı belli. Üç ilah olmayacağı belli. Yani normal bir Hıristiyan bunu anlar. Tek bir ilah, tek bir Allah olduğunu bilir. Dolayısıyla böyle insanların cehenneme gideceğini iddia etmek doğru olmaz. Allah-u alem diyeceğiz inşaAllah cennete gidebilirler. Eğer Kuran’dan haberleri yoksa. Ehli fetrettirler. Veya son anda, son nefeste iman edebilirler. Veyahut iman etmişlerdir gizliyorlardır.
SUNUCU: Evet onları bilemeyiz.
ADNAN OKTAR: Çok fazla insan var öyle gizleyen. Ben Musevilerden biliyorum yani Musevi insanlardan. Hıristiyanlardan da biliyorum yani Müslüman olduğu halde gizleyenler var. Onun için yani bu konuda katı bir üslup Kuran’a göre bulamazlar. Bir de her Müslüman da cennete gidecek diye bir konu yok. Cehenneme gidecek Müslüman’ım diyen çok fazla insan olacaktır.
SUNUCU: Evet Allah korusun.
ADNAN OKTAR: Tabii. Onun için bu konuda Fethullah Hocamızın üstüne böyle gereksiz gelinmesini ben normal bulmuyorum. Yani böyle şefkatle, sevgiyle baksınlar. Bu kadar azgın saldırılar varken Müslümanların kendi ararlında çatışmalar yapması, birbirleriyle uğraşması doğru olmaz. Yani varsa beğenmedikleri hususları bana yazsınlar internetten. Yani ben bakayım, inceleyeyim. Onlar çok aklı başında insanlar. Ben konuşuyorum, görüşüyorum. Yani yanlış anlaşılan bir şey varsa bunlar açıklanabilir. Amma töhmet altında bırakacak sözlerden kaçınmak lazım. Kardeşlerim yazsınlar bizim adreslerimiz belli. Harunyahya.org’a. Mesela şu, şu, şu konularda kuşku duyuyoruz, şüpheleniyoruz diye madde madde belirtsinler. Ben tek tek cevaplayayım, izah edeyim. Ama bu muhalif ruh, bu yani şüpheci ruh kalksın. Biz kardeşiz yani böyle şeylerden kaçınmak lazım.
SUNUCU: Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: “Saygıdeğer Hocam, Said Nursi, 5. Şua’da “ Teşbihler ve temsiller suretinde rivayet edilen bir kısım hadisler, mürûr-u zamanla avâmın nazarında hakikat telâkki edildiğinden, vâkıa mutabık çıkmıyor.” diye bildiriyor. Burada Üstad’ın anlatmak istediği nedir? Bizi aydınlatabilir misiniz Hocam? Hayırlı akşamlar.” demiş Canan Merttürk.
ADNAN OKTAR: Canan’ın yazısına bakalım. MaşaAllah, Canan güzel bir hususa değinmiş. “ Teşbihler ve temsiller suretinde rivayet edilen bir kısım hadisler, mürûr-u zamanla –zamanın geçmesiyle- avâmın nazarında hakikat telâkki edildiğinden -tam Cübbeli’ye bakıyor- vâkıa mutabık çıkmıyor.” Bakın, “ Teşbihler ve temsiller suretinde rivayet edilen bir kısım hadisler…”, mesela Cübbeli’nin anlattığı olaylar var ya sık sık eleştiriyorum, halbuki bak, işte teşbihler ve temsiller suretinde rivayet edilen bir kısım hadislerdendir bunlar- mürûr-u zamanla -zamanın geçmesiyle- avâmın nazarında -mesela Cübbeli ve o tarz düşünen bazı kişilerin nazarında- hakikat telâkki edildiğinden –gerçekten öyle zannedildiğinden diyor- vâkıa mutabık çıkmıyor –olay oluştuğunda mutabakat olmuyor-“ diyor Said Nursi. Ve devamı da var bunun ama kardeşimiz bu kadar kısmını yazmış, Canan Merttürk, İstanbul’dan. Mesela Said Nursi Hazretleri’nin bu konuda örnekleri var. Bir gün sahabeleler otururken Resulullah (s.a.v.), bir gürültü işitiliyor. Diyor ki “Bu 70 yıldır cehennem tarafına yuvarlanan bir taş” diyor. “Şu an cehennemin dibini buldu” diyor Resulullah. Bak “70 yıldır cehenneme yuvarlanan bir taş şu an cehennemin dibini buldu. Bu, onun gürültüsü bu ses” diyor. Bir süre sonra sahabeler geliyor. “Ya Resulullah, falanca münafık 70 yaşında vefat etti” diyorlar. Hiç yorum yapmıyor Peygamberimiz. Tam, ne demek istediğini anlıyorlar. Bak, teşbihle anlatıyor. Şimdi, bir insan, Cübbeli’ye tarif ettirsek, diyecek ki bir taş var kocaman, 2000 metre genişliğinde, 2000 metre çapında, sürekli yuvarlanıyordu, cehennemin dibine vurunca bu ses meydana geldi, der. Çık işin içinden çıkabilirsen. Yani, onun diyeceği budur. Halbuki doğrusu budur. Onun için, müteşabih hadisleri anlamıyor, olduğu gibi anlatıyor. Ve Said Nursi diyor; “İmanlarına zarar verirler, zarar veriyorlar” diyor. Ta Said Nursi zamanında yapıyorlardı bunu demek ki. Said Nursi diyor; “Avama, insanlara, Müslümanlara zarar veriyorlar” diyor, bu anlatımlarıyla. Cübbeli’nin de yaptığı şu an bu. Yani, burada zarar veriyor. Mesela, Mehdi, kuru bir yoldan geçip İstanbul’a gelir. Rivayet bu, özetle. Konstantiniye diyor. Konstantiniye olarak Roma’yı da alabilir bir insan, İstanbul’u da alabilir. Ama İstanbul olduğu anlaşılıyor, rivayetlerden. Çünkü, denizi geçerek geliyor. Kuru bir yoldan geçecek diyor. Biz baktığımızda Boğaz Köprüsü veya tüp geçidi görüyoruz, kuru yol olarak ve denizden geçiliyor. Ama asıl olanın Boğaz Köprüsü olduğu anlaşılıyor. Çünkü, kuru bir yol, denizin üstünden geçiliyor. Ve “Mehdi sabah gelir” diyor, Mehdi sabah gelir. Sabah geldiğinde de duman sütunu olacağını belirtiyor. Cübbeli’ye göre İstanbul’a birden, yerin altından, duman sütunu çıkar diye düşünüyor olabilir. Halbuki bir gemi patlıyor. Tabii, akıl almaz şeyler bekliyor. Mesela Allah, bir gemiyi vesile ediyor. Ama ona göre, mesela, ne bileyim, Topkapı’dan yerin altından, bir anda muazzam bir duman sütunu ve ateş çıkacak. Gökyüzünü kaplayacak. Ve Boğaz’a doğru o duman sütunu devam edecek. Böyle olmuyor. Gemi şeklinde oluyor. “Sabah gelir” diyor, Mehdi.” Ve sabah geldiğinde bu duman ve ateşi de görecek insanlar” diyor. “Bilin ki Mehdi gelmiştir” diyor. “Alameti budur” diyor. Fakat “Kuru bir yoldan geçecek” diyor, Resulullah. Yani, çok net. “Denizin kenarına bayrağı diker” diyor. Demek ki denizin kenarında olan bir yerde olacak, Mehdi. Çok net, açık, Peygamber Efendimiz’in izahları. Şimdi, Cübbeli’ye desen, hakikatten bir bayrak oluşturacağını, kendisinin, Mehdi’nin alıp, mesela Üsküdar Meydanı’na veyahut karşı tarafta bir yere sancağı dikeceğini ve sarıkla o sancağın dibinde oturacağını düşünüyor. Böyle bir olay olmaz. Bu tarzda olmaz. Mesela bakıyoruz, hakikaten Türk bayrakları her yerde, dev bayraklar olarak dikildi. Cumhuriyet tarihinde hiç yoktur böyle bir şey, ilk defa oluyor, böyle dev bayraklarla İstanbul’un donatılması. Böyle dev bayrakların dikileceğini Resulullah işaret etmiş oluyor. Yani, mutabakatı budur. Mesela, gökyüzü diyor, 10 milyar melekle dolacak diyor, yani yaklaşık, onun açıklamasına göre. Herkese, kendi dilinden, bu kişi Mehdi’dir diye bağıracak diyor, melekler. Mehdi de bütün melekleri ve bütün insanları yalanlayacakmış. Ben Mehdi değilim diyecek. Melekler de yalan söylüyor, siz de yalan söylüyorsunuz, ben Mehdi değilim diyecek. Melek dedi mi zaten farz olur, Allah’ın emrinde zaten melekler. Var mı böyle bir şey? Mümkün mü? Melek dedi mi bitti zaten konu. Tank, top mermisi etki etmeyecek diyor. Peki, senin cemaatin bile onbinleri buluyor da 313 kişiyle kalır mı öyle bir insan. Bütün dünyanın melekleri, mesela, Mahmut Hoca’nın talebelerine dese ki bütün melekler, falanca Mehdi’dir dese, onbinlercesi bir anda ona bağlanırlar, hangisi itiraz eder. Kim itiraz edebilir? Nasıl 313 kişi kalıyor o zaman Mehdi? O 313 kişide o zaman bir hikmet var. Demek ki bir kısım yobazlar, akılsızlar, cahiller, hasut kimseler, dinsizler, materyalistler, iddia edilen Ergenekon Örgütü, masonlar, it, kopuk, artık kim varsa Mehdi’ye karşı cephe alacaklar. Ve bu yüzden de Mehdi’nin cemaati küçük kalacak. Said Nursi de diyor; “Her ne kadar az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar” diyor. 313 kişiyle kalır mı? Tank mermisi gelecek de Mehdi’ye, başında sarıkla çıkacak üstelik, insanlar da hiç ilgilenmeyecekler. Melekler bağırıyor, tank mermisi etki etmiyor. Bir tekbir getirir diyor. Bütün Roma’da ne kadar bina varsa yerle bir olur diyor Cübbeli. Bir kere Mehdi hiç kan akıtmayacak, bir. Bir de tekbirle binayı yıkacaktan kasıt, teşbih var, orada o fikir sistemini yıkacak, fikir kalelerini yıkacak, o anlamda deniyor. Tekbir nedir? Allah’ı anacak anlamına geliyor. Allah’ın birliğini savunacak, Allah’ın büyüklüğünü anlatacak. Cübbeli’ye göre de sesinin gücüyle yıkacak diyor. Ve buna rağmen 313 kişi kalacaklar diyor. Hangi cemaat, yani kendi cemaatini düşünsün, onbinleri buluyor cemaati, kim 313 kişi olarak kalmasına müsaade eder öyle bir topluluğun? Bütün melekler bağıracak da Mahmut Hocamız’ın talebeleri de diyecekler ki yok biz bu cemaate katılmayız. Demek ki Allah gizleyecek Mehdi’yi, demek ki örtüleri olacak, demek ki insanlar garip görecek Mehdi’yi, bakın rivayette ne diyor, kimse onlarla evlenmez, cenazelerine gitmezler, evleri sırtlarındadır, evleri de yoktur diyor, evlerini de satıp savuruyorlar yok hiçbir şeyleri yok yani.
SUNUCU: O mantığa göre Hocam, o zaman Deccal de böyle tek gözlü canavar gibi falan hani anlatılıyor ya.
ADNAN OKTAR: Zaten öyle diyor Deccal’i de tarif ediyor. Yani içler acısı durum aslında. Okyanusun ortasında duruyordu Deccal diyor, kaç bin yaşında diyor, 1000 küsür yaşında diyor tam hatırlayamıyorum. Zincirlenmiş olarak duruyor şu an diyor zaten adada diyor, okyanusun ortasında bir adada duruyor diyor şu an zincirlenmiş olarak. Yani Deccal’in merkebinden bahsediyor, iki kulağı vardır diyor işte kırk arşın, Deccal de onun üstüne çıkacak yani ben ne diyeyim bu mantığa. Deccal tabii ki kastedilen uçağın kanatlarıdır yani burada kastedilen bu veyahut trendir. Mesela diyor bakırdan kürsüsü vardır diyor, uzunluğunu belirtiyor, yerin altından geçen bir varlık bu değil mi her yere giden bir varlık yani bakırdan kürsüsü olması metalden olması ve herkesin duyacağı seste bağırması, merkebinin kimi zaman uçak olduğu kimi zaman tren olduğu ve diğer vasıtalar olduğu anlaşılıyor ve çok kısa sürede gitmesi mesela bir adımda çok uzun mesafeler kat edecek diyor, bulutu tutacak diyor bir eli ile demek ki uçak. Bulutu tutan nedir? Buluta kadar çıktığına göre eşeğin bulutlarda ne işi var yani değil mi? Böyle bir şeyi insanlar görse yani imtihan ortamı kalkar. İki kulağı ne demektir? Uçağın kanatları anlamına geliyor, bu kadar yani çok süratli gitmesi, Deccal’e göre de eşek havalarda uçacak böyle kulakları koskoca kulakları olacak, bütün millet onları seyredicek, melekler bağıracaklar falanca kişi Mehdi (a.s.)’dir diye, Mehdi (a.s.) ben Mehdi (a.s.) değilim diyecek, yani tarif ettiği manzarayı bilmem tarif etmeme gerek var mı yani?
SUNUCU: Tövbe kapılarının kapanması lazım o anda zaten.
ADNAN OKTAR: Tabii tövbe kapısı tamamen kapanır. Aklın ihtiyari kalkar bu durumda.
SUNUCU: Gaip kalkıyor ortadan çünkü.
ADNAN OKTAR: Tabii. Böyle hiç, hangi peygamber döneminde böyle bir intihan ortamı olmuş? Said Nursi diyor, vakıa mutabık çıkmıyor diyor, teşbihlerin temsillerini yanlış anlarlar diyor ve avam-ı müminine zarar veriyorlar diyor, bunlar diyor. O yüzden diyor ben bunu açıkladım diyor 5. Şuayı izah ettim diyor ve örnekler vermiş. Ve bu telkinin farkında değil insanlar, yani birçok insan bu yüzden dinsiz oluyor bu tip izahlarla. Yani mesela Cübbeli çıktı Habertürk’te adamlar yerlere yatıyor onların niye güldüğünü bilmiyor. Ben sizi daha da güldürür daha da eğlendiririm evime gelin diyor. Bende daha da başka özellikler var diyor, sizi çok eğlendiririm diyor. Yani verdiği zararın farkında değil, onların niye güldüğünü de bilmiyor. Yani, çok büyük hizmet yaptığı kanaatinde yani anormal seviniyor. Çocuk gibi yani. Müthiş tahribat yapıyor bilmiyor. Ben de o yüzden uyarıyorum. Diyorlar ki; niye elliyorsun, niye dokunuyorsun bu adamacağıza? Elleme işte devam etsin. Kendine de zarar veriyor, etrafına da zarar veriyor. Yoksa garibanın teki benim onunla ne alıp veremediğim olacak yani. Ben sadece uyarıyorum zaten, hakaret etmiyorum, bir şey demiyorum. Yani ben ayrıca Mahmut Hoca’yı da çok sevdiğimi söylüyorum.
SUNUCU: Evet her zaman ifade ediyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Talebelerini de çok severim, saygı duyarım tabii. Mesela Mehmet Talu Hoca var, gelir bize, yemeklerimize gelir toplantılarımıza, çok değer verdiğim insan. Ben yanıma oturtturuyorum geldiğinde, yani saygımı ve verdiğim değeri göstermek açısından tabii. Yani çok önem verdiğim insanlar ama bu galiz hataya karşı da nasıl suskun kalayım? Haram olur susarsam. Çok önemli bu konular.
TARKAN YAVAŞ: Onlar da sizi çok seviyorlar Hocam. Mehmet Talu Hoca özellikle.
ADNAN OKTAR: Evet. İnşaAllah. İşte Mehmet Talu, bu yüzyılda Mehdi(a.s.)’nin geleceğine inanıyor. Mesela ayrıdır o, ben mesela Cübbeli gibi düşünmüyorum diyor.
SUNUCU: Kişisel fikri o zaman.
ADNAN OKTAR : O onun tabii kendi kişisel fikri. Mesela benim kanaatime göre öyle, o öyle düşünüyor diyor. E öyle düşünüyor tamam doğru ama biz onun yanlışlarını aktarmakla mükellefiz. Bakın bu çok önemli, Mehmet Talu çok derin bir alimdir. Ehl-i Sünnet’in kalesidir yani. Çok değerli bir insan. Yani fetva verebilen, fetva alimidir yani çok büyüktür, yani Cübbeli’nin yüz mislidir en az. Yani kıyas olmaz. Bu insan ne diyor? Bu yüzyılda gelecek diyor. Bu yüzyılda İslam hakim olacak diyor inşaAllah ve ağzından nur çıkıyor ne güzel. MaşaAllah. Alim böyle olur. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii yani, çünkü bu çok yani çok büyük bir mesele, yani burada çok büyük bir olay var. Hadi benim cemaatimi dağıtmak, arkadaşlarımı dağıtmak istiyorsun, kardeşlerimi dağıtmak istiyorsun, zaten gücün yetmez.
TARKAN YAVAŞ :İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani sen bizi daha da pekiştirisin, bizim öyle çok talebeler oluyor dağılın diyen. Ben öyle dedikçe daha coşarım, daha azmim artar. Yani onun demeleri, zaten masonlar başından beri bunu diyor, iddia edilen Ergenekon Örgütü bunu diyor. Yani Cübbeli’nin bunu demesine gerek yok ki, bunu biz çok duyduk.
SUNUCU: Hocam bunu için işkenceler gördünüz yani bir sözle dağılır mısınız değil mi?
ADNAN OKTAR: Yani tabii. Adam dedi mesela bana, İstanbul Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan, parmaklarımdan elektrik verdiler, bak senden tek istenilen şey var dedi, bu arkadaş grubunu dağıtacaksın dedi bu kadar dedi. Net söyledi bak. Yerle ayağının arasında ne kadar mesafe varsa ölümünle hayatın arasında o kadar mesafe var dedi bu konuyu bitireceksin dedi. Ve bu bana kaç defalarca söyledi, defalarca gözaltına alındım.
TARKAN YAVAŞ : Çıkarken de söylemişlerdi. Artık dağılırsınız herhalde değil mi demişlerdi bu gözaltından sonra.
ADNAN OKTAR: Defalarca. Ben dedim ki, DGM’de sıra için bekliyor, ifade için bekliyorduk, polis yanımdaydı bizim ifade için, dedi artık dedi herhalde bitmiştir dedi Hocam dedi. Yahu dedim ben, çok faydalı oluyor bu, acayip birbirimize bağlandık dedim yani muazzam gelişiriz biz bundan sonra dedim. Adam akıl almaz hırslandı böyle, ben de hemen konuyu değiştirdim. Yani birden eli yüzü değişti böyle nefretle falan, olay çıkmasın diye ben de konuyu değiştirdim. Ben zannetttim hoşuna gidecek zannettim böyle... Hayır biz yani buna çok karşılaştık, dağılın sözleriyle. Ama Cübbeli’nin bu böyle bir konunun içine girmesi çok çok acayip, çok çok manidar. Şaşırtıcı. Ona bunu kim tavsiye etti o da çok acayip. Bana bir kısım aileler geldi diyor, o aileleri oraya kim gönderdi o da acayip. Tabii. Yani zincirin en başı nasıl?
SUNUCU: Niye ona gitsinler ayrıca değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii sana niye geliyorlar? Bir de gelen aileleri bir görseniz, evlere şenlik tipler yani böyle. Tam klasik yani...
SUNUCU: Tahayyül edebiliyorum.
ADNAN OKTAR: Yani Cübbeli’nin şiddetle karşı olduğu tipler. Yani kendi düşüncesine göre ki benim de düşünceme göre öyle. Bak onlarla canciğer kuzu sarması olmuş ve onlarla sırdaş olmuş. Sonra da ona demişler işte seni Habertürk’e çıkaracağız, seni temizleyeceğiz, senin istediğin gibi konuşmanı sağlayacağız, seni meşhur edeceğiz. Ama tek istediğimiz var senden, işte Adnan Hoca ile ilgili konuşacaksın, Mehdi (a.s.)’nin gelmeyeceğini söyleyeceksin, arkadaşlarının dağılacağını söyleyeceksin, biz de seni göreceksin çok iyi savunacağız gibi bir anlaşma olmuş. Zaten bir karşılaştılar canciğer kuzu sarması, sanki 40 yıllık ahbaplar. Elele tutuşmalar falan böyle.
SUNUCU: Abiler falan Hocam, sohbet içinde böyle demişti.
ADNAN OKTAR: Tabii çok acayip. O elele tutuşma o da çok acayibime gitti. Yani öyle, bazen parklarda falan öyle tipler oluyor elele tutuşmuş gezen... İşte, işte dedesi torunuyla falan, gibi değil mi? Hep öyledir yani. Yani garip derken o adamların bunu yapması çok garip. Dede torun gezebilir de onların öyle o tip hareket yapması.
TARKAN YAVAŞ: Bir de siz bir özelde tanısanız diyor, daha da hayret edersiniz.
ADNAN OKTAR: Evet, özelde ne gösterecek, yani hangi marifetlerini gösterecek o da belli değil. Yani bilinmeyen neler var, yani gizlice gösterteceği hangi marifetleri var onu da bilmiyoruz. Yani o gülmeyi demek ki yetersiz görmüş ki başka daha ilave bir şeyler yapmak istiyor yani.
SUNUCU: Yani fasıktan gelen habere göre hareket etmemek. Burada bir izleyicimiz bununla ilgili bir yazı yollamış Hocam. “Adnan Hocam, sizin vesilenizle Kuran’da Allah’ın bize bildirdiği emirleri ve yasakları daha detaylı öğreniyoruz. Örneğin, Allah’ı anmada gevşeklik göstermemek, Müslümanlara destek olmak, çekişmemek, zanda bulunmamak, tecessüs etmemek, öfkeyi yenmek, fasıktan gelen habere göre hareket etmemek, boş şeylerden yüz çevirmek, Kuran okurken şeytandan Allah’a sığınmak, Kuran okunduğu zaman susup dinlemek gibi Allah’ın emrettiği önemli konuları günlük hayatımıza düşünüp uygulamamıza vesile olduğunuz için Allah sizden razı olsun. Kuran’da bildirilen ve dikkat etmekte eksiklik göstermiş olabileceğimiz diğer hükümler nelerdir Hocam?” demiş.
ADNAN OKTAR: O kardeşim çok önemli bir konuyu dile getirmiş. Kuran okunuyor, insanlar sohbete devam ediyorlar. Kuran okunduğu yerde Allah susun diyor, ayet farzdır yani. Kuran okunurken konuşulmaz. Dikkatle Kuran dinlenir. Bu çok önemli. Mesela Kuran okunmadan önce şeytandan Allah’a sığınılır. Yani onu hatırlatmak lazım şeytandan Allah’a sığınmayı. Kardeşimiz güzel önemli şeylere dikkat çekmiş fakat en önemlilerinden bir tanesi de Müslümanların birbirleriyle uğraşmaması, birbirlerini sevmesi ve iyi yönlerini görmeleri ve hayır gözüyle birbirlerine bakmaları, hayra niyet etmeleri. Ama tabii Kuran’ın dünyaya hakimiyetinden bahsetmeyen, Kuran ahlakı dünyaya hakim olsun, zulüm dursun demeyen bir insana alim diyene ben buğz ederim. Yani böyle insana alim denmez. Yani başka bir şeydir o. Yani alim denmesi için... Yani çünkü bize gönderildi Kuran değil mi? Bu uygulansın diye, buradaki ahlakı dünyaya hakim edelim diye Cenab-ı Allah gönderdi. Ne demek yüzyıllar sonrasına ertelemek veyahut tamamen ümit kesmek? Her ikisi de anormal ve haram hareketlerdir, haram tavırlardır. Yani biz, mesela namaz vakti girdiğinde acelesi yok bir hafta sonra kılabiliriz diyebilir miyiz?
SUNUCU: Diyemeyiz evet.
ADNAN OKTAR: Vakti girdiğinde hemen kılmakla mükellefiz. Kuran’ın vakti çoktan girmiştir. Kuran’ın nuzül olmasıyla beraber Kuran’ın vakti girmiştir. Dünyaya hakim olması için gece gündüz sahabeler mücadele vermediler mi? Resullullah (s.a.v.) dünyaya hakim etmek için bütün sahabelerini her yere göndermedi mi? Kuran dünyaya hakim olmadan Müslümanların durup dinlenmesi yoktur. Yani farzdır. Japonya’ya kadar, Çin’e kadar, Fransa’sı, dünyanın her tarafına Kuran ahlakının hakim olması lazım. Bunun dışında dünyada huzur ve mutluluk olmaz. Fakat hepsinden önemli Allah’ın emridir o, farzdır. Bu ahlak hakim oldumu ne zulüm olur ne kan olur, ne kargaşa olur, dünyada da cennet hayatı ahirette de cennet, sonsuz cennet vardır. Öbür türlü dünyada da cehennem hayatı yaşar insanlar, ahirette de cehennemi yaşarlar. Onun için bu konuda İslam’ın dünyaya hakim olmasını isteyen alimleri Müslümanlar sevsin ve onları desteklesinler. Bunu savunmayan kişilerin hiç peşinden gitmesinler ve kuşkulu görsünler ve onları uyarsınlar sorsunlar niçin bunu istemiyorsun diye. Yani niçin Allah’ın rahmetinden ümit kesiyorsun desinler. Çünkü Allah’ın rahmetinden ancak kafirler ümit keser diyor Allah ayette. Yani sen niçin ümit kesiyorsun diye sormaları lazım. Yahut bizi niye pasifliğe itiyorsun, niye bizim şevkimizi kırmaya çalışıyorsun, mücadele azmimizi niye durdurmaya çalışıyorsun, ne istiyorsun Müslümanlar’dan diye sormaları lazım. Müslümanları böyle alakasız konularla meşgul edip ana konulardan uzaklaştırmak haram olur.
SUNUCU: Detaylara takılarak Hocam, şey Said Nursi Hazretlerinin dediği gibi işte bu devir iman kurtarma devridir. İman elden gidiyor ama insanlar detaylarla uğraşarak, imani noktaları gerçekten, yani küçük bir yerde İslam’ın yaşanması fikrindeler. Böyle bir şey olmaz, İslam dünyaya hakim olmalı yani gerçi amacı da bu Kuran’ın.
ADNAN OKTAR: Tabii, yani bizim camide yaşansın diyor, bizim mahallede yaşansın yeter. Olur mu? Kuran sadece o camiye o mahalleye gelmedi ki. Bütün dünyaya geldi ve dünyadaki zulümü nasıl görmezden gelirsiniz siz? Bakın kardeşimiz yazmış mektupta, yani insan yığını... Adamlar, insanları asıp kesip, onları satıp onları paraya çeviriyorlar. Yani ne kadar korkunç bir ortam var. Hafta 8, gün 9 çocuklar kayboluyor. Dünyanın her yerinde cinayetler işleniyor. Müslümanların, günde 100-200-300 Müslümanın şehit edilmesi çok sıradan bir olay olarak görülüyor yani sanki bir kedi öldü yani değil mi? Yahut böcek kadar değer vermiyorlar yani.
SUNUCU: Haber değeri bile yok Hocam artık.
ADNAN OKTAR: Tabii yani çok önemli. Yani televizyonda şu an duymuyoruz. Mesela Afganistan’da her gün onlarca yüzlerce insan şehit ediliyor. Irak’da da öyle faili meçhul çok fazla insan şehit ediliyor, birçok yerinde dünyanın, yani say say bitmez. Kimsenin haberi yok. O televole kültürüyle insanları meşgul ediyorlar. İşte bedava yemek yesin, promosyon bir hediye alsın, birini dolandırsın, yalan söylesin, hoplasın zıplasın, havuzun içerisinde böyle şaklabanlıklar yapsın boş hayatını geçirsin, hiçbir şey üretmesin, zulümle ilgilenmesin, zulüme çözüm aramasın, böyle bir mantık geliştirmeye çalışıyorlar ve bunu sürekli ikna etmeye çalışıyorlar. Bunlara karşı suskun kalmak haram olur. Yani Müslüman gereğini yapacaktır. Ama yapmasalar dahi illaki İslam’ın dünyaya hakim olduğunu görüyorlar, yani Allah Cabbar ismiyle zorla hakim eder. Yani milyonlarca insan karşı koysa da Allah’ın gücüne kimsenin gücü yetmez. Allah Mehdi (a.s.)’yi çıkaracağım demiştir, çıkarmıştır Mehdi (a.s.)’sini, Mesih (a.s.)’i indireceğim diyor Cenab-ı Allah, onu da görecek insanlar. Ki Mesih (a.s.) gelmiş de olabilir onu da söyleyeyim. Yani ayrı bir konu olarak onu da söyleyeyim. Fakat görmek olayı ayrıdır. Mehdi(a.s.)’yi de Mesih (a.s.)’i de insanlar yakın bir zamanda görecek inşaAllah.
TARKAN YAVAŞ: Cenab-ı Allah inşaAllah, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım, müşrikler istemese de Allah nurunu tamamlayıcıdır diyor inşaAllah bir ayet-i kerimede.
ADNAN OKTAR : MaşaAllah, maşaAllah. Elhamdüllah.
SUNUCU: Yine Hocam dünyadaki şiddetlerden de bahseden bir mailimiz var. “Hocam bazı Müslüman ülkelerde de futbolun çok büyük şiddet olaylarına neden olması beni çok şaşırtıyor. Örneğin Cezayir-Mısır arasındaki maçın ardından 14 ölü 254 yaralı 175 de trafik kazası olmuş. İnternet üzerinden iki ülkedeki Müslümanlar büyük bir kavga yürütüyorlar. Bu konuda ne tavsiye edersiniz Müslüman kardeşlerimize?” demiş Ali, Kahramanmaraş’tan.
ADNAN OKTAR: Bakın bu çok manidar. Cezayir ve Mısır masonların en çok olduğu ülkelerdir. Ve Darwinizm’in, Materyalizm’in de ve sosyalist düşüncenin de en yaygın olduğu iki ülkedir. Sosyalist-Darwinist eğitimin, materyalist eğitimin neticesinde gençlik bu hale gelmiştir. Allah’tan korkan, maç için kim kimi yendi mantığı için birbirini kırıp geçirir mi? Allah’tan korkar. Yani bir de çok komik bir şey yani bir tahtanın arasından bir top, meşin, şişmiş top geçecek onun için hadise çıkartılacak, onun için insanlar birbirlerini öldürecek. Kimin kalesine bu meşin, şişmiş meşin top kaç defa geldi gitti onun hesabını yapacaklar ve ona göre de arbede çıkaracaklar. Aklı başında bir insanın yapacağı bir şey mi şu? Yani nedir yani nihayet şöyle bir değil mi deriden şişirilmiş top ve üç tane tahtanın arasından filelerin arasından yuvarlanıyor top. Kime daha fazla o top geldi gibisinden arbede çıkartıp birbirlerini yerle bir ediyorlar ve öldürüyorlar. Bu çok büyük bir rezalettir. Mısır’da ve Cezayir’de masonların bir aldıkları neticedir. Geçenlerde masonlar, Darwinistler toplandılar Mısır’da. Masonların ayrı toplantısı oldu, Darwinistlerin ayrı toplantısı oldu. Ne yapacağız bu Harun Yahya olayına karşı Mısır’da da Darwinizm’i yerle bir ettiler. Diğer İslam ülkelerinde de yerle bir ettiler. Bundan nasıl çözüm alabiliriz diye bunun paniği içindeydiler. Toplantı yaptılar ama toplantıdan da bir şey çıkmadı tabii. Bizim yapacağımız tabii Mısır’daki kardeşlerimize de Cezayir’deki kardeşlerimize de daha fazla ulaşıp, oralarda da Darwinizm’i Materyalizm’i tamamen bitirmek. Yani Darwinizm’in, Materyalizm’in bittiği yerde İslam güneşi bütün sıcaklığıyla, bütün gücüyle yayılıyor.
SUNUCU: Evet, yani pansuman tedavisiyle bir yere varamayız Hocam. Olayı kökten çözmek zorundayız değil mi?
TARKAN YAVAŞ: Cezayir Cumhurbaşkanı da inşaAllah ilk Türk-İslam Birliği’nin oluşması için böyle beyan eden Türkiye’nin liderliğinin olmasını isteyen beyanı olmuştu Hocam. İlk beyanı olanlardandı inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mısır’da, Suriye’de olsun, Cezayir’de olsun kardeşlerimiz gittikçe şuurlanıyorlar. Akıllı, oturaklı böyle derin düşünen Müslüman kardeşlerimin sayısı gittikçe, çok fazla artıyor. Zaten vardı ama gittikçe artıyor sayıları. İnşaAllah bir süre sonra bu çok netleşecek. 3-5 yıla kadar net netice alırız inşaAllah.
SUNUCU: Yine az önce konuştuğumuzla ilgili bir mailımız var Hocam. “Selamun aleyküm Hocam.”
ADNAN OKTAR: Aleyküm selam.
SUNUCU: “Hahamlarla görüşmeleriniz çok önemli adımlar. İnsanlarımızın hıristiyanlara ve musevilere kötü bakmalarına şaşıyorum. Sevmek isteyen bence sevebilir Hocam. Yalnız güzel gözle bakmak lazım. İnternette Hıristiyan olsun, Musevi olsun yani diğer dinlerden dillerini bilmesem de arkadaş edinmeye çalışıyorum. Hocam sizce muhtemel ne zamana diğer kardeşlerimizle içiçe olmaya başlayacağız? Herkes o günü bekliyor Hocam. Teşekkür ederim, iyi yayınlar diliyorum. Allah yardımcınız olsun.” demiş. İsmini vermemiş kardeşimiz.
ADNAN OKTAR: Mehdiyetin gölgesi dünyanın üstüne düştükten sonra zaten aksi bir olay olmaz. Bunu da çok açık aleni görüyoruz şu an. Gönülleri çok rahat olsun. Tabii ki Hıristiyan, Evanjelik masonlar, yine Mısır’da Cezayir’de Türkiye’de de bulunan mason Müslüman alimler, bir kısım mason Müslüman alimler ittifak halinde Hıristiyanları ve Müslümanları birbirlerine düşürmeye çalışıyorlar. Mehdiyetin olduğu yerde bu oyunu yapamazlar. Çoktan bu geçti yani mümkün değil. Mehdi (a.s.) onları toz duman eder Allah’ın izniyle ve ediyor ve edecek. Göreceksiniz. Hiçbirinin gücü yetmez. Allah diyor onlar bir tuzak kurdular Ben de bir tuzak kurdum, Benimki daha çetin diyor Allah. Allah’ın tuzağına düştüler şu an. Ve kıvranma şeklinde şu an. Sadece kıvranıyorlar. Hiçbir oyun oynayamazlar. Musevilerle de dostluğumuz oluşacak, oluşuyor, oluştu zaten. Hıristiyanlarla da öyle. Onlar hepsi bizim canımız ciğerimiz kardeşlerimiz. İnşaAllah hepsi Allah’a inanıyorlar. Hıristiyanlarda da inşaAllah o teslis inancı son bulacak. Mesih (a.s.)’in gelmesiyle hepsi birlikte Müslüman olacaklar. Hepsi bizim canciğer kardeşimiz olacaklar. Çok az bir vakit kaldı. Potansiyel Müslümanlardır. Çok kısa süre sonra olacaklar, görecekler inşaAllah.
TARKAN YAVAŞ: Hocam bir oyun oynanıyordu bu Hıristiyanlarla Müslümanları birbirine düşürmek üzere. MaşaAllah siz müdahale edip inşaAllah o Hıristiyanların yanlış inancını düzeltmiştiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çok köklü bir oyun hazırlamışlardı. Yani İran’ı da işin içine sokacaklar, Türkiye’yi de işin içine sokacaklardı. O oyunu ben kökten bozdum. İran’la savaşacaklardı o oyunu da bozduk. Allah’a çok şükür günbegün daha ilerliyoruz. Şimdi inşaAllah bayramda Musevi misafirlerim var, Sanhedrin hahamları geliyorlar. Yeni bir haham daha var yeni gelen inşaAllah onlarla da böyle sohbet konuşmalar yapacağız bu da basına zaten yansır. Göreceksiniz. Hıristiyan yine kardeşlerimizi onları da çağıracağız. Onlarla da görüşeceğiz. Allah’a inananlar gönülleri çok rahat olsun. Mehdi devrinde, Mesih (a.s.) devrinde hepsi bayram sevinci yaşayacaklar. İslam’dan başka da hiçbir din kalmayacak ve hepsi bu güzel nimetin sevinciyle adeta coşacaklar, göreceksiniz inşaAllah.
TARKAN YAVAŞ: Hocam çok güzel resimler var yaratılış gerçeğiyle ilgili.
ADNAN OKTAR: Severim ben onun güzel canını. O tatlı canını. Bak bunu görüyor adam daha hala Allah var mı yok mu diye tartışmaya giriyor. Yani sırf şu ihtişam Allah’ın varlığı için yeterlidir başka yani tek delil olarak şu bile yeter.
SUNUCU: İşte Hocam gözleri var görmezler.
ADNAN OKTAR: Bak şu şekerliklere bak şunlara, şunlara. Şunun tatlılığına. MaşaAllah. Elhamdülillah. Allah’ın Cemal isminin tecellileri bunlar işte. Cemal sıfatının tecellileri.
SUNUCU: Çok tatlılar.
ADNAN OKTAR: Bak Rahman ve Rahim isminin de tecellileri inşaAllah. Bak şekerliğe bak şunlara. Tam minik kuzu bunlar.
TARKAN YAVAŞ: Bir de sevimli hayvanlar vardı Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam. MaşaAllah.
SUNUCU: Gerçekten bunları görmek sadece iman etmeye yeterli olması lazım.
ADNAN OKTAR: Baksana şunların ahbaplığına. Oturuyorlar Müslümanları birbirilerine düşürüyorlar. Bakın onlar bile birbirlerini ne çok seviyorlar. Baksana keratanın pozuna.
SUNUCU: Hocam burada da bir kedimiz vardı geçen gün.
ADNAN OKTAR: Evet. Annesine bak nasıl sevgi gösteriyor. MaşaAllah. Bak o da kardeşini kucaklamış. Çocuğunu kucaklamış. MaşaAllah.
SUNUCU: Hocam ağznıza sağlık. Programımızın sonuna geldik bu akşam.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun. Sağolun.
SUNUCU: Çok teşekkür ediyoruz inşaAllah. Yarın akşamki programda tekrar izleyecilerimizle buluşursunuz.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: Tarkan Bey size de çok teşekkür ediyorum.
TARKAN YAVAŞ: Rica ederim. Estağfurullah.
SUNUCU: Efendim bu akşamki programınızın sonuna geldik. Yarın inşaAllah DEM TV ve TEMPO Tv’de Adnan Oktar’la Başbaşa devam edecek. 21:00 ve 22.45 saatleri arasında DEM TV ve TEMPO TV’den programı izleyebilirsiniz. Bunun dışında yine bazı radyolarımız var canlı olarak dinleyebileceğiniz. Ilgın FM var Konya’dan 97.4, Yıldız FM var Tekirdağ 87.2, Genç FM Karaman 93.3, Mavi Karadeniz Radyo 106.4, Radyo 37 Kastamonu 95.2, Radyo STAR Aksaray 94.0, Emek Radyo Mardin 101.0, Radyo Enerji Ordu 90.0, Keyif FM Nevşehir 92.7’den de her zaman olduğu gibi yarın akşam programı canlı olarak dinleyebilirsiniz efendim. Yarın Kurban Bayramının birinci günü. Buradan hepinizin Kurban bayramı mübarek olsun inşaAllah. Kestiğiniz kurbanlar Allah’a ulaşsın sevap olarak inşaAllah. Yarın akşam görüşmek üzere. Emanet edilmesi en emine emanet olun.
Bu eser 752 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;